27 Eylül 2026 Pazar

Pr - protostomia

Pr : gre., lat. * praseodymium (prasios (yeşil) + didymos (ikiz) (gre.) + ium (kimyasal element eki) (lat.) ) * atom numarası 59 olan, lantanitler serisinde bulunan, yumuşak, gümüş renkli ve manyetik özellik gösteren mıknatıslarda, cam renklendirmede, seramiklerde, alaşımlarda ve optik malzemelerde kullanılan nadir toprak elementi

prada : ita. * Prada (İtalyan moda tasarımcısı Mario Prada'nın soyadından) * lüks giyim, aksesuar ve deri ürünleriyle tanınan İtalyan moda markası

prader-willi sendromu : fra. * prader (İsviçreli doktor Andrea Prader’in soyadından) + willi (İsviçreli doktor Heinrich Willi’nin soyadından) + syndromon (sendrom, belirti ve bulguya dayalı klinik durum) (gre.) + u (iyelik eki) (tür.) * kas gevşekliği, hiperfaji (aşırı iştah), hipogonadizm, gelişimsel gecikme, obezite ile karakterize nadir bir genetik hastalık

pradimisin : lat., gre. * pratum (çayır, mera) (lat.) + mykes (fungus, mantar, mikrobiyal organizma) (gre.) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * mantar hücre duvarındaki bileşenlere bağlanarak etkili olan bir antifungal antibiyotik türevi bileşik (C40H44N2O18)

praeputium : lat. * prae (ön, önce, evvel) + putium (penis, erkeklik organı) * penisin uç kısmını örten ve geri çekilebilen deri kıvrımı, sünnet derisi

prafa : lat. * praeferre (öne koymak, tercih etmek) (prae (ön, önce, evvel) + ferre (getirmek, taşımak, götürmek, yüklenmek) ) * genellikle üç kişi arasında 32'lik deste ile oynanan, amacın, eldeki kartlarla koz belirleyerek oyun başında alınan "kötü puan" veya "kasa"yı sıfırlamak olduğu şansa dayalı bir iskambil oyunu

prag : sla. * prah (eşik), praga (yakılarak temizlenen arazi) * Çekya'nın başkenti (Şehir, Vltava Nehri üzerindeki sığ geçitler (eşik) veya nehir kenarındaki ormanların temizlenmesiyle oluşan yerleşim yeri nedeniyle bu ismi almıştır.)

pragma : gre. * pragma (iş, eylem, yapılan şey, tamamlanmış olay) * düşünce veya ilke olarak benimsenmiş temel kural, özellikle mantık, dilbilim ve hukukta “kullanım kuralı”

pragmatik : gre. * pragma (iş, eylem, yapılan şey, tamamlanmış olay) + tikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * teoriden çok pratik sonuçlara, işe yararlılığa ve gerçek hayattaki etkiye odaklanan, uygulamacı

pragmatist : gre. * pragma (iş, eylem, yapılan şey, tamamlanmış olay) + istes (-cı, yapab, eden eki) * düşünce ve kararlarında teoriden çok pratik yararı esas alan, sonuç odaklı yaklaşımı benimseyen kişi

pragmatizm : gre. * pragma (iş, eylem, yapılan şey, tamamlanmış olay) + ismos (isim yapım, durum, öğreti, doktrin, akım eki) * doğruluğu ve değeri, teorik tutarlılıktan ziyade pratik sonuçlara, işe yararlılığa ve uygulamaya göre değerlendiren felsefi düşünce akımı

praia : lat., por. * plagia (plaj, kumsal, sahil) (lat.); praia (por.) * Yeşil Burun Adaları'nın başkenti

pralin : fra. * praliner (şekerle kaplamak, karamelleştirmek) + ine (isim yapım eki) * genellikle ince bir çikolata kabuğu (bitter, sütlü veya beyaz) içerisinde karamelize edilmiş kuruyemiş (fındık, badem, fıstık) ezmesi veya kreması dolgusu bulunan, yumuşak, yoğun aromalı ve genellikle lüks çikolata grubunda yer alan, Belçika tarzı dolgulu çikolataların en popüleri olan 17. yüzyıl Fransız kökenli lokmalık çikolata türü

pramipeksol : lat. * pram (aminopropil türevi farmakolojik öncül yapı) + ipe (kimyasal bağlayıcı/ara zincir yapısı) + xole (heterosiklik amin türevi yapısal isimlendirme eki) * dopamin reseptörlerini uyaran, özellikle Parkinson hastalığı ve huzursuz bacak sendromu tedavisinde kullanılan bir ilacın etken maddesi (C10H17N3S)

pramokain : lat. * pramo (sentetik farmakolojik adlandırma kökeni belirsiz yapı parçası) + cain (lokal anesteziklerde “kokainden türemiş, sinir iletimini bloke eden” ilaç isim eki) * sinir iletimini geçici olarak engelleyerek bölgesel uyuşma sağlayan lokal anestezik etken madde (C17H27NO3)

prandial : lat. * prandium (öğle yemeği, öğün) + alis (ile ilgili, -a ait) * yemekle veya öğünle ilgili olan, yemek öncesi veya sonrası durumla ilgili

pranga : ita. * branca (pençe, kıskaç, kol, dal) * mahkumların, forsaların kaçmasını engellemek için ayaklarına takılan ahşap veya demir halka, zincir veya kelepçe; bağlayıcı ve kısıtlayıcı durum (mecazi)

pranobeks : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ambainein (yükselmek) (gre.) + ex (son ek) (lat.) * viral enfeksiyonların tedavisinde kullanılan, bağışıklık sistemini güçlendiren ve antiviral etkisi bulunan ilacın etken maddesi (C52H78N10O17)

praseodim : gre. * prasios (pırasa yeşili; açık yeşil renk) + didymos (ikiz, çift; birlikte bulunan element) * atom numarası 59, simgesi Pr olan, genellikle alaşım ve mıknatıs üretiminde kullanılan nadir toprak elementlerinden biri olan metal element

praseodimyum : gre., lat. * prasios (pırasa yeşili; açık yeşil renk) + didymos (ikiz, çift; birlikte bulunan element) (gre.) + ium (kimyasal element eki) (lat.) * atom numarası 59, simgesi Pr olan, genellikle alaşım ve mıknatıs üretiminde kullanılan nadir toprak elementlerinden biri olan metal element

prasugrel : lat. * pro, prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + sugre (prodrug/aktifleşme ile ilişkili ilaç tasarım kökü) + el (son ek) * özellikle kalp krizi veya şiddetli göğüs ağrısı (akut koroner sendrom) sonrası, tıkalı damarları açmak için anjiyoplasti uygulanan hastalarda kan pıhtılaşmasını önleyen, trombositlerin bir araya gelmesini engelleyerek damar tıkanıklığı ve inme riskini azaltan "antiplatelet" (trombosit inhibitörü) grubuna ait güçlü bir kan sulandırıcı ilacın erken maddesi (C20H20FNO3S)

prasuti - daksha : san. * prasuti (doğum, doğurma; doğum süreci) + daksha (yetenekli, uzman, becerikli, yetkin) * Hint mitolojisinde Brahma'nın zihninden doğan ve insanlığın ataları olarak kabul edilen iki tanrısal figür

pratik : gre. * pratikos (prassein, prattein (yapmak, etmek, eylemek, başarmak, uygulamak, icra etmek) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) ) * teorik değil, uygulamaya dönük olan, kolay uygulanabilir ve deneyime dayalı olan durum veya yöntem, uygulanabilir, uygulamaya yönelik

pratika : gre., lat. * pratikos (prassein, prattein (yapmak, etmek, eylemek, başarmak, uygulamak, icra etmek) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) ) (gre.); pratica (ita.) * denizcilik terminolojisinde bir geminin limana girmeden önce, sağlık ekipleri tarafından yapılan denetimler sonucunda, bulaşıcı hastalık taşımadığına dair aldığı sağlık izni veya giriş izni; geminin yanaşma, yük indirip bindirme işlemlerine başlamasına izin verilmesi

pratisyen : gre., fra. * prassein, prattein (yapmak, etmek, eylemek, başarmak, uygulamak, icra etmek) + ianos (ile ilgili, -a ait, gibi, -cı, yapan, eden eki) (gre.); praticien (fra.) * bir mesleği (özellikle tıpta) teorik uzmanlaşmadan ziyade genel uygulama düzeyinde icra eden kişi; altı yıllık tıp fakültesi eğitimini tamamlayıp mezun olmuş ancak tıpta uzmanlık eğitimi (TUS) almamış olan, birinci basamak sağlık hizmetlerinde (sağlık ocakları, acil servisler) görev alarak, hastaların ilk muayenesini, teşhisini ve tedavisini yapan, koruyucu sağlık hizmetleri sunan tıp doktoru

pravastatin : lat. * prav (ön ek) + histanai (durmak, durdurmak, yerleştirmek), statin (kolesterol sentezinde HMG-CoA redüktaz inhibitörleri için kullanılan son ek; durdurucu, inhibitör; karaciğerde kolesterol üretiminde rol oynayan enzim olan HMG-CoA redüktazı inhibe eden ilaç sınıfı) (statos, stasis (durdurma, durma, sabit kalma, sabit durma, stabil olma, ayakta durma, durgunluk) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) * kandaki LDL ("kötü") kolesterolü ve trigliseritleri düşürmek, HDL ("iyi") kolesterolü artırmak için kullanılan, karaciğerde kolesterol üretimini ve sentezini azaltarak çalışan ve yüksek kolesterol, kalp krizi veya felç riski taşıyan hastalar için diyetle birlikte uygulanan, statinler grubuna ait reçeteli ilacın etken maddesi (C23H36O7)

prazikuantel : lat. * pro, prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + isoquin (izokinolin iskeleti, heterosiklik aromatik yapı) + antel (antelmintik ilaç eki) * şistozom, tenya gibi parazit solucanlara karşı kullanılan, parazitlerin kaslarını felç ederek etkisiz hale getiren antelmintik ilacın etken maddesi (C19H24N2O2)

prazol : lat. * pro, prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + azol (azol halkası, heterosiklik azotlu halka) * mide asidini azaltan proton pompa inhibitörü (omeprazol, lansoprazol gibi) ilaçların isimlendirmesinde kullanılan, asit baskılayıcı ilaç sınıfını ifade eden kök/son ek yapısı

prazosin : lat. * prazos (pro, prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + azoos (canlı yaşam formunun olmadığı; azotu belirten önek) ) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) * alfa-1 adrenerjik reseptör blokörü olan, hipertansiyon ve iyi huylu prostat büyümesi gibi durumlarda kullanılan damar gevşetici ilacın etken maddesi (C20H21N5O4)

pre : lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) * ön, önce, önde, ilk, ileri

preadult : lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + adultus (büyümüş, büyük) (adolescere (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + alescere (büyümek, semirmek, beslenmiş olmak) + ultus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) * biyolojik veya gelişimsel olarak tam fiziksel olgunluğa ulaşmamış, yetişkinlikten hemen önceki aşamada olan canlı (insan, hayvan veya organizma), yetişkinlik öncesi, ergin öncesi, erişkin öncesi

preanestezik : lat., gre. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) (lat.) + an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aisthesis (duyu, duygu, algı, his) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) * anestezi öbcesiyle ilgili; genel anestezi veya cerrahi müdahale öncesinde hastanın fiziksel ve psikolojik olarak hazırlanması sürecinde kullanılan ilaçlar ve uygulamalar, premedikasyon

prebiyotik : lat., gre. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) (lat.) + bios (yaşam, hayat, dirim, canlılık, oluşum, yaratılış) + tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) * insan vücudunun sindiremediği, ancak kalın bağırsaktaki yararlı bakterileri (probiyotikleri) besleyerek çoğalmalarını ve aktif çalışmalarını sağlayan, bağırsak florasını düzenleyerek sindirim sağlığını iyileştiren, bağışıklığı güçlendiren ve minerallerin emilimini artıran özel lifli gıda bileşenler

predator : lat. * praedari (yağmalamak, avlanmak) (praeda (ganimet, savaşta/avda ele geçirilen şey; yağma sonucu elde edilen mal) + ari (fiil mastar eki) ) + tor (-cı, yapan, eden eki) * yırtıcı hayvan veya organizma; avını yakalayıp yiyen canlı; çıkarcı, başkalarını kullanan kimse (mecazi)

predatör : lat. * praedari (yağmalamak, avlanmak) (praeda (ganimet, savaşta/avda ele geçirilen şey; yağma sonucu elde edilen mal) + ari (fiil mastar eki) ) + tor (-cı, yapan, eden eki) * yırtıcı hayvan veya organizma; avını yakalayıp yiyen canlı; çıkarcı, başkalarını kullanan kimse (mecazi)

pre-dejenere : lat * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + de (yokluk, zıtlık, olumsuzluk, uzak, ayrı, aşağı, -dan eki) + generatus (yaratılmış, oluşmuş) (generare (genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, ırk, döl, soy, nesil, aile, akraba, tür, cins, çeşit, sınıf, kategori) (gre.) + are (fiil mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) (lat.); pré-dégénéré (fra.) * dejenerasyonun henüz başlamadığı veya belirgin yapısal ve işlevsel bozulmaların ortaya çıkmasından önceki evrede olan

predental : lat * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dens (diş) + alis (ile ilgili, -a ait) * dilbilimde diş seslerinden (t, d, n, s vb.) önce gelen konum veya bu seslerin ön bölge artikülasyonuyla ilgili olan yapı; “diş öncesi” konum/özellik

prediksiyon : lat * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dicere (söylemek, demek) + tio (isim yapım eki) * mevcut veri veya gözleme dayanarak gelecekteki bir durumu önceden tahmin etme, öngörüde bulunma, öngörü, tahmin

prediktif : lat * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dictus (söylenmiş, denmiş) (dicere (söylemek, demek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + ivus (ile ilgili, -a ait) * mevcut verilerden yola çıkarak geleceğe dair tahmin yapabilme özelliği taşıyan, öngörüye dayalı olan, öngörüsel, tahmini

prediktör : lat * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dictus (söylenmiş, denmiş) (dicere (söylemek, demek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + or (-cı, yapan, eden eki) * istatistikte veya bilimsel modellerde bir sonucu önceden tahmin etmeye yarayan değişken, faktör veya araç, öngörücü, tahmin edici

predispozan : lat., fra. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dis, de (yokluk, zıtlık, olumsuzluk, uzak, ayrı, aşağı, ikiye ayrılma, -dan eki) + ponere (koymak, yerleştirmek, düzenlemek, yatırmak) + ens, ent (sıfat yapım eki) (lat.); prédisposant (fra.) * bir hastalığın veya durumun ortaya çıkmasına önceden yatkınlık oluşturan, zemin hazırlayan (faktör veya etken)

predispoze : lat., fra. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dis, de (yokluk, zıtlık, olumsuzluk, uzak, ayrı, aşağı, ikiye ayrılma, -dan eki) + ponere (koymak, yerleştirmek, düzenlemek, yatırmak), positus (konmuş, konumlanmış, yerleştirilmiş, yatırılmış) (lat.); prédisposé (fra.) * belirli bir hastalığa, sonuca veya davranışa eğilimli hale getirilmiş, zemini hazırlanmış, riski artırılmış (kişi veya durum), eğilimli kılınmış, yatkınlaştırılmış, meyilli kılınmış

predispozisyon : lat., fra. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dis, de (yokluk, zıtlık, olumsuzluk, uzak, ayrı, aşağı, ikiye ayrılma, -dan eki) + ponere (koymak, yerleştirmek, düzenlemek, yatırmak), positum, positus (konmuş, konumlanmış, yerleştirilmiş, yatırılmış) + tio (isim yapım eki) * tıp ve genetik alanında bir bireyin hastalığa, duruma veya davranışa karşı önceden var olan yatkınlığı, meyli veya eğilimi; Genetik, çevresel veya yaşam tarzı faktörlerine bağlı olarak bir hastalığın gelişme olasılığının artması durumu, yatkınlık, eğilim, meyil

prednikarbat : lat * prednisolone (ana steroid grubu C21H28O5) + carbat (çift ester yapısına atıfta bulunan ve karbonat/etil karbonat grupları) * egzama, dermatit ve sedef gibi çeşitli inflamatuar cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılan, bağışıklık tepkisini azaltarak kızarıklık, şişlik ve kaşıntıyı hafifleten, düşük cilt incelmesi (atrofi) riskiyle öne çıkan orta etkili, halojenlenmemiş bir topikal kortikosteroid (steroid hormonu) ilacın etken maddesi (C27H36O8)

prednizolon : lat. * prednisone (praegnentia (gebelik, hamilelik) + diene (iki çift bağ belirteci) + cortisone (kortizon belirteci) ) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) + one (oksijenli bileşik, keton (C=O) türevi, karbonil grubu) * vücutta doğal olarak üretilen kortizol hormonunu taklit ederek alerjik reaksiyonları, şiddetli iltihabi durumları ve otoimmün hastalıkları tedavi etmek amacıyla bağışıklık sistemini baskılayan sentetik bir glukokortikoid (kortizon türevi) ilacın etken maddesi (C21H28O5)

prednizon : lat. * prednisone (praegnentia (gebelik, hamilelik) + diene (iki çift bağ belirteci) + cortisone (kortizon belirteci) ) * vücutta alerji, kanser ve iltihaplı hastalıkların tedavisinde bağışıklık sistemini baskılamak amacıyla yapay olarak üretilen, karaciğerde aktifleşerek çalışan sentetik bir kortikosteroid (glukokortikoid) ilacın etken maddesi (C21H26O5)

predominans : lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dominare (hükmetmek, egemen olmak, yönetmek) (dominus (hükümdar, hakim, yönetici, lord, efendi) (domus (ev, barınak, yuva) (gre.) + inus (ile ilgili olma) ) + are (fiil mastar eki) ) + entia (gibi olma) ) * bir unsurun, özelliğin veya durumun diğerlerine göre ağır basması, baskın olması, yaygınlığı veya üstünlük kurması, nicelik veya etki bakımından daha güçlü olması durumu

predominant : lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + dominare (hükmetmek, egemen olmak, yönetmek) (dominus (hükümdar, hakim, yönetici, lord, efendi) (domus (ev, barınak, yuva) (gre.) + inus (ile ilgili olma) ) + are (fiil mastar eki) ) + ent (sıfat yapım eki) * nicelik, nitelik, güç veya etki bakımından diğer unsurlara göre daha önde olan, en belirgin olan, baskın, egemen, hakim, üstün, yaygın

preduktal : lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + ductus (yönlendirme; kanal, boru, kemer, kiriş) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * tıpta özellikle neonataloji (yenidoğan) ve kardiyolojide, fetal dolaşımda bulunan ve akciğer damarı ile aortu birbirine bağlayan duktus arteriyozus yapısının "önünde" (proksimalinde) yer alan bölge ile ilgili (yaygın kullanımı "preduktal aort koarktasyonu (aort darlığı)" veya "preduktal oksijen satürasyonu" ölçümü)

preeksitasyon : lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + ex (dış, dışarı, harici, yokluk, olmama) + citare (çağırmak, seslendirmek, harekete geçirmek, uyandırmak)+ tio (isim yapım eki) * kalp odacıklarının bir kısmının normalden önce kasılmasına ve çarpıntı (taşikardi) ataklarına yol açabilen, kalbin elektriksel uyarılarının normal yollar dışında, anormal bir ekstra yolak üzerinden ventriküllere (karıncıklar) erken ulaşması durumu, ön uyarılma

preemptif : lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + emptus (alınmış, ele geçirilmiş) (emere (almak, ele geçirmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + ivus (ile ilgili, -a ait) * bir durumu veya tehdidi gerçekleşmeden önce önleyici şekilde ele alan, ön alıcı nitelikte olan

prefabrik : lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + fabrica (yapı, atölye, üretim) (faber (zanaatkar, usta) + icus, ica (ile ilgili, -a ait) * yapı parçalarının (duvar, çatı, kolon vb.) fabrika ortamında önceden üretilip, inşaat sahasında birleştirilmesiyle oluşturulan hazır yapı sistemi

