Pr :
gre., lat. * praseodymium (prasios (yeşil) + didymos (ikiz) (gre.) + ium
(kimyasal element eki) (lat.) ) * atom numarası 59 olan, lantanitler serisinde
bulunan, yumuşak, gümüş renkli ve manyetik özellik gösteren mıknatıslarda, cam
renklendirmede, seramiklerde, alaşımlarda ve optik malzemelerde kullanılan
nadir toprak elementi
prada :
ita. * Prada (İtalyan moda tasarımcısı Mario Prada'nın soyadından) * lüks
giyim, aksesuar ve deri ürünleriyle tanınan İtalyan moda markası
prader-willi sendromu :
fra. * prader (İsviçreli doktor Andrea Prader’in soyadından) + willi (İsviçreli
doktor Heinrich Willi’nin soyadından) + syndromon (sendrom, belirti ve bulguya
dayalı klinik durum) (gre.) + u (iyelik eki) (tür.) * kas gevşekliği, hiperfaji
(aşırı iştah), hipogonadizm, gelişimsel gecikme, obezite ile karakterize nadir
bir genetik hastalık
pradimisin :
lat., gre. * pratum (çayır, mera) (lat.) + mykes (fungus, mantar, mikrobiyal
organizma) (gre.) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * mantar
hücre duvarındaki bileşenlere bağlanarak etkili olan bir antifungal antibiyotik
türevi bileşik (C40H44N2O18)
praeputium :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + putium (penis, erkeklik organı) * penisin uç
kısmını örten ve geri çekilebilen deri kıvrımı, sünnet derisi
prafa :
lat. * praeferre (öne koymak, tercih etmek) (prae (ön, önce, evvel) + ferre
(getirmek, taşımak, götürmek, yüklenmek) ) * genellikle üç kişi arasında 32'lik
deste ile oynanan, amacın, eldeki kartlarla koz belirleyerek oyun başında
alınan "kötü puan" veya "kasa"yı sıfırlamak olduğu şansa
dayalı bir iskambil oyunu
prag :
sla. * prah (eşik), praga (yakılarak temizlenen arazi) * Çekya'nın başkenti
(Şehir, Vltava Nehri üzerindeki sığ geçitler (eşik) veya nehir kenarındaki
ormanların temizlenmesiyle oluşan yerleşim yeri nedeniyle bu ismi almıştır.)
pragma :
gre. * pragma (iş, eylem, yapılan şey, tamamlanmış olay) * düşünce veya ilke
olarak benimsenmiş temel kural, özellikle mantık, dilbilim ve hukukta “kullanım
kuralı”
pragmatik :
gre. * pragma (iş, eylem, yapılan şey, tamamlanmış olay) + tikos (ile ilgili,
-a ait, gibi) * teoriden çok pratik sonuçlara, işe yararlılığa ve gerçek
hayattaki etkiye odaklanan, uygulamacı
pragmatist :
gre. * pragma (iş, eylem, yapılan şey, tamamlanmış olay) + istes (-cı, yapab,
eden eki) * düşünce ve kararlarında teoriden çok pratik yararı esas alan, sonuç
odaklı yaklaşımı benimseyen kişi
pragmatizm :
gre. * pragma (iş, eylem, yapılan şey, tamamlanmış olay) + ismos (isim yapım,
durum, öğreti, doktrin, akım eki) * doğruluğu ve değeri, teorik tutarlılıktan
ziyade pratik sonuçlara, işe yararlılığa ve uygulamaya göre değerlendiren
felsefi düşünce akımı
praia :
lat., por. * plagia (plaj, kumsal, sahil) (lat.); praia (por.) * Yeşil Burun
Adaları'nın başkenti
pralin :
fra. * praliner (şekerle kaplamak, karamelleştirmek) + ine (isim yapım eki) *
genellikle ince bir çikolata kabuğu (bitter, sütlü veya beyaz) içerisinde
karamelize edilmiş kuruyemiş (fındık, badem, fıstık) ezmesi veya kreması
dolgusu bulunan, yumuşak, yoğun aromalı ve genellikle lüks çikolata grubunda
yer alan, Belçika tarzı dolgulu çikolataların en popüleri olan 17. yüzyıl
Fransız kökenli lokmalık çikolata türü
pramipeksol :
lat. * pram (aminopropil türevi farmakolojik öncül yapı) + ipe (kimyasal
bağlayıcı/ara zincir yapısı) + xole (heterosiklik amin türevi yapısal
isimlendirme eki) * dopamin reseptörlerini uyaran, özellikle Parkinson
hastalığı ve huzursuz bacak sendromu tedavisinde kullanılan bir ilacın etken
maddesi (C10H17N3S)
pramokain :
lat. * pramo (sentetik farmakolojik adlandırma kökeni belirsiz yapı parçası) +
cain (lokal anesteziklerde “kokainden türemiş, sinir iletimini bloke eden” ilaç
isim eki) * sinir iletimini geçici olarak engelleyerek bölgesel uyuşma sağlayan
lokal anestezik etken madde (C17H27NO3)
prandial :
lat. * prandium (öğle yemeği, öğün) + alis (ile ilgili, -a ait) * yemekle veya
öğünle ilgili olan, yemek öncesi veya sonrası durumla ilgili
pranga :
ita. * branca (pençe, kıskaç, kol, dal) * mahkumların, forsaların kaçmasını
engellemek için ayaklarına takılan ahşap veya demir halka, zincir veya kelepçe;
bağlayıcı ve kısıtlayıcı durum (mecazi)
pranobeks :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ambainein (yükselmek)
(gre.) + ex (son ek) (lat.) * viral enfeksiyonların tedavisinde kullanılan,
bağışıklık sistemini güçlendiren ve antiviral etkisi bulunan ilacın etken
maddesi (C52H78N10O17)
praseodim :
gre. * prasios (pırasa yeşili; açık yeşil renk) + didymos (ikiz, çift; birlikte
bulunan element) * atom numarası 59, simgesi Pr olan, genellikle alaşım ve
mıknatıs üretiminde kullanılan nadir toprak elementlerinden biri olan metal
element
praseodimyum :
gre., lat. * prasios (pırasa yeşili; açık yeşil renk) + didymos (ikiz, çift;
birlikte bulunan element) (gre.) + ium (kimyasal element eki) (lat.) * atom
numarası 59, simgesi Pr olan, genellikle alaşım ve mıknatıs üretiminde
kullanılan nadir toprak elementlerinden biri olan metal element
prasugrel :
lat. * pro, prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + sugre (prodrug/aktifleşme ile
ilişkili ilaç tasarım kökü) + el (son ek) * özellikle kalp krizi veya şiddetli
göğüs ağrısı (akut koroner sendrom) sonrası, tıkalı damarları açmak için
anjiyoplasti uygulanan hastalarda kan pıhtılaşmasını önleyen, trombositlerin
bir araya gelmesini engelleyerek damar tıkanıklığı ve inme riskini azaltan
"antiplatelet" (trombosit inhibitörü) grubuna ait güçlü bir kan
sulandırıcı ilacın erken maddesi (C20H20FNO3S)
prasuti - daksha :
san. * prasuti (doğum, doğurma; doğum süreci) + daksha (yetenekli, uzman,
becerikli, yetkin) * Hint mitolojisinde Brahma'nın zihninden doğan ve
insanlığın ataları olarak kabul edilen iki tanrısal figür
pratik :
gre. * pratikos (prassein, prattein (yapmak, etmek, eylemek, başarmak,
uygulamak, icra etmek) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) ) * teorik değil,
uygulamaya dönük olan, kolay uygulanabilir ve deneyime dayalı olan durum veya
yöntem, uygulanabilir, uygulamaya yönelik
pratika :
gre., lat. * pratikos (prassein, prattein (yapmak, etmek, eylemek, başarmak,
uygulamak, icra etmek) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) ) (gre.); pratica
(ita.) * denizcilik terminolojisinde bir geminin limana girmeden önce, sağlık
ekipleri tarafından yapılan denetimler sonucunda, bulaşıcı hastalık
taşımadığına dair aldığı sağlık izni veya giriş izni; geminin yanaşma, yük
indirip bindirme işlemlerine başlamasına izin verilmesi
pratisyen :
gre., fra. * prassein, prattein (yapmak, etmek, eylemek, başarmak, uygulamak,
icra etmek) + ianos (ile ilgili, -a ait, gibi, -cı, yapan, eden eki) (gre.);
praticien (fra.) * bir mesleği (özellikle tıpta) teorik uzmanlaşmadan ziyade
genel uygulama düzeyinde icra eden kişi; altı yıllık tıp fakültesi eğitimini
tamamlayıp mezun olmuş ancak tıpta uzmanlık eğitimi (TUS) almamış olan, birinci
basamak sağlık hizmetlerinde (sağlık ocakları, acil servisler) görev alarak,
hastaların ilk muayenesini, teşhisini ve tedavisini yapan, koruyucu sağlık
hizmetleri sunan tıp doktoru
pravastatin :
lat. * prav (ön ek) + histanai (durmak, durdurmak, yerleştirmek), statin
(kolesterol sentezinde HMG-CoA redüktaz inhibitörleri için kullanılan son ek;
durdurucu, inhibitör; karaciğerde kolesterol üretiminde rol oynayan enzim olan
HMG-CoA redüktazı inhibe eden ilaç sınıfı) (statos, stasis (durdurma, durma,
sabit kalma, sabit durma, stabil olma, ayakta durma, durgunluk) + ine (organik
bileşik/alkaloid türevi eki) ) * kandaki LDL ("kötü") kolesterolü ve
trigliseritleri düşürmek, HDL ("iyi") kolesterolü artırmak için
kullanılan, karaciğerde kolesterol üretimini ve sentezini azaltarak çalışan ve
yüksek kolesterol, kalp krizi veya felç riski taşıyan hastalar için diyetle
birlikte uygulanan, statinler grubuna ait reçeteli ilacın etken maddesi
(C23H36O7)
prazikuantel :
lat. * pro, prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + isoquin (izokinolin iskeleti,
heterosiklik aromatik yapı) + antel (antelmintik ilaç eki) * şistozom, tenya
gibi parazit solucanlara karşı kullanılan, parazitlerin kaslarını felç ederek
etkisiz hale getiren antelmintik ilacın etken maddesi (C19H24N2O2)
prazol :
lat. * pro, prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + azol (azol halkası,
heterosiklik azotlu halka) * mide asidini azaltan proton pompa inhibitörü
(omeprazol, lansoprazol gibi) ilaçların isimlendirmesinde kullanılan, asit
baskılayıcı ilaç sınıfını ifade eden kök/son ek yapısı
prazosin :
lat. * prazos (pro, prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + azoos (canlı yaşam
formunun olmadığı; azotu belirten önek) ) + ine (organik bileşik/alkaloid
türevi eki) * alfa-1 adrenerjik reseptör blokörü olan, hipertansiyon ve iyi
huylu prostat büyümesi gibi durumlarda kullanılan damar gevşetici ilacın etken
maddesi (C20H21N5O4)
pre :
lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) * ön, önce, önde, ilk, ileri
preadult :
lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + adultus (büyümüş, büyük) (adolescere
(ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + alescere (büyümek, semirmek, beslenmiş
olmak) + ultus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) * biyolojik veya gelişimsel
olarak tam fiziksel olgunluğa ulaşmamış, yetişkinlikten hemen önceki aşamada
olan canlı (insan, hayvan veya organizma), yetişkinlik öncesi, ergin öncesi,
erişkin öncesi
preanestezik :
lat., gre. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) (lat.) + an (-sız, yokluk,
zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aisthesis (duyu, duygu, algı, his) + ikos (ile
ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) * anestezi öbcesiyle ilgili; genel
anestezi veya cerrahi müdahale öncesinde hastanın fiziksel ve psikolojik olarak
hazırlanması sürecinde kullanılan ilaçlar ve uygulamalar, premedikasyon
prebiyotik :
lat., gre. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) (lat.) + bios (yaşam, hayat,
dirim, canlılık, oluşum, yaratılış) + tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer)
(gre.) * insan vücudunun sindiremediği, ancak kalın bağırsaktaki yararlı
bakterileri (probiyotikleri) besleyerek çoğalmalarını ve aktif çalışmalarını
sağlayan, bağırsak florasını düzenleyerek sindirim sağlığını iyileştiren,
bağışıklığı güçlendiren ve minerallerin emilimini artıran özel lifli gıda
bileşenler
predator :
lat. * praedari (yağmalamak, avlanmak) (praeda (ganimet, savaşta/avda ele
geçirilen şey; yağma sonucu elde edilen mal) + ari (fiil mastar eki) ) + tor
(-cı, yapan, eden eki) * yırtıcı hayvan veya organizma; avını yakalayıp yiyen
canlı; çıkarcı, başkalarını kullanan kimse (mecazi)
predatör :
lat. * praedari (yağmalamak, avlanmak) (praeda (ganimet, savaşta/avda ele
geçirilen şey; yağma sonucu elde edilen mal) + ari (fiil mastar eki) ) + tor
(-cı, yapan, eden eki) * yırtıcı hayvan veya organizma; avını yakalayıp yiyen
canlı; çıkarcı, başkalarını kullanan kimse (mecazi)
pre-dejenere :
lat * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + de (yokluk, zıtlık, olumsuzluk, uzak,
ayrı, aşağı, -dan eki) + generatus (yaratılmış, oluşmuş) (generare (genos (gen,
yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, ırk, döl, soy, nesil, aile, akraba,
tür, cins, çeşit, sınıf, kategori) (gre.) + are (fiil mastar eki) ) + tus
(geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) (lat.); pré-dégénéré (fra.) * dejenerasyonun
henüz başlamadığı veya belirgin yapısal ve işlevsel bozulmaların ortaya
çıkmasından önceki evrede olan
predental :
lat * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dens (diş) + alis (ile ilgili, -a
ait) * dilbilimde diş seslerinden (t, d, n, s vb.) önce gelen konum veya bu
seslerin ön bölge artikülasyonuyla ilgili olan yapı; “diş öncesi” konum/özellik
prediksiyon :
lat * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dicere (söylemek, demek) + tio (isim
yapım eki) * mevcut veri veya gözleme dayanarak gelecekteki bir durumu önceden
tahmin etme, öngörüde bulunma, öngörü, tahmin
prediktif :
lat * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dictus (söylenmiş, denmiş) (dicere
(söylemek, demek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + ivus (ile ilgili,
-a ait) * mevcut verilerden yola çıkarak geleceğe dair tahmin yapabilme
özelliği taşıyan, öngörüye dayalı olan, öngörüsel, tahmini
prediktör :
lat * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dictus (söylenmiş, denmiş) (dicere
(söylemek, demek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + or (-cı, yapan,
eden eki) * istatistikte veya bilimsel modellerde bir sonucu önceden tahmin
etmeye yarayan değişken, faktör veya araç, öngörücü, tahmin edici
predispozan :
lat., fra. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dis, de (yokluk, zıtlık,
olumsuzluk, uzak, ayrı, aşağı, ikiye ayrılma, -dan eki) + ponere (koymak,
yerleştirmek, düzenlemek, yatırmak) + ens, ent (sıfat yapım eki) (lat.); prédisposant
(fra.) * bir hastalığın veya durumun ortaya çıkmasına önceden yatkınlık
oluşturan, zemin hazırlayan (faktör veya etken)
predispoze :
lat., fra. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dis, de (yokluk, zıtlık,
olumsuzluk, uzak, ayrı, aşağı, ikiye ayrılma, -dan eki) + ponere (koymak,
yerleştirmek, düzenlemek, yatırmak), positus (konmuş, konumlanmış,
yerleştirilmiş, yatırılmış) (lat.); prédisposé (fra.) * belirli bir hastalığa,
sonuca veya davranışa eğilimli hale getirilmiş, zemini hazırlanmış, riski artırılmış
(kişi veya durum), eğilimli kılınmış, yatkınlaştırılmış, meyilli kılınmış
predispozisyon :
lat., fra. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dis, de (yokluk, zıtlık,
olumsuzluk, uzak, ayrı, aşağı, ikiye ayrılma, -dan eki) + ponere (koymak,
yerleştirmek, düzenlemek, yatırmak), positum, positus (konmuş, konumlanmış,
yerleştirilmiş, yatırılmış) + tio (isim yapım eki) * tıp ve genetik alanında
bir bireyin hastalığa, duruma veya davranışa karşı önceden var olan yatkınlığı,
meyli veya eğilimi; Genetik, çevresel veya yaşam tarzı faktörlerine bağlı
olarak bir hastalığın gelişme olasılığının artması durumu, yatkınlık, eğilim,
meyil
prednikarbat :
lat * prednisolone (ana steroid grubu C21H28O5) + carbat (çift ester yapısına
atıfta bulunan ve karbonat/etil karbonat grupları) * egzama, dermatit ve sedef
gibi çeşitli inflamatuar cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılan,
bağışıklık tepkisini azaltarak kızarıklık, şişlik ve kaşıntıyı hafifleten,
düşük cilt incelmesi (atrofi) riskiyle öne çıkan orta etkili, halojenlenmemiş
bir topikal kortikosteroid (steroid hormonu) ilacın etken maddesi (C27H36O8)
prednizolon :
lat. * prednisone (praegnentia (gebelik, hamilelik) + diene (iki çift bağ
belirteci) + cortisone (kortizon belirteci) ) + ol (hidroksil, alkol grubu OH)
+ one (oksijenli bileşik, keton (C=O) türevi, karbonil grubu) * vücutta doğal
olarak üretilen kortizol hormonunu taklit ederek alerjik reaksiyonları,
şiddetli iltihabi durumları ve otoimmün hastalıkları tedavi etmek amacıyla
bağışıklık sistemini baskılayan sentetik bir glukokortikoid (kortizon türevi)
ilacın etken maddesi (C21H28O5)
prednizon :
lat. * prednisone (praegnentia (gebelik, hamilelik) + diene (iki çift bağ
belirteci) + cortisone (kortizon belirteci) ) * vücutta alerji, kanser ve
iltihaplı hastalıkların tedavisinde bağışıklık sistemini baskılamak amacıyla
yapay olarak üretilen, karaciğerde aktifleşerek çalışan sentetik bir
kortikosteroid (glukokortikoid) ilacın etken maddesi (C21H26O5)
predominans :
lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dominare (hükmetmek, egemen olmak,
yönetmek) (dominus (hükümdar, hakim, yönetici, lord, efendi) (domus (ev,
barınak, yuva) (gre.) + inus (ile ilgili olma) ) + are (fiil mastar eki) ) +
entia (gibi olma) ) * bir unsurun, özelliğin veya durumun diğerlerine göre ağır
basması, baskın olması, yaygınlığı veya üstünlük kurması, nicelik veya etki
bakımından daha güçlü olması durumu
predominant :
lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dominare (hükmetmek, egemen olmak,
yönetmek) (dominus (hükümdar, hakim, yönetici, lord, efendi) (domus (ev,
barınak, yuva) (gre.) + inus (ile ilgili olma) ) + are (fiil mastar eki) ) +
ent (sıfat yapım eki) * nicelik, nitelik, güç veya etki bakımından diğer
unsurlara göre daha önde olan, en belirgin olan, baskın, egemen, hakim, üstün,
yaygın
preduktal :
lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + ductus (yönlendirme; kanal, boru,
kemer, kiriş) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * tıpta özellikle
neonataloji (yenidoğan) ve kardiyolojide, fetal dolaşımda bulunan ve akciğer
damarı ile aortu birbirine bağlayan duktus arteriyozus yapısının
"önünde" (proksimalinde) yer alan bölge ile ilgili (yaygın kullanımı
"preduktal aort koarktasyonu (aort darlığı)" veya "preduktal
oksijen satürasyonu" ölçümü)
preeksitasyon :
lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + ex (dış, dışarı, harici, yokluk,
olmama) + citare (çağırmak, seslendirmek, harekete geçirmek, uyandırmak)+ tio
(isim yapım eki) * kalp odacıklarının bir kısmının normalden önce kasılmasına
ve çarpıntı (taşikardi) ataklarına yol açabilen, kalbin elektriksel
uyarılarının normal yollar dışında, anormal bir ekstra yolak üzerinden
ventriküllere (karıncıklar) erken ulaşması durumu, ön uyarılma
preemptif :
lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + emptus (alınmış, ele geçirilmiş)
(emere (almak, ele geçirmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + ivus
(ile ilgili, -a ait) * bir durumu veya tehdidi gerçekleşmeden önce önleyici
şekilde ele alan, ön alıcı nitelikte olan
prefabrik :
lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + fabrica (yapı, atölye, üretim)
(faber (zanaatkar, usta) + icus, ica (ile ilgili, -a ait) * yapı parçalarının
(duvar, çatı, kolon vb.) fabrika ortamında önceden üretilip, inşaat sahasında
birleştirilmesiyle oluşturulan hazır yapı sistemi
prefabrikasyon :
lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + fabricare (yapmak, inşa etmek,
üretmek, imal etmek) (fabrica (yapı, atölye, üretim) (faber (zanaatkar, usta) +
icus, ica (ile ilgili, -a ait) ) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım
eki) * yapıların veya yapı elemanlarının (duvar, kolon, çatı vb.) şantiye alanı
yerine fabrika ortamında önceden üretilmesi, ardından inşaat sahasına taşınarak
montajlanması
prefabrike :
lat. * praefabricatus (prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + fabricare (yapmak,
inşa etmek, üretmek, imal etmek) (fabrica (yapı, atölye, üretim) (faber
(zanaatkar, usta) + icus, ica (ile ilgili, -a ait) ) + are (fiil mastar eki) )
+ tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) (lat.); préfabriqué (fra.) * yapı
parçalarının fabrika ortamında önceden üretilip, inşa edileceği sahada
birleştirilmesi (montajı) yöntemiyle oluşturulmuş
preferans :
lat., fra. * praeferre (öne koymak, tercih etmek) (prae (ön, önce, evvel) +
ferre (getirmek, taşımak, götürmek, yüklenmek) ) + entia (isim yapım eki)
(lat.); préférence (fra.) * bir şeyi diğerlerine göre daha üstün tutma, öncelik
verme veya tercih etme durumu, tercih, tercih etme, yeğleme
prefiks :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + figere (tutturmak, sabitlemek, bağlamak,
bitiştirmek, yapıştırmak; şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak, hayal
etmek, uydurmak), fixus (tutturulmuş, sabitlenmiş, bağlanmış) ) * bir kelimenin
başına getirilen ve anlamını değiştiren veya belirleyen dilbilgisel ek, ön ek
prefrontal :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + frons, frontis (alın, ön, ön kısım) + alis (ile
ilgili, gibi, -a ait, benzer) * beynin alın lobunun (frontal lob) en ön kısmı
ile ilgili veya o bölgede bulunan
prefrontal korteks :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + frons, frontis (alın, ön, ön kısım) + alis (ile
ilgili, gibi, -a ait, benzer) + cortex (kabuk, ağaç kabuğu, dış tabaka, beyin
kabuğu) (crusta (kabuk) + ex (dış, dışarı, harici, yokluk, olmama) ) * beynin
frontal lobunun en ön kısmı olan, karar verme, planlama, dikkat, dürtü kontrolü
ve yürütücü işlevlerden sorumlu bölgesi
pregabalin :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + gaba (γ-aminobütirik asit C4H9NO2;
