trakeal :
gre., lat. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim
yapım eki) + alis (ile ilgili, -a ait) * trakeaya ait olan, trakea ile ilgili
bulunan, soluk borusunun yapısı, anatomisi veya işlevleriyle ilişkili olan
trakebronşial :
gre., lat. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim
yapım eki) + bronkhos (soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri
ve bunların dalları; boğaz, soluk borusu) (gre.) + alis (ile ilgili, gibi, -a
ait, benzer) (lat.) * soluk borusu ve bronşlarla ilgili olan, trakea ile
bronşları birlikte ilgilendiren, bu yapıların anatomik özellikleri veya
işlevleriyle ilişkili olan
trakebronşit :
gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım
eki) + bronkhos (soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve
bunların dalları; boğaz, soluk borusu) + itis (iltihap, enfeksiyon, yangı,
enflamasyon, sorun, hastalık eki) * trakea ve bronşların iç yüzünü döşeyen
mukozanın birlikte iltihaplanmasıyla ortaya çıkan, öksürük, balgam, göğüste
rahatsızlık ve solunum yollarında irritasyona yol açabilen solunum yolu
hastalığı
trakelektomi :
gre. * trakhelos (boyun, ense) (trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba,
sert, katı) + elos (isim yaım eki) ) + ektomia (kesip çıkarma) (ek (dış,
dışarı, harici) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme,
kesit, dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * erken evre rahim ağzı
kanserine yakalanmış, çocuk sahibi olma isteğini (doğurganlığı) kaybetmek
istemeyen genç kadınların rahim ağızlarının (serviks) cerrahi olarak
çıkarılması işlemi (rahim korunur, sadece hastalıklı olan serviks ve çevre
dokular alınarak rahim tekrar vajinaya bağlanır.)
trakeobronkomalazi :
gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım
eki) + bronkhos (soluk borusunun akciğerlere giden iki kolundan her biri ve
bunların dalları; boğaz, soluk borusu) + malakia (yumuşaklık, hastalık) + osis
(isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * trakea ve bronşların kıkırdak
yapılarının normalden daha zayıf ve yumuşak olması sonucunda solunum sırasında
hava yollarının kolayca daralmasına veya çökmesine yol açan, özellikle çocuklarda
görülebilen solunum yolu hastalığı
trakeomalazi :
gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım
eki) + malakia (yumuşaklık, hastalık) + osis (isim yapım, durum, sorun,
hastalık eki) * trakeanın kıkırdak yapısının normalden daha yumuşak ve zayıf
olması sonucunda solunum sırasında trakea duvarlarının kolayca içe doğru
çökmesine ve hava akımının daralmasına yol açan durum, soluk borusu
kıkırdaklarının yumuşaklığı ve buna bağlı hava yolu çökmesi
trakeoözefagal :
gre., lat. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim
yapım eki) + oisophagos (yemek borusu; ağızdan mideye yiyecek taşıyan tüp)
(oisein (taşımak) + phagein (yemek, yutmak, tüketmek) + os (isim yapım eki)
(gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * soluk borusu ile yemek borusuna ait
olan, trakea ve özefagus arasındaki anatomik yapı veya ilişkiyle ilgili bulunan
trakeoskop :
gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım
eki) + skopein (gözlemek, bakmak, incelemek, gözlemlemek, araştırmak), skopos
(gözlem, görüş, bakma, bakış, hedef, amaç, niyet, gaye, gözlem, gözlenen,
bakılan) * trakeanın iç yüzeyini ve yapısını doğrudan görüntülemek, incelemek
ve gerektiğinde örnek almak veya küçük girişimlerde bulunmak amacıyla
kullanılan, ışık kaynağı ve optik görüntüleme sistemi bulunan tıbbi endoskopik
cihaz
trakeoskopi :
gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım
eki) + skopein (gözlemek, bakmak, incelemek, gözlemlemek, araştırmak), skopia
(görüş, hedef, gözetme, gözetleme, gözlem, gözleme, bakma, hedefleme) (skopos
(gözlem, görüş, bakma, bakış, hedef, amaç, niyet, gaye, gözlem, gözlenen,
bakılan) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * trakeanın iç yüzeyini ve
yapısını doğrudan görüntülemek ve incelemek amacıyla gerçekleştirilen, özel bir
endoskopik cihaz kullanılarak soluk borusunun değerlendirilmesini sağlayan
tıbbi tanı ve inceleme işlemi
trakeostomi :
gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım
eki) + stomia (ağız açma, delik açma) (stoma (ağız, açıklık, açılış) + eia
(isim yapım, yer ve durum eki) ) * soluk borusunun ön boyun bölgesinden cerrahi
olarak açılması, cilt ile trakea arasında kalıcı veya geçici bir hava yolu
açıklığı oluşturulması ve solunum yolunun bypass edilerek doğrudan trakea
üzerinden hava giriş çıkışının sağlanması için yapılan cerrahi işlem
trakeotomi :
gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + eia (isim yapım
eki) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesilmiş) + eia
(isim yapım, yer ve durum eki) ) * soluk borusunun cerrahi olarak kesilerek
açılması, trakea duvarında bir kesi oluşturularak hava yoluna doğrudan
ulaşılmasını sağlayan cerrahi işlem
trakit :
gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + ites (element,
kayaç ve mineral eki) * ağırlıklı olarak alkali feldispattan oluşan, genellikle
ince taneli veya porfiritik (iri kristalli) dokuya ve gri, beyaz, açık pembe
veya sarımsı renge sahip olan, derinlik kayacı olan siyenitin yüzeydeki
(volkanik) eşdeğeri olarak bilinen açık renkli, ince taneli bir magmatik
(volkanik) kayaç türü
trakomatis :
gre. * trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı) + oma (tümör,
kabarma, şişme, şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) + itis (iltihap,
enfeksiyon, yangı, enflamasyon, sorun, hastalık eki) * insanlarda cinsel yolla
bulaşan klamidya enfeksiyonuna ve gözde körlüğe yol açabilen trahom hastalığına
neden olan, hücre içinde yaşayarak hem üreme sistemini hem de göz dokularını
etkileyebilen zararlı bir bakteri türü
trakonya :
gre. * drakon (ejderha) + ia (durum eki) * Trachinidae (trakonyagiller)
familyasından olan, Türkiye denizlerinde (Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz)
yaşayan, sırtında ve solungaç kapaklarında şiddetli zehir barındıran dikenleri
olan, sığ sularda, kumlu ve çakıllı kıyılarda kum altına gizlenerek avlanan dip
balığı, trachinus draco
traksiyon :
lat. * tractio (trahere (çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + tio (isim
yapım eki) ) * çekme; omurgadaki sıkışmaları açmak, fazla basınç azaltılmak,
omurların arasındaki sıkışıklıkları gidermek ve bozukluklar düzeltilmek için
uygulanan işlem
traktör :
lat. * tractus (çekilmiş, sürüklenmiş, cezbedilmiş, görütülmüş) (trahere
(çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + ctus (isim yapım eki) ) + or (-cı,
yapan, eden eki) * tarımda pulluk, biçerdöver, römork ve benzeri araçları
çekmek, tarımsal arazide çeşitli işleri yürütmek ve yüksek çekiş gücü sağlamak
amacıyla kullanılan, genellikle büyük arka tekerleklere ve motor gücüyle
çalışan bir araca sahip motorlu iş makinesi
traktus :
lat. * tractus (çekilmiş, sürüklenmiş, cezbedilmiş, görütülmüş) (trahere
(çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + ctus (isim yapım eki) ) * çekme,
sürükleme, bir yerden başka bir yere uzanan yol veya hat; anatomide belirli bir
işlevi yerine getiren sinir lifleri veya sinir yollarının oluşturduğu demet,
yol veya bağlantı sistemi
trakunya :
gre. * drakon (ejderha) + ia (durum eki) * Trachinidae (trakonyagiller)
familyasından olan, Türkiye denizlerinde (Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz)
yaşayan, sırtında ve solungaç kapaklarında şiddetli zehir barındıran dikenleri
olan, sığ sularda, kumlu ve çakıllı kıyılarda kum altına gizlenerek avlanan dip
balığı, trachinus draco
trakya :
gre. * thraike (thrassein (cesaretlendirmek, yüreklendirmek, cüretkâr kılmak),
thrasys (cesur, yiğit, bahadır, cüretkar, gözü pek, atılgan) + eia (isim yapım
ve yer eki) ) * Balkanlar’ın güneydoğusunda, günümüzde Türkiye, Yunanistan ve
Bulgaristan topraklarının bir bölümünü kapsayan tarihî ve coğrafi bölge,
Trakların yaşadığı topraklar
tralala :
lat. * tralala (müzikte sözsüz ritim tutarken ya da mırıldanırken çıkarılan
ezgili sesinden ses yansımalı onomatopeik kelime) * genellikle şarkı
nakaratlarında mırıldanılan, neşe, tasasızlık veya hafif bir alay ifade eden
anlamsız heceler bütünü
tram :
ing. * tram (kiriş, kalas) + way (yol) * şehir içi ulaşımda raylar üzerinde
hareket eden, genellikle elektrik enerjisiyle çalışan, yolcu taşımaya yarayan
hafif raylı toplu taşıma aracı; tramvay
tramadol :
lat. * tr (sikloheksanol halkasına bağlı metoksisifenil (methoxyphenyl) grubu
belirteci) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) + ol
(hidroksil, alkol grubu OH) * orta ve şiddetli ağrıların tedavisinde kullanılan,
merkezi sinir sistemi üzerinde etkili sentetik opioid analjezik ilacın etken
maddesi (C16H25NO2)
trambolin :
ita. * trampolino (sıçrama tahtası, zıplama tahtası, tramplen) (trampare
(çiğnemek, ayakla basmak, ayakla ezmek, üzerine basmak, üzerinden geçmek) +
olino (isim yapım ve araç eki) ) * sporcuların sıçrama hareketini
gerçekleştirmek, havaya yükselmek veya yüksekliğe ulaşmak için kullanılan,
esnek bir yüzey veya yaylı düzenek üzerine basılarak sıçramayı sağlayan spor
aracı
trametinib :
lat., gre * tr (sikloheksanol halkasına bağlı metoksisifenil (methoxyphenyl)
grubu belirteci) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) +
tinib (tyrosine kinase (tirozin kinaz) inhibitörü) (tyrosine (aminoasit)
(turos, tyros (peynir) + ine (ile ilgili, gibi, -a ait) ) + kinesis, kinase
(kinein (hareket ettirmek, devindirmek, kıpırdatmak, kımıldatmak; hareket
etmek, devinmek, kıpırdamak, kımıldamak) + asis (son ek) ) (gre.) + inhibitor
(engelleyici, önleyici, mani olan) (gre.) * MEK1 ve MEK2 enzimlerini inhibe
ederek RAS/RAF/MEK/ERK sinyal yolunun aktivitesini azaltan, özellikle BRAF V600
mutasyonu taşıyan bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan antineoplastik ilacın
etken maddesi (C26H23F2G6IN5O4)
trampa :
ita. * trampare (çiğnemek, ayakla basmak, ayakla ezmek, üzerine basmak,
üzerinden geçmek) + a (isim yapım eki) * bir mal veya hizmetin para
kullanılmadan başka bir mal veya hizmetle doğrudan değiştirilmesi, takas
yoluyla yapılan alışveriş, değiş tokuş
trampet :
ita. * tromba (borazan) + etta (küçültme eki) * metalden yapılmış, ağızlık ve
kıvrımlı bir borudan oluşan, üflenerek ve valfler kullanılarak ses çıkarılan
bakır üflemeli çalgı
tramplen :
ita. * trampolino (sıçrama tahtası, zıplama tahtası, tramplen) (trampare
(çiğnemek, ayakla basmak, ayakla ezmek, üzerine basmak, üzerinden geçmek) +
olino (isim yapım ve araç eki) ) * sporcuların sıçrama hareketini
gerçekleştirmek, havaya yükselmek veya yüksekliğe ulaşmak için kullanılan,
esnek bir yüzey veya yaylı düzenek üzerine basılarak sıçramayı sağlayan spor
aracı
tramvay :
ing. * tram (kiriş, kalas) + way (yol) * şehir içi ulaşımda raylar üzerinde
hareket eden, genellikle elektrik enerjisiyle çalışan, yolcu taşımaya yarayan
hafif raylı toplu taşıma aracı; tram
tranç :
lat., ita. * trincare (enlemesine kesmek, dilimlemek) (lat.); trancia (dilim)
(ita.) * hayvanın but kısmından çıkan yağsız bir et; dilim
trança :
lat., ita. * trincare (enlemesine kesmek, dilimlemek) (lat.); trancia (dilim)
(ita.) * Sparidae (çipura balığıgiller) familyasından, gövdesi oval ve
yanlardan basık, genellikle gümüşi renkte olan, Akdeniz ve Ege denizlerinde
yaşayan bir deniz balığı, Sparus aurata ile yakın akraba olan bir balık türü
trandelenburg :
alm. * Trendelenburg (Alman cerrah Friedrich Trendelenburg’un soyadından) *
hastanın sırtüstü yatırılarak başının ayaklarından daha aşağıda, gövdesinin
eğimli bir pozisyonda tutulduğu, özellikle cerrahi uygulamalarda ve bazı tıbbi
değerlendirmelerde kullanılan vücut pozisyonu
trandolapril :
lat. * tran (farmasötik ön ek) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) + pril (ACE
inhibitörü (anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörü) grubu belirteci) *
anjiyotensin dönüştürücü enzimi (ACE) inhibe ederek damarların gevşemesini ve
kan basıncının düşmesini sağlayan, hipertansiyon tedavisinde kullanılan, etil
ester yapısında bir ACE inhibitörü ön ilacın etken maddesi (C24H34N2O5)
traneksamik asit :
lat. * tra (3D geometrik dizilimi (trans-izomer konumunu) belirteci) + ex
(sikloheksan halkasına (exane/heksan) + amine (amonyak türevli bir azot içeren
grup (-NH2) eki) + acidum (ekşi, asit) * kanamayı azaltmak veya durdurmak
amacıyla kullanılan, fibrin pıhtılarının parçalanmasını önleyerek kanın
pıhtılaşmasının korunmasına yardımcı olan sentetik antifibrinolitik ilacın
etken maddesi (C8H15NO2)
tranilsipromin : *
tran (farmasötik ön ek) + yl (alkil eki; kimyasal radikal hidrokarbon veya
türev eki) + kuklos, kyklos (daire, devir, çember, döngü, dönem, tekerlek,
dairesel hareket, siklus) + propyl (propil (C3H7) grubu eki) + amine (amonyak
türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) * monoamin oksidazı (MAO) inhibe
ederek beyinde norepinefrin, serotonin ve dopamin gibi monoamin
nörotransmiterlerinin parçalanmasını azaltan, özellikle depresyon tedavisinde
kullanılan sentetik antidepresan ilacın etken maddesi (C9H11N)
trankilizan :
lat. * tranquillus (sakin, sessiz, dingin, huzurlu) (tranquus (sakin, sessiz,
dingin, huzurlu) + ellus, illus (küçültme eki) ) + izare (dönüştürmek, kılmak,
hale getirmek) + ens, ent (-cı, yapan, eden eki) (lat.); tranquillisant (fra.)
* merkezi sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı ve sakinleştirici etki oluşturan,
kaygı ve huzursuzluğu azaltmak amacıyla kullanılan ilaç veya madde,
sakinleştirici ilaç, yatıştırıcı, sedatif
tranquillo :
lat. * tranquillus (sakin, sessiz, dingin, huzurlu) (tranquus (sakin, sessiz,
dingin, huzurlu) + ellus, illus (küçültme eki) ) (lat.); illo (ita.) * müzikte
eserin sakin, dingin ve huzurlu bir karakterde, genellikle daha yumuşak ve
telaşsız bir anlatımla icra edilmesini belirten tempo ve ifade terimi
trans : lat.
* trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) * kişinin dış dünyaya ve
çevredeki uyaranlara karşı duyarlılığının azaldığı, bilincin daraldığı veya
belirli bir noktaya odaklanarak aktif kalmaya devam ettiği derin bir gevşeme
hali, odaklanma ve yarı uyanıklık hali; doğumda atanan cinsiyeti, kişinin kendi
hissettiği ve sahip olduğu cinsiyet kimliği ile uyuşmayan ve bu nedenle
cinsiyet değişimi operasyonu geçirmiş birey
transaksiyal :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + axialis (axis
(aks, eksen) + ialis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * bir eksenin
karşısından veya bir eksen boyunca geçen, ekseni kesen veya eksenle ilişkili
olan; bir yapının eksenine göre konumu veya eksen üzerinden geçen düzlem ile
ilgili olan
transaminaz :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + amine (amonyak
türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (ammonia (ammon, ammoniakos (gizli,
örtülü, güvende, emin) + ine (gibi olan, ile ilgili, kimyasal madde eki) ) +
ase (enzim eki) * amino grubunun bir amino asitten başka bir amino aside veya
bir keto aside aktarılmasını katalizleyen, amino asit metabolizmasında ve azot
metabolizmasında görev yapan enzim grubu
transandans :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ascendere
(yükselmek, çıkmak) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + scandere (tırmanmak,
yukarı çıkmak) ) + entia (isim yapım ve durum eki) * deneyim veya maddi
dünyanın sınırlarının ötesine geçme, onları aşma durumu, aşkınlık
transandant fonksiyon : lat.
* trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ascendere (yükselmek,
çıkmak) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + scandere (tırmanmak, yukarı
çıkmak) ) + ens, ent (-cı, yapan, eden eki) + fungere (yapmak, yerine getirmek,
uygulamak), functio (yapma, yerine getirme, icra, işlev, görev) (fungi, fungere
(yapmak, yerine getirmek, icra etmek, işlemek, uygulamak) + tio (isim yapım
eki) ) * matematikte değişken ile sabitler arasında yalnızca cebirsel işlemler
kullanılarak ifade edilemeyen, üstel, logaritmik, trigonometrik ve benzeri özel
fonksiyonları kapsayan, cebirsel olmayan fonksiyon, aşkın fonksiyon
transandantal :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ascendere
(yükselmek, çıkmak) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + scandere (tırmanmak,
yukarı çıkmak) ) + entia (isim, yer ve durum eki) + alis (ile ilgili, gibi, -a
ait, benzer) * deneyim veya duyusal bilginin ötesinde yer alan ve aklın veya
sezginin işleyişine özgü olan, aşkınlıkla ilgili felsefi bir kavram
transandantal sayılar :
lat, ara. * transcendentalis (aşkın, öteye ait, öte ile ilgili, geçmiş) (lat.)
+ sayı (nicelik, miktar, rakamla ifade edilen değer) + lar (çoğul eki) (tür.) *
π ve e gibi cebirsel olmayan, yani herhangi bir polinom denkleminin kökü
olmayan sayılar
transandantalizm :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ascendere
(yükselmek, çıkmak) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + scandere (tırmanmak,
yukarı çıkmak) ) + entia (isim, yer ve durum eki) + alis (ile ilgili, gibi, -a
ait, benzer) + ismus (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * insan
deneyiminin, bilginin veya düşüncenin sınırlarını aşan ilkelere ve aşkın
gerçekliklere dayanan felsefi görüş veya düşünce akımı
transatlantik :
lat., gre., ber. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.)