prefabrikasyon : lat. * prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + fabricare (yapmak, inşa etmek, üretmek, imal etmek) (fabrica (yapı, atölye, üretim) (faber (zanaatkar, usta) + icus, ica (ile ilgili, -a ait) ) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) * yapıların veya yapı elemanlarının (duvar, kolon, çatı vb.) şantiye alanı yerine fabrika ortamında önceden üretilmesi, ardından inşaat sahasına taşınarak montajlanması

prefabrike : lat. * praefabricatus (prae (ön, önce, önde, ilk, ileri) + fabricare (yapmak, inşa etmek, üretmek, imal etmek) (fabrica (yapı, atölye, üretim) (faber (zanaatkar, usta) + icus, ica (ile ilgili, -a ait) ) + are (fiil mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) (lat.); préfabriqué (fra.) * yapı parçalarının fabrika ortamında önceden üretilip, inşa edileceği sahada birleştirilmesi (montajı) yöntemiyle oluşturulmuş

preferans : lat., fra. * praeferre (öne koymak, tercih etmek) (prae (ön, önce, evvel) + ferre (getirmek, taşımak, götürmek, yüklenmek) ) + entia (isim yapım eki) (lat.); préférence (fra.) * bir şeyi diğerlerine göre daha üstün tutma, öncelik verme veya tercih etme durumu, tercih, tercih etme, yeğleme

prefiks : lat. * prae (ön, önce, evvel) + figere (tutturmak, sabitlemek, bağlamak, bitiştirmek, yapıştırmak; şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak, hayal etmek, uydurmak), fixus (tutturulmuş, sabitlenmiş, bağlanmış) ) * bir kelimenin başına getirilen ve anlamını değiştiren veya belirleyen dilbilgisel ek, ön ek

prefrontal : lat. * prae (ön, önce, evvel) + frons, frontis (alın, ön, ön kısım) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * beynin alın lobunun (frontal lob) en ön kısmı ile ilgili veya o bölgede bulunan

prefrontal korteks : lat. * prae (ön, önce, evvel) + frons, frontis (alın, ön, ön kısım) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + cortex (kabuk, ağaç kabuğu, dış tabaka, beyin kabuğu) (crusta (kabuk) + ex (dış, dışarı, harici, yokluk, olmama) ) * beynin frontal lobunun en ön kısmı olan, karar verme, planlama, dikkat, dürtü kontrolü ve yürütücü işlevlerden sorumlu bölgesi

pregabalin : lat. * prae (ön, önce, evvel) + gaba (γ-aminobütirik asit C4H9NO2; nörotransmiter adı) + lin (ilaç/amin asit türevi farmasötik son ek) * sinir sistemi üzerinden ağrı sinyallerini azaltan, epilepsi, antiepileptik ve nöropatik ağrı, anksiyete gibi durumların tedavisinde kullanılan GABA analoğu antikonvülzan ilacın etken maddesi (C8H17NO2)

pregnanolon : lat. * praegnans (prae (ön, önce, evvel) + gnans (doğuran, üreten, meydana getiren, oluşturan) (gnare, gignere (yaratmak, oluşturmak, üretmek, var etmek, meydana getirmek, doğurmak, babası olmak) + ens, ans, ent, ant (-cı, yapan, eden eki) ) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) + one (oksijenli bileşik, keton (C=O) türevi, karbonil grubu) * beyinde doğal olarak bulunan nörosteroidlerden biri olan, GABA-A reseptörlerini modüle ederek sakinleştirici, anksiyolitik ve nöroaktif etkiler gösteren steroid türevi bileşik (C21H34O2)

pregnans : lat. * praegnentia (prae (ön, önce, evvel) + gnans (doğuran, üreten, meydana getiren, oluşturan) (gnare, gignere (yaratmak, oluşturmak, üretmek, var etmek, meydana getirmek, doğurmak, babası olmak) + entia (isim yapım ve durum eki) ) * döllenmiş yumurtayı taşıyan ve fetal gelişimi sürdüren dişi memeli durumu, hamile olma durumu, gebe olma durumu, hamilelik, gebelik

pregnansi : lat. * praegnentia (prae (ön, önce, evvel) + gnans (doğuran, üreten, meydana getiren, oluşturan) (gnare, gignere (yaratmak, oluşturmak, üretmek, var etmek, meydana getirmek, doğurmak, babası olmak) + entia (isim yapım ve durum eki) ) * döllenmiş yumurtayı taşıyan ve fetal gelişimi sürdüren dişi memeli durumu, hamile olma durumu, gebe olma durumu, hamilelik, gebelik

pregnant : lat. * praegnens, praegnent (prae (ön, önce, evvel) + gnent, gnens (doğuran, üreten, meydana getiren, oluşturan) (gnare, gignere (yaratmak, oluşturmak, üretmek, var etmek, meydana getirmek, doğurmak, babası olmak) + ens, ent (-cı, yapan, eden eki) ) * döllenmiş yumurtayı taşıyan ve fetal gelişimi sürdüren dişi memeli durumu, hamile, gebe

pregnil : lat. * pregnan (C21 steroid çekirdeği) + yl (kimyasal bağ veya radikal eki) * kadın üreme hormonları ve gonadotropin üretiminde kullanılan, özellikle hCG (human chorionic gonadotropin) içeren ve üreme tedavisinde görev alan ilacın etken maddesi (C55H75N17O)

prehistorik : lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + historein (araştırmak, soruşturmak, tanıklık ederek öğrenmek), histor (bilen, tanık; tarihçi, tanık, tarih) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) * yazılı tarih öncesi döneme ait olan, insanlık tarihinin kayıtlı döneminden önceki zamanlarla ilgili olan, tarih öncesi döneme ait

prehistorya : lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + historia (historein (araştırmak, soruşturmak, tanıklık ederek öğrenmek), histor (bilen, tanık; tarihçi, tanık, tarih) + ein (fiil mastar eki) ) + eia (isim yapım eki) * insanlığın yeryüzünde belirdiği ilk andan itibaren yazının icadına (yaklaşık İ.Ö. 3200-3500) kadar geçen, yazılı belgenin bulunmadığı, yazılı tarih başlamadan önceki insanlık dönemini inceleyen tarih öncesi dönem ve bu dönemi kapsayan bilim alanı

prehn bulgusu : alm., tür. * Prehn (Alman cerrah Dieter Prehn'in soyadından) (alm.) + bulgu (klinik işaret, tespit edilen şey) + su (iyelik eki) (tür.) * testis torbasının (skrotum) yukarı kaldırılmasıyla (elevasyon) testis ağrısının hafifleyip hafiflemediğine bakılarak epididimit (enfeksiyon) ve testis torsiyonunu (damar dönmesi) ayırt etmeye yarayan fiziksel muayene yöntemidi

preikterik : lat., gre * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + ikteros (sarılık, sarı hastalık) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) (gre.) * sarılık (ikter) ortaya çıkmadan önceki döneme ait olan, özellikle hepatit gibi hastalıklarda sarılık öncesi evrey ile ilgili

preimplantasyon : lat. * prae (ön, önce, evvel) + in (iç, içeri, içeride, içeriye, içinde, içine, üzerine) + plantare (dikmek, ekmek, yerleştirmek) + tio (isim yapım eki) * döllenmiş embriyonun rahim duvarına tutunmasından (implantasyon) önceki gelişim evresini veya bu evrede yapılan işlemler; tüp bebek tedavisi sırasında anne rahmine yerleştirilmeden önce embriyoların genetik yapısının incelenerek sağlıklı olanların seçilmesi işlemi

prekambriyen : lat., kel. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + cymru (Galler halkı, Galler bölgesi) (kel.), cambria (cym (birlik, beraberlik, birlikte) + ru (çoğulluk, topluluk eki) + ianus (ile ilgili, -a ait) ) (lat.) * Dünya'nın yaklaşık 4,6 milyar yıl önceki oluşumundan, 538,8 milyon yıl önce Kambriyen Dönemi'nin başlangıcına kadar süren, yaşamın erken ve çok ilkel formlarının bulunduğu, yaşamın tek hücreliden çok hücreliye evrildiği, atmosferin oksijenlendiği ve yerkabuğunun oluştuğu, yerküre tarihinin en uzun ve en eski "üst zaman" dilimi olan jeolojik dönem

prekarya : lat. * precarius (prex, precis (yalvarış, rica, dilek, istek) + arius (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * modern toplumda iş güvencesi, sosyal güvenlik ve ekonomik istikrarı olmayan sınıf; güvencesiz emekçilerin topluluğu

preklinik : lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + klinike, klinikos (yatarak tedavi edilen yer, hasta odası) (kline (yatak, yataklı yer) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.) * tıp eğitiminde veya araştırmada hastayla doğrudan temas ve klinik uygulama başlamadan önceki teorik ve laboratuvar uygulamalı (hayvan deneyi veya maket/simülasyon çalışmaları) aşama

prekognisyon : lat. * prae (ön, önce, evvel) + cognitio (cognoscere (öğrenmek; anlamak; tanımak, bilmek) (co, com (birlikte, beraber, ile) + gnoscere (bilmek, tanımak) ) + tio (isim yapım eki) ) * gelecekte meydana gelecek olayların, normal duyular veya mantıksal çıkarımlar dışında, paranormal yollarla önceden algılanması, sezilmesi veya bilinmesi fenomeni, öngörüsel algı

prekoks : lat. * prae (ön, önce, evvel) + coquere (pişirmek, olgunlaştırmak), coctus, cox (pişmiş, olgunlaşmış) * erken olgunlaşma, zamanından önce gelişme, erken başlangıçlı durum

prekoks puberte : lat. * prae (ön, önce, evvel) + coquere (pişirmek, olgunlaştırmak), coctus, cox (pişmiş, olgunlaşmış) + pubertas (ergenlik, cinsel olgunluk) (pubes (vücut kılları, ergenlik belirtisi; yetişkinlik çağına geçişi gösteren kıl/deri yapısı) + aris (ile ilgili, -a ait) + itas (isim yapım ve durum eki) ) * bireyin çocukluktan çıkıp cinsel ve fiziksel olgunluğa ulaştığı ergenlik dönemi

prekordiyal : lat. * prae (ön, önce, evvel) + cor (kalp, yürek) + ialis (ile ilgili, -a ait) * göğüs duvarında kalbin ön bölgesiyle ilgili, göğüs kafesinin kalbe denk gelen ön bölgesi (prekordiyum) ile ilgili, kalp önüyle ilgili

prekordiyum : lat. * prae (ön, önce, evvel) + cor (kalp, yürek) + ium (yer eki) * göğüs duvarında kalbin ön bölgesi, göğüs kafesinin kalbe denk gelen ön bölgesi (prekordiyum), kalp önü

prekosite : lat. * prae (ön, önce, evvel) + coquere (pişirmek, olgunlaştırmak), cox (pişen, olgunlaşan) + itas (isim yapım ve durum eki) * bir canlıda, organda veya zihinsel yetide gelişim, olgunlaşma ya da fonksiyonların normal kabul edilen zamandan çok daha erken ve premature bir şekilde ortaya çıkması durumu

prekosyal : lat. * prae (ön, önce, evvel) + coquere (pişirmek, olgunlaştırmak), cox (pişen, olgunlaşan) + ialis (ile ilgili, -a ait) ) * biyolojik olarak normalden önce olgunlaşma veya erken gelişme durumu ile ilgili, erken olgunlaşma ile ilgili; doğduğunda hemen hareket edebilen, gözleri açık, vücutları tüy ya da kıllarla kaplı, kendi besinlerini bulabilecek, hareket edebilecek seviyede ve bağımsız olan (yavru)

prekosyon : lat. * prae (ön, önce, evvel) + cautio (dikkat, tedbir, önlem) (cavere (dikkat etmek, sakınmak) + tio (isim yapım eki) ) * olası bir tehlike veya riske karşı önceden alınan tedbir, önlem alma durumu

prekürsör : lat. * prae (ön, önce, evvel) + currere (koşmak, ilerlemek), curs (koşma, ilerleme) + or (-cı, yapan, eden eki) * bir şeyden önce gelen, onun oluşumunu hazırlayan veya daha sonra ortaya çıkacak yapının öncülü olan (madde, yapı, kişi)

preliminar : lat. * prae (ön, önce, evvel) + limen (eşik, giriş; sınır, başlangıç noktası) + aris (ile ilgili, -a ait) * asıl sürece başlamadan önce yapılan, hazırlık niteliğinde olan, giriş veya ön aşama ile ilgili

preliminer : lat. * prae (ön, önce, evvel) + limen (eşik, giriş; sınır, başlangıç noktası) + aris (ile ilgili, -a ait) * asıl sürece başlamadan önce yapılan, hazırlık niteliğinde olan, giriş veya ön aşama ile ilgili

preload : lat., ing. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + load (yük; yüklemek) (ing.) * bir sistemin çalışmaya başlamadan önce önceden yüklenmesi, gerilmesi veya hazırlanması (tıpta kalbin kasılma öncesi gerilimi, mühendislikte zemin sıkıştırma, bilgisayarda verilerin önceden belleğe alınması veya motosikletlerde süspansiyon ayarı gibi)

prelüd : lat. * prae (ön, önce, evvel) + ludere (oynamak, çalmak), lus (oyun, müzik icrası, çalma) * bir eserin, olayın veya sürecin başlangıcında yer alan hazırlık niteliğindeki giriş bölümü; müzikte ana parçadan önce çalınan kısa eser

prelüt : lat. * prae (ön, önce, evvel) + ludere (oynamak, çalmak), lus (oyun, müzik icrası, çalma) * bir eserin, olayın veya sürecin başlangıcında yer alan hazırlık niteliğindeki giriş bölümü; müzikte ana parçadan önce çalınan kısa eser

premarin : gre., lat. * praegnans, praegnantis (gebe, hamile, içinde yavru taşıyan) (prae (ön, önce, evvel, önde, tamamen) + gnasci, nasci (doğmak, oluşmak, meydana gelmek) + ens, ent (-cı, yapan, eden) ) (lat.) + mare's (kısrağın) + ouron (idrar, sidik, üre, çiş) (gre.) + ine (kimyasal madde eki) (lat.) * gebelikteki kısrakların idrarından elde edilen konjuge östrojenlerin ticari preparat adı, başlıca östron sülfat ve ekvolin sülfat gibi östrojenik bileşikleri içeren ve östrojen eksikliğine bağlı belirtilerin tedavisinde kullanılan hormon preparatı

prematüre : lat., fra. * prae (ön, önce, evvel) + maturatus (maturare (olgunlaşmak, olgunlaştırmak, olgun hale getirmek) (maturus (olgun, olmuş, tamamlanmış, zamanında gelişmiş, tam gelişmiş, tekamül etmiş, kamil, mütekamil) + are (fiil mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) (lat.); prématuré (fra.) * gebelik süresi tamamlanmadan, normalden önce doğmuş olan, erken doğmuş (bebek), biyolojik olarak erken gelişmiş, olgunlaşma öncesinde olan

prematüre pulsus : lat. * prae (ön, önce, evvel) + maturatus (maturare (olgunlaşmak, olgunlaştırmak, olgun hale getirmek) (maturus (olgun, olmuş, tamamlanmış, zamanında gelişmiş, tam gelişmiş, tekamül etmiş, kamil, mütekamil) + are (fiil mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) (lat.); prématuré (fra.) + pulsare (vurmak, çarpmak, itmek) (pulsus (vurma, çarpma, itme, vuruş, atma, atım, itiş) + are (fiil mastar eki) ) * kalbin üst (atriyal) veya alt (ventriküler) odacıklarından kaynaklanan, sıklıkla kalp çarpıntısı, göğüste "tekleme" veya "boşluk hissi" şeklinde hissedilen, kalbin normal ritmi dışında, zamanından önce oluşan fazladan kalp atışı (nabız)

prematürite : lat. * prae (ön, önce, evvel) + maturatus (maturare (olgunlaşmak, olgunlaştırmak, olgun hale getirmek) (maturus (olgun, olmuş, tamamlanmış, zamanında gelişmiş, tam gelişmiş, tekamül etmiş, kamil, mütekamil) + are (fiil mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + itas (isim yapım ve durum eki) * gebeliğin normal süresi tamamlanmadan doğumun gerçekleşmesi veya olgunlaşmanın beklenenden önce olması durumu, erken doğmuşluk hali, erken olgunlaşma durumu, olgunluk öncesi durum

premedikasyon : lat. * prae (ön, önce, evvel) + medicatio (tedavi etme, ilaç uygulama) (medicare (tedavi etmek, ilaç uygulamak) (medicus (hekim, doktor, şifacı, tedavi eden) + are (fiil mastar eki) ) + tionem, tio (isim yapım eki) ) * bir tıbbi işlem veya anestezi öncesinde hastayı hazırlamak, kaygıyı azaltmak veya yan etkileri önlemek amacıyla ilaç verilmesi işlemi, ön ilaç tedavisi, ilaç tedavisi öncesi

premenstrüel : lat. * prae (ön, önce, evvel) + menstruus (ay, ay dönemi, ay döngüsü) (mens, mensis (ay) + truus (ile ilgili, -a ait) ) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * adet kanamasından (menstruasyon) önceki döneme ait olan, özellikle PMS (premenstrüel sendrom) ile ilişkili hormonal ve fiziksel değişimler ile ilgili

premium : lat. * prae (ön, önce, evvel) + emium (alma, satın alma, kurtarma) (emere (almak, satın almak, kurtarmak) + ium (isim yapım eki) ) * yüksek kaliteli, üstün, ayrıcalıklı veya lüks

premiyer : lat., fra. * primarius (primus (ilk, birinci) (prae (ön, önce, evvel) + imus (ile ilgili, -a ait) ) + arius (ile ilgili, -a ait) ) (lat.); premier (ilk, birinci) (fra.) * tiyatro oyunu, film, dans, opera veya beste gibi bir sanat eserinin seyirci karşısına çıktığı ilk halka açık gösterim veya temsil, ilk gösterim

premonisyon : lat. * prae (ön, önce, evvel) + monere (uyarmak) + tio (isim yapım eki) * bir olayın gerçekleşeceğine dair önceden hissedilen belirsiz duyum, içine doğma

premorbid : lat. * prae (ön, önce, evvel) + morbidus (hasta, hastalıklı) (morbus (hastalık) + idus (ile ilgili, -a ait) ) * bir nörolojik bozukluk, psikolojik rahatsızlık veya fiziksel travma ortaya çıkmadan önceki işlevsellik, kişilik özellikleri veya sağlık durumu ile ilgili, hastalık gelişiminden öncesi ile ilgili

prenatal : lat. * prae (ön, önce, evvel) + nasci (doğmak, oluşmak, meydana gelmek), natus (doğmuş, oluşmuş, meydana gelmiş) + alis (ile ilgili, -a ait) ) * döllenme ile başlayan, doğumla son bulan gebelik süreci, doğum öncesi ile ilgili (dönem)

prenatal vitamin : lat. * prae (ön, önce, evvel) + nasci (doğmak, oluşmak, meydana gelmek), natus (doğmuş, oluşmuş, meydana gelmiş) + alis (ile ilgili, -a ait) ) + vitas (hayat, yaşam, dirim, ömür) + amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) * gebelik öncesinde ve gebelik sırasında anne adayının ve gelişmekte olan fetüsün besin öğesi gereksinimlerini karşılamaya yardımcı olmak amacıyla özellikle folat, demir, iyot, D vitamini ve diğer vitamin ve mineralleri içeren, gebelik dönemine yönelik besin desteklerinin genel adı

prenil : lat. * prenyl (isopren türevi, C5H8 birimi) (pren (isopren, C5H8 birimi) + yl (kimyasal bağ veya radikal eki) ) * organik moleküllere lipofilik özellik kazandıran, biyokimyasal reaksiyonlarda ve protein modifikasyonlarında görev alan madde (izopren birimi C5H8)