nörotransmiter adı) + lin (ilaç/amin asit türevi farmasötik son ek) * sinir
sistemi üzerinden ağrı sinyallerini azaltan, epilepsi, antiepileptik ve
nöropatik ağrı, anksiyete gibi durumların tedavisinde kullanılan GABA analoğu
antikonvülzan ilacın etken maddesi (C8H17NO2)
pregnanolon :
lat. * praegnans (prae (ön, önce, evvel) + gnans (doğuran, üreten, meydana
getiren, oluşturan) (gnare, gignere (yaratmak, oluşturmak, üretmek, var etmek,
meydana getirmek, doğurmak, babası olmak) + ens, ans, ent, ant (-cı, yapan,
eden eki) ) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) + one (oksijenli bileşik, keton
(C=O) türevi, karbonil grubu) * beyinde doğal olarak bulunan nörosteroidlerden
biri olan, GABA-A reseptörlerini modüle ederek sakinleştirici, anksiyolitik ve
nöroaktif etkiler gösteren steroid türevi bileşik (C21H34O2)
pregnans :
lat. * praegnentia (prae (ön, önce, evvel) + gnans (doğuran, üreten, meydana
getiren, oluşturan) (gnare, gignere (yaratmak, oluşturmak, üretmek, var etmek,
meydana getirmek, doğurmak, babası olmak) + entia (isim yapım ve durum eki) ) *
döllenmiş yumurtayı taşıyan ve fetal gelişimi sürdüren dişi memeli durumu,
hamile olma durumu, gebe olma durumu, hamilelik, gebelik
pregnansi :
lat. * praegnentia (prae (ön, önce, evvel) + gnans (doğuran, üreten, meydana
getiren, oluşturan) (gnare, gignere (yaratmak, oluşturmak, üretmek, var etmek,
meydana getirmek, doğurmak, babası olmak) + entia (isim yapım ve durum eki) ) *
döllenmiş yumurtayı taşıyan ve fetal gelişimi sürdüren dişi memeli durumu,
hamile olma durumu, gebe olma durumu, hamilelik, gebelik
pregnant :
lat. * praegnens, praegnent (prae (ön, önce, evvel) + gnent, gnens (doğuran,
üreten, meydana getiren, oluşturan) (gnare, gignere (yaratmak, oluşturmak,
üretmek, var etmek, meydana getirmek, doğurmak, babası olmak) + ens, ent (-cı,
yapan, eden eki) ) * döllenmiş yumurtayı taşıyan ve fetal gelişimi sürdüren
dişi memeli durumu, hamile, gebe
pregnil :
lat. * pregnan (C21 steroid çekirdeği) + yl (kimyasal bağ veya radikal eki) *
kadın üreme hormonları ve gonadotropin üretiminde kullanılan, özellikle hCG
(human chorionic gonadotropin) içeren ve üreme tedavisinde görev alan ilacın
etken maddesi (C55H75N17O)
prehistorik :
lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + historein (araştırmak,
soruşturmak, tanıklık ederek öğrenmek), histor (bilen, tanık; tarihçi, tanık,
tarih) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) * yazılı tarih öncesi
döneme ait olan, insanlık tarihinin kayıtlı döneminden önceki zamanlarla ilgili
olan, tarih öncesi döneme ait
prehistorya :
lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + historia (historein (araştırmak,
soruşturmak, tanıklık ederek öğrenmek), histor (bilen, tanık; tarihçi, tanık,
tarih) + ein (fiil mastar eki) ) + eia (isim yapım eki) * insanlığın yeryüzünde
belirdiği ilk andan itibaren yazının icadına (yaklaşık İ.Ö. 3200-3500) kadar
geçen, yazılı belgenin bulunmadığı, yazılı tarih başlamadan önceki insanlık
dönemini inceleyen tarih öncesi dönem ve bu dönemi kapsayan bilim alanı
prehn bulgusu :
alm., tür. * Prehn (Alman cerrah Dieter Prehn'in soyadından) (alm.) + bulgu
(klinik işaret, tespit edilen şey) + su (iyelik eki) (tür.) * testis torbasının
(skrotum) yukarı kaldırılmasıyla (elevasyon) testis ağrısının hafifleyip hafiflemediğine
bakılarak epididimit (enfeksiyon) ve testis torsiyonunu (damar dönmesi) ayırt
etmeye yarayan fiziksel muayene yöntemidi
preikterik :
lat., gre * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + ikteros (sarılık, sarı hastalık) +
ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) (gre.) * sarılık (ikter) ortaya çıkmadan önceki
döneme ait olan, özellikle hepatit gibi hastalıklarda sarılık öncesi evrey ile
ilgili
preimplantasyon :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + in (iç, içeri, içeride, içeriye, içinde, içine,
üzerine) + plantare (dikmek, ekmek, yerleştirmek) + tio (isim yapım eki) *
döllenmiş embriyonun rahim duvarına tutunmasından (implantasyon) önceki gelişim
evresini veya bu evrede yapılan işlemler; tüp bebek tedavisi sırasında anne
rahmine yerleştirilmeden önce embriyoların genetik yapısının incelenerek
sağlıklı olanların seçilmesi işlemi
prekambriyen :
lat., kel. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + cymru (Galler halkı, Galler
bölgesi) (kel.), cambria (cym (birlik, beraberlik, birlikte) + ru (çoğulluk,
topluluk eki) + ianus (ile ilgili, -a ait) ) (lat.) * Dünya'nın yaklaşık 4,6
milyar yıl önceki oluşumundan, 538,8 milyon yıl önce Kambriyen Dönemi'nin
başlangıcına kadar süren, yaşamın erken ve çok ilkel formlarının bulunduğu,
yaşamın tek hücreliden çok hücreliye evrildiği, atmosferin oksijenlendiği ve
yerkabuğunun oluştuğu, yerküre tarihinin en uzun ve en eski "üst
zaman" dilimi olan jeolojik dönem
prekarya :
lat. * precarius (prex, precis (yalvarış, rica, dilek, istek) + arius (ile
ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * modern toplumda iş güvencesi, sosyal güvenlik
ve ekonomik istikrarı olmayan sınıf; güvencesiz emekçilerin topluluğu
preklinik :
lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + klinike, klinikos (yatarak tedavi
edilen yer, hasta odası) (kline (yatak, yataklı yer) + ikos (ile ilgili, gibi,
-a ait, benzer) ) (gre.) * tıp eğitiminde veya araştırmada hastayla doğrudan
temas ve klinik uygulama başlamadan önceki teorik ve laboratuvar uygulamalı
(hayvan deneyi veya maket/simülasyon çalışmaları) aşama
prekognisyon :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + cognitio (cognoscere (öğrenmek; anlamak;
tanımak, bilmek) (co, com (birlikte, beraber, ile) + gnoscere (bilmek, tanımak)
) + tio (isim yapım eki) ) * gelecekte meydana gelecek olayların, normal
duyular veya mantıksal çıkarımlar dışında, paranormal yollarla önceden
algılanması, sezilmesi veya bilinmesi fenomeni, öngörüsel algı
prekoks :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + coquere (pişirmek, olgunlaştırmak), coctus, cox
(pişmiş, olgunlaşmış) * erken olgunlaşma, zamanından önce gelişme, erken başlangıçlı
durum
prekoks puberte :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + coquere (pişirmek, olgunlaştırmak), coctus, cox
(pişmiş, olgunlaşmış) + pubertas (ergenlik, cinsel olgunluk) (pubes (vücut
kılları, ergenlik belirtisi; yetişkinlik çağına geçişi gösteren kıl/deri
yapısı) + aris (ile ilgili, -a ait) + itas (isim yapım ve durum eki) ) *
bireyin çocukluktan çıkıp cinsel ve fiziksel olgunluğa ulaştığı ergenlik dönemi
prekordiyal :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + cor (kalp, yürek) + ialis (ile ilgili, -a ait)
* göğüs duvarında kalbin ön bölgesiyle ilgili, göğüs kafesinin kalbe denk gelen
ön bölgesi (prekordiyum) ile ilgili, kalp önüyle ilgili
prekordiyum :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + cor (kalp, yürek) + ium (yer eki) * göğüs
duvarında kalbin ön bölgesi, göğüs kafesinin kalbe denk gelen ön bölgesi
(prekordiyum), kalp önü
prekosite : lat. * prae (ön, önce, evvel) + coquere
(pişirmek, olgunlaştırmak), cox (pişen, olgunlaşan) + itas (isim yapım ve durum
eki) * bir canlıda, organda veya zihinsel yetide gelişim, olgunlaşma ya da
fonksiyonların normal kabul edilen zamandan çok daha erken ve premature bir
şekilde ortaya çıkması durumu
prekosyal :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + coquere (pişirmek, olgunlaştırmak), cox (pişen,
olgunlaşan) + ialis
(ile ilgili, -a ait) ) * biyolojik olarak normalden önce olgunlaşma veya erken
gelişme durumu ile ilgili, erken olgunlaşma ile ilgili; doğduğunda hemen
hareket edebilen, gözleri açık,
vücutları tüy ya da kıllarla kaplı, kendi besinlerini bulabilecek, hareket
edebilecek seviyede ve bağımsız olan (yavru)
prekosyon :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + cautio (dikkat, tedbir, önlem) (cavere (dikkat
etmek, sakınmak) + tio (isim yapım eki) ) * olası bir tehlike veya riske karşı
önceden alınan tedbir, önlem alma durumu
prekürsör :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + currere (koşmak, ilerlemek), curs (koşma,
ilerleme) + or (-cı, yapan, eden eki) * bir şeyden önce gelen, onun oluşumunu
hazırlayan veya daha sonra ortaya çıkacak yapının öncülü olan (madde, yapı,
kişi)
preliminar :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + limen (eşik, giriş; sınır, başlangıç noktası) +
aris (ile ilgili, -a ait) * asıl sürece başlamadan önce yapılan, hazırlık
niteliğinde olan, giriş veya ön aşama ile ilgili
preliminer :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + limen (eşik, giriş; sınır, başlangıç noktası) +
aris (ile ilgili, -a ait) * asıl sürece başlamadan önce yapılan, hazırlık
niteliğinde olan, giriş veya ön aşama ile ilgili
preload :
lat., ing. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + load (yük; yüklemek) (ing.) * bir
sistemin çalışmaya başlamadan önce önceden yüklenmesi, gerilmesi veya
hazırlanması (tıpta kalbin kasılma öncesi gerilimi, mühendislikte zemin
sıkıştırma, bilgisayarda verilerin önceden belleğe alınması veya
motosikletlerde süspansiyon ayarı gibi)
prelüd :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + ludere (oynamak, çalmak), lus (oyun, müzik
icrası, çalma) * bir eserin, olayın veya sürecin başlangıcında yer alan
hazırlık niteliğindeki giriş bölümü; müzikte ana parçadan önce çalınan kısa
eser
prelüt :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + ludere (oynamak, çalmak), lus (oyun, müzik
icrası, çalma) * bir eserin, olayın veya sürecin başlangıcında yer alan
hazırlık niteliğindeki giriş bölümü; müzikte ana parçadan önce çalınan kısa
eser
premarin :
gre., lat. * praegnans, praegnantis (gebe, hamile, içinde yavru taşıyan) (prae
(ön, önce, evvel, önde, tamamen) + gnasci, nasci (doğmak, oluşmak, meydana
gelmek) + ens, ent (-cı, yapan, eden) ) (lat.) + mare's (kısrağın) + ouron
(idrar, sidik, üre, çiş) (gre.) + ine (kimyasal madde eki) (lat.) * gebelikteki
kısrakların idrarından elde edilen konjuge östrojenlerin ticari preparat adı,
başlıca östron sülfat ve ekvolin sülfat gibi östrojenik bileşikleri içeren ve
östrojen eksikliğine bağlı belirtilerin tedavisinde kullanılan hormon preparatı
prematüre : lat.,
fra. * prae (ön, önce, evvel) + maturatus (maturare (olgunlaşmak,
olgunlaştırmak, olgun hale getirmek) (maturus (olgun, olmuş, tamamlanmış,
zamanında gelişmiş, tam gelişmiş, tekamül etmiş, kamil, mütekamil) + are (fiil
mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) (lat.); prématuré
(fra.) * gebelik süresi tamamlanmadan, normalden önce doğmuş olan, erken doğmuş
(bebek), biyolojik olarak erken gelişmiş, olgunlaşma öncesinde olan
prematüre pulsus :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + maturatus (maturare (olgunlaşmak,
olgunlaştırmak, olgun hale getirmek) (maturus (olgun, olmuş, tamamlanmış,
zamanında gelişmiş, tam gelişmiş, tekamül etmiş, kamil, mütekamil) + are (fiil
mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) (lat.); prématuré
(fra.) + pulsare (vurmak, çarpmak, itmek) (pulsus (vurma, çarpma, itme, vuruş,
atma, atım, itiş) + are (fiil mastar eki) ) * kalbin üst (atriyal) veya alt
(ventriküler) odacıklarından kaynaklanan, sıklıkla kalp çarpıntısı, göğüste
"tekleme" veya "boşluk hissi" şeklinde hissedilen, kalbin
normal ritmi dışında, zamanından önce oluşan fazladan kalp atışı (nabız)
prematürite :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + maturatus (maturare (olgunlaşmak,
olgunlaştırmak, olgun hale getirmek) (maturus (olgun, olmuş, tamamlanmış, zamanında
gelişmiş, tam gelişmiş, tekamül etmiş, kamil, mütekamil) + are (fiil mastar
eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + itas (isim yapım ve durum
eki) * gebeliğin normal süresi tamamlanmadan doğumun gerçekleşmesi veya
olgunlaşmanın beklenenden önce olması durumu, erken doğmuşluk hali, erken
olgunlaşma durumu, olgunluk öncesi durum
premedikasyon :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + medicatio (tedavi etme, ilaç uygulama)
(medicare (tedavi etmek, ilaç uygulamak) (medicus (hekim, doktor, şifacı, tedavi
eden) + are (fiil mastar eki) ) + tionem, tio (isim yapım eki) ) * bir tıbbi
işlem veya anestezi öncesinde hastayı hazırlamak, kaygıyı azaltmak veya yan
etkileri önlemek amacıyla ilaç verilmesi işlemi, ön ilaç tedavisi, ilaç
tedavisi öncesi
premenstrüel :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + menstruus (ay, ay dönemi, ay döngüsü) (mens,
mensis (ay) + truus (ile ilgili, -a ait) ) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait,
benzer) * adet kanamasından (menstruasyon) önceki döneme ait olan, özellikle
PMS (premenstrüel sendrom) ile ilişkili hormonal ve fiziksel değişimler ile
ilgili
premium :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + emium (alma, satın alma, kurtarma) (emere
(almak, satın almak, kurtarmak) + ium (isim yapım eki) ) * yüksek kaliteli,
üstün, ayrıcalıklı veya lüks
premiyer :
lat., fra. * primarius (primus (ilk, birinci) (prae (ön, önce, evvel) + imus
(ile ilgili, -a ait) ) + arius (ile ilgili, -a ait) ) (lat.); premier (ilk,
birinci) (fra.) * tiyatro oyunu, film, dans, opera veya beste gibi bir sanat
eserinin seyirci karşısına çıktığı ilk halka açık gösterim veya temsil, ilk
gösterim
premonisyon :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + monere (uyarmak) + tio (isim yapım eki) * bir
olayın gerçekleşeceğine dair önceden hissedilen belirsiz duyum, içine doğma
premorbid :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + morbidus (hasta, hastalıklı) (morbus (hastalık)
+ idus (ile ilgili, -a ait) ) * bir nörolojik bozukluk, psikolojik rahatsızlık
veya fiziksel travma ortaya çıkmadan önceki işlevsellik, kişilik özellikleri
veya sağlık durumu ile ilgili, hastalık gelişiminden öncesi ile ilgili
prenatal :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + nasci (doğmak, oluşmak, meydana gelmek), natus
(doğmuş, oluşmuş, meydana gelmiş) + alis (ile ilgili, -a ait) ) * döllenme ile
başlayan, doğumla son bulan gebelik süreci, doğum öncesi ile ilgili (dönem)
prenatal vitamin :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + nasci (doğmak, oluşmak, meydana gelmek), natus
(doğmuş, oluşmuş, meydana gelmiş) + alis (ile ilgili, -a ait) ) + vitas (hayat,
yaşam, dirim, ömür) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) *
gebelik öncesinde ve gebelik sırasında anne adayının ve gelişmekte olan fetüsün
besin öğesi gereksinimlerini karşılamaya yardımcı olmak amacıyla özellikle
folat, demir, iyot, D vitamini ve diğer vitamin ve mineralleri içeren, gebelik
dönemine yönelik besin desteklerinin genel adı
prenil :
lat. * prenyl (isopren türevi, C5H8 birimi) (pren (isopren, C5H8 birimi) + yl
(kimyasal bağ veya radikal eki) ) * organik moleküllere lipofilik özellik
kazandıran, biyokimyasal reaksiyonlarda ve protein modifikasyonlarında görev
alan madde (izopren birimi C5H8)
prenilasyon :
lat. * prenil (izopren türevi hidrofobik yan grup; proteinlere bağlanan lipid
benzeri yapı) + atio (isim yapım eki) * proteinlerin hücre zarına tutunmasını
ve sinyal iletiminde rol almasını sağlayan, proteinlerin işlevsel hale gelmesi
için C-terminal uçlarındaki sistein amino asitlerine hidrofobik (suyu sevmeyen)
izoprenoid gruplarının (farnesil veya geranilgeranil) kovalent olarak eklenmesi
süreci
prens :
lat. * princeps (birinci, önde gelen; önder, lider) (primus (ilk, evvel, önce)
+ capere (almak, içine almak, tutmak, kapmak, kavramak, yakalamak, sezmek),
caput, ceps (kafa, baş) ) (lat.); prince (fra.) * monarşik sistemlerde kralın
erkek çocuğunu veya hanedan içindeki erkek soylu kişi; kraliyet ailesine mensup
erkek üye veya hükümdar soyundan gelen soylu ünvanı, prens, kralın oğlu
prenses :
lat. * princeps (birinci, önde gelen; önder, lider) (primus (ilk, evvel, önce)
+ capere (almak, içine almak, tutmak, kapmak, kavramak, yakalamak, sezmek),
caput, ceps (kafa, baş) ) + issa (dişil eki) (lat.); princesse (fra.) *
monarşik sistemlerde kral veya prensin kızı veya prensle akrabalık yoluyla
soylu kadınlara verilen ünvan
prensip :
lat. * princeps (birinci, önde gelen; önder, lider) (primus (ilk, evvel, önce)
+ capere (almak, içine almak, tutmak, kapmak, kavramak, yakalamak, sezmek),
caput, ceps (kafa, baş) ) + ium (isim yapım ve durum eki) * bir düşünce,
davranış veya sistemin dayandığı temel kural veya ana ilke, esas, temel, ilke,
kural, yasa
preoküpasyon :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + occupare (ele geçirmek, meşgul etmek, kaplamak,
işgal etmek) (ob (üzerine, karşı, karşıt, zıt; yönelme) + capere (almak, içine
almak, tutmak, kapmak, kavramak, yakalamak, sezmek) ) + tio (isim yapım eki) *
zihnin bir düşünce, endişe veya konu tarafından sürekli olarak, önceden ve
yoğun biçimde meşgul edilmesi durumu, kaygı, endişe
preon :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + on (parçacık/tanecik eki) * kuark ve
leptonların daha temel bileşenlerden oluştuğunu varsayan kuramsal modellerde,
bu bilinen temel parçacıkların yapısal bileşenleri olduğu öne sürülen, deneysel
olarak doğrulanmamış varsayımsal temel parçacıkların genel adı
preoperasyonel :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + operatus (yapılmış veya tamamlanmış iş,
uygulanan eylem veya icra edilmiş (görev) ) (operari, operare (yapmak, etmek,
eylemek, işlemek) (opus (iş, eser, çalışma) + r (bağlaç, ulama eki) + are (fiil
mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + tio (isim yapım eki)
+ alis (ile ilgili, -a ait) * bir operasyondan önceki durumla ilgili; cerrahi
işlem öncesi evreyi veya Piaget gelişim kuramında işlem öncesi bilişsel dönem
preoperatif :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + operatus (yapılmış veya tamamlanmış iş,
uygulanan eylem veya icra edilmiş (görev) ) (operari, operare (yapmak, etmek,
eylemek, işlemek) (opus (iş, eser, çalışma) + r (bağlaç, ulama eki) + are (fiil
mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + ivus (ile ilgili, -a
ait) * ameliyat öncesi ile ilgili (dönem, süreç)
preorbital selülit :
lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) + orbita (yörünge, döngü, göz çukuru, iz,
yol, tekerlek izi) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + cellula (küçük
hücre, hücrecik, odacık) (cella (hücre, oda, hazne) + ulus, ula (küçültme eki)
) (lat.) + itis (iltihap, enfeksiyon, yangı eki) (gre.) * genellikle göz kapağı
şişmesi, kızarıklık ve ağrı ile karakterize olan, gözü koruyan lifli zarın
(orbital septum) önünde kalan yumuşak dokuların, göz kapağının ve göz
çevresindeki derinin enfeksiyonu / iltihaplanması
preoriküler sinüs :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + auris (kulak) + cula (küçültme eki) + aris (ile
ilgili, gibi, -a ait, benzer) + sinus (kavis, yay, kıvrım, girinti, bükülme,
çukur, boşluk) * kulak kepçesinin önünde yer alan, doğuştan oluşan küçük çukur
veya kanal şeklindeki anatomik yapı
preparasyon :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + parare (hazırlamak, düzenlemek, temin etmek,
edinmek) + tio (isim yapım eki) * bir işi gerçekleştirmeden önce gerekli
düzenlemeleri yapma, hazırlanma, hazırlık
preparat :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + paratus (parare (hazırlamak, düzenlemek, temin
etmek, edinmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) * belirli bir amaç
için önceden hazırlanmış madde, solüsyon veya inceleme için düzenlenmiş örnek
preparatif :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + paratus (parare (hazırlamak, düzenlemek, temin
etmek, edinmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + ivus (ile ilgili,
-a ait) * bir şeyi gerçekleştirmeden önce yapılan hazırlığa ait olan,
hazırlayıcı nitelik taşıyan (işlem veya durum), hazırlıkla ilgili
prepisyum :
lat. * praeputium (prae (ön, önce, evvel) + putus (kesilmiş, budanmış) (putere
(kesmek, budamak) + tus (isim veya sıfat yapım eki) ) + ium (yer eki) ) * penis
ucunda doğuştan bulunan ve penisin uç kısmını örten deri kıvrımı
prepozisyon :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + ponere (koymak, yerleştirmek, düzenlemek,
yatırmak), positum, positus (konmuş, konumlanmış, yerleştirilmiş, yatırılmış) +
tio (isim yapım eki) (lat.); position (fra.) * bir cümlede isim veya zamirden
önce gelerek onunla diğer kelimeler arasındaki ilişkiyi (yer, zaman, yön vb.)