+ atlantikos (Atlas, Atlant (Yunan mitolojisinde gök kubbeyi taşıyan Titan, yük
taşıyan, dayanıklı) (gre.); adrar (yük taşıyan, sert, dayanıklı; dağ) (ber.) +
ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.) * Atlas Okyanusu'nu aşan,
Atlas Okyanusu'nun karşı tarafları arasında gerçekleşen veya iki yakası
arasındaki ulaşım, iletişim, ticaret ve ilişkilerle ilgili olan, özellikle
Avrupa ile Amerika arasındaki bağlantı ile ilgili olan
transdermal :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) +
derma (cilt, deri, ten, örtü, kabuk), dermatos (cilt, deri, ten ile ilgili)
(gre.) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * derinin dış
yüzeyinden geçerek deri altındaki dokulara veya sistemik dolaşıma ulaşan; cilt
yoluyla vücuda verilen (ilaç veya kimyasal madde)
transdinyester :
lat., sla. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) +
dniestr (Ukrayna'da doğup Moldova topraklarından geçerek Karadeniz'e dökülen,
yaklaşık 1.360 km uzunluğundaki nehir, Dinyester Nehri) (sla.) * Dinyester
Nehri'nin ötesinde veya doğusunda bulunan, özellikle Moldova'dan ayrılarak
Dinyester'in doğu kıyısında yer alan ve uluslararası alanda Moldova'nın parçası
kabul edilen bölge
transduser :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ducere
(yönlendirmek, liderlik etmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak, kapmak)
* bir enerji biçimini başka bir enerji biçimine dönüştüren, özellikle fiziksel
bir büyüklüğü elektriksel sinyale veya elektriksel bir sinyali fiziksel bir
çıktıya dönüştürerek ölçüm, algılama ve kontrol sistemlerinde kullanılan cihaz
veya dönüştürücü
transdüksiyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ductio (ducere
(yönlendirmek, liderlik etmek, çekmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak,
kapmak) + tio, tionem (isim yapım eki) ) * bir enerji, sinyal veya fiziksel
etkinin bir biçimden başka bir biçime dönüştürülerek aktarılması, özellikle
biyolojide bir bakteriyofaj aracılığıyla bakteriler arasında genetik materyalin
aktarılması veya fizyolojide bir uyarının hücresel bir sinyale dönüştürülmesi
süreci
transdüser :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ducere
(yönlendirmek, liderlik etmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak, kapmak)
* bir enerji biçimini başka bir enerji biçimine dönüştüren, özellikle fiziksel
bir büyüklüğü elektriksel sinyale veya elektriksel bir sinyali fiziksel bir
çıktıya dönüştürerek ölçüm, algılama ve kontrol sistemlerinde kullanılan cihaz
veya dönüştürücü
transekokardiyografi :
lat., gre., ing. * transthoracicechocardiography (trans (geçiş, geçme, ötesi,
karşıdan karşıya, öteye) + thoraxikos (göğüs ile ilgili) (thorax (göğüs, göğüs
kafesi, zırh) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.) + ekho (yankı,
ses yansıması, sesin geri dönüşü) + cardio (kalp) (gre.) + graphia (yazı yazma,
işaretleme, çizme) (graphos (yazı, yazım, çizim, kayıt, işaret) + eia (isim
yapım, yer ve durum eki) ) (gre.) * göğüs duvarı üzerinden ultrason dalgaları
gönderilerek kalbin yapısının, odacıklarının, kapaklarının ve kan akımının
görüntülenmesini sağlayan, kalbin anatomik ve işlevsel özelliklerini
değerlendirmek için kullanılan ultrasonografik görüntüleme yöntemi
transeksiyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + sectio (kesme,
kesim, ayrım, kısım, bölüm) (secare (kesmek, ayırmak, bölmek) + tio (isim yapım
eki) ) * bir doku, organ, damar, sinir veya anatomik yapının enine veya başka
bir düzlemde cerrahi veya travmatik olarak tamamen kesilerek iki parçaya
ayrılması işlemi, anatomik bir yapının bütünlüğünün kesilerek bozulması durumu
transeksüel :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + sexualis (cinsel)
(sectus, sexus (cins, cinsiyet, ayrım, ayrışım, kesim, bölünme) (secare
(kesmek, ayırmak, bölmek) + ectus, exus (geçmiş zaman ve isim yapım eki) ) +
alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * doğumda atanan cinsiyeti, kişinin
kendi hissettiği ve sahip olduğu cinsiyet kimliği ile uyuşmayan ve bu nedenle
cinsiyet değişimi operasyonu geçirmiş birey
transeliminasyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + eliminare
(elemek, ayıklamak) (ex (dış, dışarı, harici, yokluk, olmama) + liminare
(limen, limin (eşik, sınır) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) *
bir maddenin, iyonun, metabolik ürünün veya başka bir bileşenin bir ortamdan
başka bir ortama geçirilerek sistemden uzaklaştırılması, bir maddenin bir yapı
veya bölgeden başka bir bölgeye aktarılması yoluyla elimine edilmesi süreci
transenfekte :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + in (iç, içeri,
içeride, içeriye, içinde, içine, üzerine, üstüne) + fectus (konmuş, yapılmış)
(facere, ficere (yapmak, etmek, eylemek, işlemek, icra etmek, oluşturmak) + tus
(geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) (lat.); infecté (fra.) * bir hücreye veya
hücre grubuna yabancı genetik materyalin aktarılması sonucunda genetik
materyali taşıyan ve bu materyali ifade eden hücreyi ifade eden, transfeksiyon
işlemi uygulanmış (hücre veya biyolojik sistem)
transfeksiyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + in (iç, içeri,
içeride, içeriye, içinde, içine, üzerine, üstüne) + facere, ficere (yapmak,
etmek, eylemek, işlemek, icra etmek, oluşturmak) + tio (isim yapım eki) *
hücrelere dışarıdan DNA veya RNA gibi genetik materyalin aktarılması; genetik
materyalin hücre içine alınarak hücrenin genetik veya biyolojik özelliklerini
geçici veya kalıcı olarak değiştirmesini sağlayan moleküler biyoloji yöntemi
transfemoral : lat.
* trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + femoralis (femur
(kalça, uyluk, but) + alis (ile ilgili, -a ait) ) * uyluk kemiği veya uyluk
bölgesi üzerinden geçen, uyluk yoluyla gerçekleştirilen veya uyluk bölgesini
giriş yolu olarak kullanan, özellikle tıbbi işlemlerde femoral damarlar
üzerinden yapılan (uygulama)
transfer :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ferre (getirmek,
taşımak, götürmek, yüklenmek) * bir şeyi bir yerden başka bir yere taşıma,
aktarma veya iletme
transferaz :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ferre (getirmek,
taşımak, götürmek, yüklenmek) + ase (enzim eki) * bir moleküldeki fonksiyonel
grubun, hidrojen dışındaki bir grubun veya kimyasal grubun başka bir moleküle aktarılmasını
katalizleyen, amino grupları, fosfat grupları, metil grupları ve glikozil
grupları gibi çeşitli kimyasal grupların taşınmasında görev yapan enzim grubu
transferrin :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ferre (getirmek,
taşımak, götürmek, yüklenmek) + ine (kimyasal madde eki) * karaciğer, dalak ve
kemik iliği gibi dokulara demir taşınmasında rol oynayan bir kan plazma
glikoproteini
transfinito :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + finis (sınır,
son, bitim, sonlanma) + itus (isim veya sıfat yapım eki) (lat.); ito (ita.) *
sonsuzluğu aşan, sonlu olanın sınırlarını geçen veya sonlunun ötesine geçen
transfontanel :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + fontanella (küçük
su kaynağı, küçük çeşme; bıngıldak) (fons (kaynak, çeşme) + ella (küçültme eki)
); fontanelle (fra.) * bıngıldak üzerinden gerçekleştirilen, özellikle
bebeklerde kafatası kemikleri henüz tamamen kaynaşmadığı için açık olan
fontanel bölgesinden ultrason dalgaları gönderilerek beynin ve kafa içi
yapıların görüntülenmesini sağlayan (tıbbi görüntüleme yöntemi)
transformasyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + formare
(şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak) (formis (şekilli, biçimli) (forma
(şekil, biçim, kalıp) + is (ile ilgili, -a ait) ) + are (fiil mastar eki) ) +
tio (isim yapım eki) ) * bir şeyin biçiminin, yapısının, görünümünün veya
niteliğinin başka bir biçime dönüştürülmesi, bir durumdan veya yapıdan başka
bir durum veya yapıya geçmesi süreci
transformatör :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + formare
(şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak) (formis (şekilli, biçimli) (forma
(şekil, biçim, kalıp) + is (ile ilgili, -a ait) ) + are (fiil mastar eki) ) +
tor (-cı, yapan, eden eki) * alternatif akımın frekansını değiştirmeden
elektromanyetik indüksiyon yoluyla elektrik enerjisinin gerilim seviyesini
yükselten veya düşüren, manyetik bir çekirdek ve bu çekirdek üzerine sarılmış
birincil ve ikincil sargılardan oluşan elektrik cihazı, dönüştürücü
transformizm :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + formare
(şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak) (formis (şekilli, biçimli) (forma
(şekil, biçim, kalıp) + is (ile ilgili, -a ait) ) + ismus (isim yapım, durum,
akım, öğreti, doktrin eki) * canlı türlerinin zaman içinde değiştiğini ve
birbirinden farklı türlerin ortak atalarından türeyebildiğini savunan,
özellikle 19. yüzyılın evrim düşüncesinde kullanılan biyolojik dönüşüm görüşü,
türlerin değişebilirliğini temel alan evrimsel yaklaşım
transfüzyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + fundere (dökmek,
akıtmak, yaymak), fusus (dökülmüş, akıtılmış, akmış, yayılmış) + tionem, tio
(isim yapım eki) * kanın veya kan bileşenlerinin bir kişiden alınarak damar
yoluyla başka bir kişiye aktarılması, kan kaybını gidermek, kan hacmini veya
kanın belirli bileşenlerini yerine koymak amacıyla gerçekleştirilen tıbbi
uygulama
transgender :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) +
genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, ırk, döl, soy, nesil,
aile, akraba, tür, cins, çeşit, sınıf, kategori) (gre.); genus (lat.), gendre
(cins, tür, toplumsal cinsiyet, cinsiyet kimliği) (fra.); gender (ing.) *
doğumda atanan cinsiyeti, kişinin kendi hissettiği ve sahip olduğu cinsiyet
kimliği ile uyuşmayan ve bu nedenle cinsiyet değişimi operasyonu geçirmiş birey
transgenik :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) +
genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, ırk, döl, soy, nesil,
aile, akraba, tür, cins, çeşit, sınıf, kategori) (gre.); genus (lat.) + ikos
(sıfat yapım eki) (gre.) * yapay müdahalelerle kendi türü dışındaki bir
canlıdan alınan geni taşıyan ve bu geni sonraki nesillere aktarabilen (canlı
türü)
transglutamaz :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + gluten
(yapıştırıcı madde, tutkal) + amat (amin ve karboksil grubu içeren kimyasal
yapı) + ase (enzim eki) * proteinlerde glutamin kalıntılarının γ-karboksamid
grupları ile lizin kalıntılarının ε-amino grupları arasında çapraz bağlar
oluşturulmasını katalizleyen, proteinlerin birbirine bağlanmasını ve dokuların
yapısal bütünlüğünün korunmasını sağlayan enzim grubu
transgresyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + gradi (adım
atmak, ilerlemek, gitmek, yürümek) + tio (isim yapım eki) * bir sınırı, kuralı,
yasayı veya kabul edilmiş davranış ölçüsünü aşma, ihlal etme veya çiğneme
durumu
transhümanizm :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + humanus (insanla
ilgili, insani) (humus (toprak, yer, yer yüzü) + anus (ile ilgili, gibi, -a
ait, benzer) ) + ismus (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * insanın
biyolojik, bilişsel ve fiziksel sınırlarının bilim ve teknoloji aracılığıyla
aşılmasını, insan yeteneklerinin geliştirilmesini ve insan sonrası varoluş
biçimlerine geçişi savunan felsefi ve entelektüel düşünce akımı
transient :
lat. * transire (geçmek, bir yerden geçip gitmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi,
karşıdan karşıya, öteye) + ire (fiil mastar eki) + ens, ent (-cı, yapan, eden
eki) * geçici olan, kısa süre devam eden ve kalıcı olmayan, bir süre ortaya
çıktıktan sonra geçen veya ortadan kaybolan
transillüminasyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + illuminatio
(aydınlatma, ışıklandırma, bir şeyin ışıkla görünür hale getirilmesi, özellikle
bir alanın veya nesnenin aydınlatılması işlemi ) (in (iç, içeri, içeride,
içeriye, içinde, içine, üzerine, üstüne) + luminatus (aydınlanmış) (luminare
(aydınlatmak, ışık vermek, ışıklandırmak) (lux, lucis, lumin (ışık) + are (fiil
yapım eki) ) + tio (isim yapım eki) ) * bir doku veya organın bir yüzünden ışık
geçirilerek karşı taraftan ışığın görünür hâle gelmesini sağlayan, özellikle
vücut içindeki sıvı dolu boşlukların veya bazı yapıların değerlendirilmesinde
kullanılan tıbbi inceleme yöntemi
transistor :
lat. * transfer (aktarma, iletme) (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan
karşıya, öteye) + ferre (getirmek, taşımak, götürmek, yüklenmek) ) + resistor
(direnen, karşı koyan; akıma karşı koyan, durduran veya sınırlayan özellikteki
pasif devre elemanı) (re (geri, karşı, tekrar) + sistere (durdurmak, koymak,
yerleştirmek) + or (-cı, yapan, eden eki) ) * akımın küçük bir girişle kontrol
edilmesini sağlayarak amplifikasyon veya anahtarlama işlevi gören, elektrik
akımını veya gerilimini kontrollü olarak ileten ve yükselten yarı iletken devre
elemanı
transistör :
lat. * transfer (aktarma, iletme) (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan
karşıya, öteye) + ferre (getirmek, taşımak, götürmek, yüklenmek) ) + resistor
(direnen, karşı koyan; akıma karşı koyan, durduran veya sınırlayan özellikteki
pasif devre elemanı) (re (geri, karşı, tekrar) + sistere (durdurmak, koymak, yerleştirmek)
+ or (-cı, yapan, eden eki) ) * akımın küçük bir girişle kontrol edilmesini
sağlayarak amplifikasyon veya anahtarlama işlevi gören, elektrik akımını veya
gerilimini kontrollü olarak ileten ve yükselten yarı iletken devre elemanı
transisyon :
lat. * transire (geçmek, bir yerden geçip gitmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi,
karşıdan karşıya, öteye) + ire (fiil mastar eki) + tio (isim yapım eki) * bir
durumdan, aşamadan veya biçimden başka bir duruma, aşamaya veya biçime geçiş,
değişim veya dönüşüm süreci
transisyonel :
lat. * transire (geçmek, bir yerden geçip gitmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi,
karşıdan karşıya, öteye) + ire (fiil mastar eki) + tio (isim yapım eki) + alis
(ile ilgili, -a ait) * bir durum, dönem, aşama veya biçimden başka bir duruma,
döneme, aşamaya veya biçime geçişle ilgili olan, geçiş niteliği taşıyan veya
geçiş dönemine özgü olan
transit :
lat. * transire (geçmek, bir yerden geçip gitmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi,
karşıdan karşıya, öteye) + ire (fiil mastar eki) + ens, ent (-cı, yapan, eden
eki) * geçici olan, kısa süre devam eden ve kalıcı olmayan, bir süre ortaya
çıktıktan sonra geçen veya ortadan kaybolan
transizyon :
lat. * transire (geçmek, bir yerden geçip gitmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi,
karşıdan karşıya, öteye) + ire (fiil mastar eki) + tio (isim yapım eki) * bir
durumdan, aşamadan veya biçimden başka bir duruma, aşamaya veya biçime geçiş,
değişim veya dönüşüm süreci
transizyonel :
lat. * transire (geçmek, bir yerden geçip gitmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi,
karşıdan karşıya, öteye) + ire (fiil mastar eki) + tio (isim yapım eki) + alis
(ile ilgili, -a ait) * bir durum, dönem, aşama veya biçimden başka bir duruma,
döneme, aşamaya veya biçime geçişle ilgili olan, geçiş niteliği taşıyan veya
geçiş dönemine özgü olan
transjenik :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) +
genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, ırk, döl, soy, nesil,
aile, akraba, tür, cins, çeşit, sınıf, kategori) (gre.); genus (lat.) + ikos
(sıfat yapım eki) (gre.) * yapay müdahalelerle kendi türü dışındaki bir
canlıdan alınan geni taşıyan ve bu geni sonraki nesillere aktarabilen (canlı
türü)
transjuguler :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + jugulum (boğaz,
boyun çukuru) (jugum (boyunduruk, bağ, kemer) + ulum (küçültme eki) ) + aris
(ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * juguler toplardamar yoluyla
gerçekleştirilen, özellikle bir kateter, iğne veya başka bir tıbbi aracın
boyundaki juguler ven üzerinden damar sistemine ulaştırılmasıyla yapılan (tıbbi
girişim)
transkapiller :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + capillus (saç,
saç teli) (cap, caput (baş, kafa, tepe) + pilus (tüy, kıl, saç teli) ) + aris
(gibi, ile ilgili) * kılcal damar duvarından geçen, kılcal damarların içinden
dışına veya dışından içine gerçekleşen madde, sıvı veya hücre geçişiyle ilgili
olan
transkarbamoilaz :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + carbo
(kömür, karbon, karboksil grubu) + ammoniakos (ammon (antik Mısır tanrısı Amun)
+ eia (isim yapım, yer ve durum eki) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer)
) (gre.); ammonia (lat.) ) + yl (alkil eki; kimyasal radikal hidrokarbon veya
türev eki) (gre.) + ase (enzim eki) (lat.) * karbamoil grubunun bir molekülden
başka bir moleküle aktarılmasını katalizleyen, özellikle üre döngüsünde
karbamoil fosfattan ornitine karbamoil grubunun aktarılmasını sağlayan enzim
grubu
transkarpal :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) +
karpos (bilek) (gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * el bileğindeki
karpal kemikler üzerinden geçen, karpal bölgenin karşısından veya içinden
geçen, el bileği yapılarıyla ilgili olan
transkranial :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) +
kranion (kafatası) (gre.); cranium + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer)
(lat.) * kafatasının içinden veya kafatası üzerinden geçen, kafatasını aşarak
beyin ve kafa içi yapılara ulaşan, özellikle tıbbi uygulamalarda kafatası
üzerinden gerçekleştirilen işlem
transkribe :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + scribere
(yazmak), scriptus (yazı) * yazılı metne aktarılmış, başka bir yazı sistemine
veya biçime çevrilmiş, yazıya geçirilmiş biçime dönüştürülmüş
transkripsiyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + scribere
(yazmak), scriptus (yazı) + tio (isim yapım eki) * konuşma dilinin veya işaret
dilinin yazılı hale getirilmesi
transkript :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + scribere
(yazmak), scriptus (yazı) * mezun olunan eğitim kurumunda alınan tüm derslerin
ve notların dökümünü içeren belge
transkriptaz :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + scribere
(yazmak), scriptus (yazı) + ase (enzim eki) * DNA kalıbındaki genetik bilgiyi
RNA'ya aktararak RNA sentezini katalizleyen, transkripsiyon sürecinde RNA
zincirinin oluşmasını sağlayan DNA'ya bağlı RNA polimeraz enzimi
transkriptom :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + scribere
(yazmak), scriptus (yazı) (lat.) + oma (tümör, kabarma, şişme, şişlik, ur;
kanser; toplanma, oluşum) (gre.) * belirli bir hücrede, dokuda veya organizmada
belirli bir zamanda bulunan ve ifade edilen RNA moleküllerinin, özellikle
protein kodlayan mRNA'ların ve diğer RNA türlerinin tamamı
transkriptomik
:
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + scribere
(yazmak), scriptus (yazı) (lat.) + oma (tümör, kabarma, şişme, şişlik, ur;
kanser; toplanma, oluşum) + ikos (sıfat yapım eki) (gre.) * bir hücre, doku
veya organizmada belirli bir zamanda sentezlenen tüm RNA moleküllerinin
(transkriptom) yapısını, işlevini ve değişimlerini inceleyen dinamik bir
moleküler biyoloji dalı
transkutanöz :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + cutis (deri,
cilt, ten) + aneus (ile ilgili, gibi, -a ait) * deri üzerinden
gerçekleştirilen, deriyi kesmeden deri yoluyla vücudun altındaki doku veya
yapılara ulaşan (özellikle tıbbi tanı ve tedavi işlemlerinde kullanılan metod)
transkütan :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + cutis (deri,