prenilasyon : lat. * prenil (izopren türevi hidrofobik yan grup; proteinlere bağlanan lipid benzeri yapı) + atio (isim yapım eki) * proteinlerin hücre zarına tutunmasını ve sinyal iletiminde rol almasını sağlayan, proteinlerin işlevsel hale gelmesi için C-terminal uçlarındaki sistein amino asitlerine hidrofobik (suyu sevmeyen) izoprenoid gruplarının (farnesil veya geranilgeranil) kovalent olarak eklenmesi süreci

prens : lat. * princeps (birinci, önde gelen; önder, lider) (primus (ilk, evvel, önce) + capere (almak, içine almak, tutmak, kapmak, kavramak, yakalamak, sezmek), caput, ceps (kafa, baş) ) (lat.); prince (fra.) * monarşik sistemlerde kralın erkek çocuğunu veya hanedan içindeki erkek soylu kişi; kraliyet ailesine mensup erkek üye veya hükümdar soyundan gelen soylu ünvanı, prens, kralın oğlu

prenses : lat. * princeps (birinci, önde gelen; önder, lider) (primus (ilk, evvel, önce) + capere (almak, içine almak, tutmak, kapmak, kavramak, yakalamak, sezmek), caput, ceps (kafa, baş) ) + issa (dişil eki) (lat.); princesse (fra.) * monarşik sistemlerde kral veya prensin kızı veya prensle akrabalık yoluyla soylu kadınlara verilen ünvan

prensip : lat. * princeps (birinci, önde gelen; önder, lider) (primus (ilk, evvel, önce) + capere (almak, içine almak, tutmak, kapmak, kavramak, yakalamak, sezmek), caput, ceps (kafa, baş) ) + ium (isim yapım ve durum eki) * bir düşünce, davranış veya sistemin dayandığı temel kural veya ana ilke, esas, temel, ilke, kural, yasa

preoküpasyon : lat. * prae (ön, önce, evvel) + occupare (ele geçirmek, meşgul etmek, kaplamak, işgal etmek) (ob (üzerine, karşı, karşıt, zıt; yönelme) + capere (almak, içine almak, tutmak, kapmak, kavramak, yakalamak, sezmek) ) + tio (isim yapım eki) * zihnin bir düşünce, endişe veya konu tarafından sürekli olarak, önceden ve yoğun biçimde meşgul edilmesi durumu, kaygı, endişe

preon : lat. * prae (ön, önce, evvel) + on (parçacık/tanecik eki) * kuark ve leptonların daha temel bileşenlerden oluştuğunu varsayan kuramsal modellerde, bu bilinen temel parçacıkların yapısal bileşenleri olduğu öne sürülen, deneysel olarak doğrulanmamış varsayımsal temel parçacıkların genel adı

preoperasyonel : lat. * prae (ön, önce, evvel) + operatus (yapılmış veya tamamlanmış iş, uygulanan eylem veya icra edilmiş (görev) ) (operari, operare (yapmak, etmek, eylemek, işlemek) (opus (iş, eser, çalışma) + r (bağlaç, ulama eki) + are (fiil mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + tio (isim yapım eki) + alis (ile ilgili, -a ait) * bir operasyondan önceki durumla ilgili; cerrahi işlem öncesi evreyi veya Piaget gelişim kuramında işlem öncesi bilişsel dönem

preoperatif : lat. * prae (ön, önce, evvel) + operatus (yapılmış veya tamamlanmış iş, uygulanan eylem veya icra edilmiş (görev) ) (operari, operare (yapmak, etmek, eylemek, işlemek) (opus (iş, eser, çalışma) + r (bağlaç, ulama eki) + are (fiil mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + ivus (ile ilgili, -a ait) * ameliyat öncesi ile ilgili (dönem, süreç)

preorbital selülit : lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) + orbita (yörünge, döngü, göz çukuru, iz, yol, tekerlek izi) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + cellula (küçük hücre, hücrecik, odacık) (cella (hücre, oda, hazne) + ulus, ula (küçültme eki) ) (lat.) + itis (iltihap, enfeksiyon, yangı eki) (gre.) * genellikle göz kapağı şişmesi, kızarıklık ve ağrı ile karakterize olan, gözü koruyan lifli zarın (orbital septum) önünde kalan yumuşak dokuların, göz kapağının ve göz çevresindeki derinin enfeksiyonu / iltihaplanması

preoriküler sinüs : lat. * prae (ön, önce, evvel) + auris (kulak) + cula (küçültme eki) + aris (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + sinus (kavis, yay, kıvrım, girinti, bükülme, çukur, boşluk) * kulak kepçesinin önünde yer alan, doğuştan oluşan küçük çukur veya kanal şeklindeki anatomik yapı

preparasyon : lat. * prae (ön, önce, evvel) + parare (hazırlamak, düzenlemek, temin etmek, edinmek) + tio (isim yapım eki) * bir işi gerçekleştirmeden önce gerekli düzenlemeleri yapma, hazırlanma, hazırlık

preparat : lat. * prae (ön, önce, evvel) + paratus (parare (hazırlamak, düzenlemek, temin etmek, edinmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) * belirli bir amaç için önceden hazırlanmış madde, solüsyon veya inceleme için düzenlenmiş örnek

preparatif : lat. * prae (ön, önce, evvel) + paratus (parare (hazırlamak, düzenlemek, temin etmek, edinmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + ivus (ile ilgili, -a ait) * bir şeyi gerçekleştirmeden önce yapılan hazırlığa ait olan, hazırlayıcı nitelik taşıyan (işlem veya durum), hazırlıkla ilgili

prepisyum : lat. * praeputium (prae (ön, önce, evvel) + putus (kesilmiş, budanmış) (putere (kesmek, budamak) + tus (isim veya sıfat yapım eki) ) + ium (yer eki) ) * penis ucunda doğuştan bulunan ve penisin uç kısmını örten deri kıvrımı

prepozisyon : lat. * prae (ön, önce, evvel) + ponere (koymak, yerleştirmek, düzenlemek, yatırmak), positum, positus (konmuş, konumlanmış, yerleştirilmiş, yatırılmış) + tio (isim yapım eki) (lat.); position (fra.) * bir cümlede isim veya zamirden önce gelerek onunla diğer kelimeler arasındaki ilişkiyi (yer, zaman, yön vb.) belirleyen dilbilgisel unsur, edat

prepreg : lat., ing. * prae (ön, önce, evvel) + in (iç, içine, içeri) + prae (ön, önce, evvel) + nasci (doğmak, oluşmak, meydana gelmek), natus (doğmuş, oluşmuş, meydana gelmiş) (lat.); impregnated (emdirilmiş, doyurulmuş) (ing.) * lif takviyesinin reçine ile önceden emdirilmiş ve belirli bir reçine oranına getirilmiş hâlini ifade eden, karbon, cam veya aramid elyaf gibi takviye liflerinin henüz nihai kürleme işleminden geçirilmeden yarı mamul olarak hazırlanmasıyla elde edilen kompozit malzeme

prepubik : lat. * prae (ön, önce, evvel) + pubes (vücut kılları, ergenlik belirtisi; yetişkinlik çağına geçişi gösteren kıl/deri yapısı), pubis (kasık; ergenlikte kıllanmanın başladığı kasık bölgesi) + icus (ile ilgili, -a ait) * kasık kemiği veya kasık bölgesinin ön kısmı ile ilgili

pres : lat. * premere (basmak, bastırmak, sıkmak, üzerine ağırlık koymak), pressare (sıkmak, bastırmak, sıkıştırmak), pressus (sıkma, bastırma, sıkıştırma) * iki yüzey arasında kuvvet uygulayarak bir şeyi sıkıştıran veya şekillendiren mekanik düzenek; baskı uygulama işlemi

presakral : lat. * prae (ön, önce, evvel) + sacralis (sacer (kutsal, mukaddes), sacrum (kutsal kemik) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * sakrum kemiğinin önünde yer alan anatomik bölge ile ilgili

presbiakuzi : gre. * presbys (yaşlı, ihtiyar) + akousis (işitme) + eia (isim yapım ve durum eki) * yaşa bağlı olarak işitme duyusunda ortaya çıkan, özellikle yüksek frekansları algılamada azalma ile karakterize işitme kaybı durumu

presbit : gre. * presbys (yaşlı, ihtiyar) + ites (ile ilgili, -a ait) * yaşlanma kaynaklı olarak göz merceğinin esnekliğinin azalmasına bağlı yakın görme güçlüğü yaşayan kişi

presbiteryen : gre., lat. * presbyteros (yaşlı, ileri gelen; kilisede ihtiyar/ruhani yönetici, dini lider) (presbys (yaşlı, ihtiyar) + ites (ile ilgili, -a ait) + ros (son ek) + ianos (ile ilgili, -a ait) * kilise yönetiminde ruhban hiyerarşisi yerine “ihtiyarlar kurulu (presbyter)” sistemiyle yönetimi esas alan Protestan mezhebi ve bu mezhebe bağlı olan kişi

presbiyopi : gre. * presbyopia (yaşlı gözü, yaşlılığa bağlı yakını görememe) (presbys (yaşlı, ihtiyar) + ops, opsis (göz, görme, görünüş, görünüm, yüz) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * yaşın ilerlemesiyle (genellikle 40-45 yaş sonrası) göz merceğinin esnekliğini kaybetmesi sonucu yakındaki nesnelere odaklanma yeteneğinin ve dolayısıyla yakını görme yeteneğinin azalması, yakını net görememe durumu

presbytis : gre. * presbys (yaşlı, ihtiyar) + itis (dişil eki) * Güneydoğu Asya'da (Tayland, Malezya, Sumatra, Borneo) yaşayan, genellikle yaprak maymunları veya langurlar olarak bilinen, Cercopithecidae familyasına bağlı, ince yapılı, uzun kuyruklu ve ağaçlarda yaşayan bir Eski Dünya maymunu (primat) cinsi

prese : lat., fra. * premere (basmak, bastırmak, sıkmak, üzerine ağırlık koymak), pressatus (sıkılmış, bastırılmış, sıkıştırılmış, baskı uygulanmış) (pressare (sıkmak, bastırmak, sıkıştırmak) + atus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) (lat.); pressé (fra.) * preslenmiş, sıkıştırılmış, basınç uygulanmış; genellikle metal, kağıt veya tekstil gibi malzemelerin makine yardımıyla şekillendirilmesini veya sıkıştırılmasını ifade eden terim

presenkopal : lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + synkopein (kesmek, kısaltmak, düşürmek) (sun, syn (ile, birlikte, beraber, eş, tamamen) + koptein (kesmek, bölmek, ayırmak, yarmak, kırmak, vurmak, parçalamak) ), synkope (bayılma, kısa süreli bilinç kaybı; kesilme, düşme) (gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * tam bayılma (senkop) gerçekleşmeden hemen önce ortaya çıkan, baş dönmesi, göz kararması ve güçsüzlükle seyreden geçici bilinç kaybı öncesi durumla ilgili

preseptal : lat. * prae (ön, önce, evvel) + saeptum (bölme, ayırıcı duvar; göz çevresi anatomik bölmelerle ilişkilendirilmiş kullanım) (saepire (bölmek, ayırmak, çitle çevirmek, ayırmak, kapatmak, kuşatmak) + tum (isim yapım eki) ) + alis (ile ilgili, -a ait) * göz kapağı ve göz çukuru (orbita) önündeki dokularla ilgili

preseptal selülit : lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) + saeptum (bölme, ayırıcı duvar; göz çevresi anatomik bölmelerle ilişkilendirilmiş kullanım) (saepire (bölmek, ayırmak, çitle çevirmek, ayırmak, kapatmak, kuşatmak) + tum (isim yapım eki) ) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) + cellula (küçük hücre, hücrecik, odacık) (cella (hücre, oda, hazne) + ulus, ula (küçültme eki) ) (lat.) + itis (iltihap, enfeksiyon, yangı eki) (gre.) * genellikle göz kapağı şişmesi, kızarıklık ve ağrı ile karakterize olan, gözü koruyan lifli zarın (orbital septum) önünde kalan yumuşak dokuların, göz kapağının ve göz çevresindeki derinin enfeksiyonu / iltihaplanması

presesyon : lat. * praecessio (öne gitme, önden ilerleme) (praecedere (öne geçmek, önden gitmek, önde ilerlemek) (prae (ön, önce, evvel) + cedere (gitmek, ilerlemek, yol almak, uzaklaşmak, çekilmek) ) + sio (isim yapım eki) ) * dönme hareketi yapan bir cismin (özellikle Dünya gibi gök cisimlerinin) ekseninin yavaşça yön değiştirmesi olayı, eksen sapması hareketi; dönen bir cismin (örneğin Dünya veya bir topaç) dönme ekseninin, dış bir tork etkisiyle başka bir eksen etrafında yavaşça koni çizerek yalpalama hareketi

presinaptik : lat., gre. * prae (ön, önce, evvel) (lat.) + synapsis (bağlantı, birleşme) (syn (ile, birlikte, beraber, eş, tamamen) + hapsis (bağlama, tutturma, birleştirme) (haptein (bağlamak, tutturmak, birleştirmek) + isis (isim yapım eki) ) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) (gre.) * sinir sisteminde iki nöron (sinir hücresi) arasındaki bağlantı noktası olan sinapsta, sinyali (uyarıyı) gönderen taraftaki hücre veya bölge ile ilgili, nörotransmitter salan nöron ucu ile ilgili

presipitan : lat. * praecipitare (baş aşağı düşürmek, hızla çöktürmek) (prae (ön, önce, evvel) + capitare, cipitare (başa gelmek, baş olmak) (caput (baş, kafa, tepe) + are (fiil mastar eki) ) ) + ens, ent (sıfat yapım eki) * bir çözeltide çökelti oluşumunu başlatan (madde); bir hastalığın ortaya çıkmasını tetikleyen (etken)

presipitasyon : lat. * praecipitare (baş aşağı düşürmek, hızla çöktürmek) (prae (ön, önce, evvel) + capitare, cipitare (başa gelmek, baş olmak) (caput (baş, kafa, tepe) + are (fiil mastar eki) ) ) + tio (isim yapım eki) * bir çözeltide çözünmüş maddenin kimyasal veya fiziksel bir etkiyle katı hale geçerek çökelmesi, çökelme; tıpta/meteorolojide yoğunlaşma ve düşme süreci

presipitat : lat. * praecipitare (baş aşağı düşürmek, hızla çöktürmek) (prae (ön, önce, evvel) + capitare, cipitare (başa gelmek, baş olmak) (caput (baş, kafa, tepe) + are (fiil mastar eki) ) ) + atum (isim yapım eki) * bir çözelti (sıvı) içinde çözünmüş haldeki maddelerin, belirli koşullar altında birleşerek katı, bulanık veya çökelti halinde dibe çökmesi sonucu oluşan madde, çökelti

presipite : lat. * praecipitare (baş aşağı düşürmek, hızla çöktürmek) (prae (ön, önce, evvel) + capitare, cipitare (başa gelmek, baş olmak) (caput (baş, kafa, tepe) + are (fiil mastar eki) ) ) + atum (isim yapım eki) * bir çözelti (sıvı) içinde çözünmüş haldeki maddelerin, belirli koşullar altında birleşerek katı, bulanık veya çökelti halinde dibe çökmesi sonucu oluşan madde, çökelti

presizyon : lat. * praecisio (prae (ön, önce, evvel) + cisio (kesim, kesme) (caedere, cidere (kesmek, yarmak, parçalamak, doğramak, vurmak, çarpmak; öldürmek) + sio (isim yapım eki) ) ) (lat.); précision (fra.) * bir ölçümün, ifadenin veya işlemin hata payı düşük olacak şekilde yüksek doğruluk ve hassasiyetle yapılma durumu, kesinlik ve duyarlılık niteliği, doğruluk, kesinlik, hassasiyet

preskripsiyon : lat. * prae (ön, önce, evvel) + scriptio (yazım, yazma) (scribere (yazmak) + tio (isim yapım eki) ) * doktor tarafından verilen ve hastanın alacağı ilaçların listesini içeren yazılı belge; genel olarak önceden belirlenmiş yazılı kural veya talimat

preslemek : lat., tür. * premere (basmak, bastırmak, sıkmak, üzerine ağırlık koymak), pressare (sıkmak, bastırmak, sıkıştırmak), pressus (sıkma, bastırma, sıkıştırma) (lat.) + le (etken fiil eki) + mek (fiil mastar eki) (tür.) * bir nesneyi mekanik olarak bastırarak sıkıştırmak, şekillendirmek veya hacmini azaltmak amacıyla pres uygulamak

pressuron : lat. * pressus (basınç altında, sıkıştırılmış, baskılanmış) + on (parçacık/tanecik eki) * fizik ve nükleer fizik literatüründe, basınç veya yoğunlukla ilişkili varsayımsal bir parçacık veya alan uyarımı için kullanılan kuramsal isim

pre-stellar : lat. * prae (ön, önce, evvel) + stella (yıldız) + aris (ile ilgili, -a ait) * yıldız oluşumundan önceki evreye ait olan, yoğun moleküler bulutlarda yerçekiminin etkisiyle çökmeye başlayan ancak henüz merkezinde sürekli nükleer füzyon gerçekleşen bir yıldız oluşmamış olan gaz ve toz yapılarla ilgili

prestij : lat., fra. * praestrigere (göz kamaştırmak, aldatmak) (prae (ön, önce, evvel) + stringere (germek, sıkı çekmek, sıkmak, sıkıştırmak, bağlamak, zincirlemek, prangalamak) ) + aticum, agium (isim yapım eki) (lat.); prestige (fra.) * göz boyama, etkileme; saygınlık, itibar ve toplumsal beğeni kazanmış olma durumu

prestissimo : lat., ita * praesto (hazır, burada, hızlı, çabuk) + issimus (üstünlük ve pekiştirme eki; en, çok) * müzikte bir parçanın mümkün olan en yüksek hızda (son derece hızlı) çalınması gerektiğini belirten, Presto'dan (çok hızlı) daha hızlı, genellikle dakikada 200 vuruş (BPM) ve üzeri hızları ifade eden, İtalyanca kökenli bir tempo terimi; çok çok hızlı, mümkün olan en yüksek hızda icra edilmesi gereken tempo

presto : lat., ita * praesto (hazır, burada, hızlı, çabuk) * müzikte oldukça hızlı, çabuk ve acele tempoyu (hız) belirten, dakikada 168-200 vuruş (BPM) arasında değişen, çok yüksek tempolu parçalar veya bölümler için kullanılan İtalyanca bir terim

presyon : lat. * pressio (premere (basmak, bastırmak, sıkmak, üzerine ağırlık koymak), pressare (sıkmak, bastırmak, sıkıştırmak), pressus (sıkma, bastırma, sıkıştırma) + sio (isim yapım eki) ) * bir yüzeye uygulanan kuvvet sonucu oluşan basınç, sıkıştırma veya tıbbi/fiziksel olarak dıştan içe doğru uygulanan baskı durumu, basınç

pretansiyon : lat. * prae (ön, önce, evvel) + tensio (tendere (germek, uzatmak, yöneltmek) + sio (isim yapım eki) ) * kişinin kendisine ait olmayan bir değeri, yeteneği veya statüyü varmış gibi gösterme eğilimi, iddia veya aşırı kendini gösterme tutumu, gibi yapma

preterm : lat. * prae (ön, önce, evvel) + terminus (sınır, son, bitim, bitiş noktası) * gebeliğin normal süresinden önce gerçekleşen doğum durumu, erken doğum

pretoria : lat. * pretorius (Voortrekker (öncü göçmen) lideri Andries Pretorius'un soyadından) praetor (Roma’da yüksek yargıç ve yönetici) (prae (ön, önce, evvel) + ire (gitmek, hareket etmek) + tor (-cı, yapan, eden eki) ) + ius (isim yapım eki) * Güney Afrika'nın başkenti

pretransplant : lat. * prae (ön, önce, evvel) + transplantus (transplantare (başka bir yere dikmek, nakletmek) (trans (geçiş, geçme, ötesi, karşıdan karşıya, öteye) + plantare (dikmek, ekmek, yerleştirmek) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) * organ veya doku nakli işleminden önceki döneme ait olan veya bu işlem öncesinde gerçekleştirilen hazırlık ve değerlendirme aşaması, transplantasyon öncesi

