27 Eylül 2026 Pazar

ambrisentan - anjiyopati

ambrisentan : ing. * ambris (sentetik önek) + entan (endotelin reseptör antagonisti eki) * pulmoner hipertansiyon tedavisinde kullanılan endotelin reseptör antagonisti bir ilacın etken maddesi (C22H22N2O4)

ambroksid : lat., gre. * ambire (çevrelemek, kuşatmak) (lat.) + oxys (keskin, ekşi, asidik; oksijenle ilişkili kök) (gre.) + ide (kimyasal bileşik, özellikle oksit veya türevlerini ifade eden adlandırma eki) (gre.) * ambergris benzeri koku profiline sahip, özellikle parfümeri ve koku kimyasında sabitleyici ve aroma verici olarak kullanılan sentetik bir terpenoid türevi kimyasal bileşik (C16H28O)

ambroksol : ing. * ambra grisea (kehribar, ambergris, balina kaynaklı reçineli madde) + oxol (oksijen, hidroksil (-OH) ve alkol türevi eki) (oxys (keskin, sivri, ekşi, asidik, oksijenli) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) ) * bromeksinin aktif bir metaboliti olan bir antioksidan ve antiinflamatuar ilacın etken maddesi (C13H18Br2N2O)

ambrosia : gre. * ambrosia (tanrıların yiyeceği, ölümsüzlük veren) * polenleri alerjik etki yapan, papatyagiller (Asteraceae) familyasına ait otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi

ambulans : lat. * ambulare (yürümek, etrafta dolaşmak, gezmek) (ambi (çevresinde, etrafında) + ulare (sık sık yapmak, tekrarlamak fiil eki) ) + entia (durum eki) * hasta nakil aracı

ambulasyon : lat. * ambulare (yürümek, etrafta dolaşmak, gezmek) (ambi (çevresinde, etrafında) + ulare (sık sık yapmak, tekrarlamak fiil eki) ) + tio (isim yapım eki) * ayağa kalkma; yürüme, dolaşma; ameliyattan sonra hastanın ayağa kalkıp dolaşması

ambulatuvar : lat. * ambulare (yürümek, etrafta dolaşmak, gezmek) (ambi (çevresinde, etrafında) + ulare (sık sık yapmak, tekrarlamak fiil eki) ) + tor (-cı, yapan, eden eki) + ius (ile ilgili, -a ait) * Avrupa kiliselerinde yapının doğusunda bulunan üzeri kapalı ve yan neflerin devamında yer almak suretiyle koronun bulunduğu yeri üç yönden çevreleyen arkatlı çevrel dehliz kesim

ambülans : lat. * ambulare (yürümek, etrafta dolaşmak, gezmek) (ambi (çevresinde, etrafında) + ulare (sık sık yapmak, tekrarlamak fiil eki) ) + entia (durum eki) * hasta nakil aracı

ambystoma : gre. * amblys (kör, donuk, zayıf, körelmiş, künt, keskin olmayan, bulanık) + stoma (ağız, açıklık, giriş) * Kuzey Amerika'ya özgü olan, larva evresindeki özelliklerini koruyarak yetişkinliğe erişebilmeleri ve kopan organlarını yenileyebilme yetenekleriyle bilinen, aralarında ünlü aksolotl (Ambystoma mexicanum) ve kaplan semenderinin de bulunduğu bir grup köstebek semenderi

ambystoma mexicanum : gre., lat. * amblys (kör, donuk, zayıf, körelmiş, künt, keskin olmayan, bulanık) + stoma (ağız, açıklık, giriş) (gre.) + mexica (Mekska) + anum (ile ilgili, -a ait) (lat.) * yalnızca Meksika'nın yüksek rakımlı göller bölgesine özgü, yaşamı boyunca larva özelliklerini koruyan (neotenik), dış solungaçları bulunan, rejenerasyon yeteneği yüksek, suda yaşayan kuyruklu kurbağalar grubundan semender türü, aksolotl

ambystomatidae : gre., lat. * amblys (kör, donuk, zayıf, körelmiş, künt, keskin olmayan, bulanık) + stoma (ağız, açıklık, giriş) (gre.) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * Kuzey Amerika'da yaşayan, çoğunlukla karada erişkinleşen ancak üremek için suya dönen, uzun kuyruklu, sağlam gövdeli ve bazı türlerinde neotenik özellikler görülen, aralarında Aksolotl (Ambystoma mexicanum) ve kaplan semenderinin de bulunduğu semenderleri kapsayan köstebek semenderleri familyası

amca : tür. * abuça (babacık) (abu (baba) + ça (-cık, küçültme ve şirinlik eki) ) (tür.); ammi (ara.) * babanın erkek kardeşi

amcazade : tür., far. * abuça (babacık) (abu (baba) + ça (-cık, küçültme ve şirinlik eki) ) (tür.) + zade (-den doğmuş, oğlu, kızı, soyundan) (far.) * amcanın oğluna verilen isim, amcaoğlu.

amdusias : lat. * amdu (güç, ruh veya yüksek varlık) + sias (ait olan, mensup olan) * Hz. Süleyman’ın (Solomon) ana kitabı olan Lemegeton, Clavicula Salomonis’te maji ile ilgili olan ve 72 cini tanımlayan Ars Goetia (Hükmetme Sanatı) bölümünde yer alan, gök gürültüsü eşliğinde duyulan fakat müzik aletleri görünmeden enstrüman sesleri çıkarabilme gücüne sahip, ağaçları yerinden oynatabilen ve unicorn (tek boynuzlu at) şeklinde tasvir edilen, gök gürültüsüyle ilişkilendirilen, gürültülü bir sesi olan 67. sıradaki cin

ame : ara. * ame (yıl, sene) * Dünya’nın Güneş etrafındaki bir tam turu olan 365 günlük (12 aylık) zaman dilimi, yıl, sene

amebik : gre. * ameibein (değişmek, takas etmek), amoibe (değişim, dönüşüm, karşılık, yer değiştirme), amoeba (değişen, dönüşen) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * amipe benzeyen

amebiyazis : gre. * ameibein (değişmek, takas etmek), amoibe (değişim, dönüşüm, karşılık, yer değiştirme), amoeba (değişen, dönüşen) + iasis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * tek hücreli parazitik bir amip türünün sebep olduğu bir bağırsak enfeksiyonu, amipli dizanteri

ameboid : gre. * ameibein (değişmek, takas etmek), amoibe (değişim, dönüşüm, karşılık, yer değiştirme), amoeba (değişen, dönüşen) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) * şekli sürekli değişebilen, yalancı ayaklar (psödopodlar) oluşturarak hareket eden amiplere benzeyen, amip hücresine benzeyen, amipe benzer, amip şekilli

ameboma granuloma : gre. * ameibein (değişmek, takas etmek), amoibe (değişim, dönüşüm, karşılık, yer değiştirme), amoeba (değişen, dönüşen) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) + granulum (tanecik, zerrecik, çekirdekcik) (granum (tane, tohum, zerre, çekirdek, tomurcuk) + lum (küçültme eki) ) + oma (tümör, kabarma, şişme, şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) * bir protozoa olan Entamoeba histolytica'nın neden olduğu amoebik enfeksiyon sonucu dokuda oluşan, granül hücrelerden meydana gelen nodüler lezyon, amebiasisin bir komplikasyonu, amebik granülom

amebosit : gre. * ameibein (değişmek, takas etmek), amoibe (değişim, dönüşüm, karşılık, yer değiştirme), amoeba (değişen, dönüşen) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk, oyuk, kap) * biçimini sürekli değiştirebilen, özellikle süngerler, bazı omurgasızlar ve çeşitli basit yapılı canlılarda bulunan, yalancı ayaklar (psödopodlar) oluşturarak hareket eden ve fagositoz yapabilen amip benzeri, hareketli bağışıklık veya beslenme hücresi

amed : ara. * amud (sütun, kolon, direk) * sütunlar, kolonlar, direkler

ameerega : hol., tup, que. * ameer (Hollandalı amfibi yetiştiricisi Jan Meere'nin soyadından) (hol.) + aga, ağa (büyük, üstün, yüksek rütbeli) (tür.) * Güney Amerika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan, parlak renkli derileri ve zehirli deri salgılarıyla tanınan, ok kurbağaları (Dendrobatidae) familyasında yer alan zehirli kurbağa cinsi

amel : ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek) * iş, çalışma, yapma, etme, eyleme, işleme

amelanchier : fra. * amelanchier (eski Fransızcada muşmula benzeri meyveli ağaç) (fra.) * yenilebilir meyveler veren, gülgiller familyasına ait ağaç ve çalıları kapsayan bitki cinsi

amele : ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma, etme, eyleme, işleme), imal (üretim, yapım) * işçi, çalışan, yapan, yapıcı

ameli : ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma, etme, eyleme, işleme) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * iş ile ilgili, çalışmayla ilgili, yapımla ilgili

amel-i sakil : ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma, etme, eyleme, işleme) + ı (tamlama eki) + sakil (ağır) * ağır iş; mizanda ağırlık ifade eden salih amel

amel-i salih : ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma, etme, eyleme, işleme) + ı (tamlama eki) + salih (iyi, doğru, düzgün, dürüst) * iyi iş, iyi çalışma, Allah rızasına uyan hayırlı amel, Günahlardan uzak olan iş

amel-i usül : ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma, etme, eyleme, işleme) + ı (tamlama eki) + usul (tarz, yöntem, metod, yol) * usüle uygun müzik icrası; Türk musikisinde bir usül

amelimanda : ara., far. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma, etme, eyleme, işleme) (ara.) + mande (kalmış olan, kalmış, artık, kalıntı, geride kalmış, gitmemis olan) (far.) * sakat, hareketsiz, hasta; iş yapamaz durumda olan, çok tembel, hareketleri çok ağır olan; işten kalmış, çalışamaz, tembel, iş görmez, sakat, hareketsiz, hasta; Osmanlılar'da emeklilik için kullanılan terim

ameliorasyon : lat., fra. * a (- a doğru, yönelim, yan, yakın) + meliore (iyileştirmek) (melior (daha iyi) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki); amélioration (fra.) * iyileştirme, ıslah etme, düzeltme, daha iyi hale getirme

ameliyat : ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma, etme, eyleme, işleme) + iy (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + at (isim yapım ve çoğul eki) * hastalık veya yaralanmayı tedavi etmek için yapılan cerrahi müdahale, cerrahi operasyon

ameliyathane : ara., far. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma, etme, eyleme, işleme) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + iyat (isim yapım ve çoğul eki) (ara.) + hane (ev, yer, mekan, mesken, konak, konut, yuva) (far.) * hastanalerde ameliyatların yapıldığı kapalı, dezenfekte ve izole alan

ameliye : ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma, etme, eyleme, işleme) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + iye (isim yapım eki) * işlem, uygulama, işçilik

amelmande : ara., far. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma, etme, eyleme, işleme) (ara.) + mande (kalmış olan, kalmış, artık, kalıntı, geride kalmış, gitmemis olan) (far.) * sakat, hareketsiz, hasta; iş yapamaz durumda olan, çok tembel, hareketleri çok ağır olan; işten kalmış, çalışamaz, tembel, iş görmez, sakat, hareketsiz, hasta; Osmanlılar'da emeklilik için kullanılan terim

amen : ara. * amin (doğru, güvenilir, öyle olsun) * en emin, en güvenilir, mukim olan, gelecek olanın işareti; dua sonu söylemi

amenajman : fra. * aménagement (düzenleme) (a (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + ménage (işlemek, ev işi yapmak, evle ilgili hususları idare etmek) + ment (isim yapım eki) * ormanda, kesilmesi gereken ağaçların, doğal denge göz önüne alınarak düzenlenmesi işi

amenamevir : lat., gre. * a (yokluk, eksiklik, zıtlık, olumsuzluk eki; baskılama) (gre.) + menein (kalmak, devam etmek; viral kalıcılığa gönderme) (gre.) + virus (zehir, hastalık etkeni; virüs) (lat.) * herpes simpleks virüsü tip 1 ve 2 ile varisella-zoster virüsünün helikaz-primaz kompleksini inhibe ederek viral DNA replikasyonunu durduran ve herpes enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan antiviral bir ilacın etken maddesi (C24H26N4O5S)

amenna : ara. * amenna (inandık, inanıyoruz) (amene (inanmak, güvenmek, emin olmak) + na (biz) ) * söyleneni doğrulamak, söylenene inanıldığını belirtmek için söylenen cümle

amenore : gre. * amenorrhea (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + men (ay) + rhein (akmak, yağmak, dökülmek) * kadınların adet görememe durumu

amensalizm : lat. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + co, com (birlikte, beraber, ile) + mensa (masa, sofra) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + ismus (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * iki farklı türün bir aradaki yaşamında bir türün bu ilişkiden zarar gördüğü, diğer türün ise ne fayda ne de zarar gördüğü (etkilenmediği) birlikte yaşam şekli

amentü : ara. * amene (güvenmek, inanmak, iman etmek, emin olmak, güvende kılmak, emniyete almak) + tu (ben) * iman ettim, inandım, güvendim, emin oldum

amerika : may. * ame (ev, vatan, ülke) + rique (rüzgar) (rüzgar ülkesi) * Kuzey Amerika kıtasında, Kanada ve Meksika arasında bulunan, elli eyalet ve bir federal bölgeden oluşan, federal anayasal cumhuriyet ile yönetilen bir ülke; rüzgarlar ülkesi

amerika birleşik devletleri : may., tür. * Amerika (Amerika kıtası; Güney Amerika kıyılarını keşfetmiş, Yeni Dünya kıtalarının Asya’dan ayrı olduğunu ilk fark eden İtalyan jaşif ve haritacı Amerigo Vespucci'nin isminden) + birleşik (birleşmiş, bir araya gelmiş) + devlet (ülke, yönetim birimi, siyasi otorite) + ler (çoğul eki) + i (iyelik eki) * Kuzey Amerika kıtasında, Kanada ve Meksika arasında bulunan, elli eyalet ve bir federal bölgeden oluşan, federal anayasal cumhuriyet ile yönetilen bir ülke

amerikyum : lat. * America (Amerika; Amerigo Vespucci) + ium (kimyasal element eki) * periyodik tablonun aktinitler dizisinde yer alan, yapay olarak elde edilen, sembolü Am, atom numarası 95 olan, sentetik, radyoaktif bir metal element

ametal : gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + metallon (maden, taş ocağı) * klor, oksijen, fosfor gibi, metal olmayan elementler

ametist : gre. * amethystos (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + methytos (sarhoş eden) (methy (şarap, sarhoşluk) + tos (durum eki) ) (sarhoş etmeyen) * mor renkli bir kuvars türü (tarih boyunca sarhoşluğu önlediğine inanılmıştır.)

ametropi : gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + metron, metros (ölçü) + opia (görüş, görüm) (ops (göz, görme, görünüş, görünüm, yüz) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi gözdeki reaktif göreme bozukluklarının genel ismi

amfetamin : gre. * am (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) + phe (phenyl (C6H5), fenil) + tamine (bileşikte amin grubunun olduğunu belirten son ek) * merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan kimyasal madde (C9H13N)

amfi : gre. * amphi (her iki tarafta, her iki türden; her tarafta, her tarafta, dönel, çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) * konferans verilen geniş ve kapalı alan

amfibi : gre. * amphibion (amphi, amphos (her iki tarafta, her iki türden; her tarafta, her tarafta, dönel, çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) + bios (yaşam, hayat, canlılık) ) + eion (ile ilgili, -a ait) ) * ikiyaşayışlı, yüzergezer, hem karada hem suda yaşayabilen canlı türü

amfibik : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + bios (yaşam, hayat, canlılık) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * ikiyaşayışlılık, yüzergezerlik, hem karada hem suda yaşayabilirlik

amfibiyen : gre. * amphibion (amphi, amphos (her iki tarafta, her iki türden; her tarafta, her tarafta, dönel, çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) + bios (yaşam, hayat, canlılık) ) + eion (ile ilgili, -a ait) ) * ikiyaşayışlı, yüzergezer, hem karada hem suda yaşayabilen canlı türü

amfibiyum : gre., lat. * amphibion (amphi, amphos (her iki tarafta, her iki türden; her tarafta, her tarafta, dönel, çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) + bios (yaşam, hayat, canlılık) ) + eion (ile ilgili, -a ait) ) (gre.) + ium (yer ve durum eki) (lat.) * kurbağa, semender ve bâzı cins kaplumbağaları içine alan, hem karada hem suda yaşayabilen omurgalı hayvanlar sınıfı

amfibol : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek), bole, bolos (atma, fırlatma, savurma, giriş) ) * iki tarafa atılmış, iki yönlü, iki anlamlı; bu nedenle belirsiz, kararsız, kuşkulu, değişken; birden fazla anlama gelebilen, belirsiz veya çift anlamlı ifade; piroksenlere yakın özellikte, esmer, kara, yeşil karışımı bir renkte bir silikat grubu (A 0-1 B 2 C 5 T 8 O 22 (OH, F) 2)

amfibolit : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek), bole, bolos (atma, fırlatma, savurma, giriş) ) + ites (element, kayaç ve mineral eki) * baaşlıca amfibol mineralleri (özellikle hornblend) ve plajiyoklazdan oluşan, yüksek sıcaklık ve basınç altında başkalaşıma uğramış (metamorfik) koyu renkli bir kayaç türü

amfifilik : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + philein (sevmek), philos (seven, sever, sevici) (philein (sevmek) + os (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * aynı anda iki farklı ortama veya maddeye ilgi gösteren; özellikle hem suyu seven (hidrofilik) hem de yağları seven (lipofilik) özellik taşıyan molekül veya yapı

amfigoni : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + gonos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, üretim, oluşum, doğum, ırk, yavru, döl, soy, nesil, köken, aile, akraba, tür, cins, sınıf, kategori) + eia (isim yapım ve durum eki) * dişi ve erkek olmak üzere iki ayrı gametin (üreme hücresinin) birleşmesiyle gerçekleşen çift eşeyli üreme şekli, normal eşeyli üreme

amfimiksi : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + mixis (birleşme, bir araya gelme) * iki farklı atasal canlıdan gelen dişi ve erkek gametlerin (yumurta ve sperm) çekirdeklerinin birleşerek yeni bir genetik kombinasyona sahip bir zigot oluşturması, yani normal eşeyli üreme, döllenme

amfipatik : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + patheia (sorunlu, sıkıntılı, hastalıklı, acılı olma durumu) (pathos (sorun, sıkıntı, hastalık, acı, ıstırap; duygu, his) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * aynı molekül içinde hem suyu seven (hidrofilik) hem de sudan kaçan (hidrofobik) bölümler taşıyan (özellikle fosfolipitler, deterjanlar ve bazı proteinlerde görülen çift özellikli kimyasal yapı)

amfiploid : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + diplos (iki, ikili, çift) (di (iki, ikili, çift) + ploos (kat, katlanmış) ) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) * iki farklı türün kromozom takımlarının birleşmesiyle (melezlenme) oluşan, her iki ebeveyn türün tam kromozom takımını birlikte taşıyan, melez kökenli poliploid organizma veya bu organizmaya ait kromozom yapısı

amfipod : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + pous, podos (ayak) + a (çoğul eki) * gövdesinin ön ve arka kısmında farklı yapıda bacaklar taşıyan, çoğunluğu denizlerde, bir kısmı tatlı sularda ve nemli karasal ortamlarda yaşayan, yandan basık gövdeli kabuklu canlı, Tırnaksı, Çokçeşitayaklı

amfiprotik : gre. * amphi (her iki tarafta, her iki türden; her tarafta, her tarafta, dönel, çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) + proton (pozitif, artı yüklü atom altı parçacık) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * hem proton kabul edebilme hem de proton verebilme yetenekleri nedeniyle hem asit hem de baz gibi davranan madde

amfiteatr : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili; her tarafta, her tarafta, dönel, çevreleyen) + thea (görme) + tron (yer, makam) * eski Roma ve Yunan’da halka açık gösteri, oyun veya gladyatör dövüşlerinin yapıldığı yuvarlak veya oval yapı; güncel anlamda açık tiyatro veya stadyum biçimi; daire veya elips biçimli, yükselen tribünlerden oluşan halka açık yapı, amfitiyatro

amfitrit : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili; her tarafta, her tarafta, dönel, çevreleyen) + tritos (üçüncü) * Yunan mitolojisinde Poseidon’un eşi olan deniz tanrıçası ve denizlerin kraliçesi