cilt, ten) + aneus (ile ilgili, gibi, -a ait) * deri üzerinden
gerçekleştirilen, deriyi kesmeden deri yoluyla vücudun altındaki doku veya
yapılara ulaşan (özellikle tıbbi tanı ve tedavi işlemlerinde kullanılan metod)
transkütanöz :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + cutis (deri,
cilt, ten) + aneus (ile ilgili, gibi, -a ait) * deri üzerinden
gerçekleştirilen, deriyi kesmeden deri yoluyla vücudun altındaki doku veya
yapılara ulaşan (özellikle tıbbi tanı ve tedavi işlemlerinde kullanılan metod)
translasyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + latus (taşınmış,
götürülmüş) + tio (isim yapım eki) * bir metni, sözü veya iletiyi bir dilden
başka bir dile anlamını ve mümkün olduğunca anlatım özelliklerini koruyarak
aktarma, bir şeyin başka bir biçime veya ortama dönüştürülmesiyle
gerçekleştirilen aktarım
translateral :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + lateralis (iki
tarafa da ait, yan, yanal) (latere (yan tarafında olmak) (latus (taraf, yan) +
are (fiil mastar eki) ) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * bir
yapının veya bölgenin bir yanından karşı yanına geçen, yanlamasına uzanan, bir yapının
iki tarafı arasındaki geçiş ile ilgili
transliterasyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + littera (harf,
karakter) + tio (isim yapım eki) * bir yazı sistemindeki harf veya işaretlerin,
ses değerlerini esas alarak başka bir yazı sistemindeki karşılıklarıyla
aktarılması, bir metnin bir alfabe veya yazı sisteminden başka bir alfabeye
çevrilerek yazıya geçirilmesi işlemi
translokasyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + locatio (yer,
konum, mevki) (locare (yer edinmek, yerleşmek) + tio, tionem (isim yapım eki) )
* bir yapı, madde veya genetik materyalin bulunduğu yerden başka bir yere
taşınması veya aktarılması, özellikle kromozomun bir parçasının koparak başka
bir kromozoma veya aynı kromozomun farklı bir bölgesine bağlanmasıyla
gerçekleşen genetik değişiklik
translüminal :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + lumen, luminis
(ışık, aydınlık, iç boşluk) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * bir
organın veya damar gibi içi boş bir yapının lümeni (iç boşluğu) içinden geçen,
lümen boyunca ilerleyen veya lümen üzerinden gerçekleştirilen
translüminasyon
:
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + lumen, luminis
(ışık, aydınlık, iç boşluk) + atio (isim yapım eki) * bir vücut boşluğunun,
organın veya dokunun iç yapısını incelemek amacıyla arkasından veya içinden
güçlü bir ışık geçirilerek aydınlatılması yöntemi
translüsen :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + lux, luc (ışık) +
ens, ent (sıfat yapım eki) * ışığı geçiren ancak arkasındaki nesnelerin net bir
şekilde görülmesine izin vermeyen, yarı saydam, yarı şeffaf
transmembran :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + membrana (hücre
veya organları çevreleyen ince, esnek örtü, zar, ince deri, doku) (membrum
(organ, uzuv) + ana (ile ilgili, gibi, -a ait) ) * bir hücre zarının veya başka
bir biyolojik zarın bir tarafından diğer tarafına geçen, zarı boydan boya kat
eden veya zarın iki yüzü arasında uzanan
transmembranel :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + membrana (hücre
veya organları çevreleyen ince, esnek örtü, zar, ince deri, doku) (membrum
(organ, uzuv) + ana (ile ilgili, gibi, -a ait) ) + alis (ile ilgili, -a ait) *
bir hücre zarının veya başka bir biyolojik zarın bir tarafından diğer tarafına
geçen, zarı boydan boya kat eden veya zarın iki yüzü arasında uzanan
transmetatarsal :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) + meta
(yeni, bir sonraki, değişim, dönüşüm, sonra, sonrası, öte, ötesi) (gre.) +
tarsos (ayak bileği, ayak tarağı; düz yüzey, hasır örme çerçevesi) (gre.) +
alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * metatarsal kemikler boyunca veya bu
kemikleri enine keserek geçen, ayak tarak bölgesinin karşı tarafından diğer
tarafına uzanan veya bu bölge üzerinden gerçekleştirilen
transmisyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + mission
(gönderme, iletme, sevketme, görevlendirme, görev) (mittere (göndermek,
yollamak, görevlendirmek, iletmek, sevketmek) + tio, sion (isim yapım eki) ) *
bir şeyin (ör. ışık, ses, elektrik, hastalık) bir kaynaktan başka bir yere
iletilmesi, aktarılması veya taşınması
transmural :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + murus (duvar,
cidar) + alis (ile ilgili, -a ait) * bir duvarın bir tarafından diğer tarafına
geçen, bir yapının duvarını bütünüyle kat eden veya duvarın kalınlığı boyunca
uzanan
transneptünyen :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + Neptunus (Roma
mitolojisinde deniz tanrısı) (nep (su, nem, akış) + tunus (ile ilgili, -a ait)
) + ianus (ile ilgili, -a ait) * Neptün gezegeninin yörüngesinin dışında
bulunan veya Neptün'ün ötesindeki uzay bölgesiyle ilişkili olan
transovarial :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + oion (yumurta,
dişi üreme hücresi) (gre.); ovum (yumurta) + aris (ile ilgili, -a ait) + ium
(yer eki) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir etkenin, özellikle bir
mikroorganizmanın veya parazitin dişi bireyin yumurtalığından gelişmekte olan
yumurtalara aktarılmasıyla gerçekleşen ve bu yolla nesilden nesile geçişi ile
ilgili
transözofagal :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) +
oisophagos (yemek borusu; ağızdan mideye yiyecek taşıyan tüp) (oisein (taşımak)
+ phagein (yemek, yutmak, tüketmek) + os (isim yapım eki) (gre.) + alis (ile
ilgili, -a ait) (lat.) * yemek borusu yoluyla gerçekleştirilen veya yemek
borusu üzerinden ilerleyerek çevresindeki yapılara ulaşan
transözofajeal :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) +
oisophagos (yemek borusu; ağızdan mideye yiyecek taşıyan tüp) (oisein (taşımak)
+ phagein (yemek, yutmak, tüketmek) + os (isim yapım eki) (gre.) + alis (ile
ilgili, -a ait) (lat.) * yemek borusu yoluyla gerçekleştirilen veya yemek
borusu üzerinden ilerleyerek çevresindeki yapılara ulaşan
transparan :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + parere (ortaya
çıkarmak, doğurmak, üretmek, yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek, ürermek,
öne getirmek, başarmak; görünmek, belirmek, ortaya çıkmak) + ent (ile ilgili,
gibi, -a ait, benzer) * ışığı büyük ölçüde geçirerek arkasındaki nesnelerin
görülmesine izin veren, saydam, içi görülebilen
transpektoral :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + pectus (göğüs,
göğüs kafesi) + or (bağlaç) + alis (ile ilgili, ait) * göğüs bölgesinin veya
göğüs kaslarının bir tarafından diğer tarafına geçen, göğüs duvarını kat ederek
ilerleyen veya pektoral bölge üzerinden gerçekleştirilen
transpeptidaz :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + peptein
(pişirmek, sindirmek, hazmetmek), peptos (pişmiş, hazmedilmiş, sindirilmiş) +
idio (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.) + ase (enzim belirtme eki)
(lat.) * bir amino asit grubunun veya peptit zincirinin bir molekülden diğerine
aktarılmasını (transpeptidasyonu) katalize eden ve özellikle bakterilerin hücre
duvarındaki peptidoglikan tabakasının çapraz bağlanmasında hayati rol oynayan bir
enzim
transpirasyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + spirare
(soluklanmak, soluk almak, nefes almak) ) + tio, tionem (isim yapım eki) *
bitkilerde suyun köklerden alınarak iletim dokuları aracılığıyla yapraklara
taşınması ve başta stomalar olmak üzere bitkinin hava ile temas eden
yüzeylerinden su buharı hâlinde atmosfere verilmesi
transplant :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + plantus (ekilmiş
dikilmiş) (plantare (ekmek, dikmek) ) + us (isim veya sıfat yapım eki) ) * bir
organ, doku veya hücrenin bir vücuttan veya vücudun bir bölgesinden başka bir
vücuda veya bölgeye nakledilmesiyle gerçekleştirilen aktarım, nakledilen organ
veya doku
transplantasyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + plantare (ekmek,
dikmek) + tio (isim yapım eki) * bir organ, doku veya hücrenin bir kişiden
başka bir kişiye veya vücudun bir bölgesinden başka bir bölgesine nakledilmesi
işlemi
transplante :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + plantus (ekilmiş
dikilmiş) (plantare (ekmek, dikmek) ) + us (isim veya sıfat yapım eki) ) *
başka bir vücuda veya vücudun başka bir bölgesine nakledilmiş (organ veya
hücre)
transponder :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + pondere (tartmak,
ölçmek) * kendisine gönderilen bir radyo veya elektromanyetik sinyali
algılayarak buna karşılık belirli bir sinyal gönderen elektronik aygıt
transport :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + portare (taşımak,
götürmek) + tus (geçmiş zaman eki) * bir şeyi bir yerden başka bir yere taşıma,
nakletme veya aktarılma işi, nakil, nakliye, aktarma, ileti
transporter :
lat., ing. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + portare
(taşımak, götürmek) + tus (geçmiş zaman eki) (lat.) + er (-cı, yapan, eden eki)
(ing.) * bir maddeyi, molekülü veya başka bir öğeyi bir yerden başka bir yere
taşıyan veya aktarılmasını sağlayan yapı, protein veya taşıyıcı sistem;
taşıyıcı, nakliyeci, nakleden
transpoze :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + posatus (konmuş,
yatırılmış, yerleştirilmiş) (ponere (koymak, yatırmak, yerleştirmek) + tus
(geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) * yeri, sırası, konumu veya düzeni
değiştirilmiş, başka bir yere veya konuma aktarılmış; aynı aralık ilişkilerini
koruyarak başka bir tona aktarılmış (eser, melodi)
transpozisyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + posatus (konmuş,
yatırılmış, yerleştirilmiş) (ponere (koymak, yatırmak, yerleştirmek) + tus
(geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + tio (isim yapım eki) * bir şeyin yerini,
konumunu veya sırasını değiştirme işlemi; müzikte bir eseri veya melodiyi
aralık ilişkilerini koruyarak başka bir tona aktarma işlemi; genetikte bir DNA
parçasının genom içinde bir konumdan başka bir konuma taşınması olayı
transpozon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + posatus (konmuş,
yatırılmış, yerleştirilmiş) (ponere (koymak, yatırmak, yerleştirmek) + tus
(geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + on (parçacık/tanecik eki) * enom içinde
bir konumdan başka bir konuma hareket edebilen veya kopyalanarak başka bir
konuma yerleşebilen DNA dizisi
transservikal :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + cervix (boyun,
baş-gövde bağlantısı) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * rahim
ağzından veya boyun bölgesinden geçerek gerçekleştirilen, serviksi aşan veya
servikal bölge üzerinden ilerleyen
transstadyal :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + stadion
(koşu alanı, yarış pisti, seyir yeri) (histanein (durmak, yerleştirmek) + ion
(ile ilgili, gibi, -a ait) ), stadium (lat.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.)
* bir canlının gelişim evrelerinden birinden diğerine geçen veya bir gelişim
evresinden sonraki evreye aktarılabilen durum, özellikle bir etkenin konakçının
larva, nimf ve ergin gibi farklı gelişim evreleri arasında taşınması ile ilgili
transtorakal :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + thorax
(göğüs, göğüs kafesi), thorakos (göğüs kafesi ile ilgili) (gre.) + alis (ile
ilgili, -a ait) (lat.) * göğüs kafesinin bir tarafından diğer tarafına geçen
veya göğüs duvarı üzerinden gerçekleştirilerek göğüs boşluğuna ulaşan
transtorasik :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + thorax
(göğüs, göğüs kafesi), thorakos (göğüs kafesi ile ilgili) (gre.) + ikos (ile
ilgili, -a ait) (gre.) * göğüs kafesinden geçerek gerçekleştirilen veya göğüs
duvarını aşarak göğüs boşluğuna ulaşan
transtrakeal :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) (lat.) +
trakhys (pürüzlü, pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı), trakhys (pürüzlü,
pütürlü, tırtıklı, kaba, sert, katı; nefes borusu, soluk borusu) (gre.) + alis
(ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * soluk borusundan geçerek
gerçekleştirilen veya soluk borusu yoluyla ilgili bölgeye ulaşan
transüda :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + sudare (terlemek,
sıvı salmak) + um (isim yapım eki) * damar içindeki hidrostatik veya onkotik
basınç değişiklikleri sonucunda damar duvarından çevre dokulara ve vücut
boşluklarına geçen, hücre ve protein içeriği düşük sıvı
transüdasyon :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + sudare (terlemek,
sıvı salmak) + tio (isim yapım eki) * damar içindeki hidrostatik veya onkotik
basınç değişiklikleri sonucunda damar duvarından çevre dokulara veya vücut
boşluklarına hücre ve protein içeriği düşük sıvının geçmesi süreci
transüdatif :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + sudare (terlemek,
sıvı salmak) + tio (isim yapım eki) + ivus (ile ilgili, -a ait) * transüda
niteliğinde olan, damar içindeki hidrostatik veya onkotik basınç değişiklikleri
sonucunda damar duvarından hücre ve protein içeriği düşük sıvının geçmesiyle
oluşan
transüder :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + sudare (terlemek,
sıvı salmak) + aris (ile ilgili, -a ait) * bir maddenin veya sıvının bir
yüzeyden veya dokudan geçerek karşı tarafa ulaşmasını sağlayan veya bu geçişi
gerçekleştiren (yapı veya araç)
transüretral :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ouron, oureo
(idrar yapmak, işemek), ourethra (idrarı mesaneden dışarı atan ve meniyi
(spermi) taşıyan kanal) (gre.) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.)
* üretradan geçerek gerçekleştirilen veya üretra yoluyla ilgili anatomik
bölgeye ulaşılan
transüretral reseksiyon :
lat., gre. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ouron,
oureo (idrar yapmak, işemek), ourethra (idrarı mesaneden dışarı atan ve meniyi
(spermi) taşıyan kanal) (gre.) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.)
+ resectio (re (yeniden, tekrar, geri) + sectio (kesme, kesim, ayrım, kısım,
bölüm) (secare (kesmek, ayırmak, bölmek) + tio (isim yapım eki) ) (lat.) *
prostat veya idrar yolundaki dokunun idrar kanalı üzerinden minimal invaziv
yöntemle cerrahi olarak çıkarılması işlemi
transvenöz :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + vena
(toplardamar) + osus (ile ilgili, sıfat yapım eki) * toplardamar yoluyla
gerçekleştirilen veya bir toplardamarın içinden geçerek ilgili bölgeye ulaşan
transventriküler :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + ventriculus
(küçük karıncık, karıncık) (venter (karın) + culus (küçültme eki) ) + aris (ile
ilgili, gibi, -a ait, benzer) * bir ventrikülün içinden geçerek
gerçekleştirilen veya ventrikül duvarını aşarak ventrikül yoluyla ilgili yapıya
ulaşan
transvers :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + versus (dönmüş,
çevrilmiş, yönelmiş; dönüştürme, düzenleme, düzen) (vertere (dönmek, çevirmek,
döndürmek, yönelmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) * bir yapının
uzun eksenine dik veya onu enine kesen yönde bulunan, bir yandan diğer yana uzanan
transversal :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + versus (dönmüş,
çevrilmiş, yönelmiş; dönüştürme, düzenleme, düzen) (vertere (dönmek, çevirmek,
döndürmek, yönelmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + alis (ile ilgili,
-a ait) * bir yapının uzun eksenine dik doğrultuda bulunan, bir yandan diğer
yana enine uzanan veya bir yapıyı enine kesen, enine
transvestik :
lat. * trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + vestire
(giydirmek, giyinmek) + icus (ile ilgili, -a ait) * kişinin doğumda atanan
cinsiyetiyle geleneksel olarak ilişkilendirilen giyim tarzından farklı bir
giyim tarzını benimsemesiyle ilgili olan, karşı cinsiyetle ilişkilendirilen
giysileri giyme eğilimi ile ilgili
tranş :
fra. * trancher (kesmek, dilimlemek), tranche (kesim, dilim, kısım, bölüm) *
büyük bir bütünün, bütçenin veya finansal düzenlemenin parçalara ayrılmış
bölümlerinden her biri
trap :
ing. * trap (tuzak, kapan) * bir şeyi yakalamak veya hareketini engellemek
amacıyla kurulmuş düzenek, tuzak veya kapan; bir kişinin farkında olmadan içine
düştüğü aldatıcı veya tehlikeli durum
trapa :
lat. * trapa (su kestanesi) * Lythraceae (kızılgiller) familyasından, tatlı su
bitkisi, yuvarlak sert tohumlu ve su yüzeyinde yüzen otsu bitki türü
trapez :
gre. * trapeza (masa, dört ayaklı masa) * dört kenarlı, sadece karşılıklı iki
kenarı birbirine paralel olan geometrik şekil, yamuk; anatomi ve biyolojide bu
şekle veya masa biçimine benzeyen yapı,
trapeziform :
gre., lat. * trapeza (masa, dört ayaklı masa) (gre.) + formis (şekilli,
biçimli) (forma (şekil, biçim, kalıp) + is (ile ilgili, -a ait) ) * trapeze
benzeyen biçimde olan, karşılıklı iki kenarı birbirine paralel olan dörtgen
biçiminde olan
trapezoid :
gre. * trapeza (masa, dört ayaklı masa) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer,
şekilli, biçimli) * trapeze benzeyen biçimde olan, karşılıklı iki kenarı
birbirine paralel olan dörtgen biçiminde olan
trapezyum :
gre., lat. * trapeza (masa, dört ayaklı masa) + ion (küçültme eki) (gre.) + ium
(lat.) * el bileğinde başparmak tarafında bulunan, karpal kemikler grubuna ait
dörtgen biçimli kemik; anatomide os trapezium adıyla bilinen bilek kemiği
tras :
lat. * tractus (çekilmiş, cezbedilmiş, sürüklenmiş; götürülmüş) (trahere
(çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + ctus (isim yapım eki) ) (lat.);
trace (iz, belirti) (fra.) * iz; belirti; bir şeyin geride bıraktığı işaret
trastuzumab :
lat. * tras (farmasötik ön ek) + tu (hedefe yönelik antikor belirteci) + zu
(insancıllaştırılmış antikor eki) + mab (monoclonal antibody (monoklonal
antikor) * HER2 reseptörüne bağlanarak bu reseptörü hedef alan, kanser
tedavisinde kullanılan insanlaştırılmış monoklonal antikor
(C6470H10012N1724O2013S42)
trastuzumab deruxtecan :
lat. * tras (farmasötik ön ek) + tu (hedefe yönelik antikor belirteci) + zu
(insancıllaştırılmış antikor eki) + mab (monoclonal antibody (monoklonal
antikor) + deruxtecan (topoizomeraz I inhibitörü içeren antikor-ilaç konjugatı
bileşeni; DXd) * HER2 pozitif tümör hücrelerini hedeflemek üzere trastuzumaba
sitotoksik bir ilaç bileşeni olan deruxtecanın bağlandığı, antikor-ilaç
konjugatı sınıfında yer alan kanser tedavisi ajanı (C6468H10036N1728O2018S42)
trastuzumab emtansin :
lat. * tras (farmasötik ön ek) + tu (hedefe yönelik antikor belirteci) + zu (insancıllaştırılmış
antikor eki) + mab (monoclonal antibody (monoklonal antikor) + maytansin (Doğu
Afrika'da yetişen ve bitkisel bir köken olan Maytenus ovatus bitkisinden izole
edilen çok güçlü tümör öldürücü madde C34H46ClN3O10) * HER2 pozitif tümör hücrelerini
hedeflemek amacıyla trastuzumab antikoruna emtansin adlı sitotoksik ajanın
bağlandığı, antikor-ilaç konjugatı sınıfında yer alan kanser tedavisi ajanı
(C6448H9952N1720O2014S42)
trata :
gre. * trata (torbalı balık ağı) * geleneksel balıkçılıkta, balık çevirmek ve
toplamak için kullanılan ve torba şeklinde olan büyük ağ
traube alanı :
alm., tür. * traube (Alman hekim Ludwig Traube'nin soyadından) (alm.) + alan
(bölge, saha, mıntıka, arazi) + ı (iyelik eki) (tür.) * sol göğüs kafesinin alt
ön kısmında, dalak üzerinde yer alan ve perküsyonla (vurarak muayene)
değerlendirilirken normalde timpanik ses alınan yarımay biçimli anatomik bölge
(bu alandaki ses değişiklikleri dalak büyümesi veya plevra içi sıvı gibi
durumların değerlendirilmesinde kullanılır.)