prevalans : lat. * prae (ön, önce, evvel) + valentia (kudret, kuvvet, güç) (valere (güçlü olmak, kuvvetli olmak; sağlıklı olmak; değeri olmak) + entia (isim yapım eki) ) * belirli bir zaman diliminde bir toplumda mevcut olan hastalık veya durumların toplam görülme sıklığı (epidemiyolojik ölçüt)

prevalant : lat. * prae (ön, önce, evvel) + valens, valent (güçlü, değerli) (valere (güçlü olmak, sağlıklı olmak, değerli olmak) + ens, ent (sıfat yapım eki) ) * bir toplumda veya ortamda diğerlerine göre daha sık görülen, baskın veya yaygın olan

prevansiyon : lat. * praevenire (önceden gelmek, önlemek, önüne geçmek, engellemek) (prae (ön, önce, evvel) + venire (gelmek) ) + tio (isim yapım eki) * bir olayın, hastalığın veya istenmeyen durumun ortaya çıkmasını önlemek amacıyla önceden alınan tedbirler ve engelleme süreci, önleme, engelleme, mani olma, önüne geçme

prevantif : lat. * praevenire (önceden gelmek, önlemek, önüne geçmek, engellemek) (prae (ön, önce, evvel) + ventus (gelme, geliş; esme hareketiyle gelen hava akımı, rüzgar) (venire (gelmek) ) + tus (isim yapım eki) ) + ivus (ile ilgili, -a ait) * bir olayın veya hastalığın ortaya çıkmasını engellemeye yönelik, önleyici nitelik taşıyan, önleyici, engelleyici

prevantoryum : lat. * praevenire (önceden gelmek, önlemek, önüne geçmek, engellemek) (prae (ön, önce, evvel) + ventus (gelme, geliş; esme hareketiyle gelen hava akımı, rüzgar) (venire (gelmek) ) + tus (isim yapım eki) ) + or (-cı, yapan, eden eki) + ium (yer eki) * hastalıkların özellikle bulaşıcı olanların yayılmasını önlemek amacıyla kurulmuş bakım ve gözetim yeri, önleyici sağlık kurumu

preventif : lat. * praevenire (önceden gelmek, önlemek, önüne geçmek, engellemek) (prae (ön, önce, evvel) + ventus (gelme, geliş; esme hareketiyle gelen hava akımı, rüzgar) (venire (gelmek) ) + tus (isim yapım eki) ) + ivus (ile ilgili, -a ait) * bir olayın veya hastalığın ortaya çıkmasını engellemeye yönelik, önleyici nitelik taşıyan, önleyici, engelleyici

prezans : lat. * prae (ön, önce, evvel) + esse (olmak) + entia (isim yapım eki) * belirli bir yerde var olma, bulunma, mevcut olma ve hissedilme durumu, mevcudiyet, var olma, bulunma, huzurda olma

prezantabl : lat. * prae (ön, önce, evvel) + esse (olmak) + entia (isim yapım eki) + abilis (olabilir, yapılabilir, mümkün eki) * görünüş veya durum bakımından başkalarına sunulmaya uygun, düzgün ve kabul edilebilir halde olan, sunulabilir

prezantasyon : lat. * praesentare (sunmak) (prae (ön, önce, evvel) + esse (olmak) + entia (isim yapım eki) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) * bir bilgiyi, ürünü veya düşünceyi başkalarına açıklamak ve göstermek amacıyla düzenli biçimde sunma eylemi, sunum

prezentasyon : lat. * praesentare (sunmak) (prae (ön, önce, evvel) + esse (olmak) + entia (isim yapım eki) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) * bir bilgiyi, ürünü veya düşünceyi başkalarına açıklamak ve göstermek amacıyla düzenli biçimde sunma eylemi, sunum

prezervasyon : lat. * prae (ön, önce, evvel) + servare (korumak, muhafaza etmek, saklamak, sakınmak) + tio (isim yapım eki) * bir şeyin bozulmasını, kaybolmasını veya zarar görmesini önlemek amacıyla onu koruma ve muhafaza etme süreci, koruma, muhafaza etme

prezervatif : lat. * prae (ön, önce, evvel) + servare (korumak, muhafaza etmek, saklamak, sakınmak) + tio (isim yapım eki) + ivus (ile ilgili, -a ait) * koruyucu, muhafaza edici, sakınıcı; cinsel ilişki sırasında istenmeyen gebelikleri önlemek ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan (HIV, bel soğukluğu vb.) korunmak amacıyla penise takılan, genellikle lateks malzemeden üretilen esnek ve ince bir bariyer yöntemi, kondom (doğum kontrol hapları, rahim içi araçlar (spiral), deri altı implantları, aylık/3 aylık iğneler, prezervatif (kondom) kullanımı, tüplerin bağlanması prezervatif yöntemler kapsamındadır.)

prezidans : lat. * prae (ön, önce, evvel) + sedere (oturmak, yerleşmek, konumlanmak, durmak, kalmak) + entia (isim yapım ve durum eki) * bir topluluğa, kurula veya devlete başkanlık etme, yönetim makamında bulunma ve yönlendirme görevini ifade eden durumu, başkanlık

prezidyum : lat. * praesidium (koruma, muhafızlık, garnizon) (prae (ön, önce, evvel) + sedere (oturmak, yerleşmek, konumlanmak, durmak, kalmak) + ium (isim yapım ve yer eki) ) * bir kurulu, meclisi veya yönetim organını yöneten başkanlık heyeti; kolektif yönetim organı

priapizm : gre. * priapos (Yunan mitolojisinde orantısız derecede büyük ve sürekli ereksiyon halinde olan bir penisle (fallus) tasvir edilen, bolluk, bereket, üreme gücü ve doğurganlık tanrısı) + ismos (isim yapım, durum, öğreti, doktrin, akım eki) * cinsel uyarı olmaksızın veya cinsel uyarının sona ermesinden sonra peniste 4 saatten uzun süren, genellikle ağrılı ve istemsiz sertleşme (ereksiyon) durumu

priapos : gre. * priapos (üremenin eril gücü) * Yunan mitolojisinde orantısız derecede büyük ve sürekli ereksiyon halinde olan bir penisle (fallus) tasvir edilen, bolluk, bereket, üreme gücü ve doğurganlık tanrısı (kelime, antik dönemde Misya (Marmara'nın güneyi) bölgesindeki Lapseki (Lampsakos) kentinde ortaya çıktığı için büyük olasılıkla Hint-Avrupa öncesi döneme ait Anadolu kökenli yerel bir dilden Yunancaya (Príapos) geçmiştir.)

prilokain : lat. * propion (propiyon; üç karbonlu asit kökü, “prop-” zinciri) + lign (lignin/anilid türevi kök; anilin benzeri aromatik amin yapısı) + caine (lokal anestezik ester/amit türevi ilaç adlandırma eki) * amino amid tipi, hızlı etki başlangıcına sahip olan, diş hekimliğinde enjeksiyon (Citanest) ve cilt/mukozada topikal (EMLA-Lidokain ile kombinasyon) olarak ağrı hissini bloke etmek için kullanılan, sinir iletimini sodyum kanallarını engelleyerek geçici olarak durduran (bloke eden) lokal bir anestezik (C13H20N2O)

prim : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) * birinci/üstün olma, ek ödeme, teşvik veya ödül; sigorta ve finans alanında ödenen karşılık bedel

prima : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + a (dişil eki) * birinci, en önce gelen; birinci sınıf/üstün kaliteli; ilk/başta gelen kadın kişi

primadonna : lat., ita. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + a (dişil eki) + domina (hanımefendi, evin sahibi), donna (kadın) (ita.) * operada başrolü oynayan ve eseri seslendiren en önemli kadın sanatçı; aşırı ilgi ve özel muamele bekleyen kaprisli ünlü kişi (mecazi)

primaj : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + agium (isim yapım eki) * Türkiye'den yola çıkan ihracat ürünleri için armatörün riskini minimize edebilmek için navlun ücretine eklediği ek ücret

primakin : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + a (dişil eki) + quin (quinolin; azot içeren aromatik halka bileşik) * özellikle Plasmodium vivax ve Plasmodium ovale parazitlerinin neden olduğu sıtma enfeksiyonlarını tedavi etmek ve tekrarlamasını (nüksünü) önlemek için kullanılan, 8-aminoquinoline türevi antimalaryal ilaç sınıfına ait antiprotozoal (sıtma önleyici) ilacın etken maddesi (C15H21N3O)

primat : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + atus (sıfat yapım eki) * lemurlar, lorisler, tarsiyerler, maymunlar, insansı maymunlar ve insanı kapsayan, gelişmiş beyin yapısı, yüksek bilişsel yetenekleri, kavrayıcı eller ve yüksek zeka ve gelişmiş el yapılarıyla karakterize edilen memeliler takımı

primer : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + aris (ile ilgili, -a ait) * bir şeyin en temel, ilk, başlangıç düzeyindeki veya esas olan aşaması, tabakasın veya unsuru, ilkel, öncel, birincil

primidon : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + idon (barbitürat/oksazolidinon türevli ilaç adlarında kullanılan yapay isimlendirme eki) * başta epilepsi (sara) nöbetleri olmak üzere, çeşitli beyin kaynaklı nöbetlerin ve esansiyel tremorun (titreme) tedavisinde kullanılan, vücutta aktif form olan fenobarbital'e dönüşerek beynin aşırı aktif sinirlerini sakinleştiren barbitürat sınıfı reçeteli bir antikonvülsan (nöbet önleyici) ilacın etken maddesi (C12H14N2O2)

primigravid : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + a (dişil eki) + gravida (ağır, yüklü; gebe, hamile) * ilk kez hamile kalan kadın

primigravida : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + a (dişil eki) + gravida (ağır, yüklü; gebe, hamile) * ilk kez hamile kalan kadın

primipar : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + a (dişil eki) + parere (ortaya çıkarmak, doğurmak, üretmek, yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek, ürermek, öne getirmek, başarmak; görünmek, belirmek, ortaya çıkmak) * ilk kez doğum yapmış veya doğum yapmak üzere olan (ilk gebeliği olan) kadın

primitif : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ivus (ile ilgili, -a ait) * ilkel, iptidai, gelişmemiş, basit

primitif sanat : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ivus (ile ilgili, -a ait) (lat.) + sanaa (yapmak, üretmek, icat etmek, bir şey ortaya koymak, tasarlamak) + at (isim yapım ve çoğul eki) (ara.) * tarih öncesi dönemlerdeki uygarlaşmamış toplulukların büyü ve inanç temelli, yalın, figüratif ve duyguyu yansıtan, genellikle mağara resimleri, maskeler ve heykellerle kendini gösteren, Matisse ve Picasso gibi sanatçıları etkileyen, modern sanatı besleyen özgün ve samimi bir ifade arayışı niteliğindeki sanatsal üretimleri

primitivizm : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ivus (ile ilgili, -a ait) + ismus (isim yapım, durum, öğreti, doktrin, akım eki) * modern endüstriyel yaşamın ve medeniyetin yozlaştırıcı etkilerine tepki olarak, avcı-toplayıcı veya kırsal yaşamın daha saf, masum ve etik olduğunu savunan, teknolojik gelişimi ve yerleşik düzeni (tarım devrimi) reddederek "doğal" olana dönüşü hedefleyen felsefi, sanatsal ve anarşist bir akım

primobolan : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + bolan (methenolone steroid çekirdeğinin marka adlandırmasında kısaltılmış türevi) * kas kütlesini artırmak, yağ yakımını desteklemek ve gücü yükseltmek amacıyla vücut geliştirme ve fitness dünyasında yaygın olarak kullanılan, yağsız kas kazanımı ve definasyon (yağ yakma, kuruma) sağlayan, su tutmayan ve antrenman sonrası toparlanmayı hızlandıran DHT türevi bir anabolik steroid, metenolon (C27H42O3)

primordial : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ordiri (başlamak, sıraya koymak, sıralamak, düzenlemek, dizmek, nizam vermek) + alis (sıfat yapım eki; ile ilgili, -a ait) * zamanın başlangıcından beri mevcut olan, en temel veya gelişim sürecinin en başında olan, ilk, başlangıçta var olan, ilkel, temel, en eski veya kökensel

primordiyal : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ordiri (başlamak, sıraya koymak, sıralamak, düzenlemek, dizmek, nizam vermek) + alis (sıfat yapım eki; ile ilgili, -a ait) * zamanın başlangıcından beri mevcut olan, en temel veya gelişim sürecinin en başında olan, ilk, başlangıçta var olan, ilkel, temel, en eski veya kökensel

primordiyum : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ordiri (başlamak, sıraya koymak, sıralamak, düzenlemek, dizmek, nizam vermek) + ium (isim yapım eki) * bir organın, dokunun veya yapının gelişiminin en erken tanınabilir aşaması, ilk taslağı veya kök hücresel yapısı; bir canlının organlarının henüz şekillenmeye başladığı ilkel yapı

primula : lat. * primus (ilk, birinci, birincil, öncel) + ula (dişil küçültme eki) * Primulaceae (çuhaçiçeğigiller) familyasına bağlı, kış sonu ve erken ilkbaharda çiçek açan otsu bir süs bitkisi cinsi, çuha çiçeği, onbiraylık

primulaceae : lat. * primulus, primula (ilk, en önce, en erken, çuha çiçeği cinsi) + aceae (-giller, bitki familyası eki) * çoğunlukla otsu ve çok yıllık bitkileri içeren, genellikle tabanda rozet oluşturan yapraklara, beş parçalı çiçeklere ve kapsül biçiminde meyvelere sahip olan, çuha çiçeği ve siklamen gibi süs bitkisi olarak yetiştirilen türleri de kapsayan bitki familyası, Çuhaçiçeğigiller

print : lat., ing. * premere (basmak, bastırmak, sıkmak, üzerine ağırlık koymak) (lat.); print (basmak, yazmak, damga vurmak) (ing.) * metin, veri veya çıktıyı ekrana, kâmağıda veya bir çıkış birimine yazdırmak, basmak anlamına gelen bilgisayar komutu ve fiil; yayımlamak; küçük harflerle yazmak, matbaa harfleriyle yazmak; klişeden basılmış resim çıkarmak; foto. negatiften resim çıkarmak; matbaacılık yapmak.

printer : lat., ing. * premere (basmak, bastırmak, sıkmak, üzerine ağırlık koymak) (lat.); print (basmak, yazmak, damga vurmak) + er (-cı, yapan, eden eki) (ing.) * bilgisayarda yazılanların kağıda basılmasını sağlayan dijital cihaz, yazıcı

prion : ing. * proteinaceous (proteinli) + infectious (bulaşıcı) + virion (virüs taneciği) (virus (zehir) + on (parçacık, tanecik eki) * DNA veya RNA içermeyen, beyinde normal proteinlerin anormal şekilde katlanmasına yol açarak ölümcül nörodejeneratif hastalıklara neden olan bulaşıcı bir protein taneciği

prionodon : gre. * prion (testere, testere dişi) + odous (diş), odontos (diş ile ilgili) * testere dişli; Viverridae (misk kedisigiller) familyasından, Asya’da yaşayan linsangları kapsayan etçil memeli cinsi

pristidae : gre. * pristes (testere, testere balığı; kesici dişli yapı) + idae (-giller, hayvan familyası eki) * başlarının ön kısmında her iki kenarında diş biçimli çıkıntılar bulunan uzun ve yassı bir rostrum taşıyan, tropikal ve subtropikal denizlerin yanı sıra bazı tatlı sularda yaşayan, bu rostrumu avlarını bulma ve etkisiz hâle getirmede kullanan testere balıklarını kapsayan kıkırdaklı balıklar familyası, Testere balığıgiller

priştine : arn. * prişi (toplanılan yer, pazar) + tina (son ek) * Kosova'nın başkenti

priz : fra. * prendre (tutmak, almak), prise (tutma, alma, yakalama, bağlantı noktası) * elektrik enerjisini şebekeden alıp cihazlara aktarmak için duvarda veya yüzeyde sabit bulunan, elektrikli cihazların fişlerinin takıldığı, güvenli enerji iletimini sağlayan bağlantı noktası (inşaat sektöründe, beton veya çimentonun su ile birleşip sertleşmeye başlaması sürecine de "priz alma" denir.)

prizma : gre. * prissein (kesmek, dilimlemek, bölmek), prisma (kesme, dilimleme, bölme, açı oluşturma) * tabanları paralel çokgen olan ve yan yüzleri dikdörtgen şeklinde olan üç boyutlu cism; ışığı kırarak spectrumuna (tayfına, renklerine) ayıran üç boyutlu saydam şekil

pro : gre. * pro (ön, önde, için, lehine) * bir şeyin tarafında olma, destekleme veya bir şeyin önüne, ilerisine yönelme; profesyonel kelimesinin kısaltması

pro re nata : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + res (şey, durum) + nasci (doğmak, oluşmak, meydana gelmek), natus (doğmuş, oluşmuş, meydana gelmiş) + alis (ile ilgili, -a ait) ) * duruma göre, ihtiyaç oldukça, gerektiğinde

proakselerin : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + accelerare (hızlandırmak) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * kanın pıhtılaşma sürecinde (kaskadında) önemli bir role sahip olan, Faktör V (Faktör 5) veya labil faktör olarak da bilinen non-enzimatik bir protein

proaktif : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + agere (yapmak, etmek, eylemek, eylemde bulunmak, işlemek, sürmek, gütmek, yönetmek, yönlendirmek, hareket ettirmek), actus (eylem, yapma eylemi) + ivus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * herhangi bir durumun oluşma potansiyelini öngörüp gerekli tedbirleri ve aksiyonları alan

prob : lat. * probare (denemek, tecrübe etmek, test etmek, kanıtlamak, ispatlamak, onaylamak, doğrulamak) (probus (iyi, dürüst, doğru, uygun) + are (fiil mastar eki) ) * fiziksel veya çevresel değişimleri (sıcaklık, konum, boyut) algılayıp ölçülebilir elektrik sinyaline dönüştüren, genellikle ucu ince ve uzun olan, tıpta (ultrason) vücut içine ses dalgaları gönderen, endüstride ise yüzeyleri kontrol eden bir "anahtar" gibi çalışan ve verilerin doğru ölçülmesini sağlayan hassas sensör veya ölçüm cihazı başlığı

probabilite : lat. * probare (denemek, tecrübe etmek, test etmek, kanıtlamak, ispatlamak, onaylamak, doğrulamak) (probus (iyi, dürüst, doğru, uygun) + are (fiil mastar eki) ) + abilis (olabilir, yapılabilir, mümkün eki) + itas (isim yapım ve durum eki) * bir olayın gerçekleşme ihtimalini sayısal olarak ifade eden, belirsizlik ölçümüne dayalı matematiksel bir kavram, muhtemel olma derecesi/ölçüsü, ihtimal, olabilirlik, olasılık

probabilizm : lat. * probare (denemek, tecrübe etmek, test etmek, kanıtlamak, ispatlamak, onaylamak, doğrulamak) (probus (iyi, dürüst, doğru, uygun) + are (fiil mastar eki) ) + abilis (olabilir, yapılabilir, mümkün eki) + ismus (isim yapım, durum, öğreti, doktrin, akım eki) * kesin bilginin mümkün olmadığını, bilginin ancak yüksek bir olasılık (ihtimal) değeri taşıyabileceğini savunan, septisizm (şüphecilik) ile dogmatizm arasında bir orta yol sunan ve bilimde (istatistik, kuantum) determinizmin zıttı olarak kullanılan felsefi ve bilimsel bir akım, olasılıkçılık

proband : lat. * probare (denemek, tecrübe etmek, test etmek, kanıtlamak, ispatlamak, onaylamak, doğrulamak) (probus (iyi, dürüst, doğru, uygun) + are (fiil mastar eki) ) + andus (isim yapım eki) * genetik çalışmalarda veya soyağacı analizlerinde (pedigri), kalıtsal bir hastalığın veya özelliğin ailede incelenmesine neden olan ilk kişi, index vaka