belirleyen dilbilgisel unsur, edat
prepreg :
lat., ing. * prae (ön, önce, evvel) + in (iç, içine, içeri) + prae (ön, önce,
evvel) + nasci (doğmak, oluşmak, meydana gelmek), natus (doğmuş, oluşmuş,
meydana gelmiş) (lat.); impregnated (emdirilmiş, doyurulmuş) (ing.) * lif
takviyesinin reçine ile önceden emdirilmiş ve belirli bir reçine oranına
getirilmiş hâlini ifade eden, karbon, cam veya aramid elyaf gibi takviye
liflerinin henüz nihai kürleme işleminden geçirilmeden yarı mamul olarak
hazırlanmasıyla elde edilen kompozit malzeme
prepubik :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + pubes (vücut kılları, ergenlik belirtisi;
yetişkinlik çağına geçişi gösteren kıl/deri yapısı), pubis (kasık; ergenlikte
kıllanmanın başladığı kasık bölgesi) + icus (ile ilgili, -a ait) * kasık kemiği
veya kasık bölgesinin ön kısmı ile ilgili
pres :
lat. * premere (basmak, bastırmak, sıkmak, üzerine ağırlık koymak), pressare (sıkmak,
bastırmak, sıkıştırmak), pressus (sıkma, bastırma, sıkıştırma) * iki yüzey
arasında kuvvet uygulayarak bir şeyi sıkıştıran veya şekillendiren mekanik
düzenek; baskı uygulama işlemi
presakral :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + sacralis (sacer (kutsal, mukaddes), sacrum
(kutsal kemik) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * sakrum kemiğinin
önünde yer alan anatomik bölge ile ilgili
presbiakuzi :
gre. * presbys (yaşlı, ihtiyar) + akousis (işitme) + eia (isim yapım ve durum
eki) * yaşa bağlı olarak işitme duyusunda ortaya çıkan, özellikle yüksek
frekansları algılamada azalma ile karakterize işitme kaybı durumu
presbit :
gre. * presbys (yaşlı, ihtiyar) + ites (ile ilgili, -a ait) * yaşlanma kaynaklı
olarak göz merceğinin esnekliğinin azalmasına bağlı yakın görme güçlüğü yaşayan
kişi
presbiteryen :
gre., lat. * presbyteros (yaşlı, ileri gelen; kilisede ihtiyar/ruhani yönetici,
dini lider) (presbys (yaşlı, ihtiyar) + ites (ile ilgili, -a ait) + ros (son
ek) + ianos (ile ilgili, -a ait) * kilise yönetiminde ruhban hiyerarşisi yerine
“ihtiyarlar kurulu (presbyter)” sistemiyle yönetimi esas alan Protestan mezhebi
ve bu mezhebe bağlı olan kişi
presbiyopi :
gre. * presbyopia (yaşlı gözü, yaşlılığa bağlı yakını görememe) (presbys
(yaşlı, ihtiyar) + ops, opsis (göz, görme, görünüş, görünüm, yüz) + eia (isim
yapım, yer ve durum eki) ) * yaşın ilerlemesiyle (genellikle 40-45 yaş sonrası)
göz merceğinin esnekliğini kaybetmesi sonucu yakındaki nesnelere odaklanma
yeteneğinin ve dolayısıyla yakını görme yeteneğinin azalması, yakını net
görememe durumu
presbytis :
gre. * presbys (yaşlı, ihtiyar) + itis (dişil eki) * Güneydoğu Asya'da
(Tayland, Malezya, Sumatra, Borneo) yaşayan, genellikle yaprak maymunları veya
langurlar olarak bilinen, Cercopithecidae familyasına bağlı, ince yapılı, uzun
kuyruklu ve ağaçlarda yaşayan bir Eski Dünya maymunu (primat) cinsi
prese :
lat., fra. * premere (basmak, bastırmak, sıkmak, üzerine ağırlık koymak),
pressatus (sıkılmış, bastırılmış, sıkıştırılmış, baskı uygulanmış) (pressare (sıkmak,
bastırmak, sıkıştırmak) + atus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) (lat.);
pressé (fra.) * preslenmiş, sıkıştırılmış, basınç uygulanmış; genellikle metal,
kağıt veya tekstil gibi malzemelerin makine yardımıyla şekillendirilmesini veya
sıkıştırılmasını ifade eden terim
presenkopal :
lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + synkopein (kesmek, kısaltmak,
düşürmek) (sun, syn (ile, birlikte, beraber, eş, tamamen) + koptein (kesmek,
bölmek, ayırmak, yarmak, kırmak, vurmak, parçalamak) ), synkope (bayılma, kısa
süreli bilinç kaybı; kesilme, düşme) (gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.)
* tam bayılma (senkop) gerçekleşmeden hemen önce ortaya çıkan, baş dönmesi, göz
kararması ve güçsüzlükle seyreden geçici bilinç kaybı öncesi durumla ilgili
preseptal :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + saeptum (bölme, ayırıcı duvar; göz çevresi
anatomik bölmelerle ilişkilendirilmiş kullanım) (saepire (bölmek, ayırmak,
çitle çevirmek, ayırmak, kapatmak, kuşatmak) + tum (isim yapım eki) ) + alis
(ile ilgili, -a ait) * göz kapağı ve göz çukuru (orbita) önündeki dokularla
ilgili
preseptal selülit :
lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) + saeptum (bölme, ayırıcı duvar; göz
çevresi anatomik bölmelerle ilişkilendirilmiş kullanım) (saepire (bölmek,
ayırmak, çitle çevirmek, ayırmak, kapatmak, kuşatmak) + tum (isim yapım eki) )
+ alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) + cellula (küçük hücre, hücrecik, odacık)
(cella (hücre, oda, hazne) + ulus, ula (küçültme eki) ) (lat.) + itis (iltihap,
enfeksiyon, yangı eki) (gre.) * genellikle göz kapağı şişmesi, kızarıklık ve
ağrı ile karakterize olan, gözü koruyan lifli zarın (orbital septum) önünde
kalan yumuşak dokuların, göz kapağının ve göz çevresindeki derinin enfeksiyonu
/ iltihaplanması
presesyon :
lat. * praecessio (öne gitme, önden ilerleme) (praecedere (öne geçmek, önden
gitmek, önde ilerlemek) (prae (ön, önce, evvel) + cedere (gitmek, ilerlemek,
yol almak, uzaklaşmak, çekilmek) ) + sio (isim yapım eki) ) * dönme hareketi
yapan bir cismin (özellikle Dünya gibi gök cisimlerinin) ekseninin yavaşça yön
değiştirmesi olayı, eksen sapması hareketi; dönen bir cismin (örneğin Dünya
veya bir topaç) dönme ekseninin, dış bir tork etkisiyle başka bir eksen
etrafında yavaşça koni çizerek yalpalama hareketi
presinaptik :
lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + synapsis (bağlantı, birleşme) (syn
(ile, birlikte, beraber, eş, tamamen) + hapsis (bağlama, tutturma, birleştirme)
(haptein (bağlamak, tutturmak, birleştirmek) + isis (isim yapım eki) ) + ikos
(ile ilgili, -a ait, gibi) (gre.) * sinir sisteminde iki nöron (sinir hücresi)
arasındaki bağlantı noktası olan sinapsta, sinyali (uyarıyı) gönderen taraftaki
hücre veya bölge ile ilgili, nörotransmitter salan nöron ucu ile ilgili
presipitan :
lat. * praecipitare (baş aşağı düşürmek, hızla çöktürmek) (prae (ön, önce,
evvel) + capitare, cipitare (başa gelmek, baş olmak) (caput (baş, kafa, tepe) +
are (fiil mastar eki) ) ) + ens, ent (sıfat yapım eki) * bir çözeltide çökelti
oluşumunu başlatan (madde); bir hastalığın ortaya çıkmasını tetikleyen (etken)
presipitasyon :
lat. * praecipitare (baş aşağı düşürmek, hızla çöktürmek) (prae (ön, önce,
evvel) + capitare, cipitare (başa gelmek, baş olmak) (caput (baş, kafa, tepe) +
are (fiil mastar eki) ) ) + tio (isim yapım eki) * bir çözeltide çözünmüş
maddenin kimyasal veya fiziksel bir etkiyle katı hale geçerek çökelmesi,
çökelme; tıpta/meteorolojide yoğunlaşma ve düşme süreci
presipitat :
lat. * praecipitare (baş aşağı düşürmek, hızla çöktürmek) (prae (ön, önce,
evvel) + capitare, cipitare (başa gelmek, baş olmak) (caput (baş, kafa, tepe) +
are (fiil mastar eki) ) ) + atum (isim yapım eki) * bir çözelti (sıvı) içinde
çözünmüş haldeki maddelerin, belirli koşullar altında birleşerek katı, bulanık
veya çökelti halinde dibe çökmesi sonucu oluşan madde, çökelti
presipite :
lat. * praecipitare (baş aşağı düşürmek, hızla çöktürmek) (prae (ön, önce,
evvel) + capitare, cipitare (başa gelmek, baş olmak) (caput (baş, kafa, tepe) +
are (fiil mastar eki) ) ) + atum (isim yapım eki) * bir çözelti (sıvı) içinde
çözünmüş haldeki maddelerin, belirli koşullar altında birleşerek katı, bulanık
veya çökelti halinde dibe çökmesi sonucu oluşan madde, çökelti
presizyon :
lat. * praecisio (prae (ön, önce, evvel) + cisio (kesim, kesme) (caedere,
cidere (kesmek, yarmak, parçalamak, doğramak, vurmak, çarpmak; öldürmek) + sio
(isim yapım eki) ) ) (lat.); précision (fra.) * bir ölçümün, ifadenin veya
işlemin hata payı düşük olacak şekilde yüksek doğruluk ve hassasiyetle yapılma
durumu, kesinlik ve duyarlılık niteliği, doğruluk, kesinlik, hassasiyet
preskripsiyon :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + scriptio (yazım, yazma) (scribere (yazmak) +
tio (isim yapım eki) ) * doktor tarafından verilen ve hastanın alacağı
ilaçların listesini içeren yazılı belge; genel olarak önceden belirlenmiş
yazılı kural veya talimat
preslemek :
lat., tür. * premere (basmak, bastırmak, sıkmak, üzerine ağırlık koymak),
pressare (sıkmak, bastırmak, sıkıştırmak), pressus (sıkma, bastırma,
sıkıştırma) (lat.) + le (etken fiil eki) + mek (fiil mastar eki) (tür.) * bir
nesneyi mekanik olarak bastırarak sıkıştırmak, şekillendirmek veya hacmini
azaltmak amacıyla pres uygulamak
pressuron :
lat. * pressus (basınç altında, sıkıştırılmış, baskılanmış) + on
(parçacık/tanecik eki) * fizik ve nükleer fizik literatüründe, basınç veya
yoğunlukla ilişkili varsayımsal bir parçacık veya alan uyarımı için kullanılan
kuramsal isim
pre-stellar :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + stella (yıldız) + aris (ile ilgili, -a ait) *
yıldız oluşumundan önceki evreye ait olan, yoğun moleküler bulutlarda
yerçekiminin etkisiyle çökmeye başlayan ancak henüz merkezinde sürekli nükleer
füzyon gerçekleşen bir yıldız oluşmamış olan gaz ve toz yapılarla ilgili
prestij :
lat., fra. * praestrigere (göz kamaştırmak, aldatmak) (prae (ön, önce, evvel) +
stringere (germek, sıkı çekmek, sıkmak, sıkıştırmak, bağlamak, zincirlemek,
prangalamak) ) + aticum, agium (isim yapım eki) (lat.); prestige (fra.) * göz
boyama, etkileme; saygınlık, itibar ve toplumsal beğeni kazanmış olma durumu
prestissimo :
lat., ita * praesto (hazır, burada, hızlı, çabuk) + issimus (üstünlük ve
pekiştirme eki; en, çok) * müzikte bir parçanın mümkün olan en yüksek hızda
(son derece hızlı) çalınması gerektiğini belirten, Presto'dan (çok hızlı) daha
hızlı, genellikle dakikada 200 vuruş (BPM) ve üzeri hızları ifade eden,
İtalyanca kökenli bir tempo terimi; çok çok hızlı, mümkün olan en yüksek hızda
icra edilmesi gereken tempo
presto :
lat., ita * praesto (hazır, burada, hızlı, çabuk) * müzikte oldukça hızlı,
çabuk ve acele tempoyu (hız) belirten, dakikada 168-200 vuruş (BPM) arasında
değişen, çok yüksek tempolu parçalar veya bölümler için kullanılan İtalyanca
bir terim
presyon :
lat. * pressio (premere (basmak, bastırmak, sıkmak, üzerine ağırlık koymak),
pressare (sıkmak, bastırmak, sıkıştırmak), pressus (sıkma, bastırma,
sıkıştırma) + sio (isim yapım eki) ) * bir yüzeye uygulanan kuvvet sonucu
oluşan basınç, sıkıştırma veya tıbbi/fiziksel olarak dıştan içe doğru uygulanan
baskı durumu, basınç
pretansiyon :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + tensio (tendere (germek, uzatmak, yöneltmek) +
sio (isim yapım eki) ) * kişinin kendisine ait olmayan bir değeri, yeteneği
veya statüyü varmış gibi gösterme eğilimi, iddia veya aşırı kendini gösterme
tutumu, gibi yapma
preterm :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + terminus (sınır, son, bitim, bitiş noktası) *
gebeliğin normal süresinden önce gerçekleşen doğum durumu, erken doğum
pretoria :
lat. * pretorius (Voortrekker (öncü göçmen) lideri Andries Pretorius'un
soyadından) praetor (Roma’da yüksek yargıç ve yönetici) (prae (ön, önce, evvel)
+ ire (gitmek, hareket etmek) + tor (-cı, yapan, eden eki) ) + ius (isim yapım
eki) * Güney Afrika'nın başkenti
pretransplant :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + transplantus (transplantare (başka bir yere
dikmek, nakletmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) +
plantare (dikmek, ekmek, yerleştirmek) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım
eki) ) * organ veya doku nakli işleminden önceki döneme ait olan veya bu işlem
öncesinde gerçekleştirilen hazırlık ve değerlendirme aşaması, transplantasyon
öncesi
prevalans :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + valentia (kudret, kuvvet, güç) (valere (güçlü
olmak, kuvvetli olmak; sağlıklı olmak; değeri olmak) + entia (isim yapım eki) )
* belirli bir zaman diliminde bir toplumda mevcut olan hastalık veya durumların
toplam görülme sıklığı (epidemiyolojik ölçüt)
prevalant :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + valens, valent (güçlü, değerli) (valere (güçlü
olmak, sağlıklı olmak, değerli olmak) + ens, ent (sıfat yapım eki) ) * bir
toplumda veya ortamda diğerlerine göre daha sık görülen, baskın veya yaygın
olan
prevansiyon :
lat. * praevenire (önceden gelmek, önlemek, önüne geçmek, engellemek) (prae
(ön, önce, evvel) + venire (gelmek) ) + tio (isim yapım eki) * bir olayın,
hastalığın veya istenmeyen durumun ortaya çıkmasını önlemek amacıyla önceden
alınan tedbirler ve engelleme süreci, önleme, engelleme, mani olma, önüne geçme
prevantif :
lat. * praevenire (önceden gelmek, önlemek, önüne geçmek, engellemek) (prae
(ön, önce, evvel) + ventus (gelme, geliş; esme hareketiyle gelen hava akımı,
rüzgar) (venire (gelmek) ) + tus (isim yapım eki) ) + ivus (ile ilgili, -a ait)
* bir olayın veya hastalığın ortaya çıkmasını engellemeye yönelik, önleyici
nitelik taşıyan, önleyici, engelleyici
prevantoryum :
lat. * praevenire (önceden gelmek, önlemek, önüne geçmek, engellemek) (prae
(ön, önce, evvel) + ventus (gelme, geliş; esme hareketiyle gelen hava akımı,
rüzgar) (venire (gelmek) ) + tus (isim yapım eki) ) + or (-cı, yapan, eden eki)
+ ium (yer eki) * hastalıkların özellikle bulaşıcı olanların yayılmasını
önlemek amacıyla kurulmuş bakım ve gözetim yeri, önleyici sağlık kurumu
preventif :
lat. * praevenire (önceden gelmek, önlemek, önüne geçmek, engellemek) (prae
(ön, önce, evvel) + ventus (gelme, geliş; esme hareketiyle gelen hava akımı,
rüzgar) (venire (gelmek) ) + tus (isim yapım eki) ) + ivus (ile ilgili, -a ait)
* bir olayın veya hastalığın ortaya çıkmasını engellemeye yönelik, önleyici
nitelik taşıyan, önleyici, engelleyici
prezans :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + esse (olmak) + entia (isim yapım eki) * belirli
bir yerde var olma, bulunma, mevcut olma ve hissedilme durumu, mevcudiyet, var
olma, bulunma, huzurda olma
prezantabl :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + esse (olmak) + entia (isim yapım eki) + abilis
(olabilir, yapılabilir, mümkün eki) * görünüş veya durum bakımından başkalarına
sunulmaya uygun, düzgün ve kabul edilebilir halde olan, sunulabilir
prezantasyon :
lat. * praesentare (sunmak) (prae (ön, önce, evvel) + esse (olmak) + entia
(isim yapım eki) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) * bir
bilgiyi, ürünü veya düşünceyi başkalarına açıklamak ve göstermek amacıyla
düzenli biçimde sunma eylemi, sunum
prezentasyon :
lat. * praesentare (sunmak) (prae (ön, önce, evvel) + esse (olmak) + entia
(isim yapım eki) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) * bir
bilgiyi, ürünü veya düşünceyi başkalarına açıklamak ve göstermek amacıyla
düzenli biçimde sunma eylemi, sunum
prezervasyon :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + servare (korumak, muhafaza etmek, saklamak,
sakınmak) + tio (isim yapım eki) * bir şeyin bozulmasını, kaybolmasını veya
zarar görmesini önlemek amacıyla onu koruma ve muhafaza etme süreci, koruma,
muhafaza etme
prezervatif :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + servare (korumak, muhafaza etmek, saklamak,
sakınmak) + tio (isim yapım eki) + ivus (ile ilgili, -a ait) * koruyucu,
muhafaza edici, sakınıcı; cinsel ilişki sırasında istenmeyen gebelikleri
önlemek ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan (HIV, bel soğukluğu vb.)