travay :
lat. * tripalium (üç kazıklı işkence aleti; sonradan zorlu iş, zahmet anlamı
kazanmıştır) (tri (üç) + palus (kazık, direk) + ium (isim yapım ce araç eki)
(lat.); travaille (fra.) * çalışma, emek verme veya bir iş üzerinde uğraşma
travers :
lat. * traversare (geçmek, aşmak, ötesine geçmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi,
karşıdan karşıya, öteye) + versus (dönmüş, çevrilmiş, yönelmiş; dönüştürme,
düzenleme, düzen) (vertere (dönmek, çevirmek, döndürmek, yönelmek) + tus
(geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) * bir şeyin enine, çaprazına veya karşı
tarafından geçiş yönünde bulunan durum; atın arena kenarına paralel olarak
hareket ettiği, omuzlarının arka kısımlarından daha yakın bir şekilde duvara
taşındığı ve vücudunun merkeze doğru kavisli olduğu bir binicilik hareketi;
motor ön takım parçalarını, tekerlekleri ve direksiyon elemanlarını birbirine
bağlayan yekpare metal bir parça
traverten :
lat., ita. * tiburtinus (tiburt, tiburs (tepe; Antik Latium'da Tivoli'ye
karşılık gelen bölge, Orta İtalya'da bir komün) + inus (ile ilgili, gibi, -a
ait) ) (lat.); travertino (ita.) * kaynak sularının dibinde biriken, kalkerli
veya silisli tortu
travma :
gre. * teirein (ovmak, sürtmek, aşındırmak), trauma (yara, hasar, yaralanma) *
bir dış etkenin neden olduğu fiziksel yaralanma, doku hasarı veya organizmada
oluşan zarar
travma sonrası stres
bozukluğu : gre., lat., tür. * trauma (yara, hasar, yaralanma) +
sonrası (ardından, arkasından, takip ederek) + strictia (sıkıntı, zorluk,
baskı, gerilim) (strictus (sıkı, sıkıştırılmış, sıkı çekilmiş, gerilmiş,
gergin) + ia (isim yapım eki) ) (lat.) (stress (ing.) + bozukluğu
(düzensizliği) (tür.) * kişinin yaşamını, beden bütünlüğünü veya güvenlik
algısını tehdit eden travmatik bir olaydan sonra ortaya çıkabilen, olayla
ilişkili anıların istemsiz biçimde yeniden yaşanması, kaçınma davranışları,
aşırı uyarılmışlık ve olumsuz duygu-düşünce değişimleriyle seyreden psikiyatrik
durum
travmatik :
gre. * teirein (ovmak, sürtmek, aşındırmak), trauma (yara, hasar, yaralanma) +
tikos (ile ilgili, -a ait) * travma ile ilgili olan, fiziksel veya psikolojik
bir yaralanma, hasar veya sarsıcı olay sonucunda ortaya çıkan veya bununla
ilişkili bulunan
travmatizasyon :
gre., lat. * teirein (ovmak, sürtmek, aşındırmak), trauma (yara, hasar, yaralanma)
+ tikos (ile ilgili, -a ait) (gre.) + izare (dönüştürmek, kılmak, hale
getirmek) + tio (isim yapım ve durum eki) (lat.) * bir kişinin fiziksel veya
psikolojik olarak zarar verici, sarsıcı veya tehdit edici bir olayın etkisiyle
travmatik bir duruma maruz kalması veya bu etkinin oluşması süreci
travmatoloji :
gre., lat. * teirein (ovmak, sürtmek, aşındırmak), trauma (yara, hasar,
yaralanma) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi,
söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * travmaların,
özellikle yaralanmaların, bunlara bağlı doku ve organ hasarlarının tanısı,
tedavisi ve önlenmesiyle ilgilenen tıp dalı
travoprost :
lat. * trav (farmasötik ön ek) + prost (prostaglandin türevi belirteci) *
prostaglandin F2α analogları grubunda yer alan, göz içi basıncını azaltmak
amacıyla kullanılan ve glokom tedavisinde tercih edilen bir ilacın etken
maddesi (C26H35F3O6)
trazodon :
gre. * tri (üç) + azole (azotos, azotikos (yaşamsız, cansız, hayatsız) (gre.) +
ol (hidroksil, alkol grubu OH) ) + odon (kimyasal grup eki) * serotonin geri
alımını engelleyerek ve serotonin reseptörleri üzerinde etkiler göstererek
depresyon tedavisinde kullanılan, serotonin antagonisti ve geri alım inhibitörü
(SARI) grubunda yer alan antidepresan etken madde (C19H22ClN5O)
treadmill :
ing. * tread (basmak, üzerinde yürümek; adım atmak, basmak) + mill (değirmen) *
üzerinde yürüyerek veya koşarak hareket edilen, hareketli bir banttan oluşan
egzersiz aracı; yürüyüş ve koşu performansını değerlendirmek amacıyla
kullanılan cihaz
trehaloz :
gre. * trekhale (delinmiş, delinmiş tanecik) + ose (şeker eki; kimyasal
monosakkarit eki) * iki glikoz molekülünün α,α-1,1-glikozidik bağ ile
birleşmesiyle oluşan, özellikle mantar, bakteri, bitki ve bazı omurgasızlarda bulunan
disakkarit şeker (C12H22O11)
treiz ligamanı :
çek., lat. * Treitz (Çek asıllı Avusturyalı anatomist Václav Treitz'in
soyadından) (çek.) + ligamentum (bağ, bağlayıcı doku, bağlantı, bağlayıcı şey)
(ligare (bağlamak, birleştirmek) + mentum (isim yapım eki) ) (lat.) *
duodenumun son bölümü ile jejunumun başlangıcını asan, duodenojejunal fleksürü
sabitleyen ve ince bağırsağın üst kısmının anatomik konumunu belirleyen fibröz
bağ dokusu yapısı
trek :
lat., ing. * tractus (çekilmiş, cezbedilmiş, sürüklenmiş; götürülmüş) (trahere
(çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + ctus (isim yapım eki) ) (lat.);
track (iz, yol; izlemek, takip etmek) (ing.) * uzun ve zorlu bir yolculuk,
özellikle doğal alanlarda yapılan uzun mesafeli yürüyüş veya göç niteliğindeki
hareket; tempolu ve sportif amaçlı yapılan yürüyüş
tremandraceae :
lat., gre. * trema (delik, açıklık, küçük aralık) + aner (erkek, er kişi, adam,
insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili, adam ile ilgili, insan
ile ilgili) (gre.) + aceae (-giller, bitki familyası eki) (lat.) *
Avustralya'ya özgü küçük çalı türlerini içeren, günümüzde çoğunlukla
Elaeocarpaceae familyası içinde değerlendirilen bitki familyası
tremolit :
lat., gre. * tremere (titremek, sarsılmak), tremolare (titremek, sarsılmak),
tremola (İsviçre'deki Val Tremola bölgesinin adından) (lat.) + ites (element,
kayaç ve mineral eki) (gre.) * magnezyum ve kalsiyum içeren, amfibol grubuna
ait, lifsi veya iğnemsi kristaller oluşturabilen bir silikat minerali
(Ca2Mg5Si8O22(OH)2)
tremolo :
lat. * tremere (titremek, sarsılmak), tremolare (titremek, sarsılmak) * titreme
veya sarsılma hareketi; müzikte bir veya birden fazla notanın çok hızlı bir
şekilde ard arda tekrarlanması veya elektro gitarlarda tellerin gerginliğini
değiştirerek ses yüksekliğinde dalgalanma yaratılması efekti
tremor :
lat. * tremere (titremek, sarsılmak) titreme, sarsılma; organlarda görülen
titreme; vücudun bir bölümünün veya tamamının istemsiz, ritmik ve tekrarlayan
kas hareketleri sonucunda ortaya çıkan titreme * tremor, involuntary quivering
movement; tremblement le; Tremor r
tren :
lat. * trahere (çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + inus (ile ilgili, -a
ait) (lat.); train (fra.) * lokomotif tarafından çekilen, birbirine bağlanmış
vagonlardan oluşan, demiryolu üzerinde yolcu veya yük taşımak için kullanılan
ulaşım aracı
trenbelon :
lat. * trien (üçlü bağ yapısı) + bol (steroid belirteci + one (oksijenli
bileşik, keton grubu (C=O) ) * aslen veterinerlikte büyükbaş hayvanların kas
kütlesini artırmak için geliştirilmiş, vücut geliştirme ve sporda ise kas
artışı ile yağ yakımı amacıyla yasadışı olarak kullanılan nandrolon grubuna
ait, testosterondan çok daha güçlü anabolik ve androjenik etkilere sahip
sentetik bir steroid (C18H22O2)
trençkot :
ing. * trench (siper; hendek, çukur) + coat (ceket, manto; tabaka, örtü) * su
geçirmez bir kumaştan yapılmış, içi astarlı pardösü, yağmurluk
trend :
ing. * trenden (dönmek, yuvarlanmak, yön değiştirmek) * bir olayın, durumun
veya değerin zaman içinde belirli bir yönde gösterdiği genel değişim, eğilim,
yön, gidişat
trendelenburg :
alm. * Trendelenburg (Alman cerrah Friedrich Trendelenburg'un soyadından) *
hastanın sırtüstü yatırılarak başının ayaklarından daha aşağıda olacak şekilde
vücudunun eğimli bir konuma getirilmesini ifade eden, bu pozisyonda baş ve
gövdenin bacaklardan daha aşağıda bulunduğu tıbbi pozisyon
trent :
ing. * trenden (dönmek, yuvarlanmak, yön değiştirmek) * bir olayın, durumun
veya değerin zaman içinde belirli bir yönde gösterdiği genel değişim, eğilim,
yön, gidişat
treonin :
gre. * erythros (kırmızı) + ose (şeker eki; kimyasal monosakkarit eki) + ine
(kimyasal madde eki) * proteinlerin yapısında bulunan, polar ve yüksüz özellik
gösteren, insanlar için esansiyel bir amino asit (C4H9NO3)
treosulfan :
gre., lat. * erythros (kırmızı) + ose (şeker eki; kimyasal monosakkarit eki)
(gre.) + sulfur, sulphur (kükürtün (S) bir elementle oluşturduğu bileşik;
sülfür, sülfonat SO2) (selp, sulph (yağ) + urum, ura (ikili bileşik, inorganik
ve anyon-katyon temelli tuz eki) ) + an (son ek) (lat.) * dört karbonlu, iki
kiral merkez içeren ve monosakkaritler arasında yer alan bir tetroz şeker
(C4H8O4)
treponema :
gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek,
değiştirmek) + nema (iplik, ipliksi yapı) * ince, kıvrımlı ve sarmal biçimli
bakterileri içeren, Spirochaetota şubesinde yer alan bakteri cinsi
treponema pallidum :
gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek,
değiştirmek) + nema (iplik, ipliksi yapı) + pallidus (soluk, solgun; sarımsı,
beyazımsı) * cinsel yolla bulaşan enfeksiyon hastalığı frengi (sifiliz)'ye
neden olan spiral şeklindeki bakteri
treponemal :
gre., lat. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön
değiştirmek, değiştirmek) (gre.) + nema (iplik, ipliksi yapı) (gre.) + alis
(ile ilgili, -a ait) (lat.) *
treprostinil :
lat. * tre (üç halkalı (trisiklik) yapı belirteci) + prost
(prostasiklin/prostaglandin grubu ek) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi
eki) + yl (alkil eki; kimyasal radikal hidrokarbon veya türev eki) *
prostasiklinin sentetik bir analoğu olan, damar düz kaslarını gevşeterek damar
genişlemesi sağlayan ve pulmoner arteriyel hipertansiyon tedavisinde kullanılan
ilacın etken maddesi (C23H34O5)
tretinoin :
lat., gre. * tr (trans (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) )
(lat.) + rhetine (reçine, sakız) (gre.) + ine (kimyasal madde eki) * A
vitamininin (retinolün) bir metaboliti ve retinoik asidin tüm-trans izomeri
biçiminde olan, başta akne olmak üzere çeşitli deri hastalıklarının tedavisinde
ve akut promiyelositik lösemide kullanılan ilacın etken maddesi (C20H28O2)
tretman :
lat., fra. * tractare (işlemek, ele almak, uğraşmak), trahere (çekmek,
cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + mentum (isim yapım eki) (lat.); traiter
(tedavi etmek, işlemek, ele almak), traitement (tedavi, muamele) (fra.) * bir
hastalığı veya sağlık sorununu iyileştirmek, kontrol altına almak veya
belirtilerini azaltmak amacıyla uygulanan tedavi ve bakım süreci
treyler :
lat., ing. * trahere (çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) (lat.); trail
(iz, patika; izlemek, takip etmek, peşinden gitmek) + er (-cı, yapan, eden eki)
* başka bir araç tarafından çekilmek üzere tasarlanmış, kendi motoru bulunmayan
taşıt veya yük taşıma aracı; bir film, dizi veya sinema yapımının içeriğini,
temasını, atmosferini ve önemli sahnelerini tanıtmak amacıyla yayımlanan kısa
tanıtım filmi, fragman
treys :
lat. * tractus (çekilmiş, cezbedilmiş, sürüklenmiş; götürülmüş) (trahere
(çekmek, cezbetmek, sürüklemek; götürmek) + ctus (isim yapım eki) ) (lat.);
trace (iz, belirti) (fra.) * iz; belirti; bir şeyin geride bıraktığı işaret
triad :
gre. * trias (üçlü, üçlü grup) (treis, tria (üç) + as (grup eki) ) * üç öğeden,
kişiden veya unsurdan oluşan grup; üçlü birlik veya üçlü yapı
triaj :
fra. * trier (denemek, sınamak; seçmek, ayırmak, ayıklamak, seçmek) + age (isim
yapım eki) * ayıklama, sınıflandırma, seçme; acil servislerde hastaların tıbbi
durumlarının aciliyetine göre değerlendirilerek öncelik sırasına konulması ve sınıflandırılması
işlemi
trial error :
fra., lat., ing. * trier (denemek, sınamak; seçmek, ayırmak, ayıklamak, seçmek)
(fra.); try (çabalamak, gayret etmek, denemek, test etmek) + al (isim yapım
eki) (ing.) + errare (yanılmak, yanlış yapmak, hata yapmak, yoldan sapmak),
error (hata, yanlışlık) * bir sonuca ulaşmak için farklı yöntemlerin sırayla
denenmesi ve başarısız olanların elenerek hatalardan öğrenilmesi yöntemi,
deneme-yanılma
triamsinolon :
lat. * tri (üç) + amcin (American Cyanamid şirketi) + ol (hidroksil, alkol
grubu OH) + one (oksijenli bileşik, keton grubu (C=O) ) * sentetik bir
glukokortikoid olan, iltihap ve bağışıklık yanıtını baskılamak amacıyla
kullanılan kortikosteroid ilacın etken maddesi (C21H27FO6)
triamteren :
lat. * tri (üç) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) +
teren (pteridin halka eki) * böbreklerde sodyum kanallarını inhibe ederek
potasyum kaybını azaltan, potasyum tutucu diüretik ilaç etken maddesi
(C12H11N7)
triangl :
lat. * tri (üç) + angulus (köşe, açı; girinti noktası) * düzlemde doğrusal
olmayan üç noktayı birleştiren üç doğru parçasından oluşan, üç kenarı, üç
köşesi ve üç iç açısı bulunan ve iç açılarının toplamı 180derece olan geometrik
şekil
triangüler :
lat. * angulum, angulus (açı) + aris (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.);
triangulaire (fra.) * üçgen biçiminde olan veya üçgenle ilgili bulunan
triangüler sayı :
gre., lat. * tri (üç) (gre.); tres (üç) + angulum, angulus (açı) + aris (ile
ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * 1’den başlayarak ardışık pozitif tam
sayıların toplamıyla elde edilen ve sayıları geometrik olarak eşkenar üçgen
biçiminde dizilebilen sayılar (tn = n(n+1)/2) (örneğin 1, 3, 6, 10, 15, 21, 28,
36, 45, 55, 66 .....)
trias :
gre. * trias (üçlü, üçlü grup) (treis, tria (üç) + as (grup eki) ) * üçlü grup
veya üçlü birlik; jeolojik zaman ölçeğinde 252,17–201,4 milyon yıl önce
yaşanmış, Paleozoyik'in ardından ve Jura'dan önce gelen Mezozoyik'in ilk dönemi
ve bu dönemdeki üçlü kayaç dizisi
triazol :
lat., gre. * tri (üç) + azole (azotos, azotikos (yaşamsız, cansız, hayatsız)
(gre.) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) ) * üç azot atomu içeren, beş üyeli
aromatik heterosiklik halka yapısına sahip bileşiklerin genel adı (C2H3N3)
triazolam :
lat., gre. * tri (üç) + azole (azotos, azotikos (yaşamsız, cansız, hayatsız)
(gre.) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) ) + azepam (az (azot N içeren halka) +
epam (benzodiazepin sınıfını gösteren kimyasal madde eki) * kısa süreli
uykusuzluk tedavisinde kullanılan benzodiazepin grubunda yer alan, kısa etkili
sedatif-hipnotik ilacın etken maddesi (C17H12Cl2N4 )
tribal :
lat. * tribus (kabile, aşiret, üçlü bölünme) (tri (üç) + bus (son ek) ) + alis
(ile ilgili, -a ait) * ortak köken, kültür veya sosyal bağlarla birleşen insan
topluluğu ile ilgili, kabileye veya kabilelere özgü olan, kabile yaşamı ve
toplumsal yapısıyla ilgili bulunan, kabile veya grup ile ilgili
tribenosid :
gre. * tria (üç) + benz (benzene (C6H6) belirten önek) + yl (alkil eki;
kimyasal radikal hidrokarbon veya türev eki) + oside (glikozit, şeker türevi
bileşik belirteci) * venöz dolaşım bozuklukları, hemoroid ve varis gibi
durumların tedavisinde kullanılan, glikozit yapısındaki damar koruyucu ve
antiinflamatuvar ilaç etken maddesi (C29H34O6)
tribenosid lidokain :
gre. * tribenos (Yunan bitkisi Tribulus; bitki) + id (kimyasal türev eki) +
lidocaine (lokal anestezik madde) (lid (sentetik kök, farmasötik isim) + o
(bağlaç) + kain (kaina (yeni), alkaloid veya tıbbi bileşik eki) ) * lokal
anestezik olarak sinir uyarılarını bloke eden Tribulus bitkisinden türetilmiş
damar koruyucu ve antiinflamatuar etki gösteren ayrıca hemoroid (basur)
tedavisinde rektal yoldan fitil şeklinde uygulanan. farmasötik bileşik
(tribenosid C29H34O6, lidokain C14H22N2O)
triboelektrik :
gre. * tribein (sürtmek, ovalamak), tribos (sürtünme, ovalama) + elektrikos
(elektron (kehribar, koyu sarı, parlak, akkor) + ikos (ile ilgili, gibi, -a
ait, benzer) ) * iki farklı maddenin birbirine sürtünmesi sonucunda elektrik
yüklerinin ayrılmasıyla oluşan elektriklenmeyle ilgili olan
triboloji :
gre. * tribein (sürtmek, ovalamak), tribos (sürtünme, ovalama) + logia (bilim,
bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia
(isim yapım, yer ve durum eki) ) * birbirine temas eden yüzeylerin
sürtünmesini, aşınmasını ve yağlanmasını inceleyen bilim dalı
tribometre : gre. * tribein (sürtmek, ovalamak),
tribos (sürtünme, ovalama) + metron (ölçü) * iki yüzey arasındaki sürtünme,
aşınma ve yağlama (triboloji) özelliklerini ölçmek için kullanılan bir
laboratuvar cihazı
tribün :
lat. * tribunus (tres (üç), tribus (kabile, aşiret) + unus (ile ilgili, -a ait)
* stadyum, kapalı spor salonu ve hipodrom gibi gösteri veya yarışma
alanlarında, seyircilerin oturması için basamaklı veya koltuklu olarak yukarıya
doğru yükselen bölümler; spor karşılaşmaları, törenler veya gösterilerin
izlendiği basamaklı oturma bölümü; seyirci yeri
trichiuridae :
gre., lat. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + oura (kuyruk) (gre.) + idae
(-giller, hayvan familyası eki) (lat.) * kılkuyrukgiller olarak bilinen, uzun
ve şerit biçimli deniz balıklarını içeren balık familyası
trichocereus :
gre., lat. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) (gre.) + cereus (balmumu gibi,
mumsu) (cera (balmumu, mum) + eus (ile ilgili, -a ait) ) (lat.) * gövdeleri
üzerinde kıl veya diken benzeri yapılar bulunan, sütleğengillerden değil
kaktüsgillerden (Cactaceae) olan sütun biçimli kaktüsleri ifade eden bitki
cinsi
trichodesma :
gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + desma (bağ, iplik) * yaprak ve
gövde gibi kısımları tüylü olan, hodangiller (Boraginaceae) familyasına ait
çiçekli bitki cinsi
trichomycteridae :
gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + mykter (burun, burun deliği) +
idae (-giller, hayvan familyası eki) * kedi balığı benzeri tatlı su balıklarını
içeren, Güney Amerika'ya özgü olan, bazı türleri (örneğin candiru balığı) diğer
balıkların solungaçlarına tutunarak kan emen parazit bir yaşam süren yayın
balığı (Siluriformes) familyası
trichosanthes :
gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + anthes, anthos (çiçek) *
kabakgiller (Cucurbitaceae) familyasında yer alan, çoğunlukla tırmanıcı otsu
bitkileri içeren bitki cinsi
trientin :
lat. * tri (üç) + ethyl (etil (C2H5- alkil grubu) + ene (çift bağ içeren
doymamış hidrokarbon molekülü eki) + tettares, tettores, tessares (dört),
tetras (dörtlü, dört sayısı; grup halinde dört şey) (gre.) + amine (amonyak
türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (lat.) * Wilson hastalığında vücutta
biriken bakırın bağlanarak idrarla atılmasını sağlayan, bakır şelatlayıcı ilaç
etken maddesi (C6H18N4)
trietilentetramin :
lat. * tri (üç) + ethyl (etil (C2H5- alkil grubu) + ene (çift bağ içeren
doymamış hidrokarbon molekülü eki) + tettares, tettores, tessares (dört),
tetras (dörtlü, dört sayısı; grup halinde dört şey) (gre.) + amine (amonyak
türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (lat.) * Wilson hastalığında vücutta
biriken bakırın bağlanarak idrarla atılmasını sağlayan, bakır şelatlayıcı ilaç
etken maddesi (C6H18N4)
trietonalamin :
lat. * tri (üç) + aithein (yanmak, parlamak), aither, aether (üst hava,
atmosfer üstü, eter) (gre.); ether (eter, esir) (ing.) + an (doymuş hidrokarbon
eki) (gre.) ) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) ) + amine (amonyak türevli bir
azot içeren grup (-NH2) eki) (ammonia (ammon, ammoniakos (gizli, örtülü,
güvende, emin) + ine (gibi olan, ile ilgili, kimyasal madde eki) ) (lat.) * üç
etanol grubunun bir azot atomuna bağlanmasıyla oluşan, emülgatör ve pH
düzenleyici olarak kozmetik, ilaç ve temizlik ürünlerinde kullanılan organik
bileşik (C6H15NO3)
trifaze :
gre., lat. * tria (üç) + phainein (parlamak, ışıldamak, ışık saçmak,
parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, oluşmak, göstermek, açığa
çıkarmak, göstermek, görünür kılmak), phasis (görünüş, görünüm, belirme, evre)
* elektrikte gerilim veya akımın üç ayrı faz üzerinden iletildiği, fazlar
arasında yaklaşık 120° faz farkı bulunan sistem
trifazik :
gre., lat. * tria (üç) + phainein (parlamak, ışıldamak, ışık saçmak,
parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, oluşmak, göstermek, açığa çıkarmak,
göstermek, görünür kılmak), phasis (görünüş, görünüm, belirme, evre) + ikos
(ile ilgili, -a ait) * elektrikte gerilim veya akımın üç ayrı faz üzerinden
iletildiği, fazlar arasında yaklaşık 120° faz farkı bulunan sistemle ilgili
olan
trifid :
lat. * tri (üç) + fidus (yarık, yarılma, bölünme) (fidus (yarık, yarılma,
bölünme) (findere (yarılmak, bölmek, bölünmek; yarmak, bölmek, ikiye ayırmak) +
idus (sıfat yapım eki) ) * üç parçaya veya üç loba ayrılmış, üç çatallı veya üç
bölümlü olan
trifloperazin :
lat. * tri (üç) + fluor (akışkan, flor elementi) + piperazin (piper (karabiber)
+ azin (azot içeren altı üyeli heterosiklik halka; “azine” türevi kimyasal
halka eki) ) * şizofreni ve diğer psikotik bozuklukların tedavisinde
kullanılan, fenotiyazin grubunda yer alan antipsikotik ilaç etken maddesi
(C21H24F3N3S)
trifluoperazin :
lat. * tri (üç) + fluor (akışkan, flor elementi) + piperazin (piper (karabiber)
+ azin (azot içeren altı üyeli heterosiklik halka; “azine” türevi kimyasal
halka eki) ) * şizofreni ve diğer psikotik bozuklukların tedavisinde
kullanılan, fenotiyazin grubunda yer alan antipsikotik ilaç etken maddesi
(C21H24F3N3S)
trifluridin :
lat. * tri (üç) + fluor (akışkan, flor elementi) + uridin (urasil ile ribozdan
oluşan nükleozit) * viral DNA sentezini inhibe eden, herpes simpleks ve
varicella-zoster virüslerinin neden olduğu göz enfeksiyonlarının tedavisinde ve
bazı kanser tedavilerinde kullanılan antiviral ve antineoplastik ilaç etken
maddesi (C10H11F3N2O5)
trifoliat :
lat. * tri (üç) + folium (yaprak) + atus (sıfat yapım eki) * üç yaprakçıktan
oluşan veya üç yaprakçıklı olan
trifoliolat :
lat. * tri (üç) + foliolum (küçük yaprak, yaprakçık) (folium (yaprak) + ulum
(küçültme eki) ) + atus (sıfat yapım eki) * üç yaprakçıktan oluşan veya üç yaprakçıklı
bileşik yapıya sahip olan
trifolium :
lat. * tri (üç) + folium (yaprak) * yaprakları genellikle üç yaprakçıktan
oluşan, baklagiller (Fabaceae) familyasına ait yonca cinsi
triftong :
lat. * tri (üç) + phtongos (ses, tını) * tek hecede art arda gerçekleşen üç
ünlü sesin birleşiminden oluşan ses birimi veya üçlü ünlü birleşimi
trifurkasyon :
lat. * tri (üç) + furca, furcus (çatal) + tio (isim yapım eki) * bir yapının üç
dala veya üç kola ayrılması, özellikle damar, sinir veya başka anatomik yapıların
üç kola ayrıldığı bölünme noktası
trigeminal :
lat. * tri (üç) + geminus (ikiz, çift) + alis (ile ilgili, -a ait) * beşinci
kafa çifti olan, göz, üst çene ve alt çene bölgelerinden duyusal bilgileri
taşıyan ve çiğneme kaslarının motor innervasyonunu sağlayan trigeminal sinirle
(üçüz sinirle) ilgili olan
trigeminal nevralji :
lat., gre. * tri (üç) + geminus (ikiz, çift) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.)