amfitropi : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili; her tarafta, her tarafta, dönel, çevreleyen) + tropia (dönüş durumu, dönme durumu, değişim durumu, yönelme durumu) (trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * bir canlının, özellikle bitki veya alglerin, çevresel koşullara bağlı olarak iki farklı yöne veya iki farklı konuma göre yönlenme veya gelişme özelliği; biyolojide bir organizmanın karşılıklı veya iki yönlü yönelim göstermesi durumu

amfitropi : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili; her tarafta, her tarafta, dönel, çevreleyen) + tropia (dönüş durumu, dönme durumu, değişim durumu, yönelme durumu) (trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * bir canlının, özellikle bitki veya alglerin, çevresel koşullara bağlı olarak iki farklı yöne veya iki farklı konuma göre yönlenme veya gelişme özelliğiyle ilgili; biyolojide bir organizmanın karşılıklı veya iki yönlü yönelim göstermesi durumuyla ilgili, amfitropi ile ilgili

amfizem : gre. * emphysema (şişme, kabarma, üfleme) (emphyein (şişmek, büyümek) (em (iç, içe, içinden) + phyein (büyümek, çıkmak, şişmek, üflenmek) ) + sema (isim yapım eki) ) * gözeli dokularda, dışardan hava girmesi veya orada hava oluşması sonucu ortaya çıkan şişkinlik; akciğerdeki hava keseciklerinin (alveol) sayısının azalması sonucu solunum yetmezliğiyle beliren hastalık

amfizematöz : gre. * emphysema (şişme, kabarma, üfleme) (emphyein (şişmek, büyümek) (em (iç, içe, içinden) + phyein (büyümek, çıkmak, şişmek, üflenmek) ) + sema (isim yapım eki) ) (gre.) + osus (ile ilgili, gibi) (lat.) * akciğerlerdeki hava keselerinin (alveol) hasar görüp genişlemesine ve buna bağlı olarak nefes darlığı gibi solunum yetmezliğine neden olan bir hastalık

amfodiplopi : gre. * amphodiplopia (amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + diplous (ikili, çift) + opia (görüş, görüm) (ops (göz, görme, görünüş, görünüm, yüz) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * her iki gözde de şaşılık olması

amfor : gre., lat. * amphoreus (amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + phereus, phoreus (taşıyıcı) (pherein (taşımak, götürmek, getirmek) (gre.) + us (isim yapım eki) (lat.) ) * Eski Yunan ve Romalılar'da bir sıvıyı ve hububatı (şarap, zeytinyağı, yağ veya tahıl vb.) saklamak, taşımak için veya ölülerin küllerini koymak için kullanılan, dar boynunda iki kulpu bulunan geniş karınlı, dibi sivri testi

amfora : gre., lat. * amphoreus (amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + phereus, phoreus (taşıyıcı) (pherein (taşımak, götürmek, getirmek) (gre.) + us (isim yapım eki) (lat.) ) * antik çağlarda şarap, zeytinyağı ve tahıl gibi hem sıvı hem de kuru gıda maddelerini depolamak ve deniz yoluyla taşımak amacıyla kullanılan; genellikle iki dikey kulpa, dar bir boyna, geniş bir karın kısmına ve gemilerde kumun içine rahatça dikilerek istiflenebilmesi için sivri bir dibe sahip olan, kilden üretilmiş geleneksel bir çömlek veya testi türü

amforik : gre., lat. * amphoreus (amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + phereus, phoreus (taşıyıcı) (pherein (taşımak, götürmek, getirmek) (gre.) + us (isim yapım eki) (lat.) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) * akciğerlerdeki büyük ve sert duvarlı boşlukların (kaverna) veya akciğer zarında biriken havanın (pnotoraks) neden olduğu, stetoskopla dinlendiğinde boş bir testinin ağzına üfleniyormuş gibi duyulan metalik ve çınlayan solunum sesi

amfoter : gre. * amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + teros (karşılaştırma, taraf, yön eki) * çinko, alüminyum gibi elementler veya amino asitler gibi bileşikler gibi hem asitlerle hem de bazlarla reaksiyona girerek tuz ve su oluşturabilen, yani yerine göre hem asit hem de baz gibi davranabilen (madde)

amfoterik : gre. * amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + teros (karşılaştırma, taraf, yön eki) + ikos (-e ait, ile ilgili) * her iki tarafa ait, iki yönlü, iki nitelikli; oksit ve hidroksitleri, asidik ve bazik karakterleri bir arada taşıyan element veya bileşikler

amfoterik oksit : gre., lat. * amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + teros (karşılaştırma, taraf, yön eki) + ikos (-e ait, ile ilgili) + oxydio (oxys (keskin, sivri, ekşi, asidik, oksijenli) + idio (gibi, ile ilgili, benzer) ) * hem asidik hem bazik özellik gösterebilen, yani kimyasal tepkimelerde ortama bağlı olarak hem proton verebilen hem de proton alabilen ve yapısında oksijen anyonu bulunduran kimyasal bileşik

amfoterisin b : gre. * amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + teros (karşılaştırma, taraf, yön eki) + icine (antifungal ajan eki) * mantar enfeksiyonları (mukormikoz, aspergilloz, blastomikoz, kandidiyaz, koksidiyoidomikoz ve kriptokokoz) ve leishmaniasis tedavisi için kullanılan bir antifungal ilacın etken maddesi (C47H73NO17)

ami : ara. * ame (yıl, sene) + iy (ile ilgili, gibi, -a ait) * yıllık, senelik, senevi

ami : ara. * amm (umum, genel, halk), avam (ilmi az ve hakikatten bihaber olan halkın çoğunluğu) (çoğul) * halktan olan, avamca, ileri gelenlerden olmayan, cahil, halktan olan; yardımcılar

amicia : lat. * Amici (İtalyan astronom ve botanikçi Giovanni Battista Amici) + ia (isim yapım eki) * baklagiller (Fabaceae, Leguminosae) familyasına ait, sınırlı yayılışa sahip otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi

amid : lat. * ammonia (amonyak) (ammon (Mısır tanrısı Amun) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ide (ikili bileşik, anyon eki) * amonyağın hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluşan bileşiklerin ismi (R1(CO)NR2R3)

amifampridin : lat. * amino (amin grubu, NH2 içeren) + 3,4-diaminopyridine (3,4-diaminopiridin bileşiği) * nöromüsküler iletimi artırmak için kullanılan sentetik bileşik, Lambert-Eaton myastenik sendrom ve benzeri kas güçsüzlüğü durumlarında görev alan ilacın etken maddesi (C5H7N3)

amifostin : lat. * amino (amin grubu, NH₂ içeren) + fosfin (fosfor içeren bileşik) + ine (isim yapma eki) * kanser tedavisinde kemoterapi ve radyoterapiye bağlı yan etkileri azaltmak için kullanılan koruyucu madde, ilacın etken maddesi (C5H15N2O3PS)

amigdala : gre. * amugdale, amygdale (badem, badem ağacı) * beyinde yer alan ve korku, kaygı, öfke ve endişe gibi duygu alanlarını, duyguları ve öğrenmeyi yöneten badem şeklinde bir bölge

amigo : lat. * amicus (sevilen, sevgili, dost) (amare (sevmek) (am (anne) + are (fiil mastar eki) ) + icus (ile ilgili, gibi, -a ait) (lat.); umm (anne) (ara.) * dost, arkadaş, yoldaş; taraftar, destekleyici; maç esnasında tribünde seyircileri coşturan kimse

amik : ara * umk (derinlik), amika (derin olmak) * derin, dibi çok aşağıda olan

amikasin : lat. * amikacin (amine, amino (karbona bağlı bir nitrojen (azot) atomu içeren bileşik) + kacin (aminoglikosid sınıfından antibiyotik olan kanamisin ve bekanamisin türevi) * bakteriyel enfeksiyon tedavisinde kullanılan aminoglikozid grubu bir antibiyotik (C22H43N5O13)

amil : ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma) * yapan, yapabilen, işleyen

amilaz : gre., lat. * amylon (ince un, nişasta) (gre.) + ase (enzim eki) (lat.) * tükürük bezleri ve pankreas tarafından sentezlenen bir sindirim enzimi

amilofaji : gre. * amylon (ince un, nişasta) + phageia (yeme durumu, yutma durumu) (phagein (yemek, yutmak, tüketmek) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * nişasta yeme, nişastayı sindirme veya tüketme davranışı, hamur yeme

amiloid : gre. * amylon (ince un, nişasta) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) * kemik iliğinde üretilen, bazı hastalıklarda karaciğer, böbrek, dalak veya diğer dokularda biriken bir protein (C194H295N53O58S)

amiloidoz : gre. * amylon (ince un, nişasta) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * amiloid isimli proteinin organlarda anormal derecede birikmesi sonucu kalp, böbrekler, karaciğer, dalak, sinir sistemi ve sindirim sistemi gibi organların düzgün çalışmamasına neden olan nadir bir hastalık

amiloplast : gre. * amylon (ince un, nişasta) + plastos (oluşturulmuş, şekillendirilmiş, biçimlendirilmiş, kalıplanmış) (plassein (şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak, kalıp dökmek) + os (sıfat yapım eki) ) * bitki hücrelerinde bulunan, özellikle kök, yumru ve tohum gibi depolama organlarında fotosentez sonucu üretilen glukozun nişastaya dönüştürülerek depolanmasını ve yer çekiminin algılanmasını (jeotropizma) sağlayan renksiz bir plastid (löko plast) türü

amilum : gre. * amylon (öğütülmemiş, değirmenden geçirilmemiş; özellikle öğütülmemiş tahıldan yapılan nişastalı madde) (a (yokluk, eksiklik, zıtlık, olumsuzluk eki) + myle (değirmen, öğüten araç, öğütme aracı) ) + on (sıfat yapı m eki) (gre.); amylum (lat.) * bitkilerde fotosentez ürünü olarak oluşan, glikoz birimlerinden meydana gelen, enerji depolama görevi gören polisakkarit, nişasta

amim : ara. * amm (genel, yaygın, herkese ait) * topluma ait, herkesle ilgili, ortak

amin : ara. * amn (güven, emniyet), amana (inanmak, güvenmek, emin olmak, itimat etmek), amina (güvende olmak, emin olmak), iman (güven, inanç), emin (güvenilir, güvenli, güvenilir, inanılır, korumalı) * inan, iman et, güven

amin : lat. * amine, amino (ammonia (amonyak; antik Mısır tanrısı Amun, Ammon) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) * karbona bağlı bir nitrojen (azot) atomu içeren ve amonyaktaki hidrojenin yerine tek değerli hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluşan ürünlerin genel ismi (R − NH2) (R = “radikal” olarak isimlendirilen, en az bir eşlenmemiş değerlik elektronuna sahip olan atom, molekül veya iyon)

amino : lat., gre. * ammonia (amonyak) (ammon (antik Mısır tanrısı Amun) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) (gre.) + ium (kimyasal madde eki) + o (kimyasal bileşiklerde kök veya grup adı eki) (lat.) * azot atomuna bağlı bir veya daha fazla hidrojen içeren, özellikle NH2 grubu ile gösterilen ve amino asitler, proteinler ile birçok organik bileşiğin yapısında bulunan fonksiyonel grup ile ilgili nitelik

aminoasit : lat. * amino (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki); amonyağın hidrojen atomlarından birinin bir hidrokarbon radikaliyle yer değiştirdiği bileşik) (ammonia (suda çözünen ve güçlü alkali veren gaz) + ine (kimyasal element eki) ) + acidum, acidus (ekşi olan, asit) (acere (ekşi olmak) + idus (ile ilgili olan) ) * amin grubu ve karboksil grubu taşıyan ve proteinlerin yapı taşı olan organik bileşik (R-CH(NH2)-COOH)

aminofilin : lat., gre. * amino (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (lat.) + phylline (phyllon (yaprak) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) (gre.) * astım veya KOAH kaynaklı hava yolu tıkanıklığının tedavisinde kullanılan, 1/2 oranında etilendiamin ile bronkodilatör teofilinin bir bileşiği (C16H24 N10O4)

aminoglikozid : lat. * amino (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (lat.) + gleukos (tatlı şarap) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) (gre.) * bileşiminde yalnız aminli şekerler bulunan, aerob ve Gram negatif boyanan bakterilere, pseudomonas, enterobakteri, piyosiyanik basiller ve stafikoklara karşı etkili bir bakteri öldürücü antibiyotik

aminoglütetimid : lat. * amino (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (lat.) + gluttire (yutmak) + ethimide (steroid sentezi inhibisyonu ile ilgili bileşik eki) * nöbetler , Cushing sendromu , meme kanseri ve prostat kanseri gibi diğer endikasyonların tedavisinde kullanılan bir ilacın etken maddesi (C13H16N2O2)

aminokaproik asit : lat. * amino (-NH2, amin grubu) + caper (keçi) + icus (ile ilgili, -a ait) + acidum (ekşi, asit) * fibrin pıhtılarının yıkımını (fibrinoliz) engelleyerek aşırı kanamaları önlemek veya durdurmak amacıyla kullanılan antifibrinolitik bir ilaç etken maddesi (C6H13NO2) (ilk olarak keçi sütünde ve tereyağında bulunan yağ asitlerinden (kaproik asit) izole edilmesinden)

aminopiridin : lat. * amino (-NH2, amin grubu) + pyridine (piridin halkası, aromatik azotlu halka) * kimyasal yapısında bir piridin halkasına bağlı amino grubu (-NH₂) bulunduran, özellikle tıp ve tarım sektöründe (nörolojik hastalıkların tedavisinde ve kimyasal ara ürün olarak) kullanılan organik bir bileşik (C5H6N2)

aminopropionitrile : lat. * amino (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) + propion (propiyonik asit, üç karbonlu zincire (C3H6O2) sahip bir karboksilik asit) + nitrile (bir nitrojen atomuna üçlü bağlı karbondan oluşan fonksiyonel grup CN) (nitrum (natron, potasyum nitrat) + ile (kimyasal madde eki) ) * kolajen lifleri arasındaki çapraz bağlanmayı geçici olarak engelleyen ve onarım kalitesini artıran, hem amin hem de nitril fonksiyonel gruplara sahip organik bir bileşik, β-aminopropionitril

aminopterin : lat., gre. * amino (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (lat.) + pterin (hücre metabolizmasında kofaktör olarak rol oynamasıyla karakterize edilen, 2-amino-4-hidroksipiridin çekirdekli nitrojen heterosiklik bileşikleri) (pteryx, pterygos, ptera, pteron (kanat, yüzgeç) + in (kimyasal madde eki) ) (gre.) * kelebeğin kanatlarındaki pigmentten elde edilen, kemoterapide kullanılan immünosüpresif özelliklere sahip, folik asidin 4-amino türeviantineoplastik ilacın etken maddesi (C19H20N8O5)

aminosalisilik asid : lat. * amino (aminum, amin grubu, NH2 içeren) + salicylicum (salicylum, söğüt ağacı kabuğundan türeyen, salisilik asit) + icus (ile ilgili, -a ait) + acidum (ekşi, asit) * tüberküloz tedavisinde kullanılan antibakteriyel ilacın etken maddesi (C7H7NO3)

amiodaron : lat. * amio (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) + dar (antiaritmik ajan “daron”) + one (oksijenli bileşik, keton grubu (C=O) ); amino (amin grubu, NH2) + iodine (iyot elementi, I) + furan (beş üyeli oksijenli aromatik heterosiklik halka) + ketone (karbonil grubu, C=O) taşıyan organik bileşik) * kardiyak ritim bozukluklarını tedavi etmek ve önlemek için kullanılan bir antiaritmik ilacın etken maddesi (C25H29I2NO3)

amip : gre. * ameibein (değişmek, dönüşmek, takas etmek), amoibe (değişim, dönüşüm) * protoplazmanın parmak benzeri çıkıntılarını uzatarak yiyecek yakalayan ve hareket eden, serbest veya parazitik yaşayabilen ve şekil değiştirebilen tek hücreli organizma

amir : ara. * amara (emretmek, yönetmek, buyurmak), emr (iş, emir, komut, buyruk, talimat) * emreden, emir veren, buyuran, iş veren; erkek ismi

amir el bahr : ara. * amir (emreden, buyuran, üst yetkili) + el (ön ek, artikel) + bahr (deniz) (ara.); * admiral, admirale, Admiral (amiral) (ing., fra., alm.)

amiral : ara. * amir (emreden, buyuran, üst yetkili) + el (ön ek, artikel) + bahr (deniz) (ara.) * deniz kuvvetleri komutanı, yüksek rütbeli deniz subayı, deniz kuvvetlerinde general rütbelerinin denizdeki karşılığı olan, donanmanın sevk ve idaresinde görev yapan yüksek rütbeli üst düzey komutan (subay)

amirane : ara., far. * amir (emreden, buyuran, üst yetkili) + ane (gibi, ile ilgili, olarak) * emir, komutan veya yöneticiye ait, amir tarzına uygun

amir-i ita : ara. * amir (emreden, buyuran, talimat veren) + ı (tamlama eki) + ita (verme, ödeme) * devlet harcamalarının yapılması için saymanlıklara talimat verme yetkisine sahip kamu yöneticisi

amisülpirid : lat. * ami (amine (amonyak türevli bir a azot içeren grup (-NH2) eki) + sul (sulfonyl (sulfur, sulfon (sülfür, kükürt) + yl (alkil eki; kimyasal radikal hidrokarbon veya türev eki) ) ) + pyrid (antipsikotik ilaç eki, sulpirid türevi) * psikoz tedavisinde kullanılan antipsikotik bir ilacın etken maddesi (C17H27N3O4S)

amiş : alm. * amman (İsviçre'nin Bern kantonunda doğmuş olan ve Amiş tarikatının kurucusu olan anabaptist lider Jakob Amman’ın soyadından) + isch (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * ABD'nin Pensilvanya ve Ortabatı eyaletlerinde ve Kanada'da yaygın olan tutucu bir Hristiyan mezhebi

amit : lat. * aminum, amino (azotlu organik baz, NH2 grubu) (ammonia (amonyak) ) + ide (ikili bileşik, anyon eki) * amonyağın hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluşan amin türevi, azot içeren bileşiklerin ismi (R1(CO)NR2R3)

amitotik : gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mitos (iplik, tel, lif, ip, iğ ipliği, hücre bölünmesi için kullanılan iğ ipliği) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * hücre bölünmesi sırasında iğ ipliklerinin (mitotik mekik) oluşmadığı veya işlev görmediği anormal, bozuk bir hücre bölünmesi süreci ile ilgili

amitotik bölünme : gre., tür. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mitos (iplik, tel, lif, ip, iğ ipliği, hücre bölünmesi için kullanılan iğ ipliği) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) (gre.) + bölünme (ikiye ayrılma, yarılma, kesilme) (tür.) * çekirdek zarının ve kromozomların belirgin biçimde iğ iplikleri oluşturmadan doğrudan boğumlanarak ayrıldığı, mitotik evrelerden geçmeyen hücre bölünmesi biçimi, doğrudan bölünme

amitoz : gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mitos (iplik, tel, lif, ip, iğ ipliği, hücre bölünmesi için kullanılan iğ ipliği) + sis (isim yapım eki) * lifsizlenme; amip, akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma

amitriptilin : lat. * ami (aminum, amino (azotlu organik baz, NH2 grubu) + tri (üç) + heptyl (heptane (hepta (yedi) + ane (alkan eki) ) + yl (alkil eki; kimyasal radikal hidrokarbon veya türev eki) ) + ine (alkin eki) * majör depresif bozukluğu ve nöropatik ağrıdan fibromiyaljiye, migren ve gerilim baş ağrılarının tedavisinde kullanılan bir trisiklik antidepresan (C20H23N)

amiyane : ara., far. * ammi (avama ait, genel, bayağı, sıradan) (amm (genel, sıradan) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (ara.) + ane (gibi, ile ilgili) (far.) * incelikli olmayan, bayağı, kibara yakışmayacak biçimde

amiyotoni : gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + myo (kas, adale) + teinein, teino (germek, uzatmak), tonia (kudret, kuvvetlilik, güçlülük) (tonos (perde, vurgu, gerilim, gerginlik, anahtar, güç, kuvvet, basınç; ses, vokal perdesi, sesin yükseltilmesi, müzikte vurgu, ses perdesi) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * kas tonusunun yokluğu, kas gevşekliği; kasların normal tonus veya geriliminin azalması veya kaybı

amiyotrofi : gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + myo (kas, adale) + trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia (beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme, gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * iskelet kaslarında görülen ve çizgili kas telinin yok olmasıyla sonuçlanabilen hacim azalması

amiyotrofik lateral skleroz (als) : gre., lat. * amyotrophic lateral sclerosis (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + myo (kas, adale) + trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia (beslenme, gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme, gelişim, büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) + latus, later (yan, kenar) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) + sklerein (sertleşmek) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) (gre.) ) * kasları dejenere ederek fonksiyon kaybına sebep olan bir nöromotor hastalığı

amkapağı : tür. * am (dişi cinsel organı, vajina) + kapak (örtü) + ı (iyelik eki) * isparoz balığının küçüğü; küçük dil balığı (kunnilingus ilintili argo anlam)

amle : ara. * amle, umlat (ç.) * madeni para

amlodipin : lat. * aml (nitrojenli (azot) amino grubu) ) + dipi (dihydropyridine) + pine (kalsiyum kanal blokeri ilaç eki (nifedipine, amlodipine gibi) * yüksek tansiyon ve koroner arter hastalığını tedavi etmek için kullanılan bir kalsiyum kanal bloker ilacın etken maddesi (C20H25ClN2O5)

amma : ara. * amma, emma (fakat, lakin, -e gelince ) * fakat, ancak, lakin, -e gelince

amman : mıs., ara. * amman (gizli, saklı, korunmuş, güvende, emin) * Ürdün'ün başkenti; eski halkın ismi olan Ammonit'lerden

ammi : gre. * ammi (Antikçağda şifalı bir bitki adı) * aromatik tohumları kullanılan, şemsiyegiller familyasına ait otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi

ammobium : gre. * ammos (kum) + bios (hayat, yaşam, dirim, canlılık) * kumlu ve kurak alanlara uyum sağlamış, papatyagiller (Asteraceae) familyasına ait otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi

ammocharis : gre. * ammos (kum) + charis (zarafet, güzellik) * kumlu ve kurak alanlarda yetişen, gösterişli çiçeklere sahip soğanlı bitkileri kapsayan bitki cinsi

ammodytes : gre. * ammos (kum) + dynein (içeri girmek, içine girmek, batmak, dalmak), dytes (içine giren, dalan, batan) * kuma gömülerek yaşayan, ince uzun gövdeli, kum yılan balıklarını (Ammodytidae) ve zehirli bir yılan türü olan burunlu engereği (Vipera ammodytes) tanımlamak için kullanılan bilimsel bir terim

ammodytidae : gre., lat. * ammos (kum) + dynein (içeri girmek, içine girmek, batmak, dalmak), dytes (içine giren, dalan, batan) (gre.) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * çoğunlukla kumlu deniz tabanlarında yaşayan, tehlike anında veya dinlenirken kuma gömülen, ince ve uzun gövdeli, ışınsal yüzgeçli deniz balıklarını kapsayan, en bilinen üyeleri Ammodytes cinsine ait kum yılan balıkları olan balık familyası

amnesti : gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mimneskein (hatırlamak, anımsatmak), mnesis (hafıza, bellek) * bir otoritenin (hükümet olarak) özellikle bir grup kişiye af sağladığı bir merhamet eylemi (yapılanları unutma, affetme anlamından); hafıza kaybı

amnestik : gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mimneskein (hatırlamak, anımsatmak), mnesis (hafıza, bellek) + tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * amnesti ile ilgili

amnezi : gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mimneskein (hatırlamak, anımsatmak), mnesis (hafıza, bellek) * hafıza kaybı

amnezifobi : gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mimneskein (hatırlamak, anımsatmak), mnesis (hafıza, bellek) + phobia (korkma, korkulu olma) (phobos (korku) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * hafıza kaybı korkusu

amnezik : gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mimneskein (hatırlamak, anımsatmak), mnesis (hafıza, bellek) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * hafıza kaybı ile ilgili

amnios : gre. * amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) * sürüngen, kuş ve memeli hayvanlar ile insanlarda, rahimdeki embriyoyu en içten çevreleyen, içerdiği berrak sıvı sayesinde fetüsü dış darbelere, kuruyarak zarar görmeye karşı koruyan ve onun rahatça hareket ederek gelişmesini sağlayan ince, kapalı zarsı kese, embriyon kesesi

amniota : gre., lat. * amnion, amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) + ota (takson eki) (lat.) * embriyosu amniyon zarıyla çevrili olan, sürüngenler, kuşlar ve memelileri kapsayan omurgalılar kladı

amniyon : gre. * amnion, amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) (gre.); emin (güvenli) (ara.) * rahimdeki sürüngen, kuş ve memeli embriyolarını dıştan saran, içi amniyon sıvısıyla dolu olan ve fetüsü mekanik darbelere, kurumaya ile enfeksiyonlara karşı koruyan en içteki şeffaf embriyo zarıdır, su kesesi, döl kesesi

amniyon sıvısı : gre., tür. * amnion, amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) + sıvı (akan, akıcı olan) + sı (iyelik eki) * gebelik sırasında amnios kesesi içindeki fetüsü çevreleyen, koruyan ve bebeğin içinde yüzdüğü berrak ve hafif sarımsı bir sıvı

amniyos : gre. * amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) * sürüngen, kuş ve memeli hayvanlar ile insanlarda, rahimdeki embriyoyu en içten çevreleyen, içerdiği berrak sıvı sayesinde fetüsü dış darbelere, kuruyarak zarar görmeye karşı koruyan ve onun rahatça hareket ederek gelişmesini sağlayan ince, kapalı zarsı kese, embriyon kesesi

amniyosel : gre. * amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) + kele (tümör, yumru, şişlik, şişme, kese, torba, çıkıntı, fıtık) * doğum sonrasında gözyaşı kesesinin şiş olduğu dakriyosistosel (amniyosel) kanalikül tıkanıklığı, dakriyosel

amniyosentez : gre. * amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) + kentesis (iğneleme) (kentein (iğnelemek, iğne yapmak) + sis (isim yapım eki) ) * fetüsün gelişimsel anormalliklerini taramak amacıyla rahim içine yerleştirilen içi boş bir iğne vasıtasıyla amniyon sıvısından örnek alınması

amniyotik : gre. * amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * amnion zarına ait veya amnionla ilgili, gebelikte bebeği çevreleyen zarlarla bağlantılı olan

amobarbital : lat. * amyl (amil grubu) + barbital (acidum barbituricum (barbitürik asit türevi) + alis (ile ilgili, -a ait; kimyasal madde eki) ) (lat.) * merkezi sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı ve uyku getirici etkisi olan, sedatif ve hipnotik özellik taşıyan ilacın etken maddesi (C11H18N2O3)

amodiakin : lat. * amino (amin grubu, NH2 içeren) + di (iki, ikili, çift) + aquine (kinin türevi) * malarya tedavisinde kullanılan, parazitlerin çoğalmasını engelleyici özellik taşıyan ilacın etken maddesi (C20H22ClN3O)

amoeba : gre. * ameibein (değişmek, dönüşmek, yerine geçmek, değiştirmek), amoibe, amoeba (değişim, dönüşüm) * değişim, dönüşüm; tatlı sularda, kokuşmuş su birikintilerinde, nemli topraklarda yaşayan çıplak bir amip cinsi

amoeboid : gre. * ameibein (değişmek, dönüşmek, yerine geçmek, değiştirmek), amoibe, amoeba (değişim, dönüşüm) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) * biçimlerini sürekli değiştirebilen, yalancı ayaklar (psödopodlar) oluşturarak hareket eden ve çevrelerindeki parçacıkları fagositoz yoluyla alabilen, amip benzeri hareket özelliği gösteren, amip benzeri, amip şekilli, amipsel

amoeboid hücreler : gre., ara. * ameibein (değişmek, dönüşmek, yerine geçmek, değiştirmek), amoibe, amoeba (değişim, dönüşüm) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) (gre.) + hucra (oda, odacık, göze, hücre) (ara.) + ler (çoğul eki) (tür.) * biçimlerini sürekli değiştirebilen, yalancı ayaklar (psödopodlar) oluşturarak hareket eden ve çevrelerindeki parçacıkları fagositoz yoluyla alabilen, amip benzeri hareket özelliği gösteren hücreler, amip benzeri hücreler, amip şekilli hücreler, amipsel hücreler

amofobi : gre. * aichmophobia (aichme (nokta) + phobia (korkma, korkulu olma) (phobos (korku) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * sivri uçlu veya keskin cisim korkusu

amok : mal. * amok (öldürücü çılgınlık) * öldürme hırsına kapılmış olma, öldürme arzusu; saldırı; Malaya 'da görülen akut bir saldırgan çılgınlık nöbeti

amoksapin : gre. * amox (amin ile ilgili) + xa (ek) + pine (antipsikotik ilaç eki); a (olumsuzluk, yokluk veya belirli kimyasal önek) + methyl (metil (CH3) grubu) (methy (şarap) + hyle (ahşap, odun, tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) + loxapine (antipsikotik bileşik) * depresyon, anksiyete veya ajitasyon semptomlarını tedavi etmek için kullanılan bir trisiklik antidepresan (C17H16ClN3O)

amoksilin enzim inhibitörü : lat., gre. * amoxicillin (yarı sentetik penisilin antibiyotiği) + enzyme (enzim, biyokimyasal reaksiyonları katalizleyen protein) + inhibitor (enzim aktivitesini engelleyen madde) * amoksisilin ile birlikte bir enzime bağlanan, onun etkinliğini azaltan, bir patojeni yok edebilen veya bir metabolik dengesizliği düzeltebilen molekül

amoksisilin : lat., gre. * amoxicillin (amine, amino (karbona bağlı bir nitrojen atomu içeren bileşik) (lat.) + oxy (oxus, oxys (keskin, sivri, ekşi, asidik, oksijenli) ) (gre.) + penicillin (penicillium (fırça) ) (lat.) ) * göğüs enfeksiyonları (pnömoni dahil), diş apseleri gibi bakteriyel enfeksiyonları, akut orta kulak iltihabı, streptokok farenjiti, zatürre, cilt enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, Salmonella enfeksiyonları, Lyme hastalığı ve klamidya enfeksiyonları tedavisinde kullanılan bir penisilin antibiyotiği (C16H19N3O5S)

amoksisilin beta-laktamaz inhibitörü : lat., gre. * amoxicillin (yarı sentetik penisilin antibiyotiği) + beta-lactamase (beta-laktam antibiyotikleri parçalayabilen enzim) + inhibitor (enzim aktivitesini engelleyen madde) * solunum sistemi infeksiyonları ve KOAH tedavisinde kullanılan antibiyotik grubu

amon : gre. * amon (gizli, saklı, görünmeyen; emin, güvende) * Hz. Süleyman’ın (Solomon) ana kitabı olan Lemegeton, Clavicula Salomonis’te maji ile ilgili olan ve 72 cini tanımlayan Ars Goetia (Hükmetme Sanatı) bölümünde yer alan, kırk lejyon iblise hükmeden, baykuş kafalı bir kurt veya insan kafalı bir kuzgun olarak tasvir edilen, geçmiş ve geleceği bilme yeteneği ile küsleri barıştırma gücüne sahip olan, cehennemin büyük markizi olarak yer alan yedinci cin

amon ra : gre. * amun (gizli, saklı, görünmeyen, emin, güvende, güvenli) + ra (görmek, gören) * gizliyi gören, her şeyi gören; Mısır mitolojisinde gerçeğin efendisi, tanrıların babası, insanların yaratıcısı, tüm hayvanların yaratıcısı, var olan her şeyin Rabbi, yaşam asasının yaratıcısı

amonifikasyon : lat. * ammonia (amonyak) (ammon (Mısır tanrısı Amun) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ficatio (facere, ficere (yapmak, etmek, eylemek, işlemek, icra etmek, oluşturmak) + tio (fiili isim yapan son ek) ) * azot döngüsünün temel basamaklarından biri olan, organik azotlu bileşiklerin mikroorganizmalar tarafından parçalanarak amonyak (NH3) veya amonyum (NH4⁺) bileşiklerine dönüştürülmesi süreci

amontons yasası : fra., tür. * Amontons (Fransız fizikçi Guillaume Amontons’un soyadından) + yasa (kural, kanun, ilke, prensip) + sı (iyelik eki) (tür.) * sabit hacimli bir gazın basıncı ile mutlak sıcaklığı arasında doğrusal bir ilişki olduğunu belirten ve gazların termodinamik davranışlarını açıklayan temel fizik yasası

amonyak : gre., lat. * ammoniakos (ammon (antik Mısır tanrısı Amun) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.); ammonia (lat.) ) * azot atomu ve hidrojen atomundan oluşan renksiz, keskin ve rahatsız edici kokulu bir bileşik (NH3)

amonyum : lat. * ammonia (amonyak) (ammon (antik Mısır tanrısı Amun) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ium (kimyasal element eki) * amonyak (NH3) çözeltisinde oluşan pozitif iyon (NH4⁺) (gübre, temizlik maddeleri ve kimya endüstrisinde kullanılır.)

amonyum klorür : lat. * ammonium (azot ve hidrojen içeren NH4⁺ iyonu) + chloridum (klorür iyonu, Cl⁻) * suda kolay çözünebilen, tıbbi, endüstriyel ve gıda uygulamalarında asidik özellikleri kullanılarak çeşitli çözelti ve karışımlarda yer alan madde (NH4Cl)

amonyum nitrat : lat. * ammonia (amonyak) (ammon (antik Mısır tanrısı Amun) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ium (kimyasal element eki) + nitrat (NO3⁻ iyonu içeren bileşik) (nitrum (azot kökü, güherçile) + ate (asit tuzu veya esteri eki) * gübre olarak yaygın kullanılan, güçlü bir oksitleyici madde ve uygun koşullarda patlayıcı olan azot kaynağı madde

amor : lat. * amare (sevmek) * aşk, sevgi, güçlü dostluk hissi

amoralizm : lat. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + moralis (ahlaki) (mos, mor, mores (ahlak) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) + ismus (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * ahlaki ilkelere veya değerlere uymama anlayışı; töreyi yadsıyan ve hiçbir törel ilkeyi kabul etmeyen öğretilerin genel isimi, töredışıcılık

amorf : gre. * amorphos (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + morphe, morphos (şekil, biçim, form, kalıp) ) * şekilsiz, biçimsiz

amorfizasyon : gre., lat. * amorphos (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + morphe, morphos (şekil, biçim, form, kalıp) ) (gre.) + izare (dönüştürmek, hale getirmek) + tio (isim yapım eki) (lat.) * kristal veya düzenli yapıya sahip bir maddenin fiziksel, kimyasal veya mekanik etkiler sonucunda amorf (şekilsiz, düzensiz) yapıya dönüştürülmesi süreci

amorfojenez : gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık, olumsuzluk eki) + gre. * morphe (şekil, biçim, kalıp, form) + genesis (yaratılış, oluşum) (genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) + isis (isim yapım eki) ) * organizmaların, dokuların veya organların normal, belirli ve simetrik bir yapısal form geliştiremeyerek şekilsiz, düzensiz veya kusurlu bir biçimde oluşması süreci

amorlar : aka. * Amurru (batı, batı ülkesi; batıda yaşayanlar, batılılar) (aka.) + lar (çoğul eki) (tür.) * MÖ 3. binyılın sonlarından itibaren Mezopotamya ve Suriye'de etkili olan, Sami dilleri konuşan eski bir halk (Eski Babil Devleti'nin kurucusu olan Hammurabi'nin hanedanı da Amor kökenlidir.)

amorolfin : lat. * amorolfine (amor (molekül veya ilaç serisini belirten kök (özgül türetim) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) + fine (antifungal ajan eki) * ergosterolü tüketen ve ignosterolün mantar sitoplazmik hücre zarlarında birikmesine neden olan Δ14-sterol redüktazı ve kolestinol Δ-izomerazı inhibe eden bir morfolin antifungal ilacın etken maddesi (C21H35HO)

amorozis fugaks : gre., lat. * amauros (karanlık, belirsiz, loş) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) (gre.) + fugax (kaçıcı, geçici, kısa ömürlü) (fugere (kaçmak; sıvışmak, uzaklaşmak) + ax (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (lat.) * göz sinirleri veya retina kaynaklı, ağrısız, kısmi veya tam kapsamlı geçici veya kalıcı körlük durumu

amorpha : gre. * a (yokluk, eksiklik, zıtlık, olumsuzluk eki) + morphe (şekil) * çiçekleri klasik baklagil çiçeği formundan farklı olan, çalı formunda gelişen bitkileri kapsayan bitki cinsi

amorphophallus : gre. * amorphos (şekilsiz) + phallos (erkeklik organı) * iri ve sıra dışı çiçek yapılarıyla tanınan, arumlular familyasına ait tropikal bitkileri kapsayan bitki cinsi

amorti : lat. * admortis (admortire (tüketmek, söndürmek, sönümlemek, itfa etmek, öldürmek, durdurmak, canlılığını gidermek) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + mortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek), mortis (ölüm, ölmüş olma) ) * piyangoda biletin satış fiyatına eşit değerde kazanılan ikramiye; harcanan para kadar gelir elde edilmesi; yatırımın geri dönüşü; bir borcun veya varlığın taksitle ödenmesi, itfa edilmesi

amortisman : lat., fra. * admortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + mortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek), mortis (ölüm, ölmüş olma), mortuus (ölü) + ments, mentia (isim yapım eki) (lat.); amortissement (fra.) * borcu geri ödeme, söndürme, sönümleme; sabit bir varlığın (makine, araç vb.) kullanım süresi boyunca aşamalı olarak değerinin düşmesi, muhasebede bu değer kaybının kayıt altına alınması işlemi ve maliyette hesaba katılan yıpranma veya eskime payı

amortisör : lat., fra. * admortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + mortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek), mortis (ölüm, ölmüş olma), mortuus (ölü) ) + or (-cı, yapan, eden eki); amortisseur (fra.) * sönümleyici, darbe etkisi azaltıcı; mekanik sistemlerde darbe, titreşim veya sarsıntıyı emerek azaltan parça veya düzenek; motorlu araçlarda süspansiyon sisteminde kullanılan sönümleyici mekanizma

amortizasyon : lat., fra. * admortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + mortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek), mortis (ölüm, ölmüş olma), mortuus (ölü) ) + izare (dönüştürmek, hale getirmek) + tio (isim yapım eki) * bir varlığın maliyetinin veya değerinin belirli bir süre boyunca sistemli olarak giderleştirilmesi veya borcun zaman içinde taksitler halinde azaltılarak ödenmesi işlemi; fizik ve mühendislikte titreşim, darbe veya salınımın sönümlendirilmesi süreci

ampelopsis : gre. * ampelos (asma) + ops, opsis (göz, görme, görünüş, görünüm, yüz) * asmaya benzeyen sarılıcı gövdelere sahip, üzümgiller familyasına ait bitki cinsi

amper : hin., lat., fra. * amper (ombh (su, su yolu, akım hattı) (hin.), ambra (lat.); ampère (Fransız fizikçi ve matematikçi André-Marie Ampère’in soyadından) (fra.) * bir iletkenden bir saniyede geçen elektrik yükü miktarını ifade eden, elektrik akımının SI'daki temel birimi (simgesi A)

ampermetre : hin., lat., fra., gre. * amper (ombh (su, su yolu, akım hattı) (hin.), ambra (lat.); ampère (Fransız fizikçi ve matematikçi André-Marie Ampère’in soyadından) (fra.) + metron, metros (ölçü) (gre.) * bir elektrik devresinden geçen elektrik akımının şiddetini ölçen cihaz

amperometri : hin., lat., fra., gre. * amper (ombh (su, su yolu, akım hattı) (hin.), ambra (lat.); ampère (Fransız fizikçi ve matematikçi André-Marie Ampère’in soyadından) (fra.) + metron, metros (ölçü) + eia (isim yapım ve durum eki) (gre.) * sabit bir potansiyel altında oluşan elektrik akımını ölçerek bir maddenin derişimini veya miktarını belirlemeye dayanan ölçüm yöntemi

amperometrik : hin., lat., fra., gre. * amper (ombh (su, su yolu, akım hattı) (hin.), ambra (lat.); ampère (Fransız fizikçi ve matematikçi André-Marie Ampère’in soyadından) (fra.) + metron, metros (ölçü) + ikos (ile ilgili) (gre.) * sabit bir potansiyel altında oluşan elektrik akımını ölçerek bir maddenin derişimini veya miktarını belirlemeye dayanan ölçüm yöntemiyle ilgili; amperometriye ait

amperölçer : hin., lat., fra., gre. * amper (ombh (su, su yolu, akım hattı) (hin.), ambra (lat.); ampère (Fransız fizikçi ve matematikçi André-Marie Ampère’in soyadından) (fra.) + ölç (değer tespit etmek) + er (yapan, eden, araç eki) (tür.) * elektrik akımının şiddetini ölçen cihaz, ampermetre

amphibia : gre. * amphibion (amphi, amphos (her iki tarafta, her iki türden; her tarafta, her tarafta, dönel, çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) + bios (yaşam, hayat, canlılık) ) + eia (isim yapım ve durum eki) * ikiyaşayışlı, yüzergezer, hem karada hem suda yaşayabilen canlı türü, kurbağalar, semenderler ve kör semenderleri kapsayan omurgalılar sınıfı, ikiyaşamlılar

amphibolidae : gre., lat. * amphibion (amphi, amphos (her iki tarafta, her iki türden; her tarafta, her tarafta, dönel, çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * oğunlukla gelgit bölgelerinde yaşayan, hem deniz hem kara ortamına uyum sağlayabilen hava soluyan deniz salyangozlarını kapsayan yumuşakça familyası

amphibolos : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek), bole, bolos (atma, fırlatma, savurma, giriş) ) * iki tarafa atılmış, iki yönlü, iki anlamlı; bu nedenle belirsiz, kararsız, kuşkulu, değişken; birden fazla anlama gelebilen, belirsiz veya çift anlamlı ifade; piroksenlere yakın özellikte, esmer, kara, yeşil karışımı bir renkte bir silikat grubu (A 0-1 B 2 C 5 T 8 O 22 (OH, F) 2)

amphichthyidae : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + ikhthys (balık) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * ışınsal yüzgeçli balıklar (Actinopterygii) sınıfındaki Batrachoidiformes takımına ait olan, Amerika'nın tatlı sularında yaşayan, ince uzun gövdeli Amphichthys cinsini kapsayan kurbağa balığıgiller (Batrachoididae) familyasından bir balık

amphicyonidae : gre., lat. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + kyon (köpek), kynos (köpekle ilgili) (gre.) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * Oligosen ve Miyosen dönemlerinde Avrasya, Afrika ve Kuzey Amerika'da yaşamış, ayı ve köpek özelliklerini birlikte taşıyan iri etçil memelileri kapsayan, en bilinen üyeleri Amphicyon cinsi olan soyu tükenmiş ayı-köpekler familyası

amphipoda : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + pous, podos (ayak) + a (çoğul eki) * gövdelerinin ön ve arka kısmında farklı yapıda bacaklar taşıyan, çoğunluğu denizlerde, bir kısmı tatlı sularda ve nemli karasal ortamlarda yaşayan, yandan basık gövdeli kabukluları kapsayan takım, Tırnaksılar, Çokçeşitayaklılar

amphisbaenidae : gre., lat. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + bainein (gitmek, yürümek) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * tropikal ve subtropikal bölgelerde yaşayan, bacaksız, toprak altında kazıcı yaşam süren, solucanı andıran sürüngenleri kapsayan, en bilinen üyeleri Amphisbaena cinsi olan solucankertenkelegiller, iki başlı kertenkeleler familyası

amphiuma : gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + haima (kan) * Kuzey Amerika'nın bataklık ve yavaş akan tatlı sularında yaşayan, uzun yılanımsı gövdeli, çok küçük bacaklı ve dış görünüşü yılanı andıran semender cinsi

amphiumidae : gre., lat. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda, çevresinde, etrafında, karşılıklı) + haima (kan) (gre.) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * yalnızca Amphiuma cinsini kapsayan, Kuzey Amerika'nın bataklık ve yavaş akan tatlı sularında yaşayan, uzun yılanımsı gövdeli ve çok küçük bacaklı semenderleri içeren amfiyumagiller familyası

amphorogynaceae : gre. * amphoreus (iki kulplu kap) (amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + phereus, phoreus (taşıyıcı) (pherein (taşımak, götürmek, getirmek) (gre.) + us (isim yapım eki) (lat.) ) + gyne (dişi, kadın; botanikte dişi organ) (gre.) + aceae (-giller, botanik familya eki) (lat.) * Avustralya ve Yeni Kaledonya'ya özgü olan, ağaç ve çalı formunda kök paraziti olarak yaşayan çiçekli bitkileri ve Amphorogyne cinsini içeren sandal ağacı takımına (Santalales) ait bitki familyası

ampir : gre. * empeiria (deney, deneyim, tecrübe) (em (iç, içine, içinde) + peirein (denemek, sınamak) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * XIX. yüzyılın başlarında Fransa’da ortaya çıkmış ve Avrupa’ya yayılmış olan bir mimarlık, mobilya, giyim vb. tarzı

ampirik : gre. * empeirikos (empeiria (deney, deneyim, tecrübe) (em (iç, içine, içinde) + peirein (denemek, sınamak) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * gözleme, deneyime ve tecrübeye dayanan; teoriden ziyade uygulama ve gözlemle elde edilen bilgi ve sonuçlara dayalı olan, deneysel

ampirik veri : gre., tür. * empeirikos (empeiria (deney, deneyim, tecrübe) (em (iç, içine, içinde) + peirein (denemek, sınamak) (gre.) + veri (bilgi) (tür.) * gözlem, deney, ölçüm veya doğrudan deneyim yoluyla elde edilen, kuramsal veya mantıksal çıkarımdan değil gerçek olgulardan toplanan bilgi ve bulgu

ampirizm : gre. * empeirismos (empeiria (deney, deneyim, tecrübe) (em (iç, içine, içinde) + peirein (denemek, sınamak) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) + ismos (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) ) * bilginin kaynağını deneyim ve gözleme dayandıran, bilginin duyumlar sayesinde ve deneyimle kazanılabileceğini öne süren felsefi görüş, deneysellik, deneyimle ilgili olma, gözleme dayalı olma, deneyselcilik

ampisilin : lat. * ampicillin (aminum, amino (karbona bağlı bir nitrojen (azot) atomu içeren bileşik) + penicillin (penicillum, penicillus (fırça, küçük fırça) ) * endokardit, idrar yolu enfeksiyonu, menenjit, salmonelloz ve solunum yolu enfeksiyonunun aralarında bulunduğu bazı hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde kullanılan bir antibiyotik (C16H19N3O4S)

ampisilin enzim inhibitörü : lat. * ampicillin (yarı sentetik penisilin antibiyotiği) + enzyme (enzim, biyokimyasal reaksiyonları katalizleyen protein) + inhibitor (enzim aktivitesini engelleyen madde) * ampisilin birlikte bir enzime bağlanan, onun etkinliğini azaltan, bir patojeni yok edebilen veya bir metabolik dengesizliği düzeltebilen molekül

ampiyem : gre. * empuema (irin, iltihap) (em (iç, içine, içinde) + pye, puon (irin, iltihap) + ma (durum eki) * akciğer ile göğüs boşluğu arasındaki dar alanda biriken iltihap

amplexicaul : lat. * amplexus (sarmış, kucaklamış, kavramış) (amplecti (sarmak, kucaklamak, kavramak) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + caulis (gövde, sap) * bir yaprağın veya yaprak sapının tabanının genişleyerek bitkinin gövdesini tamamen veya kısmen kucaklayıp sarmış olması

amplifikasyon : lat. * amplificare (genişletmek, yaymak, çoğaltmak) (amplus, ampli (geniş, yaygın, çok, bol, kapsamlı) + ficatio (facere, ficere (yapmak, etmek, eylemek, işlemek, icra etmek, oluşturmak) + tio (fiili isim yapan son ek) ) * elektronik sinyalleri artırma, çoğaltma, yükseltme, güçlendirme; izole edilen veya patolojik materyallerde bulunan hedef genetik materyallerin (DNA veya RNA), spesifik kısa zincirli oligonukleotid primerler yardımı ile, enzimatik olarak sayısal çoğaltılması

amplifikatör : lat. * amplificare (genişletmek, yaymak, çoğaltmak) (amplus, ampli (geniş, yaygın, çok, bol, kapsamlı) + facere, ficere (yapmak, etmek, eylemek, işlemek, icra etmek, oluşturmak) ) + tor (-cı, yapan, eden eki) ) * elektronik sinyalleri artırmak için kullanılan cihaz, yükselteç

amplifiye : lat., fra. * amplificatus (amplificare (genişletmek, yaymak, çoğaltmak) (amplus, ampli (geniş, yaygın, çok, bol, kapsamlı) + ficatus (yapılmış, edilmiş, eylenmiş) (facere, ficere (yapmak, etmek, eylemek, işlemek) + tus (geçmiş zaman eki) ) (lat.); amplifié (artırılmış, çoğaltılmış, yükseltilmiş, güçlendirilmiş) (fra.) * çoğaltılmış, artırılmış, genişletilmiş, güçlendirilmiş

amplikon : lat., gre. * amplus, ampli (geniş, yaygın, çok, bol, kapsamlı) (lat.) + eikon (imaj, görüntü, benzerlik) (gre.) * polimeraz zincir reaksiyonları veya ligaz zincir reaksiyonları ile oluşturulan, amplifikasyon veya replikasyon olaylarının kaynağı ve/veya ürünü olan bir DNA veya RNA parçası

amplitüd : lat. * amplus, ampli (geniş, yaygın, çok, bol, kapsamlı) + tudo (isim yapım eki) * genlik, genişlik, güç, kuvvet

amprenavir : lat. * amino (amin grubu, NH2 içeren) + pren (isopren, C5H8 birimi) + yl (kimyasal bağ veya radikal eki) + avir (virüs önleyici, proteaz inhibitörü özelliği) * HIV enfeksiyonunda viral proteazı inhibe ederek virüs çoğalmasını engelleyen antiretroviral özellik taşıyan ilacın etken maddesi (C25H35N3O6S)

ampul : gre. * amphoreus (amphor (amfora, sıvı koymak için kullanılan iki kulplu kap) + eus (son ek) ) (gre.); ampulla (şişecik, cam tüp) (lat.) * elektrik lambalarında kullanılan, cam şişe; enjeksiyon sıvısını içeren cam tüp

ampulla : gre., lat. * amphoreus (amphor (amfora, sıvı koymak için kullanılan iki kulplu kap) (gre.); ampulla (lat.) * elektrik lambalarında kullanılan, cam şişe; enjeksiyon sıvısını içeren cam tüp

ampütasyon : lat. * amputare (kesmek, koparmak) (am, ad (-a doğru, yönelim, uzak, ayrı) + putare (temizlemek, budamak, kesmek) ) + tio (isim yapım eki) * kol, bacak veya diğer uzuvların tamamının veya bir kısmının cerrahi işlemle kesilip alınması

ampüte : lat., fra. * amputatus (kesilip alınmış) (amputare (kesmek, koparmak) (am, ad (-a doğru, yönelim, uzak, ayrı) + putare (temizlemek, budamak, kesmek) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) (lat.); amputé (fra.) * cerrahi işlemle kesip alınmış

amr : ara. * amr (kişi, kimse, insan, erkek, adam) * kişi, kimse, insan, erkek, adam

AMR : ing. * antimicrobial (mikrop öldürücü) + resistance (direnç) * mikroorganizmaların antibiyotik ve benzeri ilaçlara karşı direnç geliştirme durumu

amramak : tür., moğ. * am (ilaç, ağız, dişilik, işaret) + ra (etken fiil eki) + mak (fiil mastar eki) (tür., moğ.); amare (sevmek) (lat.) * sevmek, emremek, imremek, imrenmek

amrinon : lat. * amino (-NH2, amin grubu) + pyridine (piridin halkası, aromatik azotlu halka) + ketone (keton grubu, =O içeren karbonil bileşiği) * kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan fosfodiesteraz III inhibitörü, inotropik ve vazodilatör etki gösteren kalp kası güçlendirici (kardiyotonik) ilacın etken maddesi (C10H9N3O)

amsinonid : lat., gre. * amphi / ambo (iki taraflı, çevreleyen; yoğun etki çağrışımı) (gre.) + cinnamomum, cinna (tarçın; aromatik kök, steroid adlandırmalarda kullanılan tarihsel kök) (lat.) + oxys (keskin, asidik; oksijenle ilişkili kök) + ide (kimyasal bileşik ve türevleri ifade eden adlandırma eki) (gre.) * güçlü antiinflamatuvar ve vazokonstriktör etkileri sayesinde dermatolojik inflamatuvar hastalıkların tedavisinde topikal olarak kullanılan sentetik florlu kortikosteroid türevi bir ilacın etken maddesi (C28H35FO7)

amsonia : lat. * Amson (İngiliz hekim ve botanikçi John Amson) + ia (isim yapım eki) * mavi yıldız çiçekleriyle bilinen, çok yıllık otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi

amsterdam : alm. * am (nehir, akarsu) + stelle (yer, ortam, kıyı hattı) + dam (baraj, sed) * Hollanda'nın başkenti, Amstel nehri üzerine kurulan barajdan

amu : gre., lat. * atomos (bölünemez) (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + tomos (kesik, kesim) (temnein (kesmek) + os (isim yapım eki) ) (gre.) + massa (hamur, yoğrulmuş kütle, toparlanmış madde, kütle) + u (unit, birim kısaltması) (lat.) * atomların ve atomaltı parçacıkların kütlelerini ifade etmek için kullanılan, bir karbon-12 atomunun kütlesinin on ikide birine eşit olarak tanımlanan atomik kütle birimi

amud : ara. * amada (dikmek, ayağa kaldırmak), amade (emre hazır ayakta bekleyen) * direk, sütun, kolon, dikilitaş; amed (ç.)

amudi : ara. * amud (direk, sütun, dikilitaş) + i (gibi, ile ilgili) * dikey, vertikal, perpandiküler

amudufikari : ara. * amud (direk, sütun) + ı (tamlama eki) + fikra (omur, vertebra; kasidenin baş beyiti) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * bel kemiği, omurga

amulet : ara., lat. * haml (taşımak, yüklenmek), hamelet (taşınmış) (ara.), amuletum (taşınan, yüklenilen) (lat.) * kötülükten koruduğuna, uğur getirdiğine, hastalıkları iyileştirdiğine ve özel güçlere sahip olduğuna inanılan ve genellikle üzerinde yazılar bulunan nesne, muska, tılsım

amun : gre. * amun (gizli, saklı, görünmeyen, emin, güvende, güvenli) + ra (görmek, gören) (gizliyi gören, her şeyi gören) * Mısır mitolojisinde gerçeğin efendisi, tanrıların babası, insanların yaratıcısı, tüm hayvanların yaratıcısı, var olan her şeyin Rabbi, yaşam asasının yaratıcısı

amut : ara. * amada (dikmek, ayağa kaldırmak), amade (emre hazır ayakta bekleyen) * direk, sütun, kolon, dikilitaş; amed (ç.)

amy : gre., lat. * Amy, Amimon, Avnas (kusursuz, saf) * Hz. Süleyman’ın (Solomon) ana kitabı olan Lemegeton, Clavicula Salomonis’te maji ile ilgili olan ve 72 cini tanımlayan Ars Goetia (Hükmetme Sanatı) bölümünde yer alan, cehennemin 36 lejyonuna hükmeden, başlangıçta alevler içinde bir ateş olarak beliren ancak daha sonra insan formunu alan, astroloji ile beşeri bilimlerde derin bilgi sağlayan ve insanlara harika tanıdık ruhlar (familiars) bahşeden güçlü bir Büyük Cehennem Markisi olan elli sekizinci cin, Amezy

amyant : gre. * amiantos (lekelenmez, ateşten etkilenmez) (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + miaino, miainein (lekelemek) ) + tos (isim yapım eki) * beyaz toprak olarak da bilinen, ısıya, aşınmaya, kimyasal maddelere oldukça dayanıklı lifli yapıda kanserojen bir silikat mineral; asbest (Mg6(OH)8Si4O10)

amygdalus : gre. * amygdale (badem) * badem ağaçlarını ve yakın akrabalarını kapsayan, gülgiller familyasıyla ilişkili bitki cinsi

an : ara. * an (üst, yukarı) (ara.); on (üstünde, hakkında, üzerine) (ing.) * üstünde, hakkında, üzerine

an : far., tür. * an (an, lahza, kısa zaman, o anda olan şey) * en kısa süre

ana : ara. * ana (geç vakit, gece geç vakit) * geç vakit, gece geç vakit

ana : tür. * ana (anne, öncesi, esası) * anne, dişi ebeveyn, çocuk sahibi kadın, valide

anabantidae : gre., lat. * ana (tekrar, yeniden, baştan; yukarı, üste, yükseğe) + bainein (gitmek, yürümek, ilerlemek, adım atmak; inmek), basis (adım, basamak, temel, esas, baz, kaide, gidiş, yürüyüş, ilerleyiş, adım atış; iniş, alt, aşağı, düşük) (gre.) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * Güneydoğu Asya, Filipinler ve tropikal Afrika'nın tatlı sularında yaşayan, dikenli yüzgeçlere sahip, yardımcı solunum organları sayesinde kısa süre karada da hareket edebilen, olungaçlarının yanı sıra oksijensiz sularda hayatta kalmalarını sağlayan "labirent" adı verilen özel bir solunum organına sahip olan, en bilinen üyesi tırmanıcı levrek (Anabas) olan tropikal tatlı su balıkları familyası

anabaptist : gre. * ana (tekrar, yeniden, baştan; yukarı, üste, yükseğe) + baptismos (törensel yıkama) (baptizein (batırmak, daldırmak, suya daldırmak) + ismos (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) ) + istes (yapan, eden eki) * tekrar vaftiz eden, tekrar vaftiz eden; radikal reform yanlısı Hristiyan (16. yüzyıl Avrupa'sındaki Amişler, Hutteritler ve Mennonitler bu gruptadırlar.)

anabaptizm : gre . * anabaptismos (ana (tekrar, yeniden, baştan; yukarı, üste) + baptismos (törensel yıkama) (baptizein (batırmak, daldırmak, suya daldırmak) + ismos (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) ) * tekrar vaftiz etme, yeniden vaftiz etme; radikal Hristiyan reform hareketi

anablepidae : gre., lat. * ana (tekrar, yeniden, baştan; yukarı, üste, yükseğe) + blepein (bakmak, görmek) (gre.) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * Orta ve Güney Amerika'nın tatlı ve acı sularında yaşayan, gözleri su yüzeyinin üstünü ve altını aynı anda görebilecek biçimde özelleşmiş, en bilinen üyeleri Anableps cinsi olan dörtgözlü balıklar familyası

anablepinae : gre., lat. * ana (tekrar, yeniden, baştan; yukarı, üste, yükseğe) + blepein (bakmak, görmek) (gre.) + inae (zoolojik alt familya eki) (lat.) * Anableps cinsini ve yakın akrabalarını kapsayan, Anablepidae familyasına bağlı dörtgözlü balıklar alt familyası

anabolik : gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * yukarı doğru atmayı sağlayan, büyüme ve gelişme sağlayan

anabolik steroid : gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + steros (sert, katı) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) * hücrelerde protein sentezini arttırarak dokuların gelişimini uyaran ilaçlar

anabolizm : gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek) + ismos (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * küçük maddelerin büyük maddelere dönüşmesi, yapım işlemi, özümleme

anabolizma : gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek) + ismos (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * küçük maddelerin büyük maddelere dönüşmesi, yapım işlemi, özümleme

anacampseros : gre. * ana (yeniden) + kamptein (döndürmek, geri döndürmek, eğmek, bükmek, kıvırmak) + eros (aşk) * tarihsel olarak aşkı geri getirdiğine inanılan, etli yapraklı sukulent (sulu, suyu olan) bitkileri kapsayan bitki cinsi

anacampserotaceae : gre., lat. * ana (yeniden) + kamptein (döndürmek, geri döndürmek, eğmek, bükmek, kıvırmak) + eros (aşk) (gre.) + aceae (-giller, botanik familya eki) (lat.) * Caryophyllales takımına ait, genellikle Güney Afrika kökenli olan, kurak ortamlara uyum sağlamış sukulent (etli yapraklı) ve otsu bitkileri kapsayan, başlıca Anacampseros cinsini içeren çiçekli bitkiler familyası

anacardiaceae : gre. * ana (benzerlik, yeniden) + kardia (yürek, kalp) + aceae (-giller, botanik familya eki) * tropikal ve subtropikal bölgelerde yayılış gösteren, reçineli özsu taşıyan ağaç, çalı ve sarılıcı bitkileri kapsayan, kaju (Anacardium), mango (Mangifera), sumak (Rhus), sakız ağacı ve antepfıstığı (Pistacia) gibi cinsleri içeren sakızağaçgiller familyası

anaç : tür. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + aç (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * birkaç kez yavru vermiş veya yavru verecek duruma gelmiş olan; annelik özellikleri olan

anadenanthera : gre. * ana (üzerinde) + adenos, aden (bez, beze; gudde) + anthera (başçık) * erkek organlarında belirgin bez yapıları bulunan, baklagiller (Fabaceae, Leguminosae) familyasına ait ağaçları kapsayan bitki cinsi

anadolu : gre. * anatolia (anatello (yukarı yükselme) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + tellein, tello (yükselmek, yapmak) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * yükseliş yeri, Asya kıtasının batısında yer alan, büyük bölümü günümüzde Türkiye sınırları içinde bulunan; tarih boyunca Hitit, Frig, Lidya, Pers, Roma, Bizans ve Osmanlı gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış coğrafi bölge

anadut : gre. * anadotion (kaldıraç, ot kaldırma çatalı, yaba) (anadino, andinein (yukarı vermek, kaldırmak, yükseltmek) + ion (isim yapım eki) * harmanda ekin saplarını yaymakta kullanılan, uzun saplı, demir veya tahtadan yapılmış, ucu çatallı araç, dirgen

anaerkil : tür. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + erk (kuvvet, kudret, güç) + il (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * kadın otoritesine dayanan bir tür toplumsal örgütlenme düzeni

anaerob : gre. * anaerobios (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aero (hava) + bios (yaşam, hayat, canlılık, dirilik, dirim) ) * oksijensiz ortamda yaşayan canlı organizma

anaerobik : gre. * anaerobios (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aero (hava) + bios (yaşam, hayat, canlılık, dirilik, dirim) ) + ikos (ile ilgili, gibi) * oksijensiz ortamda gerçekleşen veya oksijensiz ortamda yaşayabilen, havasız yaşayabilen; oksijenin yokluğunda karbonhidratlardan enerji üretebilme yeteneği olan

anaerobiyal : gre., lat. * anaerobios (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aero (hava) + bios (yaşam, hayat, canlılık, dirilik, dirim) ) (gre.) + alis (ile ilgili, -a ait) (lat.) * oksijen bulunmayan ortamda yaşayan, gelişen veya gerçekleşen; oksijene ihtiyaç duymayan canlı veya biyolojik süreçlerle ilgili

anafaz : gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + phainein (parlamak, ışıldamak, ışık saçmak, parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, oluşmak, göstermek, açığa çıkarmak, göstermek, görünür kılmak), phasis (görünüş, görünüm, görünme, ortaya çıkma, tezahür etme, belirme, evre) * hücre bölünmesi (mitoz veya mayoz) sırasında, eşleşmiş kromozomların veya kardeş kromatitlerin iğ iplikleri tarafından zıt kutuplara doğru çekildiği, kalıtsal materyalin hücreye eşit dağılımını sağlayan kritik evre

anafilaksi : gre. * anaphylaxis (korumasızlık, savunmasızlık) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + phylaxis (koruma, savunma, sakınma, gözetme, esirgeme) (phylassein (korumak, gözetmek, savunmak, sakınmak, esirgemek) + axis (isim yapım eki) ) * vücudun bağışıklık sisteminin aşırı ve hızlı bir şekilde tepki verdiği, ciddi ve hayatı tehdit edebilecek ağır alerjik reaksiyon

anafilaktik : gre. * anaphylaxis (korumasızlık, savunmasızlık) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + phylaxis (koruma, savunma, sakınma, gözetme, esirgeme) (phylassein (korumak, gözetmek, savunmak, sakınmak, esirgemek) + axis (isim yapım eki) ) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * ağır alerjik reaksiyon ile ilgili, anaflaksi ile ilgili

anafilaktoid : gre. * anaphylaxis (korumasızlık, savunmasızlık) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + phylaxis (koruma, savunma, sakınma, gözetme, esirgeme) (phylassein (korumak, gözetmek, savunmak, sakınmak, esirgemek) + axis (isim yapım eki) ) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) * bir alerjen (IgE antikoru) veya bağışıklık sistemi tarafından tetiklenmeyen ani sistemik reaksiyon

anafor : gre. * anaphora (tekrar, yukarı kaldırmak, yukarı taşımak, geri gitme, geri taşıma) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + pherein (taşımak, götürmek, getirmek), phora (taşıma, götürme) ) * burgaç, girdap; para vermeden, hiç emek harcamadan, yolsuz olarak elde edilen şey

anagallis : gre. * anagelao (gülümsemek, sevinmek) * çiçeklerinin açmasıyla havanın açacağına inanılan, çuhaçiçeğigiller familyasına ait otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi

anagapesis : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + agapein (sevmek, değer vermek, bağlanmak), agape (sevgi) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * önceden çok sevilen birine hislerin, ilginin kaybolması

anaglif : gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + glyphein (oymak, kazmak, kazımak, yontmak), glyphos (oyma, kazma, oyulmuş, kazılmış, yontulmuş) * özellikle üç boyutlu (3D) bir algı yaratmak amacıyla, aynı sahnenin farklı açılardan çekilmiş iki renkli (genellikle kırmızı ve siyan) görüntüsünün üst üste bindirilmesiyle oluşturulan ve özel filtreli gözlüklerle bakıldığında derinlik hissi veren sinema veya fotoğraf görseli

anagrafi : gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + graphein (yazmak, çizmek, işaretlemek, kaydetmek), graphia (yazı yazma, işaretleme, çizme) (graphos (yazı, yazım, çizim, kayıt, işaret) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * bir nüfusun ya da topluluğun demografik özelliklerini, hareketlerini ve istatistiksel verilerini detaylı bir şekilde kaydedip inceleyen nüfus yazımı ve istatistik bilimi

anagram : gre. * anagrammatismos (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + gramma, gramme (çizgi, hat, çizim, çizelge, harf, yazım; küçük ağırlık) + tismos (gibi olma, gibi yapma) * aynı harflerle yazılan ama harfleri yer değiştirince ayrı anlama gelen kelime

anagrelid : gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + grel (kanın pıhtılaşmasında görev alan küçük hücre parçacığı, platelet, trombosit) + id (kimyasal madde eki) * esansiyel trombositoz, trombositopeni tedavisi veya tehlikeli derecede yüksek trombosit seviyelerini düşürmek için kullanılan trombosit azaltıcı madde, agrilin (C10H7Cl2N3O)

anahata : san. * an (değil, olmadan) + ahata (vurulmuş, çarpılmış, dövülmüş) * vurulmamış, çarpılmamış; kendiliğinden çıkan ses, çarpışma olmadan oluşan ses; yoga ve Tantra geleneğinde insan bedenindeki yedi çakradan biri olan ve göğüs/kalp bölgesiyle ilişkilendirilen çakra, kalp çakrası

anahtar : gre. * anixterion, anoikter (açacak, açıcı) (anoigo (açmak) + kter (-cı, yapan, eden eki) ) * kilidi açmaya yarayan alet

anajen : gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + gennaein (doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) (genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, köken, ırk, döl, soy, nesil, aile, akraba, tür, cins, çeşit, sınıf, kategori) + es (ile ilgili, -a ait) ) * saç folikülünün alt kısmındaki hücrelerin hızlı bölünmesi ve farklılaşması ve saç gövdesinin uzaması ile belirgin olan ve tipik olarak iki ila altı yıl süren, katajen ve telojenden önce gelen saç büyüme döngüsünün aktif fazı

anakart : tür, lat. * ana (anne, valide) (tür.) + charta (kağıt, yazı levhası, belge, doküman, papirüs yaprağı, yazı levhası, kart) (lat.) * bilgisayardaki tüm donanım bileşenlerinin üzerinde yer aldığı ve birbirine bağlandığı ana devre kartı, anakart

anakinra : gre. * ana (antagonist, karşıt, zıt) + kinra (interlökin-1 reseptörü) * romatoid artrit, kriyopirinle ilişkili periyodik sendromlar, ailesel Akdeniz ateşi ve Still hastalığını tedavi etmek için kullanılan, insan interlökin 1 reseptör antagonist proteininin değiştirilmiş rekombinant versiyonu olan biyofarmasötik bir ilacın etken maddesi (C759H1186K208O232 S10)

anakonda : sin. * henakandaia (kırbaç yılanı; şimşek saplı yılan) (hena (şimşek) + kandaia (sap, kök) ) * Güney Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan, boagillerden, çok uzun ve iri, avını sarıp sıkarak öldüren yılan

anakronik : gre. * ana (önce, evvel; karşıt, zıt, ters, yanlış) + khronos (zaman, süre, vakit, dönem, devir, çağ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * zamansal olarak yanlış, zaman açısından uygunsuz veya çağ dışı, zamanı geçmiş, çağı geçmiş, eski

anakronizm : gre. * ana (önce, evvel; karşıt, zıt, ters, yanlış) + khronos (zaman, süre, vakit, dönem, devir, çağ) + ismos (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * zamansal olarak yanlış olma, zaman açısından uygunsuz veya çağ dışı olma, zamanı geçmiş olma, çağı geçmiş olma, eski olma

anakrotik : gre. * ana (yukarı, yükseğe; geri, önce, evvel; tekrar) + krotein (vurmak, tıklatmak, şaklatmak, ritim oluşturmak), krotos (atış, vuruş, tempo, ritim, darbe) + ikos (ile ilgili, gibi) * doruk noktaya ulaşan vuruş, melodi doruğu; ğrinin yükselen kısmının ikincil bir çentikle işaretlendiği bir sfigmografik nabız izleme ile ilgili, olan veya karakterize edilen

anakuzi : gre. * anakousia (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + akouein (işitmek, duymak), akousis (işitme, duyma) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) * işitme yeteneğinin yokluğu

anal : lat. * anus (halka, çember; makat, dışkı çıkış yeri) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * makatla ilgili, dışkı çıkış yeri ile ilgili, anüsle ilgili

analemma : gre. * ana (yukarı, yeniden, karşı) + lambanein (ele geçirmek, ele almak, kapmak, tutmak, almak, kavramak, yakalamak) * Güneş'in gökyüzünde yıl boyunca aynı saatteki konumlarının birleştirilmesiyle oluşan, genellikle 8 biçiminde görünen eğri; eski astronomide Güneş yüksekliği ve konumunu hesaplamaya yarayan bir çizim/yöntem; gün sekizi

analıkızlı : tür. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + lı (ile, birlikte, beraber) + kız (dişi çocuk, genç dişi) + lı (ile, birlikte, beraber) * bulgur ve kıymanın salça, tuz ve az suyla yoğrulup irili ufaklı küçük köfteler yapılması ve bunların et suyunda nohutla birlikte pişirilmesiyle hazırlanan bir yemek, yuvalama

analist : gre. * analytis (analusis, analysis (analiz, çözme, çözümleme) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + lysis (gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) (lyein (serbest bırakmak, gevşetmek, bağı çözmek, salmak) + isis (isim yapım eki) ) + tis -cı, yapan, eden eki) ) (“derindekini yüzeye çıkarmak, alttakini üste çıkarmak, gizli olanı açığa çıkarmak” anlamından) * analiz yapan, çözümleyen, çözümleyici

analitik : gre. * analusis, analysis (analiz, çözme, çözümleme) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + lysis (gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) (lyein (serbest bırakmak, gevşetmek, bağı çözmek, salmak) + isis (isim yapım eki) ) + tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * bir problemi, olayı veya yapıyı sistematik ve mantıksal olarak çözümleme veya inceleme yöntemi ile ilgili; matematik, felsefe ve bilimde sistemli çözümlemeye ilişkin, çözümsel

analitik fonksiyon : gre., lat. * analytikos (analiz ile ilgili) (gre.) + functio (yapma, yerine getirme, icra, işlev, görev) (lat.) * kompleks sayılar üzerinde tanımlı ve sonsuz derecede türevlenebilir olan, Taylor serisi olarak açılabilen, kompleks analizde temel nesne olan fonksiyon

analiz : gre. * analusis, analysis (analiz, çözme, çözümleme) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + lysis (gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) (luein, lyein (serbest bırakmak, gevşetmek, bağı çözmek, salmak) + isis (isim yapım eki) ) * bir tümceyi oluşturan sözcüklerin söz bölüğü yönünden türlerini, hangi biçim ve durumda bulunduklarını, özne, tümleç, yüklem görevlerinden hangisini üstlendiklerini belirtme işi; bir maddenin kimyasal bileşimindeki yalın cisimlerin niteliğini veya niceliğini anlamak için yapılan ayırma işlemi; bir olguyu, bir olayı, bir konuyu, bir nesneyi kurucu parçalarına (bileşenlerine) ayırarak yapısının, niteliğinin, işleyişinin, gelişim yasalarının ortaya konması işlemi; çözümleme

analizan : gre., fra. * analusis, analysis (analiz, çözme, çözümleme) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + lysis (gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) (lyein (serbest bırakmak, gevşetmek, bağı çözmek, salmak) + isis (isim yapım eki) ) (gre.) ens, ent (ile ilgili, -a ait, -cı, yapan, eden eki) (lat.); analyser (analiz etmek), analysant (analiz eden) (fra.) * bir kişiyi psikanaliz yöntemini kullanarak analiz eden kişi

analizör : gre., lat. * analusis, analysis (analiz, çözme, çözümleme) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + lysis (gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) (lyein (serbest bırakmak, gevşetmek, bağı çözmek, salmak) + isis (isim yapım eki) ) (gre.) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.); analyseur (fra.) * bir maddeyi, sistemi veya örneği bileşenlerine ayırarak inceleyen veya belirli özelliklerini ölçen cihaz, çözümleyici

analjezi : gre. * analgesia (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + algos (acı, ağrı, sancı, sızı, ıstırap) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * acıyı duyumsamama durumu, ağrı hissinin yokluğu; ağrı kesici etki, acı yitimi, ağrı yitimi

analjezik : gre. * analgetikos (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + algos (acı, ağrı, sancı, sızı, ıstırap) + eia (isim yapım, yer ve durum eki)+ tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * ağrıyı azaltan veya ortadan kaldıran kimyasal madde veya ilaç, acı yitimsel, ağrı kesici

analog : gre. * analogos (orantılı) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) ) * zamana göre değişen başka bir türden niceliği temsil edip kendisi de zaman göre değişen ve sürekli bir özellik gösteren veri

analoji : gre. * analogia (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * iki farklı şey arasında benzerlik veya oran ilişkisine dayanarak yapılan kıyas, karşılaştırma; ortak yönleri bulunan iki şey arasındaki benzeşme, andırışma

analojik : gre. * analogia (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * benzerlik veya oran ilişkisine dayalı, karşılaştırmalı; bir şeyin başka bir şeyle olan benzerliğine dayanan, analoji ile ilgili

anamal : tür., ara. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + mal (para; mülk edinilen eşya) * artık değer elde etmek için gerekli olan para, mal ve para ile ölçülebilecek her türlü şey; bir ticaret girişiminin gerçekleştirilmesi ve yürütülmesi için gerekli olan para ve paraya çevrilebilecek malların tümü, anapara, sermaye, kapital

anamalcı : tür. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + mal (para; mülk edinilen eşya) + cı (ile ilgili, sahibi) * büyük para ile birlikte toprak, yapılar, makineler vb. gibi üretimde yararlanılan araçları da elinde bulunduran kimse, sermayedar, kapitalist

anamirta : lat., san. * ad, an (-a doğru, yönelim, yan, yakın) (lat.) + amrita, amirta (ölümsüzlük) (san.) * Doğu Hindistan adalarında ve dağlarında yetişen, pikrotoksin maddesini içeren, tohumları zehirli olan, ikievcikli çiçekleri ve çok sayıda erkeklik organı olan odunsu bir asma cinsi, semmüssemek

anamnestik : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + amnesis (unutma, hafıza kaybı) (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mnesis (hafıza, bellek) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * hatırlamaya ilişkin, belleği yeniden canlandıran veya hatırlatıcı etkiye sahip, geçmişteki bir durumu gösterme ile ilgili, anamnez ile ilgili

anamnez : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + amnesis (unutma, hafıza kaybı) (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mnesis (hafıza, bellek) ) * hatırlama, unutmama, hastanın geçmişteki sağlık durumu ve tıbbi öyküsünün sorgulanması, tıbbi geçmiş bilgisi, hastalık tespit raporu

anamorf : gre. * anamorphos (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + morphe, morphos (şekil, biçim, form, kalıp) ) * şekli değiştirilmiş, özellikle optik veya görsel sanatlarda orijinal görüntüden farklı biçimde yansıtılan veya dönüştürülmüş görüntü; dönüşümsel, değişebilen

anamorfik : gre. * anamorphotikos (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + morphe, morphos (şekil, biçim, form, kalıp) + tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * bir nesnenin veya görüntünün biçimini değiştiren, özellikle optik veya sanatsal olarak dönüştürülmüş; dönüşümsel, değişebilen

anamorfoz : gre. * anamorphosis (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + morphe, morphos (şekil, biçim, form, kalıp) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) ) * bir nesnenin veya görüntünün biçim veya yapısının değiştirilmesi, özellikle optik veya sanatsal açıdan dönüştürülmesi; sadece belirli açılardan veya özel bir ayna veya prizma aracılığıyla görülebilen resim

anamur : gre., lat. * Anemyrios, Anemurium (ane (soluk, nefes, rüzgar) + myrios (on bin) (çok nefesli, çok rüzgarlı) (“Rüzgarlı burun” anlamı yüklenmiştir.) * Mersin’in bir ilçesi

ananas : tup. * nanas (Güney Amerika yerli dillerinde meyve adı) * yenilebilir, çok gözlü meyvesiyle bilinen tropikal bitkileri kapsayan bitki cinsi

ananas : tup. * nanas (mükemmel meyve) * anayurdu Amerika olan, sıcak ülkelerde yetiştirilen, yaprakları dikenli, kısa boylu, uzun ömürlü bir bitki

ananasgiller : tup., tür. * nanas (mükemmel meyve) (tup.) + gil (soy, nesil, kan bağı, aile, familya, tür, cins belirten ek) + ler (çoğul eki) * birçeneklilerden, sıcak ülkelerde yetişen, pek çok türü bulunan, örnek bitkisi ananas olan bir bitki familyası

anane : ara. * anana (rivayet zinciri, aktarımla gelen gelenek, falan filandan, o da filandan aktardı ki) * gelenek, adet, görenek

ananevi : fra. * anana (rivayet zinciri, aktarımla gelen gelenek, falan filandan, o da filandan aktardı ki) + vi (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * geleneksel, töresel, adetsel

ananke : gre. * anankaie (kuvvet, kısıtlama, zorunluluk) * Yunan mitolojisinde Adrasteia'nın annesi olan, ihtiyaç, zorunluluk ve kader tanrıçası

anantaşayana vişnu : san. * ananta (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + anta (son, bitiş) ) + shesha (yılan) + shayana (yatan, uyuyan, dinlenen) + san. * vishnu (kuşatan, saran, çevreleyen, kaplayan, örten) (vish (örtmek, kuşatmak, sarmak, kaplamak, yayılmak; girmek, içine nüfuz etmek, yaslanmak, dayanmak, yatmak, uyumak) + nu (kişi, kimse, şahıs, karakter) )

anaokulu : tür. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + okul (öğretim kurumu) + u (iyelik eki) * 36-72 aylık çocukları, hayata ve ilkokula hazırlamak için, yarım gün veya tam gün eğitim veren okul öncesi eğitim kurumu.

anapara : tür. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + para (maddi değer, sermaye) * bir ticaret işine yatırılan para ve paraya çevrilebilecek mal; kâr etmek veya faiz kazanmak ereğiyle bir işte kullanılan paranın kendisi, işletilen paranın kar veya faiz katılmamış bütünü

anaphalis : gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + phallos (başak, çıkıntı) * yünlü görünümlü çiçek başlarına sahip, papatyagiller (Asteraceae) familyasına ait bitki cinsi

anaplastik : gre. * anaplastikos (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + plassein (kalıplamak, kalıba dökmek, şekil vermek, şekillendirmek) + tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * hücrelerin daha ilkel, kusurlu şekilde gelişmiş bir biçimine dönüşü; hızla bölünen ve normal hücrelere çok az benzeyen veya benzemeyen kanser hücreleri

anaplazi : gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + plassein (şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak, kalıp dökmek), plasis (şekillenme, şekil verme, biçimlenme, oluşma, büyüme) * hücrelerin normal yapısal ve işlevsel özelliklerini kaybederek geriye doğru farklılaşması, olgunlaşmamış (ilkel) bir forma dönmesi ve bu doğrultuda kontrolsüzce çoğalarak kötü huylu (malign) tümörlerin temel belirteci haline gelmesi durumu

anaretik : gre. * an (yokluk ve olumsuzluk öneki) + hairetikos (seçen, tercih eden; heretik, sapkın) (hairesis (seçim, ayrılık, sapkınlık) (hairein (seçmek, tercih etmek, ayırmak, almak) + sis (isim yapım eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * astrolojide bir doğum haritasında kişinin yaşamını sona erdirecek faktörü veya noktayı ifade eden kavram; zıt veya olumsuz etki taşıyan nitelik

anarmoni : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + harmonia (birleşme, uyum, anlaşma, uygunluk, düzen) (harmos, harmon (eklem, birleşme yeri) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) ) * aynı sese ama farklı isime sahip sesler, notalar, aralıklar, akorlar, diziler, gamlar ve hatta anahtarlar

anarmonik : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + harmonia (birleşme, uyum, anlaşma, uygunluk, düzen) (harmos, harmon (eklem, birleşme yeri) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * aynı sese ama farklı isime sahip sesler (notalar, aralıklar, akorlar, diziler, gamlar ve hatta anahtarlar) ile ilgili

anarrhinum : gre. * ana (benzer) + rhis, rhis, rhinos (burun, gaga, hortum) * aslanağzını andıran çiçek şekillerine sahip otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi

anarşi : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + arkhos (şef, başkan, reis, yönetici, lider, önder, baş, hükümdar) * şefsizlik, başkansızlık, hükümdarsızlık; merkezi otorite veya devletin yokluğu; düzensizlik, kargaşa; otorite karşıtlığı; siyasal ve yönetimsel kurumlarda beliren güçsüzlük nedeniyle toplumda devlet denetiminin kalmaması durumu; karışıklık, düzensizlik

anarşik : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + arkhos (şef, başkan, reis, yönetici, lider, önder, baş, hükümdar) + ikos (ile ilgili, gibi) * otoriteye veya yönetime karşı olan, düzensiz, kural tanımayan; anarşi ile ilgilii

anarşist : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + arkhos (şef, başkan, reis, yönetici, lider, önder, baş, hükümdar) (gre.) + ist (-cı, destekçi, yandaş, yapan, eden eki) * anarşi yanlısı, anarşi oluşmasına sebebiyet veren

anarşizm : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + arkhos (şef, başkan, reis, yönetici, lider, önder, baş, hükümdar) + ismos (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * özel mülkiyeti toplumda bir baskı kaynağı ve devleti de onun bir aracı olarak gören, devlet kisvesi altındaki toplumsal merkezi otoriteyi, zorlamayı, tahakkümü, erki ve hiyerarşinin tüm biçimlerini ortadan kaldırmayı ve böylelikle özgürleşmeyi savunan düşünce sistemi

anartri : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + arthro, arthros, arthron (eklem) + ia (isim, yer ve durum eki) * sesleri söyleyememe biçiminde ortaya çıkan konuşma bozukluğu, dil tutukluğu

anas : lat. * anas (ördek) * anatinae familyasına bağlı ördeğe benzer bir kuş cinsi, ak gerdanlı kılkuyruk

anas platyrhynchos : lat., gre. * anas (ördek) + platys (geniş, yassı, yayvan, düz) + rhynchos, rhynkhos (burun, gaga, hortum, çıkıntılı ağız kısmı) (gre.) * evcil ördeklerin atası kabul edilen, Kuzey Yarımküre'de göl ve nehirlerde yaşayan, erkeklerinin parlak yeşil başları olan yeşilbaş yaban ördeği

anasıl : ara. * an (-dan, -den) + asl (esas, temel, kök, soy) * kökten, soydan, asıl olarak, esaslı bir biçimde

anasır : ara. * unsur (faktör, etken) * unsurlar, faktörler, etkenler

anasır-ı erbaa : ara. * anasır (unsurlar, faktörler, etkenler) ("unsur") + ı (tamlama eki) + erbaa (dört) * madde aleminin dört elementi, dört ana unsuru olan ateş, hava, toprak ve suyu ifade eden kavram (bu dört elementin insan bedenindeki karşılığı olarak kabul edilen dört sıvıya da (kan, safra, balgam, sevda) ahlat-ı erbaa (dört karışım) denmektedir.)

anason : gre. * anethon (dereotu; rezene) * maydanozgiller (Apiaceae) familyasında yer alan, kokulu tohumları baharat ve ilaç olarak kullanılan bitki, pimpinella anisum

anastasia çiçeği : gre., tür. * anastasia, anastasios (ana (yukarı, üst, üstüne) + stadia, stadios (ayakta duran, dimdik olan), histanai (ayakta durmasını sağlamak, ayakta durmak) (gre.) + çeceg, çeçek (bitkinin üreme organlarının bulunduğu bölüm) (tür.) * saksı bitkisi olan benjamin bitkisi ile aynı cinsten olan, katmerli ve geniş bir çiçek yapısına sahip bitki

anastomoz : gre. * ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + stoma (ağız, açıklık, giriş) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * ameliyatlarda, organların devamlılığını sağlamak için, içi boş organların birbirine dikilmesi; ağızlaşma, iki açıklığın birleşmesi

anastrozol : gre. * an, ana (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + stro (steroid ilintili) + zole (azol halkası içeren inhibitör eki) * dönüşümü engelleyen azol türevi bileşik (aromataz inhibitörü); hormon pozitif, postmenopozal meme kanserli hastalarda kullanılan bir hormon ilacın etken maddesi (C17H19N5)

anatema : gre. * an, ana (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + tithemi, tithenai (koymak, yerleştirmek, ortaya koymak), thema (konu, önerme, ele alınan mesele, temel düşünce) * yukarıya konulan şey, adak, tapınağa sunulan hediye; kabul edilemez bulunarak dışlanma, lanetlenme, aforoz edilme veya şiddetle kınanıp reddedil

anatidae : lat. * anas (ördek) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) * ördek, kaz ve kuğuları kapsayan, perdeli ayaklı, suya uyum sağlamış kuşlardan oluşan ördekgiller familyası

anatinae : lat. * anas (ördek) + inae (zoolojik alt familya eki) * Anatidae familyası içinde yer alan, başlıca yüzeyde beslenen gerçek ördekleri kapsayan ördekler alt familyası

anatomi : gre. * anatomia (ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * kesip açma, çözümleme, organların yapısını inceleme, parçalarına ayırma; yapısını ve bu yapıyı oluşturan türlü organlar arasındaki ilişkileri araştıran, inceleyen bilim; beden yapısı, gövde yapısı

anatomik : gre. * anatomia (ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * canlıların yapısını, organlarının konumunu ve bu organların birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyen anatomi bilimiyle ilgili olan veya bu bilime uygun olan, anatomi ile ilgili

anatomist : gre. * anatomia (ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ist (-cı, destekçi, yandaş, yapan, eden eki) (ing.) * insan, hayvan ve bitki gibi canlı organizmaların iç ve dış yapılarını, organlarının konumlarını, birbirleriyle olan ilişkilerini ve doku biçimlerini bilimsel yöntemlerle inceleyen ve bu alanda uzmanlaşmış anatomi bilimci, anatomi uzmanı

anatrop : gre. * ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) * ovülün (tohum taslağının) sapı boyunca yaklaşık 180° dönerek mikropilinin funikulusun yanına geldiği, bitkilerde en yaygın görülen ovül tipi

anatropik : gre. * ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + ikos (ile ilgili,-a ait) * anatrop özellik gösteren; özellikle bitkilerde ovülün (tohum taslağının) yaklaşık 180° dönerek mikropilin funikulusun yanına geldiği yapı veya bu yapıya ait özellik

ana-ül-leyl : ara. * ana (geç vakitler) + el (ön ek, artikel) + leyl (gece) * gece yarıları, gecenin geç vakitleri

anavasya : gre. * anabainein (yukarıya veya içeriye gitmek), anabasis (ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + bainein (gitmek, yürümek, ilerlemek, adım atmak; inmek), basis (adım, basamak, temel, esas, baz, kaide, gidiş, yürüyüş, ilerleyiş, adım atış; iniş, alt, aşağı, düşük) * göçücü balıkların boğazlar yolu ile akdenizden karadenize göç etmesi, anavasya

anayasa : tür., moğ. * ana (anne; esas, asıl, temel) (tür.) + yas (düzenlemek), yasa (düzen, düzenleme, kanun, kural) (moğ.) * örgütlenmiş bir toplumda devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama erklerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların hak ve ödevlerini, özgürlüklerini saptayan ve düzenleyen, yasa sıralamasında en önde gelen yasa; ülke üzerindeki egemenlik haklarının kullanım yetkisinin içeriğinde belirtildiği şekliyle devlete verildiğini belirleyen toplumsal sözleşme

anazarka : gre. * ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + sarx, sarkos (et, beden dokusu) * ette, vücutta su toplanması (esası “hudros anasarka” (hydor, hudros, hydros (su, sıvı) + ana + sarka)

an-be-an : ara. * an (çok kısa zaman dilimi) + be (ile, birlikte, beraber, yanında, aracılığıyla) + an (çok kısa zaman dilimi) * her an, sürekli olarak, ara sıra, giderek, dakika dakika, gittikçe, yavaş yavaş, zaman ilerledikçe

anber-efşan : ara., far. * anbar, anber (bir tür balinanın midesinden çıkarılan güzel kokulu madde, her çeşit güzel koku) + efşanden (saçmak), feşan (saçan, dağıtan, serpen) * Türk musikisinde, nihavend makamı gibi başlayıp sonradan yegahda karar veren, bir rast dizisi temelinde, karar perdesi rast (do) olan, ara perdelere sıkça yer verilen, akıcı ve süslü geçkilerle zenginleştirilmiş; duygusal derinliği ve etkileyici melodik yapısıyla özellikle gazel ve şarkılarda tercih edilen özgün ve zarif bir makam

ANCA : ing. * antineutrophil (nötrofil karşıtı) + cytoplasmic (sitoplazmik) + antibody (antikor) * bazı otoimmün hastalıklarda görülen spesifik antikorlar

anca : tür. * an (o, işaret zamiri) + ca, ça (ile ilgili, gibi, halinde) * yalnız, yalnızca, sadece, fakat; sonunda, nihayet; öyle, o şekilde, o kadar; güçlükle, zorlukla, zar zor, ucu ucuna

ancak : tür. * an (o, işaret zamiri) + ca, ça (ile ilgili, gibi, halinde) + ok (-ki) * yalnız, yalnızca, sadece, fakat; sonunda, nihayet; öyle, o şekilde, o kadar; güçlükle, zorlukla, zar zor, ucu ucuna

anchusa : gre. * anchousa (boya bitkisi) * köklerinden mavi-kırmızı boya elde edilen, hodangiller familyasına ait bitki cinsi

ancipital : lat. * anceps (iki başlı, iki taraflı, iki ağızlı) (ambi- (iki tarafta) + caput (baş, kafa, tepe) ) + alis (ile ilgili, -a ait) ) * iki kenarı keskin, iki yüzlü veya iki tarafı belirgin olan; botanikte yaprak, gövde veya organların iki yandan basık ve keskin kenarlı

ancistrocladaceae : gre., lat. * ancistrocladus (ankistron (kanca, çengel) + klados (dal, sürgün, dallanmış yapı) ) (gre.) + aceae (-giller, botanik familya eki) (lat.) * tropikal Afrika ve Asya'da yaşayan, çoğunlukla sarılıcı odunsu bitkileri kapsayan, Ancistrocladus cinsinden oluşan bitki familyası

ancistrocladus : gre. * ankistron (kanca, çengel) + klados (dal, sürgün, dallanmış yapı) * dalları veya sürgünleri kanca biçiminde yapılar taşıyan, tropikal Afrika ve Güneydoğu Asya'da yaşayan, çoğunlukla odunsu sarılıcı bitkileri kapsayan bitki cinsi

ançüez : gre., lat., isp. * engualos (en (iç, içine, içinde, boyunca) + gualos (kıyı, sahil) ); aphye, aphue (gre.); engraulis (lat.); apiuva (lat.); anchova (küçük kızartma) (isp.), * sahil, kıyı boyunca olan; hamsi ezmesi

and : tür. * an (hatırlamak, yad etmek, anımsamak), and (hatırlama, yad etme, anımsama) (tür.); and, und (ve, birlikte, bağlı olarak) (ing., fra.), end, Ende (son, sonuçlanmak, sonuca ulaşmak, uç) (ing., alm.) * tutmak, anlaşmak, sonuca bağlamak, bağlanmak, bağlılık

andaç : tür. * an (hatırlamak, yad etmek, anımsamak), and (hatırlama, yad etme, anımsama) + aç (isim yapım eki) * kendini zaman zaman anımsatmak için birine verilen herhangi bir armağan, anmalık

andante : lat., ita. * ambitare (gitmek, ilerlemek, yürümek) (lat.), andare (gitmek, ilerlemek, yürümek) + ens, ent (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.); ante (ita.) * yörük; yarı yavaş; yürüyerek, orta tempolu; orta yavaşlıkta tempo; bir müzik yapıtının veya yapıtın belli bir bölümünün adacyo ile andantino arası bir hızda çalınması

andantino : lat., ita. * ambitare (gitmek, ilerlemek, yürümek) (lat.), andare (gitmek, ilerlemek, yürümek) + ens, ent (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.); ante (ita.) + inus (küçültme eki) (lat.); ina (ita.) * andanteden daha hızlı çalınan müzik temposu

andaval : gre. * antallavus, antavallus (dağınık, dikkatsiz; inatçı, somurtkan); zontovollos (sığır, aptal adam) (gre.); zonta (maganda, kaba adam) (tür.) * görgüsüz, bön, aptal kimse, ahmak

andezit : gre. * andes (sıradağ, bağlı olan; And dağları ilintisi) + itis (element veya mineral eki) ) * içinde plajiyoklaz bulunan, porfiritik dokuya sahip ara bileşimin magmatik yüzey kayası, kara veya kurşuni renkte yanardağ kayacı

andık : tür. * andık (sırtlan) * etçiller (carnivora) takımının alt takımı olan kedimsiler (feliformia) takımının Sırtlangiller (Hyaenidae) familyasından olan, sırtında yük taşıyan/taşıyıcı gibi görünen, sırt bölgesi belirgin, köpeğe benzeyen ancak olan leş yiyici, güçlü çene yapılı yırtıcı memeli hayvan, sırtlan (Ege Bölgesi ağzı)

andırın : gre., ara. * andosini, andorran (büyük, dev, dev gibi); El Zurra (el (ön ek) + zurra (ekinciler, ziraatçiler) ) * Kahramanmaraş’ın bir ilçesi

andırmak : tür. * an (hatırlamak, anımsamak, yad etmek) + dır (fiil eki) + mak (fiil mastar eki) * benzerliği nedeniyle bir şeyi anımsatmak

andız : tür. * anduz (ardıç veya ona benzer bir bitki, imula helenium) * çok dallı, iğne yapraklı, zeytin çekirdeğine benzer bir çekirdeği bulunan meyvesinden pekmez yapılan, ardıcı andıran bir orman bitkisi

andorra : gre., bas. * andosini (büyük, dev) (gre.); anorra (an (-lu) + ur, orra (su) ) (bas.) * İber Yarımadası'nda Pirene Dağları üzerinde denize kıyısı olmayan, kuzeyinde Fransa, güneyinde İspanya bulunan mikrodevlet

andorra la vella : bas., gre. * handia, andorra (su; büyük, dev) (andosins (büyük, dev) ) (gre.) + la (ön ek) + vella (yaşlı, eski; şehir) * Andorra'nın başkenti

andras : gre., lat. * andreas (erkek, cesur, yiğit) (gre.); andras (adam, erkek, insan; savaşçı) (lat.) * Hz. Süleyman’ın (Solomon) ana kitabı olan Lemegeton, Clavicula Salomonis’te maji ile ilgili olan ve 72 cini tanımlayan Ars Goetia (Hükmetme Sanatı) bölümünde yer alan, insanlar arasında nifak tohumları ekip anlaşmazlık ve nefret çıkarmakla görevli, baykuş veya kuzgun kafalı bir melek şeklinde tasvir edilen ve koruyucu çemberin dışına çıkan büyücüyü anında öldürebilecek kadar tehlikeli kabul edilen bir Cehennem Markisi olan 63. sıradaki cin

andrealphus : lat. * andreas, andros (adam, erkek, insan; savaşçı) + alpheus (değişim, değiştirme, geçiş) * Hz. Süleyman’ın (Solomon) ana kitabı olan Lemegeton, Clavicula Salomonis’te maji ile ilgili olan ve 72 cini tanımlayan Ars Goetia (Hükmetme Sanatı) bölümünde yer alan, güçlü markiz olarak yer alan, başlangıçta gürültülü bir tavus kuşu şeklinde ortaya çıkan ancak sonradan insan formuna bürünebilen, insanlara geometri ile astronomiyi kusursuzca öğretme ve onları kuş formuna sokarak fark edilmeden uçurma gücüne sahip otuzuncu cehennem markisi olan altmışbeşinci cin

andreas : gre. * aner, andreas, andros (adam, erkek, insan; savaşçı) * erkek gibi, cesur, güçlü, savaşçı

andrias : gre. * andrias (insan heykeli, insan biçimli figür) (aner, andros (adam, erkek, insan) + -ias (ile ilgili olan, -a ait) * dev semenderleri kapsayan Andrias cinsi (ad, bu hayvanların iri ve insana benzer biçimine gönderme yapar.)

andrias davidianus : gre. * andrias (insan heykeli, insan biçimli figür) (aner, andros (adam, erkek, insan) + -ias (ile ilgili olan, -a ait) + davidianus (David ile ilgili) (David (Davut) + ianus (ile ilgili, -a ait) ) * Çin'e özgü, yaşayan en büyük amfibiklerinden (iki yaşamlılardan) biri olan Çin dev semenderi

androdioecious : gre., lat. * aner, andros (adam, erkek, insan) + dyo, di (iki, ikili, çift) + oikos (ev, ikametgah, yerleşim, konut, mekan, yuva, yaşam alanı, çevre) (gre.) + osus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir bitki türünde bazı bireylerin yalnızca erkek çiçeklere, diğer bireylerin ise hem dişi hem de erkek organları bir arada barındıran erdişi (hermafrodit) çiçeklere sahip olduğu (üreme sistemi)

androecium : gre., lat. * aner, andros (adam, erkek, insan) + oikos (ev, ikametgah, yerleşim, konut, mekan, yuva, yaşam alanı, çevre) (gre.) + ium (isim yapım eki) (lat.) * çiçeğin erkek üreme organlarını oluşturan bölüm; bir çiçekteki tüm erciklerin (stamenlerin) topluluğu

androfobi : gre. * aner, andros (adam, erkek, insan) + phobia (korkma, korkulu olma) (phobos (korku) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * erkek düşmanlığı

android : gre. * andros (insan, adam) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) * insansı

androjen : gre. * aner, andros (adam, erkek, insan) + gennaein (doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) (genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, köken, ırk, döl, soy, nesil, aile, akraba, tür, cins, çeşit, sınıf, kategori) + es (ile ilgili, -a ait) ) * böbrek üstü bezinin korteksindeki zona reticularis'ten salgılanan madde

androjeni : gre. * androgyne (aner, andros (adam, erkek, insan) + gyne (dişi organ, dişi, kadın) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) (gre.); androgynus (andro (erkek) + gynus (kadın) + ia (durum eki) (lat.) * kadınlarda androjenlerin aşırı varlığıyla karakterize bir bozukluk; hem erkek hem kadın özellikli olma, iki cinsiyetlilik, çift cinsiyetlilik

androjenik : gre. * androgyne (aner, andros (adam, erkek, insan) + gyne (dişi organ, dişi, kadın) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.); androgynus (andro (erkek) + gynus (kadın) + icus (ile ilgili, gibi, -a ait) (lat.) * androjeni ile ilgili

androjenofor : gre. * aner, andros (adam, erkek, insan) + gyne (kadın, dişi) + pherein (taşımak, götürmek, getirmek), phoros (taşıyan, taşıyıcı, götüren, getiren) ) * aynı sap üzerinde hem erkek organları (ercikleri) hem de dişi organı (ginekeumu) taşıyan, çiçeğin bu organlarını yukarı kaldıran uzantı veya taşıyıcı yapı; bitki morfolojisinde bazı çiçeksiz bitkilerde (özellikle eğrelti otları gibi ilkel damarlı bitkilerde) sperm hücrelerini üreten ve taşıyan erkek üreme organı (anteridyum)

androjin : gre. * androgyne (aner, andros (adam, erkek, insan) + gyne (dişi organ, dişi, kadın) ) * hem erkek hem dişi özelliklerini taşıyan, iki cinsiyetli

androkok : gre. * aner, andros (adam, erkek, insan) + kokkos (tohum, tomurcuk, tane, tanecik, çekirdek, yuvarlak, küre) * bitkilerin erkek üreme organı olan başçığın (anter) iç kısmında bulunan ve polen tanelerinin (çiçek tozlarının) oluşup geliştiği erkek üreme hücresi kesesi

androloji : gre. * aner, andros (adam, erkek, insan) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * erkek ve kadının cinsel sağlığı, erkek kısırlığı, mikropenis ve bununla ilgili tüm anatomi, fizyoloji, biyokimya gibi temel araştırmaları inceleyen tıp dalı, insanbilim

andromalius : lat. * andromalios (aner, andros (adam, erkek, insan) + malos (yumuşak, zarif) ) * Hz. Süleyman'ın (Solomon) ana kitabı olan Lemegeton, Clavicula Salomonis'te maji ile ilgili olan ve 72 cinden bahsedilen Ars Goetia (Hükmetme Sanatı) bölümünde yer alan, çalınan malları geri getirmesi, hırsızları yakalaması, her türlü kötülük ile gizli hileleri açığa çıkarmasıyla bilinen ve elinde büyük bir yılan tutan bir adam şeklinde tasvir edilen ve cehennem kontu olarak anılan yetmiş ikinci sıradaki cin

andromeda : gre. * Andromeda (Yunan mitolojisinde Etiyopyalı prenses Andromeda), aner (erkek, er kişi, adam, insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili, adam ile ilgili, insan ile ilgili) + medomai (hükmetmek, muktedir olmak) * asidik bataklıklarda yetişen, çan biçimli çiçeklere sahip çalı formundaki bitkileri kapsayan bitki cinsi; insanın hükümdarı; Perseus mitolojisinde zincire vurulmuş prenses; gökyüzünde takımyıldız, sarmal bir galaksi

androphyllum : gre. * aner (erkek, er kişi, adam, insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili, adam ile ilgili, insan ile ilgili) + phyllon (yaprak) * erkek organları yaprak benzeri yapılara dönüşmüş olan bitkileri tanımlamak için kullanılan bitki cinsi

andropogon : gre. * aner (erkek, er kişi, adam, insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili, adam ile ilgili, insan ile ilgili) + pogon (sakal) * başaklarında sakalımsı kıllar bulunan, tropikal ve subtropikal bölgelerde yaygın buğdaygiller familyasına ait bitki cinsi

andropoz : gre. * aner (erkek, er kişi, adam, insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili, adam ile ilgili, insan ile ilgili) + pausis (durma, ara, kesilme, sona erme) (pauein (durmak, kesilmek, ara vermek, sona erdirmek, bırakmak) + isis (isim yapım eki) ) * erkeklerde yaşla birlikte görülen testosteron düşüklüğü ve buna bağlı fizyolojik değişiklikler; erkeklik hormonlarında duraklama ve azalma dönemi; düşük testosteron seviyesi

andros : gre. * andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili, adam ile ilgili, insan ile ilgili) (aner (erkek, er kişi, adam, insan) + os (sıfat yapım eki) ) * erkek, adam, er kişi, insan

androsace : gre. * aner (erkek, er kişi, adam, insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili, adam ile ilgili, insan ile ilgili) + sakos (kalkan, örtü) * erkek organları belirgin ve rozet yapraklı küçük alp bitkilerini kapsayan bitki cinsi

androsteron : gre., lat. * andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili, adam ile ilgili, insan ile ilgili) (aner (erkek, er kişi, adam, insan) + os (sıfat yapım eki) ) + steron (steroid bileşik eki) (stereos (katı, sert, sağlam, üç boyutlu, hacimli) + one (oksijenli bileşik, keton grubu (C=O) ) ) * erkeklik hormonu grubuna ait steroid yapıdaki androjen bileşiği (C19H30O2)

ane : ara. * ane (şimdi, şu an, an) * şimdi, şu an, an

anejakülasyon : lat. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + ex (dış, dışarı, harici, yokluk, olmama) + jacere (fırlatmak, atmak), jaculum (cirit, mızrak), jaculari (atmak, atılmak, fırlatmak, fırlamak) + tio (isim yapım eki) * orgazm sırasında boşalmama, aspermi

anekdot : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + ekdidomi (dışarı vermek, yayımlamak, teslim etmek), ektodos (yayınlanmış) * yayınlanmamış olan, anlatıyla aktarılan; öykümsü niteliği olan kısa anlatı

anekdotal : gre., lat. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + ekdidomi (dışarı vermek, yayımlamak, teslim etmek), ektodos (yayınlanmış) (gre.) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * anekdot ile ilgili

anekoik : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + ekhe (ses), ekho (yankı, eko) + ikos (ile ilgili, gibi) * ses yutucu, yankısız, eko yapmayan, ekodan arınmış,

aneks : lat. * annexus, annexum (annectere (bağlamak, iliştirmek) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + nectere (bağlamak, iliştirmek) ), nexus, nexum (bağ, bağlantı) * ek, eklenti, ilave

anele : lat. * anellus (halka, yüzük) (anus (halka, çember) + ellus (küçültme eki) ) * gemilerde türlü işler için kullanılan, çapa bedeninin tepesine açılmış yuvarlak deliğe takılan özel biçimde demir halka

anelemmatik : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + elemma (çekim, tutma; tutulan, kavranan, alınan) (helesthai, lambanein (ele geçirmek, ele almak, kapmak, tutmak, almak, kavramak, yakalamak) ) + tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * fiilin özne-yüklem ilişkisine göre çatı veya çekim göstermemesi durumu; çatı çekimi göstermeyen fiil; güneş ışınlarına maruz kalan bir nesnenin gölgesinin konumu ile günün vaktini gösteren en eski zaman ölçme cihazı, insan gölgeli

anemanthele : gre. * anemos (rüzgar) + anthele (salkım, püskül) * rüzgarda dalgalanan ince salkımlara sahip, buğdaygiller familyasına ait bitki cinsi

anemarrhena : gre. * anemos (rüzgar) + arrhen (erkek) * rüzgarla tozlaşmaya uyumlu çiçek yapıları bulunan otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi

anemi : gre. * anaemia (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + emia (kanla ilgili olma; kanda bulunma durumu) (haima, haimat (kan) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * kansızlık; kırmızı kan hücresi (alyuvar, eritrosit) sayısının azalması veya eritrositlerin içindeki hemoglobin miktarının azalması veya her ikisinin birlikte olması durumu

anemik : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + emia (kanla ilgili olma; kanda bulunma durumu) (haima, haimat (kan) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * kanında yeterli hemoglobin veya kırmızı kan hücresi bulunmayan, kansız

anemiyoz : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + emia (kanla ilgili olma; kanda bulunma durumu) (haima, haimat (kan) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * kan eksikliğiyle ilişkili olan; anemiye bağlı, kansızlık gösteren

anemofil : gre. * anemos (rüzgar) + philein (sevmek), philos (seven, sever, sevici) (philein (sevmek) + os (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * polenleri böcekler veya kuşlar gibi canlılar yerine rüzgar aracılığıyla taşınan ve bu sayede tozlaşan (üreyen) bitki

anemofobi : gre. * anemos (rüzgar) + phobia (korkma, korkulu olma) (phobos (korku) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * rüzgar korkusu, fırtına korkusu

anemoi : gre. * anemos (rüzgar) + oi (çoğul eki) * Yunan mitolojisinde rüzgar tanrıları; her biri farklı yönlerden esen rüzgarlar

anemoia : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hemera (gün, gündüz) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) * geçmişte yaşanmış bir döneme ait olduğu hissi, ama aslında o dönemi yaşamamış olma duygusu; yaşanmamış günlere duyulan özlem veya eksiklik hissi; bilinmeyen, hiç olmamış, hiç yaşanmamış bir zamana duyulan özlem

anemometre : gre. * anemos (rüzgar) + metros, metron (ölçü) * rüzgarın hızını ölçen cihaz, yelölçer

anemometrik : gre. * anemos (rüzgar) + metros, metron (ölçü) + ikos (ile ilgili,-a ait) * rüzgarın hızını veya hareket özelliklerini ölçmeye ilişkin; anemometre ile yapılan ölçümlerle ilgili

anemon : gre. * anemos (rüzgar) + one (oksijenli bileşik, keton grubu (C=O) ) * düğün çiçeğigiller (Ranunculaceae) nemli topraklar, yarı güneşli veya güneşli yerlerde yaşayan çok yıllık otsu bir bitki türü, dağ lalesi

anemone : gre. * anemos (rüzgar) * rüzgarlı mevsimlerde çiçek açmasıyla bilinen, düğünçiçeğigiller (Ranunculaceae) familyasına ait bitki cinsi

anemonea : gre. * anemos (rüzgar) + eia (isim yapım eki) * rüzgarlı mevsimlerde çiçek açmasıyla bilinen, düğünçiçeğigiller (Ranunculaceae) familyasına ait bitki cinsi

anemoneidae : gre., lat. * anemos (rüzgar) (gre.) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * deniz şakayıklarını kapsayan, Anemone adıyla ilişkili bir hayvan familyası adı

anemopaegma : gre. * anemos (rüzgar) + paigma (dayanak, bağ) * rüzgarla hareket eden sarılıcı sürgünlere sahip tropikal bitkileri kapsayan bitki cinsi

anemopsis : gre. * anemos (rüzgar) + ops, opsis (göz, görme, görünüş, görünüm, yüz) * rüzgarı çağrıştıran başak görünümlü çiçekleri olan, bataklık alanlarda yetişen bitkileri kapsayan bitki cinsi

anensefali : gre. * anenkephalia (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + enkephale, enkephalon, enkephalos (kafanın içi, beyin (en (iç, içeri, içinde, içinde, içeride) + kephale, kephalos (kafa, baş) ) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * bebeğin anne karnında gelişimi sırasında konjenital bozukluk yaşayarak beyin, kafatası ve skalpin oluşmamasından kaynaklı ölümcül doğum kusuru

anensefalik : gre. * anenkephalia (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + enkephale, enkephalon, enkephalos (kafanın içi, beyin (en (iç, içeri, içinde, içinde, içeride) + kephale, kephalos (kafa, baş) ) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * anensefali ile ilgili

anerji : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + ergon (iş, çalışma) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) * lenfositlerin antijen reseptörü aracılığıyla uyarıma karşı tepki göstermeme durumu

anerjik : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + ergon (iş, çalışma) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * anerji durumu arzeden

aneroit : gre. * a, an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + neros (su) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) * boşaltılmış bir kutunun elastik kapağını deforme eden havanın hareketiyle hava basıncını ölçen bir barometre ile ilgili

anestetik : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aisthesis (duyu, duygu, algı, his) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * duyarsızlaştırıcı, hissizleştirici; duyusal algıyı geçici olarak ortadan kaldıran madde veya ilaç, anestezi ile ilgili

anestezi : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aisthesia (duyusallık, duygusallık, hislenme) (aisthesis (duyu, duygu, algı, his) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * uyuşturucu bir ilaç vererek ağrı duyumunu ortadan kaldırıp uyutma, duyumsuzlaştırma

anestezik : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aisthesis (duyu, duygu, algı, his) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * duyarsızlaştırıcı, hissizleştirici; duyusal algıyı geçici olarak ortadan kaldıran madde veya ilaç, anestezi ile ilgili

anesteziyolog : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aisthesis (duyu, duygu, algı, his) + logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) * anestezi uzmanı

anesteziyoloji : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aisthesis (duyu, duygu, algı, his) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * anestezi bilimi

anet : ara. * anata (zorlanmak, güçlük çekmek; bir kemik kırıldıktan sonra tam iyileşirken yeniden kırılmak, hasar görmek; zorlu bir tepeye/yokuşa tırmanmak) * ağır meşakkat, darlık, sıkıntı, güçlük, günaha veya helake sürükleyen tehlikeli durum, günah; zina; hata, galat, yanlışlık; fesad; helak

anethum : gre. * anethon (dereotu) * aromatik yaprak ve tohumları mutfakta kullanılan dereotlarını kapsayan bitki cinsi

anetol : lat. * anethum (rezene bitkisi, fennel) + oleum (yağ) * rezene ve bazı diğer bitkilerden elde edilen, tat ve koku veren uçucu yağ bileşiği (C10H12O)

anevrizma : gre. * aneurusma (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + urunein (genişlemek) + ismos, usma (durum eki) ) * aort veya beyin damar duvarının zayıflaması veya hasar görmesi sonucu kan damarı duvarında ortaya çıkan kabarcık veya balona benzeyen dışa doğru şişkinlik

anevrizmektomi : gre. * aneurusmektomia (aneurusma (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + urunein (genişlemek) + ismos, usma (ile ilgili olma) ) + ektomia (kesip çıkarma) (ek (dış, dışarı, harici) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * damar duvarında oluşan anevrizmanın cerrahi olarak çıkarılması işlemi; anevrizma rezeksiyonu

angaje : lat., fra. * engagiatus (en (iç, içe içine) + gagiare (rehin vermek, garanti altına almak, taahhüt etmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) (lat.); engagé (fra.) * bir konuda, bir işte karşılıklı olarak bağlı, ilgili, sorumlu hale gelmiş, rehin verilmiş, bağlanmış, taahhüt altına sokulmuş, taahhüt edilmiş, garanti edilmiş

angajman : lat., fra. * engagiatus (en (iç, içe içine) + gagiare (rehin vermek, garanti altına almak, taahhüt etmek) + mentia (isim yapım yapım eki) ) (lat.); engagement (fra.) * bir işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, bağlantı, bağlanma, taahhüt, yükümlülük; işe alma veya taraf olma durumu; ayrıca askeri anlamda çatışma, muharebe

angarya : far., gre. * aggareiein (zorla görevlendirmek, angarya yaptırmak), aggareia (zorla görevlendirme, ulak hizmeti, zorunlu kamu hizmeti, salma) (angara (haberci, ulak) (far.) + eiein, euo (fiil mastar eki) * devlet hizmeti kapsamında zorunlu yerel halkın at, yük, araç temini veya taşıma hizmeti verme; ücret ödenmeksizin, zorla, baskı ile yaptırılan iş, zorunlu hizmet, ücretsiz ve irade dışı çalışma

angaz : tür. * angaz (hantal, ağır hareket eden; iş bilmez, beceriksiz, bön, saf veya kaba saba kimse) * bir yapının ağaç kısmı, iskeleti; kuru ağaç parçaları, kurumuş, çürümeye yüz tutmuş ağaç gövdesi, kökü; ağır ve hantal eşya; ahmak, sersem, akılsız, dangalak, angıt

angelica : lat. * angelicus (meleki, kutsal) * tıbbi ve aromatik özellikleriyle tarihsel olarak kutsal sayılan, şemsiyegiller familyasına ait bitki cinsi

angelman sendromu : ing., gre. * angelman (İngiliz pediatrist Harry Angelman'ın soyadından) (ing.) + syndromon (sendrom, belirti ve bulguya dayalı klinik durum) (gre.) + u (iyelik eki) (tür.) * nörolojik ve genetik bozukluklarla karakterize, zihinsel engel, konuşma eksikliği, denge sorunları ve mutlu, gülümseyen yüz ifadesiyle belirgin doğumsal hastalık

angelonia : lat. * Angelon (İspanyol botanikçi Angel de Alagon) + ia (isim yapım eki) * süs değeri yüksek, renkli çiçekler açan otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi

angeoloji : gre. * angelos (elçi, melek) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * teolojide meleklerin doğası, hiyerarşisi ve görevleri üzerine yapılan sistematik çalışma veya bilim dalı

angıç : tür. * ağ, ağın (aşağı inmek veya yukarı çıkmak) + ıç (isim yapım ve araç eki) * harman zamanı öküz, at veya kağnı gibi taşıma arabalarına daha fazla sap, saman ya da buğday yükleyebilmek amacıyla araçların iki yanına ilave edilen tahta veya demirden yapılmış parmaklıklı ek kanat düzenek, kanat

angın : tür. * an (hatırlamak, anımsamak) + gın (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * anılan, hatırlanan; ünlü, meşhur

angina : lat. * angere (bastırmak, sıkmak) + ina (isim yapım eki) * kalbe yeterli kan gitmemesi nedeniyle göğüste şiddetli ağrıyla kendini gösteren, sıklıkla omuzlara, kollara ve boyuna da yayılan rahatsızlık

angiospermae : gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + sperma (tohum, çekirdek, döl, bel, meni, sperm) * tohumları meyve içinde kapalı bulunan çiçekli bitkileri kapsayan bitki grubu

angl : lat. * angulum, angulus (açı) * iki doğru parçasının birleştiği noktada doğrular arasında oluşan aralık

anglikan : gre., lat. * anglikos (angelos (melek, müjde) + ikos (-sel, ile ilgili) ) (gre.) + anos, anus (gibi, ile ilgili, gibi olan) (gre., lat.) * İngiltere'nin resmi kilisesi olan İngiltere Kilisesi'ne has

anglikanizm : gre., lat. * anglikanos + ismos (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) (gre.) * İngiltere'nin resmi kilisesi olan İngiltere Kilisesi'ne has ilke, doktrin ve kurumları temsil eden kavram

anglofil : gre. * angelos, angli, (ingiliz; melek) + philein (sevmek), philos (seven, sever, sevici) (philein (sevmek) + os (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * İngiliz sever, İngiliz hayranı

anglofobi : gre. * angelos, angli (ingiliz; melek) + phobia (korkma, korkulu olma) (phobos (korku) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * İngilizlere veya İngiliz kültürüne karşı korku, nefret, düşmanlık duygusu, İngiliz korkusu

anglosakson : lat. * angelos, anglo (ingiliz; melek) + saxon (bıçak, kısa kılıç, hançer) * Britanya adasını ele geçirerek oraya yerleşen Cermen soyundan oymaklar

angola : gre. * angelos (melek) * Afrika kıtasının güneybatı bölümünde yer alan, batıda Atlantik Okyanusu, kuzeyde Kongo ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, doğuda Zambiya, güneydoğuda Namibya ile çevrili olan bir ülke

angström : isv. * angström (İsveçli fizikçi Anders Jonas Ångström’ün soyadından) (ange (kasaba) + ström (akım, akıntı, dere) ) * metrenin on milyarda biri değerine eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi

angudi : tür. * angıt, angut (kiremit rengi tüyleri olan bir tür yaban ördeği) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * kiremitrengi, soluk kırmızı, angut rengi

anguidae : lat. * anguis (yılan) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) * çoğunlukla bacaksız veya çok küçük bacaklı, yılanı andıran gövdeli kertenkeleleri kapsayan kör kertenkelegiller familyası

anguilla : lat. * anguis (yılan) + illa (küçültme eki) * Birleşik Krallık’a bağlı Karayipler’de bir ada

angıillidae : lat. * anguis (yılan) + illa (küçültme eki) + idae (-giller, hayvan familyası) * tatlı su yılan balığı türlerini içeren hayvab familyası

anguilliformes : lat. * anguis (yılan) + illa (küçültme eki) + formis (şekilli, biçimli) (forma (şekil, biçim, kalıp) + is (ile ilgili, -a ait) ) * yılan balıklarını ve mürenleri kapsayan, yılanı andıran vücut yapıları ve göğüs yüzgeçleri dışındaki yüzgeçleri birleşerek tek bir şerit halinde kuyruğa kadar uzanan, uzun, silindirik ve yırtıcı balıklardan oluşan ışın yüzgeçli balık takımı

angulus : gre., lat. * ankylos (eğilmiş, eğri) (gre.); anguere (boğmak, boğazlamak) + ulus (isim yapım eki) (lat.) * köşe, açı; bir cismin köşeli kısmı veya açısı

angustifolia : lat. * angustus (dar) + folius (yaprak) * sivri meyveli dişbudak, Oleaceae (zeytingiller) familyasından anavatanı Orta ve Güney Avrupa ile Kuzey Afrika ve Güneybatı Asya olan bir dişbudak türü

angut : tür. * angıt (ördeğe benzeyen kızıl renkli bir kuş) * ördekgiller familyasından, kiremit rengi tüylere sahip, eşine olan aşırı sadakati ve o öldüğünde başında bön bön yas tutmasıyla bilinen bir yaban kuşu, kiremit rengi yaban ördeği; bu kuşun bakışlarından mülhem, laftan anlamayan, boş ve aval bakan, ahmak ya da kaba saba kimse

angülasyon : gre., lat. * ankylos (eğilmiş, eğri) (gre.); angulus (anguere (boğmak, boğazlamak) + ulus (son ek) ) + tio (isim yapım eki) (lat.) * köşe oluşturma, açı oluşturma, açısal ölçüm

angüler : lat. * angulus (köşe, açı; girinti noktası) + aris (ile ilgili, -a ait) (lat.); angulaire (fra.) * açı ile ilgili olan, açıya ilişkin veya açısal nitelik taşıyan, açısal

anğ : tür. * an (ayıran, ayıraç, ayrım) * don, pantolon ve buna benzer giysilerde iki bacak arasında kalan kısımın birbirine tutturulduğu yer; bağ, bahçe, tarla gibi gayrı menkullerin kısımlandırılmasını, birbirlerinden ayrılmasını ve böylelikle mülkiyet sınırlarının belirlenmesini sağlayan sınır çizgileri

anha : ara. * an (-a, hakkında, üstüne, üzerine) + ha (o dişil) * ona, onun hakkında, onun üstüne

anha minha : ara. * an (-a, hakkında, üstüne, üzerine) + ha (o dişil) + min (-den) + ha (o dişil) * şundan bundan, şöyle böyle ederek, şu bu, öteberi

anhedoni : gre. * anhedonia (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hedone (haz, zevk) + ia (isim yapım eki) ) (gre.); haz (alım, pay, tutma; zevk hissi) (ara., tür.) * mutlu olamama, haz duyamama sendromu

anhidrasyon : gre., lat. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hydratio (hydrare (su ile birleşmek, su eklenmesi yoluyla oluşmak) (hudros, hydros (su, sıvı) (gre.) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) (lat.) ) * bir maddenin yapısındaki suyun uzaklaştırılması veya su kaybetmesi işlemi; susuzlaştırma

anhidraz : gre., lat. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hydor, hudros, hydro (su, sıvı) (gre.) + ase (enzim belirtme eki) (lat.) * kimyasal bir bileşikten bir su molekülünün uzaklaştırılmasını katalize eden bir enzim (CO2 + H2O ↔ H2CO3 (karbonik anhidraz için) )

anhidre : gre., ara. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hydratus (hydrare (su ile birleşmek, su eklenmesi yoluyla oluşmak) (hudros, hydros (su, sıvı) (gre.); hıdr (yeşil) (ara.) + are (fiil mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) (lat.) * su içermeyen, susuz

anhidrit : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hudros, hydros (su, sıvı) + ites (element, kayaç ve mineral eki) * su içermeyen veya suyu alınmış tuz veya mineral, susuz kalsiyum sülfat minerali (CaSO4)

anhidroz : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hudros, hydros (su, sıvı) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * vücudun bir veya daha fazla bölgesinde normal şekilde terleyememe durumu, ter bezlerinin işlevini yerine getirememesi durumu

anhidrozis : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hudros, hydros (su, sıvı) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * ter bezlerinin hiç veya yeterince ter üretememesiyle ortaya çıkan, terlemenin yokluğu veya belirgin azalması durumu

anhidröz : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hudros, hydros (su, sıvı) + osus (ile ilgili, gibi, -a ait) * su içermeyen, susuz

anhü : ara. * an (-a, hakkında, üstüne, üzerine) + hu, ha (o eril, o dişil) * ondan

anhüm : ara. * an (-a, hakkında, üstüne, üzerine) + hum (onlar) * onlardan

anı : tür. * an (hatırlamak, aklına getirmek, yad etmek) + ı (isim yapım eki) * geçmişte yaşanmış olay veya deneyimin hatırlanan bölümü; hatıra

anık : tür. * an (hatırlamak, aklına getirmek, yad etmek) + ık (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ("zaten hatırlıyor" anlamı bağlamında) * bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan; doğuştan yetenekli

anıl : tür. * an (hatırlamak, yad etmek) + ıl (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * hatırlanan, anımsanan, yad edilen, akla gelen; erkek veya kadın ismi

anımsamak : tür. * an (hatırlamak, yad etmek) + ım (edilgen fiil eki) + sa (etken fiil eki) + mak (fiil mastar eki) * geçmişteki bir olguyu veya olayı aklına getirmek, hatırlamak, aklına getirmek

anırmak : süm., gre. * anse (eşek) (süm.), onos (gre.); âne (fra.) + ır (edilgen fiil eki) + mak (fiil mastar eki) * eşek veya benzeri hayvan gibi uzun ve yüksek ses çıkarmak

anıştırmak : tür. * an (hatırlamak, yad etmek) + ış (edilgen fiil eki) + tır (etken fiil eki) + mak (fiil mastar eki) * bir şeyi üstü kapalı bir biçimde anlatmak, dolaylı olarak anımsatmak, düşündürmek; açıkça anlatmayıp sezdirmek

anıt : tür. * an (hatırlamak, yad etmek, öncesini düşünmek) + ıt (isim yapım eki) * bir olayı, kişiyi veya dönemi hatırlatmak amacıyla yapılan kalıcı eser, yapı veya heykel

anıtkabir : tür. * an (hatırlamak, yad etmek, öncesini düşünmek) + ıt (isim yapım eki) + kabir, kabr (gömme; çukur, mezar, hazne) * tarihe geçmiş kişilerin gömütü olarak yapılan, anıtsal değer taşıyan görkemli yapı, anıtgömüt

anız : tür. * an (hatırlamak, öncesini düşünmek) + gız, ız (isim yapım eki) * ekinin, biçildikten sonra toprakta kalan köklü sapı (hatırlanan, geriye kalan anlamı bağlamında)

ani : ara. * an (en kısa süre) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * birdenbire, ansızın, bir anda, anlık

anid : ara. * anada (inat etmek, ısrar etmek, direnmek, diretmek, üstelemek, karşı çıkmak, ısrarla reddetmek), inad (direnme, diretme, karşı çıkma, yapmayı reddetme, redde ısrar etme, üsteleme) * inatçı, direnen, direten

aniden : ara. * an (en kısa süre) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + den (olarak, itibarıyla) * birdenbire, ansızın, bir anda, anlık olarak

anidulafungin : lat. * ani (ön ek) + dula (kimyasal ara kök) + fungin (mantar ile ilgili) (fungus (mantar) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) * enfeksiyonlara neden olan mantarları, hücre duvarının sentezini engelleyerek yok eden veya büyümesini durduran yarı sentetik antifungal ilaç etkin maddesi (C58H73N7O17)

anif : ara. * anif (sert, kaba, haşin) * hoşgörüden uzak, sert, kaba, kırıcı, haşin, hiddetli

anif : ara. * na'afa (yeniden başlamak, baştan almak, tekrar etmek), istinaf (yeniden başlama, baştan alma) * yakın geçmişte, geçenlerde, önce, önde, baş, başta, az önce, demin

anifen : ara. * anif (yakın geçmişte, geçenlerde, önce, önde, baş, başta, az önce, demin) + en (gibi, olarak) * yukarıda; az önce, biraz evvel, demin

anigozanthos : gre. * anisos (eşitsiz) + anthos (çiçek) * çiçek parçaları düzensiz ve tüylü olan, Avustralya kökenli süs bitkilerini kapsayan bitki cinsi

aniklonik : gre. * an (yokluk, eksiklik, zıtlık, olumsuzluk eki) + klinein (eğilmek, yana yatmak, eğim vermek, eğim yapmak, meyletmek, meyil vermek, katmanlamak) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * eğimi olmayan, eğimsiz; özellikle meteoroloji ve coğrafyada basınç veya yüzey eğiminin bulunmadığı veya çok az olduğu durumla ilgili

anilin : gre. * an (-den, öncesi, öndeki) + neilos, nila (koyu mavi, çivit boyası) + ine (organik bileşik eki) * benzenden türeyen ve tekstil boyalarında kullanılan aromatik amin (C6H5NH2)

anilingus : lat. * anus (anüs, makat) + lingua, lingus (dil) * anüs yalama eylemi

anima : gre., lat. * anemos (anemos (rüzgar) ) (gre.); anima (zihin, ruh, nefes, yaşam gücü; canlılık, bilinç; rüzgar, hava üfleme) (lat.); enam (canlı mahlukat, yaratıklar) (ara.) * erkeğin bilinç dışı kadın tarafı

animasyon : gre., lat. * anemos (anemos (rüzgar) ) (gre.); animatio (animare (diriltmek, yaşatmak, canlandırmak, hayat vermek, hareketlendirmek) (anima (zihin, ruh, nefes, yaşam gücü; canlılık, bilinç; rüzgar, hava üfleme) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) (lat.) * hareket ettirme, canlandırma (Arapça’daki “Ruh” kelimesinin de “Rih” (Rüzgar) kelimesiyle fonetik ve semantik ortaklığı bulunmaktadır.)

animato : lat., ita. * animatus (yaşam verilmiş, canlanmış, diriltilmiş, hayat bulmuş) (animare (diriltmek, yaşatmak, canlandırmak, hayat vermek, hareketlendirmek) (anima (zihin, ruh, nefes, yaşam gücü; canlılık, bilinç; rüzgar, hava üfleme) + are (fiil mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sifat yapım eki) (lat.); ato (ita.) * canlı, heyecanlı, hareketli şekilde çalınan müzik türü

animizm : gre. * animismos (anemos (anemos (rüzgar) + ismos (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) ) * doğada insandaki gibi başka ruhların da varolduğunu kabul eden inanç sistemi, canlıcılık, canlandırmacılık

animus : gre., lat. * anemos (anemos (rüzgar) ) (gre.); anima (zihin, ruh, nefes, yaşam gücü; canlılık, bilinç; rüzgar, hava üfleme) (lat.); enam (canlı mahlukat, yaratıklar) (ara.) * kadının bilinç dışı erkek tarafı

anionik : gre. * anion (aninein, anineai (yukarı gitmek, yükselmek, yükseğe çıkmak) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + ineai, inein (gitmek, ilerlemek) ) + on (isim yapım eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * anyonlarla ilgili olan; negatif elektrik yükü taşıyan iyonlara ait veya onları içeren

anise : ara. * unsa (kadın, kız, dişi) * cana yakın kız veya kadın

anisocoma : gre. * anisos (eşitsiz) + koma (tüylü tepe) * tohumlarında eşitsiz tüylü çıkıntılar bulunan otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi

anisokori : gre. * anisocoria (anisos (eşit olmayan) (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + isos, iso (eşit, denk) ) + kore (gözbebeği) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) * göz bebeklerinin farklı büyüklüklerde olması; biri diğerinden farklı boyutta olan pupilla

anisophylleaceae : gre. * anisos (eşit olmayan) (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + isos, iso (eşit, denk) ) + phyllon (yaprak) (gre.) + aceae (-giller, botanik familya eki) (lat.) * tropikal bölgelerde yayılış gösteren ağaç ve çalılardan oluşan, başlıca Anisophyllea cinsini içeren çiçekli bitkiler familyası

anisoplia : gre. * anisos (eşit olmayan) (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + isos, iso (eşit, denk) ) + plia (fazlalık, çokluk) * kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü, ergin evrede başakları kemiren, Anisoplia, Coleoptera (böcekler) takımı içinde Scarabaeidae familyasına ait, kahverengi, kın kanatlı böcek, Anisoplia austriaca, bambu ergini

anisositoz : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + iso, isos (eş, eşit, denk) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk, oyuk, kap) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * kırmızı kan hücrelerinin (alyuvarlarının) eşit büyüklükte olmaması sendromu

anistreplaz : lat. * anis (anason) + strept (Streptococcus bakterisi) + ase (enzim eki) * trombolitik etkisi olan ve pıhtı çözme amacıyla kullanılan, Streptococcus kaynaklı enzim türevi ilacın etken maddesi (C2569H3928N746O781S40)

anizindion : lat. * anisol (anason türevi aromatik grup) (anisum (anason) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) ) + indan (aromatik halka (C6H4) ile siklopentan halkasının birleşimi) + one (oksijenli bileşik, keton grubu (C=O) ) * kan pıhtılaşmasını önleyici özellik taşıyan, oral anticoagulant olarak kullanılan sentetik bileşik (C16H12O3)

anizokori : gre. * anisocoria (anisos (eşit olmayan) (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + isos, iso (eşit, denk) ) + kore (gözbebeği) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) * göz bebeklerinin farklı büyüklüklerde olması; biri diğerinden farklı boyutta olan pupilla

anizomeri : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + isos, iso (eş, eşit, aynı, denk, benzer) + meros (parça, bölüm, kısım, segment) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) * bir organizmada veya yapıda parçaların, organların veya bölümlerin büyüklük, biçim veya sayıca birbirine eşit olmaması durumu; parça eşitsizliği

anizometropi : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + iso, isos (eş, eşit, denk) + metros (ölçme, ölçü) + ops, opsis (göz, görme, görünüş, görünüm, yüz) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) * iki gözün farklı bir kırılma gücüne (gözlük numarasına) sahip olması, yani gözlük olmadan iki göz arasında eşit olmayan bir odak olması durumu

anizomisin : lat., gre. * anisol (anason türevi aromatik grup) (anisum (anason) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) + mycin (mantarsal veya mikrobiyal kaynaklı antibiyotik) (mykes (fungus, mantar, mikrobiyal organizma) (gre.) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) ) * protein sentezini inhibe eden ve bazı bakterilere karşı etkili olan antibiyotik özellik taşıyan doğal kaynaklı bileşik (C14H19NO4)

anizositoz : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + iso, isos (eş, eşit, denk) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk, oyuk, kap) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * kırmızı kan hücrelerinin (alyuvarlarının) eşit büyüklükte olmaması sendromu

anizotomi : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + iso, isos (eş, eşit, denk) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * eşit olmayan bölünme veya kesilme; özellikle biyolojide bir hücre veya yapının eşit büyüklükte olmayan iki parçaya ayrılması; bir bitkinin gövde veya dallarının ikiye ayrıldığında (dallandığında), bu iki dalın çaplarının veya uzunluklarının birbirinden farklı olması durumu

anizotropi : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + iso, isos (eş, eşit, denk) + tropia (dönüş durumu, dönme durumu, değişim durumu, yönelme durumu) (trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * maddelerin fiziksel veya mekanik özelliklerinin, yöne bağlı olarak değişmesi (izotropinin tersi)

anizotropik : gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + tropia (dönüş durumu, dönme durumu, değişim durumu, yönelme durumu) (trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * anizotropi ile ilgili

anjambman : fra. * enjambement (en (iç, içeri, içinde, içinde, içine) + jambe (bacak) + er (fiil mastar eki) + ment (isim yapım eki) ) * şiir cümlelerinin bir mısra veya beyitte tamamlanmayıp diğer mısra ve beyitlere hatta bendlere uzaması, ulantı

anjin : gre., lat. * ankhone (ankhon (boğmak, boğazlamak) + ne (isim yapım eki), angein (daraltmak, sıkmak) (gre.); angere (sıkmak, daraltmak, boğmak) + ina (isim yapım eki) (lat.) * tonsilla palatina olarak adlandırılan boğaz bademciklerinin ve boğaz mukozasının akut enfeksiyöz iltihabı, tonsilit, farenjit

anjina pektoris : gre., lat. * ankhone (ankhon (boğmak, boğazlamak) + ne (isim yapım eki), angein (daraltmak, sıkmak) (gre.) + pectus (göğüs) + aris (ile ilgili, -a ait) (lat.) * kardiyak arterlerdeki ateroskleroz nedeniyle kalp kasında oluşan iskemi veya koroner arter spazmına bağlı göğüs ağrısı, sıkışma ve baskı hissi

anjiyektaz : gre. * angiectasis (angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + ekteinein (uzamak, gerilmek, genişlemek, esnemek, açılmak), ektasis (esneme, genişleme, genişletme, uzama, gerilme, açılma, kendi dışına çıkma, aşma) * damarların anormal veya kalıcı olarak genişlemesi durumu

anjiyo : gre. * angiographia (angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + graphein (yazmak, çizmek, işaretlemek, kaydetmek), graphia (yazı yazma, işaretleme, çizme) (graphos (yazı, yazım, çizim, kayıt, işaret) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * damar içine X ışınlarını geçirmeyen bir madde verildikten sonra damarların filminin alınması

anjiyodisplazi : gre. * angiectasis (angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + dis, dys (ayrı, uzak; yokluk, bozukluk ve olumsuzluk öneki) + plassein (şekillendirmek, biçimlendirmek, oluşturmak, kalıp dökmek), plasis (şekillenme, şekil verme, biçimlenme, oluşma, büyüme) * damarların yapısal olarak anormal gelişimi veya bozuk oluşumu durumu; gastrointestinal kanal mukozasında ve submukozasında belirgin olarak dilate izlenen damarsal lezyonlar, vasküler ektazi, arteriovenöz malformasyon

anjiyogenez : gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + genesis (yaratılış, oluşum) (genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) + isis (isim yapım eki) ) * mevcut damarlardan tomurcuklanma yolu ile yeni damarların oluşması, gelişmesi

anjiyografi : gre. * angiographia (angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + graphein (yazmak, çizmek, işaretlemek, kaydetmek), graphia (yazı yazma, işaretleme, çizme) (graphos (yazı, yazım, çizim, kayıt, işaret) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * damar içine X ışınlarını geçirmeyen bir madde verildikten sonra damarların filminin alınması

anjiyoket : gre. * angiokath (angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + kathinai (göndermek, bırakmak), katheter (gönderici, bırakıcı) * sık tekrarlanan kan alma ve serum bağlama işlemlerinde, damarı tekrar tekrar delmeye ihtiyaç duyulmadan aynı yerden serum bağlama veya tekrar kan alma işlemlerinin yapılmasını sağlayan tüp şeklindeki aparat, anjiyokat

anjiyoloji : gre. * angiologia (angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * damarbilim

anjiyoma : gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + oma (tümör, kabarma, şişme, şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) * ciltte veya vücudun içinde oluşabilen küçük, genişlemiş kan damarlarından oluşan iyi huylu tümör türü

anjiyomatoid : gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + oma (tümör, kabarma, şişme, şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) * damar tümörü durumu

anjiyomatozis : gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + oma (tümör, kabarma, şişme, şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * benign (iyicil, iyi huylu) tümör kaynaklı vasküler (damarsal) çoğalma

anjiyomiyolipom : gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + myelo (ilik, kemik iliği) + lipo (yağ) + oma (tümör, kabarma, şişme, şişiklik; kanser) * böbreklerde gelişen malign (kötücül, kötü huylu) olmayan tümör türü

anjiyonörotik : gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + neuron (sinir, lif, kiriş, tel, tendon, ip, bağ) + tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * damar ve sinirlerle ilgili

anjiyoödem : gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + oidein (şişmek), oidema (şişme) * deride ve deri altındaki doku katmanlarında, organlarda, yüzde, bağırsak sisteminde ve solunum yolunda şişlik oluşumu

anjiyopati : gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + patheia (sorunlu, sıkıntılı, hastalıklı, acılı olma durumu) (pathos (sorun, sıkıntı, hastalık, acı, ıstırap; duygu, his) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * damar hastalıkları

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ÖNSÖZ

Yaratılışın kaynak kodları olarak tanımlanabilecek kelimeler, bir arada yaşayan insan topluluklarının zaman içinde  coğrafi olarak birbirle...