korunmak amacıyla penise takılan, genellikle lateks malzemeden üretilen esnek
ve ince bir bariyer yöntemi, kondom (doğum kontrol hapları, rahim içi araçlar
(spiral), deri altı implantları, aylık/3 aylık iğneler, prezervatif (kondom)
kullanımı, tüplerin bağlanması prezervatif yöntemler kapsamındadır.)
prezidans :
lat. * prae (ön, önce, evvel) + sedere (oturmak, yerleşmek, konumlanmak,
durmak, kalmak) + entia (isim yapım ve durum eki) * bir topluluğa, kurula veya
devlete başkanlık etme, yönetim makamında bulunma ve yönlendirme görevini ifade
eden durumu, başkanlık
prezidyum :
lat. * praesidium (koruma, muhafızlık, garnizon) (prae (ön, önce, evvel) +
sedere (oturmak, yerleşmek, konumlanmak, durmak, kalmak) + ium (isim yapım ve
yer eki) ) * bir kurulu, meclisi veya yönetim organını yöneten başkanlık
heyeti; kolektif yönetim organı
priapizm :
gre. * priapos (Yunan mitolojisinde orantısız derecede büyük ve sürekli
ereksiyon halinde olan bir penisle (fallus) tasvir edilen, bolluk, bereket,
üreme gücü ve doğurganlık tanrısı) + ismos (isim yapım, durum, öğreti, doktrin,
akım eki) * cinsel uyarı olmaksızın veya cinsel uyarının sona ermesinden sonra
peniste 4 saatten uzun süren, genellikle ağrılı ve istemsiz sertleşme
(ereksiyon) durumu
priapos :
gre. * priapos (üremenin eril gücü) * Yunan mitolojisinde orantısız derecede
büyük ve sürekli ereksiyon halinde olan bir penisle (fallus) tasvir edilen,
bolluk, bereket, üreme gücü ve doğurganlık tanrısı (kelime, antik dönemde Misya
(Marmara'nın güneyi) bölgesindeki Lapseki (Lampsakos) kentinde ortaya çıktığı
için büyük olasılıkla Hint-Avrupa öncesi döneme ait Anadolu kökenli yerel bir
dilden Yunancaya (Príapos) geçmiştir.)
prilokain :
lat. * propion (propiyon; üç karbonlu asit kökü, “prop-” zinciri) + lign
(lignin/anilid türevi kök; anilin benzeri aromatik amin yapısı) + caine (lokal
anestezik ester/amit türevi ilaç adlandırma eki) * amino amid tipi, hızlı etki
başlangıcına sahip olan, diş hekimliğinde enjeksiyon (Citanest) ve
cilt/mukozada topikal (EMLA-Lidokain ile kombinasyon) olarak ağrı hissini bloke
etmek için kullanılan, sinir iletimini sodyum kanallarını engelleyerek geçici
olarak durduran (bloke eden) lokal bir anestezik (C13H20N2O)
prim :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) * birinci/üstün olma, ek ödeme,
teşvik veya ödül; sigorta ve finans alanında ödenen karşılık bedel
prima :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + a (dişil eki) * birinci, en
önce gelen; birinci sınıf/üstün kaliteli; ilk/başta gelen kadın kişi
primadonna :
lat., ita. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + a (dişil eki) + domina
(hanımefendi, evin sahibi), donna (kadın) (ita.) * operada başrolü oynayan ve
eseri seslendiren en önemli kadın sanatçı; aşırı ilgi ve özel muamele bekleyen
kaprisli ünlü kişi (mecazi)
primaj :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + agium (isim yapım eki) *
Türkiye'den yola çıkan ihracat ürünleri için armatörün riskini minimize
edebilmek için navlun ücretine eklediği ek ücret
primakin :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + a (dişil eki) + quin (quinolin;
azot içeren aromatik halka bileşik) * özellikle Plasmodium vivax ve Plasmodium
ovale parazitlerinin neden olduğu sıtma enfeksiyonlarını tedavi etmek ve
tekrarlamasını (nüksünü) önlemek için kullanılan, 8-aminoquinoline türevi
antimalaryal ilaç sınıfına ait antiprotozoal (sıtma önleyici) ilacın etken
maddesi (C15H21N3O)
primat :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + atus (sıfat yapım eki) *
lemurlar, lorisler, tarsiyerler, maymunlar, insansı maymunlar ve insanı
kapsayan, gelişmiş beyin yapısı, yüksek bilişsel yetenekleri, kavrayıcı eller
ve yüksek zeka ve gelişmiş el yapılarıyla karakterize edilen memeliler takımı
primer :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + aris (ile ilgili, -a ait) * bir
şeyin en temel, ilk, başlangıç düzeyindeki veya esas olan aşaması, tabakasın
veya unsuru, ilkel, öncel, birincil
primidon :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + idon (barbitürat/oksazolidinon
türevli ilaç adlarında kullanılan yapay isimlendirme eki) * başta epilepsi
(sara) nöbetleri olmak üzere, çeşitli beyin kaynaklı nöbetlerin ve esansiyel
tremorun (titreme) tedavisinde kullanılan, vücutta aktif form olan
fenobarbital'e dönüşerek beynin aşırı aktif sinirlerini sakinleştiren
barbitürat sınıfı reçeteli bir antikonvülsan (nöbet önleyici) ilacın etken
maddesi (C12H14N2O2)
primigravid :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + a (dişil eki) + gravida (ağır,
yüklü; gebe, hamile) * ilk kez hamile kalan kadın
primigravida :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + a (dişil eki) + gravida (ağır,
yüklü; gebe, hamile) * ilk kez hamile kalan kadın
primipar :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + a (dişil eki) + parere (ortaya
çıkarmak, doğurmak, üretmek, yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek, ürermek,
öne getirmek, başarmak; görünmek, belirmek, ortaya çıkmak) * ilk kez doğum
yapmış veya doğum yapmak üzere olan (ilk gebeliği olan) kadın
primitif :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ivus (ile ilgili, -a ait) *
ilkel, iptidai, gelişmemiş, basit
primitif sanat :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ivus (ile ilgili, -a ait)
(lat.) + sanaa (yapmak, üretmek, icat etmek, bir şey ortaya koymak, tasarlamak)
+ at (isim yapım ve çoğul eki) (ara.) * tarih öncesi dönemlerdeki uygarlaşmamış
toplulukların büyü ve inanç temelli, yalın, figüratif ve duyguyu yansıtan,
genellikle mağara resimleri, maskeler ve heykellerle kendini gösteren, Matisse
ve Picasso gibi sanatçıları etkileyen, modern sanatı besleyen özgün ve samimi
bir ifade arayışı niteliğindeki sanatsal üretimleri
primitivizm :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ivus (ile ilgili, -a ait) +
ismus (isim yapım, durum, öğreti, doktrin, akım eki) * modern endüstriyel
yaşamın ve medeniyetin yozlaştırıcı etkilerine tepki olarak, avcı-toplayıcı
veya kırsal yaşamın daha saf, masum ve etik olduğunu savunan, teknolojik
gelişimi ve yerleşik düzeni (tarım devrimi) reddederek "doğal" olana
dönüşü hedefleyen felsefi, sanatsal ve anarşist bir akım
primobolan :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + bolan (methenolone steroid
çekirdeğinin marka adlandırmasında kısaltılmış türevi) * kas kütlesini
artırmak, yağ yakımını desteklemek ve gücü yükseltmek amacıyla vücut geliştirme
ve fitness dünyasında yaygın olarak kullanılan, yağsız kas kazanımı ve
definasyon (yağ yakma, kuruma) sağlayan, su tutmayan ve antrenman sonrası
toparlanmayı hızlandıran DHT türevi bir anabolik steroid, metenolon (C27H42O3)
primordial :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ordiri (başlamak, sıraya
koymak, sıralamak, düzenlemek, dizmek, nizam vermek) + alis (sıfat yapım eki;
ile ilgili, -a ait) * zamanın başlangıcından beri mevcut olan, en temel veya
gelişim sürecinin en başında olan, ilk, başlangıçta var olan, ilkel, temel, en
eski veya kökensel
primordiyal :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ordiri (başlamak, sıraya
koymak, sıralamak, düzenlemek, dizmek, nizam vermek) + alis (sıfat yapım eki;
ile ilgili, -a ait) * zamanın başlangıcından beri mevcut olan, en temel veya
gelişim sürecinin en başında olan, ilk, başlangıçta var olan, ilkel, temel, en
eski veya kökensel
primordiyum :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ordiri (başlamak, sıraya
koymak, sıralamak, düzenlemek, dizmek, nizam vermek) + ium (isim yapım eki) *
bir organın, dokunun veya yapının gelişiminin en erken tanınabilir aşaması, ilk
taslağı veya kök hücresel yapısı; bir canlının organlarının henüz şekillenmeye
başladığı ilkel yapı
primula :
lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ula (dişil küçültme eki) *
Primulaceae (çuhaçiçeğigiller) familyasına bağlı, kış sonu ve erken ilkbaharda
çiçek açan otsu bir süs bitkisi cinsi, çuha çiçeği, onbiraylık
primulaceae :
lat. * primulus, primula (ilk, en önce, en erken, çuha çiçeği cinsi) + aceae
(-giller, bitki familyası eki) * çoğunlukla otsu ve çok yıllık bitkileri
içeren, genellikle tabanda rozet oluşturan yapraklara, beş parçalı çiçeklere ve
kapsül biçiminde meyvelere sahip olan, çuha çiçeği ve siklamen gibi süs bitkisi
olarak yetiştirilen türleri de kapsayan bitki familyası, Çuhaçiçeğigiller
print :
lat., ing. * premere (basmak, bastırmak, sıkmak, üzerine ağırlık koymak)
(lat.); print (basmak, yazmak, damga vurmak) (ing.) * metin, veri veya çıktıyı
ekrana, kâmağıda veya bir çıkış birimine yazdırmak, basmak anlamına gelen
bilgisayar komutu ve fiil; yayımlamak; küçük harflerle yazmak, matbaa
harfleriyle yazmak; klişeden basılmış resim çıkarmak; foto. negatiften resim
çıkarmak; matbaacılık yapmak.
printer :
lat., ing. * premere (basmak, bastırmak, sıkmak, üzerine ağırlık koymak)
(lat.); print (basmak, yazmak, damga vurmak) + er (-cı, yapan, eden eki) (ing.)
* bilgisayarda yazılanların kağıda basılmasını sağlayan dijital cihaz, yazıcı
prion :
ing. * proteinaceous (proteinli) + infectious (bulaşıcı) + virion (virüs
taneciği) (virus (zehir) + on (parçacık, tanecik eki) * DNA veya RNA içermeyen,
beyinde normal proteinlerin anormal şekilde katlanmasına yol açarak ölümcül
nörodejeneratif hastalıklara neden olan bulaşıcı bir protein taneciği
prionodon :
gre. * prion (testere, testere dişi) + odous (diş), odontos (diş ile ilgili) *
testere dişli; Viverridae (misk kedisigiller) familyasından, Asya’da yaşayan
linsangları kapsayan etçil memeli cinsi
pristidae :
gre. * pristes (testere, testere balığı; kesici dişli yapı) + idae (-giller,
hayvan familyası eki) * başlarının ön kısmında her iki kenarında diş biçimli çıkıntılar
bulunan uzun ve yassı bir rostrum taşıyan, tropikal ve subtropikal denizlerin
yanı sıra bazı tatlı sularda yaşayan, bu rostrumu avlarını bulma ve etkisiz
hâle getirmede kullanan testere balıklarını kapsayan kıkırdaklı balıklar
familyası, Testere balığıgiller
priştine :
arn. * prişi (toplanılan yer, pazar) + tina (son ek) * Kosova'nın başkenti
priz :
fra. * prendre (tutmak, almak), prise (tutma, alma, yakalama, bağlantı noktası)
* elektrik enerjisini şebekeden alıp cihazlara aktarmak için duvarda veya
yüzeyde sabit bulunan, elektrikli cihazların fişlerinin takıldığı, güvenli
enerji iletimini sağlayan bağlantı noktası (inşaat sektöründe, beton veya
çimentonun su ile birleşip sertleşmeye başlaması sürecine de "priz
alma" denir.)
prizma :
gre. * prissein (kesmek, dilimlemek, bölmek), prisma (kesme, dilimleme, bölme,
açı oluşturma) * tabanları paralel çokgen olan ve yan yüzleri dikdörtgen
şeklinde olan üç boyutlu cism; ışığı kırarak spectrumuna (tayfına, renklerine)
ayıran üç boyutlu saydam şekil
pro :
gre. * pro (ön, önde, için, lehine) * bir şeyin tarafında olma, destekleme veya
bir şeyin önüne, ilerisine yönelme; profesyonel kelimesinin kısaltması
pro re nata :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + res (şey, durum)
+ nasci (doğmak, oluşmak, meydana gelmek), natus (doğmuş, oluşmuş, meydana
gelmiş) + alis (ile ilgili, -a ait) ) * duruma göre, ihtiyaç oldukça,
gerektiğinde
proakselerin :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + accelerare
(hızlandırmak) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * kanın
pıhtılaşma sürecinde (kaskadında) önemli bir role sahip olan, Faktör V (Faktör
5) veya labil faktör olarak da bilinen non-enzimatik bir protein
proaktif :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + agere (yapmak,
etmek, eylemek, eylemde bulunmak, işlemek, sürmek, gütmek, yönetmek,
yönlendirmek, hareket ettirmek), actus (eylem, yapma eylemi) + ivus (ile
ilgili, -a ait) (lat.) * herhangi bir durumun oluşma potansiyelini öngörüp
gerekli tedbirleri ve aksiyonları alan
prob :
lat. * probare (denemek, tecrübe etmek, test etmek, kanıtlamak, ispatlamak,
onaylamak, doğrulamak) (probus (iyi, dürüst, doğru, uygun) + are (fiil mastar
eki) ) * fiziksel veya çevresel değişimleri (sıcaklık, konum, boyut) algılayıp
ölçülebilir elektrik sinyaline dönüştüren, genellikle ucu ince ve uzun olan,
tıpta (ultrason) vücut içine ses dalgaları gönderen, endüstride ise yüzeyleri
kontrol eden bir "anahtar" gibi çalışan ve verilerin doğru
ölçülmesini sağlayan hassas sensör veya ölçüm cihazı başlığı
probabilite :
lat. * probare (denemek, tecrübe etmek, test etmek, kanıtlamak, ispatlamak,
onaylamak, doğrulamak) (probus (iyi, dürüst, doğru, uygun) + are (fiil mastar
eki) ) + abilis (olabilir, yapılabilir, mümkün eki) + itas (isim yapım ve durum
eki) * bir olayın gerçekleşme ihtimalini sayısal olarak ifade eden, belirsizlik
ölçümüne dayalı matematiksel bir kavram, muhtemel olma derecesi/ölçüsü, ihtimal,
olabilirlik, olasılık
probabilizm :
lat. * probare (denemek, tecrübe etmek, test etmek, kanıtlamak, ispatlamak,
onaylamak, doğrulamak) (probus (iyi, dürüst, doğru, uygun) + are (fiil mastar
eki) ) + abilis (olabilir, yapılabilir, mümkün eki) + ismus (isim yapım, durum,
öğreti, doktrin, akım eki) * kesin bilginin mümkün olmadığını, bilginin ancak
yüksek bir olasılık (ihtimal) değeri taşıyabileceğini savunan, septisizm
(şüphecilik) ile dogmatizm arasında bir orta yol sunan ve bilimde (istatistik,
kuantum) determinizmin zıttı olarak kullanılan felsefi ve bilimsel bir akım,
olasılıkçılık
proband :
lat. * probare (denemek, tecrübe etmek, test etmek, kanıtlamak, ispatlamak,
onaylamak, doğrulamak) (probus (iyi, dürüst, doğru, uygun) + are (fiil mastar
eki) ) + andus (isim yapım eki) * genetik çalışmalarda veya soyağacı
analizlerinde (pedigri), kalıtsal bir hastalığın veya özelliğin ailede
incelenmesine neden olan ilk kişi, index vaka
probe :
lat. * probatus (probare (denemek, tecrübe etmek, test etmek, kanıtlamak,
ispatlamak, onaylamak, doğrulamak) (probus (iyi, dürüst, doğru, uygun) + are
(fiil mastar eki) ) + atus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) * derinlemesine
araştırılmış, incelenmiş, soruşturulmuş, yoklanmış; sonda ile kontrol edilmiş
probenesid : gre.,
lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride,
öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + benzo (benzoik asit kökü;
aromatik benzen türevi) + sülfid, ide (ikili bileşik, anyon eki) (lat.) *
kronik gut hastalığı (damla hastalığı) ve gut artritini önlemek için kullanılan,
yüksek ürik asit seviyelerini düşürerek eklemlerde kristal oluşumunu ve buna
bağlı ağrılı atakları engellemeye yardımcı olan, böbreklerden ürik asit
atılımını artıran (ürikozürik) ilacın etken maddesi (C13H19NO4S) )
probiosis :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + bios (yaşam, hayat,
canlılık, dirilik, dirim) + isis (isim yapım eki) * sindirim sistemi florasını
destekleyen, "iyi veya dost bakteriler" olarak bilinen, bağırsak
sağlığı, sindirimi iyileştirme ve bağışıklık sistemini güçlendirme amacıyla
kullanılan, patojen bakterilerin çoğalmasını engelleyerek bağırsak bariyerini
güçlendiren yararlı canlı mikroorganizmaların genel adı, probiyotik
probiyotik :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + bios (yaşam, hayat,
canlılık, dirilik, dirim) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * sindirim sistemi
florasını destekleyen, "iyi veya dost bakteriler" olarak bilinen,
bağırsak sağlığı, sindirimi iyileştirme ve bağışıklık sistemini güçlendirme amacıyla
kullanılan, patojen bakterilerin çoğalmasını engelleyerek bağırsak bariyerini
güçlendiren yararlı canlı mikroorganizmaların genel adı, probiyosis
problem :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ballein (atmak, fırlatmak,
savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek) + ema (isim yapım eki)
(gre.) * öne çıkan durum, önerme; çözülmesi gereken mesele, sorun, güçlük veya
aşılması gereken engel, sorun, sıkıntı
problematik :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ballein (atmak,
fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek) + ema (isim
yapım eki) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) (gre.) * sorunsal, çözümü şüpheli
veya belli olmayan, tartışılması gereken; sorunlu, karışık veya şüphe uyandıran
proboscidea :
gre., lat. * proboscis (hortum, fil hortumu; burun ve uzamış ağız yapısı) (pro,
pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne
doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + boskis (boskein (beslemek, otlatmak)
+ is (isim yapım eki) ) (gre.) + idae (-giller, hayvan familyası eki) (lat.) *
üst dudak ve burunun birleşmesiyle oluşmuş uzun ve hareketli bir hortuma sahip,
uzamış kesici dişleri (fildişleri) bulunan, günümüzde filler ve soyu tükenmiş
mamutlar ile mastodon benzeri hortumluları kapsayan büyük karasal memeliler
familyası, Hortumlugiller
proboscis :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + boskis (boskein
(beslemek, otlatmak) + is (isim yapım eki) ) * beslenmek için kullanılan
hortum, burun uzantısı; hayvanlarda özellikle besin alma, dokunma veya çevreyi
algılama işlevi gören, baş bölgesinden uzamış hareketli ağız veya burun yapısı;
özellikle filler gibi hortumlularda burun ve üst dudağın birleşmesiyle oluşan
uzun ve esnek organ
procellariidae :
lat. * procellaria (fırtına kuşu cinsi adı) (procella (fırtına, bora, şiddetli
rüzgar, şiddetli deniz fırtınası) + arius (ile ilgili, ait olan) ) + idae
(-giller, hayvan familyası eki) * deniz yaşamına güçlü biçimde uyum sağlamış,
uzun ve dar kanatlarıyla açık denizlerde uzun süre süzülebilen, burun delikleri
gagalarının üst kısmındaki tüp biçimli yapılarda bulunan, çoğunlukla balık,
kalamar ve diğer denizel canlılarla beslenen albatros, yelkovan ve fırtına
kuşlarını kapsayan deniz kuşları familyası, fırtınakuşugiller, yelkovangiller,
yelkovankuşugiller
procellariiformes :
lat. * procellaria (fırtına kuşu cinsi adı) (procella (fırtına, bora, şiddetli
rüzgar, şiddetli deniz fırtınası) + arius (ile ilgili, ait olan) ) + formis
(şekilli, biçimli) (forma (şekil, biçim, kalıp) + is (ile ilgili, -a ait) ) *
uzun ve dar kanatlarıyla açık denizlerde süzülmeye uyum sağlamış, burun
delikleri gagalarının üzerinde tüp biçimli yapılarda bulunan, çoğunlukla
denizel canlılarla beslenen ve yaşamlarının büyük bölümünü deniz üzerinde geçiren
albatros, fırtına kuşu, yelkovan ve dalıcı fırtına kuşlarını kapsayan kuşlar
takımı, Fırtınakuşlarıtakımı
procyonidae :
gre., lat. * prokyon (Küçük Köpek, Büyük Ayı takımyıldızındaki yıldız; köpekten
önce gelen) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + kyon (köpek) ) (gre.) +
idae (-giller, hayvan familyası eki) (lat.) * çoğunlukla küçük ve orta
büyüklükte, genellikle gece etkin, hepçil veya fırsatçı beslenen, beş parmaklı
ayaklara sahip ve ağaçlara tırmanabilen rakun, koati ve kinkaju gibi memelileri
kapsayan familya, Rakungiller
proçes :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + cedere (gitmek,
ilerlemek, yol almak, uzaklaşmak, çekilmek), cessus (gidiş, ilerleyiş) (lat.) *
süreç, işlem veya bir işin başından sonuna kadar geçen çalışma aşamaları; ham
maddelerin veya girdilerin belirli fiziksel/kimyasal işlemlerden geçerek nihai
bir ürüne veya hizmete dönüştüğü süreç, işleyiş veya vetire
prodigi :
gre., lat. * prodigium (alamet, kehanet, doğaüstü olay) (protos (ilk, birinci,
baş, ön, önce, öncel, önde) (gre.); pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde,
önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde,
gerektikçe) + agere (yapmak, etmek, eylemek, eylemde bulunmak, işlemek, sürmek,
gütmek, yönetmek, yönlendirmek, hareket ettirmek) + ium (isim yapım eki) )
(lat.) * genç yaşta sıra dışı zihinsel veya sanatsal yetenek gösteren kişi,
dahi, harika çocuk, olağanüstü yetenek
prodrom :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + dramein (koşmak),
dromos (koşu, koşma; yön, rota, yol, pist, sokak) * bir hastalığın veya sağlık
sorununun en belirgin, karakteristik semptomları ortaya çıkmadan önce görülen
erken belirtiler, öncü işaretler; hastalığın ayak sesleri (mecazi)
prodromal :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + dramein (koşmak),
dromos (koşu, koşma; yön, rota, yol, pist, sokak) (gre.) + alis (ile ilgili, -a
ait) (lat.) * bir hastalığın veya sağlık sorununun en belirgin, karakteristik
semptomları ortaya çıkmadan önce görülen erken belirtiler, öncü işaretler ile
ilgili; bir hastalığın veya durumun asıl, şiddetli belirtileri ortaya çıkmadan
önce görülen ön belirti, başlangıç dönemi veya habercisi
prodrug :
gre., ing. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + drug (ilaç) *
vücuda alındığında farmakolojik olarak inaktif veya az aktif olan, ancak
metabolik süreçler (enzimler, pH değişimi vb.) sonucu aktif ilaç formuna
dönüşen, ilacın emilimini, hedef dokuya ulaşımını (biyoyararlanım) artırmak, tadını
iyileştirmek veya yan etkilerini azaltmak gibi işlevleri olan molekül, ön ilaç
prodüksiyon :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + ducere
(yönlendirmek, liderlik etmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak, kapmak)
+ tio (isim yapım eki) (lat.); production (fra.) * üretim, yapım, imalat; medya
ve sanat sektöründe ise bir film, dizi, reklam, müzik klibi veya içerik
projesinin fikir aşamasından nihai ürüne kadar geçen planlama, çekim ve kurgu
süreçlerinin tamamı
prodüktif :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + ducere
(yönlendirmek, liderlik etmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak,
kapmak), ductus (yönlendirilmiş, liderlik edilmiş, sürülmüş, yol gösterilmiş,
götürülmüş, tutulmuş, kapılmış) + ivus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * üretken,
verimli, semere veren, harcanan kaynaklara kıyasla yüksek çıktı sağlayan;
verimli çalışan; balgam çıkaran öksürük (prodüktif öksürük)
prodüktivite :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + ducere
(yönlendirmek, liderlik etmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak,
kapmak), ductus (yönlendirilmiş, liderlik edilmiş, sürülmüş, yol gösterilmiş,
götürülmüş, tutulmuş, kapılmış) + ivus (ile ilgili, -a ait) + itas (isim yapım
ve durum eki) (lat.) * harcanan emek, zaman veya kaynak (girdi) karşılığında
elde edilen ürün veya hizmetin (çıktı) miktarı, verimlilik, üretkenlik
prodüktör :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre. + ducere
(yönlendirmek, liderlik etmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak,
kapmak), ductus (yönlendirilmiş, liderlik edilmiş, sürülmüş, yol gösterilmiş,
götürülmüş, tutulmuş, kapılmış) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.) * müzik,
film, televizyon veya reklam gibi sanatsal ve ticari projelerin fikir
aşamasından nihai ürüne kadar olan tüm yaratıcı, finansal ve organizasyonel
süreçlerini yöneten, denetleyen kişi, yapımcı, üretici (Sanatçıların vizyonunu
hayata geçiren, teknik detayları (ses kaydı, düzenleme vb.) ve ekip
koordinasyonunu sağlayan lider pozisyondur.)
profaz :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + phainein (parlamak,
ışıldamak, ışık saçmak, parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, oluşmak,
göstermek, açığa çıkarmak, göstermek, görünür kılmak), phasis (görünüş,
görünüm, görünme, ortaya çıkma, tezahür etme, belirme, evre) * hücre
bölünmesinin başlangıç evresi olan, kromatin ipliklerinin yoğunlaşarak belirgin
kromozomlara dönüştüğü, çekirdekçiğin ve çekirdek zarının giderek kaybolduğu,
mitoz ve mayoz bölünmede iğ ipliklerinin oluşmaya başladığı hücresel evre,
bölünmenin ilk evresi
profesi :
gre. * propheteia (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül,
ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + pheteia (söylem,
söyleme, bildiri, bildirme) (phemi (söylemek, bildirmek), phetes (söyleyen,
konuşan; kahin) + eia (isim yapım ve durum eki) ) * gelecekte gerçekleşecek
olaylara ilişkin ilahi veya sezgisel bir öngörüyü önceden bildirme, kehanet
profesör : gre.,
lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + fateri (itiraf
etmek, açıkça söylemek) + or (-cı, yapan, edem kişi eki) (lat.); professeur
(fra.) * bir bilgiyi açıkça beyan eden; belirli bir alanda öğretim ve uzmanlık
yetkisine sahip akademik kişi
profesyon :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + fateri (itiraf
etmek, açıkça söylemek) + tio (isim yapım eki) (lat.); profession (fra.) * bir
kişinin açıkça beyan ettiği uğraş alanı, uzmanlık gerektiren meslek
profesyonel :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + fateri (itiraf
etmek, açıkça söylemek) + tio (isim yapım eki) + alis (ile ilgili, -a ait)
(lat.); professionel (fra.) * bir meslekle ilgili olan, o mesleği yetkin ve
düzenli şekilde icra eden kişi veya nitelik; bir işi maddi kazanç sağlamak
amacıyla meslek olarak yapan, o alanda uzmanlaşmış, eğitimli ve tecrübeli kişi
profet :
gre. * propheteia (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül,
ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + phemi (söylemek,
bildirmek), phetes (söyleyen, konuşan; kahin) * dini veya mistik bir inanç
sistemi içinde, ilahi doğaüstü bir kaynaktan aldığı kabul edilen bilgiyi
geleceğe dair haber veya uyarı olarak insanlara aktardığına inanılan kişi,
kahin, peygamber
profil :
lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + filum (ip, çizgi; ince
hat, kontur) * bir nesnenin, yüzün veya yapının yandan görünen dış hatlarını
veya bir şeyin genel görünümünü ve karakteristik özelliklerini gösteren çizim
veya tanım; sosyal medyada kullanıcı bilgileri; yapı sektöründe metal çubuk
profilaksi :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (lat.) + phylaxis
(koruma, savunma, sakınma, gözetme, esirgeme) (phylassein (korumak, gözetmek,
savunmak, sakınmak, esirgemek) + axis (isim yapım eki) ) * hastalık veya
zararlı bir durumun ortaya çıkmadan önce önlenmesi veya kişinin hastalıktan
korunması, hastalığın oluşmaması için uygulanan tedavi ve önlemlerin tümü
profilaktik :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + phylaxis (koruma,
savunma, sakınma, gözetme, esirgeme) (phylassein (korumak, gözetmek, savunmak,
sakınmak, esirgemek) + axis (isim yapım eki) ) + ikos (ile ilgili, -a ait,
gibi) * hastalık veya zararlı bir durum ortaya çıkmadan önce onu önlemeye
yönelik olan (ilaç, prosedür, uygulama vb.)
profillagrin :
lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + filum (ip, çizgi; ince
hat, kontur) + granum (tanecik, granül) + ine (kimyasal bileşik eki) * derinin
en dış tabakası olan epidermiste bulunan, keratohiyalin granüllerinin ana
bileşeni olan, keratin liflerinin düzenlenmesinde rol oynayan, özellikle
stratum granulosum (taneli tabaka) hücrelerinde yoğunlaşan Filaggrin proteini
öncüsü
profilometri :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + phyllon (yaprak) +
metria (ölçüm, ölçme) (metron, metros (ölçü) + eia (isim yapım, yer ve durum
eki) ) * bir yüzeyin profilini, yani yükseklik, derinlik, pürüzlülük,
dalgalılık ve biçimindeki mikroskobik veya makroskobik değişimleri ölçerek
yüzey topografyasını nicel olarak belirleme yöntemi, yüzey profil ölçümü
proflaksi :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + phylaxis (koruma,
savunma, sakınma, gözetme, esirgeme) (phylassein (korumak, gözetmek, savunmak,
sakınmak, esirgemek) + axis (isim yapım eki) ) * hastalık veya zararlı bir
durumun ortaya çıkmadan önce önlenmesi veya kişinin hastalıktan korunması,
hastalığın oluşmaması için uygulanan tedavi ve önlemlerin tümü
profondör :
gre., lat., fra. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül,
ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + fundus
(dip, taban, derinlik) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.); profondeur (fra.) * bir
nesnenin dibinin yüzeyine veya ağzına olan uzaklığı, derinlik
proforma :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + forma (şekil,
biçim, kalıp, taslak, dış görünüş, yapı) (lat.) * şekil için, form için; bir ticari
işlemi tanımlamak için verilen ön belge, geçici belge
proforma fatura :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + forma (şekil,
biçim, kalıp, taslak, dış görünüş, yapı) + facere (yapmak, etmek, eylemek, oluşturmak,
meydana getirmek, işlemek), factura (oluşum, yapım, işlem, imalat, üretim)
(lat.) * satıcının alıcıya bir mal veya hizmet satışından önce sunduğu, yasal
mali yükümlülüğü olmayan, ön teklif veya ön fatura niteliğindeki belge, on
fatura, tekkif faturası, taslak fatura
profundus :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + fundus (dip,
taban, derinlik) (lat.) * derin, derinde yer alan
progeni :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + gennaein (doğurmak,
üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya
çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) + eia (isim
yapım, yer ve durum eki) * bir canlı türünün veya bireyin soyu, nesli veya atalarından
gelen kuşağı; bir canlının, virüsün veya hücrenin üreme sonucu oluşturduğu yeni
nesil, yavrular veya döl
progenitör :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + gennaein (doğurmak,
üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya
çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) + eia (isim
yapım, yer ve durum eki) (gre.) + tor (-cı, yapan, eden eki) (lat.) * bir soyun
başlangıcında yer alan, kendisinden sonraki nesilleri meydana getiren ata veya
ilk ebeveyn
progeria :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + geras, geros (yaşlılık)
+ eia (isim yapım ve durum eki) * LMNA geninde meydana gelen spontan (kalıtsal
olmayan) bir mutasyona bağlı olarak progerin adı verilen hatalı bir proteinin
oluşması nedeniyle, özellikle çocukluk döneminde ortaya çıkan ve hücresel
düzeyde hızlanmış yaşlanma süreçleri nedeniyle büyüme geriliği, deri incelmesi,
damar sertliği gibi belirtilerle seyreden nadir ve ilerleyici bir hastalık
durumu
progesteron :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + gestare
(taşımak, götürmek, yüklenmek, üstlenmek, gebeliği sürdürmek; kayıt altına
almak) + one (oksijenli bileşik, keton (C=O) türevi, karbonil grubu) (lat.) *
kadın üreme sisteminde yumurtalıklar ve plasenta tarafından üretilen, rahim iç
zarını gebeliğe hazırlayan, gebeliğin sürdürülmesini destekleyen ve adet
döngüsünün düzenlenmesinde rol oynayan steroid hormon (C21H30O2)
progestin :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + gestare
(taşımak, götürmek, yüklenmek, üstlenmek, gebeliği sürdürmek; kayıt altına
almak) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * vücutta
Progesterone hormonunun biyolojik etkilerini taklit eden veya benzer şekilde
rahim iç zarını gebeliğe hazırlama ve adet döngüsünü düzenleme işlevi gösteren
sentetik veya doğal kökenli steroid bileşiklerin genel ismi
proglottid :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + glotto (dil, lisan),
glosso (dil ile ilgili) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) *
şerit solucanlarının (tenya) vücudunu oluşturan ve her biri hem erkek hem dişi
üreme organlarına sahip olan yassı halka veya bölmelerden her biri
prognostik :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + gignoskein (bilmek,
tanımak, kavramak), gnosis (bilme, bilgi, tanı) + ikos (ile ilgili, gibi, -a
ait, benzer) * bir hastalığın veya olayın gelecekteki seyri ve sonucu hakkında
önceden tahmin yapmaya veya gidişatı öngörmeye yönelik belirti analiz ve
değerlendirme sistemi
prognoz :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + gignoskein (bilmek,
tanımak, kavramak), gnosis (bilme, bilgi, tanı) * bir hastalığın veya olayın
gelecekteki seyri ve sonucu hakkında önceden tahmin yapma veya gidişatı öngörme
program :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + gramma, gramme (çizgi,
hat, çizim, çizelge, harf, yazım; küçük ağırlık) * belirli bir amaç için
önceden planlanmış, adım adım düzenlenmiş eylem, talimat veya faaliyetler
bütünü; bilgisayar sistemlerinde belirli işlemletin yapılabilmesi ve görevlerin
yerine getirilebilmesi için düzenlenmiş komut kodları bütünü, yazılım
progres :
lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + gradi (yürümek, adım
atmak, ilerlemek), gressus (yürüme, adım atma, ilerleme) * bir sürecin, olayın
veya durumun zaman içinde aşamalı olarak ilerlemesi, gelişmesi ve daha ileri
bir noktaya doğru hareket etmesi durumu, ilerleme
progresif :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + gradi (yürümek,
adım atmak, ilerlemek), gressus (yürüme, adım atma, ilerleme) + ivus (ile
ilgili, -a ait) (lat.) * bir süreçte, fikirde veya yapıda zaman içinde aşamalı
olarak ilerleme, değişim ve gelişimi savunan veya bu yönde özellik gösteren,
ilerlemeci, ilerleyici
progresyon :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + gradi (yürümek,
adım atmak, ilerlemek), gressus (yürüme, adım atma, ilerleme) + sio (isim yapım
eki) (lat.) * bir sürecin, hastalığın veya olayın zaman içinde aşamalı olarak
ilerleyerek belirli bir yönde değişmesi veya gelişmesi durumu
proje :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) (lat.) * belirli
bir amacı gerçekleştirmek için sınırlı zaman, bütçe ve kaynaklar çerçevesinde
planlanan, özgün bir ürün, hizmet veya sonuç üretmeyi hedefleyen, rutin
işlerden farklı olarak başlangıç ve bitiş zamanlaması belli olan, temel amacı
bir problemi çözmek, bir ihtiyacı gidermek veya yeni bir değer yaratmak olan
geçici çalışma
projeksiyon :
gre., lat., fra. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül,
ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + jacere (atmak,
fırlatmak, savurmak, uzatmak), jactus (atılmış, fırlatılmış, savrulmuş,
uzatılmış) + tio (isim yapım eki) (lat.); projection (fra.) * bir görüntü, film
veya verinin ışık kaynağı kullanılarak perde/duvar gibi düz bir yüzeye
yansıtılması (izdüşüm) işlemi; bir nesneyi, görüntüyü veya kavramı ileriye
doğru yansıtma, uzatma veya gösterme (teknik olarak harita, ışık veya görüntü
aktarımı); herhangi bir konunun mevcut durumuna ilişkin eldeki veriler
doğrultusunda ileride nasıl bir durumda olacağına yönelik, analize dayalı
tahmin yapma
projektil :
gre., lat., fra. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül,
ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + jacere
(atmak, fırlatmak, savurmak, uzatmak), jactus (atılmış, fırlatılmış, savrulmuş,
uzatılmış) + ilis (ile ilgili, -a ait) (lat.); projectile (fra.) * bir kuvvet
etkisiyle fırlatılarak havada hareket eden ve hedefe doğru ilerleyen mermi, taş
veya benzeri cisim
projektör :
gre., lat., fra. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül,
ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + jacere
(atmak, fırlatmak, savurmak, uzatmak), jactus (atılmış, fırlatılmış, savrulmuş,
uzatılmış) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.); projecteur (fra.) * ışık,
görüntü veya veriyi güçlü bir ışın demeti halinde bir yüzeye yansıtarak
büyütülmüş şekilde gösteren optik cihaz; ışığı uzağa ileten cihaz
projesteron : gre.,
lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + gestare
(taşımak, götürmek, yüklenmek, üstlenmek, gebeliği sürdürmek; kayıt altına
almak) + one (oksijenli bileşik, keton (C=O) türevi, karbonil grubu) (lat.) *
kadın üreme sisteminde yumurtalıklar ve plasenta tarafından üretilen, rahim iç
zarını gebeliğe hazırlayan, gebeliğin sürdürülmesini destekleyen ve adet
döngüsünün düzenlenmesinde rol oynayan steroid hormon (C21H30O2)
projestin :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + gestare
(taşımak, götürmek, yüklenmek, üstlenmek, gebeliği sürdürmek; kayıt altına
almak) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * vücutta
Progesterone hormonunun biyolojik etkilerini taklit eden veya benzer şekilde
rahim iç zarını gebeliğe hazırlama ve adet döngüsünü düzenleme işlevi gösteren
sentetik veya doğal kökenli steroid bileşiklerin genel ismi
prokain :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + caine (kokain
türevi lokal anestezik bileşik adı; ağrı kesici ester/amide anestezik sınıfı
eki) (lat.) * sinir iletimini geçici olarak bloke ederek uygulandığı bölgede
ağrı hissini ortadan kaldıran, özellikle diş hekimliği ve küçük cerrahi
işlemlerde kullanılan lokal anestezik ilacın etken maddesi (C13H20N2O2)
prokainamid :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + caine (kokain
türevi lokal anestezik bileşik adı; ağrı kesici ester/amide anestezik sınıfı
eki) + amid (amidum; azot içeren organik bileşik sınıfı (-CONH2 yapısı) (lat.)