+ neuron (sinir, lif, kiriş, tel, tendon, ip, bağ) (gre.); nervus (sinir)
(lat.) + algia (acılı olma, ağrılı olma, ıstıraplı olma) (algos (acı, ağrı,
sancı, sızı, ıstırap) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) (gre.) *
trigeminal sinirin bir veya daha fazla dalının dağılım alanında, kısa süreli ve
tekrarlayan, genellikle elektrik çarpması veya şiddetli batma şeklinde
hissedilen ağrılarla seyreden nörolojik hastalık
trigeminus :
lat. * tri (üç) + geminus (ikiz, çift) * beşinci kafa çifti olan, üç ana dalı
bulunan, yüzün büyük bölümünün duyusal innervasyonunu sağlayan, yüz
bölgesindeki dokunma, sıcaklık ve ağrı gibi duyuları beyne taşıyan, ayrıca
çiğneme kaslarının hareket etmesini sağlayan üçüz sinir
triger :
hol., ing. * trekker (çekici, çeken şey, surükleyici) (trecken, trekken
(çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (ing.) * bir
mekanizmayı harekete geçiren parça veya bir olayı başlatan etken, tetik
triger kayışı :
hol., ing., tür. * trekker (çekici, çeken şey, surükleyici) (trecken, trekken
(çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (tetik
mekanizması, zamanlama mekanizması; bir sistemi harekete geçiren parça, tetik)
(ing.) + kayış (kemer, şerit; güç aktarımında kullanılan esnek bant) + ı
(iyelik eki) (tür.) * içten yanmalı motorlarda krank mili ile eksantrik milinin
senkronize çalışmasını sağlayan, supapların açılıp kapanmasını koordine eden
dişli, kauçuk yapılı parça, zamanlama kayışı
trigerzon :
hol., ing., gre. * trekker (çekici, çeken şey, surükleyici) (trecken, trekken
(çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (tetik mekanizması,
zamanlama mekanizması; bir sistemi harekete geçiren parça, tetik) (ing.) + zone
(kuşak, kemer, şerit, bant, halka, sargı veya yeryüzünün beş kuşağından her
biri, bölge, alan) (gre.) * sinir, kas veya ağrı sisteminde uyarıldığında
belirli bir tepkiyi başlatan hassas bölge, tetikleyici bölge, tetik nokta
trigger :
hol., ing. * trekker (çekici, çeken şey, surükleyici) (trecken, trekken
(çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (ing.) * bir
mekanizmayı harekete geçiren parça veya bir olayı başlatan etken, tetik
trigger kayışı :
hol., ing., tür. * trekker (çekici, çeken şey, surükleyici) (trecken, trekken
(çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (tetik
mekanizması, zamanlama mekanizması; bir sistemi harekete geçiren parça, tetik)
(ing.) + kayış (kemer, şerit; güç aktarımında kullanılan esnek bant) + ı
(iyelik eki) (tür.) * içten yanmalı motorlarda krank mili ile eksantrik milinin
senkronize çalışmasını sağlayan, supapların açılıp kapanmasını koordine eden
dişli, kauçuk yapılı parça, zamanlama kayışı
trigger zone :
hol., ing., gre. * trekker (çekici, çeken şey, surükleyici) (trecken, trekken
(çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (tetik
mekanizması, zamanlama mekanizması; bir sistemi harekete geçiren parça, tetik)
(ing.) + zone (kuşak, kemer, şerit, bant, halka, sargı veya yeryüzünün beş
kuşağından her biri, bölge, alan) (gre.) * sinir, kas veya ağrı sisteminde
uyarıldığında belirli bir tepkiyi başlatan hassas bölge, tetikleyici bölge,
tetik nokta
triggering :
hol., ing. * trekker (çekici, çeken şey, sürükleyici) (trecken, trekken
(çekmek, sürüklemek) + er (-cı, yapan, eden eki) ) (hol.); trigger (tetik
mekanizması, zamanlama mekanizması; bir sistemi harekete geçiren parça, tetik)
+ ing (isim veya sıfat yapım eki) (ing.) * bir olayın, mekanizmanın veya
tepkinin başlamasına neden olma, tetikleme
triglidae :
lat., gre. * trigle (kırmızı balık, barbunya benzeri balık) + idae (-giller,
hayvan familyası eki) * kırlangıç balıkları olarak bilinen, deniz tabanında
yaşayan ışın yüzgeçli balıkları içeren balık familyası, kırlangıç balığı
familyası
trigliserid :
lat., gre. * tri (üç) (lat.) + glykys (tatlı, şeker) (gre.); glycer (tatlı) +
erol (alkol grubu (-OH) taşıyan bileşik) + id (kimyasal bileşik eki) (lat.) *
gliserolün üç yağ asidi ile esterleşmesi sonucu oluşan organik molekül;
hayvansal ve bitkisel yağların temel bileşiği (C3H5(OOCR1)(OOCR2)(OOCR3) )
trigliserit :
lat., gre. * tri (üç) (lat.) + glykys (tatlı, şeker) (gre.); glycer (tatlı) +
erol (alkol grubu (-OH) taşıyan bileşik) + id (kimyasal bileşik eki) (lat.) *
gliserolün üç yağ asidi ile esterleşmesi sonucu oluşan organik molekül;
hayvansal ve bitkisel yağların temel bileşiği (C3H5(OOCR1)(OOCR2)(OOCR3) )
trigon :
gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe,
bükülme, kenar) + os (son ek) ) * üç köşeli ve üç kenarlı şekil, üçgen
trigonit :
gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe,
bükülme, kenar) + os (son ek) ) + itis (iltihap, enfeksiyon, yangı,
enflamasyon, sorun, hastalık eki) * mesanede, özellikle mesane tabanındaki
trigon bölgesinin iltihaplanması
trigonometri :
gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe,
bükülme, kenar) + os (son ek) ) + metria (ölçüm, ölçme) (metron, metros (ölçü)
+ eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * üçgenlerin kenarları ve açıları
arasındaki ilişkileri, bu ilişkilerin ölçülmesini ve hesaplanmasını inceleyen
matematik dalı
trigonometrik :
gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe,
bükülme, kenar) + os (son ek) ) + metria (ölçüm, ölçme) (metron, metros (ölçü)
+ eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, -a ait) *
trigonometriye, üçgenlerin kenar ve açıları arasındaki ilişkilere veya
trigonometrik fonksiyonlara (sin(x), cos (x), tan (x), cotan (x) ) ilişkin olan
trigonosefal :
gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe,
bükülme, kenar) + os (son ek) ) + kephale, kephalos (baş, kafa) eki) *
kafatasının alın kemiğindeki metopik sütürün erken kapanması sonucunda alnı
üçgen biçimli görünen, üçgen kafalı
trigonosefali :
gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe,
bükülme, kenar) + os (son ek) ) + kephale, kephalos (baş, kafa) + eia (isim
yapım, yer ve durum eki) * kafatasının alın kemiğindeki metopik sütürün erken
kapanması sonucunda alnın üçgen biçimli görünmesine neden olan kraniyosinostoz
türü, üçgen kafalılık
trigonöz :
gre., lat. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı,
köşe, bükülme, kenar) + os (son ek) ) (gre.) + osus (ile ilgili, -a ait) (lat.)
* üç köşeli, üçgen biçimli veya üç açılı olan
trigonum :
gre. * tria (üç) + gonon, gonos (açı, köşe, bükülme, kenar) (gon(açı, köşe,
bükülme, kenar) + os (son ek) ) (gre.) + um (isim yapım eki) (lat.) * üç köşeli
ve üç kenarlı şekil, üçgen
trihedral :
gre., lat. * tria (üç) + hedra (oturma yeri, oturulan yer, taban, yüz, yüzey)
(gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * üç düzleme veya üç yüzeye sahip
olan, üç yüzlü geometrik yapıyla ilgili bulunan
triiyodotironin :
gre. * tria (üç) + iodos (mor, menekşe renkli, morumsu, iyotla ilişkili) +
thyreos (kalkan) + in (kimyasal madde eki) * tiroid bezinin ürettiği,
metabolizmanın düzenlenmesinde önemli rol oynayan ve yapısında üç iyot atomu
bulunan tiroid hormonunun etken maddesi (C15H12I3NO4)
trijenerasyon :
gre., lat. * tria (üç) + generare (doğurmak, üretmek, türetmek, oluşturmak,
yaratmak) (lat.) (gennaein (doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana
getirmek), genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, ırk, döl, soy,
nesil, aile, akraba, tür, cins, çeşit, sınıf, kategori), genes (doğuran, ortaya
çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) (gre.) + are
(fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) (lat.) * aynı enerji kaynağından eş
zamanlı olarak elektrik, ısı ve soğutma enerjisi üreten birleşik enerji üretim
sistemi
trik :
fra., ing. * trique (hile, aldatma) (fra.); trick (hile, oyun, numara) (ing.) *
bir kişiyi yanıltmak, şaşırtmak veya kandırmak amacıyla kullanılan yöntem,
hile, numara
trikiyazis :
gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + iasis (durum, sorun, hastalık ek)
* kirpiklerin göz küresine doğru içe dönerek korneaya veya konjonktivaya temas
ettiği, gözde tahriş ve ağrıya neden olabilen göz kapağı hastalığı
triklinik :
gre. * tria (üç) + klinein (eğilmek, yana yatmak, eğim vermek, eğim yapmak,
meyletmek, meyil vermek, katmanlamak), kline (yatak, eğim) + ikos (ile ilgili,
-a ait) * kristal sistemlerinde üç eksenin de farklı uzunlukta olduğu ve
birbirine dik olmadığı kristal sistemine ilişkin olan
triklinium :
gre., lat. * tria (üç) + klinein (eğilmek, yana yatmak, eğim vermek, eğim
yapmak, meyletmek, meyil vermek, katmanlamak), kline (yatak, eğim) + ion (isim
yapım eki) (gre.) + ium (isim yapım eki) (lat.) * Antik Roma evlerinde, yemek
yiyenlerin üç kenar boyunca yerleştirilmiş sedirlerde uzanarak yemek yediği
yemek odası
trikloroasetikasit :
gre., lat. * tria (üç) + khloros (yeşil, sarımsı yeşil, soluk yeşil, yeşilimsi
sarı, taze) (gre.) + aceticus (asetik, sirkesel) (acetum (sirke, ekşi, asetik
asit) + icus (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) + acidum, acidus (ekşi olan,
asit) (acere (ekşi olmak) + idus (ile ilgili olan) ) (lat.) * asetik asidin
metil grubundaki üç hidrojen atomunun klor atomlarıyla yer değiştirmesiyle
oluşan, güçlü organik asit özellik gösteren kimyasal bileşik (C2HCl3O2)
triko :
fra. * estriquier (tığla örmek), tricoter (örmek), tricot (örme, örgü) *
örülerek veya örme tekniğiyle yapılan giysi ve kumaş türü
trikofitin :
gre., lat. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + phyton (bitki, yeni tohumdan
çıkan taze bitki) (gre.) + ine (kimyasal madde eki) (lat.) * saç, deri ve
tırnaklarda mantar enfeksiyonlarına neden olan Trichophyton cinsindeki
dermatofit mantarlarla ilişkili bir antijen veya madde
trikofiton :
gre., lat. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + phyton (bitki, yeni tohumdan
çıkan taze bitki) (gre.) * insan ve hayvanlarda deri, saç ve tırnakların mantar
enfeksiyonlarına neden olan dermatofit mantarları içeren mantar cinsi
trikom :
gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + oma (tümör, kabarma, şişme,
şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) * bitkilerin epidermisinden gelişen, tek
hücreli veya çok hücreli, tüy, kıl veya salgı yapısı biçimindeki dış yüzey
uzantısı
trikomonas :
gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + monas (birlik, birim, tekil
varlık, tek hücreli varlık; mikrobiyal birim) * kamçılı, tek hücreli ökaryot
mikroorganizmaları içeren, insanlarda Trichomonas vaginalis türü ürogenital
sistemde trikomoniyazise neden olan parazit cins
trikomonas vaginiti :
gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + monas (birlik, birim, tekil
varlık, tek hücreli varlık; mikrobiyal birim) + vagina (kılıf, kın, kanal,
hazne, kaplama, örtme, koruma) + itis (iltihap, enfeksiyon, yangı, enflamasyon,
sorun, hastalık eki) * Trichomonas vaginalis adlı parazitin neden olduğu,
vajinal akıntı, kaşıntı, yanma ve tahriş gibi belirtilerle seyreden vajinal
enfeksiyon ve iltihaplanma durumu
trikomoniyaz :
gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + monas (birlik, birim, tekil
varlık, tek hücreli varlık; mikrobiyal birim) + iasis (iltihap, enfeksiyon,
durum, sorun, hastalık eki) * Trichomonas vaginalis adlı parazitin neden
olduğu, vajinal akıntı, kaşıntı, yanma ve tahriş gibi belirtilerle seyreden
vajinal enfeksiyon ve iltihaplanma durumu
trikoreksis invajinata :
gre., lat. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + rhegnymi (kırmak,
parçalamak, yırtmak), rhexis (kırılma, parçalanma) (gre.) + invaginatus (içe
doğru kıvrılmış, kılıf içine alınmış) (in (iç, içeri, içeride, içeriye, içinde,
içine, üzerine, üstüne) + vagina (kılıf, kın, kanal, hazne, kaplama, örtme,
koruma) + atus (sıfat yapı eki) ) (lat.) * saç telinin iç içe geçmiş veya
teleskop gibi birbirinin içine girmiş düzensiz bölümler gösterdiği, “bambu
saçı” görünümüyle karakterize edilen ve özellikle Netherton sendromunda görülen
saç teli bozukluğu
trikoreksis nodoza :
gre., lat. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + rhegnymi (kırmak,
parçalamak, yırtmak), rhexis (kırılma, parçalanma) (gre.) + nodus (düğüm,
yumak, yumru, boğum, nod) + osus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * saç telinin
kolayca kırıldığı, saç boyunca düğüm veya nodül benzeri kalınlaşmaların
oluştuğu saç teli bozukluğu
trikosefal :
gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + kephale, kephalos (baş, kafa) eki)
* vücudunun ön kısmı ince ve kıl benzeri, arka kısmı ise daha kalın olan
nematod solucanı, kırbaç kurdu
trikotaj :
fra. * estriquier (tığla örmek), tricoter (örmek), tricot (örme, örgü) + age
(isim yapım eki) * ipliklerin ilmekler oluşturacak biçimde birbirine
geçirilmesiyle gerçekleştirilen örme işlemi, örme kumaş üretim tekniği
trikotillomani :
gre. * trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) + tillein (çekmek, yolmak, koparmak)
+ mania (delilik, çılgınlık, aşırı tutkunluk, aşırı heves, aşırılık, coşku)
(mainesthein (delirmek, çıldırmak), man (çılgın, taşkın duygulu, aşırı tutkulu,
aşırı hevesli) + eia (durum ve isim yapım eki) ) * kişinin saçını veya kıllarını
tekrar tekrar yolma dürtüsüne karşı koyamamasıyla karakterize edilen, saç ve
kıl yolma bozukluğu
trikotomi :
gre. * trikha (üçlü, üç parça) (tria (üç) + kha (isim yapım eki) ) + temnein
(kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim
yapım, yer ve durum eki) ) * bir şeyin üç parçaya veya üç bölüme ayrılması,
özellikle bir yapının üç kola veya üç bölüme ayrılması
trikotomöz :
gre., lat. * trikha (üçlü, üç parça) (tria (üç) + kha (isim yapım eki) ) +
temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia
(isim yapım, yer ve durum eki) ) (gre.) + osus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * üç
parçaya veya üç bölüme ayrılmış, üç kola ayrılan veya üçlü bölünme gösteren
trikrom :
gre. * tria (üç) + khroma (renk, ton, görünüş, krom) * üç renkten oluşan veya
üç temel renk bileşeniyle ilişkili olan, özellikle görmede üç farklı renk
reseptörünün bulunmasıyla ilgili
trikuetral :
lat. * triquetrus (üç köşeli, üçgen biçimli) (tri (üç) + quattor (dört),
quadratus (kare, dört köşeli) ) + alis (ile ilgili, -a ait) * pisiform kemiğin
altında yer alan, karpal kemiklerin proksimal sırasında bulunan üç yüzlü bir
kemik; anatomi ve geometride üç kenarlı veya üç yüzlü olan (yapı)
trikuetröz :
lat. * triquetrus (üç köşeli, üçgen biçimli) (tri (üç) + quattor (dört),
quadratus (kare, dört köşeli) ) + osus (ile ilgili, -a ait) * üç köşeli, üç
kenarlı veya üç yüzlü olan, özellikle anatomi ve botanikte üçgen biçimli
yapıları tanımlayan sıfat
trikuetrum :
lat. * triquetrus (üç köşeli, üçgen biçimli) (tri (üç) + quattor (dört),
quadratus (kare, dört köşeli) ) + um (isim yapım eki) * el bileğinde skafoid,
lunatum, hamatum ve pisiform kemikleriyle eklem yapan, üçgen biçimli üçgen
kemik olarak da adlandırılan karpal kemik
triküspid : lat.