probe : lat. * probatus (probare (denemek, tecrübe etmek, test etmek, kanıtlamak, ispatlamak, onaylamak, doğrulamak) (probus (iyi, dürüst, doğru, uygun) + are (fiil mastar eki) ) + atus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) * derinlemesine araştırılmış, incelenmiş, soruşturulmuş, yoklanmış; sonda ile kontrol edilmiş

probenesid : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + benzo (benzoik asit kökü; aromatik benzen türevi) + sülfid, ide (ikili bileşik, anyon eki) (lat.) * kronik gut hastalığı (damla hastalığı) ve gut artritini önlemek için kullanılan, yüksek ürik asit seviyelerini düşürerek eklemlerde kristal oluşumunu ve buna bağlı ağrılı atakları engellemeye yardımcı olan, böbreklerden ürik asit atılımını artıran (ürikozürik) ilacın etken maddesi (C13H19NO4S) )

probiosis : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + bios (yaşam, hayat, canlılık, dirilik, dirim) + isis (isim yapım eki) * sindirim sistemi florasını destekleyen, "iyi veya dost bakteriler" olarak bilinen, bağırsak sağlığı, sindirimi iyileştirme ve bağışıklık sistemini güçlendirme amacıyla kullanılan, patojen bakterilerin çoğalmasını engelleyerek bağırsak bariyerini güçlendiren yararlı canlı mikroorganizmaların genel adı, probiyotik

probiyotik : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + bios (yaşam, hayat, canlılık, dirilik, dirim) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * sindirim sistemi florasını destekleyen, "iyi veya dost bakteriler" olarak bilinen, bağırsak sağlığı, sindirimi iyileştirme ve bağışıklık sistemini güçlendirme amacıyla kullanılan, patojen bakterilerin çoğalmasını engelleyerek bağırsak bariyerini güçlendiren yararlı canlı mikroorganizmaların genel adı, probiyosis

problem : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek) + ema (isim yapım eki) (gre.) * öne çıkan durum, önerme; çözülmesi gereken mesele, sorun, güçlük veya aşılması gereken engel, sorun, sıkıntı

problematik : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek) + ema (isim yapım eki) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) (gre.) * sorunsal, çözümü şüpheli veya belli olmayan, tartışılması gereken; sorunlu, karışık veya şüphe uyandıran

proboscidea : gre., lat. * proboscis (hortum, fil hortumu; burun ve uzamış ağız yapısı) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + boskis (boskein (beslemek, otlatmak) + is (isim yapım eki) ) (gre.) + idae (-giller, hayvan familyası eki) (lat.) * üst dudak ve burunun birleşmesiyle oluşmuş uzun ve hareketli bir hortuma sahip, uzamış kesici dişleri (fildişleri) bulunan, günümüzde filler ve soyu tükenmiş mamutlar ile mastodon benzeri hortumluları kapsayan büyük karasal memeliler familyası, Hortumlugiller

proboscis : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + boskis (boskein (beslemek, otlatmak) + is (isim yapım eki) ) * beslenmek için kullanılan hortum, burun uzantısı; hayvanlarda özellikle besin alma, dokunma veya çevreyi algılama işlevi gören, baş bölgesinden uzamış hareketli ağız veya burun yapısı; özellikle filler gibi hortumlularda burun ve üst dudağın birleşmesiyle oluşan uzun ve esnek organ

procellariidae : lat. * procellaria (fırtına kuşu cinsi adı) (procella (fırtına, bora, şiddetli rüzgar, şiddetli deniz fırtınası) + arius (ile ilgili, ait olan) ) + idae (-giller, hayvan familyası eki) * deniz yaşamına güçlü biçimde uyum sağlamış, uzun ve dar kanatlarıyla açık denizlerde uzun süre süzülebilen, burun delikleri gagalarının üst kısmındaki tüp biçimli yapılarda bulunan, çoğunlukla balık, kalamar ve diğer denizel canlılarla beslenen albatros, yelkovan ve fırtına kuşlarını kapsayan deniz kuşları familyası, fırtınakuşugiller, yelkovangiller, yelkovankuşugiller

procellariiformes : lat. * procellaria (fırtına kuşu cinsi adı) (procella (fırtına, bora, şiddetli rüzgar, şiddetli deniz fırtınası) + arius (ile ilgili, ait olan) ) + formis (şekilli, biçimli) (forma (şekil, biçim, kalıp) + is (ile ilgili, -a ait) ) * uzun ve dar kanatlarıyla açık denizlerde süzülmeye uyum sağlamış, burun delikleri gagalarının üzerinde tüp biçimli yapılarda bulunan, çoğunlukla denizel canlılarla beslenen ve yaşamlarının büyük bölümünü deniz üzerinde geçiren albatros, fırtına kuşu, yelkovan ve dalıcı fırtına kuşlarını kapsayan kuşlar takımı, Fırtınakuşlarıtakımı

procyonidae : gre., lat. * prokyon (Küçük Köpek, Büyük Ayı takımyıldızındaki yıldız; köpekten önce gelen) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + kyon (köpek) ) (gre.) + idae (-giller, hayvan familyası eki) (lat.) * çoğunlukla küçük ve orta büyüklükte, genellikle gece etkin, hepçil veya fırsatçı beslenen, beş parmaklı ayaklara sahip ve ağaçlara tırmanabilen rakun, koati ve kinkaju gibi memelileri kapsayan familya, Rakungiller

proçes : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + cedere (gitmek, ilerlemek, yol almak, uzaklaşmak, çekilmek), cessus (gidiş, ilerleyiş) (lat.) * süreç, işlem veya bir işin başından sonuna kadar geçen çalışma aşamaları; ham maddelerin veya girdilerin belirli fiziksel/kimyasal işlemlerden geçerek nihai bir ürüne veya hizmete dönüştüğü süreç, işleyiş veya vetire

prodigi : gre., lat. * prodigium (alamet, kehanet, doğaüstü olay) (protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) (gre.); pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + agere (yapmak, etmek, eylemek, eylemde bulunmak, işlemek, sürmek, gütmek, yönetmek, yönlendirmek, hareket ettirmek) + ium (isim yapım eki) ) (lat.) * genç yaşta sıra dışı zihinsel veya sanatsal yetenek gösteren kişi, dahi, harika çocuk, olağanüstü yetenek

prodrom : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + dramein (koşmak), dromos (koşu, koşma; yön, rota, yol, pist, sokak) * bir hastalığın veya sağlık sorununun en belirgin, karakteristik semptomları ortaya çıkmadan önce görülen erken belirtiler, öncü işaretler; hastalığın ayak sesleri (mecazi)

prodromal : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + dramein (koşmak), dromos (koşu, koşma; yön, rota, yol, pist, sokak) (gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir hastalığın veya sağlık sorununun en belirgin, karakteristik semptomları ortaya çıkmadan önce görülen erken belirtiler, öncü işaretler ile ilgili; bir hastalığın veya durumun asıl, şiddetli belirtileri ortaya çıkmadan önce görülen ön belirti, başlangıç dönemi veya habercisi

prodrug : gre., ing. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + drug (ilaç) * vücuda alındığında farmakolojik olarak inaktif veya az aktif olan, ancak metabolik süreçler (enzimler, pH değişimi vb.) sonucu aktif ilaç formuna dönüşen, ilacın emilimini, hedef dokuya ulaşımını (biyoyararlanım) artırmak, tadını iyileştirmek veya yan etkilerini azaltmak gibi işlevleri olan molekül, ön ilaç

prodüksiyon : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + ducere (yönlendirmek, liderlik etmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak, kapmak) + tio (isim yapım eki) (lat.); production (fra.) * üretim, yapım, imalat; medya ve sanat sektöründe ise bir film, dizi, reklam, müzik klibi veya içerik projesinin fikir aşamasından nihai ürüne kadar geçen planlama, çekim ve kurgu süreçlerinin tamamı

prodüktif : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + ducere (yönlendirmek, liderlik etmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak, kapmak), ductus (yönlendirilmiş, liderlik edilmiş, sürülmüş, yol gösterilmiş, götürülmüş, tutulmuş, kapılmış) + ivus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * üretken, verimli, semere veren, harcanan kaynaklara kıyasla yüksek çıktı sağlayan; verimli çalışan; balgam çıkaran öksürük (prodüktif öksürük)

prodüktivite : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + ducere (yönlendirmek, liderlik etmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak, kapmak), ductus (yönlendirilmiş, liderlik edilmiş, sürülmüş, yol gösterilmiş, götürülmüş, tutulmuş, kapılmış) + ivus (ile ilgili, -a ait) + itas (isim yapım ve durum eki) (lat.) * harcanan emek, zaman veya kaynak (girdi) karşılığında elde edilen ürün veya hizmetin (çıktı) miktarı, verimlilik, üretkenlik

prodüktör : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre. + ducere (yönlendirmek, liderlik etmek, sürmek, yol göstermek, götürmek, tutmak, kapmak), ductus (yönlendirilmiş, liderlik edilmiş, sürülmüş, yol gösterilmiş, götürülmüş, tutulmuş, kapılmış) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.) * müzik, film, televizyon veya reklam gibi sanatsal ve ticari projelerin fikir aşamasından nihai ürüne kadar olan tüm yaratıcı, finansal ve organizasyonel süreçlerini yöneten, denetleyen kişi, yapımcı, üretici (Sanatçıların vizyonunu hayata geçiren, teknik detayları (ses kaydı, düzenleme vb.) ve ekip koordinasyonunu sağlayan lider pozisyondur.)

profaz : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + phainein (parlamak, ışıldamak, ışık saçmak, parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, oluşmak, göstermek, açığa çıkarmak, göstermek, görünür kılmak), phasis (görünüş, görünüm, görünme, ortaya çıkma, tezahür etme, belirme, evre) * hücre bölünmesinin başlangıç evresi olan, kromatin ipliklerinin yoğunlaşarak belirgin kromozomlara dönüştüğü, çekirdekçiğin ve çekirdek zarının giderek kaybolduğu, mitoz ve mayoz bölünmede iğ ipliklerinin oluşmaya başladığı hücresel evre, bölünmenin ilk evresi

profesi : gre. * propheteia (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + pheteia (söylem, söyleme, bildiri, bildirme) (phemi (söylemek, bildirmek), phetes (söyleyen, konuşan; kahin) + eia (isim yapım ve durum eki) ) * gelecekte gerçekleşecek olaylara ilişkin ilahi veya sezgisel bir öngörüyü önceden bildirme, kehanet

profesör : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + fateri (itiraf etmek, açıkça söylemek) + or (-cı, yapan, edem kişi eki) (lat.); professeur (fra.) * bir bilgiyi açıkça beyan eden; belirli bir alanda öğretim ve uzmanlık yetkisine sahip akademik kişi

profesyon : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + fateri (itiraf etmek, açıkça söylemek) + tio (isim yapım eki) (lat.); profession (fra.) * bir kişinin açıkça beyan ettiği uğraş alanı, uzmanlık gerektiren meslek

profesyonel : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + fateri (itiraf etmek, açıkça söylemek) + tio (isim yapım eki) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.); professionel (fra.) * bir meslekle ilgili olan, o mesleği yetkin ve düzenli şekilde icra eden kişi veya nitelik; bir işi maddi kazanç sağlamak amacıyla meslek olarak yapan, o alanda uzmanlaşmış, eğitimli ve tecrübeli kişi

profet : gre. * propheteia (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + phemi (söylemek, bildirmek), phetes (söyleyen, konuşan; kahin) * dini veya mistik bir inanç sistemi içinde, ilahi doğaüstü bir kaynaktan aldığı kabul edilen bilgiyi geleceğe dair haber veya uyarı olarak insanlara aktardığına inanılan kişi, kahin, peygamber

profil : lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + filum (ip, çizgi; ince hat, kontur) * bir nesnenin, yüzün veya yapının yandan görünen dış hatlarını veya bir şeyin genel görünümünü ve karakteristik özelliklerini gösteren çizim veya tanım; sosyal medyada kullanıcı bilgileri; yapı sektöründe metal çubuk

profilaksi : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (lat.) + phylaxis (koruma, savunma, sakınma, gözetme, esirgeme) (phylassein (korumak, gözetmek, savunmak, sakınmak, esirgemek) + axis (isim yapım eki) ) * hastalık veya zararlı bir durumun ortaya çıkmadan önce önlenmesi veya kişinin hastalıktan korunması, hastalığın oluşmaması için uygulanan tedavi ve önlemlerin tümü

profilaktik : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + phylaxis (koruma, savunma, sakınma, gözetme, esirgeme) (phylassein (korumak, gözetmek, savunmak, sakınmak, esirgemek) + axis (isim yapım eki) ) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * hastalık veya zararlı bir durum ortaya çıkmadan önce onu önlemeye yönelik olan (ilaç, prosedür, uygulama vb.)

profillagrin : lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + filum (ip, çizgi; ince hat, kontur) + granum (tanecik, granül) + ine (kimyasal bileşik eki) * derinin en dış tabakası olan epidermiste bulunan, keratohiyalin granüllerinin ana bileşeni olan, keratin liflerinin düzenlenmesinde rol oynayan, özellikle stratum granulosum (taneli tabaka) hücrelerinde yoğunlaşan Filaggrin proteini öncüsü

profilometri : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + phyllon (yaprak) + metria (ölçüm, ölçme) (metron, metros (ölçü) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * bir yüzeyin profilini, yani yükseklik, derinlik, pürüzlülük, dalgalılık ve biçimindeki mikroskobik veya makroskobik değişimleri ölçerek yüzey topografyasını nicel olarak belirleme yöntemi, yüzey profil ölçümü

proflaksi : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + phylaxis (koruma, savunma, sakınma, gözetme, esirgeme) (phylassein (korumak, gözetmek, savunmak, sakınmak, esirgemek) + axis (isim yapım eki) ) * hastalık veya zararlı bir durumun ortaya çıkmadan önce önlenmesi veya kişinin hastalıktan korunması, hastalığın oluşmaması için uygulanan tedavi ve önlemlerin tümü

profondör : gre., lat., fra. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + fundus (dip, taban, derinlik) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.); profondeur (fra.) * bir nesnenin dibinin yüzeyine veya ağzına olan uzaklığı, derinlik

proforma : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + forma (şekil, biçim, kalıp, taslak, dış görünüş, yapı) (lat.) * şekil için, form için; bir ticari işlemi tanımlamak için verilen ön belge, geçici belge

proforma fatura : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + forma (şekil, biçim, kalıp, taslak, dış görünüş, yapı) + facere (yapmak, etmek, eylemek, oluşturmak, meydana getirmek, işlemek), factura (oluşum, yapım, işlem, imalat, üretim) (lat.) * satıcının alıcıya bir mal veya hizmet satışından önce sunduğu, yasal mali yükümlülüğü olmayan, ön teklif veya ön fatura niteliğindeki belge, on fatura, tekkif faturası, taslak fatura

profundus : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + fundus (dip, taban, derinlik) (lat.) * derin, derinde yer alan

progeni : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + gennaein (doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) * bir canlı türünün veya bireyin soyu, nesli veya atalarından gelen kuşağı; bir canlının, virüsün veya hücrenin üreme sonucu oluşturduğu yeni nesil, yavrular veya döl

progenitör : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + gennaein (doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) (gre.) + tor (-cı, yapan, eden eki) (lat.) * bir soyun başlangıcında yer alan, kendisinden sonraki nesilleri meydana getiren ata veya ilk ebeveyn

progeria : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + geras, geros (yaşlılık) + eia (isim yapım ve durum eki) * LMNA geninde meydana gelen spontan (kalıtsal olmayan) bir mutasyona bağlı olarak progerin adı verilen hatalı bir proteinin oluşması nedeniyle, özellikle çocukluk döneminde ortaya çıkan ve hücresel düzeyde hızlanmış yaşlanma süreçleri nedeniyle büyüme geriliği, deri incelmesi, damar sertliği gibi belirtilerle seyreden nadir ve ilerleyici bir hastalık durumu

progesteron : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + gestare (taşımak, götürmek, yüklenmek, üstlenmek, gebeliği sürdürmek; kayıt altına almak) + one (oksijenli bileşik, keton (C=O) türevi, karbonil grubu) (lat.) * kadın üreme sisteminde yumurtalıklar ve plasenta tarafından üretilen, rahim iç zarını gebeliğe hazırlayan, gebeliğin sürdürülmesini destekleyen ve adet döngüsünün düzenlenmesinde rol oynayan steroid hormon (C21H30O2)

progestin : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + gestare (taşımak, götürmek, yüklenmek, üstlenmek, gebeliği sürdürmek; kayıt altına almak) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * vücutta Progesterone hormonunun biyolojik etkilerini taklit eden veya benzer şekilde rahim iç zarını gebeliğe hazırlama ve adet döngüsünü düzenleme işlevi gösteren sentetik veya doğal kökenli steroid bileşiklerin genel ismi

proglottid : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + glotto (dil, lisan), glosso (dil ile ilgili) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) * şerit solucanlarının (tenya) vücudunu oluşturan ve her biri hem erkek hem dişi üreme organlarına sahip olan yassı halka veya bölmelerden her biri

prognostik : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + gignoskein (bilmek, tanımak, kavramak), gnosis (bilme, bilgi, tanı) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * bir hastalığın veya olayın gelecekteki seyri ve sonucu hakkında önceden tahmin yapmaya veya gidişatı öngörmeye yönelik belirti analiz ve değerlendirme sistemi

prognoz : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + gignoskein (bilmek, tanımak, kavramak), gnosis (bilme, bilgi, tanı) * bir hastalığın veya olayın gelecekteki seyri ve sonucu hakkında önceden tahmin yapma veya gidişatı öngörme

program : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + gramma, gramme (çizgi, hat, çizim, çizelge, harf, yazım; küçük ağırlık) * belirli bir amaç için önceden planlanmış, adım adım düzenlenmiş eylem, talimat veya faaliyetler bütünü; bilgisayar sistemlerinde belirli işlemletin yapılabilmesi ve görevlerin yerine getirilebilmesi için düzenlenmiş komut kodları bütünü, yazılım

progres : lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + gradi (yürümek, adım atmak, ilerlemek), gressus (yürüme, adım atma, ilerleme) * bir sürecin, olayın veya durumun zaman içinde aşamalı olarak ilerlemesi, gelişmesi ve daha ileri bir noktaya doğru hareket etmesi durumu, ilerleme

progresif : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + gradi (yürümek, adım atmak, ilerlemek), gressus (yürüme, adım atma, ilerleme) + ivus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir süreçte, fikirde veya yapıda zaman içinde aşamalı olarak ilerleme, değişim ve gelişimi savunan veya bu yönde özellik gösteren, ilerlemeci, ilerleyici

progresyon : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + gradi (yürümek, adım atmak, ilerlemek), gressus (yürüme, adım atma, ilerleme) + sio (isim yapım eki) (lat.) * bir sürecin, hastalığın veya olayın zaman içinde aşamalı olarak ilerleyerek belirli bir yönde değişmesi veya gelişmesi durumu

proje : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) (lat.) * belirli bir amacı gerçekleştirmek için sınırlı zaman, bütçe ve kaynaklar çerçevesinde planlanan, özgün bir ürün, hizmet veya sonuç üretmeyi hedefleyen, rutin işlerden farklı olarak başlangıç ve bitiş zamanlaması belli olan, temel amacı bir problemi çözmek, bir ihtiyacı gidermek veya yeni bir değer yaratmak olan geçici çalışma

projeksiyon : gre., lat., fra. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + jacere (atmak, fırlatmak, savurmak, uzatmak), jactus (atılmış, fırlatılmış, savrulmuş, uzatılmış) + tio (isim yapım eki) (lat.); projection (fra.) * bir görüntü, film veya verinin ışık kaynağı kullanılarak perde/duvar gibi düz bir yüzeye yansıtılması (izdüşüm) işlemi; bir nesneyi, görüntüyü veya kavramı ileriye doğru yansıtma, uzatma veya gösterme (teknik olarak harita, ışık veya görüntü aktarımı); herhangi bir konunun mevcut durumuna ilişkin eldeki veriler doğrultusunda ileride nasıl bir durumda olacağına yönelik, analize dayalı tahmin yapma

projektil : gre., lat., fra. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + jacere (atmak, fırlatmak, savurmak, uzatmak), jactus (atılmış, fırlatılmış, savrulmuş, uzatılmış) + ilis (ile ilgili, -a ait) (lat.); projectile (fra.) * bir kuvvet etkisiyle fırlatılarak havada hareket eden ve hedefe doğru ilerleyen mermi, taş veya benzeri cisim

projektör : gre., lat., fra. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + jacere (atmak, fırlatmak, savurmak, uzatmak), jactus (atılmış, fırlatılmış, savrulmuş, uzatılmış) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.); projecteur (fra.) * ışık, görüntü veya veriyi güçlü bir ışın demeti halinde bir yüzeye yansıtarak büyütülmüş şekilde gösteren optik cihaz; ışığı uzağa ileten cihaz

projesteron : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + gestare (taşımak, götürmek, yüklenmek, üstlenmek, gebeliği sürdürmek; kayıt altına almak) + one (oksijenli bileşik, keton (C=O) türevi, karbonil grubu) (lat.) * kadın üreme sisteminde yumurtalıklar ve plasenta tarafından üretilen, rahim iç zarını gebeliğe hazırlayan, gebeliğin sürdürülmesini destekleyen ve adet döngüsünün düzenlenmesinde rol oynayan steroid hormon (C21H30O2)

projestin : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + gestare (taşımak, götürmek, yüklenmek, üstlenmek, gebeliği sürdürmek; kayıt altına almak) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * vücutta Progesterone hormonunun biyolojik etkilerini taklit eden veya benzer şekilde rahim iç zarını gebeliğe hazırlama ve adet döngüsünü düzenleme işlevi gösteren sentetik veya doğal kökenli steroid bileşiklerin genel ismi

prokain : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + caine (kokain türevi lokal anestezik bileşik adı; ağrı kesici ester/amide anestezik sınıfı eki) (lat.) * sinir iletimini geçici olarak bloke ederek uygulandığı bölgede ağrı hissini ortadan kaldıran, özellikle diş hekimliği ve küçük cerrahi işlemlerde kullanılan lokal anestezik ilacın etken maddesi (C13H20N2O2)

prokainamid : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + caine (kokain türevi lokal anestezik bileşik adı; ağrı kesici ester/amide anestezik sınıfı eki) + amid (amidum; azot içeren organik bileşik sınıfı (-CONH2 yapısı) (lat.) * kalpteki elektriksel iletimi yavaşlatarak özellikle ventriküler aritmilerin tedavisinde kullanılan, Prokain türevi sınıfta yer alan antiaritmik ilacın etken maddesi (C13H21N3O)

prokaryot : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + karyon (çekirdek, tohum, fındık) + otos (ile ilgili, -a ait) (lat.) * belirgin bir hücre çekirdeği ve zarla çevrili organelleri bulunmayan, genetik materyali sitoplazma içinde serbest halde bulunan, bakteriler ve arkeleri kapsayan ilkel hücre yapısına sahip canlı türü

prokinetik : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + kinein (hareket ettirmek, devindirmek, kıpırdatmak, kımıldatmak; hareket etmek, devinmek, kıpırdamak, kımıldamak), kinesis (hareket, devinim, kıpırdama, kımıldama) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * sindirim sistemi özellikle mide ve bağırsaklarda kas hareketlerini artırarak yiyeceklerin ve sıvıların daha hızlı ve düzenli ilerlemesini sağlayan farmakolojik etkiyi ifade eden sıfat; bu etkiye sahip olan (ilaç, madde)

proklorperazin : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + khloros (soluk yeşil, sarımsı yeşil; klor Cl) (gre.); chlorum (lat.) + piper (karabiber) + azin (azot içeren altı üyeli heterosiklik halka; “azine” türevi kimyasal halka eki) (lat.) * dopamin reseptörlerini bloke ederek özellikle bulantı, kusma ve psikiyatrik bozuklukların tedavisinde kullanılan, fenotiyazin türevi antipsikotik ve antiemetik ilacın etken maddesi (C20H24ClN3S)

prokoagülan : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + coagulare (birleştirmek, pıhtılaşmak, yoğunlaştırmak) (co, con (ile, birlikte, beraber) + agulare (koymak, bağlamak, bir araya getirmek, birleştirmek) ) + ent (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * kanın pıhtılaşma sürecini hızlandıran veya koagülasyon sistemini aktive eden madde veya faktör

prokonvertin : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + con (ile, birlikte, beraber) + versus, vertus (dönmüş, döndürülmüş, çevrilmiş, yönelmiş; dönüştürme, düzenleme, düzen) (versare (dönmek, döndürmek, çevirmek, değiştirmek, bükmek), vertere (dönmek, çevirmek, döndürmek, yönelmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * kan pıhtılaşma sisteminde yer alan ve aktive olduğunda koagülasyon kaskadını başlatan, eksikliğinde pıhtılaşma bozukluğu ve kanama eğilimi görülebilen faktör VII’nin (Coagulation factor VII) inaktif öncül formu

prokrastinasyon : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + crastinare (crastinus (yarına ait, yarına ilişkin) (cras (yarın) + tinus (ile ilgili, gibi, -a ait) ) + are (fiil mastar eki) + tio (isim yapım eki) (lat.) * belirli bir süre sonunda tamamlanması gereken bir işi, bir görevi yapmaktan kaçınma, ileri bir zamana, özellikle “yarına” erteleme sendromu, erteleme, öteleme, ileriye atma

proksi : gre., lat. * procuratio (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + curare (dikkat etmek, bakmak, sakınmak, yönetmek) + tio (isim yapım eki) ) (lat.) * bir kişi, sistem veya yazılımın başka bir kişi/sistem adına aracılık ederek işlem yapmasını sağlayan vekil/aracı yapı veya sunucu sistemi

proksi server : gre., lat., ing. * procuratio (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + curare (dikkat etmek, bakmak, sakınmak, yönetmek) + tio (isim yapım eki) ) + servator (hizmet eden, sunucu) (lat.); proxy (vekil, temsilci) + server (sunucu, hizmet sağlayıcı) (ing.) * bir istemci ile internet arasındaki istekleri aracılık ederek ileten, kullanıcıyı doğrudan hedef sunucuya bağlamak yerine kendi üzerinden yönlendirip hem güvenlik hem de gizlilik sağlamak ve bazen içerik filtreleme veya önbellekleme yapmak amacıyla kullanılan ara sunucu sistemi

proksimal : lat. * proximus (yakın, vekil/temsil ilişkisi) (prope (yakın) + ximus (en üstün, çok yakın) ) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * vücutta veya bir organ sisteminde referans noktaya en yakın konumda olan yapıyı ifade eden anatomik terim (örneğin kol kemiklerinde dirseğe yakın olan kısmı proksimal, el bileğine yakın olan kısmı distal olarak adlandırılır.)

proktoloji : gre. * proktos (anus, rektum; kalın bağırsağın son kısmı) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + kteinein (itmek, çıkarmak, dışarı çıkıntı yapmak), ktos (itme, çıkarma, çıkıntı yapma) ) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * anüs, rektum ve kalın bağırsağın son bölümünü ilgilendiren hastalıkların tanı, tedavi ve araştırmasını konu alan tıp dalı

proktolojist : gre., lat. * proktos (anus, rektum; kalın bağırsağın son kısmı) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + kteinein (itmek, çıkarmak, dışarı çıkıntı yapmak), ktos (itme, çıkarma, çıkıntı yapma) ) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) (gre.) + ista (-cı, yapan, eden, destekleyen, yandaş eki) (lat.) * anüs, rektum ve kalın bağırsağın son kısmı ile ilgili hastalıkların tanı, tedavi ve cerrahisi alanında uzmanlaşmış hekim veya tıp uzmanı

proktos : gre. * proktos (anus, rektum; kalın bağırsağın son kısmı) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + kteinein (itmek, çıkarmak, dışarı çıkıntı yapmak), ktos (itme, çıkarma, çıkıntı yapma) ) * anüs, makat, arka açıklık, sindirim kanalının son bölgesi

prolabe : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + labius (düşmüş, kaymış, sarkmış, yer değiştirmiş) (labi (düşmek, kaymak, sarkmak, yer değiştirmek) + us (sıfat yapım eki) ) (lat.) * yer aldığı anatomik pozisyondan aşağıya, dışarıya doğru sarkmış, kaymış veya çıkıntı yapmış, prolapsus durumu oluşmuş (bir organ veya doku)

prolabium : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + labium (kenar, kıyı; dudak) (lat.) * dudakların dışa doğru olan kısmı, ağız açıklığının ön yüzünde yer alan üst veya alt dudak bölümü

prolaktin : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + lactis (süt) + ine (protein ve kimyasal madde eki) (lat.) * hipofiz bezinden salgılanan, özellikle doğum sonrası süt üretimini (laktasyon) başlatan ve düzenleyen, ayrıca üreme sistemi ve bağışıklık üzerinde çeşitli etkileri bulunan protein yapılı hormon, 199 amino asitli polipeptit hormon

prolaps : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + labi (düşmek, kaymak, sarkmak, yer değiştirmek) + sus (isim yapım eki) (lat.) * bir organın veya dokunun normal anatomik konumundan aşağıya doğru yer değiştirerek kısmen veya tamamen dışarıya sarkması durumu (örneğin kalın bağırsağın anüsten dışarı sarkması)

prolapsus : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + labi (düşmek, kaymak, sarkmak, yer değiştirmek) + sus (isim yapım eki) (lat.) * bir organın veya dokunun normal anatomik konumundan aşağıya doğru yer değiştirerek kısmen veya tamamen dışarıya sarkması durumu (örneğin kalın bağırsağın anüsten dışarı sarkması)

proletarya : lat., gre. * proles (döl, soy, kuşak, yavru, çoluk çocuk) + arius (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) + eia (isim yapım ve durum eki) (gre.) * üretim araçlarına sahip olmayan, emeğini satarak geçinen ve sanayi toplumunda işçi sınıfını oluşturan toplumsal sınıf, emekçilik, işçilik

proleter : lat. * proles (döl, soy, kuşak, yavru, çoluk çocuk) + arius (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * üretim araçlarına sahip olmayan, geçimini emeğini satarak sağlayan ve sanayi toplumunda işçi sınıfına mensup birey, emekçi, işçi

proleterya : lat., gre. * proles (döl, soy, kuşak, yavru, çoluk çocuk) + arius (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) + eia (isim yapım ve durum eki) (gre.) * üretim araçlarına sahip olmayan, emeğini satarak geçinen ve sanayi toplumunda işçi sınıfını oluşturan toplumsal sınıf, emekçilik, işçilik

proliferasyon : lat. * proles (döl, soy, kuşak, yavru, çoluk çocuk) + ferre (getirmek, taşımak, götürmek, yüklenmek) + tio (fili isim yapım eki) * hücrelerin veya organizmanın normalden hızlı ve kontrolsüz şekilde çoğalması veya artarak yayılması durumu, çoğalma, üreme

proliferatif : lat. * proles (döl, soy, kuşak, yavru, çoluk çocuk) + ferre (getirmek, taşımak, götürmek, yüklenmek) + atus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) + ivus (ile ilgili, -a ait) * hücrelerin hızlı çoğalmasını, dokuların artışını veya büyüme eğilimini gösteren; biyolojik ve patolojik süreçlerde çoğalmaya eğilimli olan

proliksin : lat. * prolixus (uzamış, genişlemiş, yayılmış; detaylandırılmış) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + liquere (akmak, yayılmak; açık ve dağınık olmak), lixus (akmış, yayılmış; açık ve dağınık olmuş) ) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) * hücre iskeleti ve hücre içi sinyal iletiminde rol oynayan, özellikle odak yapışma bölgelerinde (fokal adezyon) hücre şeklinin düzenlenmesi ve hareketliliğiyle ilişkili yapısal protein

prolin : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + line (azotlu amino asit eki) (lat.) * proteinlerin yapısında yer alan, özellikle kolajen stabilitesinde rol oynayan, halkalı yapıya sahip (pyrrolidine halkası) esansiyel olmayan amino asit (C5H9NO2)

prolog : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) * bir eser, oyun, hikaye veya yazının başlangıcında yer alarak ana anlatıya zemin hazırlayan, olayların öncesine dair bilgi veren giriş bölümü; bilgisayar bilimlerinde programın çalışmasından önce yürütülen hazırlık kodu bölümü

prolonje : gre., lat., fra. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + longatus (uzatılmış, uzun hale getirilmiş) (longare (uzatmak, uzun hale getirmek) (longus (uzun) + are (fiil mastar eki) ) + atus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) (lat.); prolongé (fra.) * uzatılmış, zaman içinde uzatılmış, devam ettirilmiş, devam süresi artırılmış

promastigot : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + mastix (kırbaç, kamçı; flagellum) + gotos (taşıyan, sahip olan; biyolojik form eki) * parazitik tek hücreli organizmalarda (özellikle Leishmania (Leishmania (şark çıbanı/kala-azar) parazitinin tatarcık (kum sineği) vektöründe yaşayan, uzun yapılı, hareketli ve kamçılı (flagellalı) enfektif formu

prometeus : gre. * prometheus (önceden düşünen, önceden gören, öngören) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + manthano (akıl), metis (akıl, zeka, kurnaz düşünce) + eus (isim yapım eki) ) * Zeus'tan ateşi çalarak insana getiren ve insanoğlunun Olympos'un tanrılarına başkaldırısına önderlik eden mitolojik karakter, ateş tanrısı, Lucifer, İblis

prometyum : gre., lat. * promethium (prometheus (önceden düşünen, önceden gören, öngören) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + manthano (akıl), metis (akıl, zeka, kurnaz düşünce) + eus (isim yapım eki) ) (gre.) + ium (kimyasal element eki) (lat.) * atom numarası 61, simgesi Pm olan, doğada çok nadir bulunan, çoğunlukla nükleer reaksiyonlar yoluyla yapay olarak üretilen, radyoaktif bir nadir toprak metali olan kimyasal element

promil : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + mille (bin) (lat.) * bir çözeltide veya vücut sıvısında bulunan alkol veya herhangi bir maddenin binde bir (‰) oranını ifade eden konsantrasyon birimi olan ve özellikle kandaki alkol düzeyini belirtmek için kullanılan ölçü sistemi

prominans : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + minere (çıkıntı yapmak, dışarı taşmak) + entia (isim yapım ve durum eki) (lat.) * bir yüzeyin, organın veya yapının çevresine göre belirgin şekilde dışa doğru kabarık, çıkıntılı veya daha yüksek görünmesi durumu

prominensia : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + minere (çıkıntı yapmak, dışarı taşmak) + entia (isim yapım ve durum eki) (lat.) * bir yüzeyin, organın veya yapının çevresine göre belirgin şekilde dışa doğru kabarık, çıkıntılı veya daha yüksek görünmesi durumu

prominent : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + minere (çıkıntı yapmak, dışarı taşmak) + ens, ent (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * fiziksel, sosyal veya kavramsal olarak çevresine göre belirgin şekilde öne çıkan, dikkat çeken, önemli konuma sahip olan (kişi, nesne, özellik)

promontorium : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + montis (dağ, tepe) + orium (isim yapım, yer, durum ve araç eki) (or (-cı, yapan, eden eki) + ium (isim yapım eki) ) (lat.) * denize veya ovaya doğru uzanarak çevresine göre belirgin şekilde öne çıkan, genellikle yüksek ve çıkıntılı kara parçası; bel omurları ile kuyruk sokumu kemiği (sakrum) arasındaki bağlantı noktasındaki (S1 omuru) belirgin çıkıntı; orta kulak boşluğunda, iç kulakla komşu olan bölgedeki kabarıklık

promosyon : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + movere (hareket etmek, devinmek, kımıldamak, kıpırdamak), motus (hareket, kımıldama, kıpırdama, devinim) + tio (isim yapım eki) (lat.) * bir ürün, hizmet veya kişinin değerini artırmak, tanıtımını yapmak veya daha üst bir konuma yükseltmek amacıyla gerçekleştirilen ilerletme, tanıtım veya yükseltme süreci; firmaların ürün veya hizmetlerini tanıtmak, satışlarını artırmak ve marka bilinirliğini yükseltmek amacıyla müşterilerine sunduğu özel teklifler, indirimler veya bedelsiz hediyeler

promoter : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + movere (hareket etmek, devinmek, kımıldamak, kıpırdamak), motus (hareket, kımıldama, kıpırdama, devinim) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.) * bir süreci, ürünü, etkinliği veya biyolojik bağlamda bir genin ifadesini başlatıp artıran, onu ileriye taşıyan kişi, yapı veya düzenleyici unsur; bir marka veya ajans adına ürünlerin satış noktalarında (AVM, market vb.) tanıtımını yapan, tüketiciyi bilgilendirerek satışları artıran tanıtım elemanı

promotör : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + movere (hareket etmek, devinmek, kımıldamak, kıpırdamak), motus (hareket, kımıldama, kıpırdama, devinim) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.) * bir süreci, ürünü, etkinliği veya biyolojik bağlamda bir genin ifadesini başlatıp artıran, onu ileriye taşıyan kişi, yapı veya düzenleyici unsur; bir marka veya ajans adına ürünlerin satış noktalarında (AVM, market vb.) tanıtımını yapan, tüketiciyi bilgilendirerek satışları artıran tanıtım elemanı

promönat : gre., lat., fra. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + minatus (minare (yönlendirmek, sürmek; ilerletmek) + tus (isim yapım eki) ) (lat.); promenade (fra.) * insanların yürüyüş yapmak, gezmek veya vakit geçirmek amacıyla düzenli şekilde ilerledikleri yol, alan veya bu amaçla yapılan gezinti eylemi

pron : gre., lat. * pronus (öne eğik, yüzüstü) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + nus (ile ilgili, -a ait) (lat.) ) * hastanın vücudunun ön yüzü (göğüs ve karın kısmı) üzerine yatırıldığı, sırtın yukarıda kaldığı yüzüstü yatış pozisyonunu ifade eden tıbbi duruş (prone position), yüzüstü, eğik, yatkın (prone)

pronasyon : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + nasci (doğmak, oluşmak, meydana gelmek), natus (doğmuş, oluşmuş, meydana gelmiş) + tio (isim yapım eki) (lat.) * özellikle ön kol veya ayakta, avuç içi veya ayak tabanının aşağıya veya içe doğru çevrilmesiyle gerçekleşen rotasyon hareketi

pronator : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + nasci (doğmak, oluşmak, meydana gelmek), natus (doğmuş, oluşmuş, meydana gelmiş) + tor (-cı, yapan, eden eki) (lat.) * önkolu içe doğru döndürerek avuç içinin arkaya veya aşağıya bakmasını sağlayan kası veya bu hareketi gerçekleştiren yapıyı ifade eden anatomik terim, döndürücü kas

prone : gre., lat. * pronus (öne eğik, yüzüstü) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + nus (ile ilgili, -a ait) (lat.) ) * hastanın vücudunun ön yüzü (göğüs ve karın kısmı) üzerine yatırıldığı, sırtın yukarıda kaldığı yüzüstü yatış pozisyonunu ifade eden tıbbi duruş (prone position), yüzüstü, eğik, yatkın (pronus)

pronefroz : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + nephros (böbrek) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * omurgalı embriyosunda böbrek gelişiminin en erken ve en ilkel evresini oluşturan, baş bölgesinde gelişen ve çoğu omurgalıda geçici olarak işlev gören veya işlev görmeden gerileyen embriyonik böbrek yapısı, önböbrek

proof : lat., ing. * probare (denemek, tecrübe etmek, test etmek, kanıtlamak, ispatlamak, onaylamak, doğrulamak), proba (sınama, deneme, sınav) (lat.); proof (ing.) * bir iddianın, teorinin veya ifadenin doğru olduğunu göstermek için sunulan delil, kanıt veya doğrulama süreci, ispat, kanıt, delil

proofreading : ing. * proof (ispat, kanıt, delil) + reading (okuma) * bir metnin yazım, dilbilgisi, noktalama ve biçimsel hatalarını kontrol ederek düzeltme süreci, editöryal okuma, düzeltme aşaması

propafenon : lat. * propan (üç karbonlu alkan, C3H8 ) + phenyl (fenil grubu C6H5-) (phainein (parlamak, ışıldamak, ışık saçmak, parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, oluşmak, göstermek, açığa çıkarmak, göstermek, görünür kılmak), phenos (boya; bitki), phene (benzen), phen (phenyl (C6H5) halkası eki) + hyle (ağaç, odun, tahta; ağaçlık, orman; radikal türev eki, alkil eki) ) + one (oksijenli bileşik, keton (C=O) türevi, karbonil grubu) * atriyal fibrilasyon (Afib) ve ventriküler aritmiler gibi hızlı veya düzensiz kalp atışlarını (aritmi), supraventriküler ve ventriküler aritmileri tedavi etmek ve önlemek için kullanılan, kalbin elektrik uyarılarını yavaşlatarak normal ritmi geri kazandıran, genellikle yapısal kalp hastalığı olmayan hastalarda tercih edilen 1C sınıfı bir sodyum kanal blokörü antiaritmik ilacın etken maddesi (C21H27NO3)

propaganda : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + pangere (bağlamak, tutturmak, sabitlemek) + andus (isim yapım eki) (lat.) * bir öğretiyi, düşünceyi, inancı. başkalarına tanıtmak, benimsetmek, yaymak amacıyla söylem, yazım ve eylem olarak icra edilen her türlü faaliyet

propagandist : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + pangere (bağlamak, tutturmak, sabitlemek) + andus (isim yapım eki) + ista (-cı, yapan, eden, destekleyen, yandaş eki) (lat.) * belirli bir fikir, ideoloji veya görüşü sistemli şekilde yaymak, kamuoyunu etkilemek ve yönlendirmek amacıyla propaganda faaliyetleri yürüten kişi, propagandacı

propagasyon : gre., lat. * propagare (çoğaltmak, yaymak) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + pacare (yatıştırmak, anlaşmaya bağlamak; ödeme ile borcu kapatmak, ödemek) ) + tio (isim yapım eki) (lat.) * bir bilginin, dalganın, etkinin veya biyolojik sürecin bir ortamda ilerleyerek yayılması ve genişlemesi durumunu ifade eden fiziksel, biyolojik ve iletişimsel süreç

propan : lat * propane (üç karbonlu alkan) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ane (alkan eki) ) * üç karbon atomu ve sekiz hidrojen atomundan oluşan, yalnızca tekli bağlar içeren doymuş alkan yapısındaki basit hidrokarbon (C3H8)

propanidid : lat * propane (üç karbonlu alkan) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ane (alkan eki) ) + idide (kimyasa türev ve ester eki) * kısa etkili genel anestezik özellik gösteren, intravenöz uygulanan, suda çözünen, ultra kısa etkili, fenilasetat (asetik asidin fenol ile yaptığı ester) türevi bir genel anestezik ilacın etken maddesi, epontol (C18H28N2O3)

propanol : lat * propane (üç karbonlu alkan) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ane (alkan eki) ) +ol (hidroksil, alkol grubu OH) * temizlik, ilaç ve kozmetik sektörlerinde çözücü, dezenfektan ve ara madde olarak kullanılan, en yaygın iki formu 1-propanol (n-propanol) ve 2-propanol (izopropil alkol) olan üç karbonlu yanıcı bir alkol türevi (1 Propanol CH3CH2CH2OH), 2 Propanol (CH3)2CHOH )

proper : lat. * proprius (kendine özgü, kendine ait, özel, uygun) * bir şeye özgü veya ona ait olan, başka şeylerden ayrılan, belirli bir nitelik veya işleve özgü bulunanı ifade eden İngilizce sıfat, kendine özgü, özel, asıl, uygun

properdin : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + perdere (tamamen vermek, elden çıkarmak, kaybetmek, yitirmek, yok etmek, mahvetmek) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * bağışıklık sisteminin doğuştan gelen parçasını oluşturan kompleman sisteminin "alternatif yolunu" aktive eden ve stabilize eden, bakteri ve virüs gibi patojenleri yok etmeye yardımcı olan, özellikle Neisseria (menenjit, gonore) türü bakterilere karşı vücudu koruyan, eksikliği ciddi oranda enfeksiyon riskini artıran serum glikoproteini

propilen : lat. * propane (üç karbonlu alkan) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ane (alkan eki) ) + yl (alkil eki) + ene (çift bağ içeren doymamış hidrokarbon molekülü eki; alken eki) * üç karbon atomu içeren ve bir çift bağ bulunduran, doymamış hidrokarbon sınıfına ait olan, plastik üretiminde (özellikle polipropilen) yaygın kullanılan gaz hâlindeki organik bileşik (C3H6)

propiltiourasil : lat. * propyl (üç karbonlu alkil yan zinciri; C3H7-) + thio (bir bileşikte oksijen atomunun yerine kükürt atomunun varlığını belirten ek) (gre.) + uracil (pirimidin türevi azotlu baz) (lat.) * tiroid bezinin aşırı çalışması (hipertiroidizm) ve Graves hastalığı gibi durumlarda, vücudun fazla tiroid hormonu üretmesini engelleyen, tiroid hormon seviyelerini düşürerek metabolizmayı dengelemeye yardımcı olan bir antitiroid ilacın etken maddesi (C7H10N2OS)

propisil : lat. * propyl (üç karbonlu alkil yan zinciri; C3H7-) + sil (silisyum içeren organik türevleri ifade eden kimyasal isim eki) * tiroid bezinin aşırı hormon ürettiği hipertiroidi (zehirli guatr) ve Graves hastalığının tedavisinde kullanılan, vücudun iyot kullanımını zorlaştırarak tiroksin (T4) hormonu üretimini azaltan ve özellikle gebelik, emzirme veya metimazolün tolere edilemediği durumlarda tercih edilen antitiroid sınıfı ilacın etken maddesi (C7H10N2OS)

propiverin : lat. * propyl (üç karbonlu alkil yan zinciri; C3H7-) + vertere (dönmek, çevirmek, döndürmek, yönelmek) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) * aşırı aktif mesane ve idrar kaçırma (inkontinans) tedavisinde kullanılan, mesane düz kaslarında spazmı azaltan, antikolinerjik, kalsiyum kanal modülatörü, üriner antispazmodik ve kas gevşetici özelliklere sahip ilacın etken maddesi (C23H31NO3)

propiyonat : gre , lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + pion (yağ, yağ asidi fraksiyonu; fermantasyon ürünleriyle ilişkili tarihsel adlandırma) + ate (tuz veya ester eki) (lat.) * gıda sektöründe küf ve bakteri oluşumunu engelleyen, ekmek ve unlu mamuller başta olmak üzere peynir, işlenmiş et gibi ürünlerin tazeliğini korumada örneğin kalsiyum propiyonat (E282) ve sodyum propiyonat) olarak kullanılan, ayrıca vücutta enerji üretimine katkı sağlayan ve bağırsak sağlığını destekleyen kısa zincirli bir yağ asidi (kalsiyum propiyonat C6H10CaO4, sodyum propiyonat Na(C2H5COO) )

propiyonik asit : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + pion (yağ, yağ asidi fraksiyonu; fermantasyon ürünleriyle ilişkili tarihsel adlandırma) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) (gre.) + acidum (ekşi, asit) (lat.) * doğal olarak, fermantasyonla oluşan, gıda sektöründe (E282-Kalsiyum Propiyonat) küf önleyici koruyucu, hayvan yemi katkısı ve kimyasal ara madde olarak yaygın kullanılan, insan bağırsağında lif fermantasyonu ile üretilen keskin kokulu, berrak, faydalı bir kısa zincirli yağ asidi (C3H6O2)

proplid : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde, ileri, ileride) + planetarius (gezegensel, gezegenle ilgili) + discus (disk, yassı dairesel yapı) * genç bir yıldızın çevresinde bulunan, gaz ve tozdan oluşan, yıldızın morötesi ışınımı nedeniyle dış katmanları buharlaşabilen ve gezegen oluşumunun gerçekleşebileceği öngezegenimsi disk, öngezegen diski

propofol : lat. * propyl (üç karbonlu alkil yan zinciri; C3H7-) + phenol (bir hidroksil grubunun (-OH) bir benzen halkasına (C6H6) bağlı olduğu bileşik (C6H5OH)) (phainein, phanio (parlamak, ışıldamak, ortaya çıkmak, belirmek) (gre.) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) (lat.) ) * intravenöz anestezi indüksiyonu ve sedasyon amacıyla kullanılan, hızlı etkili genel anestezik ilacın etken maddesi (C12H18O)

propolis : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + polis (şehir, koloni; arı kolonisi) * arıların bitkilerin tomurcuk ve gövdelerinden topladıkları reçineli maddeleri, kendi salgılarıyla işleyerek ürettikleri, antibakteriyel ve koruyucu özellikler taşıyan doğal bir arı ürünü

proponent : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + ponere (koymak, yerleştirmek, düzenlemek, yatırmak) + ens, ent (ile ilgili, -a ait; -cı, yapan, eden eki) (lat.) * bir fikir, öneri veya görüşü öne süren, savunan ve destekleyen; bir görüşün ileri sürücüsü

proporsiyon : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre ) + portio (partiri (bölmek, kısımlara ayırmak, bölümlere ayırmak, pay etmek, paylaştırmak, bölüştürmek) + tio (isim yapım eki) ) (lat.) * bir bütünün parçaları arasındaki oran, denge ve ölçü ilişkisi, oransal uyum, orantısallık

proporsiyonel : gre , lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + portio (partiri (bölmek, kısımlara ayırmak, bölümlere ayırmak, pay etmek, paylaştırmak, bölüştürmek) + tio (isim yapım eki) ) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * iki veya daha fazla nicelik arasında sabit bir oran ilişkisi bulunan; birinin artışı veya azalması diğerini aynı oranda etkileyen

propositus : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + ponere (koymak, konumlamak, yerleştirmek, düzenlemek, yatırmak), positum, positus (konmuş, konumlanmış, yerleştirilmiş, yatırılmış) ) (lat.) * mantık, hukuk ve tıpta “konu edilen kişi/nesne”; soybilimde (genealoji) belirli bir aile ağacında referans alınan başlangıç kişi

propranolol : lat. * propyl (üç karbonlu alkil yan zinciri; C3H7-) + anol (alkol grubu OH) + olol (beta bloker eki) * kalp atış hızını, kan basıncını ve titremeyi azaltmak için adrenalin etkilerini bloke eden, yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları, migren önleme, titreme (tremor) ve performans kaygısı gibi durumların tedavisinde kullanılan, stres hormonu etkilerini azaltarak fiziksel rahatlama sağlayan, seçici olmayan bir beta-bloker ilacın etken maddesi (C16H21NO2)

propriete : gre., lat. * proprius (kişiye ait, kişiye özgü) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + prius (önce, önce gelen, ayrılmış; kendine özgü, özel, uygun olan) ) + itas (isim yapım ve durum eki) (lat.); propriété (fra.) * bir nesnenin, kişinin veya sistemin sahip olduğu nitelik, özellik veya mülkiyet durumu, özellik, nitelik, vasıf, karakteristik

proprieter : gre., lat. * proprius (kişiye ait, kişiye özgü) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + prius (önce, önce gelen, ayrılmış; kendine özgü, özel, uygun olan) ) + itas (isim yapım ve durum eki) + aris (ile ilgili, -a ait) (lat.); propriétaire (fra.) * bir şeyin yasal sahibi olan kişi; mülk, eşya veya hak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan, sahip, malik

propriosepsiyon : gre., lat. * proprius (kişiye ait, kişiye özgü) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + prius (önce, önce gelen, ayrılmış; kendine özgü, özel, uygun olan) ) + ceptio (capere (almak, içine almak, tutmak, kapmak, kavramak, yakalamak, sezmek) ) + tio (isim yapım eki) ) (lat.) * vücudun uzaydaki konumunu, hareketini ve eklem pozisyonlarını görme duyusuna ihtiyaç duymadan algılamasını sağlayan, kaslar, tendonlar ve eklemlerdeki reseptörler aracılığıyla beyne bilgi göndererek denge, koordinasyon ve vücut farkındalığını sağlayan "altıncı his" olarak adlandırılan bilinçaltı duyu, özduyum, derin duyu, iç algı

proprioseptif : gre., lat. * proprius (kişiye ait, kişiye özgü) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + prius (önce, önce gelen, ayrılmış; kendine özgü, özel, uygun olan) ) + ceptio (capere (almak, içine almak, tutmak, kapmak, kavramak, yakalamak, sezmek) ) + tio (isim yapım eki) ) + ivus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * vücudun bölümlerinin (kol, bacak) nerede olduğunu, nasıl hareket ettiğini ve uzaydaki konumunu görmeye gerek kalmadan algılama yeteneğiyle ilgili, özduyumsal

proprioseptör : gre., lat. * proprius (kişiye ait, kişiye özgü) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + prius (önce, önce gelen, ayrılmış; kendine özgü, özel, uygun olan) ) + ceptor (capere (almak, içine almak, tutmak, kapmak, kavramak, yakalamak, sezmek) + tor (-cı, yapan, eden eki) ) (lat.) * vücudun kendi parçalarının (kol, bacak, eklem) nerede olduğunu, nasıl hareket ettiğini, hangi pozisyonda bulunduğunu algılamasını sağlayan, beynin vücut haritasını güncel tutarak denge ve hareket kontrolünü sağlayan "altıncı duyu" (propriosepsiyon) mekanizmasının temelini oluşturan, kaslarda, tendonlarda ve eklemlerde bulunan özel duyu reseptörlerinden her biri

proptozis : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ptosis (düşme, düşüş, sarkma) (piptein (düşmek, sarkmak) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) ) * göz küresinin göz yuvasından (orbita) öne doğru belirgin şekilde çıkması veya fırlaması durumu, ekzoftalmi (Graves hastalığı (tiroid bezi rahatsızlığı), göz arkasındaki tümörler, enfeksiyonlar veya travmalara dayalı olarak gelişebilir.)

propulsif : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + pulsare (vurmak, çarpmak, itmek) (pulsus (vurma, çarpma, itme, vuruş, atma, atım, itiş) + are (fiil mastar eki) ) + ivus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir nesneyi veya sistemi ileri doğru iten, harekete geçiren veya ilerlemesini sağlayan kuvvet, mekanizma veya etki, ileri doğru itici, hareket ettirici, ilerletici (güç, etki); Parkinson hastalarında görülen öne doğru eğik, istemsiz hızlanan yürüyüş bozukluğu (propulsif yürüyüş/festinant gait) veya sindirim sistemini hareketlendiren, kolon ilerletici (ilaç)

propulsiyon : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + pulsare (vurmak, çarpmak, itmek) (pulsus (vurma, çarpma, itme, vuruş, atma, atım, itiş) + are (fiil mastar eki) ) + sio (isim yapım eki) (lat.) * bir cismi ileri doğru hareket ettirme, itme kuvvetiyle ilerletme süreci

prosedür : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + cedere (gitmek, ilerlemek, yol almak, uzaklaşmak, çekilmek) + ura (isim yapım eki) (lat.) * belirli bir amaca ulaşmak için izlenmesi gereken adımların, işlemlerin ve kuralların sistemli ve düzenli biçimde sıralanmış bütünü

proses : gre., lat. * processus (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + cedere (gitmek, ilerlemek, yol almak, uzaklaşmak, çekilmek), cessus (gidiş, ilerleyiş) (lat.) * süreç, işlem veya bir işin başından sonuna kadar geçen çalışma aşamaları; ham maddelerin veya girdilerin belirli fiziksel/kimyasal işlemlerden geçerek nihai bir ürüne veya hizmete dönüştüğü süreç, ilerleyiş, seyir, işleyiş, vetire

prosesör : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + cedere (gitmek, ilerlemek, yol almak, uzaklaşmak, çekilmek), cessus (gidiş, ilerleyiş) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.) * verileri alıp belirli komut ve işlemler doğrultusunda işleyerek sonuç üreten, bilgisayar veya elektronik sistemlerin temel işlem yapma birimi olan bileşen, işlemci

prosopagnozi : gre. * prosopon (yüz, surat, çehre) (pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncül, ileri, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + ops, opos, opon (yüz, görünüş, bakış) ) + agnosia (bilmeme, tanımama) (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + ginosko, ginoskein (bilmek, tanımak, öğrenmek), gnosia (bilgi, bilme, tanıma) (gnosis (bilme, bilgi, tanı) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * kişinin görme yetisi normal olmasına rağmen yüzleri tanıma ve ayırt etme becerisinin bozulduğu, hatta yakın tanıdıklarının yüzlerini bile seçememesine yol açabilen nörolojik bir algı bozukluğ, uyüzleri tanıma yeteneğinin kaybı, yüz körlüğü sendromu

prospektif : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + specere, spectare (bakmak, görmek, gözetlemek, gözlemek, gözlemlemek, seyretmek, dikkat etmek), spectus (bakma, gözlem; bakılmış, görülmüş) + ivus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * geleceğe yönelik olarak öngörülen, ileride oluşabilecek olan, müstakbel

prospektüs : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + specere, spectare (bakmak, görmek, gözetlemek, gözlemek, gözlemlemek, seyretmek, dikkat etmek), spectus (bakma, gözlem; bakılmış, görülmüş) (lat.) * bir ilaç, ürün veya tıbbi uygulama hakkında kullanım amacı, dozajı, etkileri, yan etkileri ve uyarıları içeren resmi bilgilendirme metni veya tanıtım kılavuzu

prostaglandin : gre., lat. * prostatus (idrar yolları çevresinde bulunan erkek üreme bezi) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + states (duran, önde duran, öne geçen, koruyan) (gre.), status (durma, durum) (lat.) + glans (meşe palamudu, bez) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * vücutta hormon benzeri etki göstererek damar genişlemesi, iltihaplanma ve çeşitli fizyolojik süreçlerin düzenlenmesinde rol oynayan biyolojik aktif lipid türevi bileşik (C20H32O5)

prostanoid : gre., lat. * prostatus (idrar yolları çevresinde bulunan erkek üreme bezi) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + states (duran, önde duran, öne geçen, koruyan) (gre.), status (durma, durum) (lat.) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) (gre.) * prostaglandinlerden türeyen, araşidonik asitten sentezlenen, inflamasyon, kan pıhtılaşması, vasküler homeostaz ve ağrı gibi çeşitli fizyolojik süreçleri düzenleyen ve vücutta yerel hormon benzeri etkiler gösteren lipid yapılı biyolojik aracılar sınıfı (Prostaglandinler (PG) ve tromboksanları (TXA2) içeren bu grup, siklooksijenaz (COX) enzimleri aracılığıyla üretilir ve lokal hormon benzeri etki gösterir.)

prostat : gre., lat. * prostatus (idrar yolları çevresinde bulunan erkek üreme bezi) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + states (duran, önde duran, öne geçen, koruyan) (gre.), status (durma, durum) (lat.) * mesanenin altında yer alan ve meni sıvısının bir bölümünü üreterek üremeye katkı sağlayan salgı bezi

prostatektomi : gre., lat. * prostatus (idrar yolları çevresinde bulunan erkek üreme bezi) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + states (duran, önde duran, öne geçen, koruyan) (gre.), status (durma, durum) (lat.) + ektomia (kesip çıkarma) (ek (dış, dışarı, harici) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * prostat bezinin hastalık, özellikle kanser nedeniyle cerrahi olarak tamamen veya kısmen çıkarılması işlemi

prostatit : gre., lat. * prostatus (idrar yolları çevresinde bulunan erkek üreme bezi) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + states (duran, önde duran, öne geçen, koruyan) + itis (enfeksiyon, iltihap, inflamasyon, hastalık eki) (gre.) * erkeklerde mesanenin hemen altında bulunan prostat bezinin bakteriyel veya non-bakteriyel sebeplerle iltihaplanması veya enfekte olması durumu

prostela : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + stele (sütun, dik yapı; dikme taş, dikili taş, anıt sütun) * anatomi veya botanik terminolojisinde öne doğru uzanan veya ön bölgede yer alan sütun benzeri yapı; önlük

prostoglandin : gre., lat. * prostates (pro (ön, önce, önde) + statos (ayakta durma, durma, dikilme, sabit olma, durağanlık, kararlılık istikrar) ) (gre.) + glans, gland (yumru, meşe palamudu, fındık; meşe palamudu şeklindeki top) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * doku hasarı veya enfeksiyon bölgelerinde üretilen, yağ asitlerinden enzimatik olarak türeyen ve hormonlara benzer etkileri olan lipid bileşenler

prostodonti : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + thesis (yerleştirme, koyma; konumlandırma) (tithenai (koymak, yerleştirmek, konumlandırmak, kurmak) + isis (isim yapım eki) ) + odous (diş), odontos (diş ile ilgili) + eia (isim yapım ve durum eki) * eksik veya hasarlı dişlerin yapay materyallerle (protezlerle) yenilenmesini ve ağız fonksiyonları ile estetiğinin geri kazandırılmasını amaçlayan diş hekimliği uzmanlık dalı

prostrasyon : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + stratum, stratus (serilmiş şey, yaygı, katman, tabaka, yayılmış örtü), sternere (sermek, yaymak, düz bir yüzeye yaymak, tabakalaştırmak, döşemek) + tio (isim yapım eki) * fiziksel/zihinsel aşırı bitkinlik ve saygı/itaat göstergesi olarak yere kapanma, secde etme, secde, sucud

protagonist : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + agonistes (yarışmacı, mücadeleci, çatısmacı) (agon (yarış, mücadele, çatışma, çırpınma) + istes (-cı, yapan, eden, destekleyen, yandaş eki) ) * bir anlatı, oyun veya filmde olayların merkezinde yer alan, çatışmayı taşıyan ve anlatının ilerleyişini belirleyen ana karakter

protaktinyum : gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + actinium (aktinos (aktis (zerre, ışın, ışık huzmesi) + inos (kimyasal madde eki) ) (gre.) + ium (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) ) (lat.) * atom numarası 91, simgesi Pa olan, uranyum bozunma zincirinde toryumdan önce oluşan, radyoaktif ve son derece nadir bulunan ağır bir kimyasal element

protallus : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + thallos (filiz, sürgün, bitki gövdesi) * eğrelti otları ve bazı diğer damarlı tohumsuz bitkilerde sporun çimlenmesiyle oluşan, gametleri meydana getiren ve döllenmenin gerçekleştiği küçük, genellikle yeşil ve yapraksı gametofit evresi, öngametofit

protalyum : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + thallos (filiz, sürgün, bitki gövdesi) (gre.) + ium (isim yapım eki) (lat.) * eğrelti otları ve bazı diğer damarlı tohumsuz bitkilerde sporun çimlenmesiyle oluşan, erkek ve dişi gametleri meydana getiren ve döllenmenin gerçekleştiği küçük, genellikle yeşil ve yapraksı gametofit evresi, önüreme organı

protamin : gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) (gre.) + amino (azot içeren fonksiyonel grup; -NH2) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) * özellikle balık spermlerinde bulunan, DNA’ya bağlanarak onu sıkı şekilde paketleyen ve tıpta heparinin etkisini tersine çevirmek için kullanılan, düşük molekül ağırlıklı bazik proteinler sınıfı

protandroz : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + aner (erkek, er kişi, adam, insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili, adam ile ilgili, insan ile ilgili) * bir çiçekte erkek organların dişi organlardan önce olgunlaşmasını ve işlevsel hâle gelmesini ifade eden, böylece aynı çiçeğin kendi kendini döllemesini azaltan veya önleyen üreme özelliği, protandri gösteren, erkek önce olgunlaşan

proteaceae : gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) (gre.) + aceae (-giller, hayvan familyası eki) (lat.) * çoğunlukla Güney Yarımküre'de yayılış gösteren, çalı ve ağaçlardan oluşan, çiçekleri çoğunlukla yoğun başçıklar veya başaklar hâlinde toplanan ve birçok türü gösterişli çiçek durumları nedeniyle süs bitkisi olarak yetiştirilen bitki familyası, Proteagiller

proteaz : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + eios (ile ilgili, -a ait) + ase (enzim eki) * proteinlerin peptit bağlarını hidroliz yoluyla parçalayarak onları daha küçük peptitlere veya amino asitlere ayıran, sindirim ve hücresel protein dönüşüm süreçlerinde görev yapan enzim

proteaz inhibitör : gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + eios (ile ilgili, -a ait) + ase (enzim eki) (gre.) + inhibitor (bir süreci, reaksiyonu veya faaliyeti yavaşlatan, engelleyen veya durduran madde veya etken) (in (iç, içeri, içeride, içeriye, içinde, içine, aşağı) + habere, hibere (sahip olmak, tutmak, elinde bulundurmak) + tor (-cı, yapan, eden eki) ) (lat.) * proteinleri peptit bağlarından parçalayarak küçük peptitlere veya amino asitlere ayıran proteaz enzimlerinin etkinliğini azaltan veya durduran, enzim-substrat etkileşimini veya katalitik bölgeyi engelleyerek proteolizi baskılayan madde veya bileşik, proteaz baskılayıcı

proteidae : gre. * Proteus (Proteus cinsi, Yunan mitolojisindeki biçim değiştiren deniz tanrısının adından) (gre.) + idae (-giller, hayvan familyası eki) (lat.) * suda yaşayan, uzun gövdeli, kısa bacaklı, dış solungaçlarını yaşamları boyunca koruyan ve neotenik özellikler gösteren semenderleri kapsayan familya, Proteusgiller

protein : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) * amino asitlerden oluşan ve canlı hücrelerde yapısal, enzimatik ve düzenleyici birçok yaşamsal işlevi yerine getiren temel biyolojik makromolekül

protein c : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) + c (alfabedeki üçüncü harf, sınıflandırma/etiketleme harfi) * kan pıhtılaşmasını düzenleyen ve pıhtı oluşumunu kontrol ederek damar içi tromboz riskini azaltan K vitaminine bağlı bir antikoagülan proteini

proteinüri : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) + ouria (üre) (ouron (idrar, sidik, çiş) + eia (isim yapım eki) ) * idrarda normalden fazla protein bulunmasıyla karakterize olan ve genellikle böbrek hastalıklarının bir bulgusu olarak ortaya çıkan tıbbi durum

proteksiyon : gre., lat. * pro (ön, öne, önce, önde) (gre.) + tegere (örtmek, korumak, kaplamak), tectio (örtme, kaplama) (lat.) * koruma, muhafaza etme

protektif : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + tegere (örtmek, korumak, kaplamak), tectivus (örten, örtücü, kaplayan, kaplayıcı) (lat.) * bir şeyi zarar, hasar veya olumsuz etkilerden koruyan, savunucu, koruyucu

protektor : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + tector (örtüyücü, koruyucu, kaplayıcı) (tegere (örtmek, korumak, kaplamak) + tor (-cı, yapan, eden eki) ) * koruyucu, muhafaza edici

proteoglikan : gre. * protein (pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) + glykys (tatlı, şeker) (gre.) + ent (ile ilgili, -a ait; -cı, yapan, eden eki) (lat.) * protein çekirdeğine bağlı uzun polisakkarit zincirlerinden oluşan, bağ dokusunda özellikle hücre dışı matriksin yapısal bütünlüğünü ve su tutma kapasitesini sağlayan büyük biyomoleküler kompleks

proteolitik : gre. * protein (pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) + lysis (gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * proteinleri enzimatik olarak küçük peptitlere veya aminoasitlere parçalama yeteneğine sahip olan veya bu sürece ait olan

proteoliz : gre. * protein (pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) + lysis (gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) * proteinlerin enzimler aracılığıyla daha küçük peptitlere veya aminoasitlere ayrıştırılması süreci

proteom : gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) (gre.) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) + ios (ile ilgili, -a ait) + om (tamlık, bütünlük belirten son ek) (gre.) * belirli bir hücre, doku, organizma veya biyolojik koşulda bulunan proteinlerin tamamı, proteinler bütünü

proteomik : gre. * protein (pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) + oma (bütünlük, tüm olma) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * bir hücre, doku veya organizmada bulunan tüm proteinlerin (proteom) yapı, işlev ve etkileşimlerini sistematik olarak inceleyen biyoloji alt dalı

proteomiks : gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) (gre.) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) + ios (ile ilgili, -a ait) + om (tamlık, bütünlük belirten son ek) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) (gre.) * bir hücre, doku veya organizmada bulunan tüm proteinlerin (proteom) yapı, işlev ve etkileşimlerini sistematik olarak inceleyen biyoloji alt dalı

proterantöz : gre., lat. * proteros (önceki, öndeki, daha erken, ön tarafta bulunan) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + teros (daha … olan, öteki, diğer) ) + anthos (çiçek) (gre.) + osus (ile lgili, -a ait) (lat.) * yapraklardan önce çiçek açan veya çiçeklerin yapraklardan önce ortaya çıktığı bitkisel durumu ifade eden botanik sıfat, çiçekleri yapraklardan önce açan

proterozoik : proteros (önceki, öndeki, daha erken, ön tarafta bulunan) (pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + teros (daha … olan, öteki, diğer) ) + zoe (canlılık, yaşam, hayat, dirim, dirilik, oluşum, hayvan), zoion (hayvan, canlı varlık) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * yaklaşık 2,5 milyar yıl öncesinden 541 milyon yıl öncesine kadar süren, atmosferde oksijenin biriktiği ve ilk karmaşık hücreli (ökaryotik) yaşam formlarının ortaya çıktığı, Dünya tarihinin en uzun jeolojik devirlerinden biri

protestan : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + testari (tanıklık etmek, şahitlik etmek) + ens, ent (sıfat yapım eki) (lat.) * 16. yüzyılda Katolik Kilisesi’ne karşı çıkarak reform hareketlerini benimseyen Hristiyan mezheplerine mensup olan kimse veya bu mezheplerle ilgili olan kişi

protesto : gre., lat. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) (gre.) + testari (tanıklık etmek, şahitlik etmek) + testus (tanıklık etmiş, şahit olmuş) (lat.) * bir durumu, kararı veya uygulamayı kabul etmediğini açıkça ifade etme ve karşı çıkma eylemi

protetik : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + tithenai (koymak, yerleştirmek, konumlandırmak, kurmak) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * eksik veya hasarlı organların yerine yapay parçalar yerleştirilmesiyle ilgili (tıp ve diş hekimliğinde)

proteus : gre. * Proteus (Yunan mitolojisinde şekil değiştirebilen deniz tanrısı) * şekil değiştirme özelliğiyle ilişkilendirilen Yunan mitolojik figürü, biçim değiştiren deniz tanrısı, Proteaceae (Proteagiller) familyasının ve Proteus cinsinin adlandırılmasına temel olan özel ad

proteus : gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + eos (şafak, gün doğumu, sabah ışığı) (gre.); proteus (lat.) * Yunan mitolojisinde şekil değiştirebilen deniz tanrısı

proteus antijeni : gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + eos (şafak, gün doğumu, sabah ışığı) (gre.); proteus (lat.) + anti (zıt, karşıt, karşı, ters, aksi) (lat.) + gennaein (doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) (genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, köken, ırk, döl, soy, nesil, aile, akraba, tür, cins, çeşit, sınıf, kategori) + es (ile ilgili, -a ait) ) (gre.) + i (iyelik eki) (tür.) * Proteus mirabilis gibi Proteus cinsi bakterilerin yüzeyinde bulunan, Rickettsia (tifüs türleri) enfeksiyonlarının teşhisinde (Weil-Felix testi) çapraz reaksiyon gösterdikleri için kullanılan, alkalilere dayanıklı, hapten yapısında olan, bağışıklık sisteminin tanıdığı yapılar

proteus sendromu : gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + eos (şafak, gün doğumu, sabah ışığı) (gre.); proteus (lat.) + syndromon (sendrom, belirti ve bulguya dayalı klinik durum) (gre.) + u (iyelik eki) (tür.) * çocuklukta ortaya çıkan ve AKT1 genindeki mozaik bir mutasyondan kaynaklanan, cilt, kemik ve dokuların orantısız ve ilerleyici bir şekilde büyümesine neden olan, asimetrik büyüme, deri lezyonları ve tümör yatkınlığı ile karakterize olan çok nadir, genetik bir hastalık

protez : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + thesis (yerleştirme, koyma; konumlandırma) (tithenai (koymak, yerleştirmek, konumlandırmak, kurmak) + isis (isim yapım eki) ) * vücutta çeşitli nedenlerle kaybedilen organ veya dokuların işlevini ve estetik görünümünü taklit etmek amacıyla hazırlanan yapay aygıt, mekanizma; eksik uzuvları (kol, bacak) tamamlayan cihaz; eksik dişlerin yerine konan yapay diş üniteleri

protirelin : gre. * pro, pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncel, öncül, ileri, ileride, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe) + thyreos (kalkan) + lin (peptid/hormon türetme ve küçük molekül yapısı eki) * hipotalamustan salgılanan ve hipofizi uyararak TSH (tiroid uyarıcı hormon) salgısını artıran, tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesinde kullanılan sentetik TRH (tirotropin salgılatıcı hormon) analoğu ilacın etken maddesi (C16H22N6O4)

protist : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + istes (-cı, yapan, eden, destekleyen, yandaş eki) * hayvan, bitki veya mantar olarak sınıflandırılamayan; çoğunlukla tek hücreli veya basit yapılı, ökaryot canlılar grubu

proto : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) * bir sıralamada başlangıçta bulunanı, önceliği veya üstün konumu olan, ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde

protobothrops : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + Bothrops (çukur engereği cinsi adı) * Viperidae (Engerekgiller) familyasına ait, çoğunlukla Doğu ve Güneydoğu Asya’da yaşayan, başlarında ısı algılayan loreal çukurlar ve zehirli dişler bulunan, çukur engerekleri (Crotalinae) olarak bilinen zehirli yılanları kapsayan cins, Asya çukur engerekleri

protogalaksi : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + galaxias (Samanyolu, galaksi) (gala, galax, galaktos (süt) + ias (sıfat yapım eki) ) * bir galaksinin oluşumunun erken evresinde bulunan, henüz günümüzdeki düzenli veya kararlı yapısına ulaşmamış, yoğun gaz ve toz içeren ve yıldız oluşumunun etkin olduğu genç galaktik yapı, ilk galaksi

protogin : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + gennaein (doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) * genellikle gnays yapısında olan, özellikle kuvars, feldispat ve mika içeren, kristalen şistlerin en altında bulunan, ilkel veya birinci zaman kayacı, eski, metamorfik kayaç

protoginöz : gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + gennaein (doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) (gre.) + osus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir kayaçta ilk oluşan minerallerin veya mineraloji bileşiminin daha sonra gelişen minerallerden farklı olduğu erken oluşum evresini veya bu özelliği gösteren (kayaç dokusu)

protogonos : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + genos, gonos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, üretim, oluşum, doğum, ırk, yavru, döl, soy, nesil, köken, aile, akraba, tür, cins, sınıf, kategori) * ilk doğan, ilk yaratılan, ilk varoluş; Yunan mitolojisinde Kaos'un boşluğundan doğrudan doğan, evrenin temel dokusunu (toprak, gökyüzü, gece, karanlık) oluşturan varlıklar

protojin : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + gennaein (doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) * genellikle gnays yapısında olan, özellikle kuvars, feldispat ve mika içeren, kristalen şistlerin en altında bulunan, ilkel veya birinci zaman kayacı, eski, metamorfik kayaç

protojinöz : gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + gennaein (doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) (gre.) + osus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir kayaçta ilk oluşan minerallerin veya mineraloji bileşiminin daha sonra gelişen minerallerden farklı olduğu erken oluşum evresini veya bu özelliği gösteren (kayaç dokusu)

protokol : gre. * pros (ilk, birinci, baş, ön, önde, önce, öncül, ileri, öne doğru, için, lehine, içinde, gerektikçe), proteios (birincil, öncel, ilk, ilkel, baş) (protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + eios (ile ilgili, -a ait) ) + kollein (yapıştırmak, tutturmak, bağlamak, birleştirmek), kolla (yapıştırıcı, yapışkan, tutkal, zamk, birleştirici) * resmi kurallar dizisi; bilgisayar sistemlerinde ağ üzerindeki veri iletiminin nasıl gerçekleşeceğini tanımlayan kurallar bütünü; iki veya daha çok taraf arasında, belirli bir konudaki anlaşmayı temsil eden, tarafların birbirlerine karşı yükümlülüklerini tanımlayan ve taraflarca imzalanan hukuki belge, sözleşme; resmi törenlerde, diplomatik ilişkilerde ve sosyal yaşamda uyulması gereken kural, görgü ve düzen bütünü ile bu kuralların kaydedildiği resmi belge

proton : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + on (parçacık/tanecik eki) * atom çekirdeğinde bulunan, pozitif elektrik yüklü ve elementin kimliğini belirleyen temel parçacıklardan biri (diğerleri elektron ve nötron)

protonefridyum : gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + nephros (böbrek) + idion (küçültme eki) (gre.) + um (isim yapım eki) (lat.) * yassı solucanlar, rotiferler ve bazı diğer omurgasızlarda bulunan, vücut sıvısındaki metabolik atıkların uzaklaştırılmasını ve osmoregülasyonu sağlayan, alev hücreleri veya benzeri terminal hücrelerle başlayan tüp biçimli boşaltım sistemi, ilkel böbrek sistemi

protonema : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + nema (iplik, lif, filament) * yosunlarda ve karayosunlarında sporun çimlenmesiyle oluşan, bitkinin gelişiminin ilk evresini temsil eden ipliksi genç gametofit yapısı

proton-proton : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde)

protoplanetar : gre., lat. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + planein (gezmek, dolaşmak, saptırmak), planetes (gezen, dolaşan) (gre.); planeta + aris (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir gezegenin oluşumundan önceki veya gezegen oluşum sürecindeki madde, yapı veya evreyle ilgili olanı tanımlayan astronomi sıfatı, gezegen öncesi, gezegen oluşumuyla ilgili

protoplast : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + plastos (oluşturulmuş, şekillendirilmiş, biçimlendirilmiş, kalıplanmış) (plassein (şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak, kalıp dökmek) + os (sıfat yapım eki) ) * bitki hücresinde hücre duvarı çıkarıldıktan sonra kalan, zar, sitoplazma ve çekirdeği içeren canlı hücresel iç yapı

protoplazma : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + plasma (şekillenmiş, biçimlenmiş şey; katı, sıvı ve gazdan sonra maddenin dördüncü hali olarak bilinen, yüksek enerjili, iyonize olmuş (elektronlarından arınmış) gaz benzeri bir yapı) (plassein (kalıp vermek, şekillendirmek, biçimlendirmek, form vermek), plasis (şekillenme, biçimlenme, oluşum) + ma (isim yapım eki) ) * hücreyi oluşturan ve yaşam faaliyetlerinin gerçekleştiği, sitoplazma ve çekirdeği kapsayan canlı madde bütünü

protoskoleks : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + skolex (solucan, kurtçuk) * tenyaların larva evresinde gelişen ve erişkin parazitin baş (skoleks) yapısını oluşturacak olan ilk oluşumu

protostomia : gre. * pro, protos (ilk, birinci, baş, ön, önce, öncel, önde) + stoma (ağız, açıklık, giriş) + ia (taksonomik çoğul eki) * embriyonik gelişimde blastoporun ağız haline geldiği, ağız ile anüsün gelişimsel kökenlerinin farklı olduğu ve spiral, mozaik tipte bölünmenin yaygın olarak görüldüğü omurgasız hayvanlar üst grubunu ifade eden zoolojik takson, İlkağızlılar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ÖNSÖZ

Yaratılışın kaynak kodları olarak tanımlanabilecek kelimeler, bir arada yaşayan insan topluluklarının zaman içinde  coğrafi olarak birbirle...