* kalpteki elektriksel iletimi yavaşlatarak özellikle ventriküler aritmilerin
tedavisinde kullanılan, Prokain türevi sınıfta yer alan antiaritmik ilacın
etken maddesi (C13H21N3O)
prokaryot :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + karyon
(çekirdek, tohum, fındık) + otos (ile ilgili, -a ait) (lat.) * belirgin bir
hücre çekirdeği ve zarla çevrili organelleri bulunmayan, genetik materyali
sitoplazma içinde serbest halde bulunan, bakteriler ve arkeleri kapsayan ilkel
hücre yapısına sahip canlı türü
prokinetik :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + kinein (hareket
ettirmek, devindirmek, kıpırdatmak, kımıldatmak; hareket etmek, devinmek,
kıpırdamak, kımıldamak), kinesis (hareket, devinim, kıpırdama, kımıldama) +
ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * sindirim sistemi özellikle mide ve
bağırsaklarda kas hareketlerini artırarak yiyeceklerin ve sıvıların daha hızlı ve
düzenli ilerlemesini sağlayan farmakolojik etkiyi ifade eden sıfat; bu etkiye
sahip olan (ilaç, madde)
proklorperazin :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + khloros (soluk yeşil,
sarımsı yeşil; klor Cl) (gre.); chlorum (lat.) + piper (karabiber) + azin (azot
içeren altı üyeli heterosiklik halka; “azine” türevi kimyasal halka eki) (lat.)
* dopamin reseptörlerini bloke ederek özellikle bulantı, kusma ve psikiyatrik
bozuklukların tedavisinde kullanılan, fenotiyazin türevi antipsikotik ve
antiemetik ilacın etken maddesi (C20H24ClN3S)
prokoagülan :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + coagulare
(birleştirmek, pıhtılaşmak, yoğunlaştırmak) (co, con (ile, birlikte, beraber) +
agulare (koymak, bağlamak, bir araya getirmek, birleştirmek) ) + ent (ile
ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * kanın pıhtılaşma sürecini hızlandıran
veya koagülasyon sistemini aktive eden madde veya faktör
prokonvertin :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + con (ile,
birlikte, beraber) + versus, vertus (dönmüş, döndürülmüş, çevrilmiş, yönelmiş;
dönüştürme, düzenleme, düzen) (versare (dönmek, döndürmek, çevirmek,
değiştirmek, bükmek), vertere (dönmek, çevirmek, döndürmek, yönelmek) + tus
(geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki)
(lat.) * kan pıhtılaşma sisteminde yer alan ve aktive olduğunda koagülasyon
kaskadını başlatan, eksikliğinde pıhtılaşma bozukluğu ve kanama eğilimi
görülebilen faktör VII’nin (Coagulation factor VII) inaktif öncül formu
prokrastinasyon :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + crastinare
(crastinus (yarına ait, yarına ilişkin) (cras (yarın) + tinus (ile ilgili,
gibi, -a ait) ) + are (fiil mastar eki) + tio (isim yapım eki) (lat.) * belirli
bir süre sonunda tamamlanması gereken bir işi, bir görevi yapmaktan kaçınma,
ileri bir zamana, özellikle “yarına” erteleme sendromu, erteleme, öteleme,
ileriye atma
proksi :
gre., lat. * procuratio (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel,
öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) +
curare (dikkat etmek, bakmak, sakınmak, yönetmek) + tio (isim yapım eki) )
(lat.) * bir kişi, sistem veya yazılımın başka bir kişi/sistem adına aracılık
ederek işlem yapmasını sağlayan vekil/aracı yapı veya sunucu sistemi
proksi server :
gre., lat., ing. * procuratio (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce,
öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe)
(gre.) + curare (dikkat etmek, bakmak, sakınmak, yönetmek) + tio (isim yapım
eki) ) + servator (hizmet eden, sunucu) (lat.); proxy (vekil, temsilci) +
server (sunucu, hizmet sağlayıcı) (ing.) * bir istemci ile internet arasındaki
istekleri aracılık ederek ileten, kullanıcıyı doğrudan hedef sunucuya bağlamak
yerine kendi üzerinden yönlendirip hem güvenlik hem de gizlilik sağlamak ve
bazen içerik filtreleme veya önbellekleme yapmak amacıyla kullanılan ara sunucu
sistemi
proksimal :
lat. * proximus (yakın, vekil/temsil ilişkisi) (prope (yakın) + ximus (en
üstün, çok yakın) ) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * vücutta veya
bir organ sisteminde referans noktaya en yakın konumda olan yapıyı ifade eden
anatomik terim (örneğin kol kemiklerinde dirseğe yakın olan kısmı proksimal, el
bileğine yakın olan kısmı distal olarak adlandırılır.)
proktoloji :
gre. * proktos (anus, rektum; kalın bağırsağın son kısmı) (pro, pros (ilk,
birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için,
lehine, içinde, gerektikçe) + kteinein (itmek, çıkarmak, dışarı çıkıntı
yapmak), ktos (itme, çıkarma, çıkıntı yapma) ) + logia (bilim, bilme; söz,
anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım,
yer ve durum eki) ) * anüs, rektum ve kalın bağırsağın son bölümünü
ilgilendiren hastalıkların tanı, tedavi ve araştırmasını konu alan tıp dalı
proktolojist :
gre., lat. * proktos (anus, rektum; kalın bağırsağın son kısmı) (pro, pros
(ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru,
için, lehine, içinde, gerektikçe) + kteinein (itmek, çıkarmak, dışarı çıkıntı
yapmak), ktos (itme, çıkarma, çıkıntı yapma) ) + logia (bilim, bilme; söz,
anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım,
yer ve durum eki) ) (gre.) + ista (-cı, yapan, eden, destekleyen, yandaş eki)
(lat.) * anüs, rektum ve kalın bağırsağın son kısmı ile ilgili hastalıkların
tanı, tedavi ve cerrahisi alanında uzmanlaşmış hekim veya tıp uzmanı
proktos :
gre. * proktos (anus, rektum; kalın bağırsağın son kısmı) (pro, pros (ilk,
birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için,
lehine, içinde, gerektikçe) + kteinein (itmek, çıkarmak, dışarı çıkıntı
yapmak), ktos (itme, çıkarma, çıkıntı yapma) ) * anüs, makat, arka açıklık,
sindirim kanalının son bölgesi
prolabe :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + labius (düşmüş,
kaymış, sarkmış, yer değiştirmiş) (labi (düşmek, kaymak, sarkmak, yer
değiştirmek) + us (sıfat yapım eki) ) (lat.) * yer aldığı anatomik pozisyondan
aşağıya, dışarıya doğru sarkmış, kaymış veya çıkıntı yapmış, prolapsus durumu
oluşmuş (bir organ veya doku)
prolabium :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + labium (kenar,
kıyı; dudak) (lat.) * dudakların dışa doğru olan kısmı, ağız açıklığının ön
yüzünde yer alan üst veya alt dudak bölümü
prolaktin :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + lactis (süt) +
ine (protein ve kimyasal madde eki) (lat.) * hipofiz bezinden salgılanan,
özellikle doğum sonrası süt üretimini (laktasyon) başlatan ve düzenleyen,
ayrıca üreme sistemi ve bağışıklık üzerinde çeşitli etkileri bulunan protein
yapılı hormon, 199 amino asitli polipeptit hormon
prolaps :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + labi (düşmek,
kaymak, sarkmak, yer değiştirmek) + sus (isim yapım eki) (lat.) * bir organın
veya dokunun normal anatomik konumundan aşağıya doğru yer değiştirerek kısmen
veya tamamen dışarıya sarkması durumu (örneğin kalın bağırsağın anüsten dışarı
sarkması)
prolapsus :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + labi (düşmek,
kaymak, sarkmak, yer değiştirmek) + sus (isim yapım eki) (lat.) * bir organın
veya dokunun normal anatomik konumundan aşağıya doğru yer değiştirerek kısmen
veya tamamen dışarıya sarkması durumu (örneğin kalın bağırsağın anüsten dışarı
sarkması)
proletarya :
lat., gre. * proles (döl, soy, kuşak, yavru, çoluk çocuk) + arius (ile ilgili,
gibi, -a ait, benzer) (lat.) + eia (isim yapım ve durum eki) (gre.) * üretim
araçlarına sahip olmayan, emeğini satarak geçinen ve sanayi toplumunda işçi
sınıfını oluşturan toplumsal sınıf, emekçilik, işçilik
proleter :
lat. * proles (döl, soy, kuşak, yavru, çoluk çocuk) + arius (ile ilgili, gibi,
-a ait, benzer) * üretim araçlarına sahip olmayan, geçimini emeğini satarak
sağlayan ve sanayi toplumunda işçi sınıfına mensup birey, emekçi, işçi
proleterya :
lat., gre. * proles (döl, soy, kuşak, yavru, çoluk çocuk) + arius (ile ilgili,
gibi, -a ait, benzer) (lat.) + eia (isim yapım ve durum eki) (gre.) * üretim
araçlarına sahip olmayan, emeğini satarak geçinen ve sanayi toplumunda işçi
sınıfını oluşturan toplumsal sınıf, emekçilik, işçilik
proliferasyon :
lat. * proles (döl, soy, kuşak, yavru, çoluk çocuk) + ferre (getirmek, taşımak,
götürmek, yüklenmek) + tio (fili isim yapım eki) * hücrelerin veya organizmanın
normalden hızlı ve kontrolsüz şekilde çoğalması veya artarak yayılması durumu,
çoğalma, üreme
proliferatif :
lat. * proles (döl, soy, kuşak, yavru, çoluk çocuk) + ferre (getirmek, taşımak,
götürmek, yüklenmek) + atus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) + ivus (ile
ilgili, -a ait) * hücrelerin hızlı çoğalmasını, dokuların artışını veya büyüme
eğilimini gösteren; biyolojik ve patolojik süreçlerde çoğalmaya eğilimli olan
proliksin :
lat. * prolixus (uzamış, genişlemiş, yayılmış; detaylandırılmış) (pro, pros
(ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru,
için, lehine, içinde, gerektikçe) + liquere (akmak, yayılmak; açık ve dağınık
olmak), lixus (akmış, yayılmış; açık ve dağınık olmuş) ) + ine (organik
bileşik/alkaloid türevi eki) * hücre iskeleti ve hücre içi sinyal iletiminde
rol oynayan, özellikle odak yapışma bölgelerinde (fokal adezyon) hücre şeklinin
düzenlenmesi ve hareketliliğiyle ilişkili yapısal protein
prolin :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + line (azotlu
amino asit eki) (lat.) * proteinlerin yapısında yer alan, özellikle kolajen
stabilitesinde rol oynayan, halkalı yapıya sahip (pyrrolidine halkası)
esansiyel olmayan amino asit (C5H9NO2)
prolog :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + logos (kelime, bilgi,
söylem, söz, akıl) * bir eser, oyun, hikaye veya yazının başlangıcında yer
alarak ana anlatıya zemin hazırlayan, olayların öncesine dair bilgi veren giriş
bölümü; bilgisayar bilimlerinde programın çalışmasından önce yürütülen hazırlık
kodu bölümü
prolonje :
gre., lat., fra. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül,
ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + longatus
(uzatılmış, uzun hale getirilmiş) (longare (uzatmak, uzun hale getirmek)
(longus (uzun) + are (fiil mastar eki) ) + atus (geçmiş zaman ve sıfat yapım
eki) (lat.); prolongé (fra.) * uzatılmış, zaman içinde uzatılmış, devam
ettirilmiş, devam süresi artırılmış
promastigot :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + mastix (kırbaç, kamçı;
flagellum) + gotos (taşıyan, sahip olan; biyolojik form eki) * parazitik tek
hücreli organizmalarda (özellikle Leishmania (Leishmania (şark
çıbanı/kala-azar) parazitinin tatarcık (kum sineği) vektöründe yaşayan, uzun
yapılı, hareketli ve kamçılı (flagellalı) enfektif formu
prometeus :
gre. * prometheus (önceden düşünen, önceden gören, öngören) (pro, pros (ilk,
birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için,
lehine, içinde, gerektikçe) + manthano (akıl), metis (akıl, zeka, kurnaz
düşünce) + eus (isim yapım eki) ) * Zeus'tan ateşi çalarak insana getiren ve
insanoğlunun Olympos'un tanrılarına başkaldırısına önderlik eden mitolojik
karakter, ateş tanrısı, Lucifer, İblis
prometyum :
gre., lat. * promethium (prometheus (önceden düşünen, önceden gören, öngören) (pro,
pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne
doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + manthano (akıl), metis (akıl, zeka, kurnaz
düşünce) + eus (isim yapım eki) ) (gre.) + ium (kimyasal element eki) (lat.) *
atom numarası 61, simgesi Pm olan, doğada çok nadir bulunan, çoğunlukla nükleer
reaksiyonlar yoluyla yapay olarak üretilen, radyoaktif bir nadir toprak metali
olan kimyasal element
promil :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + mille (bin)
(lat.) * bir çözeltide veya vücut sıvısında bulunan alkol veya herhangi bir
maddenin binde bir (‰) oranını ifade eden konsantrasyon birimi olan ve
özellikle kandaki alkol düzeyini belirtmek için kullanılan ölçü sistemi
prominans :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + minere (çıkıntı
yapmak, dışarı taşmak) + entia (isim yapım ve durum eki) (lat.) * bir yüzeyin,
organın veya yapının çevresine göre belirgin şekilde dışa doğru kabarık,
çıkıntılı veya daha yüksek görünmesi durumu
prominensia :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + minere (çıkıntı
yapmak, dışarı taşmak) + entia (isim yapım ve durum eki) (lat.) * bir yüzeyin,
organın veya yapının çevresine göre belirgin şekilde dışa doğru kabarık,
çıkıntılı veya daha yüksek görünmesi durumu
prominent :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + minere (çıkıntı
yapmak, dışarı taşmak) + ens, ent (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) *
fiziksel, sosyal veya kavramsal olarak çevresine göre belirgin şekilde öne
çıkan, dikkat çeken, önemli konuma sahip olan (kişi, nesne, özellik)
promontorium :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + montis (dağ,
tepe) + orium (isim yapım, yer, durum ve araç eki) (or (-cı, yapan, eden eki) +
ium (isim yapım eki) ) (lat.) * denize veya ovaya doğru uzanarak çevresine göre
belirgin şekilde öne çıkan, genellikle yüksek ve çıkıntılı kara parçası; bel
omurları ile kuyruk sokumu kemiği (sakrum) arasındaki bağlantı noktasındaki (S1
omuru) belirgin çıkıntı; orta kulak boşluğunda, iç kulakla komşu olan bölgedeki
kabarıklık
promosyon :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + movere (hareket
etmek, devinmek, kımıldamak, kıpırdamak), motus (hareket, kımıldama, kıpırdama,
devinim) + tio (isim yapım eki) (lat.) * bir ürün, hizmet veya kişinin değerini
artırmak, tanıtımını yapmak veya daha üst bir konuma yükseltmek amacıyla
gerçekleştirilen ilerletme, tanıtım veya yükseltme süreci; firmaların ürün veya
hizmetlerini tanıtmak, satışlarını artırmak ve marka bilinirliğini yükseltmek
amacıyla müşterilerine sunduğu özel teklifler, indirimler veya bedelsiz
hediyeler
promoter :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + movere (hareket
etmek, devinmek, kımıldamak, kıpırdamak), motus (hareket, kımıldama, kıpırdama,
devinim) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.) * bir süreci, ürünü, etkinliği veya
biyolojik bağlamda bir genin ifadesini başlatıp artıran, onu ileriye taşıyan
kişi, yapı veya düzenleyici unsur; bir marka veya ajans adına ürünlerin satış
noktalarında (AVM, market vb.) tanıtımını yapan, tüketiciyi bilgilendirerek
satışları artıran tanıtım elemanı
promotör :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + movere (hareket
etmek, devinmek, kımıldamak, kıpırdamak), motus (hareket, kımıldama, kıpırdama,
devinim) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.) * bir süreci, ürünü, etkinliği veya
biyolojik bağlamda bir genin ifadesini başlatıp artıran, onu ileriye taşıyan
kişi, yapı veya düzenleyici unsur; bir marka veya ajans adına ürünlerin satış
noktalarında (AVM, market vb.) tanıtımını yapan, tüketiciyi bilgilendirerek
satışları artıran tanıtım elemanı
promönat :
gre., lat., fra. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül,
ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + minatus
(minare (yönlendirmek, sürmek; ilerletmek) + tus (isim yapım eki) ) (lat.);
promenade (fra.) * insanların yürüyüş yapmak, gezmek veya vakit geçirmek
amacıyla düzenli şekilde ilerledikleri yol, alan veya bu amaçla yapılan gezinti
eylemi
pron :
gre., lat. * pronus (öne eğik, yüzüstü) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön,
önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe)
(gre.) + nus (ile ilgili, -a ait) (lat.) ) * hastanın vücudunun ön yüzü (göğüs
ve karın kısmı) üzerine yatırıldığı, sırtın yukarıda kaldığı yüzüstü yatış pozisyonunu
ifade eden tıbbi duruş (prone position), yüzüstü, eğik, yatkın (prone)
pronasyon :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + nasci (doğmak,
oluşmak, meydana gelmek), natus (doğmuş, oluşmuş, meydana gelmiş) + tio (isim
yapım eki) (lat.) * özellikle ön kol veya ayakta, avuç içi veya ayak tabanının
aşağıya veya içe doğru çevrilmesiyle gerçekleşen rotasyon hareketi
pronator :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + nasci (doğmak,
oluşmak, meydana gelmek), natus (doğmuş, oluşmuş, meydana gelmiş) + tor (-cı,
yapan, eden eki) (lat.) * önkolu içe doğru döndürerek avuç içinin arkaya veya
aşağıya bakmasını sağlayan kası veya bu hareketi gerçekleştiren yapıyı ifade
eden anatomik terim, döndürücü kas
prone :
gre., lat. * pronus (öne eğik, yüzüstü) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön,
önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde,
gerektikçe) (gre.) + nus (ile ilgili, -a ait) (lat.) ) * hastanın vücudunun ön
yüzü (göğüs ve karın kısmı) üzerine yatırıldığı, sırtın yukarıda kaldığı
yüzüstü yatış pozisyonunu ifade eden tıbbi duruş (prone position), yüzüstü,
eğik, yatkın (pronus)
pronefroz :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + nephros (böbrek) + osis
(isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * omurgalı embriyosunda böbrek
gelişiminin en erken ve en ilkel evresini oluşturan, baş bölgesinde gelişen ve
çoğu omurgalıda geçici olarak işlev gören veya işlev görmeden gerileyen
embriyonik böbrek yapısı, önböbrek
proof :
lat., ing. * probare (denemek, tecrübe etmek, test etmek, kanıtlamak,
ispatlamak, onaylamak, doğrulamak), proba (sınama, deneme, sınav) (lat.); proof
(ing.) * bir iddianın, teorinin veya ifadenin doğru olduğunu göstermek için
sunulan delil, kanıt veya doğrulama süreci, ispat, kanıt, delil
proofreading :
ing. * proof (ispat, kanıt, delil) + reading (okuma) * bir metnin yazım,
dilbilgisi, noktalama ve biçimsel hatalarını kontrol ederek düzeltme süreci,
editöryal okuma, düzeltme aşaması
propafenon :
lat. * propan (üç karbonlu alkan, C3H8 ) + phenyl (fenil grubu C6H5-) (phainein
(parlamak, ışıldamak, ışık saçmak, parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya
çıkmak, oluşmak, göstermek, açığa çıkarmak, göstermek, görünür kılmak), phenos
(boya; bitki), phene (benzen), phen (phenyl (C6H5) halkası eki) + hyle (ağaç,
odun, tahta; ağaçlık, orman; radikal türev eki, alkil eki) ) + one (oksijenli
bileşik, keton (C=O) türevi, karbonil grubu) * atriyal fibrilasyon (Afib) ve
ventriküler aritmiler gibi hızlı veya düzensiz kalp atışlarını (aritmi),
supraventriküler ve ventriküler aritmileri tedavi etmek ve önlemek için
kullanılan, kalbin elektrik uyarılarını yavaşlatarak normal ritmi geri
kazandıran, genellikle yapısal kalp hastalığı olmayan hastalarda tercih edilen
1C sınıfı bir sodyum kanal blokörü antiaritmik ilacın etken maddesi (C21H27NO3)