* tri (üç) + cuspis (uç, sivri uç) + ide (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) *
kalbin sağ atriyumu (kulakçık) ile sağ ventrikülü (karıncığı) arasında bulunan,
üç yaprakçıktan (leaflet) oluşan ve kanın sağ atriyumdan sağ ventriküle tek
yönlü akmasını sağlama ve geri akışı önleme işlevi gören kapak
triküspidal :
lat. * tri (üç) + cuspis (uç, sivri uç) + ide (ile ilgili, gibi, -a ait,
benzer) + alis (ile ilgili, -a ait) * üç sivri ucu veya üç yaprakçığı bulunan,
özellikle kalbin sağ kulakçığı ile sağ karıncığı arasındaki triküspit kapak ile
ilgili olan
tril :
ita. * trillare (titreyen bir sesle şarkı söylemek), trillo (titreyen bir sesle
şarkı söyleme) * müzikte, bir nota ile komşusu olan diğer bir nota arasında
hızlı bir şekilde gidip gelme işi
trileçe :
arn. * tri (üç) + leche (sütler) * üç farklı sütle hazırlanan, Balkan ve Latin
Amerika mutfaklarıyla ilişkilendirilen sütlü tatlı türü
triloji :
gre. * tria (üç) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime,
bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * birbiriyle
konu, karakter veya olay örgüsü bakımından bağlantılı olan üç eserden oluşan
yapıtlar dizisi
triloküler :
lat. * tri (üç) + loculus (küçük bölme, göz, hücre) (locum (yer, mekan, konum,
mevki, pozisyon) + ulus, ulum (küçültme eki) ) + aris (ile ilgili, -a ait) * üç
bölmeden, üç odacıktan veya üç gözden oluşan, özellikle anatomik veya botanik
yapılarda üç boşluk içeren (yapı)
trilostan :
lat. * nitrile (nitron (nitrik asitle çözünmeyen nitrat oluşturan, kalitatif ve
kantitatif tayinde kullanılan C20H16N4 bileşiği) + yl (alkil eki; kimyasal
radikal hidrokarbon veya türev eki) ) + androstane (gonane çekirdekli C19
steroidal hidrokarbon) * kortizol ve aldosteron gibi steroid hormonların
sentezinde görev alan 3β-hidroksisteroid dehidrogenaz/Δ⁵-Δ⁴ izomeraz enzimini
inhibe ederek hormon üretimini azaltan, özellikle hiperadrenokortisizm (Cushing
Hastalığı) ve Alopecia X tedavisinde kullanılan steroidogenez inhibitörü ilaç
etken maddesi (C20H27NO2)
trilyon :
lat., fra. * tri (üç) + ilio (büyük sayı adlandırma eki) (lat.); trillion
(fra.) * 1.000.000.000.000 sayısını, yani 10^12yi ifade eden büyük sayı adı
trilyoner :
lat., fra. * tri (üç) + ilio (büyük sayı adlandırma eki) + aris (ile ilgili, -a
ait) (lat.); trillionaire (fra.) * serveti trilyon para birimi düzeyinde olan
kişi
trim :
ing. * trymman, trymian (düzenlemek, donatmak, süslemek, güçlendirmek,
sağlamlaştırmak, düzeltmek, hazırlamak) * süsleme, donatma, düzen, düzenleme,
döşeme, bir şeyin kenarlarını veya dış kısmını düzeltme, ayrıca bu amaçla
kullanılan süsleyici veya tamamlayıcı parça, süs, süsleme
trimebutin :
lat., gre. * tri (üç) (lat.) + methyl (metil CH3) (methy (şarap) + hyle (ahşap,
odun, tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) (gre.) + butyrum (tereyağı) + ine
(kimyasal madde eki) (lat.) * gastrointestinal sistemin hareketlerini
düzenleyen, özellikle irritabl bağırsak sendromunda karın ağrısı ve bağırsak
hareketlerindeki düzensizliklerin tedavisinde kullanılan ilacın etken maddesi
(C22H29NO5)
trimeröz :
gre., lat. * tria (üç) + meros (parça, bölüm, kısım, segment) (gre.) + osus
(ile ilgili, -a ait) (lat.) * organları veya yapısal bölümleri üçlü gruplar
halinde bulunan, özellikle çiçek organlarının parçaları üçlü sayılarda olan
trimester :
lat. * tri (üç) + mensis (ay), mestre (aylık dönem) * bir yılın veya özellikle
gebelik süresinin üç aylık bölümlerinden her biri, üç aylık dönem
trimetadion :
gre. * tria (üç) + methyl (metil CH3) (methy (şarap) + hyle (ahşap, odun,
tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) + adion (kimyasal madde eki) * özellikle absans
nöbetlerinin tedavisinde kullanılan, oksazolidindion grubunda yer alan
antiepileptik ilacının etken maddesi (C8H11NO3)
trimetafan :
gre. * tria (üç) + methyl (metil CH3) (methy (şarap) + hyle (ahşap, odun,
tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) + phan (halkalı veya azotlu/kükürtlü yapı eki) *
otonom sinir sistemindeki nikotinik asetilkolin reseptörlerini bloke ederek
damar genişlemesine ve kan basıncında düşüşe (tansiyon düşüşüne) neden olan,
gangliyon blokeri olarak kullanılan ilacın etken maddesi (C22H29N2O2S)
trimetazidin :
gre. * tria (üç) + methyl (metil CH3) (methy (şarap) + hyle (ahşap, odun,
tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) + azot (nitrojen) (N=N) atomu eki) + idine (azot
içeren heterosiklik bileşik eki) * kalp kasının enerji metabolizmasını
düzenleyerek yağ asidi oksidasyonunu azaltan ve glikoz oksidasyonunu artıran,
özellikle stabil anjina tedavisinde kullanılan metabolik anti-iskemik ilaç
etken maddesi (C14H22N2O3)
trimethobenzamit :
gre. * tria (üç) + methyl (metil CH3) (methy (şarap) + hyle (ahşap, odun,
tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) + benzene (aromatik, altı karbonlu halkalı
hidrokarbon) + amide (amonyaktan bir hidrojen atomunun bir asil grubu (R–CO–)
ile değiştirilmesiyle elde edilen, R-CONH2 grubunu içeren bir organik bileşik)
* bulantı ve kusmanın tedavisinde kullanılan, antiemetik ilaç etken maddesi
(C18H22N2O2)
trimetoprim :
gre. * tria (üç) + methyl (metil CH3) (methy (şarap) + hyle (ahşap, odun,
tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) + prim (kimyasal ek) * bakterilerde folat
sentezinde görev alan dihidrofolat redüktaz enzimini inhibe eden, özellikle
idrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan antibakteriyel ilacın etken
maddesi (C14H18N4O3)
trimipramin :
gre. * tria (üç) + imipramin (imi (imino grubu eki) + propane (C3H8) + amine
(amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) ) * trisiklik antidepresanlar
grubunda yer alan, depresyon tedavisinde kullanılan ilaç etken maddesi
(C20H26N2)
trimurti :
san. * tri (üç) + murti (biçim, şekil, suret, tezahür) * Hinduizmde Brahma,
Vişnu ve Şiva'nın tek ilahi gerçekliğin üç temel tezahürü olarak birlikte ifade
edilmesi, üçlü biçim, üç suret (br “teslis” yaklaşımı)
trinervöz :
gre., lat. * tria (üç) + neuron (sinir, lif, kiriş, tel, tendon, ip, bağ)
(gre.); nervus (sinir, uyarı ileten doku, kas bağı) + osus (ile ilgili, -a ait,
gibi, benzer) (lat.) * üç ana damarı veya siniri bulunan, özellikle botanikte
yaprağın tabanından çıkan üç belirgin ana damara sahip olan
trinidad ve tobago :
lat., tai. * trinitas (üçlü birlik, üçleme, teslis) (trinus (üçlü, üçer) (tri
(üç) + inus (ile ilgili, -a ait) ) + itas (isim yapım ve durum eki) ) (lat.) +
ve (ile, bağlaç) (tür.) + tabaco (tütün bitkisi veya tütün içme aracı) (tai.) *
Karayipler'de, Güney Amerika'nın kuzey kıyısı açıklarında bulunan, kuzeyinde
Karayip Denizi, doğusunda Atlas Okyanusu, güneyinde Venezuela ve batısında
Venezuela'ya ait Paria Körfezi yer alan, Trinidad ve Tobago adalarından oluşan
bağımsız bir ada ülkesi
trinitrofenol :
lat., gre. * tri (üç) + nitron (karbonat; potasyum nitrat, doğal soda,
güherçile (KNO3) ) + phenol (bir hidroksil grubunun (-OH) bir benzen halkasına
(C6H6) bağlı olduğu bileşik (C6H5OH)) (phainein, phanio (parlamak, ışıldamak,
ortaya çıkmak, belirmek) (gre.) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) (lat.) ) *
fenol halkasına üç nitro grubunun bağlandığı, pikrik asit olarak bilinen,
geçmişte patlayıcı madde ve boya üretiminde kullanılan, günümüzde ise başlıca
kimyasal araştırmalarda ve bazı endüstriyel uygulamalarda kullanılan kimyasal
bileşik (C6H3N3O7)
trinitrotoluen :
lat., gre. * tri (üç) + nitron (karbonat; potasyum nitrat, doğal soda,
güherçile (KNO3) ) + tolu (ismini Tolues kabilesinden alan Kolombiya'daki Tolú
kentinin adından türetilen ve bu yöredeki tropik ağaçtan elde edilen tolu
reçinesi) (lat.) + ene (çift bağ içeren doymamış hidrokarbon molekülü eki)
(gre.) * toluen halkasına üç nitro grubunun bağlandığı, yaygın olarak TNT
adıyla bilinen ve özellikle askeri ve endüstriyel patlayıcıların bileşiminde
kullanılan kimyasal bileşik (C7H5N3O6)
trinketa :
bas. * trinketa (duvarlarla çevrili oyun alanı) * Bask pelota oyunlarının
oynandığı, genellikle dört duvarla çevrili kapalı veya yarı kapalı spor alanı
trio :
lat., ita. * tri (üç) (lat.); tre (üç) + io (isim yapım eki) (ita.) * üç
kişiden, üç sesten veya üç çalgıdan oluşan topluluk, üçlü müzik eseri veya üçlü
grup
trioglobülin :
lat. * tri (üç) + globulus (kürecik) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi
eki) * tiroid bezi tarafından üretilen ve T3 ile T4 hormonlarının yapımını
sağlayan, tiroid kanseri ameliyatı geçiren hastaların tedavisinden sonra
kanserin geri dönüp dönmediğini (nüks) takip etmek için kullanılan bir protein
triolein :
lat. * tri (üç) + elaia (zeytin ağacı, zeytin) (gre.), olea (zeytin) + ine
(organik bileşik eki) (lat.) * gliserolün üç oleik asitle oluşturduğu ester
olan, zeytinyağında ve çeşitli bitkisel yağlarda bulunan bir trigliserit türü
(C57H104O6)
trion :
lat. * tri (üç) + on (parçacık/tanecik eki) * üç nükleondan oluşan çekirdek
sistemi veya üç parçacıklı bağlı sistem
trionychidae :
lat. * tri (üç) + onyx (tırnak, pençe) + idae (-giller, hayvan familyası eki) *
yumuşak kabuklu tatlı su kaplumbağalarını içeren, üyelerinin ayaklarında üç
belirgin pençe bulunmasıyla adlandırılmış yumuşak kabuklular familyası,
yumuşakkaplumbağagiller
trip :
ing. * trippian (hafifçe adım atmak, dans etmek) (eski İngilizce) * kısa süreli
yolculuk veya gezi
tripanosoma :
gre. * trypanon (burgu, matkap) + soma (vücut, gövde, cisim, beden, nesne,
yapı; topluluk, toplum veya cemiyet) * omurgalıların kanında ve dokularında
yaşayan, tirbuşona benzeyen kıvrımlı hareketleri ile dikkat çeken, genellikle
kan emen böcekler ve sinekler gibi taşıyıcı vektörler aracılığıyla insanlara ve
hayvanlara bulaşan, insanlarda ölümcül olabilen iki büyük tropikal hastalığın
etkeni olan kamçılı ve tek hücreli parazit bir protozoon cinsi
tripanosomiyaz :
gre. * trypanon (burgu, matkap) + soma (vücut, gövde, cisim, beden, nesne,
yapı; topluluk, toplum veya cemiyet) + iasis (isim yapım, durum, sorun,
hastalık eki) * Trypanosoma cinsindeki kamçılı tek hücreli parazitlerin neden
olduğu, insanlarda ve hayvanlarda görülen paraziter hastalıkların genel adı
tripleks :
lat. * tri (üç) + plicare, plectere (katlamak, bükmek, kıvırmak, sarmak; örmek,
dokumak), plexus (örgü, ağ, dokuma, doku, kıvrım; katlanmış, bükülmüş, örülmüş,
sarılmış; kat, katman, tabaka, satıh, yüzey) ) * üçlü, üç katlı veya üç
parçadan oluşan yapı; üç katlı bina veya konut
triplet :
lat. * tri (üç), triplus (üç katlı, üç tabakalı, üçlü) + ettus (küçültme eki) *
üçlü grup, üç parçadan oluşan birim veya art arda gelen üç unsurdan oluşan yapı
triploblasti :
gre. * tria (üç), triploos (üç katlı, üç tabakalı, üçlü) + blastos (tohum,
tomurcuk, filiz, sürgün, germ hücresi, ilk evre hücre, embriyonik hücre) + eia
(isim yapım ve durum eki) * embriyonun ektoderm, mezoderm ve endoderm olmak
üzere üç germ tabakasından oluşması durumu, üç embriyonik tabakalı olma
özelliği
tripod :
gre. * tria (üç) + pous, podos (ayak) * üç ayaklı destek, üç ayak üzerine
kurulmuş araç veya düzenek; fotoğraf makinesi, kamera veya akıllı telefon gibi
cihazları sabitlemek, net olmayan görüntüleri önlemek ve sarsıntısız video
çekmek amacıyla kullanılan üç ayaklı taşınabilir bir sehpa veya stant
tripofobi :
gre. * trypa (delik) + phobia (korkma, korkulu olma) (phobos (korku) + eia
(isim yapım, yer ve durum eki) ) * küçük ve birbirine yakın delik, oyuk veya
gözenek kümelerini görmeye karşı yoğun rahatsızlık, tiksinti veya korku
hissiyle ortaya çıkan psikolojik tepki durumu, delik nesne korkusu
tripoli :
gre. * tria (üç) + polis (şehir, kent, il) * Libya’nın başkenti
tripomastigot :
gre. * trypanon (burgu, matkap) + soma (vücut, gövde, cisim, beden, nesne,
yapı; topluluk, toplum veya cemiyet) + mastigotos (kamçılı, kırbaçlı) (mastix
(kamçı, kırbaç) + otos (sıfat yapım eki) ) * Trypanosoma cinsi kamçılı
parazitlerin, kamçının hücrenin arka ucundan başlayıp hücre boyunca uzandığı ve
dalgalı bir zar oluşturduğu yaşam biçimi
triporat :
lat. * tri (üç) + porus (gözenek, delik) * üç gözenekli veya üç açıklığı
bulunan, özellikle polen tanelerinde üç por (gözenek) taşıyan (yapı)
triportör :
lat. * tri (üç) + portare (taşımak, götürmek) + or (-cı, yapan, eden eki)
(lat.); triporteur (fra.) * önünde veya arkasında yük taşıma bölümü bulunan, üç
tekerlekli küçük taşıma aracı
triprolidin :
lat. * tri (üç ) + propyl (3 karbonlu alkil grubu (C3H7) ) + idine (azot içeren
heterosiklik bileşik eki) * histamin H1 reseptörlerini bloke eden, alerjik
rinit, kaşıntı ve benzeri alerjik belirtilerin giderilmesinde kullanılan
birinci kuşak antihistaminik ilacın etken maddesi (C19H22N2)
tripsin :
lat. * tripsis (ezme, ovma, parçalama, öğütme, sürtme, aşındırma) (tribein
(ezmek, parçalamak, öğütmek, sürtmek, aşındırmak) + isis (isim yapım eki) ) +
ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) * pankreastan salgılanan, proteinleri
daha küçük peptitlere parçalayan ve sindirimde görev alan proteolitik enzim
triptamin :
gre., lat. * triptophan (bir amino asit) (tryptos (ezilmiş, kırılmış) + phanos
(gösteren) ) (gre.) + amine (azot içeren organik bileşik) (lat.) * yapısında
bir indol halkası barındıran ve canlıların vücudunda doğal olarak bulunan,
beyindeki belirli reseptörleri (eser aminle ilişkili reseptörler) uyararak
sinir sisteminin çalışmasını düzenleyen bir monoamin alkaloid (C10H12N2)
triptan :
gre. * triptan (serotonin (5-HT1B/1D) reseptör agonist eki) * serotonin
5-HT1B/5-HT1D reseptörlerini etkileyerek özellikle migren ataklarının
tedavisinde kullanılan, triptan grubu ilaçların genel adı
triptik :
gre. * triptykhos (tri (üç) + ptykhe (kıvrım, kat, katman, sayfa) ) * üçlü
yapıya veya üç parçalı bileşime sahip olan; yan yana ve birbiriyle ilişkili üç
resmin oluşturduğu pano şeklindeki hareketli grup resimler
triptofan :
gre. * trypte (delik, oyuk, boşluk) + phainein (parlamak, ışıldamak, ışık
saçmak, parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, oluşmak, göstermek,
açığa çıkarmak, göstermek, görünür kılmak), phanes (görünen, görünür, belirgin,
ortaya çıkan, açığa çıkan; ışığa çıkan) * proteinlerin yapısında bulunan, insan
vücudunda üretilemediği için besinlerle alınması gereken, serotonin ve
melatonin sentezinde öncü olarak görev yapan temel aromatik amino asit
(C11H12N2O2)
tripton :
gre. * tribein (ezmek, parçalamak, öğütmek, sürtmek, aşındırmak), triptos
(ezilmiş, parçalanmış, öğütülmüş, sürtülmüş, aşındırılmış) + on
(parçacık/tanecik eki) * suda bulunan, planktonik organizmaların oluşturduğu
veya parçalanmış organik maddelerden meydana gelen, canlı olmayan askıdaki
organik madde ve parçacıkların genel adı
triptonik :
ing., gre. * tiptronic (tip (hafifçe vurmak, dokunmak) (ing.) + elektronikos
(ilektronio, elektron (birleştirip karıştırma, altının ve gümüş ile
karıştırılması ile elde edilen metal; çamgiller familyasından sarı-kızıl arası
renge sahip hoş kokulu bir bitki, kehribar, amber; koyu sarı, parlak, akkor;
elektrikle ilgili) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.) ) *
sürücünün debriyaj pedalı kullanmadan vites kolları veya direksiyon arkasındaki
kulakçıklar vasıtasıyla vites geçişlerini manuel olarak kontrol etmesine imkan
tanıyan yarı otomatik şanzıman teknolojisi
triptorelin :
gre. * trypte (delik, oyuk, boşluk) + phainein (parlamak, ışıldamak, ışık
saçmak, parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, oluşmak, göstermek,
açığa çıkarmak, göstermek, görünür kılmak), phanes (görünür, belirgin) + relin
(gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH/LHRH) salınımını uyaran peptid yapılı
madde belirteci) * zellikle prostat kanseri, endometriozis ve erken ergenlik
tedavisinde kullanılan, vücuttaki hormon üretimini baskılayıcı yapay bir
gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH) analoğu (C64H82N18O13)
tripura sundari :
san. * tri (üç) + pura (şehir, kent, il) + sundari (güzel kadın, güzel olan) *
Hinduizmde (Hint mitolojisi) Şaktizm geleneğinin önemli tanrıçalarından biri
olan, adı “üç şehrin güzeli” anlamına gelen ve Lalita adıyla da anılan tanrıça
triseps :
lat. * tri (üç) + caput, ceps (kafa, baş) * üç başlı kas; özellikle üst kolda
humerusun arka yüzünde bulunan ve dirsek eklemini açan m. triceps brachii kası
trisiklik :
lat. * tria (üç) + kyklos (daire, çember, halka, döngü, dönem, devir, periyod)
+ ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * üç halkalı yapıya sahip olan veya
üç halkadan oluşan (kimyasal yapı)
trismus :
gre. * trizein (gıcırdatmak, dişleri sıkmak) + ismos (isim yapım ve durum eki)
* çene kaslarının istemsiz ve sürekli kasılması sonucu ağzın açılmasının
kısıtlanması, çene kilitlenmesi
trisomi :
gre. * tria (üç) + soma (vücut, gövde, cisim, beden, nesne, yapı; topluluk,
toplum veya cemiyet) + eia (isim yapım ve durum eki) * normalde hücrelerde iki
adet (bir çift) bulunması gereken bir kromozomun üç adet kopyaya sahip olması
durumu (Bu genetik hata nedeniyle toplam kromozom sayısı 46 yerine 47 olur ve
vücutta çeşitli gelişimsel gerilikler veya doğumsal anomaliler ortaya çıkar.)
trişin :
gre., lat. * thrix, trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) (gre.) + ine (kimyasal
madde eki) (lat.) * Trichinella cinsine ait parazit solucanların larvalarının
bulunduğu kas dokusunun yenmesiyle bulaşan trişin hastalığına neden olan
parazit kurtçuk, halk arasında kas kurdu
trişinella :
gre., lat. * thrix, trikhos (kıl, tüy, saç, saçak, tel) (gre.) + ine (kimyasal
madde eki) + ellus (küçültme eki) (lat.) * insanlarda ve çeşitli hayvanlarda
trişin hastalığına neden olan, ince ve ipliksi yapılı parazit nematod cinsi
trişka :
fra., ing.. * trique (hile, aldatma) (fra.); trick (hile, oyun, numara) (ing.)
* değersiz, işe yaramaz, faydasız, dandik; hile, düzen, dolandırıcılık,
sahtekarlık, aldatmaca
triticum :
lat. * terere (sürtmek, dövmek, ezmek, öğütmek), triticum (buğday) * Poaceae
(buğdaygiller) familyasından, dünya çapında tarımı yapılan temel tahıl bitkisi
türü
triton :
gre. * tria (üç), tritos (üçüncü) + on (isim yapım eki) * Yunan mitolojisinde
deniz tanrısı Poseidon ile Amphitrite'nin oğlu olan, yarı insan yarı balık
biçiminde tasvir edilen deniz tanrısı
triturus :
lat. * terere (sürtmek, dövmek, ezmek, öğütmek), tritus (ezilmiş, ufalanmış) +
urus (isim yapım eki) * semendergiller (salamandridae) familyasında yer alan ve
başta Avrupa ile Batı Asya'da yayılış gösteren semenderleri içeren bir cins
triturus cristatus :
lat. * terere (sürtmek, dövmek, ezmek, öğütmek), tritus (ezilmiş, ufalanmış) +
urus (isim yapım eki) + crista (ibik, tepe) + atus (ile ilgili, -a ait) *
semendergiller familyasından, erkeğinin üreme döneminde sırtı boyunca belirgin
bir ibik geliştirdiği, Avrupa'nın büyük bölümünde ve Türkiye'nin kuzeybatısında
yayılış gösteren pürtüklü semender türü
trityum :
gre. * tria (üç), tritos (üçüncü) + ium (kimyasal element eki) * hidrojenin üç
nükleon içeren, bir proton ve iki nötrondan oluşan radyoaktif izotopu olan
kimyasal element türü (H-3 veya ³H)
trivalf :
lat. * tri (üç) + valva (kapak, kanat, kapı) * üç kapaklı veya üç parçalı
kapakla açılan
trivial :
lat. * trivium (üç yolun kesiştiği yer, yol kavşağı) (tri (üç) + vium, via
(yol, geçit, sefer yolu, vasıta, cadde, sokak, güzergah, patika) ) + alis (ile
ilgili, -a ait) * basit, sıradan, herkesçe bilinen veya önem taşımayan,
üzerinde düşünmeyi veya özel bilgi gerektirmeyen
trivialite :
lat. * trivium (üç yolun kesiştiği yer, yol kavşağı) (tri (üç) + vium, via
(yol, geçit, sefer yolu, vasıta, cadde, sokak, güzergah, patika) ) + alis (ile
ilgili, -a ait) + itas (isim yapım ve durum eki) * sıradanlık, bayağılık veya
önemsizlik niteliği, önemsiz veya değersiz olma durumu
triyaj :
fra. * trier (denemek, sınamak; seçmek, ayırmak, ayıklamak, seçmek) + age (isim
yapım eki) * ayıklama, sınıflandırma, seçme; acil servislerde hastaların tıbbi
durumlarının aciliyetine göre değerlendirilerek öncelik sırasına konulması ve
sınıflandırılması işlemi
triyak :
gre , ing. * triac (triode (üç yol) (tria (üç) + hodos (yol, geçit; elektrot) )
(gre.) + for (için) + alternating (değişen) + current (akım) (ing.) * elektrik
akımını her iki yönde de kontrol edebilen ve özellikle AC devrelerde güç
anahtarlaması için kullanılan üç uçlu yarı iletken anahtar
triyas :
gre. * trias (üçlü, üçlü grup) (treis, tria (üç) + as (grup eki) ) * üçlü grup
veya üçlü birlik; jeolojik zaman ölçeğinde 252,17–201,4 milyon yıl önce
yaşanmış, Paleozoyik'in ardından ve Jura'dan önce gelen Mezozoyik'in ilk dönemi
ve bu dönemdeki üçlü kayaç dizisi
triyasik :
gre. * trias (üçlü, üçlü grup) (treis, tria (üç) + as (grup eki) ) + ikos (ile
ilgili, -a ait) * üçlü grup veya üçlü birlik ile ilgili; jeolojik zaman
ölçeğinde 252,17–201,4 milyon yıl önce yaşanmış, Paleozoyik'in ardından ve
Jura'dan önce gelen Mezozoyik'in ilk dönemiyle ve bu dönemdeki üçlü kayaç
dizisiyle ilgili
triyo :
lat., ita. * tri (üç) (lat.); tre (üç) + io (isim yapım eki) (ita.) * üç
kişiden, üç sesten veya üç çalgıdan oluşan topluluk, üçlü müzik eseri veya üçlü
grup
trizomi :
gre. * tria (üç) + soma (vücut, gövde, cisim, beden, nesne, yapı; topluluk,
toplum veya cemiyet) + eia (isim yapım ve durum eki) * normalde hücrelerde iki
adet (bir çift) bulunması gereken bir kromozomun üç adet kopyaya sahip olması
durumu (Bu genetik hata nedeniyle toplam kromozom sayısı 46 yerine 47 olur ve
vücutta çeşitli gelişimsel gerilikler veya doğumsal anomaliler ortaya çıkar.)
TRNA :
ing., lat. * transfer (aktarıcı, iletici) (ing.) + arabinose (beş karbon atomlu
monosakkarit); ribes (frenk üzümü) (lat.) + ose (şeker eki; kimyasal
monosakkarit eki) + soma (vücut, beden, gövde, cisim) (gre.) + nucleicus
(çekirdeksel) (nucleus (çekirdek, tohum, tane) (nux, nucis (sert kabuklu meyve,
ceviz) + leus (ile ilgili, -a ait) ) + icus (ile ilgili, gibi, -a ait) ) +
acere (ekşi olmak), acidus (ekşi olan, asit) (lat.) * hücrede amino asitleri
ribozomlara taşıyan ve protein sentezi sırasında mRNA'daki kodonların karşılık
gelen amino asitlerle eşleşmesini sağlayan RNA türü
trochilidae :
gre., lat. * trokhilos (küçük kuş, sinek kuşu) (gre.) + idae (-giller, hayvan
familyası eki) (lat.) * çok küçük, renkli ve hızlı uçan sinek kuşlarını içeren
kuş familyası, sinek kuşugiller (kolibrigiller)
trochodendraceae :
gre., lat. * trokhos (tekerlek, çember) + dendron (ağaç, ağaç dalı; odunsu
bitki) (gre.) + aceae (-giller, bitki familyası eki) (lat.) * taç yaprağı
bulunmayan ve odunlarında su iletimini sağlayan ana boruları (trake) olmayan,
Trochodendron ve Tetracentron cinslerini ve Doğu Asya kökene sahip nadir
çiçekli bitkileri kapsayan bir bitki familyası
troçkizm :
rus. * troçki (Rus devrimci, Sovyet siyasetçi ve siyasi teorisyen Lev Davidovic
Trockij’in soyadından) (rus.) + ismus (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin
eki) (lat.) * ev Troçki'nin Marksist düşüncelerine dayanan, sürekli devrim
anlayışını ve uluslararası işçi devriminin gerekliliğini savunan siyasal
düşünce ve hareket
trofi :
gre. * trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia
(beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme,
gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * bir organizmanın
beslenmesi, gelişmesi ve büyümesi süreci
trofik :
gre. * trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia
(beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme,
gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, -a
ait) * bir organizmanın beslenmesi, gelişmesi ve büyümesi süreci ile ilgili
trofoblastik :
gre. * trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia
(beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme,
gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + blastos (tohum,
tomurcuk, filiz, sürgün, germ hücresi, ilk evre hücre, embriyonik hücre) + ikos
(ile ilgili,-a ait) * trofoblastla ilgili olan, embriyonun dış hücre tabakasını
oluşturan ve embriyonun rahim duvarına tutunmasında ve plasentanın oluşumunda
görev alan yapıyı tanımlayan
trofoektoderm :
gre. * trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia
(beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme,
gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ektos (dış, dışa ait,
dış ile ilgili, harici) + dermat (deri, cilt, ten) * blastosistin dış hücre
tabakası olan ve embriyonun rahim duvarına tutunması ile plasentanın oluşumunda
görev alan embriyonik hücre tabakası
trofofil :
gre. * trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia
(beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme,
gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + phyllon (yaprak) *
bitkinin beslenme ve fotosentez görevlerini yerine getiren, üreme organlarıyla
ilişkili olmayan yaprak
trofozoit :
gre. * trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia
(beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme,
gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + zoion (canlı, hayvan)
+ oides (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * parazit protozoonların beslenen,
büyüyen ve çoğalan hareketli yaşam evresi
troglodit :
gre. * trogle (mağara, in, oyuk) + dytes (içine giren, dalan) (dynein (girmek,
içine dalmak) + ites (sıfat yapım eki) ) * mağarada veya yer altında yaşayan
insan veya hayvan, mağara sakini
trogonidae :
gre., lat. * trogon (meyve yiyen, kemiren) (trogein (yemek, çiğnemek, kemirmek)
+ on (sıfat yapım eki) ) (gre.) + idae (-giller, hayvan familyası eki) (lat.) *
sıcak ve tropikal bölgelerde yaşayan, parlak renkli tüyleri, güçlü gagaları ve
uzun kuyruklarıyla bilinen, quetzal kuşunu da içeren kemirgen gagalıgiller kuş
familyası
trok :
fra. * troque (takas, değiş tokuş), troquer (takas etmek, değiştirmek) * mal
veya hizmetlerin para kullanılmadan başka mal veya hizmetlerle değiştirilmesine
dayanan ticaret biçimi, değiş tokuş, takas
trokanter :
gre. * trokhanter (dönen, tekerlek gibi hareket eden çıkıntı) (trokhos
(tekerlek) + anter (-cı, yapan, eden eki) ) * uyluk kemiğinin (femur) üst
ucundaki, kasların ve bağların tutunduğu, kalça ekleminin hareketlerine katılan
sert kemiksi çıkıntı
trokar :
fra. * trois (üç) + carre (kenar, yüzey) * kapalı (laparoskopik) ameliyatlarda
vücut boşluklarına veya dokulara kamera ve diğer cerrahi aletlerin girebilmesi
için delik açmaya ve bu aletlere yol vermeye yarayan, ucu sivri, boru şeklinde
tıbbi bir alet
trokserutin :
lat. * tri (üç) + hydor, hudros, hydros (su, sıvı) + oxus, oxys (keskin, sivri,
ekşi, asidik, oksijenli) + ilis (grup eki) + ethyl (etil (C2H5- alkil grubu) +
rutin (Ruta graveolens (sedef otu) bitkisinden izole edilen bir flavonoid
glikozit) + ine (kimyasal madde eki) * rutinden türetilen, kılcal damarları
güçlendirmeye ve damar geçirgenliğini azaltmaya yardımcı olan, venöz dolaşım
bozukluklarında kullanılan flavonoid bileşik (C33H42O19)
trol :
ger. * trollen (küçük adımlarla yürümek) * huni biçiminde ve geniş ağızlı,
suyun dibine atılan ve teknelerle sürüklenerek çekilen bir balık ağı; internette
insanları kızdırmak, tartışma çıkarmak veya eğlenmek için kasıtlı olarak
yanlış, alaycı veya kışkırtıcı mesajlar yazan kişi
trolamin :
lat. * tri (üç) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) + amine (amonyak türevli bir
azot içeren grup (-NH2) eki) (ammonia (ammon, ammoniakos (gizli, örtülü,
güvende, emin) + ine (gibi olan, ile ilgili, kimyasal madde eki) ) *
trietanolamin olarak da bilinen, farmasötik ve kozmetik ürünlerde emülgatör, pH
düzenleyici ve bazı topikal preparatlarda yardımcı madde olarak kullanılan
organik bileşik (C6H15NO3)
troleandomisin :
lat., gre. * tri (üç) + oleander (zakkum) + mykes (fungus, mantar, mikrobiyal
organizma) (gre.) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) (lat.) *
makrolid grubu bir antibiyotik olan ve bakterilerde protein sentezini
engelleyerek etkisini gösteren ilacın etken maddesi (C41H67NO15)
troleybüs :
ing. * trolley (elektrik akımı alan hareketli düzenek) + bus (otobüs) *
elektrik enerjisini üstteki havai hatlardan alan, raylara bağlı olmadan
karayolunda çalışan toplu taşıma aracı, elektrik kablolarından akım alarak
çalışan otobüs
trollemek :
ing. * troll (internette kışkırtıcı veya alaycı biçimde davranan kişi) + le
(etken fiil eki) + mek (fiil mastar eki) * internet ortamında bir kişiyi veya
topluluğu kışkırtmak, kızdırmak veya tepki vermeye yöneltmek amacıyla kasıtlı
olarak rahatsız edici veya alaycı davranışlarda bulunmak
trollius :
lat. * trollius (yuvarlak çiçekli bitki) * Ranunculaceae (düğünçiçeğigiller)
familyasından olan, sarı veya turuncu renkli, küre biçimli çiçekleri bulunan
nemli alanlarda yetişen otsu bitki türü
tromboanjit :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + angeion (kasa, kap, hazne, damar,
kanal) + itis (iltihap, enfeksiyon, yangı, enflamasyon, sorun, hastalık eki) *
atardamar ve toplardamarların iltihaplanması ile damar içinde pıhtı oluşmasıyla
seyreden damar hastalığı
tromboemboli :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + embolos (içeri itilen şey, içeri
girme, tıkaç, çarpma, saldırı, pistona benzer şey) (em, en (iç, içeri, içinde,
içeride, içinde) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak,
koymak, yerleştirmek), bole, bolos (atma, fırlatma) ) + eia (isim yapım, durum,
akım, öğreti, doktrin eki) * atardamar ve toplardamarların iltihaplanması ile
damar içinde pıhtı oluşmasıyla seyreden damar hastalığı
tromboembolik :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + embolos (içeri itilen şey, içeri
girme, tıkaç, çarpma, saldırı, pistona benzer şey) (em, en (iç, içeri, içinde,
içeride, içinde) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak,
koymak, yerleştirmek), bole, bolos (atma, fırlatma) ) + eia (isim yapım, durum,
akım, öğreti, doktrin eki) + ikos (ile ilgili, -a ait) * tromboemboli ile
ilgili olan, damar içinde oluşan kan pıhtısının koparak kan dolaşımıyla başka
bir damarı tıkaması ile ilgili
tromboembolizm :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + embolos (içeri itilen şey, içeri
girme, tıkaç, çarpma, saldırı, pistona benzer şey) (em, en (iç, içeri, içinde,
içeride, içinde) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak,
koymak, yerleştirmek), bole, bolos (atma, fırlatma) ) + eia (isim yapım, durum,
akım, öğreti, doktrin eki) + ismos (isim yapım, durum, öğreti, doktrin, akım
eki) * bir damarda oluşan kan pıhtısının koparak kan dolaşımıyla başka bir
damara taşınması ve burada damar tıkanıklığına yol açması durumu
trombofil :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + philein (sevmek), philos (seven,
sever, sevici) * kanın normalden daha kolay pıhtılaşmasına yatkın olma durumu,
tromboz gelişme eğilimi
tromboflebit :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + phleps (damar, toplardamar) + itis
(iltihap, enfeksiyon, yangı, enflamasyon, sorun, hastalık eki) * bir
toplardamarın iltihaplanmasına damar içinde kan pıhtısı oluşmasının eşlik
ettiği durum
trombojenik :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + genes (doğuran, ortaya çıkaran,
yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) + ikos (ile ilgili,
gibi, -a ait, benzer) * trombüs oluşumuna neden olan veya trombüs oluşumunu
kolaylaştıran
tromboksan :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + oxys (keskin, oksijen) + ane (doymuş
hidrokarbon belirteci) * kan pulcukları tarafından üretilen, damarların
büzülmesini ve trombositlerin birbirine yapışmasını artırarak kan
pıhtılaşmasında rol oynayan bir grup lipid bileşiği
trombolitik :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + lyein (serbest bırakmak, gevşetmek,
bağı çözmek, salmak), lytikos (gevşeten, çözen, serbest bırakan, ayrıştıran)
(lysis (gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) )
+ tis -cı, yapan, eden eki) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * kan
pıhtılarını çözerek damar içindeki tıkanıklığın giderilmesini sağlayan veya
trombüsün çözülmesiyle ilgili olan
tromboliz :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + lysis (gevşeme, çözülme, çözünme,
parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) (lyein (serbest bırakmak, gevşetmek,
bağı çözmek, salmak) + isis (isim yapım eki) ) * damarda oluşmuş trombüsün
çözülmesi ve parçalanması süreci
trombon :
ita. * tromba (boru, trompet) + one (büyütme eki) * metal üflemeli çalgılar
ailesinden, sürgüsüyle ses perdesi değiştirilen, uzun ve silindirik borulu
çalgı
trombopeni :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak)
+ os (isim yapım eki) ) + penia (eksiklik, azalma, düşüş, yoksunluk) * kandaki
trombosit sayısının normalden düşük olması durumu
tromboplasti :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + plassein (şekillendirmek,
biçimlendirmek, oluşturmak, kalıp dökmek), plasteia (oluşturma, şekillendirme,
şekil verme, biçimlendirme, kalıplama) (plastos (oluşturulmuş,
şekillendirilmiş, biçimlendirilmiş, kalıplanmış) + eia (isim yapım, yer ve
durum eki) ) * kanın pıhtılaşmasında görev alan bir protein kompleksi veya
pıhtılaşma süreciyle ilgili oluşum
trombosit :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk,
oyuk, kap) * kanda bulunan, damar hasarında birikerek kanamanın durdurulmasına
ve pıhtı oluşumuna katkıda bulunan çekirdeksiz, küçük hücresel parçacık
trombosit agregasyon
inhibitör : gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme)
(thribein (ovalamak, sürtmek, pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos
(hücre, göze, odacık, boşluk, oyuk, kap) + aggregare (toplamak, biriktirmek,
yığmak, birleştirmek, ilave etmek, eklemek) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın)
+ grex, greg (sürü, kalabalık, yığın) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim
yapım eki) ) (gre.) + inhibitor (bir süreci, reaksiyonu veya faaliyeti
yavaşlatan, engelleyen veya durduran madde veya etken) (in (iç, içeri, içeride,
içeriye, içinde, içine, aşağı) + habere, hibere (sahip olmak, tutmak, elinde
bulundurmak) + tor (-cı, yapan, eden eki) ) (lat.) * trombositlerin birbirine
yapışarak kümelenmesini engelleyen ve böylece damar içinde trombüs oluşma
riskini azaltan ilaç veya madde
trombositaferez :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk,
oyuk, kap) + aphairesis (ayırma, çıkarma, uzaklaştırma) (apo (-den, -dan,
dışında, uzak, ayrı, önde, önüne) + hairein (almak, seçmek) + esis (isim yapım
eki) ) * kandan trombositlerin aferez yöntemiyle ayrılarak toplanması
trombositemi :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk,
oyuk, kap) + emia (kanla ilgili olma; kanda bulunma durumu) (haima, haimat
(kan) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * kandaki trombosit sayısının
normalden yüksek olması durumu
trombositopeni :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk,
oyuk, kap) + penia (eksiklik, azalma, düşüş, yoksunluk) * pıhtılaşma sağlayan
hücreler olan trombositlerde azalma
trombositopenik :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk,
oyuk, kap) + penia (eksiklik, azalma, düşüş, yoksunluk) + ikos (ile ilgili, -a
ait) * trombositopeni ile ilgili olan veya kandaki trombosit sayısının
normalden düşük olduğu durum ile ilgili
trombositoz :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk,
oyuk, kap) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * kandaki trombosit
(platelet PLT) sayısının normalden yüksek olması durumu
trombo-spondin :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + spondulos, spondylos (omur, eklem)
(gre.) + ine (kimyasal madde eki) (lat.) * hücre dışı matrikste bulunan,
trombositlerin birbirine yapışmasında ve damar oluşumunun düzenlenmesinde rol
oynayan bir glikoprotein ailesi
trombotik :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + ikos (ile ilgili, -a ait) * trombüs
oluşumuyla veya damar içinde kan pıhtısı oluşmasıyla ilgili olan
tromboz :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + osis (isim yapım, durum, sorun,
hastalık eki) * kanın damarda pıhtılaşması, trombus (tıkaç) oluşumu veya
varlığı; damarla beslenen dokunun infarktına yol açabilen kan damarları
içindeki pıhtılaşma
trombozis :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + osis (isim yapım, durum, sorun,
hastalık eki) * kanın damarda pıhtılaşması, trombus (tıkaç) oluşumu veya
varlığı; damarla beslenen dokunun infarktına yol açabilen kan damarları
içindeki pıhtılaşma
trombus :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) * damar içinde veya kalp boşluklarında
oluşan kan pıhtısı
trombüs :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) * damar içinde veya kalp boşluklarında
oluşan kan pıhtısı
trombüsektomi :
gre. * thrombos (kan pıhtısı, pıhtılaşma, kesme) (thribein (ovalamak, sürtmek,
pıhtılaştırmak) + os (isim yapım eki) ) + ektomia (kesip çıkarma) (ek (dış,
dışarı, harici) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme,
kesit, dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * damar içinde oluşmuş kan
pıhtısının (trombüs) cerrahi veya girişimsel yöntemle çıkarılması
tromp :
fra. * trompe (boru, huni; mimaride köşeden kubbeye geçiş sağlayan tonoz) *
kare veya dikdörtgen planlı bir mekandan dairesel kubbe tabanına geçişi
sağlayan, köşelere yerleştirilen küçük tonoz biçimindeki taşıyıcı geçiş ögesi
trompe-l’ oeil :
fra. * tromper (aldatmak, yanıltmak) + l'œil (göz) (le (ön ek, artikel) + œil
(göz) ) * gerçek bir nesne veya mekân izlenimi yaratmak amacıyla yapılan optik
yanılsama tekniği, gözü aldatan resim veya bezeme
trompet :
fra. * trompe (boru, huni; mimaride köşeden kubbeye geçiş sağlayan tonoz) +
ette (küçültme eki) * bakır üflemeli çalgılar ailesinden, silindirik ve
kıvrımlı borusu ile üç pistonlu valfleri bulunan, dudak titreşimiyle ses üreten
çalgı, borazan
trop :
gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek,
değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki;
biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) *
felsefede Antik Çağ kuşkucularının nesnel bir gerçeğe ulaşılamayacağını
savunmak için kullandıkları temel dayanak veya kanıt
tropaeolaceae :
lat. * tropaeum (zafer işareti) (trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek,
yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrilme,
değişim, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara
çevrilebilir) (gre.), tropa (dönüş, zafer işareti, savaşta düşmana dikilen
anıt) + eum (isim yapım eki) ) + aceae (-giller, bitki familyası eki) *
Brassicales (lahanasiller, lahanagiller) takımına bağlı, kapuçin çiçeğini
içeren, otsu bitkilerden oluşan Tropaeolum familyası, Latinçiçeğigiller,
Nasturtugiller
tropaeolum :
lat. * tropaeum (zafer işareti) (trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek,
yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrilme,
değişim, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara
çevrilebilir) (gre.), tropa (dönüş, zafer işareti, savaşta düşmana dikilen
anıt) + eum (isim yapım eki) ) (lat.) * Tropaeolaceae (Latinçiçeğigiller,
Nasturtugiller) familyasından, renkli çiçekleri ve yuvarlak yaprakları ile
tanınan, kapuçin çiçeği olarak bilinen süs bitkisi türü
tropik :
gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek,
değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrim, değişim, yön değiştirme, hareket,
tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir)
+ ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * yeryüzünde Güneş ışınlarının dik
geldiği, sıcaklık ve iklim özellikleriyle karakterize edilmiş, ekvator
çevresinde yer alan enlem bölgeleri olan sıcak kuşaklar, dönenceler
tropika :
gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek),
tropos (dönüş, dönme, çevrim, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki; biçim,
şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + ikos (ile
ilgili, gibi, -a ait, benzer) * yeryüzünde Güneş ışınlarının dik geldiği,
sıcaklık ve iklim özellikleriyle karakterize edilmiş, ekvator çevresinde yer
alan enlem bölgeleri olan sıcak kuşaklar, dönenceler
tropikal :
gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek,
değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrim, değişim, yön değiştirme, hareket,
tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir)
+ ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) + alis (ile ilgili, gibi, -a
ait, benzer) (lat.) * yeryüzünde Güneş ışınlarının dik geldiği, sıcaklık ve
iklim özellikleriyle karakterize edilmiş, ekvator çevresinde yer alan enlem
bölgeleri olan sıcak kuşaklar ile ilgili, dönencelerle ilgili, dönencesel
tropikamid :
gre., lat. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön
değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrim, değişim, yön
değiştirme, hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir
kenara çevrilebilir) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) + amide
(amonyaktan bir hidrojen atomunun bir asil grubu (R–CO–) ile değiştirilmesiyle
elde edilen, R-CONH2 grubunu içeren bir organik bileşik) (lat.) * göz
muayeneleri ve bazı cerrahi işlemler öncesinde göz bebeğini geçici olarak
büyütmek (genişletmek) ve göz içindeki odaklanma kaslarını geçici olarak gevşetmek
amacıyla kullanılan, antikolinerjik (antimuskarinik) ilaç sınıfında yer alan
bir göz damlası ilacın etken maddesi (C17H20N2O2)
tropisetron :
lat. * tropan grubundan (atropin ve benzeri alkaloidlerde bulunan halka
sistemi) + setron (serotonin 5-HT3 reseptör blokeri (antagonist) belirteci) *
kanser ilacı veya ışın tedavisi alan kişilerin yaşadığı mide bulantısı ve
kusmayı durdurmak için kullanılan, 5-HT3 reseptörlerini bloke eden bir ilacın
etken maddesi (C17H20N2O2)
tropizm :
gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek,
değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrim, değişim, yön değiştirme, hareket,
tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir)
+ ismos (isim yapım, durum, öğreti, doktrin, akım eki) * bir organizmanın,
genellikle bir bitkinin, çevresel bir uyarana yanıt olarak dönme hareketi yapıp
ona yönelerek büyümesi, doğrulum, yönelim
tropofit :
gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek,
değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki;
biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) +
phyton (bitki, yeni tohumdan çıkan taze bitki) * çevre koşullarına bağlı olarak
gelişme ve görünüş özelliklerini değiştiren, farklı mevsimlerde farklı büyüme
biçimleri gösteren bitki; kurak ve yağışlı dönemlerin birbirini izlediği
iklimlerde (özellikle muson veya savan iklimi gibi geçiş bölgelerinde) yaşayan,
hem kuraklığa hem de neme uyum sağlayabilen bitki
tropomiyozin :
gre., lat. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön
değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, değişim, yön değiştirme,
hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara
çevrilebilir) + myein (daraltmak, kapamak), mys, myos (kas, adale) + osis (isim
yapım, durum, sorun, hastalık eki) (gre.) + ine (kimyasal madde eki) (lat.) *
çizgili kaslarda ve kalp kasında kasılma sürecini kontrol eden, aktin
filamentlerinin üzerine oturarak miyozin proteinlerinin bağlanma yerlerini
kapatan ve kasın dinlenme (gevşeme) halinde kalmasını sağlayan düzenleyici bir
ipliksi protein
troponin :
gre., lat. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön
değiştirmek, değiştirmek), tropos, tropon (dönüş, dönme, değişim, yön değiştirme,
hareket, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara
çevrilebilir) (gre.) + ine (kimyasal madde eki) (lat.) * kalp kası hücrelerinde
bulunan ve kalbin kasılıp gevşemesini sağlayan, kalp kası hasar gördüğünde kana
karışan ve bu nedenle kalp krizini anlamak için yapılan testlerde seviyesi
öncelikle incelenen bir protein türü
troposfer :
gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek,
değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki;
biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) +
sphaira (top, küre, yuvarlaklık) * atmosferin yeryüzüne en yakın tabakası olup
hava olaylarının, rüzgarların, bulutların ve yağışların gerçekleştiği,
kutuplarda yaklaşık 8 km, ekvatorda ise yaklaşık 18 km kalınlığa sahip olan
küresel katman
troppo :
lat., ita. * troppus (çok, çok fazla, aşırı, gereğinden çok) (lat.); troppo
(ita.) * çok, çok fazla, aşırı, gereğinden çok (allegro ma non troppo (hızlı
veya neşeli, ama aşırı derecede hızlı değil), non troppo (çok değil), allegro
non troppo (çok hızlı değil) )
tropya :
gre. * trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek,
değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, değişim, yön değiştirme, hareket, tepki;
biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + eia
(isim yapım ve durum eki) * göz hekimliğinde dışarıdan net ve belirgin şekilde
görülen açık şaşılık (göz kayması) durumu, lki gözün aynı noktaya aynı anda
odaklanamadığı, göz eksenlerinin bariz bir şekilde kaydığı manifest (açık) bir
hizalama bozukluğu
trospiyum :
lat. * tro (atropin türevi bir tropan alkaloid belirteci) + spi (halkaların tek
bir karbon atomu üzerinden birbirine bağlandığı spiro bileşik halka yapısı) +
ium (kuaterner amonyum bileşiği eki) * aşırı aktif mesane ve idrar kaçırma
problemlerini tedavi etmek için kullanılan, mesane duvarındaki kasları
gevşeterek sık idrara çıkma ihtiyacını ve ani idrar sıkışmalarını azaltan
ilacın etken maddesi (C25H30NO3)
trotinet :
fra. * trotter (tırısla gitmek, tırıs koşmak), trottiner (küçük adımlarla
yürümek, tıpışlamak) + ette (küçültme ve araç eki) * bir ayakla üzerine basılıp
diğer ayakla yerden güç alınarak hareket edilen, yön gidonu ve tekerlekleri
olan, yatay bir basamak, bir gidon ve genelde iki veya üç tekerlekten oluşan
küçük taşıt veya oyuncak türü, skuter, scooter
trotuvar :
fra. * trotter (tırısla gitmek, tırıs koşmak) + oir (yer veya araç ek) *
yayaların yol kenarında yürümeleri için ayrılmış, taşıt yolundan daha yüksek
veya bordürle ayrılmış yaya yolu
troubadour :
oks., fra. * trobar (bulmak, keşfetmek, şiir veya ezgi bestelemek), trobaire
(bulucu, şiir veya şarkı yazan) (oks.); trouvére (fra.) * Orta Çağ'da 11. ve
14. yüzyıllar arasında özellikle Güney Fransa'da saraylarda ve soylu çevrelerde
şiir ve ezgiler besteleyip seslendiren gezgin şair ve ozan (Kuzeydekilere
“trouvére” denirdi.)
trough konsantrasyon :
ing., lat. * trough (çukur, dip nokta) + concentratio (yoğunlaşma, yoğunluk,
konsantrasyon) (co, con (birlikte, beraber, ile) + centrum (merkez), centrare
(merkeze getirmek, merkezde toplamak, merkezcilleşmek) + tio (isim yapım eki) )
(lat.) * bir ilacın, bir sonraki doz verilmeden hemen önce vücutta (kanda)
ulaştığı en düşük konsantrasyon seviyesi
trovafloksasin :
lat. * trova (farmasötik ön ek) + fluor (akışkan, flor elementi) + oxazinum
(azot ve oksijen içeren heterosiklik halka) + acin (kinolon antibiyotik
adlandırma eki) * çeşitli bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek amacıyla
kullanılan, bakterilerin DNA'sını çoğaltmasını engelleyen, florokinolon
antibiyotik grubuna ait, geniş spektrumlu sentetik bir antibakteriyel ilacın
etken maddesi (C20H15F3N4O3)
troya :
gre. * Troia (antik Truva kenti) (Tros (mitolojik olarak kentin efsanevi
kurucusu olan kral Tros’un isminden) + eia (yer eki) ) * Çanakkale yakınlarında
yer alan, Homeros'un İlyada destanında ve Yunan mitolojisinde anlatılan antik
kent ve bu kentle ilişkili bölge
troyka :
rus. * troyka (üç, üçlü) * bir siyasi yapıda, karar alma mekanizmasında veya
liderlikte birlikte yer alan üç kişiden oluşan kurul veya yönetim (örneğin
Avrupa Birliği veya uluslararası kuruluşlardaki üçlü başkanlık sistemleri),
üçlü yönetim, üçlü siyaset
tröst :
ing. * trust (güven, itimat, emanet, ortaklık) * aynı sektördeki büyük
şirketlerin piyasayı ele geçirmek ve fiyatları kontrol etmek için birleşip tek
elden yönetilmesi (rekabeti sonlandıran ve tekel oluşturan bir yapıdır.)
truakar :
fra. * trois (üç) + quart (çeyrek, dörtte bir) * ceketten uzun, mantodan veya
kabanın tam boyundan kısa olan kadın giysisi; kol boyu dirsek ile bilek
arasında (üç çeyrek uzunlukta) olan kadın giysisi veya kıyafet kolu
trubadur :
oks., fra. * trobar (bulmak, keşfetmek, şiir veya ezgi bestelemek), trobaire
(bulucu, şiir veya şarkı yazan) (oks.); trouvére (fra.) * Orta Çağ'da 11. ve
14. yüzyıllar arasında özellikle Güney Fransa'da saraylarda ve soylu çevrelerde
şiir ve ezgiler besteleyip seslendiren gezgin şair ve ozan (Kuzeydekilere
“trouvére” denirdi.)
trucut biyopsi :
ing., lat. * true (gerçek, hakiki) + cut (kesmek; kesim, kesi) (ing.) + bios
(yaşam, hayat, dirim, canlılık, oluşum, yaratılış) + ops, opsis (göz, görme,
görünüş, görünüm, yüz) (gre.) * bir doku parçasının kesici bir iğne yardımıyla
silindirik biçimde çıkarılarak histopatolojik inceleme için alınmasını sağlayan
biyopsi yöntemi
trullat :
lat. * trulla (küçük kepçe, mala) + atus (sıfat yapım eki) * kaşık veya kepçeye
benzeyen biçimde olan, özellikle botanikte kaşığı andıran (yapı)
trunk :
lat. * truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) * bir ağacın ana gövdesi, insan
veya hayvanda gövde, bir aracın bagaj bölümü veya bir şeyin ana ve merkezi
bölümü
trunkal :
lat. * truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) + alis (ile ilgili, -a ait) *
gövdeyle veya vücudun gövde bölgesiyle ilgili olan
trunkasyon : lat.
* truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) + atio (isim yapım eki) * bir şeyin uç
veya bölümünün kesilerek kısaltılması işlemi veya bunun sonucunda oluşan
kısalmış durum
trunkat :
lat. * truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) + atus sıfat yapım eki) * bir
ucunun veya bir bölümünün kesilmesiyle kısalmış veya normalde olması gereken uç
kısmı kesik olan; tepesi veya ucu kesik, kesilip alınmış, küt veya güdük,
kesilmiş, uç kısmı kopmuş veya eksik olan; biyolojide normal yapısının bir
bölümü kesilmiş veya eksilmiş olan
trunki :
lat. * truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) + atus sıfat yapım eki) * bir
ucunun veya bir bölümünün kesilmesiyle kısalmış veya normalde olması gereken uç
kısmı kesik olan; tepesi veya ucu kesik, kesilip alınmış, küt veya güdük, kesilmiş,
uç kısmı kopmuş veya eksik olan; biyolojide normal yapısının bir bölümü
kesilmiş veya eksilmiş olan
trunkus :
lat. * truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) * bir ağacın ana gövdesi, insan
veya hayvanda gövde, bir aracın bagaj bölümü veya bir şeyin ana ve merkezi
bölümü
trunkus çölyakus :
lat. * truncus (gövde, kütük, kesilmiş bölüm) (lat.) + koiliakos (karın
boşluğu) (koilos (boş, oyuk, içi boş, boşluk, oyuk, kavernöz, çukur) + iakos
(ile ilgili, gibi, -a ait) ) (gre.) * karın bölgesindeki ana atardamardan
(aort) hemen ayrılarak mide, karaciğer, dalak, pankreas ve on iki parmak
bağırsağı gibi hayati sindirim organlarına kan taşıyan kısa ve kalın ilk büyük
ana damar, çölyak arter, çölyak gövdesi
trup :
fra. * troupe (grup, kalabalık, sürü, güruh; askeri birlik; tiyatro topluluğu,
oyuncu topluluğu, kumpanya) * grup, kalabalık, sürü, güruh; askeri birlik;
tiyatro topluluğu, oyuncu topluluğu, kumpanya; özellikle tiyatro, dans veya
sirk gibi gösteri sanatlarında birlikte çalışan sanatçı topluluğu
trupanea :
gre. * trypanon (burgu, matkap) (gre.) + ea (çoğul ve familya eki) (lat.) *
Diptera (çift kanatlılar) takımının meyve sinekleri (Tephritidae) familyasına
ait Tephritidae familyasında yer alan bir tephritid veya meyve sineği cinsi
truss :
lat., fra. * torsare (döndürmek, burmak, sarmak) (lat.); trousse (demet, bağ),
trousser (bağlamak, paketlemek, yüklemek) (fra.) * üçgen geometriden
yararlanarak ağırlığı dağıtan, çatı ve köprü gibi yapılarda kullanılan kafes
kiriş sistemi; konserlerde ve etkinliklerde ses, ışık ve ekran sistemlerini
yukarıda taşımak için kurulan modüler alüminyum kafes direkler sistemi; fıtık
tedavisinde kullanılan destekleyici kasık bağı
truva :
gre. * Troia (antik Truva kenti) (Tros (mitolojik olarak kentin efsanevi
kurucusu olan kral Tros’un isminden) + eia (yer eki) ) * Çanakkale yakınlarında
yer alan, Homeros'un İlyada destanında ve Yunan mitolojisinde anlatılan antik
kent ve bu kentle ilişkili bölge
trüf :
lat., fra.* tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) (lat.); truffe (yer mantarı)
(fra.) * meşe ve fındık gibi bazı ağaçların köklerinde toprak altında (5-20 cm
derinlikte) yetişen, yoğun aroması ve kokusuyla dünyanın en değerli gurme
yiyeceklerinden biri kabul edilen son derece nadir bir mantar türü (şekil
olarak bu mantara benzetildiği için dışı kakao kaplı özel çıkolataya da “trüf
çikolata” denir.)
trük :
fra. * truc (şey, nesne, eşya, obje, oyuncak, önemsiz eşya; hile, numara) *
belirli bir nesneyi, işi veya yöntemi belirtmek için kullanılan kelime; hile,
numara veya pratik yöntem
Ts :
çero. , lat. * tennessine (Tennessee (ABD'de elementin adlandırıldığı eyalet),
tanasi (çer.) + ine (halojen element adı eki) ) * atom numarası 117 olan,
periyodik tablonun 17. grubunda bulunan, sentetik olarak üretilen, çok kısa
ömürlü ve radyoaktif olan, yalnızca temel nükleer araştırmalarda incelenen
süper ağır halojen elementi
TSH :
gre., lat. * thyroeides (kalkan şekilli) (thyreos (kalkan) + oides (ile ilgili,
benzer, şekilli, biçimli) ) (gre.) + stimulare (uyarmak, kışkırtmak, motive
etmek, zorlamak) (lat.), stimulating (uyaran) (ing.) + hormao, hormaein
(harekete geçirmek, zorlamak, dürtmek), horman, hormon (iten, itici, dürten,
harekete geçiren, salan, savuran) (gre.) * beyindeki hipofiz bezi tarafından
salgılanan ve boyundaki tiroid bezinin çalışmasını kontrol eden, vücudun enerji
dengesini ve metabolizmayı düzenlemek için tiroid bezine T3 ve T4 hormonlarını
üretmesi sinyalini veren uyarıcı hormon
tskhinvali :
gür., ose. * krtskhila (gürgen) + vali (vadi; yerleşim) * Güney Osetya’nın
başkenti
tsuga :
jap. * tsuga (Hemlock ağacı, baldıran, Kanada baldıranı, çam cinsi) * çamgiller
(Pinaceae) familyasından, Kuzey Amerika ve Asya'da yetişen, uzun ömürlü ve iğne
yapraklı ve her daim yeşil olan bir ağaç cinsi
tsunami :
jap. * tsu (liman, koy, girinti) + nami (dalga) * deniz veya okyanus
tabanındaki sismik hareketler sonucu oluşan, kıyıya doğru ilerleyen devasa ve
yıkıcı dalga dizisi; özellikle liman ve kıyı bölgelerinde büyük hasara yol açan
doğal afet
tsurugi :
jap. * tsu (delik, girinti geçiş) + rugi (kesmek, kılıç) * çift kenarlı,
genellikle Japon kültüründe tarihi ve ritüel amaçlarla kullanılan, keskin iki
tarafı da bileşik kısa kılıç; savaş ve törenlerde simgesel öneme sahip
geleneksel silah
tsutsugamushi :
jap. * tsutsuga (hastalık) + mushi (böcek) * Rickettsiaceae familyasına ait
akar kaynaklı bir bakteri kaynaklı tifüs
TTE :
lat., gre., ing. * transthoracicechocardiography (trans (geçiş, geçme, ötesi,
karşıdan karşıya, öteye) + thoraxikos (göğüs ile ilgili) (thorax (göğüs, göğüs
kafesi, zırh) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.) + ekho (yankı,
ses yansıması, sesin geri dönüşü) + cardio (kalp) (gre.) + graphia (yazı yazma,
işaretleme, çizme) (graphos (yazı, yazım, çizim, kayıt, işaret) + eia (isim
yapım, yer ve durum eki) ) (gre.) * kalbin göğüs üzerinden ultrason ile
görüntülenmesi yöntemi
tu :
far. * tu (sen) * ikinci tekil şahıs zamiri (you, tu, du (ing., fra., alm)
tuba :
aram., sür., ara. * tibba (bilgi, ilim, büyü, tababet) (aram. sür.); taba (iyi,
hoş, güzel olmak), tababa (hoşluk yapmak, hoş kılmak; hekimlik yapmak, tedavi
etmek veya sağlık/tıbbi hizmetler sunmak), tibb (hekimlik, tedavi etme,
hekimlik bilgisi) (ara.) * İslam inancına göre kökleri yukarıda, dalları
aşağıda ve cennette olduğuna inanılan kutsal ağaç; güzellik, iyilik, hoşluk,
mutluluk
tuba :
lat. * tubus, tuba (boru, tüp, kanal; borazan, trompet, savaş borusu) * rahimle
yumurtalık arasında yer alan, yumurtanın taşınmasını sağlayan ve döllenmenin
genellikle gerçekleştiği tüp biçimindeki kanal, fallop tüpü; üflemeli bir çalgı
türü
tuba le-ke :
ara. * tuba (güzellik, hoşluk, iyilik, mutluluk) + leke (sana) * ne mutlu sana,
devlet ve saadet sana, tuba sana
tubal :
lat. * tubus, tuba (boru, tüp, kanal; borazan, trompet, savaş borusu) + alis
(ile ilgili, -a ait) * tüple veya boru biçimindeki bir yapıyla ilgili olan;
kadınlardaki fallop tüpleri (rahim boruları) ile ilgili
tubeless :
lat., ing. * tubus, tuba (boru, tüp, kanal; borazan, trompet, savaş borusu)
(lat.); tube + less (-sız, yokluk, eksiklik, zıtlık, olumsuzluk eki) (ing.) *
iç lastiği bulunmayan, havanın doğrudan lastik ile jant arasındaki haznede
tutulduğu sistem veya lastik türü
tuber :
lat. * tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) * botanikte bitkilerin besin
depolayan kalınlaşmış ve şişmiş kök veya gövde kısmı; tıpta ufak ur, yumru,
şişlik
tuber cinereum :
lat. * tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) + cinereum (gri renkli, kül
renginde) * hipotalamusun tabanında, optik kiazmanın arkasında ve mamiller
cisimlerin önünde yer alan, alt kısmı hipofiz bezine bağlanan infundibulum
(hipofiz sapı) ile devam eden gri cevher içeren anatomik bölge
tuber sinereum :
lat. * tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) + cinereum (gri renkli, kül
renginde) * hipotalamusun tabanında, optik kiazmanın arkasında ve mamiller cisimlerin
önünde yer alan, alt kısmı hipofiz bezine bağlanan infundibulum (hipofiz sapı)
ile devam eden gri cevher içeren anatomik bölge
tubera :
lat. * tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) + a (çoğul eki) * botanikte
bitkilerin besin depolayan kalınlaşmış ve şişmiş kök veya gövde kısımları;
tıpta ufak urlar, yumrular, şişlikler
tuberoid :
lat., gre. * tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) (lat.) + oeides (gibi, ile
ilgili, benzer, şekilli, biçimli) (gre.) * yumruya veya şişkin bir yapıya
benzeyen, yumru biçiminde olan, yumrusal, yumru şekilli
tuberoskleroz :
lat., gre. * tuber (yumru, şişkinlik, kabarıklık) (lat.) + skleros (katı, sert)
+ osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) (gre.) * vücutta çok sayıda
organ ve dokuda sertleşmiş, yumru benzeri lezyonların oluşmasıyla karakterize
kalıtsal bir hastalık (Genellikle beyin, deri, böbrek, kalp ve akciğer gibi
hayati organları etkiler.)
tubiflorae :
lat. * tubus, tuba (boru, tüp, kanal; borazan, trompet, savaş borusu) + floris
(çiçek) + ae (çoğul ve familya eki) * çiçekleri tüp biçiminde olan bitkiler
tubles :
lat., ing. * tubus, tuba (boru, tüp, kanal; borazan, trompet, savaş borusu)
(lat.); tube + less (-sız, yokluk, eksiklik, zıtlık, olumsuzluk eki) (ing.) *
iç lastiği bulunmayan, havanın doğrudan lastik ile jant arasındaki haznede
tutulduğu sistem veya lastik türü
tubokürarin :
lat., kari. * tubus, tuba (boru, tüp, kanal; borazan, trompet, savaş borusu) +
curare (ok zehri, vurulduğu anda düşüren/öldüren zehir, kürar) (kari.) + ine
(kimyasal madde eki) (lat.) * kürardan elde edilen ve nöromüsküler kavşakta
asetilkolinin etkisini engelleyerek kasları geçici olarak felç eden alkaloid
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder