26 Eylül 2026 Cumartesi

trakeal - tubokürarin

trakeal : gre., lat. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım eki) + alis (ile ilgili, -a ait) * trakeaya ait olan, trakea ile ilgili bulunan, soluk borusunun yapısı, anatomisi veya işlevleriyle ilişkili olan

trakebronşial : gre., lat. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım eki) + bronkhos (soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları; boğaz, soluk borusu) (gre.) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * soluk borusu ve bronşlarla ilgili olan, trakea ile bronşları birlikte ilgilendiren, bu yapıların anatomik özellikleri veya işlevleriyle ilişkili olan

trakebronşit : gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım eki) + bronkhos (soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları; boğaz, soluk borusu) + itis (iltihap, enfeksiyon, yangı, enflamasyon, sorun, hastalık eki) * trakea ve bronşların iç yüzünü döşeyen mukozanın birlikte iltihaplanmasıyla ortaya çıkan, öksürük, balgam, göğüste rahatsızlık ve solunum yollarında irritasyona yol açabilen solunum yolu hastalığı

trakelektomi : gre. * trakhelos (boyun, ense) (trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + elos (isim yaım eki) ) + ektomia (kesip çıkarma) (ek (dış, dışarı, harici) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * erken evre rahim ağzı kanserine yakalanmış, çocuk sahibi olma isteğini (doğurganlığı) kaybetmek istemeyen genç kadınların rahim ağızlarının (serviks) cerrahi olarak çıkarılması işlemi (rahim korunur, sadece hastalıklı olan serviks ve çevre dokular alınarak rahim tekrar vajinaya bağlanır.)

trakeobronkomalazi : gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım eki) + bronkhos (soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve bunların dalları; boğaz, soluk borusu) + malakia (yumuşaklık, hastalık) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * trakea ve bronşların kıkırdak yapılarının normalden daha zayıf ve yumuşak olması sonucunda solunum sırasında hava yollarının kolayca daralmasına veya çökmesine yol açan, özellikle çocuklarda görülebilen solunum yolu hastalığı

trakeomalazi : gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım eki) + malakia (yumuşaklık, hastalık) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * trakeanın kıkırdak yapısının normalden daha yumuşak ve zayıf olması sonucunda solunum sırasında trakea duvarlarının kolayca içe doğru çökmesine ve hava akımının daralmasına yol açan durum, soluk borusu kıkırdaklarının yumuşaklığı ve buna bağlı hava yolu çökmesi

trakeoözefagal : gre., lat. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım eki) + oisophagos (yemek borusu; ağızdan mideye yiyecek taşıyan tüp) (oisein (taşımak) + phagein (yemek, yutmak, tüketmek) + os (isim yapım eki) (gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * soluk borusu ile yemek borusuna ait olan, trakea ve özefagus arasındaki anatomik yapı veya ilişkiyle ilgili bulunan

trakeoskop : gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım eki) + skopein (gözlemek, bakmak, incelemek, gözlemlemek, araştırmak), skopos (gözlem, görüş, bakma, bakış, hedef, amaç, niyet, gaye, gözlem, gözlenen, bakılan) * trakeanın iç yüzeyini ve yapısını doğrudan görüntülemek, incelemek ve gerektiğinde örnek almak veya küçük girişimlerde bulunmak amacıyla kullanılan, ışık kaynağı ve optik görüntüleme sistemi bulunan tıbbi endoskopik cihaz

trakeoskopi : gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım eki) + skopein (gözlemek, bakmak, incelemek, gözlemlemek, araştırmak), skopia (görüş, hedef, gözetme, gözetleme, gözlem, gözleme, bakma, hedefleme) (skopos (gözlem, görüş, bakma, bakış, hedef, amaç, niyet, gaye, gözlem, gözlenen, bakılan) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * trakeanın iç yüzeyini ve yapısını doğrudan görüntülemek ve incelemek amacıyla gerçekleştirilen, özel bir endoskopik cihaz kullanılarak soluk borusunun değerlendirilmesini sağlayan tıbbi tanı ve inceleme işlemi

trakeostomi : gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım eki) + stomia (ağız açma, delik açma) (stoma (ağız, açıklık, açılış) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * soluk borusunun ön boyun bölgesinden cerrahi olarak açılması, cilt ile trakea arasında kalıcı veya geçici bir hava yolu açıklığı oluşturulması ve solunum yolunun bypass edilerek doğrudan trakea üzerinden hava giriş çıkışının sağlanması için yapılan cerrahi işlem

trakeotomi : gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım eki) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesilmiş) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * soluk borusunun cerrahi olarak kesilerek açılması, trakea duvarında bir kesi oluşturularak hava yoluna doğrudan ulaşılmasını sağlayan cerrahi işlem

trakit : gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + ites (element, kayaç ve mineral eki) * ağırlıklı olarak alkali feldispattan oluşan, genellikle ince taneli veya porfiritik (iri kristalli) dokuya ve gri, beyaz, açık pembe veya sarımsı renge sahip olan, derinlik kayacı olan siyenitin yüzeydeki (volkanik) eşdeğeri olarak bilinen açık renkli, ince taneli bir magmatik (volkanik) kayaç türü

trakomatis : gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + oma (tümör, kabarma, şişme, şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) + itis (iltihap, enfeksiyon, yangı, enflamasyon, sorun, hastalık eki) * insanlarda cinsel yolla bulaşan klamidya enfeksiyonuna ve gözde körlüğe yol açabilen trahom hastalığına neden olan, hücre içinde yaşayarak hem üreme sistemini hem de göz dokularını etkileyebilen zararlı bir bakteri türü

trakonya : gre. * drakon (ejderha) + ia (durum eki) * Trachinidae (trakonyagiller) familyasından olan, Türkiye denizlerinde (Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz) yaşayan, sırtında ve solungaç kapaklarında şiddetli zehir barındıran dikenleri olan, sığ sularda, kumlu ve çakıllı kıyılarda kum altına gizlenerek avlanan dip balığı, trachinus draco

traksiyon : lat. * tractio (trahere (çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + tio (isim yapım eki) ) * çekme; omurgadaki sıkışmaları açmak, fazla basınç azaltılmak, omurların arasındaki sıkışıklıkları gidermek ve bozukluklar düzeltilmek için uygulanan işlem

traktör : lat. * tractus (çekilmiş, sürüklenmiş, cezbedilmiş, görütülmüş) (trahere (çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + ctus (isim yapım eki) ) + or (-cı, yapan, eden eki) * tarımda pulluk, biçerdöver, römork ve benzeri araçları çekmek, tarımsal arazide çeşitli işleri yürütmek ve yüksek çekiş gücü sağlamak amacıyla kullanılan, genellikle büyük arka tekerleklere ve motor gücüyle çalışan bir araca sahip motorlu iş makinesi

traktus : lat. * tractus (çekilmiş, sürüklenmiş, cezbedilmiş, görütülmüş) (trahere (çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + ctus (isim yapım eki) ) * çekme, sürükleme, bir yerden başka bir yere uzanan yol veya hat; anatomide belirli bir işlevi yerine getiren sinir lifleri veya sinir yollarının oluşturduğu demet, yol veya bağlantı sistemi

trakunya : gre. * drakon (ejderha) + ia (durum eki) * Trachinidae (trakonyagiller) familyasından olan, Türkiye denizlerinde (Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz) yaşayan, sırtında ve solungaç kapaklarında şiddetli zehir barındıran dikenleri olan, sığ sularda, kumlu ve çakıllı kıyılarda kum altına gizlenerek avlanan dip balığı, trachinus draco

trakya : gre. * thraike (thrassein (cesaretlendirmek, yüreklendirmek, cüretkâr kılmak), thrasys (cesur, yiğit, bahadır, cüretkar, gözü pek, atılgan) + eia (isim yapım ve yer eki) ) * Balkanlar’ın güneydoğusunda, günümüzde Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan topraklarının bir bölümünü kapsayan tarihî ve coğrafi bölge, Trakların yaşadığı topraklar

tralala : lat. * tralala (müzikte sözsüz ritim tutarken ya da mırıldanırken çıkarılan ezgili sesinden ses yansımalı onomatopeik kelime) * genellikle şarkı nakaratlarında mırıldanılan, neşe, tasasızlık veya hafif bir alay ifade eden anlamsız heceler bütünü

tram : ing. * tram (kiriş, kalas) + way (yol) * şehir içi ulaşımda raylar üzerinde hareket eden, genellikle elektrik enerjisiyle çalışan, yolcu taşımaya yarayan hafif raylı toplu taşıma aracı; tramvay

tramadol : lat. * tr (sikloheksanol halkasına bağlı metoksisifenil (methoxyphenyl) grubu belirteci) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) * orta ve şiddetli ağrıların tedavisinde kullanılan, merkezi sinir sistemi üzerinde etkili sentetik opioid analjezik ilacın etken maddesi (C16H25NO2)

trambolin : ita. * trampolino (sıçrama tahtası, zıplama tahtası, tramplen) (trampare (çiğnemek, ayakla basmak, ayakla ezmek, üzerine basmak, üzerinden geçmek) + olino (isim yapım ve araç eki) ) * sporcuların sıçrama hareketini gerçekleştirmek, havaya yükselmek veya yüksekliğe ulaşmak için kullanılan, esnek bir yüzey veya yaylı düzenek üzerine basılarak sıçramayı sağlayan spor aracı

trametinib : lat., gre * tr (sikloheksanol halkasına bağlı metoksisifenil (methoxyphenyl) grubu belirteci) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) + tinib (tyrosine kinase (tirozin kinaz) inhibitörü) (tyrosine (aminoasit) (turos, tyros (peynir) + ine (ile ilgili, gibi, -a ait) ) + kinesis, kinase (kinein (hareket ettirmek, devindirmek, kıpırdatmak, kımıldatmak; hareket etmek, devinmek, kıpırdamak, kımıldamak) + asis (son ek) ) (gre.) + inhibitor (engelleyici, önleyici, mani olan) (gre.) * MEK1 ve MEK2 enzimlerini inhibe ederek RAS/RAF/MEK/ERK sinyal yolunun aktivitesini azaltan, özellikle BRAF V600 mutasyonu taşıyan bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan antineoplastik ilacın etken maddesi (C26H23F2G6IN5O4)

trampa : ita. * trampare (çiğnemek, ayakla basmak, ayakla ezmek, üzerine basmak, üzerinden geçmek) + a (isim yapım eki) * bir mal veya hizmetin para kullanılmadan başka bir mal veya hizmetle doğrudan değiştirilmesi, takas yoluyla yapılan alışveriş, değiş tokuş

trampet : ita. * tromba (borazan) + etta (küçültme eki) * metalden yapılmış, ağızlık ve kıvrımlı bir borudan oluşan, üflenerek ve valfler kullanılarak ses çıkarılan bakır üflemeli çalgı

tramplen : ita. * trampolino (sıçrama tahtası, zıplama tahtası, tramplen) (trampare (çiğnemek, ayakla basmak, ayakla ezmek, üzerine basmak, üzerinden geçmek) + olino (isim yapım ve araç eki) ) * sporcuların sıçrama hareketini gerçekleştirmek, havaya yükselmek veya yüksekliğe ulaşmak için kullanılan, esnek bir yüzey veya yaylı düzenek üzerine basılarak sıçramayı sağlayan spor aracı

tramvay : ing. * tram (kiriş, kalas) + way (yol) * şehir içi ulaşımda raylar üzerinde hareket eden, genellikle elektrik enerjisiyle çalışan, yolcu taşımaya yarayan hafif raylı toplu taşıma aracı; tram

tranç : lat., ita. * trincare (enlemesine kesmek, dilimlemek) (lat.); trancia (dilim) (ita.) * hayvanın but kısmından çıkan yağsız bir et; dilim

trança : lat., ita. * trincare (enlemesine kesmek, dilimlemek) (lat.); trancia (dilim) (ita.) * Sparidae (çipura balığıgiller) familyasından, gövdesi oval ve yanlardan basık, genellikle gümüşi renkte olan, Akdeniz ve Ege denizlerinde yaşayan bir deniz balığı, Sparus aurata ile yakın akraba olan bir balık türü

trandelenburg : alm. * Trendelenburg (Alman cerrah Friedrich Trendelenburg’un soyadından) * hastanın sırtüstü yatırılarak başının ayaklarından daha aşağıda, gövdesinin eğimli bir pozisyonda tutulduğu, özellikle cerrahi uygulamalarda ve bazı tıbbi değerlendirmelerde kullanılan vücut pozisyonu

trandolapril : lat. * tran (farmasötik ön ek) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) + pril (ACE inhibitörü (anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörü) grubu belirteci) * anjiyotensin dönüştürücü enzimi (ACE) inhibe ederek damarların gevşemesini ve kan basıncının düşmesini sağlayan, hipertansiyon tedavisinde kullanılan, etil ester yapısında bir ACE inhibitörü ön ilacın etken maddesi (C24H34N2O5)

traneksamik asit : lat. * tra (3D geometrik dizilimi (trans-izomer konumunu) belirteci) + ex (sikloheksan halkasına (exane/heksan) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) + acidum (ekşi, asit) * kanamayı azaltmak veya durdurmak amacıyla kullanılan, fibrin pıhtılarının parçalanmasını önleyerek kanın pıhtılaşmasının korunmasına yardımcı olan sentetik antifibrinolitik ilacın etken maddesi (C8H15NO2)

tranilsipromin : * tran (farmasötik ön ek) + yl (alkil eki; kimyasal radikal hidrokarbon veya türev eki) + kuklos, kyklos (daire, devir, çember, döngü, dönem, tekerlek, dairesel hareket, siklus) + propyl (propil (C3H7) grubu eki) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) * monoamin oksidazı (MAO) inhibe ederek beyinde norepinefrin, serotonin ve dopamin gibi monoamin nörotransmiterlerinin parçalanmasını azaltan, özellikle depresyon tedavisinde kullanılan sentetik antidepresan ilacın etken maddesi (C9H11N)

trankilizan : lat. * tranquillus (sakin, sessiz, dingin, huzurlu) (tranquus (sakin, sessiz, dingin, huzurlu) + ellus, illus (küçültme eki) ) + izare (dönüştürmek, kılmak, hale getirmek) + ens, ent (-cı, yapan, eden eki) (lat.); tranquillisant (fra.) * merkezi sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı ve sakinleştirici etki oluşturan, kaygı ve huzursuzluğu azaltmak amacıyla kullanılan ilaç veya madde, sakinleştirici ilaç, yatıştırıcı, sedatif

tranquillo : lat. * tranquillus (sakin, sessiz, dingin, huzurlu) (tranquus (sakin, sessiz, dingin, huzurlu) + ellus, illus (küçültme eki) ) (lat.); illo (ita.) * müzikte eserin sakin, dingin ve huzurlu bir karakterde, genellikle daha yumuşak ve telaşsız bir anlatımla icra edilmesini belirten tempo ve ifade terimi

trans : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) * kişinin dış dünyaya ve çevredeki uyaranlara karşı duyarlılığının azaldığı, bilincin daraldığı veya belirli bir noktaya odaklanarak aktif kalmaya devam ettiği derin bir gevşeme hali, odaklanma ve yarı uyanıklık hali; doğumda atanan cinsiyeti, kişinin kendi hissettiği ve sahip olduğu cinsiyet kimliği ile uyuşmayan ve bu nedenle cinsiyet değişimi operasyonu geçirmiş birey

transaksiyal : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + axialis (axis (aks, eksen) + ialis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * bir eksenin karşısından veya bir eksen boyunca geçen, ekseni kesen veya eksenle ilişkili olan; bir yapının eksenine göre konumu veya eksen üzerinden geçen düzlem ile ilgili olan

transaminaz : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (ammonia (ammon, ammoniakos (gizli, örtülü, güvende, emin) + ine (gibi olan, ile ilgili, kimyasal madde eki) ) + ase (enzim eki) * amino grubunun bir amino asitten başka bir amino aside veya bir keto aside aktarılmasını katalizleyen, amino asit metabolizmasında ve azot metabolizmasında görev yapan enzim grubu

transandans : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ascendere (yükselmek, çıkmak) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + scandere (tırmanmak, yukarı çıkmak) ) + entia (isim yapım ve durum eki) * deneyim veya maddi dünyanın sınırlarının ötesine geçme, onları aşma durumu, aşkınlık

transandant fonksiyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ascendere (yükselmek, çıkmak) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + scandere (tırmanmak, yukarı çıkmak) ) + ens, ent (-cı, yapan, eden eki) + fungere (yapmak, yerine getirmek, uygulamak), functio (yapma, yerine getirme, icra, işlev, görev) (fungi, fungere (yapmak, yerine getirmek, icra etmek, işlemek, uygulamak) + tio (isim yapım eki) ) * matematikte değişken ile sabitler arasında yalnızca cebirsel işlemler kullanılarak ifade edilemeyen, üstel, logaritmik, trigonometrik ve benzeri özel fonksiyonları kapsayan, cebirsel olmayan fonksiyon, aşkın fonksiyon

transandantal : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ascendere (yükselmek, çıkmak) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + scandere (tırmanmak, yukarı çıkmak) ) + entia (isim, yer ve durum eki) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * deneyim veya duyusal bilginin ötesinde yer alan ve aklın veya sezginin işleyişine özgü olan, aşkınlıkla ilgili felsefi bir kavram

transandantal sayılar : lat, ara. * transcendentalis (aşkın, öteye ait, öte ile ilgili, geçmiş) (lat.) + sayı (nicelik, miktar, rakamla ifade edilen değer) + lar (çoğul eki) (tür.) * π ve e gibi cebirsel olmayan, yani herhangi bir polinom denkleminin kökü olmayan sayılar

transandantalizm : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ascendere (yükselmek, çıkmak) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + scandere (tırmanmak, yukarı çıkmak) ) + entia (isim, yer ve durum eki) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + ismus (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * insan deneyiminin, bilginin veya düşüncenin sınırlarını aşan ilkelere ve aşkın gerçekliklere dayanan felsefi görüş veya düşünce akımı

transatlantik : lat., gre., ber. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) + atlantikos (Atlas, Atlant (Yunan mitolojisinde gök kubbeyi taşıyan Titan, yük taşıyan, dayanıklı) (gre.); adrar (yük taşıyan, sert, dayanıklı; dağ) (ber.) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.) * Atlas Okyanusu'nu aşan, Atlas Okyanusu'nun karşı tarafları arasında gerçekleşen veya iki yakası arasındaki ulaşım, iletişim, ticaret ve ilişkilerle ilgili olan, özellikle Avrupa ile Amerika arasındaki bağlantı ile ilgili olan

transdermal : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) + derma (cilt, deri, ten, örtü, kabuk), dermatos (cilt, deri, ten ile ilgili) (gre.) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * derinin dış yüzeyinden geçerek deri altındaki dokulara veya sistemik dolaşıma ulaşan; cilt yoluyla vücuda verilen (ilaç veya kimyasal madde)

transdinyester : lat., sla. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) + dniestr (Ukrayna'da doğup Moldova topraklarından geçerek Karadeniz'e dökülen, yaklaşık 1.360 km uzunluğundaki nehir, Dinyester Nehri) (sla.) * Dinyester Nehri'nin ötesinde veya doğusunda bulunan, özellikle Moldova'dan ayrılarak Dinyester'in doğu kıyısında yer alan ve uluslararası alanda Moldova'nın parçası kabul edilen bölge

transduser : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ducere (yönlendirmek, liderlik etmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak, kapmak) * bir enerji biçimini başka bir enerji biçimine dönüştüren, özellikle fiziksel bir büyüklüğü elektriksel sinyale veya elektriksel bir sinyali fiziksel bir çıktıya dönüştürerek ölçüm, algılama ve kontrol sistemlerinde kullanılan cihaz veya dönüştürücü

transdüksiyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ductio (ducere (yönlendirmek, liderlik etmek, çekmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak, kapmak) + tio, tionem (isim yapım eki) ) * bir enerji, sinyal veya fiziksel etkinin bir biçimden başka bir biçime dönüştürülerek aktarılması, özellikle biyolojide bir bakteriyofaj aracılığıyla bakteriler arasında genetik materyalin aktarılması veya fizyolojide bir uyarının hücresel bir sinyale dönüştürülmesi süreci

transdüser : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ducere (yönlendirmek, liderlik etmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak, kapmak) * bir enerji biçimini başka bir enerji biçimine dönüştüren, özellikle fiziksel bir büyüklüğü elektriksel sinyale veya elektriksel bir sinyali fiziksel bir çıktıya dönüştürerek ölçüm, algılama ve kontrol sistemlerinde kullanılan cihaz veya dönüştürücü

transekokardiyografi : lat., gre., ing. * transthoracicechocardiography (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + thoraxikos (göğüs ile ilgili) (thorax (göğüs, göğüs kafesi, zırh) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.) + ekho (yankı, ses yansıması, sesin geri dönüşü) + cardio (kalp) (gre.) + graphia (yazı yazma, işaretleme, çizme) (graphos (yazı, yazım, çizim, kayıt, işaret) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) (gre.) * göğüs duvarı üzerinden ultrason dalgaları gönderilerek kalbin yapısının, odacıklarının, kapaklarının ve kan akımının görüntülenmesini sağlayan, kalbin anatomik ve işlevsel özelliklerini değerlendirmek için kullanılan ultrasonografik görüntüleme yöntemi

transeksiyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + sectio (kesme, kesim, ayrım, kısım, bölüm) (secare (kesmek, ayırmak, bölmek) + tio (isim yapım eki) ) * bir doku, organ, damar, sinir veya anatomik yapının enine veya başka bir düzlemde cerrahi veya travmatik olarak tamamen kesilerek iki parçaya ayrılması işlemi, anatomik bir yapının bütünlüğünün kesilerek bozulması durumu

transeksüel : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + sexualis (cinsel) (sectus, sexus (cins, cinsiyet, ayrım, ayrışım, kesim, bölünme) (secare (kesmek, ayırmak, bölmek) + ectus, exus (geçmiş zaman ve isim yapım eki) ) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * doğumda atanan cinsiyeti, kişinin kendi hissettiği ve sahip olduğu cinsiyet kimliği ile uyuşmayan ve bu nedenle cinsiyet değişimi operasyonu geçirmiş birey

transeliminasyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + eliminare (elemek, ayıklamak) (ex (dış, dışarı, harici, yokluk, olmama) + liminare (limen, limin (eşik, sınır) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) * bir maddenin, iyonun, metabolik ürünün veya başka bir bileşenin bir ortamdan başka bir ortama geçirilerek sistemden uzaklaştırılması, bir maddenin bir yapı veya bölgeden başka bir bölgeye aktarılması yoluyla elimine edilmesi süreci

transenfekte : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + in (iç, içeri, içeride, içeriye, içinde, içine, üzerine, üstüne) + fectus (konmuş, yapılmış) (facere, ficere (yapmak, etmek, eylemek, işlemek, icra etmek, oluşturmak) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) (lat.); infecté (fra.) * bir hücreye veya hücre grubuna yabancı genetik materyalin aktarılması sonucunda genetik materyali taşıyan ve bu materyali ifade eden hücreyi ifade eden, transfeksiyon işlemi uygulanmış (hücre veya biyolojik sistem)

transfeksiyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + in (iç, içeri, içeride, içeriye, içinde, içine, üzerine, üstüne) + facere, ficere (yapmak, etmek, eylemek, işlemek, icra etmek, oluşturmak) + tio (isim yapım eki) * hücrelere dışarıdan DNA veya RNA gibi genetik materyalin aktarılması; genetik materyalin hücre içine alınarak hücrenin genetik veya biyolojik özelliklerini geçici veya kalıcı olarak değiştirmesini sağlayan moleküler biyoloji yöntemi

transfemoral : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + femoralis (femur (kalça, uyluk, but) + alis (ile ilgili, -a ait) ) * uyluk kemiği veya uyluk bölgesi üzerinden geçen, uyluk yoluyla gerçekleştirilen veya uyluk bölgesini giriş yolu olarak kullanan, özellikle tıbbi işlemlerde femoral damarlar üzerinden yapılan (uygulama)

transfer : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ferre (getirmek, taşımak, götürmek, yüklenmek) * bir şeyi bir yerden başka bir yere taşıma, aktarma veya iletme

transferaz : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ferre (getirmek, taşımak, götürmek, yüklenmek) + ase (enzim eki) * bir moleküldeki fonksiyonel grubun, hidrojen dışındaki bir grubun veya kimyasal grubun başka bir moleküle aktarılmasını katalizleyen, amino grupları, fosfat grupları, metil grupları ve glikozil grupları gibi çeşitli kimyasal grupların taşınmasında görev yapan enzim grubu

transferrin : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ferre (getirmek, taşımak, götürmek, yüklenmek) + ine (kimyasal madde eki) * karaciğer, dalak ve kemik iliği gibi dokulara demir taşınmasında rol oynayan bir kan plazma glikoproteini

transfinito : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + finis (sınır, son, bitim, sonlanma) + itus (isim veya sıfat yapım eki) (lat.); ito (ita.) * sonsuzluğu aşan, sonlu olanın sınırlarını geçen veya sonlunun ötesine geçen

transfontanel : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + fontanella (küçük su kaynağı, küçük çeşme; bıngıldak) (fons (kaynak, çeşme) + ella (küçültme eki) ); fontanelle (fra.) * bıngıldak üzerinden gerçekleştirilen, özellikle bebeklerde kafatası kemikleri henüz tamamen kaynaşmadığı için açık olan fontanel bölgesinden ultrason dalgaları gönderilerek beynin ve kafa içi yapıların görüntülenmesini sağlayan (tıbbi görüntüleme yöntemi)

transformasyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + formare (şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak) (formis (şekilli, biçimli) (forma (şekil, biçim, kalıp) + is (ile ilgili, -a ait) ) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) ) * bir şeyin biçiminin, yapısının, görünümünün veya niteliğinin başka bir biçime dönüştürülmesi, bir durumdan veya yapıdan başka bir durum veya yapıya geçmesi süreci

transformatör : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + formare (şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak) (formis (şekilli, biçimli) (forma (şekil, biçim, kalıp) + is (ile ilgili, -a ait) ) + are (fiil mastar eki) ) + tor (-cı, yapan, eden eki) * alternatif akımın frekansını değiştirmeden elektromanyetik indüksiyon yoluyla elektrik enerjisinin gerilim seviyesini yükselten veya düşüren, manyetik bir çekirdek ve bu çekirdek üzerine sarılmış birincil ve ikincil sargılardan oluşan elektrik cihazı, dönüştürücü

transformizm : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + formare (şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak) (formis (şekilli, biçimli) (forma (şekil, biçim, kalıp) + is (ile ilgili, -a ait) ) + ismus (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * canlı türlerinin zaman içinde değiştiğini ve birbirinden farklı türlerin ortak atalarından türeyebildiğini savunan, özellikle 19. yüzyılın evrim düşüncesinde kullanılan biyolojik dönüşüm görüşü, türlerin değişebilirliğini temel alan evrimsel yaklaşım

transfüzyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + fundere (dökmek, akıtmak, yaymak), fusus (dökülmüş, akıtılmış, akmış, yayılmış) + tionem, tio (isim yapım eki) * kanın veya kan bileşenlerinin bir kişiden alınarak damar yoluyla başka bir kişiye aktarılması, kan kaybını gidermek, kan hacmini veya kanın belirli bileşenlerini yerine koymak amacıyla gerçekleştirilen tıbbi uygulama

transgender : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) + genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, ırk, döl, soy, nesil, aile, akraba, tür, cins, çeşit, sınıf, kategori) (gre.); genus (lat.), gendre (cins, tür, toplumsal cinsiyet, cinsiyet kimliği) (fra.); gender (ing.) * doğumda atanan cinsiyeti, kişinin kendi hissettiği ve sahip olduğu cinsiyet kimliği ile uyuşmayan ve bu nedenle cinsiyet değişimi operasyonu geçirmiş birey

transgenik : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) + genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, ırk, döl, soy, nesil, aile, akraba, tür, cins, çeşit, sınıf, kategori) (gre.); genus (lat.) + ikos (sıfat yapım eki) (gre.) * yapay müdahalelerle kendi türü dışındaki bir canlıdan alınan geni taşıyan ve bu geni sonraki nesillere aktarabilen (canlı türü)

transglutamaz : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + gluten (yapıştırıcı madde, tutkal) + amat (amin ve karboksil grubu içeren kimyasal yapı) + ase (enzim eki) * proteinlerde glutamin kalıntılarının γ-karboksamid grupları ile lizin kalıntılarının ε-amino grupları arasında çapraz bağlar oluşturulmasını katalizleyen, proteinlerin birbirine bağlanmasını ve dokuların yapısal bütünlüğünün korunmasını sağlayan enzim grubu

transgresyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + gradi (adım atmak, ilerlemek, gitmek, yürümek) + tio (isim yapım eki) * bir sınırı, kuralı, yasayı veya kabul edilmiş davranış ölçüsünü aşma, ihlal etme veya çiğneme durumu

transhümanizm : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + humanus (insanla ilgili, insani) (humus (toprak, yer, yer yüzü) + anus (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) + ismus (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * insanın biyolojik, bilişsel ve fiziksel sınırlarının bilim ve teknoloji aracılığıyla aşılmasını, insan yeteneklerinin geliştirilmesini ve insan sonrası varoluş biçimlerine geçişi savunan felsefi ve entelektüel düşünce akımı

transient : lat. * transire (geçmek, bir yerden geçip gitmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ire (fiil mastar eki) + ens, ent (-cı, yapan, eden eki) * geçici olan, kısa süre devam eden ve kalıcı olmayan, bir süre ortaya çıktıktan sonra geçen veya ortadan kaybolan

transillüminasyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + illuminatio (aydınlatma, ışıklandırma, bir şeyin ışıkla görünür hale getirilmesi, özellikle bir alanın veya nesnenin aydınlatılması işlemi ) (in (iç, içeri, içeride, içeriye, içinde, içine, üzerine, üstüne) + luminatus (aydınlanmış) (luminare (aydınlatmak, ışık vermek, ışıklandırmak) (lux, lucis, lumin (ışık) + are (fiil yapım eki) ) + tio (isim yapım eki) ) * bir doku veya organın bir yüzünden ışık geçirilerek karşı taraftan ışığın görünür hâle gelmesini sağlayan, özellikle vücut içindeki sıvı dolu boşlukların veya bazı yapıların değerlendirilmesinde kullanılan tıbbi inceleme yöntemi

transistor : lat. * transfer (aktarma, iletme) (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ferre (getirmek, taşımak, götürmek, yüklenmek) ) + resistor (direnen, karşı koyan; akıma karşı koyan, durduran veya sınırlayan özellikteki pasif devre elemanı) (re (geri, karşı, tekrar) + sistere (durdurmak, koymak, yerleştirmek) + or (-cı, yapan, eden eki) ) * akımın küçük bir girişle kontrol edilmesini sağlayarak amplifikasyon veya anahtarlama işlevi gören, elektrik akımını veya gerilimini kontrollü olarak ileten ve yükselten yarı iletken devre elemanı

transistör : lat. * transfer (aktarma, iletme) (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ferre (getirmek, taşımak, götürmek, yüklenmek) ) + resistor (direnen, karşı koyan; akıma karşı koyan, durduran veya sınırlayan özellikteki pasif devre elemanı) (re (geri, karşı, tekrar) + sistere (durdurmak, koymak, yerleştirmek) + or (-cı, yapan, eden eki) ) * akımın küçük bir girişle kontrol edilmesini sağlayarak amplifikasyon veya anahtarlama işlevi gören, elektrik akımını veya gerilimini kontrollü olarak ileten ve yükselten yarı iletken devre elemanı

transisyon : lat. * transire (geçmek, bir yerden geçip gitmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ire (fiil mastar eki) + tio (isim yapım eki) * bir durumdan, aşamadan veya biçimden başka bir duruma, aşamaya veya biçime geçiş, değişim veya dönüşüm süreci

transisyonel : lat. * transire (geçmek, bir yerden geçip gitmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ire (fiil mastar eki) + tio (isim yapım eki) + alis (ile ilgili, -a ait) * bir durum, dönem, aşama veya biçimden başka bir duruma, döneme, aşamaya veya biçime geçişle ilgili olan, geçiş niteliği taşıyan veya geçiş dönemine özgü olan

transit : lat. * transire (geçmek, bir yerden geçip gitmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ire (fiil mastar eki) + ens, ent (-cı, yapan, eden eki) * geçici olan, kısa süre devam eden ve kalıcı olmayan, bir süre ortaya çıktıktan sonra geçen veya ortadan kaybolan

transizyon : lat. * transire (geçmek, bir yerden geçip gitmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ire (fiil mastar eki) + tio (isim yapım eki) * bir durumdan, aşamadan veya biçimden başka bir duruma, aşamaya veya biçime geçiş, değişim veya dönüşüm süreci

transizyonel : lat. * transire (geçmek, bir yerden geçip gitmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ire (fiil mastar eki) + tio (isim yapım eki) + alis (ile ilgili, -a ait) * bir durum, dönem, aşama veya biçimden başka bir duruma, döneme, aşamaya veya biçime geçişle ilgili olan, geçiş niteliği taşıyan veya geçiş dönemine özgü olan

transjenik : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) + genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, ırk, döl, soy, nesil, aile, akraba, tür, cins, çeşit, sınıf, kategori) (gre.); genus (lat.) + ikos (sıfat yapım eki) (gre.) * yapay müdahalelerle kendi türü dışındaki bir canlıdan alınan geni taşıyan ve bu geni sonraki nesillere aktarabilen (canlı türü)

transjuguler : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + jugulum (boğaz, boyun çukuru) (jugum (boyunduruk, bağ, kemer) + ulum (küçültme eki) ) + aris (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * juguler toplardamar yoluyla gerçekleştirilen, özellikle bir kateter, iğne veya başka bir tıbbi aracın boyundaki juguler ven üzerinden damar sistemine ulaştırılmasıyla yapılan (tıbbi girişim)

transkapiller : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + capillus (saç, saç teli) (cap, caput (baş, kafa, tepe) + pilus (tüy, kıl, saç teli) ) + aris (gibi, ile ilgili) * kılcal damar duvarından geçen, kılcal damarların içinden dışına veya dışından içine gerçekleşen madde, sıvı veya hücre geçişiyle ilgili olan

transkarbamoilaz : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + carbo (kömür, karbon, karboksil grubu) + ammoniakos (ammon (antik Mısır tanrısı Amun) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.); ammonia (lat.) ) + yl (alkil eki; kimyasal radikal hidrokarbon veya türev eki) (gre.) + ase (enzim eki) (lat.) * karbamoil grubunun bir molekülden başka bir moleküle aktarılmasını katalizleyen, özellikle üre döngüsünde karbamoil fosfattan ornitine karbamoil grubunun aktarılmasını sağlayan enzim grubu

transkarpal : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) + karpos (bilek) (gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * el bileğindeki karpal kemikler üzerinden geçen, karpal bölgenin karşısından veya içinden geçen, el bileği yapılarıyla ilgili olan

transkranial : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) + kranion (kafatası) (gre.); cranium + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * kafatasının içinden veya kafatası üzerinden geçen, kafatasını aşarak beyin ve kafa içi yapılara ulaşan, özellikle tıbbi uygulamalarda kafatası üzerinden gerçekleştirilen işlem

transkribe : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + scribere (yazmak), scriptus (yazı) * yazılı metne aktarılmış, başka bir yazı sistemine veya biçime çevrilmiş, yazıya geçirilmiş biçime dönüştürülmüş

transkripsiyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + scribere (yazmak), scriptus (yazı) + tio (isim yapım eki) * konuşma dilinin veya işaret dilinin yazılı hale getirilmesi

transkript : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + scribere (yazmak), scriptus (yazı) * mezun olunan eğitim kurumunda alınan tüm derslerin ve notların dökümünü içeren belge

transkriptaz : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + scribere (yazmak), scriptus (yazı) + ase (enzim eki) * DNA kalıbındaki genetik bilgiyi RNA'ya aktararak RNA sentezini katalizleyen, transkripsiyon sürecinde RNA zincirinin oluşmasını sağlayan DNA'ya bağlı RNA polimeraz enzimi

transkriptom : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + scribere (yazmak), scriptus (yazı) (lat.) + oma (tümör, kabarma, şişme, şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) (gre.) * belirli bir hücrede, dokuda veya organizmada belirli bir zamanda bulunan ve ifade edilen RNA moleküllerinin, özellikle protein kodlayan mRNA'ların ve diğer RNA türlerinin tamamı

transkriptomik : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + scribere (yazmak), scriptus (yazı) (lat.) + oma (tümör, kabarma, şişme, şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) + ikos (sıfat yapım eki) (gre.) * bir hücre, doku veya organizmada belirli bir zamanda sentezlenen tüm RNA moleküllerinin (transkriptom) yapısını, işlevini ve değişimlerini inceleyen dinamik bir moleküler biyoloji dalı

transkutanöz : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + cutis (deri, cilt, ten) + aneus (ile ilgili, gibi, -a ait) * deri üzerinden gerçekleştirilen, deriyi kesmeden deri yoluyla vücudun altındaki doku veya yapılara ulaşan (özellikle tıbbi tanı ve tedavi işlemlerinde kullanılan metod)

transkütan : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + cutis (deri, cilt, ten) + aneus (ile ilgili, gibi, -a ait) * deri üzerinden gerçekleştirilen, deriyi kesmeden deri yoluyla vücudun altındaki doku veya yapılara ulaşan (özellikle tıbbi tanı ve tedavi işlemlerinde kullanılan metod)

transkütanöz : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + cutis (deri, cilt, ten) + aneus (ile ilgili, gibi, -a ait) * deri üzerinden gerçekleştirilen, deriyi kesmeden deri yoluyla vücudun altındaki doku veya yapılara ulaşan (özellikle tıbbi tanı ve tedavi işlemlerinde kullanılan metod)

translasyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + latus (taşınmış, götürülmüş) + tio (isim yapım eki) * bir metni, sözü veya iletiyi bir dilden başka bir dile anlamını ve mümkün olduğunca anlatım özelliklerini koruyarak aktarma, bir şeyin başka bir biçime veya ortama dönüştürülmesiyle gerçekleştirilen aktarım

translateral : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + lateralis (iki tarafa da ait, yan, yanal) (latere (yan tarafında olmak) (latus (taraf, yan) + are (fiil mastar eki) ) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * bir yapının veya bölgenin bir yanından karşı yanına geçen, yanlamasına uzanan, bir yapının iki tarafı arasındaki geçiş ile ilgili

transliterasyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + littera (harf, karakter) + tio (isim yapım eki) * bir yazı sistemindeki harf veya işaretlerin, ses değerlerini esas alarak başka bir yazı sistemindeki karşılıklarıyla aktarılması, bir metnin bir alfabe veya yazı sisteminden başka bir alfabeye çevrilerek yazıya geçirilmesi işlemi

translokasyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + locatio (yer, konum, mevki) (locare (yer edinmek, yerleşmek) + tio, tionem (isim yapım eki) ) * bir yapı, madde veya genetik materyalin bulunduğu yerden başka bir yere taşınması veya aktarılması, özellikle kromozomun bir parçasının koparak başka bir kromozoma veya aynı kromozomun farklı bir bölgesine bağlanmasıyla gerçekleşen genetik değişiklik

translüminal : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + lumen, luminis (ışık, aydınlık, iç boşluk) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * bir organın veya damar gibi içi boş bir yapının lümeni (iç boşluğu) içinden geçen, lümen boyunca ilerleyen veya lümen üzerinden gerçekleştirilen

translüminasyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + lumen, luminis (ışık, aydınlık, iç boşluk) + atio (isim yapım eki) * bir vücut boşluğunun, organın veya dokunun iç yapısını incelemek amacıyla arkasından veya içinden güçlü bir ışık geçirilerek aydınlatılması yöntemi

translüsen : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + lux, luc (ışık) + ens, ent (sıfat yapım eki) * ışığı geçiren ancak arkasındaki nesnelerin net bir şekilde görülmesine izin vermeyen, yarı saydam, yarı şeffaf

transmembran : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + membrana (hücre veya organları çevreleyen ince, esnek örtü, zar, ince deri, doku) (membrum (organ, uzuv) + ana (ile ilgili, gibi, -a ait) ) * bir hücre zarının veya başka bir biyolojik zarın bir tarafından diğer tarafına geçen, zarı boydan boya kat eden veya zarın iki yüzü arasında uzanan

transmembranel : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + membrana (hücre veya organları çevreleyen ince, esnek örtü, zar, ince deri, doku) (membrum (organ, uzuv) + ana (ile ilgili, gibi, -a ait) ) + alis (ile ilgili, -a ait) * bir hücre zarının veya başka bir biyolojik zarın bir tarafından diğer tarafına geçen, zarı boydan boya kat eden veya zarın iki yüzü arasında uzanan

transmetatarsal : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) + meta (yeni, bir sonraki, değişim, dönüşüm, sonra, sonrası, öte, ötesi) (gre.) + tarsos (ayak bileği, ayak tarağı; düz yüzey, hasır örme çerçevesi) (gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * metatarsal kemikler boyunca veya bu kemikleri enine keserek geçen, ayak tarak bölgesinin karşı tarafından diğer tarafına uzanan veya bu bölge üzerinden gerçekleştirilen

transmisyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + mission (gönderme, iletme, sevketme, görevlendirme, görev) (mittere (göndermek, yollamak, görevlendirmek, iletmek, sevketmek) + tio, sion (isim yapım eki) ) * bir şeyin (ör. ışık, ses, elektrik, hastalık) bir kaynaktan başka bir yere iletilmesi, aktarılması veya taşınması

transmural : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + murus (duvar, cidar) + alis (ile ilgili, -a ait) * bir duvarın bir tarafından diğer tarafına geçen, bir yapının duvarını bütünüyle kat eden veya duvarın kalınlığı boyunca uzanan

transneptünyen : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + Neptunus (Roma mitolojisinde deniz tanrısı) (nep (su, nem, akış) + tunus (ile ilgili, -a ait) ) + ianus (ile ilgili, -a ait) * Neptün gezegeninin yörüngesinin dışında bulunan veya Neptün'ün ötesindeki uzay bölgesiyle ilişkili olan

transovarial : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + oion (yumurta, dişi üreme hücresi) (gre.); ovum (yumurta) + aris (ile ilgili, -a ait) + ium (yer eki) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir etkenin, özellikle bir mikroorganizmanın veya parazitin dişi bireyin yumurtalığından gelişmekte olan yumurtalara aktarılmasıyla gerçekleşen ve bu yolla nesilden nesile geçişi ile ilgili

transözofagal : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) + oisophagos (yemek borusu; ağızdan mideye yiyecek taşıyan tüp) (oisein (taşımak) + phagein (yemek, yutmak, tüketmek) + os (isim yapım eki) (gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * yemek borusu yoluyla gerçekleştirilen veya yemek borusu üzerinden ilerleyerek çevresindeki yapılara ulaşan

transözofajeal : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) + oisophagos (yemek borusu; ağızdan mideye yiyecek taşıyan tüp) (oisein (taşımak) + phagein (yemek, yutmak, tüketmek) + os (isim yapım eki) (gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * yemek borusu yoluyla gerçekleştirilen veya yemek borusu üzerinden ilerleyerek çevresindeki yapılara ulaşan

transparan : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + parere (ortaya çıkarmak, doğurmak, üretmek, yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek, ürermek, öne getirmek, başarmak; görünmek, belirmek, ortaya çıkmak) + ent (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * ışığı büyük ölçüde geçirerek arkasındaki nesnelerin görülmesine izin veren, saydam, içi görülebilen

transpektoral : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + pectus (göğüs, göğüs kafesi) + or (bağlaç) + alis (ile ilgili, ait) * göğüs bölgesinin veya göğüs kaslarının bir tarafından diğer tarafına geçen, göğüs duvarını kat ederek ilerleyen veya pektoral bölge üzerinden gerçekleştirilen

transpeptidaz : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + peptein (pişirmek, sindirmek, hazmetmek), peptos (pişmiş, hazmedilmiş, sindirilmiş) + idio (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.) + ase (enzim belirtme eki) (lat.) * bir amino asit grubunun veya peptit zincirinin bir molekülden diğerine aktarılmasını (transpeptidasyonu) katalize eden ve özellikle bakterilerin hücre duvarındaki peptidoglikan tabakasının çapraz bağlanmasında hayati rol oynayan bir enzim

transpirasyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + spirare (soluklanmak, soluk almak, nefes almak) ) + tio, tionem (isim yapım eki) * bitkilerde suyun köklerden alınarak iletim dokuları aracılığıyla yapraklara taşınması ve başta stomalar olmak üzere bitkinin hava ile temas eden yüzeylerinden su buharı hâlinde atmosfere verilmesi

transplant : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + plantus (ekilmiş dikilmiş) (plantare (ekmek, dikmek) ) + us (isim veya sıfat yapım eki) ) * bir organ, doku veya hücrenin bir vücuttan veya vücudun bir bölgesinden başka bir vücuda veya bölgeye nakledilmesiyle gerçekleştirilen aktarım, nakledilen organ veya doku

transplantasyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + plantare (ekmek, dikmek) + tio (isim yapım eki) * bir organ, doku veya hücrenin bir kişiden başka bir kişiye veya vücudun bir bölgesinden başka bir bölgesine nakledilmesi işlemi

transplante : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + plantus (ekilmiş dikilmiş) (plantare (ekmek, dikmek) ) + us (isim veya sıfat yapım eki) ) * başka bir vücuda veya vücudun başka bir bölgesine nakledilmiş (organ veya hücre)

transponder : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + pondere (tartmak, ölçmek) * kendisine gönderilen bir radyo veya elektromanyetik sinyali algılayarak buna karşılık belirli bir sinyal gönderen elektronik aygıt

transport : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + portare (taşımak, götürmek) + tus (geçmiş zaman eki) * bir şeyi bir yerden başka bir yere taşıma, nakletme veya aktarılma işi, nakil, nakliye, aktarma, ileti

transporter : lat., ing. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + portare (taşımak, götürmek) + tus (geçmiş zaman eki) (lat.) + er (-cı, yapan, eden eki) (ing.) * bir maddeyi, molekülü veya başka bir öğeyi bir yerden başka bir yere taşıyan veya aktarılmasını sağlayan yapı, protein veya taşıyıcı sistem; taşıyıcı, nakliyeci, nakleden

transpoze : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + posatus (konmuş, yatırılmış, yerleştirilmiş) (ponere (koymak, yatırmak, yerleştirmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) * yeri, sırası, konumu veya düzeni değiştirilmiş, başka bir yere veya konuma aktarılmış; aynı aralık ilişkilerini koruyarak başka bir tona aktarılmış (eser, melodi)

transpozisyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + posatus (konmuş, yatırılmış, yerleştirilmiş) (ponere (koymak, yatırmak, yerleştirmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + tio (isim yapım eki) * bir şeyin yerini, konumunu veya sırasını değiştirme işlemi; müzikte bir eseri veya melodiyi aralık ilişkilerini koruyarak başka bir tona aktarma işlemi; genetikte bir DNA parçasının genom içinde bir konumdan başka bir konuma taşınması olayı

transpozon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + posatus (konmuş, yatırılmış, yerleştirilmiş) (ponere (koymak, yatırmak, yerleştirmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + on (parçacık/tanecik eki) * enom içinde bir konumdan başka bir konuma hareket edebilen veya kopyalanarak başka bir konuma yerleşebilen DNA dizisi

transservikal : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + cervix (boyun, baş-gövde bağlantısı) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * rahim ağzından veya boyun bölgesinden geçerek gerçekleştirilen, serviksi aşan veya servikal bölge üzerinden ilerleyen

transstadyal : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + stadion (koşu alanı, yarış pisti, seyir yeri) (histanein (durmak, yerleştirmek) + ion (ile ilgili, gibi, -a ait) ), stadium (lat.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir canlının gelişim evrelerinden birinden diğerine geçen veya bir gelişim evresinden sonraki evreye aktarılabilen durum, özellikle bir etkenin konakçının larva, nimf ve ergin gibi farklı gelişim evreleri arasında taşınması ile ilgili

transtorakal : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + thorax (göğüs, göğüs kafesi), thorakos (göğüs kafesi ile ilgili) (gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * göğüs kafesinin bir tarafından diğer tarafına geçen veya göğüs duvarı üzerinden gerçekleştirilerek göğüs boşluğuna ulaşan

transtorasik : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + thorax (göğüs, göğüs kafesi), thorakos (göğüs kafesi ile ilgili) (gre.) + ikos (ile ilgili, -a ait) (gre.) * göğüs kafesinden geçerek gerçekleştirilen veya göğüs duvarını aşarak göğüs boşluğuna ulaşan

transtrakeal : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) + trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı), trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı; nefes borusu, soluk borusu) (gre.) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * soluk borusundan geçerek gerçekleştirilen veya soluk borusu yoluyla ilgili bölgeye ulaşan

transüda : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + sudare (terlemek, sıvı salmak) + um (isim yapım eki) * damar içindeki hidrostatik veya onkotik basınç değişiklikleri sonucunda damar duvarından çevre dokulara ve vücut boşluklarına geçen, hücre ve protein içeriği düşük sıvı

transüdasyon : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + sudare (terlemek, sıvı salmak) + tio (isim yapım eki) * damar içindeki hidrostatik veya onkotik basınç değişiklikleri sonucunda damar duvarından çevre dokulara veya vücut boşluklarına hücre ve protein içeriği düşük sıvının geçmesi süreci

transüdatif : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + sudare (terlemek, sıvı salmak) + tio (isim yapım eki) + ivus (ile ilgili, -a ait) * transüda niteliğinde olan, damar içindeki hidrostatik veya onkotik basınç değişiklikleri sonucunda damar duvarından hücre ve protein içeriği düşük sıvının geçmesiyle oluşan

transüder : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + sudare (terlemek, sıvı salmak) + aris (ile ilgili, -a ait) * bir maddenin veya sıvının bir yüzeyden veya dokudan geçerek karşı tarafa ulaşmasını sağlayan veya bu geçişi gerçekleştiren (yapı veya araç)

transüretral : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ouron, oureo (idrar yapmak, işemek), ourethra (idrarı mesaneden dışarı atan ve meniyi (spermi) taşıyan kanal) (gre.) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * üretradan geçerek gerçekleştirilen veya üretra yoluyla ilgili anatomik bölgeye ulaşılan

transüretral reseksiyon : lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ouron, oureo (idrar yapmak, işemek), ourethra (idrarı mesaneden dışarı atan ve meniyi (spermi) taşıyan kanal) (gre.) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) + resectio (re (yeniden, tekrar, geri) + sectio (kesme, kesim, ayrım, kısım, bölüm) (secare (kesmek, ayırmak, bölmek) + tio (isim yapım eki) ) (lat.) * prostat veya idrar yolundaki dokunun idrar kanalı üzerinden minimal invaziv yöntemle cerrahi olarak çıkarılması işlemi

transvenöz : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + vena (toplardamar) + osus (ile ilgili, sıfat yapım eki) * toplardamar yoluyla gerçekleştirilen veya bir toplardamarın içinden geçerek ilgili bölgeye ulaşan

transventriküler : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ventriculus (küçük karıncık, karıncık) (venter (karın) + culus (küçültme eki) ) + aris (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * bir ventrikülün içinden geçerek gerçekleştirilen veya ventrikül duvarını aşarak ventrikül yoluyla ilgili yapıya ulaşan

transvers : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + versus (dönmüş, çevrilmiş, yönelmiş; dönüştürme, düzenleme, düzen) (vertere (dönmek, çevirmek, döndürmek, yönelmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) * bir yapının uzun eksenine dik veya onu enine kesen yönde bulunan, bir yandan diğer yana uzanan

transversal : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + versus (dönmüş, çevrilmiş, yönelmiş; dönüştürme, düzenleme, düzen) (vertere (dönmek, çevirmek, döndürmek, yönelmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + alis (ile ilgili, -a ait) * bir yapının uzun eksenine dik doğrultuda bulunan, bir yandan diğer yana enine uzanan veya bir yapıyı enine kesen, enine

transvestik : lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + vestire (giydirmek, giyinmek) + icus (ile ilgili, -a ait) * kişinin doğumda atanan cinsiyetiyle geleneksel olarak ilişkilendirilen giyim tarzından farklı bir giyim tarzını benimsemesiyle ilgili olan, karşı cinsiyetle ilişkilendirilen giysileri giyme eğilimi ile ilgili

tranş : fra. * trancher (kesmek, dilimlemek), tranche (kesim, dilim, kısım, bölüm) * büyük bir bütünün, bütçenin veya finansal düzenlemenin parçalara ayrılmış bölümlerinden her biri

trap : ing. * trap (tuzak, kapan) * bir şeyi yakalamak veya hareketini engellemek amacıyla kurulmuş düzenek, tuzak veya kapan; bir kişinin farkında olmadan içine düştüğü aldatıcı veya tehlikeli durum

trapa : lat. * trapa (su kestanesi) * Lythraceae (kızılgiller) familyasından, tatlı su bitkisi, yuvarlak sert tohumlu ve su yüzeyinde yüzen otsu bitki türü

trapez : gre. * trapeza (masa, dört ayaklı masa) * dört kenarlı, sadece karşılıklı iki kenarı birbirine paralel olan geometrik şekil, yamuk; anatomi ve biyolojide bu şekle veya masa biçimine benzeyen yapı,

trapeziform : gre., lat. * trapeza (masa, dört ayaklı masa) (gre.) + formis (şekilli, biçimli) (forma (şekil, biçim, kalıp) + is (ile ilgili, -a ait) ) * trapeze benzeyen biçimde olan, karşılıklı iki kenarı birbirine paralel olan dörtgen biçiminde olan

trapezoid : gre. * trapeza (masa, dört ayaklı masa) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) * trapeze benzeyen biçimde olan, karşılıklı iki kenarı birbirine paralel olan dörtgen biçiminde olan

trapezyum : gre., lat. * trapeza (masa, dört ayaklı masa) + ion (küçültme eki) (gre.) + ium (lat.) * el bileğinde başparmak tarafında bulunan, karpal kemikler grubuna ait dörtgen biçimli kemik; anatomide os trapezium adıyla bilinen bilek kemiği

tras : lat. * tractus (çekilmiş, cezbedilmiş, sürüklenmiş; götürülmüş) (trahere (çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + ctus (isim yapım eki) ) (lat.); trace (iz, belirti) (fra.) * iz; belirti; bir şeyin geride bıraktığı işaret

trastuzumab : lat. * tras (farmasötik ön ek) + tu (hedefe yönelik antikor belirteci) + zu (insancıllaştırılmış antikor eki) + mab (monoclonal antibody (monoklonal antikor) * HER2 reseptörüne bağlanarak bu reseptörü hedef alan, kanser tedavisinde kullanılan insanlaştırılmış monoklonal antikor (C6470H10012N1724O2013S42)

trastuzumab deruxtecan : lat. * tras (farmasötik ön ek) + tu (hedefe yönelik antikor belirteci) + zu (insancıllaştırılmış antikor eki) + mab (monoclonal antibody (monoklonal antikor) + deruxtecan (topoizomeraz I inhibitörü içeren antikor-ilaç konjugatı bileşeni; DXd) * HER2 pozitif tümör hücrelerini hedeflemek üzere trastuzumaba sitotoksik bir ilaç bileşeni olan deruxtecanın bağlandığı, antikor-ilaç konjugatı sınıfında yer alan kanser tedavisi ajanı (C6468H10036N1728O2018S42)

trastuzumab emtansin : lat. * tras (farmasötik ön ek) + tu (hedefe yönelik antikor belirteci) + zu (insancıllaştırılmış antikor eki) + mab (monoclonal antibody (monoklonal antikor) + maytansin (Doğu Afrika'da yetişen ve bitkisel bir köken olan Maytenus ovatus bitkisinden izole edilen çok güçlü tümör öldürücü madde C34H46ClN3O10) * HER2 pozitif tümör hücrelerini hedeflemek amacıyla trastuzumab antikoruna emtansin adlı sitotoksik ajanın bağlandığı, antikor-ilaç konjugatı sınıfında yer alan kanser tedavisi ajanı (C6448H9952N1720O2014S42)

trata : gre. * trata (torbalı balık ağı) * geleneksel balıkçılıkta, balık çevirmek ve toplamak için kullanılan ve torba şeklinde olan büyük ağ

traube alanı : alm., tür. * traube (Alman hekim Ludwig Traube'nin soyadından) (alm.) + alan (bölge, saha, mıntıka, arazi) + ı (iyelik eki) (tür.) * sol göğüs kafesinin alt ön kısmında, dalak üzerinde yer alan ve perküsyonla (vurarak muayene) değerlendirilirken normalde timpanik ses alınan yarımay biçimli anatomik bölge (bu alandaki ses değişiklikleri dalak büyümesi veya plevra içi sıvı gibi durumların değerlendirilmesinde kullanılır.)

travay : lat. * tripalium (üç kazıklı işkence aleti; sonradan zorlu iş, zahmet anlamı kazanmıştır) (tri (üç) + palus (kazık, direk) + ium (isim yapım ce araç eki) (lat.); travaille (fra.) * çalışma, emek verme veya bir iş üzerinde uğraşma

travers : lat. * traversare (geçmek, aşmak, ötesine geçmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + versus (dönmüş, çevrilmiş, yönelmiş; dönüştürme, düzenleme, düzen) (vertere (dönmek, çevirmek, döndürmek, yönelmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) * bir şeyin enine, çaprazına veya karşı tarafından geçiş yönünde bulunan durum; atın arena kenarına paralel olarak hareket ettiği, omuzlarının arka kısımlarından daha yakın bir şekilde duvara taşındığı ve vücudunun merkeze doğru kavisli olduğu bir binicilik hareketi; motor ön takım parçalarını, tekerlekleri ve direksiyon elemanlarını birbirine bağlayan yekpare metal bir parça

traverten : lat., ita. * tiburtinus (tiburt, tiburs (tepe; Antik Latium'da Tivoli'ye karşılık gelen bölge, Orta İtalya'da bir komün) + inus (ile ilgili, gibi, -a ait) ) (lat.); travertino (ita.) * kaynak sularının dibinde biriken, kalkerli veya silisli tortu

travma : gre. * teirein (ovmak, sürtmek, aşındırmak), trauma (yara, hasar, yaralanma) * bir dış etkenin neden olduğu fiziksel yaralanma, doku hasarı veya organizmada oluşan zarar

travma sonrası stres bozukluğu : gre., lat., tür. * trauma (yara, hasar, yaralanma) + sonrası (ardından, arkasından, takip ederek) + strictia (sıkıntı, zorluk, baskı, gerilim) (strictus (sıkı, sıkıştırılmış, sıkı çekilmiş, gerilmiş, gergin) + ia (isim yapım eki) ) (lat.) (stress (ing.) + bozukluğu (düzensizliği) (tür.) * kişinin yaşamını, beden bütünlüğünü veya güvenlik algısını tehdit eden travmatik bir olaydan sonra ortaya çıkabilen, olayla ilişkili anıların istemsiz biçimde yeniden yaşanması, kaçınma davranışları, aşırı uyarılmışlık ve olumsuz duygu-düşünce değişimleriyle seyreden psikiyatrik durum

travmatik : gre. * teirein (ovmak, sürtmek, aşındırmak), trauma (yara, hasar, yaralanma) + tikos (ile ilgili, -a ait) * travma ile ilgili olan, fiziksel veya psikolojik bir yaralanma, hasar veya sarsıcı olay sonucunda ortaya çıkan veya bununla ilişkili bulunan

travmatizasyon : gre., lat. * teirein (ovmak, sürtmek, aşındırmak), trauma (yara, hasar, yaralanma) + tikos (ile ilgili, -a ait) (gre.) + izare (dönüştürmek, kılmak, hale getirmek) + tio (isim yapım ve durum eki) (lat.) * bir kişinin fiziksel veya psikolojik olarak zarar verici, sarsıcı veya tehdit edici bir olayın etkisiyle travmatik bir duruma maruz kalması veya bu etkinin oluşması süreci

travmatoloji : gre., lat. * teirein (ovmak, sürtmek, aşındırmak), trauma (yara, hasar, yaralanma) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * travmaların, özellikle yaralanmaların, bunlara bağlı doku ve organ hasarlarının tanısı, tedavisi ve önlenmesiyle ilgilenen tıp dalı

travoprost : lat. * trav (farmasötik ön ek) + prost (prostaglandin türevi belirteci) * prostaglandin F2α analogları grubunda yer alan, göz içi basıncını azaltmak amacıyla kullanılan ve glokom tedavisinde tercih edilen bir ilacın etken maddesi (C26H35F3O6)

trazodon : gre. * tri (üç) + azole (azotos, azotikos (yaşamsız, cansız, hayatsız) (gre.) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) ) + odon (kimyasal grup eki) * serotonin geri alımını engelleyerek ve serotonin reseptörleri üzerinde etkiler göstererek depresyon tedavisinde kullanılan, serotonin antagonisti ve geri alım inhibitörü (SARI) grubunda yer alan antidepresan etken madde (C19H22ClN5O)

treadmill : ing. * tread (basmak, üzerinde yürümek; adım atmak, basmak) + mill (değirmen) * üzerinde yürüyerek veya koşarak hareket edilen, hareketli bir banttan oluşan egzersiz aracı; yürüyüş ve koşu performansını değerlendirmek amacıyla kullanılan cihaz

trehaloz : gre. * trekhale (delinmiş, delinmiş tanecik) + ose (şeker eki; kimyasal monosakkarit eki) * iki glikoz molekülünün α,α-1,1-glikozidik bağ ile birleşmesiyle oluşan, özellikle mantar, bakteri, bitki ve bazı omurgasızlarda bulunan disakkarit şeker (C12H22O11)

treiz ligamanı : çek., lat. * Treitz (Çek asıllı Avusturyalı anatomist Václav Treitz'in soyadından) (çek.) + ligamentum (bağ, bağlayıcı doku, bağlantı, bağlayıcı şey) (ligare (bağlamak, birleştirmek) + mentum (isim yapım eki) ) (lat.) * duodenumun son bölümü ile jejunumun başlangıcını asan, duodenojejunal fleksürü sabitleyen ve ince bağırsağın üst kısmının anatomik konumunu belirleyen fibröz bağ dokusu yapısı

trek : lat., ing. * tractus (çekilmiş, cezbedilmiş, sürüklenmiş; götürülmüş) (trahere (çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + ctus (isim yapım eki) ) (lat.); track (iz, yol; izlemek, takip etmek) (ing.) * uzun ve zorlu bir yolculuk, özellikle doğal alanlarda yapılan uzun mesafeli yürüyüş veya göç niteliğindeki hareket; tempolu ve sportif amaçlı yapılan yürüyüş

tremandraceae : lat., gre. * trema (delik, açıklık, küçük aralık) + aner (erkek, er kişi, adam, insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili, adam ile ilgili, insan ile ilgili) (gre.) + aceae (-giller, bitki familyası eki) (lat.) * Avustralya'ya özgü küçük çalı türlerini içeren, günümüzde çoğunlukla Elaeocarpaceae familyası içinde değerlendirilen bitki familyası

tremolit : lat., gre. * tremere (titremek, sarsılmak), tremolare (titremek, sarsılmak), tremola (İsviçre'deki Val Tremola bölgesinin adından) (lat.) + ites (element, kayaç ve mineral eki) (gre.) * magnezyum ve kalsiyum içeren, amfibol grubuna ait, lifsi veya iğnemsi kristaller oluşturabilen bir silikat minerali (Ca2Mg5Si8O22(OH)2)

tremolo : lat. * tremere (titremek, sarsılmak), tremolare (titremek, sarsılmak) * titreme veya sarsılma hareketi; müzikte bir veya birden fazla notanın çok hızlı bir şekilde ard arda tekrarlanması veya elektro gitarlarda tellerin gerginliğini değiştirerek ses yüksekliğinde dalgalanma yaratılması efekti

tremor : lat. * tremere (titremek, sarsılmak) titreme, sarsılma; organlarda görülen titreme; vücudun bir bölümünün veya tamamının istemsiz, ritmik ve tekrarlayan kas hareketleri sonucunda ortaya çıkan titreme * tremor, involuntary quivering movement; tremblement le; Tremor r

tren : lat. * trahere (çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + inus (ile ilgili, -a ait) (lat.); train (fra.) * lokomotif tarafından çekilen, birbirine bağlanmış vagonlardan oluşan, demiryolu üzerinde yolcu veya yük taşımak için kullanılan ulaşım aracı

trenbelon : lat. * trien (üçlü bağ yapısı) + bol (steroid belirteci + one (oksijenli bileşik, keton grubu (C=O) ) * aslen veterinerlikte büyükbaş hayvanların kas kütlesini artırmak için geliştirilmiş, vücut geliştirme ve sporda ise kas artışı ile yağ yakımı amacıyla yasadışı olarak kullanılan nandrolon grubuna ait, testosterondan çok daha güçlü anabolik ve androjenik etkilere sahip sentetik bir steroid (C18H22O2)

trençkot : ing. * trench (siper; hendek, çukur) + coat (ceket, manto; tabaka, örtü) * su geçirmez bir kumaştan yapılmış, içi astarlı pardösü, yağmurluk

trend : ing. * trenden (dönmek, yuvarlanmak, yön değiştirmek) * bir olayın, durumun veya değerin zaman içinde belirli bir yönde gösterdiği genel değişim, eğilim, yön, gidişat

trendelenburg : alm. * Trendelenburg (Alman cerrah Friedrich Trendelenburg'un soyadından) * hastanın sırtüstü yatırılarak başının ayaklarından daha aşağıda olacak şekilde vücudunun eğimli bir konuma getirilmesini ifade eden, bu pozisyonda baş ve gövdenin bacaklardan daha aşağıda bulunduğu tıbbi pozisyon

trent : ing. * trenden (dönmek, yuvarlanmak, yön değiştirmek) * bir olayın, durumun veya değerin zaman içinde belirli bir yönde gösterdiği genel değişim, eğilim, yön, gidişat

treonin : gre. * erythros (kırmızı) + ose (şeker eki; kimyasal monosakkarit eki) + ine (kimyasal madde eki) * proteinlerin yapısında bulunan, polar ve yüksüz özellik gösteren, insanlar için esansiyel bir amino asit (C4H9NO3)

treosulfan : gre., lat. * erythros (kırmızı) + ose (şeker eki; kimyasal monosakkarit eki) (gre.) + sulfur, sulphur (kükürtün (S) bir elementle oluşturduğu bileşik; sülfür, sülfonat SO2) (selp, sulph (yağ) + urum, ura (ikili bileşik, inorganik ve anyon-katyon temelli tuz eki) ) + an (son ek) (lat.) * dört karbonlu, iki kiral merkez içeren ve monosakkaritler arasında yer alan bir tetroz şeker (C4H8O4)

treponema : gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek) + nema (iplik, ipliksi yapı) * ince, kıvrımlı ve sarmal biçimli bakterileri içeren, Spirochaetota şubesinde yer alan bakteri cinsi

treponema pallidum : gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek) + nema (iplik, ipliksi yapı) + pallidus (soluk, solgun; sarımsı, beyazımsı) * cinsel yolla bulaşan enfeksiyon hastalığı frengi (sifiliz)'ye neden olan spiral şeklindeki bakteri

treponemal : gre., lat. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek) (gre.) + nema (iplik, ipliksi yapı) (gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) *

treprostinil : lat. * tre (üç halkalı (trisiklik) yapı belirteci) + prost (prostasiklin/prostaglandin grubu ek) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) + yl (alkil eki; kimyasal radikal hidrokarbon veya türev eki) * prostasiklinin sentetik bir analoğu olan, damar düz kaslarını gevşeterek damar genişlemesi sağlayan ve pulmoner arteriyel hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilacın etken maddesi (C23H34O5)

tretinoin : lat., gre. * tr (trans (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) ) (lat.) + rhetine (reçine, sakız) (gre.) + ine (kimyasal madde eki) * A vitamininin (retinolün) bir metaboliti ve retinoik asidin tüm-trans izomeri biçiminde olan, başta akne olmak üzere çeşitli deri hastalıklarının tedavisinde ve akut promiyelositik lösemide kullanılan ilacın etken maddesi (C20H28O2)

tretman : lat., fra. * tractare (işlemek, ele almak, uğraşmak), trahere (çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + mentum (isim yapım eki) (lat.); traiter (tedavi etmek, işlemek, ele almak), traitement (tedavi, muamele) (fra.) * bir hastalığı veya sağlık sorununu iyileştirmek, kontrol altına almak veya belirtilerini azaltmak amacıyla uygulanan tedavi ve bakım süreci

treyler : lat., ing. * trahere (çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) (lat.); trail (iz, patika; izlemek, takip etmek, peşinden gitmek) + er (-cı, yapan, eden eki) * başka bir araç tarafından çekilmek üzere tasarlanmış, kendi motoru bulunmayan taşıt veya yük taşıma aracı; bir film, dizi veya sinema yapımının içeriğini, temasını, atmosferini ve önemli sahnelerini tanıtmak amacıyla yayımlanan kısa tanıtım filmi, fragman

treys : lat. * tractus (çekilmiş, cezbedilmiş, sürüklenmiş; götürülmüş) (trahere (çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + ctus (isim yapım eki) ) (lat.); trace (iz, belirti) (fra.) * iz; belirti; bir şeyin geride bıraktığı işaret

triad : gre. * trias (üçlü, üçlü grup) (treis, tria (üç) + as (grup eki) ) * üç öğeden, kişiden veya unsurdan oluşan grup; üçlü birlik veya üçlü yapı

triaj : fra. * trier (denemek, sınamak; seçmek, ayırmak, ayıklamak, seçmek) + age (isim yapım eki) * ayıklama, sınıflandırma, seçme; acil servislerde hastaların tıbbi durumlarının aciliyetine göre değerlendirilerek öncelik sırasına konulması ve sınıflandırılması işlemi

trial error : fra., lat., ing. * trier (denemek, sınamak; seçmek, ayırmak, ayıklamak, seçmek) (fra.); try (çabalamak, gayret etmek, denemek, test etmek) + al (isim yapım eki) (ing.) + errare (yanılmak, yanlış yapmak, hata yapmak, yoldan sapmak), error (hata, yanlışlık) * bir sonuca ulaşmak için farklı yöntemlerin sırayla denenmesi ve başarısız olanların elenerek hatalardan öğrenilmesi yöntemi, deneme-yanılma

triamsinolon : lat. * tri (üç) + amcin (American Cyanamid şirketi) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) + one (oksijenli bileşik, keton grubu (C=O) ) * sentetik bir glukokortikoid olan, iltihap ve bağışıklık yanıtını baskılamak amacıyla kullanılan kortikosteroid ilacın etken maddesi (C21H27FO6)

triamteren : lat. * tri (üç) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) + teren (pteridin halka eki) * böbreklerde sodyum kanallarını inhibe ederek potasyum kaybını azaltan, potasyum tutucu diüretik ilaç etken maddesi (C12H11N7)

triangl : lat. * tri (üç) + angulus (köşe, açı; girinti noktası) * düzlemde doğrusal olmayan üç noktayı birleştiren üç doğru parçasından oluşan, üç kenarı, üç köşesi ve üç iç açısı bulunan ve iç açılarının toplamı 180derece olan geometrik şekil

triangüler : lat. * angulum, angulus (açı) + aris (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.); triangulaire (fra.) * üçgen biçiminde olan veya üçgenle ilgili bulunan

triangüler sayı : gre., lat. * tri (üç) (gre.); tres (üç) + angulum, angulus (açı) + aris (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * 1’den başlayarak ardışık pozitif tam sayıların toplamıyla elde edilen ve sayıları geometrik olarak eşkenar üçgen biçiminde dizilebilen sayılar (tn = n(n+1)/2) (örneğin 1, 3, 6, 10, 15, 21, 28, 36, 45, 55, 66 .....)

trias : gre. * trias (üçlü, üçlü grup) (treis, tria (üç) + as (grup eki) ) * üçlü grup veya üçlü birlik; jeolojik zaman ölçeğinde 252,17–201,4 milyon yıl önce yaşanmış, Paleozoyik'in ardından ve Jura'dan önce gelen Mezozoyik'in ilk dönemi ve bu dönemdeki üçlü kayaç dizisi

triazol : lat., gre. * tri (üç) + azole (azotos, azotikos (yaşamsız, cansız, hayatsız) (gre.) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) ) * üç azot atomu içeren, beş üyeli aromatik heterosiklik halka yapısına sahip bileşiklerin genel adı (C2H3N3)

triazolam : lat., gre. * tri (üç) + azole (azotos, azotikos (yaşamsız, cansız, hayatsız) (gre.) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) ) + azepam (az (azot N içeren halka) + epam (benzodiazepin sınıfını gösteren kimyasal madde eki) * kısa süreli uykusuzluk tedavisinde kullanılan benzodiazepin grubunda yer alan, kısa etkili sedatif-hipnotik ilacın etken maddesi (C17H12Cl2N4 )

tribal : lat. * tribus (kabile, aşiret, üçlü bölünme) (tri (üç) + bus (son ek) ) + alis (ile ilgili, -a ait) * ortak köken, kültür veya sosyal bağlarla birleşen insan topluluğu ile ilgili, kabileye veya kabilelere özgü olan, kabile yaşamı ve toplumsal yapısıyla ilgili bulunan, kabile veya grup ile ilgili

tribenosid : gre. * tria (üç) + benz (benzene (C6H6) belirten önek) + yl (alkil eki; kimyasal radikal hidrokarbon veya türev eki) + oside (glikozit, şeker türevi bileşik belirteci) * venöz dolaşım bozuklukları, hemoroid ve varis gibi durumların tedavisinde kullanılan, glikozit yapısındaki damar koruyucu ve antiinflamatuvar ilaç etken maddesi (C29H34O6)

tribenosid lidokain : gre. * tribenos (Yunan bitkisi Tribulus; bitki) + id (kimyasal türev eki) + lidocaine (lokal anestezik madde) (lid (sentetik kök, farmasötik isim) + o (bağlaç) + kain (kaina (yeni), alkaloid veya tıbbi bileşik eki) ) * lokal anestezik olarak sinir uyarılarını bloke eden Tribulus bitkisinden türetilmiş damar koruyucu ve antiinflamatuar etki gösteren ayrıca hemoroid (basur) tedavisinde rektal yoldan fitil şeklinde uygulanan. farmasötik bileşik (tribenosid C29H34O6, lidokain C14H22N2O)

triboelektrik : gre. * tribein (sürtmek, ovalamak), tribos (sürtünme, ovalama) + elektrikos (elektron (kehribar, koyu sarı, parlak, akkor) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * iki farklı maddenin birbirine sürtünmesi sonucunda elektrik yüklerinin ayrılmasıyla oluşan elektriklenmeyle ilgili olan

triboloji : gre. * tribein (sürtmek, ovalamak), tribos (sürtünme, ovalama) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * birbirine temas eden yüzeylerin sürtünmesini, aşınmasını ve yağlanmasını inceleyen bilim dalı

tribometre : gre. * tribein (sürtmek, ovalamak), tribos (sürtünme, ovalama) + metron (ölçü) * iki yüzey arasındaki sürtünme, aşınma ve yağlama (triboloji) özelliklerini ölçmek için kullanılan bir laboratuvar cihazı

tribün : lat. * tribunus (tres (üç), tribus (kabile, aşiret) + unus (ile ilgili, -a ait) * stadyum, kapalı spor salonu ve hipodrom gibi gösteri veya yarışma alanlarında, seyircilerin oturması için basamaklı veya koltuklu olarak yukarıya doğru yükselen bölümler; spor karşılaşmaları, törenler veya gösterilerin izlendiği basamaklı oturma bölümü; seyirci yeri

trichiuridae : gre., lat. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + oura (kuyruk) (gre.) + idae (-giller, hayvan familyası eki) (lat.) * kılkuyrukgiller olarak bilinen, uzun ve şerit biçimli deniz balıklarını içeren balık familyası

trichocereus : gre., lat. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) (gre.) + cereus (balmumu gibi, mumsu) (cera (balmumu, mum) + eus (ile ilgili, -a ait) ) (lat.) * gövdeleri üzerinde kıl veya diken benzeri yapılar bulunan, sütleğengillerden değil kaktüsgillerden (Cactaceae) olan sütun biçimli kaktüsleri ifade eden bitki cinsi

trichodesma : gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + desma (bağ, iplik) * yaprak ve gövde gibi kısımları tüylü olan, hodangiller (Boraginaceae) familyasına ait çiçekli bitki cinsi

trichomycteridae : gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + mykter (burun, burun deliği) + idae (-giller, hayvan familyası eki) * kedi balığı benzeri tatlı su balıklarını içeren, Güney Amerika'ya özgü olan, bazı türleri (örneğin candiru balığı) diğer balıkların solungaçlarına tutunarak kan emen parazit bir yaşam süren yayın balığı (Siluriformes) familyası

trichosanthes : gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + anthes, anthos (çiçek) * kabakgiller (Cucurbitaceae) familyasında yer alan, çoğunlukla tırmanıcı otsu bitkileri içeren bitki cinsi

trientin : lat. * tri (üç) + ethyl (etil (C2H5- alkil grubu) + ene (çift bağ içeren doymamış hidrokarbon molekülü eki) + tettares, tettores, tessares (dört), tetras (dörtlü, dört sayısı; grup halinde dört şey) (gre.) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (lat.) * Wilson hastalığında vücutta biriken bakırın bağlanarak idrarla atılmasını sağlayan, bakır şelatlayıcı ilaç etken maddesi (C6H18N4)

trietilentetramin : lat. * tri (üç) + ethyl (etil (C2H5- alkil grubu) + ene (çift bağ içeren doymamış hidrokarbon molekülü eki) + tettares, tettores, tessares (dört), tetras (dörtlü, dört sayısı; grup halinde dört şey) (gre.) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (lat.) * Wilson hastalığında vücutta biriken bakırın bağlanarak idrarla atılmasını sağlayan, bakır şelatlayıcı ilaç etken maddesi (C6H18N4)

trietonalamin : lat. * tri (üç) + aithein (yanmak, parlamak), aither, aether (üst hava, atmosfer üstü, eter) (gre.); ether (eter, esir) (ing.) + an (doymuş hidrokarbon eki) (gre.) ) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) ) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (ammonia (ammon, ammoniakos (gizli, örtülü, güvende, emin) + ine (gibi olan, ile ilgili, kimyasal madde eki) ) (lat.) * üç etanol grubunun bir azot atomuna bağlanmasıyla oluşan, emülgatör ve pH düzenleyici olarak kozmetik, ilaç ve temizlik ürünlerinde kullanılan organik bileşik (C6H15NO3)

trifaze : gre., lat. * tria (üç) + phainein (parlamak, ışıldamak, ışık saçmak, parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, oluşmak, göstermek, açığa çıkarmak, göstermek, görünür kılmak), phasis (görünüş, görünüm, belirme, evre) * elektrikte gerilim veya akımın üç ayrı faz üzerinden iletildiği, fazlar arasında yaklaşık 120° faz farkı bulunan sistem

trifazik : gre., lat. * tria (üç) + phainein (parlamak, ışıldamak, ışık saçmak, parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, oluşmak, göstermek, açığa çıkarmak, göstermek, görünür kılmak), phasis (görünüş, görünüm, belirme, evre) + ikos (ile ilgili, -a ait) * elektrikte gerilim veya akımın üç ayrı faz üzerinden iletildiği, fazlar arasında yaklaşık 120° faz farkı bulunan sistemle ilgili olan

trifid : lat. * tri (üç) + fidus (yarık, yarılma, bölünme) (fidus (yarık, yarılma, bölünme) (findere (yarılmak, bölmek, bölünmek; yarmak, bölmek, ikiye ayırmak) + idus (sıfat yapım eki) ) * üç parçaya veya üç loba ayrılmış, üç çatallı veya üç bölümlü olan

trifloperazin : lat. * tri (üç) + fluor (akışkan, flor elementi) + piperazin (piper (karabiber) + azin (azot içeren altı üyeli heterosiklik halka; “azine” türevi kimyasal halka eki) ) * şizofreni ve diğer psikotik bozuklukların tedavisinde kullanılan, fenotiyazin grubunda yer alan antipsikotik ilaç etken maddesi (C21H24F3N3S)

trifluoperazin : lat. * tri (üç) + fluor (akışkan, flor elementi) + piperazin (piper (karabiber) + azin (azot içeren altı üyeli heterosiklik halka; “azine” türevi kimyasal halka eki) ) * şizofreni ve diğer psikotik bozuklukların tedavisinde kullanılan, fenotiyazin grubunda yer alan antipsikotik ilaç etken maddesi (C21H24F3N3S)

trifluridin : lat. * tri (üç) + fluor (akışkan, flor elementi) + uridin (urasil ile ribozdan oluşan nükleozit) * viral DNA sentezini inhibe eden, herpes simpleks ve varicella-zoster virüslerinin neden olduğu göz enfeksiyonlarının tedavisinde ve bazı kanser tedavilerinde kullanılan antiviral ve antineoplastik ilaç etken maddesi (C10H11F3N2O5)

trifoliat : lat. * tri (üç) + folium (yaprak) + atus (sıfat yapım eki) * üç yaprakçıktan oluşan veya üç yaprakçıklı olan

trifoliolat : lat. * tri (üç) + foliolum (küçük yaprak, yaprakçık) (folium (yaprak) + ulum (küçültme eki) ) + atus (sıfat yapım eki) * üç yaprakçıktan oluşan veya üç yaprakçıklı bileşik yapıya sahip olan

trifolium : lat. * tri (üç) + folium (yaprak) * yaprakları genellikle üç yaprakçıktan oluşan, baklagiller (Fabaceae) familyasına ait yonca cinsi

triftong : lat. * tri (üç) + phtongos (ses, tını) * tek hecede art arda gerçekleşen üç ünlü sesin birleşiminden oluşan ses birimi veya üçlü ünlü birleşimi

trifurkasyon : lat. * tri (üç) + furca, furcus (çatal) + tio (isim yapım eki) * bir yapının üç dala veya üç kola ayrılması, özellikle damar, sinir veya başka anatomik yapıların üç kola ayrıldığı bölünme noktası

trigeminal : lat. * tri (üç) + geminus (ikiz, çift) + alis (ile ilgili, -a ait) * beşinci kafa çifti olan, göz, üst çene ve alt çene bölgelerinden duyusal bilgileri taşıyan ve çiğneme kaslarının motor innervasyonunu sağlayan trigeminal sinirle (üçüz sinirle) ilgili olan

trigeminal nevralji : lat., gre. * tri (üç) + geminus (ikiz, çift) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) + neuron (sinir, lif, kiriş, tel, tendon, ip, bağ) (gre.); nervus (sinir) (lat.) + algia (acılı olma, ağrılı olma, ıstıraplı olma) (algos (acı, ağrı, sancı, sızı, ıstırap) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) (gre.) * trigeminal sinirin bir veya daha fazla dalının dağılım alanında, kısa süreli ve tekrarlayan, genellikle elektrik çarpması veya şiddetli batma şeklinde hissedilen ağrılarla seyreden nörolojik hastalık

trigeminus : lat. * tri (üç) + geminus (ikiz, çift) * beşinci kafa çifti olan, üç ana dalı bulunan, yüzün büyük bölümünün duyusal innervasyonunu sağlayan, yüz bölgesindeki dokunma, sıcaklık ve ağrı gibi duyuları beyne taşıyan, ayrıca çiğneme kaslarının hareket etmesini sağlayan üçüz sinir

triger : hol., ing. * trekker (çekici, çeken şey, surükleyici) (trecken, trekken (çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (ing.) * bir mekanizmayı harekete geçiren parça veya bir olayı başlatan etken, tetik

triger kayışı : hol., ing., tür. * trekker (çekici, çeken şey, surükleyici) (trecken, trekken (çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (tetik mekanizması, zamanlama mekanizması; bir sistemi harekete geçiren parça, tetik) (ing.) + kayış (kemer, şerit; güç aktarımında kullanılan esnek bant) + ı (iyelik eki) (tür.) * içten yanmalı motorlarda krank mili ile eksantrik milinin senkronize çalışmasını sağlayan, supapların açılıp kapanmasını koordine eden dişli, kauçuk yapılı parça, zamanlama kayışı

trigerzon : hol., ing., gre. * trekker (çekici, çeken şey, surükleyici) (trecken, trekken (çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (tetik mekanizması, zamanlama mekanizması; bir sistemi harekete geçiren parça, tetik) (ing.) + zone (kuşak, kemer, şerit, bant, halka, sargı veya yeryüzünün beş kuşağından her biri, bölge, alan) (gre.) * sinir, kas veya ağrı sisteminde uyarıldığında belirli bir tepkiyi başlatan hassas bölge, tetikleyici bölge, tetik nokta

trigger : hol., ing. * trekker (çekici, çeken şey, surükleyici) (trecken, trekken (çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (ing.) * bir mekanizmayı harekete geçiren parça veya bir olayı başlatan etken, tetik

trigger kayışı : hol., ing., tür. * trekker (çekici, çeken şey, surükleyici) (trecken, trekken (çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (tetik mekanizması, zamanlama mekanizması; bir sistemi harekete geçiren parça, tetik) (ing.) + kayış (kemer, şerit; güç aktarımında kullanılan esnek bant) + ı (iyelik eki) (tür.) * içten yanmalı motorlarda krank mili ile eksantrik milinin senkronize çalışmasını sağlayan, supapların açılıp kapanmasını koordine eden dişli, kauçuk yapılı parça, zamanlama kayışı

trigger zone : hol., ing., gre. * trekker (çekici, çeken şey, surükleyici) (trecken, trekken (çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (tetik mekanizması, zamanlama mekanizması; bir sistemi harekete geçiren parça, tetik) (ing.) + zone (kuşak, kemer, şerit, bant, halka, sargı veya yeryüzünün beş kuşağından her biri, bölge, alan) (gre.) * sinir, kas veya ağrı sisteminde uyarıldığında belirli bir tepkiyi başlatan hassas bölge, tetikleyici bölge, tetik nokta

triggering : hol., ing. * trekker (çekici, çeken şey, sürükleyici) (trecken, trekken (çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (tetik mekanizması, zamanlama mekanizması; bir sistemi harekete geçiren parça, tetik) + ing (isim veya sıfat yapım eki) (ing.) * bir olayın, mekanizmanın veya tepkinin başlamasına neden olma, tetikleme

triglidae : lat., gre. * trigle (kırmızı balık, barbunya benzeri balık) + idae (-giller, hayvan familyası eki) * kırlangıç balıkları olarak bilinen, deniz tabanında yaşayan ışın yüzgeçli balıkları içeren balık familyası, kırlangıç balığı familyası

trigliserid : lat., gre. * tri (üç) (lat.) + glykys (tatlı, şeker) (gre.); glycer (tatlı) + erol (alkol grubu (-OH) taşıyan bileşik) + id (kimyasal bileşik eki) (lat.) * gliserolün üç yağ asidi ile esterleşmesi sonucu oluşan organik molekül; hayvansal ve bitkisel yağların temel bileşiği (C3H5(OOCR1)(OOCR2)(OOCR3) )

trigliserit : lat., gre. * tri (üç) (lat.) + glykys (tatlı, şeker) (gre.); glycer (tatlı) + erol (alkol grubu (-OH) taşıyan bileşik) + id (kimyasal bileşik eki) (lat.) * gliserolün üç yağ asidi ile esterleşmesi sonucu oluşan organik molekül; hayvansal ve bitkisel yağların temel bileşiği (C3H5(OOCR1)(OOCR2)(OOCR3) )

trigon : gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe, bükülme, kenar) + os (son ek) ) * üç köşeli ve üç kenarlı şekil, üçgen

trigonit : gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe, bükülme, kenar) + os (son ek) ) + itis (iltihap, enfeksiyon, yangı, enflamasyon, sorun, hastalık eki) * mesanede, özellikle mesane tabanındaki trigon bölgesinin iltihaplanması

trigonometri : gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe, bükülme, kenar) + os (son ek) ) + metria (ölçüm, ölçme) (metron, metros (ölçü) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * üçgenlerin kenarları ve açıları arasındaki ilişkileri, bu ilişkilerin ölçülmesini ve hesaplanmasını inceleyen matematik dalı

trigonometrik : gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe, bükülme, kenar) + os (son ek) ) + metria (ölçüm, ölçme) (metron, metros (ölçü) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, -a ait) * trigonometriye, üçgenlerin kenar ve açıları arasındaki ilişkilere veya trigonometrik fonksiyonlara (sin(x), cos (x), tan (x), cotan (x) ) ilişkin olan

trigonosefal : gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe, bükülme, kenar) + os (son ek) ) + kephale, kephalos (baş, kafa) eki) * kafatasının alın kemiğindeki metopik sütürün erken kapanması sonucunda alnı üçgen biçimli görünen, üçgen kafalı

trigonosefali : gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe, bükülme, kenar) + os (son ek) ) + kephale, kephalos (baş, kafa) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) * kafatasının alın kemiğindeki metopik sütürün erken kapanması sonucunda alnın üçgen biçimli görünmesine neden olan kraniyosinostoz türü, üçgen kafalılık

trigonöz : gre., lat. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe, bükülme, kenar) + os (son ek) ) (gre.) + osus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * üç köşeli, üçgen biçimli veya üç açılı olan

trigonum : gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe, bükülme, kenar) + os (son ek) ) (gre.) + um (isim yapım eki) (lat.) * üç köşeli ve üç kenarlı şekil, üçgen

trihedral : gre., lat. * tria (üç) + hedra (oturma yeri, oturulan yer, taban, yüz, yüzey) (gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * üç düzleme veya üç yüzeye sahip olan, üç yüzlü geometrik yapıyla ilgili bulunan

triiyodotironin : gre. * tria (üç) + iodos (mor, menekşe renkli, morumsu, iyotla ilişkili) + thyreos (kalkan) + in (kimyasal madde eki) * tiroid bezinin ürettiği, metabolizmanın düzenlenmesinde önemli rol oynayan ve yapısında üç iyot atomu bulunan tiroid hormonunun etken maddesi (C15H12I3NO4)

trijenerasyon : gre., lat. * tria (üç) + generare (doğurmak, üretmek, türetmek, oluşturmak, yaratmak) (lat.) (gennaein (doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, ırk, döl, soy, nesil, aile, akraba, tür, cins, çeşit, sınıf, kategori), genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) (gre.) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) (lat.) * aynı enerji kaynağından eş zamanlı olarak elektrik, ısı ve soğutma enerjisi üreten birleşik enerji üretim sistemi

trik : fra., ing. * trique (hile, aldatma) (fra.); trick (hile, oyun, numara) (ing.) * bir kişiyi yanıltmak, şaşırtmak veya kandırmak amacıyla kullanılan yöntem, hile, numara

trikiyazis : gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + iasis (durum, sorun, hastalık ek) * kirpiklerin göz küresine doğru içe dönerek korneaya veya konjonktivaya temas ettiği, gözde tahriş ve ağrıya neden olabilen göz kapağı hastalığı

triklinik : gre. * tria (üç) + klinein (eğilmek, yana yatmak, eğim vermek, eğim yapmak, meyletmek, meyil vermek, katmanlamak), kline (yatak, eğim) + ikos (ile ilgili, -a ait) * kristal sistemlerinde üç eksenin de farklı uzunlukta olduğu ve birbirine dik olmadığı kristal sistemine ilişkin olan

triklinium : gre., lat. * tria (üç) + klinein (eğilmek, yana yatmak, eğim vermek, eğim yapmak, meyletmek, meyil vermek, katmanlamak), kline (yatak, eğim) + ion (isim yapım eki) (gre.) + ium (isim yapım eki) (lat.) * Antik Roma evlerinde, yemek yiyenlerin üç kenar boyunca yerleştirilmiş sedirlerde uzanarak yemek yediği yemek odası

trikloroasetikasit : gre., lat. * tria (üç) + khloros (yeşil, sarımsı yeşil, soluk yeşil, yeşilimsi sarı, taze) (gre.) + aceticus (asetik, sirkesel) (acetum (sirke, ekşi, asetik asit) + icus (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) + acidum, acidus (ekşi olan, asit) (acere (ekşi olmak) + idus (ile ilgili olan) ) (lat.) * asetik asidin metil grubundaki üç hidrojen atomunun klor atomlarıyla yer değiştirmesiyle oluşan, güçlü organik asit özellik gösteren kimyasal bileşik (C2HCl3O2)

triko : fra. * estriquier (tığla örmek), tricoter (örmek), tricot (örme, örgü) * örülerek veya örme tekniğiyle yapılan giysi ve kumaş türü

trikofitin : gre., lat. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + phyton (bitki, yeni tohumdan çıkan taze bitki) (gre.) + ine (kimyasal madde eki) (lat.) * saç, deri ve tırnaklarda mantar enfeksiyonlarına neden olan Trichophyton cinsindeki dermatofit mantarlarla ilişkili bir antijen veya madde

trikofiton : gre., lat. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + phyton (bitki, yeni tohumdan çıkan taze bitki) (gre.) * insan ve hayvanlarda deri, saç ve tırnakların mantar enfeksiyonlarına neden olan dermatofit mantarları içeren mantar cinsi

trikom : gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + oma (tümör, kabarma, şişme, şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) * bitkilerin epidermisinden gelişen, tek hücreli veya çok hücreli, tüy, kıl veya salgı yapısı biçimindeki dış yüzey uzantısı

trikomonas : gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + monas (birlik, birim, tekil varlık, tek hücreli varlık; mikrobiyal birim) * kamçılı, tek hücreli ökaryot mikroorganizmaları içeren, insanlarda Trichomonas vaginalis türü ürogenital sistemde trikomoniyazise neden olan parazit cins

trikomonas vaginiti : gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + monas (birlik, birim, tekil varlık, tek hücreli varlık; mikrobiyal birim) + vagina (kılıf, kın, kanal, hazne, kaplama, örtme, koruma) + itis (iltihap, enfeksiyon, yangı, enflamasyon, sorun, hastalık eki) * Trichomonas vaginalis adlı parazitin neden olduğu, vajinal akıntı, kaşıntı, yanma ve tahriş gibi belirtilerle seyreden vajinal enfeksiyon ve iltihaplanma durumu

trikomoniyaz : gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + monas (birlik, birim, tekil varlık, tek hücreli varlık; mikrobiyal birim) + iasis (iltihap, enfeksiyon, durum, sorun, hastalık eki) * Trichomonas vaginalis adlı parazitin neden olduğu, vajinal akıntı, kaşıntı, yanma ve tahriş gibi belirtilerle seyreden vajinal enfeksiyon ve iltihaplanma durumu

trikoreksis invajinata : gre., lat. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + rhegnymi (kırmak, parçalamak, yırtmak), rhexis (kırılma, parçalanma) (gre.) + invaginatus (içe doğru kıvrılmış, kılıf içine alınmış) (in (iç, içeri, içeride, içeriye, içinde, içine, üzerine, üstüne) + vagina (kılıf, kın, kanal, hazne, kaplama, örtme, koruma) + atus (sıfat yapı eki) ) (lat.) * saç telinin iç içe geçmiş veya teleskop gibi birbirinin içine girmiş düzensiz bölümler gösterdiği, “bambu saçı” görünümüyle karakterize edilen ve özellikle Netherton sendromunda görülen saç teli bozukluğu

trikoreksis nodoza : gre., lat. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + rhegnymi (kırmak, parçalamak, yırtmak), rhexis (kırılma, parçalanma) (gre.) + nodus (düğüm, yumak, yumru, boğum, nod) + osus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * saç telinin kolayca kırıldığı, saç boyunca düğüm veya nodül benzeri kalınlaşmaların oluştuğu saç teli bozukluğu

trikosefal : gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + kephale, kephalos (baş, kafa) eki) * vücudunun ön kısmı ince ve kıl benzeri, arka kısmı ise daha kalın olan nematod solucanı, kırbaç kurdu

trikotaj : fra. * estriquier (tığla örmek), tricoter (örmek), tricot (örme, örgü) + age (isim yapım eki) * ipliklerin ilmekler oluşturacak biçimde birbirine geçirilmesiyle gerçekleştirilen örme işlemi, örme kumaş üretim tekniği

trikotillomani : gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + tillein (çekmek, yolmak, koparmak) + mania (delilik, çılgınlık, aşırı tutkunluk, aşırı heves, aşırılık, coşku) (mainesthein (delirmek, çıldırmak), man (çılgın, taşkın duygulu, aşırı tutkulu, aşırı hevesli) + eia (durum ve isim yapım eki) ) * kişinin saçını veya kıllarını tekrar tekrar yolma dürtüsüne karşı koyamamasıyla karakterize edilen, saç ve kıl yolma bozukluğu

trikotomi : gre. * trikha (üçlü, üç parça) (tria (üç) + kha (isim yapım eki) ) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * bir şeyin üç parçaya veya üç bölüme ayrılması, özellikle bir yapının üç kola veya üç bölüme ayrılması

trikotomöz : gre., lat. * trikha (üçlü, üç parça) (tria (üç) + kha (isim yapım eki) ) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) (gre.) + osus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * üç parçaya veya üç bölüme ayrılmış, üç kola ayrılan veya üçlü bölünme gösteren

trikrom : gre. * tria (üç) + khroma (renk, ton, görünüş, krom) * üç renkten oluşan veya üç temel renk bileşeniyle ilişkili olan, özellikle görmede üç farklı renk reseptörünün bulunmasıyla ilgili

trikuetral : lat. * triquetrus (üç köşeli, üçgen biçimli) (tri (üç) + quattor (dört), quadratus (kare, dört köşeli) ) + alis (ile ilgili, -a ait) * pisiform kemiğin altında yer alan, karpal kemiklerin proksimal sırasında bulunan üç yüzlü bir kemik; anatomi ve geometride üç kenarlı veya üç yüzlü olan (yapı)

trikuetröz : lat. * triquetrus (üç köşeli, üçgen biçimli) (tri (üç) + quattor (dört), quadratus (kare, dört köşeli) ) + osus (ile ilgili, -a ait) * üç köşeli, üç kenarlı veya üç yüzlü olan, özellikle anatomi ve botanikte üçgen biçimli yapıları tanımlayan sıfat

trikuetrum : lat. * triquetrus (üç köşeli, üçgen biçimli) (tri (üç) + quattor (dört), quadratus (kare, dört köşeli) ) + um (isim yapım eki) * el bileğinde skafoid, lunatum, hamatum ve pisiform kemikleriyle eklem yapan, üçgen biçimli üçgen kemik olarak da adlandırılan karpal kemik

triküspid : lat. * tri (üç) + cuspis (uç, sivri uç) + ide (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * kalbin sağ atriyumu (kulakçık) ile sağ ventrikülü (karıncığı) arasında bulunan, üç yaprakçıktan (leaflet) oluşan ve kanın sağ atriyumdan sağ ventriküle tek yönlü akmasını sağlama ve geri akışı önleme işlevi gören kapak

triküspidal : lat. * tri (üç) + cuspis (uç, sivri uç) + ide (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + alis (ile ilgili, -a ait) * üç sivri ucu veya üç yaprakçığı bulunan, özellikle kalbin sağ kulakçığı ile sağ karıncığı arasındaki triküspit kapak ile ilgili olan

tril : ita. * trillare (titreyen bir sesle şarkı söylemek), trillo (titreyen bir sesle şarkı söyleme) * müzikte, bir nota ile komşusu olan diğer bir nota arasında hızlı bir şekilde gidip gelme işi

trileçe : arn. * tri (üç) + leche (sütler) * üç farklı sütle hazırlanan, Balkan ve Latin Amerika mutfaklarıyla ilişkilendirilen sütlü tatlı türü

triloji : gre. * tria (üç) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * birbiriyle konu, karakter veya olay örgüsü bakımından bağlantılı olan üç eserden oluşan yapıtlar dizisi

triloküler : lat. * tri (üç) + loculus (küçük bölme, göz, hücre) (locum (yer, mekan, konum, mevki, pozisyon) + ulus, ulum (küçültme eki) ) + aris (ile ilgili, -a ait) * üç bölmeden, üç odacıktan veya üç gözden oluşan, özellikle anatomik veya botanik yapılarda üç boşluk içeren (yapı)

trilostan : lat. * nitrile (nitron (nitrik asitle çözünmeyen nitrat oluşturan, kalitatif ve kantitatif tayinde kullanılan C20H16N4 bileşiği) + yl (alkil eki; kimyasal radikal hidrokarbon veya türev eki) ) +‎ androstane (gonane çekirdekli C19 steroidal hidrokarbon) * kortizol ve aldosteron gibi steroid hormonların sentezinde görev alan 3β-hidroksisteroid dehidrogenaz/Δ⁵-Δ⁴ izomeraz enzimini inhibe ederek hormon üretimini azaltan, özellikle hiperadrenokortisizm (Cushing Hastalığı) ve Alopecia X tedavisinde kullanılan steroidogenez inhibitörü ilaç etken maddesi (C20H27NO2)

trilyon : lat., fra. * tri (üç) + ilio (büyük sayı adlandırma eki) (lat.); trillion (fra.) * 1.000.000.000.000 sayısını, yani 10^12yi ifade eden büyük sayı adı

trilyoner : lat., fra. * tri (üç) + ilio (büyük sayı adlandırma eki) + aris (ile ilgili, -a ait) (lat.); trillionaire (fra.) * serveti trilyon para birimi düzeyinde olan kişi

trim : ing. * trymman, trymian (düzenlemek, donatmak, süslemek, güçlendirmek, sağlamlaştırmak, düzeltmek, hazırlamak) * süsleme, donatma, düzen, düzenleme, döşeme, bir şeyin kenarlarını veya dış kısmını düzeltme, ayrıca bu amaçla kullanılan süsleyici veya tamamlayıcı parça, süs, süsleme

trimebutin : lat., gre. * tri (üç) (lat.) + methyl (metil CH3) (methy (şarap) + hyle (ahşap, odun, tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) (gre.) + butyrum (tereyağı) + ine (kimyasal madde eki) (lat.) * gastrointestinal sistemin hareketlerini düzenleyen, özellikle irritabl bağırsak sendromunda karın ağrısı ve bağırsak hareketlerindeki düzensizliklerin tedavisinde kullanılan ilacın etken maddesi (C22H29NO5)

trimeröz : gre., lat. * tria (üç) + meros (parça, bölüm, kısım, segment) (gre.) + osus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * organları veya yapısal bölümleri üçlü gruplar halinde bulunan, özellikle çiçek organlarının parçaları üçlü sayılarda olan

trimester : lat. * tri (üç) + mensis (ay), mestre (aylık dönem) * bir yılın veya özellikle gebelik süresinin üç aylık bölümlerinden her biri, üç aylık dönem

trimetadion : gre. * tria (üç) + methyl (metil CH3) (methy (şarap) + hyle (ahşap, odun, tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) + adion (kimyasal madde eki) * özellikle absans nöbetlerinin tedavisinde kullanılan, oksazolidindion grubunda yer alan antiepileptik ilacının etken maddesi (C8H11NO3)

trimetafan : gre. * tria (üç) + methyl (metil CH3) (methy (şarap) + hyle (ahşap, odun, tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) + phan (halkalı veya azotlu/kükürtlü yapı eki) * otonom sinir sistemindeki nikotinik asetilkolin reseptörlerini bloke ederek damar genişlemesine ve kan basıncında düşüşe (tansiyon düşüşüne) neden olan, gangliyon blokeri olarak kullanılan ilacın etken maddesi (C22H29N2O2S)

trimetazidin : gre. * tria (üç) + methyl (metil CH3) (methy (şarap) + hyle (ahşap, odun, tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) + azot (nitrojen) (N=N) atomu eki) + idine (azot içeren heterosiklik bileşik eki) * kalp kasının enerji metabolizmasını düzenleyerek yağ asidi oksidasyonunu azaltan ve glikoz oksidasyonunu artıran, özellikle stabil anjina tedavisinde kullanılan metabolik anti-iskemik ilaç etken maddesi (C14H22N2O3)

trimethobenzamit : gre. * tria (üç) + methyl (metil CH3) (methy (şarap) + hyle (ahşap, odun, tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) + benzene (aromatik, altı karbonlu halkalı hidrokarbon) + amide (amonyaktan bir hidrojen atomunun bir asil grubu (R–CO–) ile değiştirilmesiyle elde edilen, R-CONH2 grubunu içeren bir organik bileşik) * bulantı ve kusmanın tedavisinde kullanılan, antiemetik ilaç etken maddesi (C18H22N2O2)

trimetoprim : gre. * tria (üç) + methyl (metil CH3) (methy (şarap) + hyle (ahşap, odun, tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) + prim (kimyasal ek) * bakterilerde folat sentezinde görev alan dihidrofolat redüktaz enzimini inhibe eden, özellikle idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan antibakteriyel ilacın etken maddesi (C14H18N4O3)

trimipramin : gre. * tria (üç) + imipramin (imi (imino grubu eki) + propane (C3H8) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) ) * trisiklik antidepresanlar grubunda yer alan, depresyon tedavisinde kullanılan ilaç etken maddesi (C20H26N2)

trimurti : san. * tri (üç) + murti (biçim, şekil, suret, tezahür) * Hinduizmde Brahma, Vişnu ve Şiva'nın tek ilahi gerçekliğin üç temel tezahürü olarak birlikte ifade edilmesi, üçlü biçim, üç suret (br “teslis” yaklaşımı)

trinervöz : gre., lat. * tria (üç) + neuron (sinir, lif, kiriş, tel, tendon, ip, bağ) (gre.); nervus (sinir, uyarı ileten doku, kas bağı) + osus (ile ilgili, -a ait, gibi, benzer) (lat.) * üç ana damarı veya siniri bulunan, özellikle botanikte yaprağın tabanından çıkan üç belirgin ana damara sahip olan

trinidad ve tobago : lat., tai. * trinitas (üçlü birlik, üçleme, teslis) (trinus (üçlü, üçer) (tri (üç) + inus (ile ilgili, -a ait) ) + itas (isim yapım ve durum eki) ) (lat.) + ve (ile, bağlaç) (tür.) + tabaco (tütün bitkisi veya tütün içme aracı) (tai.) * Karayipler'de, Güney Amerika'nın kuzey kıyısı açıklarında bulunan, kuzeyinde Karayip Denizi, doğusunda Atlas Okyanusu, güneyinde Venezuela ve batısında Venezuela'ya ait Paria Körfezi yer alan, Trinidad ve Tobago adalarından oluşan bağımsız bir ada ülkesi

trinitrofenol : lat., gre. * tri (üç) + nitron (karbonat; potasyum nitrat, doğal soda, güherçile (KNO3) ) + phenol (bir hidroksil grubunun (-OH) bir benzen halkasına (C6H6) bağlı olduğu bileşik (C6H5OH)) (phainein, phanio (parlamak, ışıldamak, ortaya çıkmak, belirmek) (gre.) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) (lat.) ) * fenol halkasına üç nitro grubunun bağlandığı, pikrik asit olarak bilinen, geçmişte patlayıcı madde ve boya üretiminde kullanılan, günümüzde ise başlıca kimyasal araştırmalarda ve bazı endüstriyel uygulamalarda kullanılan kimyasal bileşik (C6H3N3O7)

trinitrotoluen : lat., gre. * tri (üç) + nitron (karbonat; potasyum nitrat, doğal soda, güherçile (KNO3) ) + tolu (ismini Tolues kabilesinden alan Kolombiya'daki Tolú kentinin adından türetilen ve bu yöredeki tropik ağaçtan elde edilen tolu reçinesi) (lat.) + ene (çift bağ içeren doymamış hidrokarbon molekülü eki) (gre.) * toluen halkasına üç nitro grubunun bağlandığı, yaygın olarak TNT adıyla bilinen ve özellikle askeri ve endüstriyel patlayıcıların bileşiminde kullanılan kimyasal bileşik (C7H5N3O6)

trinketa : bas. * trinketa (duvarlarla çevrili oyun alanı) * Bask pelota oyunlarının oynandığı, genellikle dört duvarla çevrili kapalı veya yarı kapalı spor alanı

trio : lat., ita. * tri (üç) (lat.); tre (üç) + io (isim yapım eki) (ita.) * üç kişiden, üç sesten veya üç çalgıdan oluşan topluluk, üçlü müzik eseri veya üçlü grup

trioglobülin : lat. * tri (üç) + globulus (kürecik) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) * tiroid bezi tarafından üretilen ve T3 ile T4 hormonlarının yapımını sağlayan, tiroid kanseri ameliyatı geçiren hastaların tedavisinden sonra kanserin geri dönüp dönmediğini (nüks) takip etmek için kullanılan bir protein

triolein : lat. * tri (üç) + elaia (zeytin ağacı, zeytin) (gre.), olea (zeytin) + ine (organik bileşik eki) (lat.) * gliserolün üç oleik asitle oluşturduğu ester olan, zeytinyağında ve çeşitli bitkisel yağlarda bulunan bir trigliserit türü (C57H104O6)

trion : lat. * tri (üç) + on (parçacık/tanecik eki) * üç nükleondan oluşan çekirdek sistemi veya üç parçacıklı bağlı sistem

trionychidae : lat. * tri (üç) + onyx (tırnak, pençe) + idae (-giller, hayvan familyası eki) * yumuşak kabuklu tatlı su kaplumbağalarını içeren, üyelerinin ayaklarında üç belirgin pençe bulunmasıyla adlandırılmış yumuşak kabuklular familyası, yumuşakkaplumbağagiller

trip : ing. * trippian (hafifçe adım atmak, dans etmek) (eski İngilizce) * kısa süreli yolculuk veya gezi

tripanosoma : gre. * trypanon (burgu, matkap) + soma (vücut, gövde, cisim, beden, nesne, yapı; topluluk, toplum veya cemiyet) * omurgalıların kanında ve dokularında yaşayan, tirbuşona benzeyen kıvrımlı hareketleri ile dikkat çeken, genellikle kan emen böcekler ve sinekler gibi taşıyıcı vektörler aracılığıyla insanlara ve hayvanlara bulaşan, insanlarda ölümcül olabilen iki büyük tropikal hastalığın etkeni olan kamçılı ve tek hücreli parazit bir protozoon cinsi

tripanosomiyaz : gre. * trypanon (burgu, matkap) + soma (vücut, gövde, cisim, beden, nesne, yapı; topluluk, toplum veya cemiyet) + iasis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * Trypanosoma cinsindeki kamçılı tek hücreli parazitlerin neden olduğu, insanlarda ve hayvanlarda görülen paraziter hastalıkların genel adı

tripleks : lat. * tri (üç) + plicare, plectere (katlamak, bükmek, kıvırmak, sarmak; örmek, dokumak), plexus (örgü, ağ, dokuma, doku, kıvrım; katlanmış, bükülmüş, örülmüş, sarılmış; kat, katman, tabaka, satıh, yüzey) ) * üçlü, üç katlı veya üç parçadan oluşan yapı; üç katlı bina veya konut

triplet : lat. * tri (üç), triplus (üç katlı, üç tabakalı, üçlü) + ettus (küçültme eki) * üçlü grup, üç parçadan oluşan birim veya art arda gelen üç unsurdan oluşan yapı

triploblasti : gre. * tria (üç), triploos (üç katlı, üç tabakalı, üçlü) + blastos (tohum, tomurcuk, filiz, sürgün, germ hücresi, ilk evre hücre, embriyonik hücre) + eia (isim yapım ve durum eki) * embriyonun ektoderm, mezoderm ve endoderm olmak üzere üç germ tabakasından oluşması durumu, üç embriyonik tabakalı olma özelliği

tripod : gre. * tria (üç) + pous, podos (ayak) * üç ayaklı destek, üç ayak üzerine kurulmuş araç veya düzenek; fotoğraf makinesi, kamera veya akıllı telefon gibi cihazları sabitlemek, net olmayan görüntüleri önlemek ve sarsıntısız video çekmek amacıyla kullanılan üç ayaklı taşınabilir bir sehpa veya stant

tripofobi : gre. * trypa (delik) + phobia (korkma, korkulu olma) (phobos (korku) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * küçük ve birbirine yakın delik, oyuk veya gözenek kümelerini görmeye karşı yoğun rahatsızlık, tiksinti veya korku hissiyle ortaya çıkan psikolojik tepki durumu, delik nesne korkusu

tripoli : gre. * tria (üç) + polis (şehir, kent, il) * Libya’nın başkenti

tripomastigot : gre. * trypanon (burgu, matkap) + soma (vücut, gövde, cisim, beden, nesne, yapı; topluluk, toplum veya cemiyet) + mastigotos (kamçılı, kırbaçlı) (mastix (kamçı, kırbaç) + otos (sıfat yapım eki) ) * Trypanosoma cinsi kamçılı parazitlerin, kamçının hücrenin arka ucundan başlayıp hücre boyunca uzandığı ve dalgalı bir zar oluşturduğu yaşam biçimi

triporat : lat. * tri (üç) + porus (gözenek, delik) * üç gözenekli veya üç açıklığı bulunan, özellikle polen tanelerinde üç por (gözenek) taşıyan (yapı)

triportör : lat. * tri (üç) + portare (taşımak, götürmek) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.); triporteur (fra.) * önünde veya arkasında yük taşıma bölümü bulunan, üç tekerlekli küçük taşıma aracı

triprolidin : lat. * tri (üç ) + propyl (3 karbonlu alkil grubu (C3H7) ) + idine (azot içeren heterosiklik bileşik eki) * histamin H1 reseptörlerini bloke eden, alerjik rinit, kaşıntı ve benzeri alerjik belirtilerin giderilmesinde kullanılan birinci kuşak antihistaminik ilacın etken maddesi (C19H22N2)

tripsin : lat. * tripsis (ezme, ovma, parçalama, öğütme, sürtme, aşındırma) (tribein (ezmek, parçalamak, öğütmek, sürtmek, aşındırmak) + isis (isim yapım eki) ) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) * pankreastan salgılanan, proteinleri daha küçük peptitlere parçalayan ve sindirimde görev alan proteolitik enzim

triptamin : gre., lat. * triptophan (bir amino asit) (tryptos (ezilmiş, kırılmış) + phanos (gösteren) ) (gre.) + amine (azot içeren organik bileşik) (lat.) * yapısında bir indol halkası barındıran ve canlıların vücudunda doğal olarak bulunan, beyindeki belirli reseptörleri (eser aminle ilişkili reseptörler) uyararak sinir sisteminin çalışmasını düzenleyen bir monoamin alkaloid (C10H12N2)

triptan : gre. * triptan (serotonin (5-HT1B/1D) reseptör agonist eki) * serotonin 5-HT1B/5-HT1D reseptörlerini etkileyerek özellikle migren ataklarının tedavisinde kullanılan, triptan grubu ilaçların genel adı

triptik : gre. * triptykhos (tri (üç) + ptykhe (kıvrım, kat, katman, sayfa) ) * üçlü yapıya veya üç parçalı bileşime sahip olan; yan yana ve birbiriyle ilişkili üç resmin oluşturduğu pano şeklindeki hareketli grup resimler

triptofan : gre. * trypte (delik, oyuk, boşluk) + phainein (parlamak, ışıldamak, ışık saçmak, parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, oluşmak, göstermek, açığa çıkarmak, göstermek, görünür kılmak), phanes (görünen, görünür, belirgin, ortaya çıkan, açığa çıkan; ışığa çıkan) * proteinlerin yapısında bulunan, insan vücudunda üretilemediği için besinlerle alınması gereken, serotonin ve melatonin sentezinde öncü olarak görev yapan temel aromatik amino asit (C11H12N2O2)

tripton : gre. * tribein (ezmek, parçalamak, öğütmek, sürtmek, aşındırmak), triptos (ezilmiş, parçalanmış, öğütülmüş, sürtülmüş, aşındırılmış) + on (parçacık/tanecik eki) * suda bulunan, planktonik organizmaların oluşturduğu veya parçalanmış organik maddelerden meydana gelen, canlı olmayan askıdaki organik madde ve parçacıkların genel adı

triptonik : ing., gre. * tiptronic (tip (hafifçe vurmak, dokunmak) (ing.) + elektronikos (ilektronio, elektron (birleştirip karıştırma, altının ve gümüş ile karıştırılması ile elde edilen metal; çamgiller familyasından sarı-kızıl arası renge sahip hoş kokulu bir bitki, kehribar, amber; koyu sarı, parlak, akkor; elektrikle ilgili) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.) ) * sürücünün debriyaj pedalı kullanmadan vites kolları veya direksiyon arkasındaki kulakçıklar vasıtasıyla vites geçişlerini manuel olarak kontrol etmesine imkan tanıyan yarı otomatik şanzıman teknolojisi

triptorelin : gre. * trypte (delik, oyuk, boşluk) + phainein (parlamak, ışıldamak, ışık saçmak, parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, oluşmak, göstermek, açığa çıkarmak, göstermek, görünür kılmak), phanes (görünür, belirgin) + relin (gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH/LHRH) salınımını uyaran peptid yapılı madde belirteci) * zellikle prostat kanseri, endometriozis ve erken ergenlik tedavisinde kullanılan, vücuttaki hormon üretimini baskılayıcı yapay bir gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH) analoğu (C64H82N18O13)

tripura sundari : san. * tri (üç) + pura (şehir, kent, il) + sundari (güzel kadın, güzel olan) * Hinduizmde (Hint mitolojisi) Şaktizm geleneğinin önemli tanrıçalarından biri olan, adı “üç şehrin güzeli” anlamına gelen ve Lalita adıyla da anılan tanrıça

triseps : lat. * tri (üç) + caput, ceps (kafa, baş) * üç başlı kas; özellikle üst kolda humerusun arka yüzünde bulunan ve dirsek eklemini açan m. triceps brachii kası

trisiklik : lat. * tria (üç) + kyklos (daire, çember, halka, döngü, dönem, devir, periyod) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * üç halkalı yapıya sahip olan veya üç halkadan oluşan (kimyasal yapı)

trismus : gre. * trizein (gıcırdatmak, dişleri sıkmak) + ismos (isim yapım ve durum eki) * çene kaslarının istemsiz ve sürekli kasılması sonucu ağzın açılmasının kısıtlanması, çene kilitlenmesi

trisomi : gre. * tria (üç) + soma (vücut, gövde, cisim, beden, nesne, yapı; topluluk, toplum veya cemiyet) + eia (isim yapım ve durum eki) * normalde hücrelerde iki adet (bir çift) bulunması gereken bir kromozomun üç adet kopyaya sahip olması durumu (Bu genetik hata nedeniyle toplam kromozom sayısı 46 yerine 47 olur ve vücutta çeşitli gelişimsel gerilikler veya doğumsal anomaliler ortaya çıkar.)

trişin : gre., lat. * thrix, trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) (gre.) + ine (kimyasal madde eki) (lat.) * Trichinella cinsine ait parazit solucanların larvalarının bulunduğu kas dokusunun yenmesiyle bulaşan trişin hastalığına neden olan parazit kurtçuk, halk arasında kas kurdu

trişinella : gre., lat. * thrix, trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) (gre.) + ine (kimyasal madde eki) + ellus (küçültme eki) (lat.) * insanlarda ve çeşitli hayvanlarda trişin hastalığına neden olan, ince ve ipliksi yapılı parazit nematod cinsi

trişka : fra., ing.. * trique (hile, aldatma) (fra.); trick (hile, oyun, numara) (ing.) * değersiz, işe yaramaz, faydasız, dandik; hile, düzen, dolandırıcılık, sahtekarlık, aldatmaca

triticum : lat. * terere (sürtmek, dövmek, ezmek, öğütmek), triticum (buğday) * Poaceae (buğdaygiller) familyasından, dünya çapında tarımı yapılan temel tahıl bitkisi türü

triton : gre. * tria (üç), tritos (üçüncü) + on (isim yapım eki) * Yunan mitolojisinde deniz tanrısı Poseidon ile Amphitrite'nin oğlu olan, yarı insan yarı balık biçiminde tasvir edilen deniz tanrısı

triturus : lat. * terere (sürtmek, dövmek, ezmek, öğütmek), tritus (ezilmiş, ufalanmış) + urus (isim yapım eki) * semendergiller (salamandridae) familyasında yer alan ve başta Avrupa ile Batı Asya'da yayılış gösteren semenderleri içeren bir cins

triturus cristatus : lat. * terere (sürtmek, dövmek, ezmek, öğütmek), tritus (ezilmiş, ufalanmış) + urus (isim yapım eki) + crista (ibik, tepe) + atus (ile ilgili, -a ait) * semendergiller familyasından, erkeğinin üreme döneminde sırtı boyunca belirgin bir ibik geliştirdiği, Avrupa'nın büyük bölümünde ve Türkiye'nin kuzeybatısında yayılış gösteren pürtüklü semender türü

trityum : gre. * tria (üç), tritos (üçüncü) + ium (kimyasal element eki) * hidrojenin üç nükleon içeren, bir proton ve iki nötrondan oluşan radyoaktif izotopu olan kimyasal element türü (H-3 veya ³H)

trivalf : lat. * tri (üç) + valva (kapak, kanat, kapı) * üç kapaklı veya üç parçalı kapakla açılan

trivial : lat. * trivium (üç yolun kesiştiği yer, yol kavşağı) (tri (üç) + vium, via (yol, geçit, sefer yolu, vasıta, cadde, sokak, güzergah, patika) ) + alis (ile ilgili, -a ait) * basit, sıradan, herkesçe bilinen veya önem taşımayan, üzerinde düşünmeyi veya özel bilgi gerektirmeyen

trivialite : lat. * trivium (üç yolun kesiştiği yer, yol kavşağı) (tri (üç) + vium, via (yol, geçit, sefer yolu, vasıta, cadde, sokak, güzergah, patika) ) + alis (ile ilgili, -a ait) + itas (isim yapım ve durum eki) * sıradanlık, bayağılık veya önemsizlik niteliği, önemsiz veya değersiz olma durumu

triyaj : fra. * trier (denemek, sınamak; seçmek, ayırmak, ayıklamak, seçmek) + age (isim yapım eki) * ayıklama, sınıflandırma, seçme; acil servislerde hastaların tıbbi durumlarının aciliyetine göre değerlendirilerek öncelik sırasına konulması ve sınıflandırılması işlemi

triyak : gre , ing. * triac (triode (üç yol) (tria (üç) + hodos (yol, geçit; elektrot) ) (gre.) + for (için) + alternating (değişen) + current (akım) (ing.) * elektrik akımını her iki yönde de kontrol edebilen ve özellikle AC devrelerde güç anahtarlaması için kullanılan üç uçlu yarı iletken anahtar

triyas : gre. * trias (üçlü, üçlü grup) (treis, tria (üç) + as (grup eki) ) * üçlü grup veya üçlü birlik; jeolojik zaman ölçeğinde 252,17–201,4 milyon yıl önce yaşanmış, Paleozoyik'in ardından ve Jura'dan önce gelen Mezozoyik'in ilk dönemi ve bu dönemdeki üçlü kayaç dizisi

triyasik : gre. * trias (üçlü, üçlü grup) (treis, tria (üç) + as (grup eki) ) + ikos (ile ilgili, -a ait) * üçlü grup veya üçlü birlik ile ilgili; jeolojik zaman ölçeğinde 252,17–201,4 milyon yıl önce yaşanmış, Paleozoyik'in ardından ve Jura'dan önce gelen Mezozoyik'in ilk dönemiyle ve bu dönemdeki üçlü kayaç dizisiyle ilgili

triyo : lat., ita. * tri (üç) (lat.); tre (üç) + io (isim yapım eki) (ita.) * üç kişiden, üç sesten veya üç çalgıdan oluşan topluluk, üçlü müzik eseri veya üçlü grup

trizomi : gre. * tria (üç) + soma (vücut, gövde, cisim, beden, nesne, yapı; topluluk, toplum veya cemiyet) + eia (isim yapım ve durum eki) * normalde hücrelerde iki adet (bir çift) bulunması gereken bir kromozomun üç adet kopyaya sahip olması durumu (Bu genetik hata nedeniyle toplam kromozom sayısı 46 yerine 47 olur ve vücutta çeşitli gelişimsel gerilikler veya doğumsal anomaliler ortaya çıkar.)

TRNA : ing., lat. * transfer (aktarıcı, iletici) (ing.) + arabinose (beş karbon atomlu monosakkarit); ribes (frenk üzümü) (lat.) + ose (şeker eki; kimyasal monosakkarit eki) + soma (vücut, beden, gövde, cisim) (gre.) + nucleicus (çekirdeksel) (nucleus (çekirdek, tohum, tane) (nux, nucis (sert kabuklu meyve, ceviz) + leus (ile ilgili, -a ait) ) + icus (ile ilgili, gibi, -a ait) ) + acere (ekşi olmak), acidus (ekşi olan, asit) (lat.) * hücrede amino asitleri ribozomlara taşıyan ve protein sentezi sırasında mRNA'daki kodonların karşılık gelen amino asitlerle eşleşmesini sağlayan RNA türü

trochilidae : gre., lat. * trokhilos (küçük kuş, sinek kuşu) (gre.) + idae (-giller, hayvan familyası eki) (lat.) * çok küçük, renkli ve hızlı uçan sinek kuşlarını içeren kuş familyası, sinek kuşugiller (kolibrigiller)

trochodendraceae : gre., lat. * trokhos (tekerlek, çember) + dendron (ağaç, ağaç dalı; odunsu bitki) (gre.) + aceae (-giller, bitki familyası eki) (lat.) * taç yaprağı bulunmayan ve odunlarında su iletimini sağlayan ana boruları (trake) olmayan, Trochodendron ve Tetracentron cinslerini ve Doğu Asya kökene sahip nadir çiçekli bitkileri kapsayan bir bitki familyası

troçkizm : rus. * troçki (Rus devrimci, Sovyet siyasetçi ve siyasi teorisyen Lev Davidovic Trockij’in soyadından) (rus.) + ismus (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) (lat.) * ev Troçki'nin Marksist düşüncelerine dayanan, sürekli devrim anlayışını ve uluslararası işçi devriminin gerekliliğini savunan siyasal düşünce ve hareket

trofi : gre. * trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia (beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme, gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * bir organizmanın beslenmesi, gelişmesi ve büyümesi süreci

trofik : gre. * trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia (beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme, gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, -a ait) * bir organizmanın beslenmesi, gelişmesi ve büyümesi süreci ile ilgili

trofoblastik : gre. * trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia (beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme, gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + blastos (tohum, tomurcuk, filiz, sürgün, germ hücresi, ilk evre hücre, embriyonik hücre) + ikos (ile ilgili,-a ait) * trofoblastla ilgili olan, embriyonun dış hücre tabakasını oluşturan ve embriyonun rahim duvarına tutunmasında ve plasentanın oluşumunda görev alan yapıyı tanımlayan

trofoektoderm : gre. * trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia (beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme, gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ektos (dış, dışa ait, dış ile ilgili, harici) + dermat (deri, cilt, ten) * blastosistin dış hücre tabakası olan ve embriyonun rahim duvarına tutunması ile plasentanın oluşumunda görev alan embriyonik hücre tabakası

trofofil : gre. * trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia (beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme, gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + phyllon (yaprak) * bitkinin beslenme ve fotosentez görevlerini yerine getiren, üreme organlarıyla ilişkili olmayan yaprak

trofozoit : gre. * trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia (beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme, gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + zoion (canlı, hayvan) + oides (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * parazit protozoonların beslenen, büyüyen ve çoğalan hareketli yaşam evresi

troglodit : gre. * trogle (mağara, in, oyuk) + dytes (içine giren, dalan) (dynein (girmek, içine dalmak) + ites (sıfat yapım eki) ) * mağarada veya yer altında yaşayan insan veya hayvan, mağara sakini

trogonidae : gre., lat. * trogon (meyve yiyen, kemiren) (trogein (yemek, çiğnemek, kemirmek) + on (sıfat yapım eki) ) (gre.) + idae (-giller, hayvan familyası eki) (lat.) * sıcak ve tropikal bölgelerde yaşayan, parlak renkli tüyleri, güçlü gagaları ve uzun kuyruklarıyla bilinen, quetzal kuşunu da içeren kemirgen gagalıgiller kuş familyası

trok : fra. * troque (takas, değiş tokuş), troquer (takas etmek, değiştirmek) * mal veya hizmetlerin para kullanılmadan başka mal veya hizmetlerle değiştirilmesine dayanan ticaret biçimi, değiş tokuş, takas

trokanter : gre. * trokhanter (dönen, tekerlek gibi hareket eden çıkıntı) (trokhos (tekerlek) + anter (-cı, yapan, eden eki) ) * uyluk kemiğinin (femur) üst ucundaki, kasların ve bağların tutunduğu, kalça ekleminin hareketlerine katılan sert kemiksi çıkıntı

trokar : fra. * trois (üç) + carre (kenar, yüzey) * kapalı (laparoskopik) ameliyatlarda vücut boşluklarına veya dokulara kamera ve diğer cerrahi aletlerin girebilmesi için delik açmaya ve bu aletlere yol vermeye yarayan, ucu sivri, boru şeklinde tıbbi bir alet

trokserutin : lat. * tri (üç) + hydor, hudros, hydros (su, sıvı) + oxus, oxys (keskin, sivri, ekşi, asidik, oksijenli) + ilis (grup eki) + ethyl (etil (C2H5- alkil grubu) + rutin (Ruta graveolens (sedef otu) bitkisinden izole edilen bir flavonoid glikozit) + ine (kimyasal madde eki) * rutinden türetilen, kılcal damarları güçlendirmeye ve damar geçirgenliğini azaltmaya yardımcı olan, venöz dolaşım bozukluklarında kullanılan flavonoid bileşik (C33H42O19)

trol : ger. * trollen (küçük adımlarla yürümek) * huni biçiminde ve geniş ağızlı, suyun dibine atılan ve teknelerle sürüklenerek çekilen bir balık ağı; internette insanları kızdırmak, tartışma çıkarmak veya eğlenmek için kasıtlı olarak yanlış, alaycı veya kışkırtıcı mesajlar yazan kişi

trolamin : lat. * tri (üç) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (ammonia (ammon, ammoniakos (gizli, örtülü, güvende, emin) + ine (gibi olan, ile ilgili, kimyasal madde eki) ) * trietanolamin olarak da bilinen, farmasötik ve kozmetik ürünlerde emülgatör, pH düzenleyici ve bazı topikal preparatlarda yardımcı madde olarak kullanılan organik bileşik (C6H15NO3)

troleandomisin : lat., gre. * tri (üç) + oleander (zakkum) + mykes (fungus, mantar, mikrobiyal organizma) (gre.) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) (lat.) * makrolid grubu bir antibiyotik olan ve bakterilerde protein sentezini engelleyerek etkisini gösteren ilacın etken maddesi (C41H67NO15)

troleybüs : ing. * trolley (elektrik akımı alan hareketli düzenek) + bus (otobüs) * elektrik enerjisini üstteki havai hatlardan alan, raylara bağlı olmadan karayolunda çalışan toplu taşıma aracı, elektrik kablolarından akım alarak çalışan otobüs

trollemek : ing. * troll (internette kışkırtıcı veya alaycı biçimde davranan kişi) + le (etken fiil eki) + mek (fiil mastar eki) * internet ortamında bir kişiyi veya topluluğu kışkırtmak, kızdırmak veya tepki vermeye yöneltmek amacıyla kasıtlı olarak rahatsız edici veya alaycı davranışlarda bulunmak

trollius : lat. * trollius (yuvarlak çiçekli bitki) * Ranunculaceae (düğünçiçeğigiller) familyasından olan, sarı veya turuncu renkli, küre biçimli çiçekleri bulunan nemli alanlarda yetişen otsu bitki türü

tromboanjit : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + angeion (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + itis (iltihap, enfeksiyon, yangı, enflamasyon, sorun, hastalık eki) * atardamar ve toplardamarların iltihaplanması ile damar içinde pıhtı oluşmasıyla seyreden damar hastalığı

tromboemboli : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + embolos (içeri itilen şey, içeri girme, tıkaç, çarpma, saldırı, pistona benzer şey) (em, en (iç, içeri, içinde, içeride, içinde) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek), bole, bolos (atma, fırlatma) ) + eia (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * atardamar ve toplardamarların iltihaplanması ile damar içinde pıhtı oluşmasıyla seyreden damar hastalığı

tromboembolik : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + embolos (içeri itilen şey, içeri girme, tıkaç, çarpma, saldırı, pistona benzer şey) (em, en (iç, içeri, içinde, içeride, içinde) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek), bole, bolos (atma, fırlatma) ) + eia (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) + ikos (ile ilgili, -a ait) * tromboemboli ile ilgili olan, damar içinde oluşan kan pıhtısının koparak kan dolaşımıyla başka bir damarı tıkaması ile ilgili

tromboembolizm : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + embolos (içeri itilen şey, içeri girme, tıkaç, çarpma, saldırı, pistona benzer şey) (em, en (iç, içeri, içinde, içeride, içinde) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek), bole, bolos (atma, fırlatma) ) + eia (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) + ismos (isim yapım, durum, öğreti, doktrin, akım eki) * bir damarda oluşan kan pıhtısının koparak kan dolaşımıyla başka bir damara taşınması ve burada damar tıkanıklığına yol açması durumu

trombofil : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + philein (sevmek), philos (seven, sever, sevici) * kanın normalden daha kolay pıhtılaşmasına yatkın olma durumu, tromboz gelişme eğilimi

tromboflebit : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + phleps (damar, toplardamar) + itis (iltihap, enfeksiyon, yangı, enflamasyon, sorun, hastalık eki) * bir toplardamarın iltihaplanmasına damar içinde kan pıhtısı oluşmasının eşlik ettiği durum

trombojenik : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * trombüs oluşumuna neden olan veya trombüs oluşumunu kolaylaştıran

tromboksan : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + oxys (keskin, oksijen) + ane (doymuş hidrokarbon belirteci) * kan pulcukları tarafından üretilen, damarların büzülmesini ve trombositlerin birbirine yapışmasını artırarak kan pıhtılaşmasında rol oynayan bir grup lipid bileşiği

trombolitik : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + lyein (serbest bırakmak, gevşetmek, bağı çözmek, salmak), lytikos (gevşeten, çözen, serbest bırakan, ayrıştıran) (lysis (gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) ) + tis -cı, yapan, eden eki) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * kan pıhtılarını çözerek damar içindeki tıkanıklığın giderilmesini sağlayan veya trombüsün çözülmesiyle ilgili olan

tromboliz : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + lysis (gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) (lyein (serbest bırakmak, gevşetmek, bağı çözmek, salmak) + isis (isim yapım eki) ) * damarda oluşmuş trombüsün çözülmesi ve parçalanması süreci

trombon : ita. * tromba (boru, trompet) + one (büyütme eki) * metal üflemeli çalgılar ailesinden, sürgüsüyle ses perdesi değiştirilen, uzun ve silindirik borulu çalgı

trombopeni : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + penia (eksiklik, azalma, düşüş, yoksunluk) * kandaki trombosit sayısının normalden düşük olması durumu

tromboplasti : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + plassein (şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak, kalıp dökmek), plasteia (oluşturma, şekillendirme, şekil verme, biçimlendirme, kalıplama) (plastos (oluşturulmuş, şekillendirilmiş, biçimlendirilmiş, kalıplanmış) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * kanın pıhtılaşmasında görev alan bir protein kompleksi veya pıhtılaşma süreciyle ilgili oluşum

trombosit : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk, oyuk, kap) * kanda bulunan, damar hasarında birikerek kanamanın durdurulmasına ve pıhtı oluşumuna katkıda bulunan çekirdeksiz, küçük hücresel parçacık

trombosit agregasyon inhibitör : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk, oyuk, kap) + aggregare (toplamak, biriktirmek, yığmak, birleştirmek, ilave etmek, eklemek) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + grex, greg (sürü, kalabalık, yığın) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) ) (gre.) + inhibitor (bir süreci, reaksiyonu veya faaliyeti yavaşlatan, engelleyen veya durduran madde veya etken) (in (iç, içeri, içeride, içeriye, içinde, içine, aşağı) + habere, hibere (sahip olmak, tutmak, elinde bulundurmak) + tor (-cı, yapan, eden eki) ) (lat.) * trombositlerin birbirine yapışarak kümelenmesini engelleyen ve böylece damar içinde trombüs oluşma riskini azaltan ilaç veya madde

trombositaferez : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk, oyuk, kap) + aphairesis (ayırma, çıkarma, uzaklaştırma) (apo (-den, -dan, dışında, uzak, ayrı, önde, önüne) + hairein (almak, seçmek) + esis (isim yapım eki) ) * kandan trombositlerin aferez yöntemiyle ayrılarak toplanması

trombositemi : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk, oyuk, kap) + emia (kanla ilgili olma; kanda bulunma durumu) (haima, haimat (kan) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * kandaki trombosit sayısının normalden yüksek olması durumu

trombositopeni : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk, oyuk, kap) + penia (eksiklik, azalma, düşüş, yoksunluk) * pıhtılaşma sağlayan hücreler olan trombositlerde azalma

trombositopenik : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk, oyuk, kap) + penia (eksiklik, azalma, düşüş, yoksunluk) + ikos (ile ilgili, -a ait) * trombositopeni ile ilgili olan veya kandaki trombosit sayısının normalden düşük olduğu durum ile ilgili

trombositoz : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk, oyuk, kap) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * kandaki trombosit (platelet PLT) sayısının normalden yüksek olması durumu

trombo-spondin : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + spondulos, spondylos (omur, eklem) (gre.) + ine (kimyasal madde eki) (lat.) * hücre dışı matrikste bulunan, trombositlerin birbirine yapışmasında ve damar oluşumunun düzenlenmesinde rol oynayan bir glikoprotein ailesi

trombotik : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + ikos (ile ilgili, -a ait) * trombüs oluşumuyla veya damar içinde kan pıhtısı oluşmasıyla ilgili olan

tromboz : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * kanın damarda pıhtılaşması, trombus (tıkaç) oluşumu veya varlığı; damarla beslenen dokunun infarktına yol açabilen kan damarları içindeki pıhtılaşma

trombozis : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * kanın damarda pıhtılaşması, trombus (tıkaç) oluşumu veya varlığı; damarla beslenen dokunun infarktına yol açabilen kan damarları içindeki pıhtılaşma

trombus : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) * damar içinde veya kalp boşluklarında oluşan kan pıhtısı

trombüs : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) * damar içinde veya kalp boşluklarında oluşan kan pıhtısı

trombüsektomi : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + ektomia (kesip çıkarma) (ek (dış, dışarı, harici) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * damar içinde oluşmuş kan pıhtısının (trombüs) cerrahi veya girişimsel yöntemle çıkarılması

tromp : fra. * trompe (boru, huni; mimaride köşeden kubbeye geçiş sağlayan tonoz) * kare veya dikdörtgen planlı bir mekandan dairesel kubbe tabanına geçişi sağlayan, köşelere yerleştirilen küçük tonoz biçimindeki taşıyıcı geçiş ögesi

trompe-l’ oeil : fra. * tromper (aldatmak, yanıltmak) + l'œil (göz) (le (ön ek, artikel) + œil (göz) ) * gerçek bir nesne veya mekân izlenimi yaratmak amacıyla yapılan optik yanılsama tekniği, gözü aldatan resim veya bezeme

trompet : fra. * trompe (boru, huni; mimaride köşeden kubbeye geçiş sağlayan tonoz) + ette (küçültme eki) * bakır üflemeli çalgılar ailesinden, silindirik ve kıvrımlı borusu ile üç pistonlu valfleri bulunan, dudak titreşimiyle ses üreten çalgı, borazan

trop : gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) * felsefede Antik Çağ kuşkucularının nesnel bir gerçeğe ulaşılamayacağını savunmak için kullandıkları temel dayanak veya kanıt

tropaeolaceae : lat. * tropaeum (zafer işareti) (trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) (gre.), tropa (dönüş, zafer işareti, savaşta düşmana dikilen anıt) + eum (isim yapım eki) ) + aceae (-giller, bitki familyası eki) * Brassicales (lahanasiller, lahanagiller) takımına bağlı, kapuçin çiçeğini içeren, otsu bitkilerden oluşan Tropaeolum familyası, Latinçiçeğigiller, Nasturtugiller

tropaeolum : lat. * tropaeum (zafer işareti) (trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) (gre.), tropa (dönüş, zafer işareti, savaşta düşmana dikilen anıt) + eum (isim yapım eki) ) (lat.) * Tropaeolaceae (Latinçiçeğigiller, Nasturtugiller) familyasından, renkli çiçekleri ve yuvarlak yaprakları ile tanınan, kapuçin çiçeği olarak bilinen süs bitkisi türü

tropik : gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrim, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * yeryüzünde Güneş ışınlarının dik geldiği, sıcaklık ve iklim özellikleriyle karakterize edilmiş, ekvator çevresinde yer alan enlem bölgeleri olan sıcak kuşaklar, dönenceler

tropika : gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrim, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * yeryüzünde Güneş ışınlarının dik geldiği, sıcaklık ve iklim özellikleriyle karakterize edilmiş, ekvator çevresinde yer alan enlem bölgeleri olan sıcak kuşaklar, dönenceler

tropikal : gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrim, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * yeryüzünde Güneş ışınlarının dik geldiği, sıcaklık ve iklim özellikleriyle karakterize edilmiş, ekvator çevresinde yer alan enlem bölgeleri olan sıcak kuşaklar ile ilgili, dönencelerle ilgili, dönencesel

tropikamid : gre., lat. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrim, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) + amide (amonyaktan bir hidrojen atomunun bir asil grubu (R–CO–) ile değiştirilmesiyle elde edilen, R-CONH2 grubunu içeren bir organik bileşik) (lat.) * göz muayeneleri ve bazı cerrahi işlemler öncesinde göz bebeğini geçici olarak büyütmek (genişletmek) ve göz içindeki odaklanma kaslarını geçici olarak gevşetmek amacıyla kullanılan, antikolinerjik (antimuskarinik) ilaç sınıfında yer alan bir göz damlası ilacın etken maddesi (C17H20N2O2)

tropisetron : lat. * tropan grubundan (atropin ve benzeri alkaloidlerde bulunan halka sistemi) + setron (serotonin 5-HT3 reseptör blokeri (antagonist) belirteci) * kanser ilacı veya ışın tedavisi alan kişilerin yaşadığı mide bulantısı ve kusmayı durdurmak için kullanılan, 5-HT3 reseptörlerini bloke eden bir ilacın etken maddesi (C17H20N2O2)

tropizm : gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrim, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + ismos (isim yapım, durum, öğreti, doktrin, akım eki) * bir organizmanın, genellikle bir bitkinin, çevresel bir uyarana yanıt olarak dönme hareketi yapıp ona yönelerek büyümesi, doğrulum, yönelim

tropofit : gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + phyton (bitki, yeni tohumdan çıkan taze bitki) * çevre koşullarına bağlı olarak gelişme ve görünüş özelliklerini değiştiren, farklı mevsimlerde farklı büyüme biçimleri gösteren bitki; kurak ve yağışlı dönemlerin birbirini izlediği iklimlerde (özellikle muson veya savan iklimi gibi geçiş bölgelerinde) yaşayan, hem kuraklığa hem de neme uyum sağlayabilen bitki

tropomiyozin : gre., lat. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + myein (daraltmak, kapamak), mys, myos (kas, adale) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) (gre.) + ine (kimyasal madde eki) (lat.) * çizgili kaslarda ve kalp kasında kasılma sürecini kontrol eden, aktin filamentlerinin üzerine oturarak miyozin proteinlerinin bağlanma yerlerini kapatan ve kasın dinlenme (gevşeme) halinde kalmasını sağlayan düzenleyici bir ipliksi protein

troponin : gre., lat. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos, tropon (dönüş, dönme, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) (gre.) + ine (kimyasal madde eki) (lat.) * kalp kası hücrelerinde bulunan ve kalbin kasılıp gevşemesini sağlayan, kalp kası hasar gördüğünde kana karışan ve bu nedenle kalp krizini anlamak için yapılan testlerde seviyesi öncelikle incelenen bir protein türü

troposfer : gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + sphaira (top, küre, yuvarlaklık) * atmosferin yeryüzüne en yakın tabakası olup hava olaylarının, rüzgarların, bulutların ve yağışların gerçekleştiği, kutuplarda yaklaşık 8 km, ekvatorda ise yaklaşık 18 km kalınlığa sahip olan küresel katman

troppo : lat., ita. * troppus (çok, çok fazla, aşırı, gereğinden çok) (lat.); troppo (ita.) * çok, çok fazla, aşırı, gereğinden çok (allegro ma non troppo (hızlı veya neşeli, ama aşırı derecede hızlı değil), non troppo (çok değil), allegro non troppo (çok hızlı değil) )

tropya : gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + eia (isim yapım ve durum eki) * göz hekimliğinde dışarıdan net ve belirgin şekilde görülen açık şaşılık (göz kayması) durumu, lki gözün aynı noktaya aynı anda odaklanamadığı, göz eksenlerinin bariz bir şekilde kaydığı manifest (açık) bir hizalama bozukluğu

trospiyum : lat. * tro (atropin türevi bir tropan alkaloid belirteci) + spi (halkaların tek bir karbon atomu üzerinden birbirine bağlandığı spiro bileşik halka yapısı) + ium (kuaterner amonyum bileşiği eki) * aşırı aktif mesane ve idrar kaçırma problemlerini tedavi etmek için kullanılan, mesane duvarındaki kasları gevşeterek sık idrara çıkma ihtiyacını ve ani idrar sıkışmalarını azaltan ilacın etken maddesi (C25H30NO3)

trotinet : fra. * trotter (tırısla gitmek, tırıs koşmak), trottiner (küçük adımlarla yürümek, tıpışlamak) + ette (küçültme ve araç eki) * bir ayakla üzerine basılıp diğer ayakla yerden güç alınarak hareket edilen, yön gidonu ve tekerlekleri olan, yatay bir basamak, bir gidon ve genelde iki veya üç tekerlekten oluşan küçük taşıt veya oyuncak türü, skuter, scooter

trotuvar : fra. * trotter (tırısla gitmek, tırıs koşmak) + oir (yer veya araç ek) * yayaların yol kenarında yürümeleri için ayrılmış, taşıt yolundan daha yüksek veya bordürle ayrılmış yaya yolu

troubadour : oks., fra. * trobar (bulmak, keşfetmek, şiir veya ezgi bestelemek), trobaire (bulucu, şiir veya şarkı yazan) (oks.); trouvére (fra.) * Orta Çağ'da 11. ve 14. yüzyıllar arasında özellikle Güney Fransa'da saraylarda ve soylu çevrelerde şiir ve ezgiler besteleyip seslendiren gezgin şair ve ozan (Kuzeydekilere “trouvére” denirdi.)

trough konsantrasyon : ing., lat. * trough (çukur, dip nokta) + concentratio (yoğunlaşma, yoğunluk, konsantrasyon) (co, con (birlikte, beraber, ile) + centrum (merkez), centrare (merkeze getirmek, merkezde toplamak, merkezcilleşmek) + tio (isim yapım eki) ) (lat.) * bir ilacın, bir sonraki doz verilmeden hemen önce vücutta (kanda) ulaştığı en düşük konsantrasyon seviyesi

trovafloksasin : lat. * trova (farmasötik ön ek) + fluor (akışkan, flor elementi) + oxazinum (azot ve oksijen içeren heterosiklik halka) + acin (kinolon antibiyotik adlandırma eki) * çeşitli bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek amacıyla kullanılan, bakterilerin DNA'sını çoğaltmasını engelleyen, florokinolon antibiyotik grubuna ait, geniş spektrumlu sentetik bir antibakteriyel ilacın etken maddesi (C20H15F3N4O3)

troya : gre. * Troia (antik Truva kenti) (Tros (mitolojik olarak kentin efsanevi kurucusu olan kral Tros’un isminden) + eia (yer eki) ) * Çanakkale yakınlarında yer alan, Homeros'un İlyada destanında ve Yunan mitolojisinde anlatılan antik kent ve bu kentle ilişkili bölge

troyka : rus. * troyka (üç, üçlü) * bir siyasi yapıda, karar alma mekanizmasında veya liderlikte birlikte yer alan üç kişiden oluşan kurul veya yönetim (örneğin Avrupa Birliği veya uluslararası kuruluşlardaki üçlü başkanlık sistemleri), üçlü yönetim, üçlü siyaset

tröst : ing. * trust (güven, itimat, emanet, ortaklık) * aynı sektördeki büyük şirketlerin piyasayı ele geçirmek ve fiyatları kontrol etmek için birleşip tek elden yönetilmesi (rekabeti sonlandıran ve tekel oluşturan bir yapıdır.)

truakar : fra. * trois (üç) + quart (çeyrek, dörtte bir) * ceketten uzun, mantodan veya kabanın tam boyundan kısa olan kadın giysisi; kol boyu dirsek ile bilek arasında (üç çeyrek uzunlukta) olan kadın giysisi veya kıyafet kolu

trubadur : oks., fra. * trobar (bulmak, keşfetmek, şiir veya ezgi bestelemek), trobaire (bulucu, şiir veya şarkı yazan) (oks.); trouvére (fra.) * Orta Çağ'da 11. ve 14. yüzyıllar arasında özellikle Güney Fransa'da saraylarda ve soylu çevrelerde şiir ve ezgiler besteleyip seslendiren gezgin şair ve ozan (Kuzeydekilere “trouvére” denirdi.)

trucut biyopsi : ing., lat. * true (gerçek, hakiki) + cut (kesmek; kesim, kesi) (ing.) + bios (yaşam, hayat, dirim, canlılık, oluşum, yaratılış) + ops, opsis (göz, görme, görünüş, görünüm, yüz) (gre.) * bir doku parçasının kesici bir iğne yardımıyla silindirik biçimde çıkarılarak histopatolojik inceleme için alınmasını sağlayan biyopsi yöntemi

trullat : lat. * trulla (küçük kepçe, mala) + atus (sıfat yapım eki) * kaşık veya kepçeye benzeyen biçimde olan, özellikle botanikte kaşığı andıran (yapı)

trunk : lat. * truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) * bir ağacın ana gövdesi, insan veya hayvanda gövde, bir aracın bagaj bölümü veya bir şeyin ana ve merkezi bölümü

trunkal : lat. * truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) + alis (ile ilgili, -a ait) * gövdeyle veya vücudun gövde bölgesiyle ilgili olan

trunkasyon : lat. * truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) + atio (isim yapım eki) * bir şeyin uç veya bölümünün kesilerek kısaltılması işlemi veya bunun sonucunda oluşan kısalmış durum

trunkat : lat. * truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) + atus sıfat yapım eki) * bir ucunun veya bir bölümünün kesilmesiyle kısalmış veya normalde olması gereken uç kısmı kesik olan; tepesi veya ucu kesik, kesilip alınmış, küt veya güdük, kesilmiş, uç kısmı kopmuş veya eksik olan; biyolojide normal yapısının bir bölümü kesilmiş veya eksilmiş olan

trunki : lat. * truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) + atus sıfat yapım eki) * bir ucunun veya bir bölümünün kesilmesiyle kısalmış veya normalde olması gereken uç kısmı kesik olan; tepesi veya ucu kesik, kesilip alınmış, küt veya güdük, kesilmiş, uç kısmı kopmuş veya eksik olan; biyolojide normal yapısının bir bölümü kesilmiş veya eksilmiş olan

trunkus : lat. * truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) * bir ağacın ana gövdesi, insan veya hayvanda gövde, bir aracın bagaj bölümü veya bir şeyin ana ve merkezi bölümü

trunkus çölyakus : lat. * truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) (lat.) + koiliakos (karın boşluğu) (koilos (boş, oyuk, içi boş, boşluk, oyuk, kavernöz, çukur) + iakos (ile ilgili, gibi, -a ait) ) (gre.) * karın bölgesindeki ana atardamardan (aort) hemen ayrılarak mide, karaciğer, dalak, pankreas ve on iki parmak bağırsağı gibi hayati sindirim organlarına kan taşıyan kısa ve kalın ilk büyük ana damar, çölyak arter, çölyak gövdesi

trup : fra. * troupe (grup, kalabalık, sürü, güruh; askeri birlik; tiyatro topluluğu, oyuncu topluluğu, kumpanya) * grup, kalabalık, sürü, güruh; askeri birlik; tiyatro topluluğu, oyuncu topluluğu, kumpanya; özellikle tiyatro, dans veya sirk gibi gösteri sanatlarında birlikte çalışan sanatçı topluluğu

trupanea : gre. * trypanon (burgu, matkap) (gre.) + ea (çoğul ve familya eki) (lat.) * Diptera (çift kanatlılar) takımının meyve sinekleri (Tephritidae) familyasına ait Tephritidae familyasında yer alan bir tephritid veya meyve sineği cinsi

truss : lat., fra. * torsare (döndürmek, burmak, sarmak) (lat.); trousse (demet, bağ), trousser (bağlamak, paketlemek, yüklemek) (fra.) * üçgen geometriden yararlanarak ağırlığı dağıtan, çatı ve köprü gibi yapılarda kullanılan kafes kiriş sistemi; konserlerde ve etkinliklerde ses, ışık ve ekran sistemlerini yukarıda taşımak için kurulan modüler alüminyum kafes direkler sistemi; fıtık tedavisinde kullanılan destekleyici kasık bağı

truva : gre. * Troia (antik Truva kenti) (Tros (mitolojik olarak kentin efsanevi kurucusu olan kral Tros’un isminden) + eia (yer eki) ) * Çanakkale yakınlarında yer alan, Homeros'un İlyada destanında ve Yunan mitolojisinde anlatılan antik kent ve bu kentle ilişkili bölge

trüf : lat., fra.* tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) (lat.); truffe (yer mantarı) (fra.) * meşe ve fındık gibi bazı ağaçların köklerinde toprak altında (5-20 cm derinlikte) yetişen, yoğun aroması ve kokusuyla dünyanın en değerli gurme yiyeceklerinden biri kabul edilen son derece nadir bir mantar türü (şekil olarak bu mantara benzetildiği için dışı kakao kaplı özel çıkolataya da “trüf çikolata” denir.)

trük : fra. * truc (şey, nesne, eşya, obje, oyuncak, önemsiz eşya; hile, numara) * belirli bir nesneyi, işi veya yöntemi belirtmek için kullanılan kelime; hile, numara veya pratik yöntem

Ts : çero. , lat. * tennessine (Tennessee (ABD'de elementin adlandırıldığı eyalet), tanasi (çer.) + ine (halojen element adı eki) ) * atom numarası 117 olan, periyodik tablonun 17. grubunda bulunan, sentetik olarak üretilen, çok kısa ömürlü ve radyoaktif olan, yalnızca temel nükleer araştırmalarda incelenen süper ağır halojen elementi

TSH : gre., lat. * thyroeides (kalkan şekilli) (thyreos (kalkan) + oides (ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) ) (gre.) + stimulare (uyarmak, kışkırtmak, motive etmek, zorlamak) (lat.), stimulating (uyaran) (ing.) + hormao, hormaein (harekete geçirmek, zorlamak, dürtmek), horman, hormon (iten, itici, dürten, harekete geçiren, salan, savuran) (gre.) * beyindeki hipofiz bezi tarafından salgılanan ve boyundaki tiroid bezinin çalışmasını kontrol eden, vücudun enerji dengesini ve metabolizmayı düzenlemek için tiroid bezine T3 ve T4 hormonlarını üretmesi sinyalini veren uyarıcı hormon

tskhinvali : gür., ose. * krtskhila (gürgen) + vali (vadi; yerleşim) * Güney Osetya’nın başkenti

tsuga : jap. * tsuga (Hemlock ağacı, baldıran, Kanada baldıranı, çam cinsi) * çamgiller (Pinaceae) familyasından, Kuzey Amerika ve Asya'da yetişen, uzun ömürlü ve iğne yapraklı ve her daim yeşil olan bir ağaç cinsi

tsunami : jap. * tsu (liman, koy, girinti) + nami (dalga) * deniz veya okyanus tabanındaki sismik hareketler sonucu oluşan, kıyıya doğru ilerleyen devasa ve yıkıcı dalga dizisi; özellikle liman ve kıyı bölgelerinde büyük hasara yol açan doğal afet

tsurugi : jap. * tsu (delik, girinti geçiş) + rugi (kesmek, kılıç) * çift kenarlı, genellikle Japon kültüründe tarihi ve ritüel amaçlarla kullanılan, keskin iki tarafı da bileşik kısa kılıç; savaş ve törenlerde simgesel öneme sahip geleneksel silah

tsutsugamushi : jap. * tsutsuga (hastalık) + mushi (böcek) * Rickettsiaceae familyasına ait akar kaynaklı bir bakteri kaynaklı tifüs

TTE : lat., gre., ing. * transthoracicechocardiography (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + thoraxikos (göğüs ile ilgili) (thorax (göğüs, göğüs kafesi, zırh) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.) + ekho (yankı, ses yansıması, sesin geri dönüşü) + cardio (kalp) (gre.) + graphia (yazı yazma, işaretleme, çizme) (graphos (yazı, yazım, çizim, kayıt, işaret) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) (gre.) * kalbin göğüs üzerinden ultrason ile görüntülenmesi yöntemi

tu : far. * tu (sen) * ikinci tekil şahıs zamiri (you, tu, du (ing., fra., alm)

tuba : aram., sür., ara. * tibba (bilgi, ilim, büyü, tababet) (aram. sür.); taba (iyi, hoş, güzel olmak), tababa (hoşluk yapmak, hoş kılmak; hekimlik yapmak, tedavi etmek veya sağlık/tıbbi hizmetler sunmak), tibb (hekimlik, tedavi etme, hekimlik bilgisi) (ara.) * İslam inancına göre kökleri yukarıda, dalları aşağıda ve cennette olduğuna inanılan kutsal ağaç; güzellik, iyilik, hoşluk, mutluluk

tuba : lat. * tubus, tuba (boru, tüp, kanal; borazan, trompet, savaş borusu) * rahimle yumurtalık arasında yer alan, yumurtanın taşınmasını sağlayan ve döllenmenin genellikle gerçekleştiği tüp biçimindeki kanal, fallop tüpü; üflemeli bir çalgı türü

tuba le-ke : ara. * tuba (güzellik, hoşluk, iyilik, mutluluk) + leke (sana) * ne mutlu sana, devlet ve saadet sana, tuba sana

tubal : lat. * tubus, tuba (boru, tüp, kanal; borazan, trompet, savaş borusu) + alis (ile ilgili, -a ait) * tüple veya boru biçimindeki bir yapıyla ilgili olan; kadınlardaki fallop tüpleri (rahim boruları) ile ilgili

tubeless : lat., ing. * tubus, tuba (boru, tüp, kanal; borazan, trompet, savaş borusu) (lat.); tube + less (-sız, yokluk, eksiklik, zıtlık, olumsuzluk eki) (ing.) * iç lastiği bulunmayan, havanın doğrudan lastik ile jant arasındaki haznede tutulduğu sistem veya lastik türü

tuber : lat. * tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) * botanikte bitkilerin besin depolayan kalınlaşmış ve şişmiş kök veya gövde kısmı; tıpta ufak ur, yumru, şişlik

tuber cinereum : lat. * tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) + cinereum (gri renkli, kül renginde) * hipotalamusun tabanında, optik kiazmanın arkasında ve mamiller cisimlerin önünde yer alan, alt kısmı hipofiz bezine bağlanan infundibulum (hipofiz sapı) ile devam eden gri cevher içeren anatomik bölge

tuber sinereum : lat. * tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) + cinereum (gri renkli, kül renginde) * hipotalamusun tabanında, optik kiazmanın arkasında ve mamiller cisimlerin önünde yer alan, alt kısmı hipofiz bezine bağlanan infundibulum (hipofiz sapı) ile devam eden gri cevher içeren anatomik bölge

tubera : lat. * tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) + a (çoğul eki) * botanikte bitkilerin besin depolayan kalınlaşmış ve şişmiş kök veya gövde kısımları; tıpta ufak urlar, yumrular, şişlikler

tuberoid : lat., gre. * tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) (lat.) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) (gre.) * yumruya veya şişkin bir yapıya benzeyen, yumru biçiminde olan, yumrusal, yumru şekilli

tuberoskleroz : lat., gre. * tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) (lat.) + skleros (katı, sert) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) (gre.) * vücutta çok sayıda organ ve dokuda sertleşmiş, yumru benzeri lezyonların oluşmasıyla karakterize kalıtsal bir hastalık (Genellikle beyin, deri, böbrek, kalp ve akciğer gibi hayati organları etkiler.)

tubiflorae : lat. * tubus, tuba (boru, tüp, kanal; borazan, trompet, savaş borusu) + floris (çiçek) + ae (çoğul ve familya eki) * çiçekleri tüp biçiminde olan bitkiler

tubles : lat., ing. * tubus, tuba (boru, tüp, kanal; borazan, trompet, savaş borusu) (lat.); tube + less (-sız, yokluk, eksiklik, zıtlık, olumsuzluk eki) (ing.) * iç lastiği bulunmayan, havanın doğrudan lastik ile jant arasındaki haznede tutulduğu sistem veya lastik türü

tubokürarin : lat., kari. * tubus, tuba (boru, tüp, kanal; borazan, trompet, savaş borusu) + curare (ok zehri, vurulduğu anda düşüren/öldüren zehir, kürar) (kari.) + ine (kimyasal madde eki) (lat.) * kürardan elde edilen ve nöromüsküler kavşakta asetilkolinin etkisini engelleyerek kasları geçici olarak felç eden alkaloid

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ÖNSÖZ

Yaratılışın kaynak kodları olarak tanımlanabilecek kelimeler, bir arada yaşayan insan topluluklarının zaman içinde  coğrafi olarak birbirle...