propaganda :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + pangere
(bağlamak, tutturmak, sabitlemek) + andus (isim yapım eki) (lat.) * bir
öğretiyi, düşünceyi, inancı. başkalarına tanıtmak, benimsetmek, yaymak amacıyla
söylem, yazım ve eylem olarak icra edilen her türlü faaliyet
propagandist :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + pangere
(bağlamak, tutturmak, sabitlemek) + andus (isim yapım eki) + ista (-cı, yapan,
eden, destekleyen, yandaş eki) (lat.) * belirli bir fikir, ideoloji veya görüşü
sistemli şekilde yaymak, kamuoyunu etkilemek ve yönlendirmek amacıyla
propaganda faaliyetleri yürüten kişi, propagandacı
propagasyon :
gre., lat. * propagare (çoğaltmak, yaymak) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön,
önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde,
gerektikçe) (gre.) + pacare (yatıştırmak, anlaşmaya bağlamak; ödeme ile borcu
kapatmak, ödemek) ) + tio (isim yapım eki) (lat.) * bir bilginin, dalganın,
etkinin veya biyolojik sürecin bir ortamda ilerleyerek yayılması ve genişlemesi
durumunu ifade eden fiziksel, biyolojik ve iletişimsel süreç
propan :
lat * propane (üç karbonlu alkan) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde,
önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde,
gerektikçe) + ane (alkan eki) ) * üç karbon atomu ve sekiz hidrojen atomundan
oluşan, yalnızca tekli bağlar içeren doymuş alkan yapısındaki basit hidrokarbon
(C3H8)
propanidid :
lat * propane (üç karbonlu alkan) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde,
önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde,
gerektikçe) + ane (alkan eki) ) + idide (kimyasa türev ve ester eki) * kısa
etkili genel anestezik özellik gösteren, intravenöz uygulanan, suda çözünen,
ultra kısa etkili, fenilasetat (asetik asidin fenol ile yaptığı ester) türevi
bir genel anestezik ilacın etken maddesi, epontol (C18H28N2O3)
propanol :
lat * propane (üç karbonlu alkan) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde,
önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde,
gerektikçe) + ane (alkan eki) ) +ol (hidroksil, alkol grubu OH) * temizlik,
ilaç ve kozmetik sektörlerinde çözücü, dezenfektan ve ara madde olarak
kullanılan, en yaygın iki formu 1-propanol (n-propanol) ve 2-propanol
(izopropil alkol) olan üç karbonlu yanıcı bir alkol türevi (1 Propanol
CH3CH2CH2OH), 2 Propanol (CH3)2CHOH )
proper :
lat. * proprius (kendine özgü, kendine ait, özel, uygun) * bir şeye özgü veya
ona ait olan, başka şeylerden ayrılan, belirli bir nitelik veya işleve özgü
bulunanı ifade eden İngilizce sıfat, kendine özgü, özel, asıl, uygun
properdin :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + perdere (tamamen
vermek, elden çıkarmak, kaybetmek, yitirmek, yok etmek, mahvetmek) + ine
(organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * bağışıklık sisteminin doğuştan
gelen parçasını oluşturan kompleman sisteminin "alternatif yolunu"
aktive eden ve stabilize eden, bakteri ve virüs gibi patojenleri yok etmeye
yardımcı olan, özellikle Neisseria (menenjit, gonore) türü bakterilere karşı
vücudu koruyan, eksikliği ciddi oranda enfeksiyon riskini artıran serum
glikoproteini
propilen :
lat. * propane (üç karbonlu alkan) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde,
önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde,
gerektikçe) + ane (alkan eki) ) + yl (alkil eki) + ene (çift bağ içeren
doymamış hidrokarbon molekülü eki; alken eki) * üç karbon atomu içeren ve bir
çift bağ bulunduran, doymamış hidrokarbon sınıfına ait olan, plastik üretiminde
(özellikle polipropilen) yaygın kullanılan gaz hâlindeki organik bileşik (C3H6)
propiltiourasil :
lat. * propyl (üç karbonlu alkil yan zinciri; C3H7-) + thio (bir bileşikte
oksijen atomunun yerine kükürt atomunun varlığını belirten ek) (gre.) + uracil
(pirimidin türevi azotlu baz) (lat.) * tiroid bezinin aşırı çalışması
(hipertiroidizm) ve Graves hastalığı gibi durumlarda, vücudun fazla tiroid
hormonu üretmesini engelleyen, tiroid hormon seviyelerini düşürerek
metabolizmayı dengelemeye yardımcı olan bir antitiroid ilacın etken maddesi
(C7H10N2OS)
propisil :
lat. * propyl (üç karbonlu alkil yan zinciri; C3H7-) + sil (silisyum içeren
organik türevleri ifade eden kimyasal isim eki) * tiroid bezinin aşırı hormon
ürettiği hipertiroidi (zehirli guatr) ve Graves hastalığının tedavisinde
kullanılan, vücudun iyot kullanımını zorlaştırarak tiroksin (T4) hormonu
üretimini azaltan ve özellikle gebelik, emzirme veya metimazolün tolere
edilemediği durumlarda tercih edilen antitiroid sınıfı ilacın etken maddesi
(C7H10N2OS)
propiverin :
lat. * propyl (üç karbonlu alkil yan zinciri; C3H7-) + vertere (dönmek,
çevirmek, döndürmek, yönelmek) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) *
aşırı aktif mesane ve idrar kaçırma (inkontinans) tedavisinde kullanılan,
mesane düz kaslarında spazmı azaltan, antikolinerjik, kalsiyum kanal
modülatörü, üriner antispazmodik ve kas gevşetici özelliklere sahip ilacın
etken maddesi (C23H31NO3)
propiyonat :
gre , lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + pion (yağ, yağ
asidi fraksiyonu; fermantasyon ürünleriyle ilişkili tarihsel adlandırma) + ate
(tuz veya ester eki) (lat.) * gıda sektöründe küf ve bakteri oluşumunu
engelleyen, ekmek ve unlu mamuller başta olmak üzere peynir, işlenmiş et gibi
ürünlerin tazeliğini korumada örneğin kalsiyum propiyonat (E282) ve sodyum
propiyonat) olarak kullanılan, ayrıca vücutta enerji üretimine katkı sağlayan
ve bağırsak sağlığını destekleyen kısa zincirli bir yağ asidi (kalsiyum
propiyonat C6H10CaO4, sodyum propiyonat Na(C2H5COO) )
propiyonik asit :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + pion (yağ, yağ asidi
fraksiyonu; fermantasyon ürünleriyle ilişkili tarihsel adlandırma) + ikos (ile
ilgili, -a ait, gibi) (gre.) + acidum (ekşi, asit) (lat.) * doğal olarak,
fermantasyonla oluşan, gıda sektöründe (E282-Kalsiyum Propiyonat) küf önleyici
koruyucu, hayvan yemi katkısı ve kimyasal ara madde olarak yaygın kullanılan,
insan bağırsağında lif fermantasyonu ile üretilen keskin kokulu, berrak,
faydalı bir kısa zincirli yağ asidi (C3H6O2)
proplid :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde, ileri, ileride) +
planetarius (gezegensel, gezegenle ilgili) + discus (disk, yassı dairesel yapı)
* genç bir yıldızın çevresinde bulunan, gaz ve tozdan oluşan, yıldızın morötesi
ışınımı nedeniyle dış katmanları buharlaşabilen ve gezegen oluşumunun
gerçekleşebileceği öngezegenimsi disk, öngezegen diski
propofol :
lat. * propyl (üç karbonlu alkil yan zinciri; C3H7-) + phenol (bir hidroksil
grubunun (-OH) bir benzen halkasına (C6H6) bağlı olduğu bileşik (C6H5OH))
(phainein, phanio (parlamak, ışıldamak, ortaya çıkmak, belirmek) (gre.) + ol
(hidroksil, alkol grubu OH) (lat.) ) * intravenöz anestezi indüksiyonu ve
sedasyon amacıyla kullanılan, hızlı etkili genel anestezik ilacın etken maddesi
(C12H18O)
propolis :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + polis (şehir, koloni;
arı kolonisi) * arıların bitkilerin tomurcuk ve gövdelerinden topladıkları
reçineli maddeleri, kendi salgılarıyla işleyerek ürettikleri, antibakteriyel ve
koruyucu özellikler taşıyan doğal bir arı ürünü
proponent :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + ponere (koymak,
yerleştirmek, düzenlemek, yatırmak) + ens, ent (ile ilgili, -a ait; -cı, yapan,
eden eki) (lat.) * bir fikir, öneri veya görüşü öne süren, savunan ve
destekleyen; bir görüşün ileri sürücüsü
proporsiyon :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre ) + portio (partiri
(bölmek, kısımlara ayırmak, bölümlere ayırmak, pay etmek, paylaştırmak,
bölüştürmek) + tio (isim yapım eki) ) (lat.) * bir bütünün parçaları arasındaki
oran, denge ve ölçü ilişkisi, oransal uyum, orantısallık
proporsiyonel :
gre , lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + portio (partiri
(bölmek, kısımlara ayırmak, bölümlere ayırmak, pay etmek, paylaştırmak,
bölüştürmek) + tio (isim yapım eki) ) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * iki
veya daha fazla nicelik arasında sabit bir oran ilişkisi bulunan; birinin
artışı veya azalması diğerini aynı oranda etkileyen
propositus :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + ponere (koymak,
konumlamak, yerleştirmek, düzenlemek, yatırmak), positum, positus (konmuş,
konumlanmış, yerleştirilmiş, yatırılmış) ) (lat.) * mantık, hukuk ve tıpta
“konu edilen kişi/nesne”; soybilimde (genealoji) belirli bir aile ağacında
referans alınan başlangıç kişi
propranolol :
lat. * propyl (üç karbonlu alkil yan zinciri; C3H7-) + anol (alkol grubu OH) +
olol (beta bloker eki) * kalp atış hızını, kan basıncını ve titremeyi azaltmak
için adrenalin etkilerini bloke eden, yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları,
migren önleme, titreme (tremor) ve performans kaygısı gibi durumların
tedavisinde kullanılan, stres hormonu etkilerini azaltarak fiziksel rahatlama
sağlayan, seçici olmayan bir beta-bloker ilacın etken maddesi (C16H21NO2)
propriete :
gre., lat. * proprius (kişiye ait, kişiye özgü) (pro, pros (ilk, birinci, baş,
ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde,
gerektikçe) (gre.) + prius (önce, önce gelen, ayrılmış; kendine özgü, özel,
uygun olan) ) + itas (isim yapım ve durum eki) (lat.); propriété (fra.) * bir
nesnenin, kişinin veya sistemin sahip olduğu nitelik, özellik veya mülkiyet
durumu, özellik, nitelik, vasıf, karakteristik
proprieter :
gre., lat. * proprius (kişiye ait, kişiye özgü) (pro, pros (ilk, birinci, baş,
ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde,
gerektikçe) (gre.) + prius (önce, önce gelen, ayrılmış; kendine özgü, özel,
uygun olan) ) + itas (isim yapım ve durum eki) + aris (ile ilgili, -a ait)
(lat.); propriétaire (fra.) * bir şeyin yasal sahibi olan kişi; mülk, eşya veya
hak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan, sahip, malik
propriosepsiyon :
gre., lat. * proprius (kişiye ait, kişiye özgü) (pro, pros (ilk, birinci, baş,
ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde,
gerektikçe) (gre.) + prius (önce, önce gelen, ayrılmış; kendine özgü, özel,
uygun olan) ) + ceptio (capere (almak, içine almak, tutmak, kapmak, kavramak,
yakalamak, sezmek) ) + tio (isim yapım eki) ) (lat.) * vücudun uzaydaki
konumunu, hareketini ve eklem pozisyonlarını görme duyusuna ihtiyaç duymadan
algılamasını sağlayan, kaslar, tendonlar ve eklemlerdeki reseptörler
aracılığıyla beyne bilgi göndererek denge, koordinasyon ve vücut farkındalığını
sağlayan "altıncı his" olarak adlandırılan bilinçaltı duyu, özduyum,
derin duyu, iç algı
proprioseptif :
gre., lat. * proprius (kişiye ait, kişiye özgü) (pro, pros (ilk, birinci, baş,
ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde,
gerektikçe) (gre.) + prius (önce, önce gelen, ayrılmış; kendine özgü, özel,
uygun olan) ) + ceptio (capere (almak, içine almak, tutmak, kapmak, kavramak,
yakalamak, sezmek) ) + tio (isim yapım eki) ) + ivus (ile ilgili, -a ait)
(lat.) * vücudun bölümlerinin (kol, bacak) nerede olduğunu, nasıl hareket
ettiğini ve uzaydaki konumunu görmeye gerek kalmadan algılama yeteneğiyle
ilgili, özduyumsal
proprioseptör :
gre., lat. * proprius (kişiye ait, kişiye özgü) (pro, pros (ilk, birinci, baş,
ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde,
gerektikçe) (gre.) + prius (önce, önce gelen, ayrılmış; kendine özgü, özel,
uygun olan) ) + ceptor (capere (almak, içine almak, tutmak, kapmak, kavramak,
yakalamak, sezmek) + tor (-cı, yapan, eden eki) ) (lat.) * vücudun kendi
parçalarının (kol, bacak, eklem) nerede olduğunu, nasıl hareket ettiğini, hangi
pozisyonda bulunduğunu algılamasını sağlayan, beynin vücut haritasını güncel
tutarak denge ve hareket kontrolünü sağlayan "altıncı duyu"
(propriosepsiyon) mekanizmasının temelini oluşturan, kaslarda, tendonlarda ve
eklemlerde bulunan özel duyu reseptörlerinden her biri
proptozis :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ptosis (düşme, düşüş,
sarkma) (piptein (düşmek, sarkmak) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık
eki) ) * göz küresinin göz yuvasından (orbita) öne doğru belirgin şekilde
çıkması veya fırlaması durumu, ekzoftalmi (Graves hastalığı (tiroid bezi
rahatsızlığı), göz arkasındaki tümörler, enfeksiyonlar veya travmalara dayalı
olarak gelişebilir.)
propulsif :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + pulsare (vurmak,
çarpmak, itmek) (pulsus (vurma, çarpma, itme, vuruş, atma, atım, itiş) + are
(fiil mastar eki) ) + ivus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir nesneyi veya
sistemi ileri doğru iten, harekete geçiren veya ilerlemesini sağlayan kuvvet,
mekanizma veya etki, ileri doğru itici, hareket ettirici, ilerletici (güç,
etki); Parkinson hastalarında görülen öne doğru eğik, istemsiz hızlanan yürüyüş
bozukluğu (propulsif yürüyüş/festinant gait) veya sindirim sistemini
hareketlendiren, kolon ilerletici (ilaç)
propulsiyon :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + pulsare (vurmak,
çarpmak, itmek) (pulsus (vurma, çarpma, itme, vuruş, atma, atım, itiş) + are
(fiil mastar eki) ) + sio (isim yapım eki) (lat.) * bir cismi ileri doğru
hareket ettirme, itme kuvvetiyle ilerletme süreci
prosedür :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + cedere (gitmek,
ilerlemek, yol almak, uzaklaşmak, çekilmek) + ura (isim yapım eki) (lat.) *
belirli bir amaca ulaşmak için izlenmesi gereken adımların, işlemlerin ve
kuralların sistemli ve düzenli biçimde sıralanmış bütünü
proses :
gre., lat. * processus (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel,
öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) +
cedere (gitmek, ilerlemek, yol almak, uzaklaşmak, çekilmek), cessus (gidiş,
ilerleyiş) (lat.) * süreç, işlem veya bir işin başından sonuna kadar geçen
çalışma aşamaları; ham maddelerin veya girdilerin belirli fiziksel/kimyasal
işlemlerden geçerek nihai bir ürüne veya hizmete dönüştüğü süreç, ilerleyiş,
seyir, işleyiş, vetire
prosesör :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + cedere (gitmek,
ilerlemek, yol almak, uzaklaşmak, çekilmek), cessus (gidiş, ilerleyiş) + or
(-cı, yapan, eden eki) (lat.) * verileri alıp belirli komut ve işlemler
doğrultusunda işleyerek sonuç üreten, bilgisayar veya elektronik sistemlerin
temel işlem yapma birimi olan bileşen, işlemci
prosopagnozi :
gre. * prosopon (yüz, surat, çehre) (pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce,
öncül, ileri, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ops, opos, opon
(yüz, görünüş, bakış) ) + agnosia (bilmeme, tanımama) (a (-sız, yokluk, zıtlık
ve olumsuzluk ön eki) + ginosko, ginoskein (bilmek, tanımak, öğrenmek), gnosia
(bilgi, bilme, tanıma) (gnosis (bilme, bilgi, tanı) + eia (isim yapım, yer ve
durum eki) ) * kişinin görme yetisi normal olmasına rağmen yüzleri tanıma ve
ayırt etme becerisinin bozulduğu, hatta yakın tanıdıklarının yüzlerini bile
seçememesine yol açabilen nörolojik bir algı bozukluğ, uyüzleri tanıma
yeteneğinin kaybı, yüz körlüğü sendromu
prospektif :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + specere,
spectare (bakmak, görmek, gözetlemek, gözlemek, gözlemlemek, seyretmek, dikkat
etmek), spectus (bakma, gözlem; bakılmış, görülmüş) + ivus (ile ilgili, -a ait)
(lat.) * geleceğe yönelik olarak öngörülen, ileride oluşabilecek olan,
müstakbel
prospektüs :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + specere,
spectare (bakmak, görmek, gözetlemek, gözlemek, gözlemlemek, seyretmek, dikkat
etmek), spectus (bakma, gözlem; bakılmış, görülmüş) (lat.) * bir ilaç, ürün
veya tıbbi uygulama hakkında kullanım amacı, dozajı, etkileri, yan etkileri ve
uyarıları içeren resmi bilgilendirme metni veya tanıtım kılavuzu
prostaglandin :
gre., lat. * prostatus (idrar yolları çevresinde bulunan erkek üreme bezi) (pro,
pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne
doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + states (duran, önde duran, öne
geçen, koruyan) (gre.), status (durma, durum) (lat.) + glans (meşe palamudu,
bez) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * vücutta hormon
benzeri etki göstererek damar genişlemesi, iltihaplanma ve çeşitli fizyolojik
süreçlerin düzenlenmesinde rol oynayan biyolojik aktif lipid türevi bileşik
(C20H32O5)
prostanoid :
gre., lat. * prostatus (idrar yolları çevresinde bulunan erkek üreme bezi) (pro,
pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne
doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + states (duran, önde duran, öne
geçen, koruyan) (gre.), status (durma, durum) (lat.) + oeides (gibi, ile
ilgili, benzer, şekilli, biçimli) (gre.) * prostaglandinlerden türeyen,
araşidonik asitten sentezlenen, inflamasyon, kan pıhtılaşması, vasküler
homeostaz ve ağrı gibi çeşitli fizyolojik süreçleri düzenleyen ve vücutta yerel
hormon benzeri etkiler gösteren lipid yapılı biyolojik aracılar sınıfı
(Prostaglandinler (PG) ve tromboksanları (TXA2) içeren bu grup, siklooksijenaz
(COX) enzimleri aracılığıyla üretilir ve lokal hormon benzeri etki gösterir.)
prostat :
gre., lat. * prostatus (idrar yolları çevresinde bulunan erkek üreme bezi) (pro,
pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne
doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + states (duran, önde duran, öne
geçen, koruyan) (gre.), status (durma, durum) (lat.) * mesanenin altında yer
alan ve meni sıvısının bir bölümünü üreterek üremeye katkı sağlayan salgı bezi
prostatektomi :
gre., lat. * prostatus (idrar yolları çevresinde bulunan erkek üreme bezi) (pro,
pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne
doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + states (duran, önde duran, öne
geçen, koruyan) (gre.), status (durma, durum) (lat.) + ektomia (kesip çıkarma)
(ek (dış, dışarı, harici) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome
(kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * prostat
bezinin hastalık, özellikle kanser nedeniyle cerrahi olarak tamamen veya kısmen
çıkarılması işlemi
prostatit :
gre., lat. * prostatus (idrar yolları çevresinde bulunan erkek üreme bezi) (pro,
pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne
doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + states (duran, önde duran, öne
geçen, koruyan) + itis (enfeksiyon, iltihap, inflamasyon, hastalık eki) (gre.)
* erkeklerde mesanenin hemen altında bulunan prostat bezinin bakteriyel veya
non-bakteriyel sebeplerle iltihaplanması veya enfekte olması durumu
prostela :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + stele (sütun, dik yapı;
dikme taş, dikili taş, anıt sütun) * anatomi veya botanik terminolojisinde öne
doğru uzanan veya ön bölgede yer alan sütun benzeri yapı; önlük
prostoglandin :
gre., lat. * prostates (pro (ön, önce, önde) + statos (ayakta durma, durma,
dikilme, sabit olma, durağanlık, kararlılık istikrar) ) (gre.) + glans, gland
(yumru, meşe palamudu, fındık; meşe palamudu şeklindeki top) + ine (organik
bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * doku hasarı veya enfeksiyon bölgelerinde
üretilen, yağ asitlerinden enzimatik olarak türeyen ve hormonlara benzer
etkileri olan lipid bileşenler
prostodonti :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + thesis (yerleştirme,
koyma; konumlandırma) (tithenai (koymak, yerleştirmek, konumlandırmak, kurmak)
+ isis (isim yapım eki) ) + odous (diş), odontos (diş ile ilgili) + eia (isim
yapım ve durum eki) * eksik veya hasarlı dişlerin yapay materyallerle
(protezlerle) yenilenmesini ve ağız fonksiyonları ile estetiğinin geri
kazandırılmasını amaçlayan diş hekimliği uzmanlık dalı
prostrasyon :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + stratum, stratus
(serilmiş şey, yaygı, katman, tabaka, yayılmış örtü), sternere (sermek, yaymak,
düz bir yüzeye yaymak, tabakalaştırmak, döşemek) + tio (isim yapım eki) *
fiziksel/zihinsel aşırı bitkinlik ve saygı/itaat göstergesi olarak yere
kapanma, secde etme, secde, sucud
protagonist :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + agonistes
(yarışmacı, mücadeleci, çatısmacı) (agon (yarış, mücadele, çatışma, çırpınma) +
istes (-cı, yapan, eden, destekleyen, yandaş eki) ) * bir anlatı, oyun veya
filmde olayların merkezinde yer alan, çatışmayı taşıyan ve anlatının
ilerleyişini belirleyen ana karakter
protaktinyum :
gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + actinium
(aktinos (aktis (zerre, ışın, ışık huzmesi) + inos (kimyasal madde eki) )
(gre.) + ium (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) ) (lat.) * atom numarası
91, simgesi Pa olan, uranyum bozunma zincirinde toryumdan önce oluşan, radyoaktif
ve son derece nadir bulunan ağır bir kimyasal element
protallus :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + thallos (filiz,
sürgün, bitki gövdesi) * eğrelti otları ve bazı diğer damarlı tohumsuz
bitkilerde sporun çimlenmesiyle oluşan, gametleri meydana getiren ve
döllenmenin gerçekleştiği küçük, genellikle yeşil ve yapraksı gametofit evresi,
öngametofit
protalyum :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + thallos (filiz,
sürgün, bitki gövdesi) (gre.) + ium (isim yapım eki) (lat.) * eğrelti otları ve
bazı diğer damarlı tohumsuz bitkilerde sporun çimlenmesiyle oluşan, erkek ve
dişi gametleri meydana getiren ve döllenmenin gerçekleştiği küçük, genellikle
yeşil ve yapraksı gametofit evresi, önüreme organı
protamin :
gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) (gre.) +
amino (azot içeren fonksiyonel grup; -NH2) + ine (organik bileşik/alkaloid
türevi eki) (lat.) * özellikle balık spermlerinde bulunan, DNA’ya bağlanarak
onu sıkı şekilde paketleyen ve tıpta heparinin etkisini tersine çevirmek için
kullanılan, düşük molekül ağırlıklı bazik proteinler sınıfı
protandroz :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + aner (erkek, er
kişi, adam, insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili, adam ile
ilgili, insan ile ilgili) * bir çiçekte erkek organların dişi organlardan önce
olgunlaşmasını ve işlevsel hâle gelmesini ifade eden, böylece aynı çiçeğin
kendi kendini döllemesini azaltan veya önleyen üreme özelliği, protandri gösteren,
erkek önce olgunlaşan
proteaceae :
gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) (gre.) +
aceae (-giller, hayvan familyası eki) (lat.) * çoğunlukla Güney Yarımküre'de
yayılış gösteren, çalı ve ağaçlardan oluşan, çiçekleri çoğunlukla yoğun
başçıklar veya başaklar hâlinde toplanan ve birçok türü gösterişli çiçek
durumları nedeniyle süs bitkisi olarak yetiştirilen bitki familyası,
Proteagiller
proteaz :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + eios (ile ilgili,
-a ait) + ase (enzim eki) * proteinlerin peptit bağlarını hidroliz yoluyla
parçalayarak onları daha küçük peptitlere veya amino asitlere ayıran, sindirim
ve hücresel protein dönüşüm süreçlerinde görev yapan enzim
proteaz inhibitör :
gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + eios (ile
ilgili, -a ait) + ase (enzim eki) (gre.) + inhibitor (bir süreci, reaksiyonu
veya faaliyeti yavaşlatan, engelleyen veya durduran madde veya etken) (in (iç,
içeri, içeride, içeriye, içinde, içine, aşağı) + habere, hibere (sahip olmak,
tutmak, elinde bulundurmak) + tor (-cı, yapan, eden eki) ) (lat.) * proteinleri
peptit bağlarından parçalayarak küçük peptitlere veya amino asitlere ayıran
proteaz enzimlerinin etkinliğini azaltan veya durduran, enzim-substrat
etkileşimini veya katalitik bölgeyi engelleyerek proteolizi baskılayan madde
veya bileşik, proteaz baskılayıcı
proteidae :
gre. * Proteus (Proteus cinsi, Yunan mitolojisindeki biçim değiştiren deniz
tanrısının adından) (gre.) + idae (-giller, hayvan familyası eki) (lat.) * suda
yaşayan, uzun gövdeli, kısa bacaklı, dış solungaçlarını yaşamları boyunca
koruyan ve neotenik özellikler gösteren semenderleri kapsayan familya,
Proteusgiller
protein :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine (organik
bileşik/alkaloid türevi eki) * amino asitlerden oluşan ve canlı hücrelerde
yapısal, enzimatik ve düzenleyici birçok yaşamsal işlevi yerine getiren temel
biyolojik makromolekül
protein c :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine (organik
bileşik/alkaloid türevi eki) + c (alfabedeki üçüncü harf,
sınıflandırma/etiketleme harfi) * kan pıhtılaşmasını düzenleyen ve pıhtı
oluşumunu kontrol ederek damar içi tromboz riskini azaltan K vitaminine bağlı
bir antikoagülan proteini
proteinüri :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine (organik
bileşik/alkaloid türevi eki) + ouria (üre) (ouron (idrar, sidik, çiş) + eia
(isim yapım eki) ) * idrarda normalden fazla protein bulunmasıyla karakterize
olan ve genellikle böbrek hastalıklarının bir bulgusu olarak ortaya çıkan tıbbi
durum
proteksiyon :
gre., lat. * pro (ön, öne, önce, önde) (gre.) + tegere (örtmek, korumak,
kaplamak), tectio (örtme, kaplama) (lat.) * koruma, muhafaza etme
protektif :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + tegere (örtmek,
korumak, kaplamak), tectivus (örten, örtücü, kaplayan, kaplayıcı) (lat.) * bir
şeyi zarar, hasar veya olumsuz etkilerden koruyan, savunucu, koruyucu
protektor :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + tector
(örtüyücü, koruyucu, kaplayıcı) (tegere (örtmek, korumak, kaplamak) + tor (-cı,
yapan, eden eki) ) * koruyucu, muhafaza edici
proteoglikan :
gre. * protein (pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine
(organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) + glykys (tatlı, şeker) (gre.) + ent
(ile ilgili, -a ait; -cı, yapan, eden eki) (lat.) * protein çekirdeğine bağlı
uzun polisakkarit zincirlerinden oluşan, bağ dokusunda özellikle hücre dışı
matriksin yapısal bütünlüğünü ve su tutma kapasitesini sağlayan büyük
biyomoleküler kompleks
proteolitik :
gre. * protein (pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine
(organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) + lysis (gevşeme, çözülme, çözünme,
parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) *
proteinleri enzimatik olarak küçük peptitlere veya aminoasitlere parçalama
yeteneğine sahip olan veya bu sürece ait olan
proteoliz :
gre. * protein (pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine
(organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) + lysis (gevşeme, çözülme, çözünme,
parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) * proteinlerin enzimler aracılığıyla
daha küçük peptitlere veya aminoasitlere ayrıştırılması süreci
proteom :
gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) (gre.) +
ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) + ios (ile ilgili, -a ait) +
om (tamlık, bütünlük belirten son ek) (gre.) * belirli bir hücre, doku,
organizma veya biyolojik koşulda bulunan proteinlerin tamamı, proteinler bütünü
proteomik :
gre. * protein (pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine
(organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) + oma (bütünlük, tüm olma) + ikos (ile
ilgili, -a ait, gibi) * bir hücre, doku veya organizmada bulunan tüm
proteinlerin (proteom) yapı, işlev ve etkileşimlerini sistematik olarak
inceleyen biyoloji alt dalı
proteomiks :
gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) (gre.) +
ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) + ios (ile ilgili, -a ait) +
om (tamlık, bütünlük belirten son ek) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) (gre.)
* bir hücre, doku veya organizmada bulunan tüm proteinlerin (proteom) yapı, işlev
ve etkileşimlerini sistematik olarak inceleyen biyoloji alt dalı
proterantöz :
gre., lat. * proteros (önceki, öndeki, daha erken, ön tarafta bulunan) (pro,
pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne
doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + teros (daha … olan, öteki, diğer) )
+ anthos (çiçek) (gre.) + osus (ile lgili, -a ait) (lat.) * yapraklardan önce
çiçek açan veya çiçeklerin yapraklardan önce ortaya çıktığı bitkisel durumu
ifade eden botanik sıfat, çiçekleri yapraklardan önce açan
proterozoik : proteros
(önceki, öndeki, daha erken, ön tarafta bulunan) (pro, pros (ilk, birinci, baş,
ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde,
gerektikçe) + teros (daha … olan, öteki, diğer) ) + zoe (canlılık, yaşam,
hayat, dirim, dirilik, oluşum, hayvan), zoion (hayvan, canlı varlık) + ikos
(ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * yaklaşık 2,5 milyar yıl öncesinden 541
milyon yıl öncesine kadar süren, atmosferde oksijenin biriktiği ve ilk karmaşık
hücreli (ökaryotik) yaşam formlarının ortaya çıktığı, Dünya tarihinin en uzun
jeolojik devirlerinden biri
protestan :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + testari
(tanıklık etmek, şahitlik etmek) + ens, ent (sıfat yapım eki) (lat.) * 16.
yüzyılda Katolik Kilisesi’ne karşı çıkarak reform hareketlerini benimseyen
Hristiyan mezheplerine mensup olan kimse veya bu mezheplerle ilgili olan kişi
protesto :
gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + testari
(tanıklık etmek, şahitlik etmek) + testus (tanıklık etmiş, şahit olmuş) (lat.)
* bir durumu, kararı veya uygulamayı kabul etmediğini açıkça ifade etme ve
karşı çıkma eylemi
protetik :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + tithenai (koymak,
yerleştirmek, konumlandırmak, kurmak) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * eksik
veya hasarlı organların yerine yapay parçalar yerleştirilmesiyle ilgili (tıp ve
diş hekimliğinde)
proteus :
gre. * Proteus (Yunan mitolojisinde şekil değiştirebilen deniz tanrısı) * şekil
değiştirme özelliğiyle ilişkilendirilen Yunan mitolojik figürü, biçim
değiştiren deniz tanrısı, Proteaceae (Proteagiller) familyasının ve Proteus
cinsinin adlandırılmasına temel olan özel ad
proteus :
gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + eos
(şafak, gün doğumu, sabah ışığı) (gre.); proteus (lat.) * Yunan mitolojisinde
şekil değiştirebilen deniz tanrısı
proteus antijeni :
gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + eos
(şafak, gün doğumu, sabah ışığı) (gre.); proteus (lat.) + anti (zıt, karşıt,
karşı, ters, aksi) (lat.) + gennaein (doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak,
meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana
getiren, oluşturan, kaynaklanan) (genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme,
oluşum, doğum, köken, ırk, döl, soy, nesil, aile, akraba, tür, cins, çeşit,
sınıf, kategori) + es (ile ilgili, -a ait) ) (gre.) + i (iyelik eki) (tür.) *
Proteus mirabilis gibi Proteus cinsi bakterilerin yüzeyinde bulunan, Rickettsia
(tifüs türleri) enfeksiyonlarının teşhisinde (Weil-Felix testi) çapraz
reaksiyon gösterdikleri için kullanılan, alkalilere dayanıklı, hapten yapısında
olan, bağışıklık sisteminin tanıdığı yapılar
proteus sendromu :
gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + eos
(şafak, gün doğumu, sabah ışığı) (gre.); proteus (lat.) + syndromon (sendrom,
belirti ve bulguya dayalı klinik durum) (gre.) + u (iyelik eki) (tür.) *
çocuklukta ortaya çıkan ve AKT1 genindeki mozaik bir mutasyondan kaynaklanan,
cilt, kemik ve dokuların orantısız ve ilerleyici bir şekilde büyümesine neden
olan, asimetrik büyüme, deri lezyonları ve tümör yatkınlığı ile karakterize
olan çok nadir, genetik bir hastalık
protez :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + thesis (yerleştirme,
koyma; konumlandırma) (tithenai (koymak, yerleştirmek, konumlandırmak, kurmak)
+ isis (isim yapım eki) ) * vücutta çeşitli nedenlerle kaybedilen organ veya
dokuların işlevini ve estetik görünümünü taklit etmek amacıyla hazırlanan yapay
aygıt, mekanizma; eksik uzuvları (kol, bacak) tamamlayan cihaz; eksik dişlerin
yerine konan yapay diş üniteleri
protirelin :
gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri,
ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + thyreos (kalkan) + lin
(peptid/hormon türetme ve küçük molekül yapısı eki) * hipotalamustan salgılanan
ve hipofizi uyararak TSH (tiroid uyarıcı hormon) salgısını artıran, tiroid
fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılan sentetik TRH (tirotropin
salgılatıcı hormon) analoğu ilacın etken maddesi (C16H22N6O4)
protist :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + istes (-cı,
yapan, eden, destekleyen, yandaş eki) * hayvan, bitki veya mantar olarak
sınıflandırılamayan; çoğunlukla tek hücreli veya basit yapılı, ökaryot canlılar
grubu
proto : gre.
* pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) * bir sıralamada
başlangıçta bulunanı, önceliği veya üstün konumu olan, ilk, birinci, baş, ön,
önce, öncel, önde
protobothrops :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + Bothrops (çukur
engereği cinsi adı) * Viperidae (Engerekgiller) familyasına ait, çoğunlukla
Doğu ve Güneydoğu Asya’da yaşayan, başlarında ısı algılayan loreal çukurlar ve
zehirli dişler bulunan, çukur engerekleri (Crotalinae) olarak bilinen zehirli
yılanları kapsayan cins, Asya çukur engerekleri
protogalaksi :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + galaxias
(Samanyolu, galaksi) (gala, galax, galaktos (süt) + ias (sıfat yapım eki) ) *
bir galaksinin oluşumunun erken evresinde bulunan, henüz günümüzdeki düzenli
veya kararlı yapısına ulaşmamış, yoğun gaz ve toz içeren ve yıldız oluşumunun
etkin olduğu genç galaktik yapı, ilk galaksi
protogin :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + gennaein
(doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran,
ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) *
genellikle gnays yapısında olan, özellikle kuvars, feldispat ve mika içeren,
kristalen şistlerin en altında bulunan, ilkel veya birinci zaman kayacı, eski,
metamorfik kayaç
protoginöz :
gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + gennaein
(doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran,
ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan)
(gre.) + osus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir kayaçta ilk oluşan minerallerin
veya mineraloji bileşiminin daha sonra gelişen minerallerden farklı olduğu
erken oluşum evresini veya bu özelliği gösteren (kayaç dokusu)
protogonos :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + genos, gonos
(gen, yaratılış, türeyiş, üreme, üretim, oluşum, doğum, ırk, yavru, döl, soy,
nesil, köken, aile, akraba, tür, cins, sınıf, kategori) * ilk doğan, ilk
yaratılan, ilk varoluş; Yunan mitolojisinde Kaos'un boşluğundan doğrudan doğan,
evrenin temel dokusunu (toprak, gökyüzü, gece, karanlık) oluşturan varlıklar
protojin :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + gennaein
(doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran,
ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) *
genellikle gnays yapısında olan, özellikle kuvars, feldispat ve mika içeren,
kristalen şistlerin en altında bulunan, ilkel veya birinci zaman kayacı, eski,
metamorfik kayaç
protojinöz :
gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + gennaein
(doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran,
ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan)
(gre.) + osus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir kayaçta ilk oluşan minerallerin
veya mineraloji bileşiminin daha sonra gelişen minerallerden farklı olduğu
erken oluşum evresini veya bu özelliği gösteren (kayaç dokusu)
protokol :
gre. * pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncül, ileri, öne doğru, için,
lehine, içinde, gerektikçe), proteios (birincil, öncel, ilk, ilkel, baş)
(protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + eios (ile ilgili, -a ait)
) + kollein (yapıştırmak, tutturmak, bağlamak, birleştirmek), kolla
(yapıştırıcı, yapışkan, tutkal, zamk, birleştirici) * resmi kurallar dizisi;
bilgisayar sistemlerinde ağ üzerindeki veri iletiminin nasıl gerçekleşeceğini
tanımlayan kurallar bütünü; iki veya daha çok taraf arasında, belirli bir konudaki
anlaşmayı temsil eden, tarafların birbirlerine karşı yükümlülüklerini
tanımlayan ve taraflarca imzalanan hukuki belge, sözleşme; resmi törenlerde,
diplomatik ilişkilerde ve sosyal yaşamda uyulması gereken kural, görgü ve düzen
bütünü ile bu kuralların kaydedildiği resmi belge
proton :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + on
(parçacık/tanecik eki) * atom çekirdeğinde bulunan, pozitif elektrik yüklü ve
elementin kimliğini belirleyen temel parçacıklardan biri (diğerleri elektron ve
nötron)
protonefridyum :
gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + nephros
(böbrek) + idion (küçültme eki) (gre.) + um (isim yapım eki) (lat.) * yassı
solucanlar, rotiferler ve bazı diğer omurgasızlarda bulunan, vücut sıvısındaki
metabolik atıkların uzaklaştırılmasını ve osmoregülasyonu sağlayan, alev
hücreleri veya benzeri terminal hücrelerle başlayan tüp biçimli boşaltım
sistemi, ilkel böbrek sistemi
protonema :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + nema (iplik,
lif, filament) * yosunlarda ve karayosunlarında sporun çimlenmesiyle oluşan,
bitkinin gelişiminin ilk evresini temsil eden ipliksi genç gametofit yapısı
proton-proton :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + gre. * pro,
protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde)
protoplanetar :
gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + planein
(gezmek, dolaşmak, saptırmak), planetes (gezen, dolaşan) (gre.); planeta + aris
(ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir gezegenin oluşumundan önceki veya gezegen
oluşum sürecindeki madde, yapı veya evreyle ilgili olanı tanımlayan astronomi
sıfatı, gezegen öncesi, gezegen oluşumuyla ilgili
protoplast :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + plastos
(oluşturulmuş, şekillendirilmiş, biçimlendirilmiş, kalıplanmış) (plassein
(şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak, kalıp dökmek) + os (sıfat yapım
eki) ) * bitki hücresinde hücre duvarı çıkarıldıktan sonra kalan, zar,
sitoplazma ve çekirdeği içeren canlı hücresel iç yapı
protoplazma :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + plasma
(şekillenmiş, biçimlenmiş şey; katı, sıvı ve gazdan sonra maddenin dördüncü
hali olarak bilinen, yüksek enerjili, iyonize olmuş (elektronlarından arınmış)
gaz benzeri bir yapı) (plassein (kalıp vermek, şekillendirmek, biçimlendirmek,
form vermek), plasis (şekillenme, biçimlenme, oluşum) + ma (isim yapım eki) ) *
hücreyi oluşturan ve yaşam faaliyetlerinin gerçekleştiği, sitoplazma ve
çekirdeği kapsayan canlı madde bütünü
protoskoleks :
gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + skolex
(solucan, kurtçuk) * tenyaların larva evresinde gelişen ve erişkin parazitin
baş (skoleks) yapısını oluşturacak olan ilk oluşumu
protostomia : gre.
* pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + stoma (ağız,
açıklık, giriş) + ia (taksonomik çoğul eki) * embriyonik gelişimde blastoporun
ağız haline geldiği, ağız ile anüsün gelişimsel kökenlerinin farklı olduğu ve
spiral, mozaik tipte bölünmenin yaygın olarak görüldüğü omurgasız hayvanlar üst
grubunu ifade eden zoolojik takson, İlkağızlılar
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder