ambrisentan :
ing. * ambris (sentetik önek) + entan (endotelin reseptör antagonisti eki) *
pulmoner hipertansiyon tedavisinde kullanılan endotelin reseptör antagonisti
bir ilacın etken maddesi (C22H22N2O4)
ambroksid :
lat., gre. * ambire (çevrelemek, kuşatmak) (lat.) + oxys (keskin, ekşi, asidik;
oksijenle ilişkili kök) (gre.) + ide (kimyasal bileşik, özellikle oksit veya
türevlerini ifade eden adlandırma eki) (gre.) * ambergris benzeri koku
profiline sahip, özellikle parfümeri ve koku kimyasında sabitleyici ve aroma
verici olarak kullanılan sentetik bir terpenoid türevi kimyasal bileşik
(C16H28O)
ambroksol :
ing. * ambra grisea (kehribar, ambergris, balina kaynaklı reçineli madde) + oxol
(oksijen, hidroksil (-OH) ve alkol türevi eki) (oxys (keskin, sivri, ekşi,
asidik, oksijenli) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) ) * bromeksinin aktif bir
metaboliti olan bir antioksidan ve antiinflamatuar ilacın etken maddesi
(C13H18Br2N2O)
ambrosia :
gre. * ambrosia (tanrıların yiyeceği, ölümsüzlük veren) * polenleri alerjik
etki yapan, papatyagiller (Asteraceae) familyasına ait otsu bitkileri kapsayan
bitki cinsi
ambulans :
lat. * ambulare (yürümek, etrafta dolaşmak, gezmek) (ambi (çevresinde, etrafında)
+ ulare (sık sık yapmak, tekrarlamak fiil eki) ) + entia (durum eki) * hasta
nakil aracı
ambulasyon :
lat. * ambulare (yürümek, etrafta dolaşmak, gezmek) (ambi (çevresinde,
etrafında) + ulare (sık sık yapmak, tekrarlamak fiil eki) ) + tio (isim yapım
eki) * ayağa kalkma; yürüme, dolaşma; ameliyattan sonra hastanın ayağa kalkıp
dolaşması
ambulatuvar :
lat. * ambulare (yürümek, etrafta dolaşmak, gezmek) (ambi (çevresinde,
etrafında) + ulare (sık sık yapmak, tekrarlamak fiil eki) ) + tor (-cı, yapan,
eden eki) + ius (ile ilgili, -a ait) * Avrupa kiliselerinde yapının doğusunda
bulunan üzeri kapalı ve yan neflerin devamında yer almak suretiyle koronun
bulunduğu yeri üç yönden çevreleyen arkatlı çevrel dehliz kesim
ambülans :
lat. * ambulare (yürümek, etrafta dolaşmak, gezmek) (ambi (çevresinde,
etrafında) + ulare (sık sık yapmak, tekrarlamak fiil eki) ) + entia (durum eki)
* hasta nakil aracı
ambystoma :
gre. * amblys (kör, donuk, zayıf, körelmiş, künt, keskin olmayan, bulanık) +
stoma (ağız, açıklık, giriş) * Kuzey Amerika'ya özgü olan, larva evresindeki
özelliklerini koruyarak yetişkinliğe erişebilmeleri ve kopan organlarını
yenileyebilme yetenekleriyle bilinen, aralarında ünlü aksolotl (Ambystoma
mexicanum) ve kaplan semenderinin de bulunduğu bir grup köstebek semenderi
ambystoma mexicanum :
gre., lat. * amblys (kör, donuk, zayıf, körelmiş, künt, keskin olmayan,
bulanık) + stoma (ağız, açıklık, giriş) (gre.) + mexica (Mekska) + anum (ile
ilgili, -a ait) (lat.) * yalnızca Meksika'nın yüksek rakımlı göller bölgesine
özgü, yaşamı boyunca larva özelliklerini koruyan (neotenik), dış solungaçları
bulunan, rejenerasyon yeteneği yüksek, suda yaşayan kuyruklu kurbağalar
grubundan semender türü, aksolotl
ambystomatidae :
gre., lat. * amblys (kör, donuk, zayıf, körelmiş, künt, keskin olmayan,
bulanık) + stoma (ağız, açıklık, giriş) (gre.) + eidos (görünüş, şekil, biçim,
form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * Kuzey Amerika'da
yaşayan, çoğunlukla karada erişkinleşen ancak üremek için suya dönen, uzun
kuyruklu, sağlam gövdeli ve bazı türlerinde neotenik özellikler görülen,
aralarında Aksolotl (Ambystoma mexicanum) ve kaplan semenderinin de bulunduğu
semenderleri kapsayan köstebek semenderleri familyası
amca :
tür. * abuça (babacık) (abu (baba) + ça (-cık, küçültme ve şirinlik eki) )
(tür.); ammi (ara.) * babanın erkek kardeşi
amcazade :
tür., far. * abuça (babacık) (abu (baba) + ça (-cık, küçültme ve şirinlik eki)
) (tür.) + zade (-den doğmuş, oğlu, kızı, soyundan) (far.) * amcanın oğluna
verilen isim, amcaoğlu.
amdusias :
lat. * amdu (güç, ruh veya yüksek varlık) + sias (ait olan, mensup olan) * Hz.
Süleyman’ın (Solomon) ana kitabı olan Lemegeton, Clavicula Salomonis’te maji
ile ilgili olan ve 72 cini tanımlayan Ars Goetia (Hükmetme Sanatı) bölümünde
yer alan, gök gürültüsü eşliğinde duyulan fakat müzik aletleri görünmeden
enstrüman sesleri çıkarabilme gücüne sahip, ağaçları yerinden oynatabilen ve
unicorn (tek boynuzlu at) şeklinde tasvir edilen, gök gürültüsüyle
ilişkilendirilen, gürültülü bir sesi olan 67. sıradaki cin
ame :
ara. * ame (yıl, sene) * Dünya’nın Güneş etrafındaki bir tam turu olan 365
günlük (12 aylık) zaman dilimi, yıl, sene
amebik :
gre. * ameibein (değişmek, takas etmek), amoibe (değişim, dönüşüm, karşılık,
yer değiştirme), amoeba (değişen, dönüşen) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) *
amipe benzeyen
amebiyazis :
gre. * ameibein (değişmek, takas etmek), amoibe (değişim, dönüşüm, karşılık,
yer değiştirme), amoeba (değişen, dönüşen) + iasis (isim yapım, durum, sorun,
hastalık eki) * tek hücreli parazitik bir amip türünün sebep olduğu bir
bağırsak enfeksiyonu, amipli dizanteri
ameboid :
gre. * ameibein (değişmek, takas etmek), amoibe (değişim, dönüşüm, karşılık,
yer değiştirme), amoeba (değişen, dönüşen) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer,
şekilli, biçimli) * şekli sürekli değişebilen, yalancı ayaklar (psödopodlar)
oluşturarak hareket eden amiplere benzeyen, amip hücresine benzeyen, amipe
benzer, amip şekilli
ameboma granuloma :
gre. * ameibein (değişmek, takas etmek), amoibe (değişim, dönüşüm, karşılık,
yer değiştirme), amoeba (değişen, dönüşen) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait,
benzer) (gre.) + granulum (tanecik, zerrecik, çekirdekcik) (granum (tane,
tohum, zerre, çekirdek, tomurcuk) + lum (küçültme eki) ) + oma (tümör, kabarma,
şişme, şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) * bir protozoa olan Entamoeba
histolytica'nın neden olduğu amoebik enfeksiyon sonucu dokuda oluşan, granül
hücrelerden meydana gelen nodüler lezyon, amebiasisin bir komplikasyonu, amebik
granülom
amebosit : gre.
* ameibein (değişmek, takas etmek), amoibe (değişim, dönüşüm, karşılık, yer
değiştirme), amoeba (değişen, dönüşen) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk,
oyuk, kap) * biçimini sürekli değiştirebilen, özellikle süngerler, bazı
omurgasızlar ve çeşitli basit yapılı canlılarda bulunan, yalancı ayaklar
(psödopodlar) oluşturarak hareket eden ve fagositoz yapabilen amip benzeri,
hareketli bağışıklık veya beslenme hücresi
amed :
ara. * amud (sütun, kolon, direk) * sütunlar, kolonlar, direkler
ameerega :
hol., tup, que. * ameer (Hollandalı amfibi yetiştiricisi Jan Meere'nin
soyadından) (hol.) + aga, ağa (büyük, üstün, yüksek rütbeli) (tür.) * Güney
Amerika'nın tropikal bölgelerinde yaşayan, parlak renkli derileri ve zehirli
deri salgılarıyla tanınan, ok kurbağaları (Dendrobatidae) familyasında yer alan
zehirli kurbağa cinsi
amel :
ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek) * iş, çalışma, yapma, etme,
eyleme, işleme
amelanchier :
fra. * amelanchier (eski Fransızcada muşmula benzeri meyveli ağaç) (fra.) *
yenilebilir meyveler veren, gülgiller familyasına ait ağaç ve çalıları kapsayan
bitki cinsi
amele :
ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma,
etme, eyleme, işleme), imal (üretim, yapım) * işçi, çalışan, yapan, yapıcı
ameli :
ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma,
etme, eyleme, işleme) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * iş ile ilgili,
çalışmayla ilgili, yapımla ilgili
amel-i sakil :
ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma,
etme, eyleme, işleme) + ı (tamlama eki) + sakil (ağır) * ağır iş; mizanda
ağırlık ifade eden salih amel
amel-i salih :
ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma,
etme, eyleme, işleme) + ı (tamlama eki) + salih (iyi, doğru, düzgün, dürüst) *
iyi iş, iyi çalışma, Allah rızasına uyan hayırlı amel, Günahlardan uzak olan iş
amel-i usül :
ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma,
etme, eyleme, işleme) + ı (tamlama eki) + usul (tarz, yöntem, metod, yol) *
usüle uygun müzik icrası; Türk musikisinde bir usül
amelimanda :
ara., far. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma,
yapma, etme, eyleme, işleme) (ara.) + mande (kalmış olan, kalmış, artık,
kalıntı, geride kalmış, gitmemis olan) (far.) * sakat, hareketsiz, hasta; iş
yapamaz durumda olan, çok tembel, hareketleri çok ağır olan; işten kalmış,
çalışamaz, tembel, iş görmez, sakat, hareketsiz, hasta; Osmanlılar'da emeklilik
için kullanılan terim
ameliorasyon :
lat., fra. * a (- a doğru, yönelim, yan, yakın) + meliore (iyileştirmek)
(melior (daha iyi) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki);
amélioration (fra.) * iyileştirme, ıslah etme, düzeltme, daha iyi hale getirme
ameliyat :
ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma,
etme, eyleme, işleme) + iy (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + at (isim yapım
ve çoğul eki) * hastalık veya yaralanmayı tedavi etmek için yapılan cerrahi
müdahale, cerrahi operasyon
ameliyathane :
ara., far. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma,
yapma, etme, eyleme, işleme) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + iyat
(isim yapım ve çoğul eki) (ara.) + hane (ev, yer, mekan, mesken, konak, konut,
yuva) (far.) * hastanalerde ameliyatların yapıldığı kapalı, dezenfekte ve izole
alan
ameliye :
ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma,
etme, eyleme, işleme) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + iye (isim yapım
eki) * işlem, uygulama, işçilik
amelmande :
ara., far. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma,
yapma, etme, eyleme, işleme) (ara.) + mande (kalmış olan, kalmış, artık,
kalıntı, geride kalmış, gitmemis olan) (far.) * sakat, hareketsiz, hasta; iş
yapamaz durumda olan, çok tembel, hareketleri çok ağır olan; işten kalmış,
çalışamaz, tembel, iş görmez, sakat, hareketsiz, hasta; Osmanlılar'da emeklilik
için kullanılan terim
amen :
ara. * amin (doğru, güvenilir, öyle olsun) * en emin, en güvenilir, mukim olan,
gelecek olanın işareti; dua sonu söylemi
amenajman :
fra. * aménagement (düzenleme) (a (-a doğru, yönelim, yan, yakın) + ménage
(işlemek, ev işi yapmak, evle ilgili hususları idare etmek) + ment (isim yapım
eki) * ormanda, kesilmesi gereken ağaçların, doğal denge göz önüne alınarak
düzenlenmesi işi
amenamevir :
lat., gre. * a (yokluk, eksiklik, zıtlık, olumsuzluk eki; baskılama) (gre.) +
menein (kalmak, devam etmek; viral kalıcılığa gönderme) (gre.) + virus (zehir,
hastalık etkeni; virüs) (lat.) * herpes simpleks virüsü tip 1 ve 2 ile
varisella-zoster virüsünün helikaz-primaz kompleksini inhibe ederek viral DNA
replikasyonunu durduran ve herpes enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan
antiviral bir ilacın etken maddesi (C24H26N4O5S)
amenna :
ara. * amenna (inandık, inanıyoruz) (amene (inanmak, güvenmek, emin olmak) + na
(biz) ) * söyleneni doğrulamak, söylenene inanıldığını belirtmek için söylenen
cümle
amenore :
gre. * amenorrhea (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + men (ay) +
rhein (akmak, yağmak, dökülmek) * kadınların adet görememe durumu
amensalizm :
lat. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + co, com (birlikte,
beraber, ile) + mensa (masa, sofra) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) +
ismus (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * iki farklı türün bir
aradaki yaşamında bir türün bu ilişkiden zarar gördüğü, diğer türün ise ne
fayda ne de zarar gördüğü (etkilenmediği) birlikte yaşam şekli
amentü :
ara. * amene (güvenmek, inanmak, iman etmek, emin olmak, güvende kılmak,
emniyete almak) + tu (ben) * iman ettim, inandım, güvendim, emin oldum
amerika :
may. * ame (ev, vatan, ülke) + rique (rüzgar) (rüzgar ülkesi) * Kuzey Amerika
kıtasında, Kanada ve Meksika arasında bulunan, elli eyalet ve bir federal
bölgeden oluşan, federal anayasal cumhuriyet ile yönetilen bir ülke; rüzgarlar
ülkesi
amerika birleşik devletleri :
may., tür. * Amerika (Amerika kıtası; Güney Amerika kıyılarını keşfetmiş, Yeni
Dünya kıtalarının Asya’dan ayrı olduğunu ilk fark eden İtalyan jaşif ve
haritacı Amerigo Vespucci'nin isminden) + birleşik (birleşmiş, bir araya
gelmiş) + devlet (ülke, yönetim birimi, siyasi otorite) + ler (çoğul eki) + i
(iyelik eki) * Kuzey Amerika kıtasında, Kanada ve Meksika arasında bulunan,
elli eyalet ve bir federal bölgeden oluşan, federal anayasal cumhuriyet ile
yönetilen bir ülke
amerikyum :
lat. * America (Amerika; Amerigo Vespucci) + ium (kimyasal element eki) *
periyodik tablonun aktinitler dizisinde yer alan, yapay olarak elde edilen,
sembolü Am, atom numarası 95 olan, sentetik, radyoaktif bir metal element
ametal :
gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + metallon (maden, taş
ocağı) * klor, oksijen, fosfor gibi, metal olmayan elementler
ametist :
gre. * amethystos (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + methytos
(sarhoş eden) (methy (şarap, sarhoşluk) + tos (durum eki) ) (sarhoş etmeyen) *
mor renkli bir kuvars türü (tarih boyunca sarhoşluğu önlediğine inanılmıştır.)
ametropi :
gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + metron, metros (ölçü) +
opia (görüş, görüm) (ops (göz, görme, görünüş, görünüm, yüz) + eia (isim yapım,
yer ve durum eki) ) * miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi gözdeki reaktif
göreme bozukluklarının genel ismi
amfetamin :
gre. * am (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) + phe
(phenyl (C6H5), fenil) + tamine (bileşikte amin grubunun olduğunu belirten son
ek) * merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan kimyasal madde (C9H13N)
amfi :
gre. * amphi (her iki tarafta, her iki türden; her tarafta, her tarafta, dönel,
çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) * konferans verilen geniş ve kapalı
alan
amfibi :
gre. * amphibion (amphi, amphos (her iki tarafta, her iki türden; her tarafta,
her tarafta, dönel, çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) + bios (yaşam,
hayat, canlılık) ) + eion (ile ilgili, -a ait) ) * ikiyaşayışlı, yüzergezer,
hem karada hem suda yaşayabilen canlı türü
amfibik :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + bios (yaşam, hayat, canlılık) + ikos (ile
ilgili, gibi, -a ait, benzer) * ikiyaşayışlılık, yüzergezerlik, hem karada hem
suda yaşayabilirlik
amfibiyen :
gre. * amphibion (amphi, amphos (her iki tarafta, her iki türden; her tarafta,
her tarafta, dönel, çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) + bios (yaşam,
hayat, canlılık) ) + eion (ile ilgili, -a ait) ) * ikiyaşayışlı, yüzergezer,
hem karada hem suda yaşayabilen canlı türü
amfibiyum :
gre., lat. * amphibion (amphi, amphos (her iki tarafta, her iki türden; her
tarafta, her tarafta, dönel, çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) + bios
(yaşam, hayat, canlılık) ) + eion (ile ilgili, -a ait) ) (gre.) + ium (yer ve
durum eki) (lat.) * kurbağa, semender ve bâzı cins kaplumbağaları içine alan,
hem karada hem suda yaşayabilen omurgalı hayvanlar sınıfı
amfibol :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak;
sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek), bole, bolos (atma, fırlatma,
savurma, giriş) ) * iki tarafa atılmış, iki yönlü, iki anlamlı; bu nedenle
belirsiz, kararsız, kuşkulu, değişken; birden fazla anlama gelebilen, belirsiz
veya çift anlamlı ifade; piroksenlere yakın özellikte, esmer, kara, yeşil
karışımı bir renkte bir silikat grubu (A 0-1 B 2 C 5 T 8 O 22 (OH, F) 2)
amfibolit :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak;
sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek), bole, bolos (atma, fırlatma,
savurma, giriş) ) + ites (element, kayaç ve mineral eki) * baaşlıca amfibol
mineralleri (özellikle hornblend) ve plajiyoklazdan oluşan, yüksek sıcaklık ve
basınç altında başkalaşıma uğramış (metamorfik) koyu renkli bir kayaç türü
amfifilik :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + philein (sevmek), philos (seven, sever,
sevici) (philein (sevmek) + os (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) + ikos (ile
ilgili, -a ait, gibi) * aynı anda iki farklı ortama veya maddeye ilgi gösteren;
özellikle hem suyu seven (hidrofilik) hem de yağları seven (lipofilik) özellik
taşıyan molekül veya yapı
amfigoni :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + gonos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme,
üretim, oluşum, doğum, ırk, yavru, döl, soy, nesil, köken, aile, akraba, tür,
cins, sınıf, kategori) + eia (isim yapım ve durum eki) * dişi ve erkek olmak
üzere iki ayrı gametin (üreme hücresinin) birleşmesiyle gerçekleşen çift eşeyli
üreme şekli, normal eşeyli üreme
amfimiksi :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + mixis (birleşme, bir araya gelme) * iki
farklı atasal canlıdan gelen dişi ve erkek gametlerin (yumurta ve sperm)
çekirdeklerinin birleşerek yeni bir genetik kombinasyona sahip bir zigot
oluşturması, yani normal eşeyli üreme, döllenme
amfipatik :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + patheia (sorunlu, sıkıntılı, hastalıklı,
acılı olma durumu) (pathos (sorun, sıkıntı, hastalık, acı, ıstırap; duygu, his)
+ eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait,
benzer) * aynı molekül içinde hem suyu seven (hidrofilik) hem de sudan kaçan
(hidrofobik) bölümler taşıyan (özellikle fosfolipitler, deterjanlar ve bazı
proteinlerde görülen çift özellikli kimyasal yapı)
amfiploid :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + diplos (iki, ikili, çift) (di (iki, ikili,
çift) + ploos (kat, katlanmış) ) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli,
biçimli) * iki farklı türün kromozom takımlarının birleşmesiyle (melezlenme)
oluşan, her iki ebeveyn türün tam kromozom takımını birlikte taşıyan, melez
kökenli poliploid organizma veya bu organizmaya ait kromozom yapısı
amfipod :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + pous, podos (ayak) + a (çoğul eki) *
gövdesinin ön ve arka kısmında farklı yapıda bacaklar taşıyan, çoğunluğu
denizlerde, bir kısmı tatlı sularda ve nemli karasal ortamlarda yaşayan, yandan
basık gövdeli kabuklu canlı, Tırnaksı, Çokçeşitayaklı
amfiprotik :
gre. * amphi (her iki tarafta, her iki türden; her tarafta, her tarafta, dönel,
çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) + proton (pozitif, artı yüklü atom
altı parçacık) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * hem proton kabul edebilme
hem de proton verebilme yetenekleri nedeniyle hem asit hem de baz gibi davranan
madde
amfiteatr :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili; her tarafta, her tarafta, dönel,
çevreleyen) + thea (görme) + tron (yer, makam) * eski Roma ve Yunan’da halka
açık gösteri, oyun veya gladyatör dövüşlerinin yapıldığı yuvarlak veya oval
yapı; güncel anlamda açık tiyatro veya stadyum biçimi; daire veya elips
biçimli, yükselen tribünlerden oluşan halka açık yapı, amfitiyatro
amfitrit :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili; her tarafta, her tarafta, dönel,
çevreleyen) + tritos (üçüncü) * Yunan mitolojisinde Poseidon’un eşi olan deniz
tanrıçası ve denizlerin kraliçesi
amfitropi :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili; her tarafta, her tarafta, dönel,
çevreleyen) + tropia (dönüş durumu, dönme durumu, değişim durumu, yönelme
durumu) (trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek,
değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil;
yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + eia (isim yapım,
yer ve durum eki) ) * bir canlının, özellikle bitki veya alglerin, çevresel
koşullara bağlı olarak iki farklı yöne veya iki farklı konuma göre yönlenme
veya gelişme özelliği; biyolojide bir organizmanın karşılıklı veya iki yönlü
yönelim göstermesi durumu
amfitropi :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili; her tarafta, her tarafta, dönel,
çevreleyen) + tropia (dönüş durumu, dönme durumu, değişim durumu, yönelme
durumu) (trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek,
değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil;
yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + eia (isim yapım,
yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * bir canlının,
özellikle bitki veya alglerin, çevresel koşullara bağlı olarak iki farklı yöne
veya iki farklı konuma göre yönlenme veya gelişme özelliğiyle ilgili;
biyolojide bir organizmanın karşılıklı veya iki yönlü yönelim göstermesi
durumuyla ilgili, amfitropi ile ilgili
amfizem :
gre. * emphysema (şişme, kabarma, üfleme) (emphyein (şişmek, büyümek) (em (iç,
içe, içinden) + phyein (büyümek, çıkmak, şişmek, üflenmek) ) + sema (isim yapım
eki) ) * gözeli dokularda, dışardan hava girmesi veya orada hava oluşması
sonucu ortaya çıkan şişkinlik; akciğerdeki hava keseciklerinin (alveol)
sayısının azalması sonucu solunum yetmezliğiyle beliren hastalık
amfizematöz :
gre. * emphysema (şişme, kabarma, üfleme) (emphyein (şişmek, büyümek) (em (iç,
içe, içinden) + phyein (büyümek, çıkmak, şişmek, üflenmek) ) + sema (isim yapım
eki) ) (gre.) + osus (ile ilgili, gibi) (lat.) * akciğerlerdeki hava
keselerinin (alveol) hasar görüp genişlemesine ve buna bağlı olarak nefes
darlığı gibi solunum yetmezliğine neden olan bir hastalık
amfodiplopi :
gre. * amphodiplopia (amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + diplous
(ikili, çift) + opia (görüş, görüm) (ops (göz, görme, görünüş, görünüm, yüz) +
eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * her iki gözde de şaşılık olması
amfor :
gre., lat. * amphoreus (amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + phereus,
phoreus (taşıyıcı) (pherein (taşımak, götürmek, getirmek) (gre.) + us (isim
yapım eki) (lat.) ) * Eski Yunan ve Romalılar'da bir sıvıyı ve hububatı (şarap,
zeytinyağı, yağ veya tahıl vb.) saklamak, taşımak için veya ölülerin küllerini
koymak için kullanılan, dar boynunda iki kulpu bulunan geniş karınlı, dibi
sivri testi
amfora :
gre., lat. * amphoreus (amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + phereus,
phoreus (taşıyıcı) (pherein (taşımak, götürmek, getirmek) (gre.) + us (isim
yapım eki) (lat.) ) * antik çağlarda şarap, zeytinyağı ve tahıl gibi hem sıvı
hem de kuru gıda maddelerini depolamak ve deniz yoluyla taşımak amacıyla
kullanılan; genellikle iki dikey kulpa, dar bir boyna, geniş bir karın kısmına
ve gemilerde kumun içine rahatça dikilerek istiflenebilmesi için sivri bir dibe
sahip olan, kilden üretilmiş geleneksel bir çömlek veya testi türü
amforik :
gre., lat. * amphoreus (amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + phereus,
phoreus (taşıyıcı) (pherein (taşımak, götürmek, getirmek) (gre.) + us (isim
yapım eki) (lat.) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) *
akciğerlerdeki büyük ve sert duvarlı boşlukların (kaverna) veya akciğer zarında
biriken havanın (pnotoraks) neden olduğu, stetoskopla dinlendiğinde boş bir
testinin ağzına üfleniyormuş gibi duyulan metalik ve çınlayan solunum sesi
amfoter : gre. * amphi, ampho (iki, çift, çift
yönlü, ikili) + teros (karşılaştırma, taraf, yön eki) * çinko, alüminyum gibi elementler veya amino asitler
gibi bileşikler gibi hem asitlerle hem de bazlarla reaksiyona girerek tuz ve su
oluşturabilen, yani yerine göre hem asit hem de baz gibi davranabilen (madde)
amfoterik :
gre. * amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + teros (karşılaştırma,
taraf, yön eki) + ikos (-e ait, ile ilgili) * her iki tarafa ait, iki yönlü,
iki nitelikli; oksit ve hidroksitleri, asidik ve bazik karakterleri bir arada
taşıyan element veya bileşikler
amfoterik oksit :
gre., lat. * amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + teros
(karşılaştırma, taraf, yön eki) + ikos (-e ait, ile ilgili) + oxydio (oxys
(keskin, sivri, ekşi, asidik, oksijenli) + idio (gibi, ile ilgili, benzer) ) *
hem asidik hem bazik özellik gösterebilen, yani kimyasal tepkimelerde ortama
bağlı olarak hem proton verebilen hem de proton alabilen ve yapısında oksijen
anyonu bulunduran kimyasal bileşik
amfoterisin b :
gre. * amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili) + teros (karşılaştırma,
taraf, yön eki) + icine (antifungal ajan eki) * mantar enfeksiyonları
(mukormikoz, aspergilloz, blastomikoz, kandidiyaz, koksidiyoidomikoz ve
kriptokokoz) ve leishmaniasis tedavisi için kullanılan bir antifungal ilacın
etken maddesi (C47H73NO17)
ami :
ara. * ame (yıl, sene) + iy (ile ilgili, gibi, -a ait) * yıllık, senelik,
senevi
ami :
ara. * amm (umum, genel, halk), avam (ilmi az ve hakikatten bihaber olan halkın
çoğunluğu) (çoğul) * halktan olan, avamca, ileri gelenlerden olmayan, cahil,
halktan olan; yardımcılar
amicia :
lat. * Amici (İtalyan astronom ve botanikçi Giovanni Battista Amici) + ia (isim
yapım eki) * baklagiller (Fabaceae, Leguminosae) familyasına ait, sınırlı
yayılışa sahip otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi
amid :
lat. * ammonia (amonyak) (ammon (Mısır tanrısı Amun) + eia (isim yapım, yer ve
durum eki) ) + ide (ikili bileşik, anyon eki) * amonyağın hidrojeni yerine bir
asit kökünün geçmesiyle oluşan bileşiklerin ismi (R1(CO)NR2R3)
amifampridin :
lat. * amino (amin grubu, NH2 içeren) + 3,4-diaminopyridine (3,4-diaminopiridin
bileşiği) * nöromüsküler iletimi artırmak için kullanılan sentetik bileşik,
Lambert-Eaton myastenik sendrom ve benzeri kas güçsüzlüğü durumlarında görev
alan ilacın etken maddesi (C5H7N3)
amifostin :
lat. * amino (amin grubu, NH₂
içeren) + fosfin (fosfor içeren bileşik) + ine (isim yapma eki) * kanser
tedavisinde kemoterapi ve radyoterapiye bağlı yan etkileri azaltmak için
kullanılan koruyucu madde, ilacın etken maddesi (C5H15N2O3PS)
amigdala :
gre. * amugdale, amygdale (badem, badem ağacı) * beyinde yer alan ve korku,
kaygı, öfke ve endişe gibi duygu alanlarını, duyguları ve öğrenmeyi yöneten
badem şeklinde bir bölge
amigo :
lat. * amicus (sevilen, sevgili, dost) (amare (sevmek) (am (anne) + are (fiil
mastar eki) ) + icus (ile ilgili, gibi, -a ait) (lat.); umm (anne) (ara.) *
dost, arkadaş, yoldaş; taraftar, destekleyici; maç esnasında tribünde
seyircileri coşturan kimse
amik :
ara * umk (derinlik), amika (derin olmak) * derin, dibi çok aşağıda olan
amikasin :
lat. * amikacin (amine, amino (karbona bağlı bir nitrojen (azot) atomu içeren
bileşik) + kacin (aminoglikosid sınıfından antibiyotik olan kanamisin ve
bekanamisin türevi) * bakteriyel enfeksiyon tedavisinde kullanılan
aminoglikozid grubu bir antibiyotik (C22H43N5O13)
amil :
ara. * amala (iş yapmak, çalışmak, yapmak, işlemek), amel (iş, çalışma, yapma)
* yapan, yapabilen, işleyen
amilaz :
gre., lat. * amylon (ince un, nişasta) (gre.) + ase (enzim eki) (lat.) *
tükürük bezleri ve pankreas tarafından sentezlenen bir sindirim enzimi
amilofaji :
gre. * amylon (ince un, nişasta) + phageia (yeme durumu, yutma durumu) (phagein
(yemek, yutmak, tüketmek) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * nişasta
yeme, nişastayı sindirme veya tüketme davranışı, hamur yeme
amiloid :
gre. * amylon (ince un, nişasta) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli,
biçimli) * kemik iliğinde üretilen, bazı hastalıklarda karaciğer, böbrek, dalak
veya diğer dokularda biriken bir protein (C194H295N53O58S)
amiloidoz :
gre. * amylon (ince un, nişasta) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli,
biçimli) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * amiloid isimli
proteinin organlarda anormal derecede birikmesi sonucu kalp, böbrekler,
karaciğer, dalak, sinir sistemi ve sindirim sistemi gibi organların düzgün
çalışmamasına neden olan nadir bir hastalık
amiloplast :
gre. * amylon (ince un, nişasta) + plastos (oluşturulmuş, şekillendirilmiş,
biçimlendirilmiş, kalıplanmış) (plassein (şekillendirmek, biçimlendirmek,
oluşturmak, kalıp dökmek) + os (sıfat yapım eki) ) * bitki hücrelerinde
bulunan, özellikle kök, yumru ve tohum gibi depolama organlarında fotosentez
sonucu üretilen glukozun nişastaya dönüştürülerek depolanmasını ve yer
çekiminin algılanmasını (jeotropizma) sağlayan renksiz bir plastid (löko plast)
türü
amilum : gre.
* amylon (öğütülmemiş, değirmenden geçirilmemiş; özellikle öğütülmemiş tahıldan
yapılan nişastalı madde) (a (yokluk, eksiklik, zıtlık, olumsuzluk eki) + myle
(değirmen, öğüten araç, öğütme aracı) ) + on (sıfat yapı m eki) (gre.); amylum
(lat.) * bitkilerde fotosentez ürünü olarak oluşan, glikoz birimlerinden
meydana gelen, enerji depolama görevi gören polisakkarit, nişasta
amim :
ara. * amm (genel, yaygın, herkese ait) * topluma ait, herkesle ilgili, ortak
amin :
ara. * amn (güven, emniyet), amana (inanmak, güvenmek, emin olmak, itimat
etmek), amina (güvende olmak, emin olmak), iman (güven, inanç), emin
(güvenilir, güvenli, güvenilir, inanılır, korumalı) * inan, iman et, güven
amin :
lat. * amine, amino (ammonia (amonyak; antik Mısır tanrısı Amun, Ammon) + ine
(organik bileşik/alkaloid türevi eki) * karbona bağlı bir nitrojen (azot) atomu
içeren ve amonyaktaki hidrojenin yerine tek değerli hidrokarbonlu köklerin
geçmesiyle oluşan ürünlerin genel ismi (R − NH2) (R = “radikal” olarak
isimlendirilen, en az bir eşlenmemiş değerlik elektronuna sahip olan atom,
molekül veya iyon)
amino :
lat., gre. * ammonia (amonyak) (ammon (antik Mısır tanrısı Amun) + eia (isim
yapım, yer ve durum eki) ) (gre.) + ium (kimyasal madde eki) + o (kimyasal
bileşiklerde kök veya grup adı eki) (lat.) * azot atomuna bağlı bir veya daha
fazla hidrojen içeren, özellikle NH2 grubu ile gösterilen ve amino asitler,
proteinler ile birçok organik bileşiğin yapısında bulunan fonksiyonel grup ile
ilgili nitelik
aminoasit :
lat. * amino (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki);
amonyağın hidrojen atomlarından birinin bir hidrokarbon radikaliyle yer
değiştirdiği bileşik) (ammonia (suda çözünen ve güçlü alkali veren gaz) + ine
(kimyasal element eki) ) + acidum, acidus (ekşi olan, asit) (acere (ekşi olmak)
+ idus (ile ilgili olan) ) * amin grubu ve karboksil grubu taşıyan ve
proteinlerin yapı taşı olan organik bileşik (R-CH(NH2)-COOH)
aminofilin :
lat., gre. * amino (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki)
(lat.) + phylline (phyllon (yaprak) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki)
) (gre.) * astım veya KOAH kaynaklı hava yolu tıkanıklığının tedavisinde
kullanılan, 1/2 oranında etilendiamin ile bronkodilatör teofilinin bir bileşiği
(C16H24 N10O4)
aminoglikozid :
lat. * amino (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (lat.) +
gleukos (tatlı şarap) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli)
(gre.) * bileşiminde yalnız aminli şekerler bulunan, aerob ve Gram negatif
boyanan bakterilere, pseudomonas, enterobakteri, piyosiyanik basiller ve
stafikoklara karşı etkili bir bakteri öldürücü antibiyotik
aminoglütetimid :
lat. * amino (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) (lat.) +
gluttire (yutmak) + ethimide (steroid sentezi inhibisyonu ile ilgili bileşik
eki) * nöbetler , Cushing sendromu , meme kanseri ve prostat kanseri gibi diğer
endikasyonların tedavisinde kullanılan bir ilacın etken maddesi (C13H16N2O2)
aminokaproik asit :
lat. * amino (-NH2, amin grubu) + caper (keçi) + icus (ile ilgili, -a ait) +
acidum (ekşi, asit) * fibrin pıhtılarının yıkımını (fibrinoliz) engelleyerek
aşırı kanamaları önlemek veya durdurmak amacıyla kullanılan antifibrinolitik
bir ilaç etken maddesi (C6H13NO2) (ilk olarak keçi sütünde ve tereyağında bulunan
yağ asitlerinden (kaproik asit) izole edilmesinden)
aminopiridin :
lat. * amino (-NH2, amin grubu) + pyridine (piridin halkası, aromatik azotlu
halka) * kimyasal yapısında bir piridin halkasına bağlı amino grubu (-NH₂) bulunduran, özellikle tıp
ve tarım sektöründe (nörolojik hastalıkların tedavisinde ve kimyasal ara ürün
olarak) kullanılan organik bir bileşik (C5H6N2)
aminopropionitrile :
lat. * amino (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) + propion
(propiyonik asit, üç karbonlu zincire (C3H6O2) sahip bir karboksilik asit) +
nitrile (bir nitrojen atomuna üçlü bağlı karbondan oluşan fonksiyonel grup CN)
(nitrum (natron, potasyum nitrat) + ile (kimyasal madde eki) ) * kolajen
lifleri arasındaki çapraz bağlanmayı geçici olarak engelleyen ve onarım
kalitesini artıran, hem amin hem de nitril fonksiyonel gruplara sahip organik
bir bileşik, β-aminopropionitril
aminopterin :
lat., gre. * amino (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki)
(lat.) + pterin (hücre metabolizmasında kofaktör olarak rol oynamasıyla
karakterize edilen, 2-amino-4-hidroksipiridin çekirdekli nitrojen heterosiklik
bileşikleri) (pteryx, pterygos, ptera, pteron (kanat, yüzgeç) + in (kimyasal
madde eki) ) (gre.) * kelebeğin kanatlarındaki pigmentten elde edilen,
kemoterapide kullanılan immünosüpresif özelliklere sahip, folik asidin 4-amino
türeviantineoplastik ilacın etken maddesi (C19H20N8O5)
aminosalisilik asid :
lat. * amino (aminum, amin grubu, NH2 içeren) + salicylicum (salicylum, söğüt
ağacı kabuğundan türeyen, salisilik asit) + icus (ile ilgili, -a ait) + acidum
(ekşi, asit) * tüberküloz tedavisinde kullanılan antibakteriyel ilacın etken
maddesi (C7H7NO3)
amiodaron :
lat. * amio (amine (amonyak türevli bir azot içeren grup (-NH2) eki) + dar
(antiaritmik ajan “daron”) + one (oksijenli bileşik, keton grubu (C=O) ); amino
(amin grubu, NH2) + iodine (iyot elementi, I) + furan (beş üyeli oksijenli
aromatik heterosiklik halka) + ketone (karbonil grubu, C=O) taşıyan organik
bileşik) * kardiyak ritim bozukluklarını tedavi etmek ve önlemek için
kullanılan bir antiaritmik ilacın etken maddesi (C25H29I2NO3)
amip :
gre. * ameibein (değişmek, dönüşmek, takas etmek), amoibe (değişim, dönüşüm) *
protoplazmanın parmak benzeri çıkıntılarını uzatarak yiyecek yakalayan ve hareket
eden, serbest veya parazitik yaşayabilen ve şekil değiştirebilen tek hücreli
organizma
amir :
ara. * amara (emretmek, yönetmek, buyurmak), emr (iş, emir, komut, buyruk,
talimat) * emreden, emir veren, buyuran, iş veren; erkek ismi
amir el bahr : ara.
* amir (emreden, buyuran, üst yetkili) + el (ön ek, artikel) + bahr (deniz)
(ara.); * admiral, admirale, Admiral (amiral) (ing., fra., alm.)
amiral :
ara. * amir (emreden, buyuran, üst yetkili) + el (ön ek, artikel) + bahr
(deniz) (ara.) * deniz kuvvetleri komutanı, yüksek rütbeli deniz subayı, deniz
kuvvetlerinde general rütbelerinin denizdeki karşılığı olan, donanmanın sevk ve
idaresinde görev yapan yüksek rütbeli üst düzey komutan (subay)
amirane :
ara., far. * amir (emreden, buyuran, üst yetkili) + ane (gibi, ile ilgili,
olarak) * emir, komutan veya yöneticiye ait, amir tarzına uygun
amir-i ita :
ara. * amir (emreden, buyuran, talimat veren) + ı (tamlama eki) + ita (verme,
ödeme) * devlet harcamalarının yapılması için saymanlıklara talimat verme yetkisine
sahip kamu yöneticisi
amisülpirid :
lat. * ami (amine (amonyak türevli bir a azot içeren grup (-NH2) eki) + sul
(sulfonyl (sulfur, sulfon (sülfür, kükürt) + yl (alkil eki; kimyasal radikal
hidrokarbon veya türev eki) ) ) + pyrid (antipsikotik ilaç eki, sulpirid
türevi) * psikoz tedavisinde kullanılan antipsikotik bir ilacın etken maddesi
(C17H27N3O4S)
amiş :
alm. * amman (İsviçre'nin Bern kantonunda doğmuş olan ve Amiş tarikatının
kurucusu olan anabaptist lider Jakob Amman’ın soyadından) + isch (ile ilgili,
gibi, -a ait, benzer) * ABD'nin Pensilvanya ve Ortabatı eyaletlerinde ve
Kanada'da yaygın olan tutucu bir Hristiyan mezhebi
amit :
lat. * aminum, amino (azotlu organik baz, NH2 grubu) (ammonia (amonyak) ) + ide
(ikili bileşik, anyon eki) * amonyağın hidrojeni yerine bir asit kökünün
geçmesiyle oluşan amin türevi, azot içeren bileşiklerin ismi (R1(CO)NR2R3)
amitotik :
gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mitos (iplik, tel, lif,
ip, iğ ipliği, hücre bölünmesi için kullanılan iğ ipliği) + ikos (ile ilgili,
-a ait, gibi) * hücre bölünmesi sırasında iğ ipliklerinin (mitotik mekik)
oluşmadığı veya işlev görmediği anormal, bozuk bir hücre bölünmesi süreci ile
ilgili
amitotik bölünme :
gre., tür. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mitos (iplik, tel,
lif, ip, iğ ipliği, hücre bölünmesi için kullanılan iğ ipliği) + ikos (ile
ilgili, -a ait, gibi) (gre.) + bölünme (ikiye ayrılma, yarılma, kesilme) (tür.)
* çekirdek zarının ve kromozomların belirgin biçimde iğ iplikleri oluşturmadan
doğrudan boğumlanarak ayrıldığı, mitotik evrelerden geçmeyen hücre bölünmesi
biçimi, doğrudan bölünme
amitoz :
gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mitos (iplik, tel, lif,
ip, iğ ipliği, hücre bölünmesi için kullanılan iğ ipliği) + sis (isim yapım
eki) * lifsizlenme; amip, akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla
olan çoğalma
amitriptilin :
lat. * ami (aminum, amino (azotlu organik baz, NH2 grubu) + tri (üç) + heptyl
(heptane (hepta (yedi) + ane (alkan eki) ) + yl (alkil eki; kimyasal radikal
hidrokarbon veya türev eki) ) + ine (alkin eki) * majör depresif bozukluğu ve
nöropatik ağrıdan fibromiyaljiye, migren ve gerilim baş ağrılarının tedavisinde
kullanılan bir trisiklik antidepresan (C20H23N)
amiyane :
ara., far. * ammi (avama ait, genel, bayağı, sıradan) (amm (genel, sıradan) + i
(ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (ara.) + ane (gibi, ile ilgili) (far.) *
incelikli olmayan, bayağı, kibara yakışmayacak biçimde
amiyotoni :
gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + myo (kas, adale) +
teinein, teino (germek, uzatmak), tonia (kudret, kuvvetlilik, güçlülük) (tonos
(perde, vurgu, gerilim, gerginlik, anahtar, güç, kuvvet, basınç; ses, vokal
perdesi, sesin yükseltilmesi, müzikte vurgu, ses perdesi) + eia (isim yapım,
yer ve durum eki) ) * kas tonusunun yokluğu, kas gevşekliği; kasların normal
tonus veya geriliminin azalması veya kaybı
amiyotrofi :
gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + myo (kas, adale) +
trephein (beslemek, gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia (beslenme,
gıdalanma, büyüme durumu) (trophos, trophe (besin, gıda, beslenme, gelişim,
büyüme) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * iskelet kaslarında görülen ve
çizgili kas telinin yok olmasıyla sonuçlanabilen hacim azalması
amiyotrofik lateral skleroz
(als) : gre., lat. * amyotrophic lateral sclerosis (a (-sız,
yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + myo (kas, adale) + trephein (beslemek,
gıdalamak, büyütmek, geliştirmek), trophia (beslenme, gıdalanma, büyüme durumu)
(trophos, trophe (besin, gıda, beslenme, gelişim, büyüme) + eia (isim yapım,
yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.) + latus,
later (yan, kenar) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) + sklerein
(sertleşmek) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) (gre.) ) * kasları
dejenere ederek fonksiyon kaybına sebep olan bir nöromotor hastalığı
amkapağı :
tür. * am (dişi cinsel organı, vajina) + kapak (örtü) + ı (iyelik eki) *
isparoz balığının küçüğü; küçük dil balığı (kunnilingus ilintili argo anlam)
amle :
ara. * amle, umlat (ç.) * madeni para
amlodipin :
lat. * aml (nitrojenli (azot) amino grubu) ) + dipi (dihydropyridine) + pine
(kalsiyum kanal blokeri ilaç eki (nifedipine, amlodipine gibi) * yüksek
tansiyon ve koroner arter hastalığını tedavi etmek için kullanılan bir kalsiyum
kanal bloker ilacın etken maddesi (C20H25ClN2O5)
amma :
ara. * amma, emma (fakat, lakin, -e gelince ) * fakat, ancak, lakin, -e gelince
amman :
mıs., ara. * amman (gizli, saklı, korunmuş, güvende, emin) * Ürdün'ün başkenti;
eski halkın ismi olan Ammonit'lerden
ammi :
gre. * ammi (Antikçağda şifalı bir bitki adı) * aromatik tohumları kullanılan,
şemsiyegiller familyasına ait otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi
ammobium :
gre. * ammos (kum) + bios (hayat, yaşam, dirim, canlılık) * kumlu ve kurak
alanlara uyum sağlamış, papatyagiller (Asteraceae) familyasına ait otsu
bitkileri kapsayan bitki cinsi
ammocharis :
gre. * ammos (kum) + charis (zarafet, güzellik) * kumlu ve kurak alanlarda
yetişen, gösterişli çiçeklere sahip soğanlı bitkileri kapsayan bitki cinsi
ammodytes :
gre. * ammos (kum) + dynein (içeri girmek, içine girmek, batmak, dalmak), dytes
(içine giren, dalan, batan) * kuma gömülerek yaşayan, ince uzun gövdeli, kum
yılan balıklarını (Ammodytidae) ve zehirli bir yılan türü olan burunlu engereği
(Vipera ammodytes) tanımlamak için kullanılan bilimsel bir terim
ammodytidae :
gre., lat. * ammos (kum) + dynein (içeri girmek, içine girmek, batmak, dalmak),
dytes (içine giren, dalan, batan) (gre.) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form)
(gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * çoğunlukla kumlu deniz
tabanlarında yaşayan, tehlike anında veya dinlenirken kuma gömülen, ince ve
uzun gövdeli, ışınsal yüzgeçli deniz balıklarını kapsayan, en bilinen üyeleri
Ammodytes cinsine ait kum yılan balıkları olan balık familyası
amnesti :
gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mimneskein (hatırlamak,
anımsatmak), mnesis (hafıza, bellek) * bir otoritenin (hükümet olarak)
özellikle bir grup kişiye af sağladığı bir merhamet eylemi (yapılanları unutma,
affetme anlamından); hafıza kaybı
amnestik :
gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mimneskein (hatırlamak,
anımsatmak), mnesis (hafıza, bellek) + tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer)
* amnesti ile ilgili
amnezi :
gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mimneskein (hatırlamak,
anımsatmak), mnesis (hafıza, bellek) * hafıza kaybı
amnezifobi :
gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mimneskein (hatırlamak,
anımsatmak), mnesis (hafıza, bellek) + phobia (korkma, korkulu olma) (phobos
(korku) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * hafıza kaybı korkusu
amnezik :
gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mimneskein (hatırlamak,
anımsatmak), mnesis (hafıza, bellek) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer)
* hafıza kaybı ile ilgili
amnios
:
gre. * amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) * sürüngen, kuş ve
memeli hayvanlar ile insanlarda, rahimdeki embriyoyu en içten çevreleyen, içerdiği
berrak sıvı sayesinde fetüsü dış darbelere, kuruyarak zarar görmeye karşı
koruyan ve onun rahatça hareket ederek gelişmesini sağlayan ince, kapalı zarsı
kese, embriyon kesesi
amniota :
gre., lat. * amnion, amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) + ota
(takson eki) (lat.) * embriyosu amniyon zarıyla çevrili olan, sürüngenler,
kuşlar ve memelileri kapsayan omurgalılar kladı
amniyon :
gre. * amnion, amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) (gre.); emin
(güvenli) (ara.) * rahimdeki sürüngen,
kuş ve memeli embriyolarını dıştan saran, içi amniyon sıvısıyla dolu olan ve
fetüsü mekanik darbelere, kurumaya ile enfeksiyonlara karşı koruyan en içteki
şeffaf embriyo zarıdır, su kesesi, döl kesesi
amniyon sıvısı :
gre., tür. * amnion, amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) + sıvı
(akan, akıcı olan) + sı (iyelik eki) * gebelik sırasında amnios kesesi içindeki
fetüsü çevreleyen, koruyan ve bebeğin içinde yüzdüğü berrak ve hafif sarımsı
bir sıvı
amniyos :
gre. * amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) * sürüngen, kuş ve
memeli hayvanlar ile insanlarda, rahimdeki embriyoyu en içten çevreleyen,
içerdiği berrak sıvı sayesinde fetüsü dış darbelere, kuruyarak zarar görmeye
karşı koruyan ve onun rahatça hareket ederek gelişmesini sağlayan ince, kapalı
zarsı kese, embriyon kesesi
amniyosel :
gre. * amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) + kele (tümör,
yumru, şişlik, şişme, kese, torba, çıkıntı, fıtık) * doğum sonrasında gözyaşı
kesesinin şiş olduğu dakriyosistosel (amniyosel) kanalikül tıkanıklığı,
dakriyosel
amniyosentez :
gre. * amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) + kentesis
(iğneleme) (kentein (iğnelemek, iğne yapmak) + sis (isim yapım eki) ) * fetüsün
gelişimsel anormalliklerini taramak amacıyla rahim içine yerleştirilen içi boş
bir iğne vasıtasıyla amniyon sıvısından örnek alınması
amniyotik :
gre. * amnios (iç zar, embriyoyu saran zar; emin, güvenli) + ikos (ile ilgili,
gibi, -a ait, benzer) * amnion zarına ait veya amnionla ilgili, gebelikte bebeği
çevreleyen zarlarla bağlantılı olan
amobarbital :
lat. * amyl (amil grubu) + barbital (acidum barbituricum (barbitürik asit
türevi) + alis (ile ilgili, -a ait; kimyasal madde eki) ) (lat.) * merkezi
sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı ve uyku getirici etkisi olan, sedatif ve
hipnotik özellik taşıyan ilacın etken maddesi (C11H18N2O3)
amodiakin :
lat. * amino (amin grubu, NH2 içeren) + di (iki, ikili, çift) + aquine (kinin
türevi) * malarya tedavisinde kullanılan, parazitlerin çoğalmasını engelleyici
özellik taşıyan ilacın etken maddesi (C20H22ClN3O)
amoeba :
gre. * ameibein (değişmek, dönüşmek, yerine geçmek, değiştirmek), amoibe,
amoeba (değişim, dönüşüm) * değişim, dönüşüm; tatlı sularda, kokuşmuş su
birikintilerinde, nemli topraklarda yaşayan çıplak bir amip cinsi
amoeboid :
gre. * ameibein (değişmek, dönüşmek, yerine geçmek, değiştirmek), amoibe,
amoeba (değişim, dönüşüm) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli)
* biçimlerini sürekli değiştirebilen, yalancı ayaklar (psödopodlar) oluşturarak
hareket eden ve çevrelerindeki parçacıkları fagositoz yoluyla alabilen, amip
benzeri hareket özelliği gösteren, amip benzeri, amip şekilli, amipsel
amoeboid hücreler :
gre., ara. * ameibein (değişmek, dönüşmek, yerine geçmek, değiştirmek), amoibe,
amoeba (değişim, dönüşüm) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli)
(gre.) + hucra (oda, odacık, göze, hücre) (ara.) + ler (çoğul eki) (tür.) *
biçimlerini sürekli değiştirebilen, yalancı ayaklar (psödopodlar) oluşturarak
hareket eden ve çevrelerindeki parçacıkları fagositoz yoluyla alabilen, amip
benzeri hareket özelliği gösteren hücreler, amip benzeri hücreler, amip şekilli
hücreler, amipsel hücreler
amofobi :
gre. * aichmophobia (aichme (nokta) + phobia (korkma, korkulu olma) (phobos
(korku) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * sivri uçlu veya keskin cisim
korkusu
amok :
mal. * amok (öldürücü çılgınlık) * öldürme hırsına kapılmış olma, öldürme
arzusu; saldırı; Malaya 'da görülen akut bir saldırgan çılgınlık nöbeti
amoksapin :
gre. * amox (amin ile ilgili) + xa (ek) + pine (antipsikotik ilaç eki); a
(olumsuzluk, yokluk veya belirli kimyasal önek) + methyl (metil (CH3) grubu)
(methy (şarap) + hyle (ahşap, odun, tahta, ağaçlık, orman, fıçı) ) + loxapine
(antipsikotik bileşik) * depresyon, anksiyete veya ajitasyon semptomlarını
tedavi etmek için kullanılan bir trisiklik antidepresan (C17H16ClN3O)
amoksilin enzim inhibitörü :
lat., gre. * amoxicillin (yarı sentetik penisilin antibiyotiği) + enzyme
(enzim, biyokimyasal reaksiyonları katalizleyen protein) + inhibitor (enzim
aktivitesini engelleyen madde) * amoksisilin ile birlikte bir enzime bağlanan,
onun etkinliğini azaltan, bir patojeni yok edebilen veya bir metabolik
dengesizliği düzeltebilen molekül
amoksisilin :
lat., gre. * amoxicillin (amine, amino (karbona bağlı bir nitrojen atomu içeren
bileşik) (lat.) + oxy (oxus, oxys (keskin, sivri, ekşi, asidik, oksijenli) )
(gre.) + penicillin (penicillium (fırça) ) (lat.) ) * göğüs enfeksiyonları
(pnömoni dahil), diş apseleri gibi bakteriyel enfeksiyonları, akut orta kulak
iltihabı, streptokok farenjiti, zatürre, cilt enfeksiyonları, idrar yolu
enfeksiyonları, Salmonella enfeksiyonları, Lyme hastalığı ve klamidya
enfeksiyonları tedavisinde kullanılan bir penisilin antibiyotiği (C16H19N3O5S)
amoksisilin beta-laktamaz
inhibitörü : lat., gre. * amoxicillin (yarı sentetik
penisilin antibiyotiği) + beta-lactamase (beta-laktam antibiyotikleri
parçalayabilen enzim) + inhibitor (enzim aktivitesini engelleyen madde) *
solunum sistemi infeksiyonları ve KOAH tedavisinde kullanılan antibiyotik grubu
amon :
gre. * amon (gizli, saklı, görünmeyen; emin, güvende) * Hz. Süleyman’ın
(Solomon) ana kitabı olan Lemegeton, Clavicula Salomonis’te maji ile ilgili
olan ve 72 cini tanımlayan Ars Goetia (Hükmetme Sanatı) bölümünde yer alan,
kırk lejyon iblise hükmeden, baykuş kafalı bir kurt veya insan kafalı bir
kuzgun olarak tasvir edilen, geçmiş ve geleceği bilme yeteneği ile küsleri
barıştırma gücüne sahip olan, cehennemin büyük markizi olarak yer alan yedinci
cin
amon ra :
gre. * amun (gizli, saklı, görünmeyen, emin, güvende, güvenli) + ra (görmek,
gören) * gizliyi gören, her şeyi gören; Mısır mitolojisinde gerçeğin efendisi,
tanrıların babası, insanların yaratıcısı, tüm hayvanların yaratıcısı, var olan
her şeyin Rabbi, yaşam asasının yaratıcısı
amonifikasyon :
lat. * ammonia (amonyak) (ammon (Mısır tanrısı Amun) + eia (isim yapım, yer ve
durum eki) ) + ficatio (facere, ficere (yapmak, etmek, eylemek, işlemek, icra
etmek, oluşturmak) + tio (fiili isim yapan son ek) ) * azot döngüsünün temel
basamaklarından biri olan, organik azotlu bileşiklerin mikroorganizmalar
tarafından parçalanarak amonyak (NH3) veya amonyum (NH4⁺) bileşiklerine
dönüştürülmesi süreci
amontons yasası :
fra., tür. * Amontons (Fransız fizikçi Guillaume Amontons’un soyadından) + yasa
(kural, kanun, ilke, prensip) + sı (iyelik eki) (tür.) * sabit hacimli bir
gazın basıncı ile mutlak sıcaklığı arasında doğrusal bir ilişki olduğunu
belirten ve gazların termodinamik davranışlarını açıklayan temel fizik yasası
amonyak :
gre., lat. * ammoniakos (ammon (antik Mısır tanrısı Amun) + eia (isim yapım,
yer ve durum eki) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (gre.); ammonia
(lat.) ) * azot atomu ve hidrojen atomundan oluşan renksiz, keskin ve rahatsız
edici kokulu bir bileşik (NH3)
amonyum :
lat. * ammonia (amonyak) (ammon (antik Mısır tanrısı Amun) + eia (isim yapım,
yer ve durum eki) ) + ium (kimyasal element eki) * amonyak (NH3) çözeltisinde
oluşan pozitif iyon (NH4⁺)
(gübre, temizlik maddeleri ve kimya endüstrisinde kullanılır.)
amonyum klorür :
lat. * ammonium (azot ve hidrojen içeren NH4⁺
iyonu) + chloridum (klorür iyonu, Cl⁻) *
suda kolay çözünebilen, tıbbi, endüstriyel ve gıda uygulamalarında asidik
özellikleri kullanılarak çeşitli çözelti ve karışımlarda yer alan madde (NH4Cl)
amonyum nitrat :
lat. * ammonia (amonyak) (ammon (antik Mısır tanrısı Amun) + eia (isim yapım,
yer ve durum eki) ) + ium (kimyasal element eki) + nitrat (NO3⁻ iyonu içeren bileşik)
(nitrum (azot kökü, güherçile) + ate (asit tuzu veya esteri eki) * gübre olarak
yaygın kullanılan, güçlü bir oksitleyici madde ve uygun koşullarda patlayıcı
olan azot kaynağı madde
amor :
lat. * amare (sevmek) * aşk, sevgi, güçlü dostluk hissi
amoralizm :
lat. * a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + moralis (ahlaki) (mos,
mor, mores (ahlak) + alis (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) + ismus (isim
yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) * ahlaki ilkelere veya değerlere
uymama anlayışı; töreyi yadsıyan ve hiçbir törel ilkeyi kabul etmeyen öğretilerin
genel isimi, töredışıcılık
amorf :
gre. * amorphos (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + morphe,
morphos (şekil, biçim, form, kalıp) ) * şekilsiz, biçimsiz
amorfizasyon :
gre., lat. * amorphos (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + morphe,
morphos (şekil, biçim, form, kalıp) ) (gre.) + izare (dönüştürmek, hale
getirmek) + tio (isim yapım eki) (lat.) * kristal veya düzenli yapıya sahip bir
maddenin fiziksel, kimyasal veya mekanik etkiler sonucunda amorf (şekilsiz,
düzensiz) yapıya dönüştürülmesi süreci
amorfojenez :
gre. * a (-sız, yokluk, zıtlık, olumsuzluk eki) + gre. * morphe (şekil, biçim,
kalıp, form) + genesis (yaratılış, oluşum) (genes (doğuran, ortaya çıkaran,
yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) + isis (isim yapım
eki) ) * organizmaların, dokuların veya organların normal, belirli ve simetrik
bir yapısal form geliştiremeyerek şekilsiz, düzensiz veya kusurlu bir biçimde
oluşması süreci
amorlar :
aka. * Amurru (batı, batı ülkesi; batıda yaşayanlar, batılılar) (aka.) + lar
(çoğul eki) (tür.) * MÖ 3. binyılın sonlarından itibaren Mezopotamya ve
Suriye'de etkili olan, Sami dilleri konuşan eski bir halk (Eski Babil
Devleti'nin kurucusu olan Hammurabi'nin hanedanı da Amor kökenlidir.)
amorolfin :
lat. * amorolfine (amor (molekül veya ilaç serisini belirten kök (özgül
türetim) + ol (hidroksil, alkol grubu OH) + fine (antifungal ajan eki) *
ergosterolü tüketen ve ignosterolün mantar sitoplazmik hücre zarlarında
birikmesine neden olan Δ14-sterol redüktazı ve kolestinol Δ-izomerazı inhibe
eden bir morfolin antifungal ilacın etken maddesi (C21H35HO)
amorozis fugaks :
gre., lat. * amauros (karanlık, belirsiz, loş) + osis (isim yapım, durum,
sorun, hastalık eki) (gre.) + fugax (kaçıcı, geçici, kısa ömürlü) (fugere (kaçmak;
sıvışmak, uzaklaşmak) + ax (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) (lat.) * göz
sinirleri veya retina kaynaklı, ağrısız, kısmi veya tam kapsamlı geçici veya
kalıcı körlük durumu
amorpha :
gre. * a (yokluk, eksiklik, zıtlık, olumsuzluk eki) + morphe (şekil) *
çiçekleri klasik baklagil çiçeği formundan farklı olan, çalı formunda gelişen
bitkileri kapsayan bitki cinsi
amorphophallus :
gre. * amorphos (şekilsiz) + phallos (erkeklik organı) * iri ve sıra dışı çiçek
yapılarıyla tanınan, arumlular familyasına ait tropikal bitkileri kapsayan
bitki cinsi
amorti :
lat. * admortis (admortire (tüketmek, söndürmek, sönümlemek, itfa etmek,
öldürmek, durdurmak, canlılığını gidermek) (ad (-a doğru, yönelim, yan, yakın)
+ mortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek), mortis (ölüm, ölmüş olma) ) *
piyangoda biletin satış fiyatına eşit değerde kazanılan ikramiye; harcanan para
kadar gelir elde edilmesi; yatırımın geri dönüşü; bir borcun veya varlığın
taksitle ödenmesi, itfa edilmesi
amortisman :
lat., fra. * admortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek) (ad (-a doğru, yönelim,
yan, yakın) + mortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek), mortis (ölüm, ölmüş
olma), mortuus (ölü) + ments, mentia (isim yapım eki) (lat.); amortissement
(fra.) * borcu geri ödeme, söndürme, sönümleme; sabit bir varlığın (makine,
araç vb.) kullanım süresi boyunca aşamalı olarak değerinin düşmesi, muhasebede
bu değer kaybının kayıt altına alınması işlemi ve maliyette hesaba katılan
yıpranma veya eskime payı
amortisör :
lat., fra. * admortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek) (ad (-a doğru, yönelim,
yan, yakın) + mortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek), mortis (ölüm, ölmüş
olma), mortuus (ölü) ) + or (-cı, yapan, eden eki); amortisseur (fra.) *
sönümleyici, darbe etkisi azaltıcı; mekanik sistemlerde darbe, titreşim veya
sarsıntıyı emerek azaltan parça veya düzenek; motorlu araçlarda süspansiyon
sisteminde kullanılan sönümleyici mekanizma
amortizasyon :
lat., fra. * admortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek) (ad (-a doğru, yönelim,
yan, yakın) + mortire (tüketmek, öldürmek, sönümlemek), mortis (ölüm, ölmüş
olma), mortuus (ölü) ) + izare (dönüştürmek, hale getirmek) + tio (isim yapım
eki) * bir varlığın maliyetinin veya değerinin belirli bir süre boyunca
sistemli olarak giderleştirilmesi veya borcun zaman içinde taksitler halinde
azaltılarak ödenmesi işlemi; fizik ve mühendislikte titreşim, darbe veya
salınımın sönümlendirilmesi süreci
ampelopsis :
gre. * ampelos (asma) + ops, opsis (göz, görme, görünüş, görünüm, yüz) * asmaya
benzeyen sarılıcı gövdelere sahip, üzümgiller familyasına ait bitki cinsi
amper :
hin., lat., fra. * amper (ombh (su, su yolu, akım hattı) (hin.), ambra (lat.);
ampère (Fransız fizikçi ve matematikçi André-Marie Ampère’in soyadından) (fra.)
* bir iletkenden bir saniyede geçen elektrik yükü miktarını ifade eden,
elektrik akımının SI'daki temel birimi (simgesi A)
ampermetre :
hin., lat., fra., gre. * amper (ombh (su, su yolu, akım hattı) (hin.), ambra
(lat.); ampère (Fransız fizikçi ve matematikçi André-Marie Ampère’in
soyadından) (fra.) + metron, metros (ölçü) (gre.) * bir elektrik devresinden
geçen elektrik akımının şiddetini ölçen cihaz
amperometri :
hin., lat., fra., gre. * amper (ombh (su, su yolu, akım hattı) (hin.), ambra
(lat.); ampère (Fransız fizikçi ve matematikçi André-Marie Ampère’in
soyadından) (fra.) + metron, metros (ölçü) + eia (isim yapım ve durum eki)
(gre.) * sabit bir potansiyel altında oluşan elektrik akımını ölçerek bir
maddenin derişimini veya miktarını belirlemeye dayanan ölçüm yöntemi
amperometrik :
hin., lat., fra., gre. * amper (ombh (su, su yolu, akım hattı) (hin.), ambra
(lat.); ampère (Fransız fizikçi ve matematikçi André-Marie Ampère’in
soyadından) (fra.) + metron, metros (ölçü) + ikos (ile ilgili) (gre.) * sabit
bir potansiyel altında oluşan elektrik akımını ölçerek bir maddenin derişimini
veya miktarını belirlemeye dayanan ölçüm yöntemiyle ilgili; amperometriye ait
amperölçer :
hin., lat., fra., gre. * amper (ombh (su, su yolu, akım hattı) (hin.), ambra
(lat.); ampère (Fransız fizikçi ve matematikçi André-Marie Ampère’in
soyadından) (fra.) + ölç (değer tespit etmek) + er (yapan, eden, araç eki)
(tür.) * elektrik akımının şiddetini ölçen cihaz, ampermetre
amphibia :
gre. * amphibion (amphi, amphos (her iki tarafta, her iki türden; her tarafta,
her tarafta, dönel, çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) + bios (yaşam,
hayat, canlılık) ) + eia (isim yapım ve durum eki) * ikiyaşayışlı, yüzergezer,
hem karada hem suda yaşayabilen canlı türü, kurbağalar, semenderler ve kör
semenderleri kapsayan omurgalılar sınıfı, ikiyaşamlılar
amphibolidae :
gre., lat. * amphibion (amphi, amphos (her iki tarafta, her iki türden; her
tarafta, her tarafta, dönel, çevreleyen, iki, çift, çift yönlü, ikili) +
ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek)
+ eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya
eki) (lat.) * oğunlukla gelgit bölgelerinde yaşayan, hem deniz hem kara
ortamına uyum sağlayabilen hava soluyan deniz salyangozlarını kapsayan
yumuşakça familyası
amphibolos :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak;
sıkıştırmak, sokmak, koymak, yerleştirmek), bole, bolos (atma, fırlatma,
savurma, giriş) ) * iki tarafa atılmış, iki yönlü, iki anlamlı; bu nedenle
belirsiz, kararsız, kuşkulu, değişken; birden fazla anlama gelebilen, belirsiz
veya çift anlamlı ifade; piroksenlere yakın özellikte, esmer, kara, yeşil
karışımı bir renkte bir silikat grubu (A 0-1 B 2 C 5 T 8 O 22 (OH, F) 2)
amphichthyidae :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + ikhthys (balık) + eidos (görünüş, şekil,
biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * ışınsal yüzgeçli
balıklar (Actinopterygii) sınıfındaki Batrachoidiformes takımına ait olan,
Amerika'nın tatlı sularında yaşayan, ince uzun gövdeli Amphichthys cinsini
kapsayan kurbağa balığıgiller (Batrachoididae) familyasından bir balık
amphicyonidae :
gre., lat. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + kyon (köpek), kynos (köpekle ilgili)
(gre.) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik
familya eki) (lat.) * Oligosen ve Miyosen dönemlerinde Avrasya, Afrika ve Kuzey
Amerika'da yaşamış, ayı ve köpek özelliklerini birlikte taşıyan iri etçil
memelileri kapsayan, en bilinen üyeleri Amphicyon cinsi olan soyu tükenmiş
ayı-köpekler familyası
amphipoda :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + pous, podos (ayak) + a (çoğul eki) *
gövdelerinin ön ve arka kısmında farklı yapıda bacaklar taşıyan, çoğunluğu
denizlerde, bir kısmı tatlı sularda ve nemli karasal ortamlarda yaşayan, yandan
basık gövdeli kabukluları kapsayan takım, Tırnaksılar, Çokçeşitayaklılar
amphisbaenidae :
gre., lat. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + bainein (gitmek, yürümek) + eidos
(görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki)
(lat.) * tropikal ve subtropikal bölgelerde yaşayan, bacaksız, toprak altında
kazıcı yaşam süren, solucanı andıran sürüngenleri kapsayan, en bilinen üyeleri
Amphisbaena cinsi olan solucankertenkelegiller, iki başlı kertenkeleler
familyası
amphiuma :
gre. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + haima (kan) * Kuzey Amerika'nın bataklık
ve yavaş akan tatlı sularında yaşayan, uzun yılanımsı gövdeli, çok küçük
bacaklı ve dış görünüşü yılanı andıran semender cinsi
amphiumidae :
gre., lat. * amphi (iki, çift, çift yönlü, ikili, iki tarafta, her iki yanda,
çevresinde, etrafında, karşılıklı) + haima (kan) (gre.) + eidos (görünüş,
şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) *
yalnızca Amphiuma cinsini kapsayan, Kuzey Amerika'nın bataklık ve yavaş akan
tatlı sularında yaşayan, uzun yılanımsı gövdeli ve çok küçük bacaklı
semenderleri içeren amfiyumagiller familyası
amphorogynaceae :
gre. * amphoreus (iki kulplu kap) (amphi, ampho (iki, çift, çift yönlü, ikili)
+ phereus, phoreus (taşıyıcı) (pherein (taşımak, götürmek, getirmek) (gre.) +
us (isim yapım eki) (lat.) ) + gyne (dişi, kadın; botanikte dişi organ) (gre.)
+ aceae (-giller, botanik familya eki) (lat.) * Avustralya ve Yeni Kaledonya'ya
özgü olan, ağaç ve çalı formunda kök paraziti olarak yaşayan çiçekli bitkileri
ve Amphorogyne cinsini içeren sandal ağacı takımına (Santalales) ait bitki
familyası
ampir :
gre. * empeiria (deney, deneyim, tecrübe) (em (iç, içine, içinde) + peirein
(denemek, sınamak) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * XIX. yüzyılın
başlarında Fransa’da ortaya çıkmış ve Avrupa’ya yayılmış olan bir mimarlık,
mobilya, giyim vb. tarzı
ampirik :
gre. * empeirikos (empeiria (deney, deneyim, tecrübe) (em (iç, içine, içinde) +
peirein (denemek, sınamak) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) + ikos (ile
ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * gözleme, deneyime ve tecrübeye dayanan;
teoriden ziyade uygulama ve gözlemle elde edilen bilgi ve sonuçlara dayalı
olan, deneysel
ampirik veri :
gre., tür. * empeirikos (empeiria (deney, deneyim, tecrübe) (em (iç, içine,
içinde) + peirein (denemek, sınamak) (gre.) + veri (bilgi) (tür.) * gözlem,
deney, ölçüm veya doğrudan deneyim yoluyla elde edilen, kuramsal veya mantıksal
çıkarımdan değil gerçek olgulardan toplanan bilgi ve bulgu
ampirizm :
gre. * empeirismos (empeiria (deney, deneyim, tecrübe) (em (iç, içine, içinde)
+ peirein (denemek, sınamak) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) + ismos (isim
yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) ) * bilginin kaynağını deneyim ve
gözleme dayandıran, bilginin duyumlar sayesinde ve deneyimle kazanılabileceğini
öne süren felsefi görüş, deneysellik, deneyimle ilgili olma, gözleme dayalı
olma, deneyselcilik
ampisilin :
lat. * ampicillin (aminum, amino (karbona bağlı bir nitrojen (azot) atomu
içeren bileşik) + penicillin (penicillum, penicillus (fırça, küçük fırça) ) *
endokardit, idrar yolu enfeksiyonu, menenjit, salmonelloz ve solunum yolu
enfeksiyonunun aralarında bulunduğu bazı hastalıkların önlenmesinde ve
tedavisinde kullanılan bir antibiyotik (C16H19N3O4S)
ampisilin enzim inhibitörü :
lat. * ampicillin (yarı sentetik penisilin antibiyotiği) + enzyme (enzim,
biyokimyasal reaksiyonları katalizleyen protein) + inhibitor (enzim
aktivitesini engelleyen madde) * ampisilin birlikte bir enzime bağlanan, onun
etkinliğini azaltan, bir patojeni yok edebilen veya bir metabolik dengesizliği
düzeltebilen molekül
ampiyem :
gre. * empuema (irin, iltihap) (em (iç, içine, içinde) + pye, puon (irin,
iltihap) + ma (durum eki) * akciğer ile göğüs boşluğu arasındaki dar alanda
biriken iltihap
amplexicaul :
lat. * amplexus (sarmış, kucaklamış, kavramış) (amplecti (sarmak, kucaklamak,
kavramak) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) + caulis (gövde, sap) * bir
yaprağın veya yaprak sapının tabanının genişleyerek bitkinin gövdesini tamamen
veya kısmen kucaklayıp sarmış olması
amplifikasyon :
lat. * amplificare (genişletmek, yaymak, çoğaltmak) (amplus, ampli (geniş,
yaygın, çok, bol, kapsamlı) + ficatio (facere, ficere (yapmak, etmek, eylemek,
işlemek, icra etmek, oluşturmak) + tio (fiili isim yapan son ek) ) * elektronik
sinyalleri artırma, çoğaltma, yükseltme, güçlendirme; izole edilen veya
patolojik materyallerde bulunan hedef genetik materyallerin (DNA veya RNA),
spesifik kısa zincirli oligonukleotid primerler yardımı ile, enzimatik olarak
sayısal çoğaltılması
amplifikatör :
lat. * amplificare (genişletmek, yaymak, çoğaltmak) (amplus, ampli (geniş,
yaygın, çok, bol, kapsamlı) + facere, ficere (yapmak, etmek, eylemek, işlemek,
icra etmek, oluşturmak) ) + tor (-cı, yapan, eden eki) ) * elektronik
sinyalleri artırmak için kullanılan cihaz, yükselteç
amplifiye :
lat., fra. * amplificatus (amplificare (genişletmek, yaymak, çoğaltmak)
(amplus, ampli (geniş, yaygın, çok, bol, kapsamlı) + ficatus (yapılmış,
edilmiş, eylenmiş) (facere, ficere (yapmak, etmek, eylemek, işlemek) + tus
(geçmiş zaman eki) ) (lat.); amplifié (artırılmış, çoğaltılmış, yükseltilmiş,
güçlendirilmiş) (fra.) * çoğaltılmış, artırılmış, genişletilmiş, güçlendirilmiş
amplikon :
lat., gre. * amplus, ampli (geniş, yaygın, çok, bol, kapsamlı) (lat.) + eikon
(imaj, görüntü, benzerlik) (gre.) * polimeraz zincir reaksiyonları veya ligaz
zincir reaksiyonları ile oluşturulan, amplifikasyon veya replikasyon
olaylarının kaynağı ve/veya ürünü olan bir DNA veya RNA parçası
amplitüd :
lat. * amplus, ampli (geniş, yaygın, çok, bol, kapsamlı) + tudo (isim yapım
eki) * genlik, genişlik, güç, kuvvet
amprenavir :
lat. * amino (amin grubu, NH2 içeren) + pren (isopren, C5H8 birimi) + yl
(kimyasal bağ veya radikal eki) + avir (virüs önleyici, proteaz inhibitörü
özelliği) * HIV enfeksiyonunda viral proteazı inhibe ederek virüs çoğalmasını
engelleyen antiretroviral özellik taşıyan ilacın etken maddesi (C25H35N3O6S)
ampul :
gre. * amphoreus (amphor (amfora, sıvı koymak için kullanılan iki kulplu kap) +
eus (son ek) ) (gre.); ampulla (şişecik, cam tüp) (lat.) * elektrik
lambalarında kullanılan, cam şişe; enjeksiyon sıvısını içeren cam tüp
ampulla :
gre., lat. * amphoreus (amphor (amfora, sıvı koymak için kullanılan iki kulplu
kap) (gre.); ampulla (lat.) * elektrik lambalarında kullanılan, cam şişe;
enjeksiyon sıvısını içeren cam tüp
ampütasyon : lat.
* amputare (kesmek, koparmak) (am, ad (-a doğru, yönelim, uzak, ayrı) + putare
(temizlemek, budamak, kesmek) ) + tio (isim yapım eki) * kol, bacak veya diğer
uzuvların tamamının veya bir kısmının cerrahi işlemle kesilip alınması
ampüte :
lat., fra. * amputatus (kesilip alınmış) (amputare (kesmek, koparmak) (am, ad
(-a doğru, yönelim, uzak, ayrı) + putare (temizlemek, budamak, kesmek) ) + tus
(geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) (lat.); amputé (fra.) * cerrahi işlemle
kesip alınmış
amr :
ara. * amr (kişi, kimse, insan, erkek, adam) * kişi, kimse, insan, erkek, adam
AMR :
ing. * antimicrobial (mikrop öldürücü) + resistance (direnç) *
mikroorganizmaların antibiyotik ve benzeri ilaçlara karşı direnç geliştirme
durumu
amramak :
tür., moğ. * am (ilaç, ağız, dişilik, işaret) + ra (etken fiil eki) + mak (fiil
mastar eki) (tür., moğ.); amare (sevmek) (lat.) * sevmek, emremek, imremek,
imrenmek
amrinon :
lat. * amino (-NH2, amin grubu) + pyridine (piridin halkası, aromatik azotlu
halka) + ketone (keton grubu, =O içeren karbonil bileşiği) * kalp yetmezliği
tedavisinde kullanılan fosfodiesteraz III inhibitörü, inotropik ve vazodilatör
etki gösteren kalp kası güçlendirici (kardiyotonik) ilacın etken maddesi
(C10H9N3O)
amsinonid :
lat., gre. * amphi / ambo (iki taraflı, çevreleyen; yoğun etki çağrışımı)
(gre.) + cinnamomum, cinna (tarçın; aromatik kök, steroid adlandırmalarda
kullanılan tarihsel kök) (lat.) + oxys (keskin, asidik; oksijenle ilişkili kök)
+ ide (kimyasal bileşik ve türevleri ifade eden adlandırma eki) (gre.) * güçlü
antiinflamatuvar ve vazokonstriktör etkileri sayesinde dermatolojik
inflamatuvar hastalıkların tedavisinde topikal olarak kullanılan sentetik
florlu kortikosteroid türevi bir ilacın etken maddesi (C28H35FO7)
amsonia :
lat. * Amson (İngiliz hekim ve botanikçi John Amson) + ia (isim yapım eki) *
mavi yıldız çiçekleriyle bilinen, çok yıllık otsu bitkileri kapsayan bitki
cinsi
amsterdam :
alm. * am (nehir, akarsu) + stelle (yer, ortam, kıyı hattı) + dam (baraj, sed)
* Hollanda'nın başkenti, Amstel nehri üzerine kurulan barajdan
amu :
gre., lat. * atomos (bölünemez) (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki)
+ tomos (kesik, kesim) (temnein (kesmek) + os (isim yapım eki) ) (gre.) + massa
(hamur, yoğrulmuş kütle, toparlanmış madde, kütle) + u (unit, birim kısaltması)
(lat.) * atomların ve atomaltı parçacıkların kütlelerini ifade etmek için
kullanılan, bir karbon-12 atomunun kütlesinin on ikide birine eşit olarak
tanımlanan atomik kütle birimi
amud :
ara. * amada (dikmek, ayağa kaldırmak), amade (emre hazır ayakta bekleyen) *
direk, sütun, kolon, dikilitaş; amed (ç.)
amudi :
ara. * amud (direk, sütun, dikilitaş) + i (gibi, ile ilgili) * dikey, vertikal,
perpandiküler
amudufikari :
ara. * amud (direk, sütun) + ı (tamlama eki) + fikra (omur, vertebra; kasidenin
baş beyiti) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * bel kemiği, omurga
amulet :
ara., lat. * haml (taşımak, yüklenmek), hamelet (taşınmış) (ara.), amuletum
(taşınan, yüklenilen) (lat.) * kötülükten koruduğuna, uğur getirdiğine,
hastalıkları iyileştirdiğine ve özel güçlere sahip olduğuna inanılan ve
genellikle üzerinde yazılar bulunan nesne, muska, tılsım
amun :
gre. * amun (gizli, saklı, görünmeyen, emin, güvende, güvenli) + ra (görmek,
gören) (gizliyi gören, her şeyi gören) * Mısır mitolojisinde gerçeğin efendisi,
tanrıların babası, insanların yaratıcısı, tüm hayvanların yaratıcısı, var olan
her şeyin Rabbi, yaşam asasının yaratıcısı
amut :
ara. * amada (dikmek, ayağa kaldırmak), amade (emre hazır ayakta bekleyen) *
direk, sütun, kolon, dikilitaş; amed (ç.)
amy :
gre., lat. * Amy, Amimon, Avnas (kusursuz, saf) * Hz. Süleyman’ın (Solomon) ana
kitabı olan Lemegeton, Clavicula Salomonis’te maji ile ilgili olan ve 72 cini
tanımlayan Ars Goetia (Hükmetme Sanatı) bölümünde yer alan, cehennemin 36
lejyonuna hükmeden, başlangıçta alevler içinde bir ateş olarak beliren ancak
daha sonra insan formunu alan, astroloji ile beşeri bilimlerde derin bilgi
sağlayan ve insanlara harika tanıdık ruhlar (familiars) bahşeden güçlü bir
Büyük Cehennem Markisi olan elli sekizinci cin, Amezy
amyant :
gre. * amiantos (lekelenmez, ateşten etkilenmez) (an (-sız, yokluk, zıtlık ve
olumsuzluk ön eki) + miaino, miainein (lekelemek) ) + tos (isim yapım eki) *
beyaz toprak olarak da bilinen, ısıya, aşınmaya, kimyasal maddelere oldukça
dayanıklı lifli yapıda kanserojen bir silikat mineral; asbest (Mg6(OH)8Si4O10)
amygdalus :
gre. * amygdale (badem) * badem ağaçlarını ve yakın akrabalarını kapsayan,
gülgiller familyasıyla ilişkili bitki cinsi
an :
ara. * an (üst, yukarı) (ara.); on (üstünde, hakkında, üzerine) (ing.) *
üstünde, hakkında, üzerine
an :
far., tür. * an (an, lahza, kısa zaman, o anda olan şey) * en kısa süre
ana :
ara. * ana (geç vakit, gece geç vakit) * geç vakit, gece geç vakit
ana :
tür. * ana (anne, öncesi, esası) * anne, dişi ebeveyn, çocuk sahibi kadın,
valide
anabantidae :
gre., lat. * ana (tekrar, yeniden, baştan; yukarı, üste, yükseğe) + bainein
(gitmek, yürümek, ilerlemek, adım atmak; inmek), basis (adım, basamak, temel,
esas, baz, kaide, gidiş, yürüyüş, ilerleyiş, adım atış; iniş, alt, aşağı,
düşük) (gre.) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae (-giller,
zoolojik familya eki) (lat.) * Güneydoğu Asya, Filipinler ve tropikal
Afrika'nın tatlı sularında yaşayan, dikenli yüzgeçlere sahip, yardımcı solunum
organları sayesinde kısa süre karada da hareket edebilen, olungaçlarının yanı
sıra oksijensiz sularda hayatta kalmalarını sağlayan "labirent" adı
verilen özel bir solunum organına sahip olan, en bilinen üyesi tırmanıcı levrek
(Anabas) olan tropikal tatlı su balıkları familyası
anabaptist :
gre. * ana (tekrar, yeniden, baştan; yukarı, üste, yükseğe) + baptismos
(törensel yıkama) (baptizein (batırmak, daldırmak, suya daldırmak) + ismos
(isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) ) + istes (yapan, eden eki) *
tekrar vaftiz eden, tekrar vaftiz eden; radikal reform yanlısı Hristiyan (16.
yüzyıl Avrupa'sındaki Amişler, Hutteritler ve Mennonitler bu gruptadırlar.)
anabaptizm :
gre . * anabaptismos (ana (tekrar, yeniden, baştan; yukarı, üste) + baptismos
(törensel yıkama) (baptizein (batırmak, daldırmak, suya daldırmak) + ismos
(isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki) ) * tekrar vaftiz etme, yeniden
vaftiz etme; radikal Hristiyan reform hareketi
anablepidae :
gre., lat. * ana (tekrar, yeniden, baştan; yukarı, üste, yükseğe) + blepein
(bakmak, görmek) (gre.) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae
(-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * Orta ve Güney Amerika'nın tatlı ve acı
sularında yaşayan, gözleri su yüzeyinin üstünü ve altını aynı anda görebilecek
biçimde özelleşmiş, en bilinen üyeleri Anableps cinsi olan dörtgözlü balıklar
familyası
anablepinae :
gre., lat. * ana (tekrar, yeniden, baştan; yukarı, üste, yükseğe) + blepein
(bakmak, görmek) (gre.) + inae (zoolojik alt familya eki) (lat.) * Anableps
cinsini ve yakın akrabalarını kapsayan, Anablepidae familyasına bağlı dörtgözlü
balıklar alt familyası
anabolik :
gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri,
arkaya, baş, önce, evvel) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak,
sokmak, koymak, yerleştirmek) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) *
yukarı doğru atmayı sağlayan, büyüme ve gelişme sağlayan
anabolik steroid :
gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri,
arkaya, baş, önce, evvel) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak,
sokmak, koymak, yerleştirmek) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) +
steros (sert, katı) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) *
hücrelerde protein sentezini arttırarak dokuların gelişimini uyaran ilaçlar
anabolizm :
gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri,
arkaya, baş, önce, evvel) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak,
sokmak, koymak, yerleştirmek) + ismos (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin
eki) * küçük maddelerin büyük maddelere dönüşmesi, yapım işlemi, özümleme
anabolizma :
gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri,
arkaya, baş, önce, evvel) + ballein (atmak, fırlatmak, savurmak; sıkıştırmak,
sokmak, koymak, yerleştirmek) + ismos (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin
eki) * küçük maddelerin büyük maddelere dönüşmesi, yapım işlemi, özümleme
anacampseros :
gre. * ana (yeniden) + kamptein (döndürmek, geri döndürmek, eğmek, bükmek,
kıvırmak) + eros (aşk) * tarihsel olarak aşkı geri getirdiğine inanılan, etli
yapraklı sukulent (sulu, suyu olan) bitkileri kapsayan bitki cinsi
anacampserotaceae :
gre., lat. * ana (yeniden) + kamptein (döndürmek, geri döndürmek, eğmek, bükmek,
kıvırmak) + eros (aşk) (gre.) + aceae (-giller, botanik familya eki) (lat.) *
Caryophyllales takımına ait, genellikle Güney Afrika kökenli olan, kurak
ortamlara uyum sağlamış sukulent (etli yapraklı) ve otsu bitkileri kapsayan,
başlıca Anacampseros cinsini içeren çiçekli bitkiler familyası
anacardiaceae :
gre. * ana (benzerlik, yeniden) + kardia (yürek, kalp) + aceae (-giller,
botanik familya eki) * tropikal ve subtropikal bölgelerde yayılış gösteren,
reçineli özsu taşıyan ağaç, çalı ve sarılıcı bitkileri kapsayan, kaju
(Anacardium), mango (Mangifera), sumak (Rhus), sakız ağacı ve antepfıstığı
(Pistacia) gibi cinsleri içeren sakızağaçgiller familyası
anaç :
tür. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + aç (ile ilgili, gibi,
-a ait, benzer) * birkaç kez yavru vermiş veya yavru verecek duruma gelmiş
olan; annelik özellikleri olan
anadenanthera :
gre. * ana (üzerinde) + adenos, aden (bez, beze; gudde) + anthera (başçık) *
erkek organlarında belirgin bez yapıları bulunan, baklagiller (Fabaceae, Leguminosae)
familyasına ait ağaçları kapsayan bitki cinsi
anadolu :
gre. * anatolia (anatello (yukarı yükselme) (ana (tekrar, yeniden, yukarı
doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + tellein,
tello (yükselmek, yapmak) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * yükseliş
yeri, Asya kıtasının batısında yer alan, büyük bölümü günümüzde Türkiye
sınırları içinde bulunan; tarih boyunca Hitit, Frig, Lidya, Pers, Roma, Bizans
ve Osmanlı gibi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış coğrafi bölge
anadut :
gre. * anadotion (kaldıraç, ot kaldırma çatalı, yaba) (anadino, andinein
(yukarı vermek, kaldırmak, yükseltmek) + ion (isim yapım eki) * harmanda ekin
saplarını yaymakta kullanılan, uzun saplı, demir veya tahtadan yapılmış, ucu
çatallı araç, dirgen
anaerkil :
tür. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + erk (kuvvet, kudret,
güç) + il (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * kadın otoritesine dayanan bir
tür toplumsal örgütlenme düzeni
anaerob :
gre. * anaerobios (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aero (hava)
+ bios (yaşam, hayat, canlılık, dirilik, dirim) ) * oksijensiz ortamda yaşayan
canlı organizma
anaerobik :
gre. * anaerobios (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aero (hava)
+ bios (yaşam, hayat, canlılık, dirilik, dirim) ) + ikos (ile ilgili, gibi) *
oksijensiz ortamda gerçekleşen veya oksijensiz ortamda yaşayabilen, havasız
yaşayabilen; oksijenin yokluğunda karbonhidratlardan enerji üretebilme yeteneği
olan
anaerobiyal :
gre., lat. * anaerobios (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aero
(hava) + bios (yaşam, hayat, canlılık, dirilik, dirim) ) (gre.) + alis (ile
ilgili, -a ait) (lat.) * oksijen bulunmayan ortamda yaşayan, gelişen veya
gerçekleşen; oksijene ihtiyaç duymayan canlı veya biyolojik süreçlerle ilgili
anafaz :
gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri,
arkaya, baş, önce, evvel) + phainein (parlamak, ışıldamak, ışık saçmak,
parıldamak, görünmek, belirmek, ortaya çıkmak, oluşmak, göstermek, açığa
çıkarmak, göstermek, görünür kılmak), phasis (görünüş, görünüm, görünme, ortaya
çıkma, tezahür etme, belirme, evre) * hücre bölünmesi (mitoz veya mayoz)
sırasında, eşleşmiş kromozomların veya kardeş kromatitlerin iğ iplikleri
tarafından zıt kutuplara doğru çekildiği, kalıtsal materyalin hücreye eşit
dağılımını sağlayan kritik evre
anafilaksi :
gre. * anaphylaxis (korumasızlık, savunmasızlık) (ana (tekrar, yeniden, yukarı
doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + phylaxis
(koruma, savunma, sakınma, gözetme, esirgeme) (phylassein (korumak, gözetmek,
savunmak, sakınmak, esirgemek) + axis (isim yapım eki) ) * vücudun bağışıklık
sisteminin aşırı ve hızlı bir şekilde tepki verdiği, ciddi ve hayatı tehdit
edebilecek ağır alerjik reaksiyon
anafilaktik :
gre. * anaphylaxis (korumasızlık, savunmasızlık) (ana (tekrar, yeniden, yukarı
doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + phylaxis
(koruma, savunma, sakınma, gözetme, esirgeme) (phylassein (korumak, gözetmek,
savunmak, sakınmak, esirgemek) + axis (isim yapım eki) ) + ikos (ile ilgili, -a
ait, gibi) * ağır alerjik reaksiyon ile ilgili, anaflaksi ile ilgili
anafilaktoid :
gre. * anaphylaxis (korumasızlık, savunmasızlık) (ana (tekrar, yeniden, yukarı
doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + phylaxis
(koruma, savunma, sakınma, gözetme, esirgeme) (phylassein (korumak, gözetmek,
savunmak, sakınmak, esirgemek) + axis (isim yapım eki) ) + oeides (gibi, ile
ilgili, benzer, şekilli, biçimli) * bir alerjen (IgE antikoru) veya bağışıklık
sistemi tarafından tetiklenmeyen ani sistemik reaksiyon
anafor :
gre. * anaphora (tekrar, yukarı kaldırmak, yukarı taşımak, geri gitme, geri
taşıma) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri,
arkaya, baş, önce, evvel) + pherein (taşımak, götürmek, getirmek), phora
(taşıma, götürme) ) * burgaç, girdap; para vermeden, hiç emek harcamadan,
yolsuz olarak elde edilen şey
anagallis :
gre. * anagelao (gülümsemek, sevinmek) * çiçeklerinin açmasıyla havanın
açacağına inanılan, çuhaçiçeğigiller familyasına ait otsu bitkileri kapsayan
bitki cinsi
anagapesis :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + agapein (sevmek, değer
vermek, bağlanmak), agape (sevgi) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık
eki) * önceden çok sevilen birine hislerin, ilginin kaybolması
anaglif :
gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri,
arkaya, baş, önce, evvel) + glyphein (oymak, kazmak, kazımak, yontmak), glyphos
(oyma, kazma, oyulmuş, kazılmış, yontulmuş) * özellikle üç boyutlu (3D) bir
algı yaratmak amacıyla, aynı sahnenin farklı açılardan çekilmiş iki renkli
(genellikle kırmızı ve siyan) görüntüsünün üst üste bindirilmesiyle oluşturulan
ve özel filtreli gözlüklerle bakıldığında derinlik hissi veren sinema veya
fotoğraf görseli
anagrafi :
gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri,
arkaya, baş, önce, evvel) + graphein (yazmak, çizmek, işaretlemek, kaydetmek),
graphia (yazı yazma, işaretleme, çizme) (graphos (yazı, yazım, çizim, kayıt,
işaret) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * bir nüfusun ya da topluluğun
demografik özelliklerini, hareketlerini ve istatistiksel verilerini detaylı bir
şekilde kaydedip inceleyen nüfus yazımı ve istatistik bilimi
anagram :
gre. * anagrammatismos (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe,
üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + gramma, gramme (çizgi, hat, çizim,
çizelge, harf, yazım; küçük ağırlık) + tismos (gibi olma, gibi yapma) * aynı
harflerle yazılan ama harfleri yer değiştirince ayrı anlama gelen kelime
anagrelid :
gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri,
arkaya, baş, önce, evvel) + grel (kanın pıhtılaşmasında görev alan küçük hücre
parçacığı, platelet, trombosit) + id (kimyasal madde eki) * esansiyel
trombositoz, trombositopeni tedavisi veya tehlikeli derecede yüksek trombosit
seviyelerini düşürmek için kullanılan trombosit azaltıcı madde, agrilin
(C10H7Cl2N3O)
anahata :
san. * an (değil, olmadan) + ahata (vurulmuş, çarpılmış, dövülmüş) *
vurulmamış, çarpılmamış; kendiliğinden çıkan ses, çarpışma olmadan oluşan ses;
yoga ve Tantra geleneğinde insan bedenindeki yedi çakradan biri olan ve
göğüs/kalp bölgesiyle ilişkilendirilen çakra, kalp çakrası
anahtar :
gre. * anixterion, anoikter (açacak, açıcı) (anoigo (açmak) + kter (-cı, yapan,
eden eki) ) * kilidi açmaya yarayan alet
anajen :
gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri,
arkaya, baş, önce, evvel) + gennaein (doğurmak, üretmek, oluşturmak, yaratmak,
meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana
getiren, oluşturan, kaynaklanan) (genos (gen, yaratılış, türeyiş, üreme,
oluşum, doğum, köken, ırk, döl, soy, nesil, aile, akraba, tür, cins, çeşit,
sınıf, kategori) + es (ile ilgili, -a ait) ) * saç folikülünün alt kısmındaki
hücrelerin hızlı bölünmesi ve farklılaşması ve saç gövdesinin uzaması ile
belirgin olan ve tipik olarak iki ila altı yıl süren, katajen ve telojenden
önce gelen saç büyüme döngüsünün aktif fazı
anakart :
tür, lat. * ana (anne, valide) (tür.) + charta (kağıt, yazı levhası, belge,
doküman, papirüs yaprağı, yazı levhası, kart) (lat.) * bilgisayardaki tüm
donanım bileşenlerinin üzerinde yer aldığı ve birbirine bağlandığı ana devre
kartı, anakart
anakinra :
gre. * ana (antagonist, karşıt, zıt) + kinra (interlökin-1 reseptörü) *
romatoid artrit, kriyopirinle ilişkili periyodik sendromlar, ailesel Akdeniz
ateşi ve Still hastalığını tedavi etmek için kullanılan, insan interlökin 1
reseptör antagonist proteininin değiştirilmiş rekombinant versiyonu olan
biyofarmasötik bir ilacın etken maddesi (C759H1186K208O232 S10)
anakonda :
sin. * henakandaia (kırbaç yılanı; şimşek saplı yılan) (hena (şimşek) + kandaia
(sap, kök) ) * Güney Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan, boagillerden,
çok uzun ve iri, avını sarıp sıkarak öldüren yılan
anakronik :
gre. * ana (önce, evvel; karşıt, zıt, ters, yanlış) + khronos (zaman, süre,
vakit, dönem, devir, çağ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * zamansal
olarak yanlış, zaman açısından uygunsuz veya çağ dışı, zamanı geçmiş, çağı
geçmiş, eski
anakronizm :
gre. * ana (önce, evvel; karşıt, zıt, ters, yanlış) + khronos (zaman, süre,
vakit, dönem, devir, çağ) + ismos (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin
eki) * zamansal olarak yanlış olma, zaman açısından uygunsuz veya çağ dışı
olma, zamanı geçmiş olma, çağı geçmiş olma, eski olma
anakrotik :
gre. * ana (yukarı, yükseğe; geri, önce, evvel; tekrar) + krotein (vurmak,
tıklatmak, şaklatmak, ritim oluşturmak), krotos (atış, vuruş, tempo, ritim,
darbe) + ikos (ile ilgili, gibi) * doruk noktaya ulaşan vuruş, melodi doruğu;
ğrinin yükselen kısmının ikincil bir çentikle işaretlendiği bir sfigmografik
nabız izleme ile ilgili, olan veya karakterize edilen
anakuzi :
gre. * anakousia (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + akouein
(işitmek, duymak), akousis (işitme, duyma) + eia (isim yapım, yer ve durum eki)
* işitme yeteneğinin yokluğu
anal :
lat. * anus (halka, çember; makat, dışkı çıkış yeri) + alis (ile ilgili, gibi,
-a ait, benzer) * makatla ilgili, dışkı çıkış yeri ile ilgili, anüsle ilgili
analemma :
gre. * ana (yukarı, yeniden, karşı) + lambanein (ele geçirmek, ele almak,
kapmak, tutmak, almak, kavramak, yakalamak) * Güneş'in gökyüzünde yıl boyunca
aynı saatteki konumlarının birleştirilmesiyle oluşan, genellikle 8 biçiminde
görünen eğri; eski astronomide Güneş yüksekliği ve konumunu hesaplamaya yarayan
bir çizim/yöntem; gün sekizi
analıkızlı :
tür. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + lı (ile, birlikte,
beraber) + kız (dişi çocuk, genç dişi) + lı (ile, birlikte, beraber) * bulgur
ve kıymanın salça, tuz ve az suyla yoğrulup irili ufaklı küçük köfteler
yapılması ve bunların et suyunda nohutla birlikte pişirilmesiyle hazırlanan bir
yemek, yuvalama
analist :
gre. * analytis (analusis, analysis (analiz, çözme, çözümleme) (ana (tekrar,
yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel)
+ lysis (gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım)
(lyein (serbest bırakmak, gevşetmek, bağı çözmek, salmak) + isis (isim yapım
eki) ) + tis -cı, yapan, eden eki) ) (“derindekini yüzeye çıkarmak, alttakini
üste çıkarmak, gizli olanı açığa çıkarmak” anlamından) * analiz yapan,
çözümleyen, çözümleyici
analitik :
gre. * analusis, analysis (analiz, çözme, çözümleme) (ana (tekrar, yeniden,
yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + lysis
(gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) (lyein
(serbest bırakmak, gevşetmek, bağı çözmek, salmak) + isis (isim yapım eki) ) +
tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * bir problemi, olayı veya yapıyı
sistematik ve mantıksal olarak çözümleme veya inceleme yöntemi ile ilgili;
matematik, felsefe ve bilimde sistemli çözümlemeye ilişkin, çözümsel
analitik fonksiyon :
gre., lat. * analytikos (analiz ile ilgili) (gre.) + functio (yapma, yerine
getirme, icra, işlev, görev) (lat.) * kompleks sayılar üzerinde tanımlı ve
sonsuz derecede türevlenebilir olan, Taylor serisi olarak açılabilen, kompleks
analizde temel nesne olan fonksiyon
analiz :
gre. * analusis, analysis (analiz, çözme, çözümleme) (ana (tekrar, yeniden,
yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + lysis
(gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım) (luein,
lyein (serbest bırakmak, gevşetmek, bağı çözmek, salmak) + isis (isim yapım
eki) ) * bir tümceyi oluşturan sözcüklerin söz bölüğü yönünden türlerini, hangi
biçim ve durumda bulunduklarını, özne, tümleç, yüklem görevlerinden hangisini üstlendiklerini
belirtme işi; bir maddenin kimyasal bileşimindeki yalın cisimlerin niteliğini
veya niceliğini anlamak için yapılan ayırma işlemi; bir olguyu, bir olayı, bir
konuyu, bir nesneyi kurucu parçalarına (bileşenlerine) ayırarak yapısının,
niteliğinin, işleyişinin, gelişim yasalarının ortaya konması işlemi; çözümleme
analizan :
gre., fra. * analusis, analysis (analiz, çözme, çözümleme) (ana (tekrar,
yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel)
+ lysis (gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım)
(lyein (serbest bırakmak, gevşetmek, bağı çözmek, salmak) + isis (isim yapım
eki) ) (gre.) ens, ent (ile ilgili, -a ait, -cı, yapan, eden eki) (lat.);
analyser (analiz etmek), analysant (analiz eden) (fra.) * bir kişiyi psikanaliz
yöntemini kullanarak analiz eden kişi
analizör :
gre., lat. * analusis, analysis (analiz, çözme, çözümleme) (ana (tekrar,
yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel)
+ lysis (gevşeme, çözülme, çözünme, parçalanma, ayrışma, serbest kalma, yıkım)
(lyein (serbest bırakmak, gevşetmek, bağı çözmek, salmak) + isis (isim yapım
eki) ) (gre.) + or (-cı, yapan, eden eki) (lat.); analyseur (fra.) * bir
maddeyi, sistemi veya örneği bileşenlerine ayırarak inceleyen veya belirli
özelliklerini ölçen cihaz, çözümleyici
analjezi :
gre. * analgesia (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + algos (acı,
ağrı, sancı, sızı, ıstırap) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * acıyı
duyumsamama durumu, ağrı hissinin yokluğu; ağrı kesici etki, acı yitimi, ağrı
yitimi
analjezik :
gre. * analgetikos (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + algos
(acı, ağrı, sancı, sızı, ıstırap) + eia (isim yapım, yer ve durum eki)+ tikos
(ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * ağrıyı azaltan veya ortadan kaldıran
kimyasal madde veya ilaç, acı yitimsel, ağrı kesici
analog :
gre. * analogos (orantılı) (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya,
yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + logos (kelime, bilgi, söylem,
söz, akıl) ) * zamana göre değişen başka bir türden niceliği temsil edip
kendisi de zaman göre değişen ve sürekli bir özellik gösteren veri
analoji :
gre. * analogia (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste,
geri, arkaya, baş, önce, evvel) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem)
(logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki)
) * iki farklı şey arasında benzerlik veya oran ilişkisine dayanarak yapılan
kıyas, karşılaştırma; ortak yönleri bulunan iki şey arasındaki benzeşme,
andırışma
analojik :
gre. * analogia (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste,
geri, arkaya, baş, önce, evvel) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem)
(logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki)
) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * benzerlik veya oran ilişkisine dayalı,
karşılaştırmalı; bir şeyin başka bir şeyle olan benzerliğine dayanan, analoji
ile ilgili
anamal :
tür., ara. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + mal (para; mülk
edinilen eşya) * artık değer elde etmek için gerekli olan para, mal ve para ile
ölçülebilecek her türlü şey; bir ticaret girişiminin gerçekleştirilmesi ve
yürütülmesi için gerekli olan para ve paraya çevrilebilecek malların tümü, anapara,
sermaye, kapital
anamalcı :
tür. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + mal (para; mülk
edinilen eşya) + cı (ile ilgili, sahibi) * büyük para ile birlikte toprak,
yapılar, makineler vb. gibi üretimde yararlanılan araçları da elinde bulunduran
kimse, sermayedar, kapitalist
anamirta :
lat., san. * ad, an (-a doğru, yönelim, yan, yakın) (lat.) + amrita, amirta
(ölümsüzlük) (san.) * Doğu Hindistan adalarında ve dağlarında yetişen,
pikrotoksin maddesini içeren, tohumları zehirli olan, ikievcikli çiçekleri ve
çok sayıda erkeklik organı olan odunsu bir asma cinsi, semmüssemek
anamnestik :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + amnesis (unutma, hafıza
kaybı) (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mnesis (hafıza, bellek)
) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * hatırlamaya ilişkin, belleği
yeniden canlandıran veya hatırlatıcı etkiye sahip, geçmişteki bir durumu
gösterme ile ilgili, anamnez ile ilgili
anamnez :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + amnesis (unutma, hafıza
kaybı) (a (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + mnesis (hafıza, bellek)
) * hatırlama, unutmama, hastanın geçmişteki sağlık durumu ve tıbbi öyküsünün
sorgulanması, tıbbi geçmiş bilgisi, hastalık tespit raporu
anamorf : gre.
* anamorphos (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste,
geri, arkaya, baş, önce, evvel) + morphe, morphos (şekil, biçim, form, kalıp) )
* şekli değiştirilmiş, özellikle optik veya görsel sanatlarda orijinal
görüntüden farklı biçimde yansıtılan veya dönüştürülmüş görüntü; dönüşümsel,
değişebilen
anamorfik :
gre. * anamorphotikos (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe,
üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + morphe, morphos (şekil, biçim, form,
kalıp) + tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * bir nesnenin veya
görüntünün biçimini değiştiren, özellikle optik veya sanatsal olarak
dönüştürülmüş; dönüşümsel, değişebilen
anamorfoz :
gre. * anamorphosis (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe,
üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + morphe, morphos (şekil, biçim, form,
kalıp) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) ) * bir nesnenin veya
görüntünün biçim veya yapısının değiştirilmesi, özellikle optik veya sanatsal
açıdan dönüştürülmesi; sadece belirli açılardan veya özel bir ayna veya prizma
aracılığıyla görülebilen resim
anamur :
gre., lat. * Anemyrios, Anemurium (ane (soluk, nefes, rüzgar) + myrios (on bin)
(çok nefesli, çok rüzgarlı) (“Rüzgarlı burun” anlamı yüklenmiştir.) * Mersin’in
bir ilçesi
ananas :
tup. * nanas (Güney Amerika yerli dillerinde meyve adı) * yenilebilir, çok
gözlü meyvesiyle bilinen tropikal bitkileri kapsayan bitki cinsi
ananas :
tup. * nanas (mükemmel meyve) * anayurdu Amerika olan, sıcak ülkelerde
yetiştirilen, yaprakları dikenli, kısa boylu, uzun ömürlü bir bitki
ananasgiller :
tup., tür. * nanas (mükemmel meyve) (tup.) + gil (soy, nesil, kan bağı, aile,
familya, tür, cins belirten ek) + ler (çoğul eki) * birçeneklilerden, sıcak
ülkelerde yetişen, pek çok türü bulunan, örnek bitkisi ananas olan bir bitki
familyası
anane :
ara. * anana (rivayet zinciri, aktarımla gelen gelenek, falan filandan, o da
filandan aktardı ki) * gelenek, adet, görenek
ananevi :
fra. * anana (rivayet zinciri, aktarımla gelen gelenek, falan filandan, o da
filandan aktardı ki) + vi (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * geleneksel,
töresel, adetsel
ananke :
gre. * anankaie (kuvvet, kısıtlama, zorunluluk) * Yunan mitolojisinde
Adrasteia'nın annesi olan, ihtiyaç, zorunluluk ve kader tanrıçası
anantaşayana vişnu :
san. * ananta (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + anta (son,
bitiş) ) + shesha (yılan) + shayana (yatan, uyuyan, dinlenen) + san. * vishnu
(kuşatan, saran, çevreleyen, kaplayan, örten) (vish (örtmek, kuşatmak, sarmak,
kaplamak, yayılmak; girmek, içine nüfuz etmek, yaslanmak, dayanmak, yatmak,
uyumak) + nu (kişi, kimse, şahıs, karakter) )
anaokulu :
tür. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + okul (öğretim kurumu) +
u (iyelik eki) * 36-72 aylık çocukları, hayata ve ilkokula hazırlamak için,
yarım gün veya tam gün eğitim veren okul öncesi eğitim kurumu.
anapara :
tür. * ana (anne, valide; esas, asıl, temel, başlıca) + para (maddi değer,
sermaye) * bir ticaret işine yatırılan para ve paraya çevrilebilecek mal; kâr
etmek veya faiz kazanmak ereğiyle bir işte kullanılan paranın kendisi,
işletilen paranın kar veya faiz katılmamış bütünü
anaphalis :
gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri,
arkaya, baş, önce, evvel) + phallos (başak, çıkıntı) * yünlü görünümlü çiçek
başlarına sahip, papatyagiller (Asteraceae) familyasına ait bitki cinsi
anaplastik :
gre. * anaplastikos (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe,
üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + plassein (kalıplamak, kalıba dökmek,
şekil vermek, şekillendirmek) + tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) *
hücrelerin daha ilkel, kusurlu şekilde gelişmiş bir biçimine dönüşü; hızla
bölünen ve normal hücrelere çok az benzeyen veya benzemeyen kanser hücreleri
anaplazi :
gre. * ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri,
arkaya, baş, önce, evvel) + plassein (şekillendirmek, biçimlendirmek,
oluşturmak, kalıp dökmek), plasis (şekillenme, şekil verme, biçimlenme, oluşma,
büyüme) * hücrelerin normal yapısal ve işlevsel özelliklerini kaybederek geriye
doğru farklılaşması, olgunlaşmamış (ilkel) bir forma dönmesi ve bu doğrultuda
kontrolsüzce çoğalarak kötü huylu (malign) tümörlerin temel belirteci haline
gelmesi durumu
anaretik :
gre. * an (yokluk ve olumsuzluk öneki) + hairetikos (seçen, tercih eden;
heretik, sapkın) (hairesis (seçim, ayrılık, sapkınlık) (hairein (seçmek, tercih
etmek, ayırmak, almak) + sis (isim yapım eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a
ait, benzer) ) * astrolojide bir doğum haritasında kişinin yaşamını sona
erdirecek faktörü veya noktayı ifade eden kavram; zıt veya olumsuz etki taşıyan
nitelik
anarmoni :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + harmonia (birleşme,
uyum, anlaşma, uygunluk, düzen) (harmos, harmon (eklem, birleşme yeri) + eia
(isim yapım, yer ve durum eki) ) ) * aynı sese ama farklı isime sahip sesler,
notalar, aralıklar, akorlar, diziler, gamlar ve hatta anahtarlar
anarmonik :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + harmonia (birleşme,
uyum, anlaşma, uygunluk, düzen) (harmos, harmon (eklem, birleşme yeri) + eia
(isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, -a ait, gibi) * aynı sese
ama farklı isime sahip sesler (notalar, aralıklar, akorlar, diziler, gamlar ve
hatta anahtarlar) ile ilgili
anarrhinum :
gre. * ana (benzer) + rhis, rhis, rhinos (burun, gaga, hortum) * aslanağzını
andıran çiçek şekillerine sahip otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi
anarşi :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + arkhos (şef, başkan,
reis, yönetici, lider, önder, baş, hükümdar) * şefsizlik, başkansızlık,
hükümdarsızlık; merkezi otorite veya devletin yokluğu; düzensizlik, kargaşa;
otorite karşıtlığı; siyasal ve yönetimsel kurumlarda beliren güçsüzlük
nedeniyle toplumda devlet denetiminin kalmaması durumu; karışıklık, düzensizlik
anarşik :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + arkhos (şef, başkan,
reis, yönetici, lider, önder, baş, hükümdar) + ikos (ile ilgili, gibi) *
otoriteye veya yönetime karşı olan, düzensiz, kural tanımayan; anarşi ile
ilgilii
anarşist :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + arkhos (şef, başkan,
reis, yönetici, lider, önder, baş, hükümdar) (gre.) + ist (-cı, destekçi,
yandaş, yapan, eden eki) * anarşi yanlısı, anarşi oluşmasına sebebiyet veren
anarşizm :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + arkhos (şef, başkan,
reis, yönetici, lider, önder, baş, hükümdar) + ismos (isim yapım, durum, akım,
öğreti, doktrin eki) * özel mülkiyeti toplumda bir baskı kaynağı ve devleti de
onun bir aracı olarak gören, devlet kisvesi altındaki toplumsal merkezi
otoriteyi, zorlamayı, tahakkümü, erki ve hiyerarşinin tüm biçimlerini ortadan
kaldırmayı ve böylelikle özgürleşmeyi savunan düşünce sistemi
anartri :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + arthro, arthros,
arthron (eklem) + ia (isim, yer ve durum eki) * sesleri söyleyememe biçiminde
ortaya çıkan konuşma bozukluğu, dil tutukluğu
anas :
lat. * anas (ördek) * anatinae familyasına bağlı ördeğe benzer bir kuş cinsi,
ak gerdanlı kılkuyruk
anas platyrhynchos :
lat., gre. * anas (ördek) + platys (geniş, yassı, yayvan, düz) + rhynchos,
rhynkhos (burun, gaga, hortum, çıkıntılı ağız kısmı) (gre.) * evcil ördeklerin
atası kabul edilen, Kuzey Yarımküre'de göl ve nehirlerde yaşayan, erkeklerinin
parlak yeşil başları olan yeşilbaş yaban ördeği
anasıl :
ara. * an (-dan, -den) + asl (esas, temel, kök, soy) * kökten, soydan, asıl
olarak, esaslı bir biçimde
anasır :
ara. * unsur (faktör, etken) * unsurlar, faktörler, etkenler
anasır-ı erbaa :
ara. * anasır (unsurlar, faktörler, etkenler) ("unsur") + ı (tamlama
eki) + erbaa (dört) * madde aleminin dört elementi, dört ana unsuru olan ateş,
hava, toprak ve suyu ifade eden kavram (bu dört elementin insan bedenindeki
karşılığı olarak kabul edilen dört sıvıya da (kan, safra, balgam, sevda)
ahlat-ı erbaa (dört karışım) denmektedir.)
anason :
gre. * anethon (dereotu; rezene) * maydanozgiller (Apiaceae) familyasında yer
alan, kokulu tohumları baharat ve ilaç olarak kullanılan bitki, pimpinella
anisum
anastasia çiçeği :
gre., tür. * anastasia, anastasios (ana (yukarı, üst, üstüne) + stadia, stadios
(ayakta duran, dimdik olan), histanai (ayakta durmasını sağlamak, ayakta
durmak) (gre.) + çeceg, çeçek (bitkinin üreme organlarının bulunduğu bölüm)
(tür.) * saksı bitkisi olan benjamin bitkisi ile aynı cinsten olan, katmerli ve
geniş bir çiçek yapısına sahip bitki
anastomoz :
gre. * ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + stoma (ağız, açıklık,
giriş) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * ameliyatlarda,
organların devamlılığını sağlamak için, içi boş organların birbirine dikilmesi;
ağızlaşma, iki açıklığın birleşmesi
anastrozol :
gre. * an, ana (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + stro (steroid
ilintili) + zole (azol halkası içeren inhibitör eki) * dönüşümü engelleyen azol
türevi bileşik (aromataz inhibitörü); hormon pozitif, postmenopozal meme
kanserli hastalarda kullanılan bir hormon ilacın etken maddesi (C17H19N5)
anatema :
gre. * an, ana (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + tithemi, tithenai
(koymak, yerleştirmek, ortaya koymak), thema (konu, önerme, ele alınan mesele,
temel düşünce) * yukarıya konulan şey, adak, tapınağa sunulan hediye; kabul
edilemez bulunarak dışlanma, lanetlenme, aforoz edilme veya şiddetle kınanıp reddedil
anatidae :
lat. * anas (ördek) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae
(-giller, zoolojik familya eki) * ördek, kaz ve kuğuları kapsayan, perdeli
ayaklı, suya uyum sağlamış kuşlardan oluşan ördekgiller familyası
anatinae :
lat. * anas (ördek) + inae (zoolojik alt familya eki) * Anatidae familyası
içinde yer alan, başlıca yüzeyde beslenen gerçek ördekleri kapsayan ördekler
alt familyası
anatomi :
gre. * anatomia (ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + temnein
(kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim
yapım, yer ve durum eki) ) * kesip açma, çözümleme, organların yapısını
inceleme, parçalarına ayırma; yapısını ve bu yapıyı oluşturan türlü organlar
arasındaki ilişkileri araştıran, inceleyen bilim; beden yapısı, gövde yapısı
anatomik :
gre. * anatomia (ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + temnein
(kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim
yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) *
canlıların yapısını, organlarının konumunu ve bu organların birbirleriyle olan
ilişkilerini inceleyen anatomi bilimiyle ilgili olan veya bu bilime uygun olan,
anatomi ile ilgili
anatomist :
gre. * anatomia (ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + temnein
(kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit, dilim) + eia (isim
yapım, yer ve durum eki) ) + ist (-cı, destekçi, yandaş, yapan, eden eki)
(ing.) * insan, hayvan ve bitki gibi canlı organizmaların iç ve dış yapılarını,
organlarının konumlarını, birbirleriyle olan ilişkilerini ve doku biçimlerini
bilimsel yöntemlerle inceleyen ve bu alanda uzmanlaşmış anatomi bilimci,
anatomi uzmanı
anatrop :
gre. * ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + trepein (çevirmek,
döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş,
dönme, çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden;
esnek, bir kenara çevrilebilir) * ovülün (tohum taslağının) sapı boyunca
yaklaşık 180° dönerek mikropilinin funikulusun yanına geldiği, bitkilerde en
yaygın görülen ovül tipi
anatropik :
gre. * ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + trepein (çevirmek,
döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş,
dönme, çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden;
esnek, bir kenara çevrilebilir) + ikos (ile ilgili,-a ait) * anatrop özellik
gösteren; özellikle bitkilerde ovülün (tohum taslağının) yaklaşık 180° dönerek
mikropilin funikulusun yanına geldiği yapı veya bu yapıya ait özellik
ana-ül-leyl :
ara. * ana (geç vakitler) + el (ön ek, artikel) + leyl (gece) * gece yarıları,
gecenin geç vakitleri
anavasya :
gre. * anabainein (yukarıya veya içeriye gitmek), anabasis (ana (yukarı, üst,
üstüne, yeniden, karşılıklı) + bainein (gitmek, yürümek, ilerlemek, adım atmak;
inmek), basis (adım, basamak, temel, esas, baz, kaide, gidiş, yürüyüş,
ilerleyiş, adım atış; iniş, alt, aşağı, düşük) * göçücü balıkların boğazlar
yolu ile akdenizden karadenize göç etmesi, anavasya
anayasa : tür.,
moğ. * ana (anne; esas, asıl, temel) (tür.) + yas (düzenlemek), yasa (düzen,
düzenleme, kanun, kural) (moğ.) * örgütlenmiş bir toplumda devletin yönetim
biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama erklerinin nasıl kullanılacağını
gösteren, yurttaşların hak ve ödevlerini, özgürlüklerini saptayan ve
düzenleyen, yasa sıralamasında en önde gelen yasa; ülke üzerindeki egemenlik
haklarının kullanım yetkisinin içeriğinde belirtildiği şekliyle devlete
verildiğini belirleyen toplumsal sözleşme
anazarka :
gre. * ana (yukarı, üst, üstüne, yeniden, karşılıklı) + sarx, sarkos (et, beden
dokusu) * ette, vücutta su toplanması (esası “hudros anasarka” (hydor, hudros,
hydros (su, sıvı) + ana + sarka)
an-be-an :
ara. * an (çok kısa zaman dilimi) + be (ile, birlikte, beraber, yanında,
aracılığıyla) + an (çok kısa zaman dilimi) * her an, sürekli olarak, ara sıra,
giderek, dakika dakika, gittikçe, yavaş yavaş, zaman ilerledikçe
anber-efşan :
ara., far. * anbar, anber (bir tür balinanın midesinden çıkarılan güzel kokulu madde,
her çeşit güzel koku) + efşanden (saçmak), feşan (saçan, dağıtan, serpen) *
Türk musikisinde, nihavend makamı gibi başlayıp sonradan yegahda karar veren,
bir rast dizisi temelinde, karar perdesi rast (do) olan, ara perdelere sıkça
yer verilen, akıcı ve süslü geçkilerle zenginleştirilmiş; duygusal derinliği ve
etkileyici melodik yapısıyla özellikle gazel ve şarkılarda tercih edilen özgün
ve zarif bir makam
ANCA :
ing. * antineutrophil (nötrofil karşıtı) + cytoplasmic (sitoplazmik) + antibody
(antikor) * bazı otoimmün hastalıklarda görülen spesifik antikorlar
anca :
tür. * an (o, işaret zamiri) + ca, ça (ile ilgili, gibi, halinde) * yalnız,
yalnızca, sadece, fakat; sonunda, nihayet; öyle, o şekilde, o kadar; güçlükle,
zorlukla, zar zor, ucu ucuna
ancak :
tür. * an (o, işaret zamiri) + ca, ça (ile ilgili, gibi, halinde) + ok (-ki) *
yalnız, yalnızca, sadece, fakat; sonunda, nihayet; öyle, o şekilde, o kadar;
güçlükle, zorlukla, zar zor, ucu ucuna
anchusa :
gre. * anchousa (boya bitkisi) * köklerinden mavi-kırmızı boya elde edilen,
hodangiller familyasına ait bitki cinsi
ancipital :
lat. * anceps (iki başlı, iki taraflı, iki ağızlı) (ambi- (iki tarafta) + caput
(baş, kafa, tepe) ) + alis (ile ilgili, -a ait) ) * iki kenarı keskin, iki
yüzlü veya iki tarafı belirgin olan; botanikte yaprak, gövde veya organların
iki yandan basık ve keskin kenarlı
ancistrocladaceae :
gre., lat. * ancistrocladus (ankistron (kanca, çengel) + klados (dal, sürgün,
dallanmış yapı) ) (gre.) + aceae (-giller, botanik familya eki) (lat.) *
tropikal Afrika ve Asya'da yaşayan, çoğunlukla sarılıcı odunsu bitkileri
kapsayan, Ancistrocladus cinsinden oluşan bitki familyası
ancistrocladus :
gre. * ankistron (kanca, çengel) + klados (dal, sürgün, dallanmış yapı) *
dalları veya sürgünleri kanca biçiminde yapılar taşıyan, tropikal Afrika ve
Güneydoğu Asya'da yaşayan, çoğunlukla odunsu sarılıcı bitkileri kapsayan bitki
cinsi
ançüez :
gre., lat., isp. * engualos (en (iç, içine, içinde, boyunca) + gualos (kıyı,
sahil) ); aphye, aphue (gre.); engraulis (lat.); apiuva (lat.); anchova (küçük
kızartma) (isp.), * sahil, kıyı boyunca olan; hamsi ezmesi
and :
tür. * an (hatırlamak, yad etmek, anımsamak), and (hatırlama, yad etme,
anımsama) (tür.); and, und (ve, birlikte, bağlı olarak) (ing., fra.), end, Ende
(son, sonuçlanmak, sonuca ulaşmak, uç) (ing., alm.) * tutmak, anlaşmak, sonuca
bağlamak, bağlanmak, bağlılık
andaç :
tür. * an (hatırlamak, yad etmek, anımsamak), and (hatırlama, yad etme,
anımsama) + aç (isim yapım eki) * kendini zaman zaman anımsatmak için birine
verilen herhangi bir armağan, anmalık
andante :
lat., ita. * ambitare (gitmek, ilerlemek, yürümek) (lat.), andare (gitmek,
ilerlemek, yürümek) + ens, ent (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.); ante
(ita.) * yörük; yarı yavaş; yürüyerek, orta tempolu; orta yavaşlıkta tempo; bir
müzik yapıtının veya yapıtın belli bir bölümünün adacyo ile andantino arası bir
hızda çalınması
andantino :
lat., ita. * ambitare (gitmek, ilerlemek, yürümek) (lat.), andare (gitmek,
ilerlemek, yürümek) + ens, ent (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.); ante
(ita.) + inus (küçültme eki) (lat.); ina (ita.) * andanteden daha hızlı çalınan
müzik temposu
andaval :
gre. * antallavus, antavallus (dağınık, dikkatsiz; inatçı, somurtkan);
zontovollos (sığır, aptal adam) (gre.); zonta (maganda, kaba adam) (tür.) *
görgüsüz, bön, aptal kimse, ahmak
andezit :
gre. * andes (sıradağ, bağlı olan; And dağları ilintisi) + itis (element veya
mineral eki) ) * içinde plajiyoklaz bulunan, porfiritik dokuya sahip ara
bileşimin magmatik yüzey kayası, kara veya kurşuni renkte yanardağ kayacı
andık :
tür. * andık (sırtlan) * etçiller (carnivora) takımının alt takımı olan
kedimsiler (feliformia) takımının Sırtlangiller (Hyaenidae) familyasından olan,
sırtında yük taşıyan/taşıyıcı gibi görünen, sırt bölgesi belirgin, köpeğe
benzeyen ancak olan leş yiyici, güçlü çene yapılı yırtıcı memeli hayvan,
sırtlan (Ege Bölgesi ağzı)
andırın :
gre., ara. * andosini, andorran (büyük, dev, dev gibi); El Zurra (el (ön ek) +
zurra (ekinciler, ziraatçiler) ) * Kahramanmaraş’ın bir ilçesi
andırmak :
tür. * an (hatırlamak, anımsamak, yad etmek) + dır (fiil eki) + mak (fiil
mastar eki) * benzerliği nedeniyle bir şeyi anımsatmak
andız :
tür. * anduz (ardıç veya ona benzer bir bitki, imula helenium) * çok dallı,
iğne yapraklı, zeytin çekirdeğine benzer bir çekirdeği bulunan meyvesinden
pekmez yapılan, ardıcı andıran bir orman bitkisi
andorra :
gre., bas. * andosini (büyük, dev) (gre.); anorra (an (-lu) + ur, orra (su) )
(bas.) * İber Yarımadası'nda Pirene Dağları üzerinde denize kıyısı olmayan,
kuzeyinde Fransa, güneyinde İspanya bulunan mikrodevlet
andorra la vella :
bas., gre. * handia, andorra (su; büyük, dev) (andosins (büyük, dev) ) (gre.) +
la (ön ek) + vella (yaşlı, eski; şehir) * Andorra'nın başkenti
andras :
gre., lat. * andreas (erkek, cesur, yiğit) (gre.); andras (adam, erkek, insan;
savaşçı) (lat.) * Hz. Süleyman’ın (Solomon) ana kitabı olan Lemegeton,
Clavicula Salomonis’te maji ile ilgili olan ve 72 cini tanımlayan Ars Goetia
(Hükmetme Sanatı) bölümünde yer alan, insanlar arasında nifak tohumları ekip
anlaşmazlık ve nefret çıkarmakla görevli, baykuş veya kuzgun kafalı bir melek
şeklinde tasvir edilen ve koruyucu çemberin dışına çıkan büyücüyü anında
öldürebilecek kadar tehlikeli kabul edilen bir Cehennem Markisi olan 63.
sıradaki cin
andrealphus :
lat. * andreas, andros (adam, erkek, insan; savaşçı) + alpheus (değişim,
değiştirme, geçiş) * Hz. Süleyman’ın (Solomon) ana kitabı olan Lemegeton,
Clavicula Salomonis’te maji ile ilgili olan ve 72 cini tanımlayan Ars Goetia
(Hükmetme Sanatı) bölümünde yer alan, güçlü markiz olarak yer alan, başlangıçta
gürültülü bir tavus kuşu şeklinde ortaya çıkan ancak sonradan insan formuna
bürünebilen, insanlara geometri ile astronomiyi kusursuzca öğretme ve onları
kuş formuna sokarak fark edilmeden uçurma gücüne sahip otuzuncu cehennem
markisi olan altmışbeşinci cin
andreas :
gre. * aner, andreas, andros (adam, erkek, insan; savaşçı) * erkek gibi, cesur,
güçlü, savaşçı
andrias :
gre. * andrias (insan heykeli, insan biçimli figür) (aner, andros (adam, erkek,
insan) + -ias (ile ilgili olan, -a ait) * dev semenderleri kapsayan Andrias
cinsi (ad, bu hayvanların iri ve insana benzer biçimine gönderme yapar.)
andrias davidianus :
gre. * andrias (insan heykeli, insan biçimli figür) (aner, andros (adam, erkek,
insan) + -ias (ile ilgili olan, -a ait) + davidianus (David ile ilgili) (David
(Davut) + ianus (ile ilgili, -a ait) ) * Çin'e özgü, yaşayan en büyük
amfibiklerinden (iki yaşamlılardan) biri olan Çin dev semenderi
androdioecious :
gre., lat. * aner, andros (adam, erkek, insan) + dyo, di (iki, ikili, çift) +
oikos (ev, ikametgah, yerleşim, konut, mekan, yuva, yaşam alanı, çevre) (gre.)
+ osus (ile ilgili, -a ait) (lat.) * bir bitki türünde bazı bireylerin yalnızca
erkek çiçeklere, diğer bireylerin ise hem dişi hem de erkek organları bir arada
barındıran erdişi (hermafrodit) çiçeklere sahip olduğu (üreme sistemi)
androecium :
gre., lat. * aner, andros (adam, erkek, insan) + oikos (ev, ikametgah,
yerleşim, konut, mekan, yuva, yaşam alanı, çevre) (gre.) + ium (isim yapım eki)
(lat.) * çiçeğin erkek üreme organlarını oluşturan bölüm; bir çiçekteki tüm
erciklerin (stamenlerin) topluluğu
androfobi :
gre. * aner, andros (adam, erkek, insan) + phobia (korkma, korkulu olma)
(phobos (korku) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * erkek düşmanlığı
android :
gre. * andros (insan, adam) + oeides (gibi, ile ilgili, benzer, şekilli,
biçimli) * insansı
androjen :
gre. * aner, andros (adam, erkek, insan) + gennaein (doğurmak, üretmek,
oluşturmak, yaratmak, meydana getirmek), genes (doğuran, ortaya çıkaran,
yaratan, üreten, meydana getiren, oluşturan, kaynaklanan) (genos (gen,
yaratılış, türeyiş, üreme, oluşum, doğum, köken, ırk, döl, soy, nesil, aile,
akraba, tür, cins, çeşit, sınıf, kategori) + es (ile ilgili, -a ait) ) * böbrek
üstü bezinin korteksindeki zona reticularis'ten salgılanan madde
androjeni :
gre. * androgyne (aner, andros (adam, erkek, insan) + gyne (dişi organ, dişi,
kadın) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) (gre.); androgynus (andro (erkek) +
gynus (kadın) + ia (durum eki) (lat.) * kadınlarda androjenlerin aşırı
varlığıyla karakterize bir bozukluk; hem erkek hem kadın özellikli olma, iki
cinsiyetlilik, çift cinsiyetlilik
androjenik :
gre. * androgyne (aner, andros (adam, erkek, insan) + gyne (dişi organ, dişi,
kadın) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) (gre.); androgynus (andro
(erkek) + gynus (kadın) + icus (ile ilgili, gibi, -a ait) (lat.) * androjeni
ile ilgili
androjenofor :
gre. * aner, andros (adam, erkek, insan) + gyne (kadın, dişi) + pherein
(taşımak, götürmek, getirmek), phoros (taşıyan, taşıyıcı, götüren, getiren) ) *
aynı sap üzerinde hem erkek organları (ercikleri) hem de dişi organı
(ginekeumu) taşıyan, çiçeğin bu organlarını yukarı kaldıran uzantı veya
taşıyıcı yapı; bitki morfolojisinde bazı çiçeksiz bitkilerde (özellikle eğrelti
otları gibi ilkel damarlı bitkilerde) sperm hücrelerini üreten ve taşıyan erkek
üreme organı (anteridyum)
androjin :
gre. * androgyne (aner, andros (adam, erkek, insan) + gyne (dişi organ, dişi,
kadın) ) * hem erkek hem dişi özelliklerini taşıyan, iki cinsiyetli
androkok :
gre. * aner, andros (adam, erkek, insan) + kokkos (tohum, tomurcuk, tane,
tanecik, çekirdek, yuvarlak, küre) * bitkilerin erkek üreme organı olan
başçığın (anter) iç kısmında bulunan ve polen tanelerinin (çiçek tozlarının)
oluşup geliştiği erkek üreme hücresi kesesi
androloji :
gre. * aner, andros (adam, erkek, insan) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı,
söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve
durum eki) ) * erkek ve kadının cinsel sağlığı, erkek kısırlığı, mikropenis ve
bununla ilgili tüm anatomi, fizyoloji, biyokimya gibi temel araştırmaları
inceleyen tıp dalı, insanbilim
andromalius :
lat. * andromalios (aner, andros (adam, erkek, insan) + malos (yumuşak, zarif)
) * Hz. Süleyman'ın (Solomon) ana kitabı olan Lemegeton, Clavicula Salomonis'te
maji ile ilgili olan ve 72 cinden bahsedilen Ars Goetia (Hükmetme Sanatı)
bölümünde yer alan, çalınan malları geri getirmesi, hırsızları yakalaması, her
türlü kötülük ile gizli hileleri açığa çıkarmasıyla bilinen ve elinde büyük bir
yılan tutan bir adam şeklinde tasvir edilen ve cehennem kontu olarak anılan
yetmiş ikinci sıradaki cin
andromeda :
gre. * Andromeda (Yunan mitolojisinde Etiyopyalı prenses Andromeda), aner
(erkek, er kişi, adam, insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili,
adam ile ilgili, insan ile ilgili) + medomai (hükmetmek, muktedir olmak) *
asidik bataklıklarda yetişen, çan biçimli çiçeklere sahip çalı formundaki
bitkileri kapsayan bitki cinsi; insanın hükümdarı; Perseus mitolojisinde
zincire vurulmuş prenses; gökyüzünde takımyıldız, sarmal bir galaksi
androphyllum :
gre. * aner (erkek, er kişi, adam, insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi
ile ilgili, adam ile ilgili, insan ile ilgili) + phyllon (yaprak) * erkek
organları yaprak benzeri yapılara dönüşmüş olan bitkileri tanımlamak için
kullanılan bitki cinsi
andropogon :
gre. * aner (erkek, er kişi, adam, insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi ile
ilgili, adam ile ilgili, insan ile ilgili) + pogon (sakal) * başaklarında
sakalımsı kıllar bulunan, tropikal ve subtropikal bölgelerde yaygın
buğdaygiller familyasına ait bitki cinsi
andropoz :
gre. * aner (erkek, er kişi, adam, insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi
ile ilgili, adam ile ilgili, insan ile ilgili) + pausis (durma, ara, kesilme,
sona erme) (pauein (durmak, kesilmek, ara vermek, sona erdirmek, bırakmak) +
isis (isim yapım eki) ) * erkeklerde yaşla birlikte görülen testosteron
düşüklüğü ve buna bağlı fizyolojik değişiklikler; erkeklik hormonlarında
duraklama ve azalma dönemi; düşük testosteron seviyesi
andros :
gre. * andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili, adam ile ilgili, insan ile
ilgili) (aner (erkek, er kişi, adam, insan) + os (sıfat yapım eki) ) * erkek,
adam, er kişi, insan
androsace :
gre. * aner (erkek, er kişi, adam, insan), andros (erkek ile ilgili, er kişi
ile ilgili, adam ile ilgili, insan ile ilgili) + sakos (kalkan, örtü) * erkek
organları belirgin ve rozet yapraklı küçük alp bitkilerini kapsayan bitki cinsi
androsteron :
gre., lat. * andros (erkek ile ilgili, er kişi ile ilgili, adam ile ilgili,
insan ile ilgili) (aner (erkek, er kişi, adam, insan) + os (sıfat yapım eki) )
+ steron (steroid bileşik eki) (stereos (katı, sert, sağlam, üç boyutlu,
hacimli) + one (oksijenli bileşik, keton grubu (C=O) ) ) * erkeklik hormonu
grubuna ait steroid yapıdaki androjen bileşiği (C19H30O2)
ane :
ara. * ane (şimdi, şu an, an) * şimdi, şu an, an
anejakülasyon :
lat. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + ex (dış, dışarı,
harici, yokluk, olmama) + jacere (fırlatmak, atmak), jaculum (cirit, mızrak),
jaculari (atmak, atılmak, fırlatmak, fırlamak) + tio (isim yapım eki) * orgazm
sırasında boşalmama, aspermi
anekdot :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + ekdidomi (dışarı
vermek, yayımlamak, teslim etmek), ektodos (yayınlanmış) * yayınlanmamış olan,
anlatıyla aktarılan; öykümsü niteliği olan kısa anlatı
anekdotal :
gre., lat. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + ekdidomi (dışarı
vermek, yayımlamak, teslim etmek), ektodos (yayınlanmış) (gre.) + alis (ile
ilgili, gibi, -a ait, benzer) (lat.) * anekdot ile ilgili
anekoik :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + ekhe (ses), ekho (yankı,
eko) + ikos (ile ilgili, gibi) * ses yutucu, yankısız, eko yapmayan, ekodan
arınmış,
aneks :
lat. * annexus, annexum (annectere (bağlamak, iliştirmek) (ad (-a doğru,
yönelim, yan, yakın) + nectere (bağlamak, iliştirmek) ), nexus, nexum (bağ,
bağlantı) * ek, eklenti, ilave
anele :
lat. * anellus (halka, yüzük) (anus (halka, çember) + ellus (küçültme eki) ) *
gemilerde türlü işler için kullanılan, çapa bedeninin tepesine açılmış yuvarlak
deliğe takılan özel biçimde demir halka
anelemmatik :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + elemma (çekim, tutma;
tutulan, kavranan, alınan) (helesthai, lambanein (ele geçirmek, ele almak,
kapmak, tutmak, almak, kavramak, yakalamak) ) + tikos (ile ilgili, gibi, -a
ait, benzer) * fiilin özne-yüklem ilişkisine göre çatı veya çekim göstermemesi
durumu; çatı çekimi göstermeyen fiil; güneş ışınlarına maruz kalan bir nesnenin
gölgesinin konumu ile günün vaktini gösteren en eski zaman ölçme cihazı, insan
gölgeli
anemanthele :
gre. * anemos (rüzgar) + anthele (salkım, püskül) * rüzgarda dalgalanan ince
salkımlara sahip, buğdaygiller familyasına ait bitki cinsi
anemarrhena :
gre. * anemos (rüzgar) + arrhen (erkek) * rüzgarla tozlaşmaya uyumlu çiçek
yapıları bulunan otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi
anemi :
gre. * anaemia (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + emia (kanla
ilgili olma; kanda bulunma durumu) (haima, haimat (kan) + eia (isim yapım, yer
ve durum eki) ) * kansızlık; kırmızı kan hücresi (alyuvar, eritrosit) sayısının
azalması veya eritrositlerin içindeki hemoglobin miktarının azalması veya her
ikisinin birlikte olması durumu
anemik :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + emia (kanla ilgili
olma; kanda bulunma durumu) (haima, haimat (kan) + eia (isim yapım, yer ve durum
eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * kanında yeterli hemoglobin
veya kırmızı kan hücresi bulunmayan, kansız
anemiyoz :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + emia (kanla ilgili
olma; kanda bulunma durumu) (haima, haimat (kan) + eia (isim yapım, yer ve
durum eki) ) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * kan eksikliğiyle
ilişkili olan; anemiye bağlı, kansızlık gösteren
anemofil :
gre. * anemos (rüzgar) + philein (sevmek), philos (seven, sever, sevici)
(philein (sevmek) + os (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) * polenleri
böcekler veya kuşlar gibi canlılar yerine rüzgar aracılığıyla taşınan ve bu
sayede tozlaşan (üreyen) bitki
anemofobi :
gre. * anemos (rüzgar) + phobia (korkma, korkulu olma) (phobos (korku) + eia
(isim yapım, yer ve durum eki) ) * rüzgar korkusu, fırtına korkusu
anemoi :
gre. * anemos (rüzgar) + oi (çoğul eki) * Yunan mitolojisinde rüzgar tanrıları;
her biri farklı yönlerden esen rüzgarlar
anemoia :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hemera (gün, gündüz) +
eia (isim yapım, yer ve durum eki) * geçmişte yaşanmış bir döneme ait olduğu
hissi, ama aslında o dönemi yaşamamış olma duygusu; yaşanmamış günlere duyulan
özlem veya eksiklik hissi; bilinmeyen, hiç olmamış, hiç yaşanmamış bir zamana
duyulan özlem
anemometre :
gre. * anemos (rüzgar) + metros, metron (ölçü) * rüzgarın hızını ölçen cihaz,
yelölçer
anemometrik :
gre. * anemos (rüzgar) + metros, metron (ölçü) + ikos (ile ilgili,-a ait) *
rüzgarın hızını veya hareket özelliklerini ölçmeye ilişkin; anemometre ile
yapılan ölçümlerle ilgili
anemon :
gre. * anemos (rüzgar) + one (oksijenli bileşik, keton grubu (C=O) ) * düğün
çiçeğigiller (Ranunculaceae) nemli topraklar, yarı güneşli veya güneşli
yerlerde yaşayan çok yıllık otsu bir bitki türü, dağ lalesi
anemone :
gre. * anemos (rüzgar) * rüzgarlı mevsimlerde çiçek açmasıyla bilinen,
düğünçiçeğigiller (Ranunculaceae) familyasına ait bitki cinsi
anemonea :
gre. * anemos (rüzgar) + eia (isim yapım eki) * rüzgarlı mevsimlerde çiçek
açmasıyla bilinen, düğünçiçeğigiller (Ranunculaceae) familyasına ait bitki
cinsi
anemoneidae :
gre., lat. * anemos (rüzgar) (gre.) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form)
(gre.); idae (-giller, zoolojik familya eki) (lat.) * deniz şakayıklarını
kapsayan, Anemone adıyla ilişkili bir hayvan familyası adı
anemopaegma :
gre. * anemos (rüzgar) + paigma (dayanak, bağ) * rüzgarla hareket eden sarılıcı
sürgünlere sahip tropikal bitkileri kapsayan bitki cinsi
anemopsis :
gre. * anemos (rüzgar) + ops, opsis (göz, görme, görünüş, görünüm, yüz) *
rüzgarı çağrıştıran başak görünümlü çiçekleri olan, bataklık alanlarda yetişen
bitkileri kapsayan bitki cinsi
anensefali :
gre. * anenkephalia (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) +
enkephale, enkephalon, enkephalos (kafanın içi, beyin (en (iç, içeri, içinde,
içinde, içeride) + kephale, kephalos (kafa, baş) ) + eia (isim yapım, yer ve
durum eki) ) * bebeğin anne karnında gelişimi sırasında konjenital bozukluk
yaşayarak beyin, kafatası ve skalpin oluşmamasından kaynaklı ölümcül doğum
kusuru
anensefalik :
gre. * anenkephalia (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) +
enkephale, enkephalon, enkephalos (kafanın içi, beyin (en (iç, içeri, içinde,
içinde, içeride) + kephale, kephalos (kafa, baş) ) + eia (isim yapım, yer ve
durum eki) ) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * anensefali ile ilgili
anerji :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + ergon (iş, çalışma) +
eia (isim yapım, yer ve durum eki) * lenfositlerin antijen reseptörü aracılığıyla
uyarıma karşı tepki göstermeme durumu
anerjik :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + ergon (iş, çalışma) +
eia (isim yapım, yer ve durum eki) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) *
anerji durumu arzeden
aneroit :
gre. * a, an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + neros (su) + oeides
(gibi, ile ilgili, benzer, şekilli, biçimli) * boşaltılmış bir kutunun elastik
kapağını deforme eden havanın hareketiyle hava basıncını ölçen bir barometre
ile ilgili
anestetik :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aisthesis (duyu, duygu,
algı, his) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * duyarsızlaştırıcı,
hissizleştirici; duyusal algıyı geçici olarak ortadan kaldıran madde veya ilaç,
anestezi ile ilgili
anestezi : gre.
* an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aisthesia (duyusallık,
duygusallık, hislenme) (aisthesis (duyu, duygu, algı, his) + eia (isim yapım,
yer ve durum eki) ) * uyuşturucu bir ilaç vererek ağrı duyumunu ortadan
kaldırıp uyutma, duyumsuzlaştırma
anestezik :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aisthesis (duyu, duygu,
algı, his) + ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * duyarsızlaştırıcı,
hissizleştirici; duyusal algıyı geçici olarak ortadan kaldıran madde veya ilaç,
anestezi ile ilgili
anesteziyolog :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aisthesis (duyu, duygu,
algı, his) + logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) * anestezi uzmanı
anesteziyoloji :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + aisthesis (duyu, duygu,
algı, his) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi,
söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * anestezi bilimi
anet :
ara. * anata (zorlanmak, güçlük çekmek; bir kemik kırıldıktan sonra tam
iyileşirken yeniden kırılmak, hasar görmek; zorlu bir tepeye/yokuşa tırmanmak)
* ağır meşakkat, darlık, sıkıntı, güçlük, günaha veya helake sürükleyen
tehlikeli durum, günah; zina; hata, galat, yanlışlık; fesad; helak
anethum :
gre. * anethon (dereotu) * aromatik yaprak ve tohumları mutfakta kullanılan
dereotlarını kapsayan bitki cinsi
anetol :
lat. * anethum (rezene bitkisi, fennel) + oleum (yağ) * rezene ve bazı diğer
bitkilerden elde edilen, tat ve koku veren uçucu yağ bileşiği (C10H12O)
anevrizma :
gre. * aneurusma (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste,
geri, arkaya, baş, önce, evvel) + urunein (genişlemek) + ismos, usma (durum
eki) ) * aort veya beyin damar duvarının zayıflaması veya hasar görmesi sonucu
kan damarı duvarında ortaya çıkan kabarcık veya balona benzeyen dışa doğru
şişkinlik
anevrizmektomi :
gre. * aneurusmektomia (aneurusma (ana (tekrar, yeniden, yukarı doğru,
yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş, önce, evvel) + urunein (genişlemek)
+ ismos, usma (ile ilgili olma) ) + ektomia (kesip çıkarma) (ek (dış, dışarı,
harici) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit,
dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * damar duvarında oluşan
anevrizmanın cerrahi olarak çıkarılması işlemi; anevrizma rezeksiyonu
angaje :
lat., fra. * engagiatus (en (iç, içe içine) + gagiare (rehin vermek, garanti
altına almak, taahhüt etmek) + tus (geçmiş zaman ve sıfat yapım eki) ) (lat.);
engagé (fra.) * bir konuda, bir işte karşılıklı olarak bağlı, ilgili, sorumlu
hale gelmiş, rehin verilmiş, bağlanmış, taahhüt altına sokulmuş, taahhüt
edilmiş, garanti edilmiş
angajman :
lat., fra. * engagiatus (en (iç, içe içine) + gagiare (rehin vermek, garanti
altına almak, taahhüt etmek) + mentia (isim yapım yapım eki) ) (lat.);
engagement (fra.) * bir işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, bağlantı,
bağlanma, taahhüt, yükümlülük; işe alma veya taraf olma durumu; ayrıca askeri
anlamda çatışma, muharebe
angarya :
far., gre. * aggareiein (zorla görevlendirmek, angarya yaptırmak), aggareia
(zorla görevlendirme, ulak hizmeti, zorunlu kamu hizmeti, salma) (angara
(haberci, ulak) (far.) + eiein, euo (fiil mastar eki) * devlet hizmeti
kapsamında zorunlu yerel halkın at, yük, araç temini veya taşıma hizmeti verme;
ücret ödenmeksizin, zorla, baskı ile yaptırılan iş, zorunlu hizmet, ücretsiz ve
irade dışı çalışma
angaz :
tür. * angaz (hantal, ağır hareket eden; iş bilmez, beceriksiz, bön, saf veya
kaba saba kimse) * bir yapının ağaç kısmı, iskeleti; kuru ağaç parçaları,
kurumuş, çürümeye yüz tutmuş ağaç gövdesi, kökü; ağır ve hantal eşya; ahmak,
sersem, akılsız, dangalak, angıt
angelica :
lat. * angelicus (meleki, kutsal) * tıbbi ve aromatik özellikleriyle tarihsel
olarak kutsal sayılan, şemsiyegiller familyasına ait bitki cinsi
angelman sendromu :
ing., gre. * angelman (İngiliz pediatrist Harry Angelman'ın soyadından) (ing.)
+ syndromon (sendrom, belirti ve bulguya dayalı klinik durum) (gre.) + u
(iyelik eki) (tür.) * nörolojik ve genetik bozukluklarla karakterize, zihinsel
engel, konuşma eksikliği, denge sorunları ve mutlu, gülümseyen yüz ifadesiyle
belirgin doğumsal hastalık
angelonia :
lat. * Angelon (İspanyol botanikçi Angel de Alagon) + ia (isim yapım eki) * süs
değeri yüksek, renkli çiçekler açan otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi
angeoloji :
gre. * angelos (elçi, melek) + logia (bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos
(kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) *
teolojide meleklerin doğası, hiyerarşisi ve görevleri üzerine yapılan sistematik
çalışma veya bilim dalı
angıç :
tür. * ağ, ağın (aşağı inmek veya yukarı çıkmak) + ıç (isim yapım ve araç eki)
* harman zamanı öküz, at veya kağnı gibi taşıma arabalarına daha fazla sap,
saman ya da buğday yükleyebilmek amacıyla araçların iki yanına ilave edilen
tahta veya demirden yapılmış parmaklıklı ek kanat düzenek, kanat
angın :
tür. * an (hatırlamak, anımsamak) + gın (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) *
anılan, hatırlanan; ünlü, meşhur
angina :
lat. * angere (bastırmak, sıkmak) + ina (isim yapım eki) * kalbe yeterli kan
gitmemesi nedeniyle göğüste şiddetli ağrıyla kendini gösteren, sıklıkla
omuzlara, kollara ve boyuna da yayılan rahatsızlık
angiospermae :
gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + sperma (tohum,
çekirdek, döl, bel, meni, sperm) * tohumları meyve içinde kapalı bulunan
çiçekli bitkileri kapsayan bitki grubu
angl :
lat. * angulum, angulus (açı) * iki doğru parçasının birleştiği noktada
doğrular arasında oluşan aralık
anglikan :
gre., lat. * anglikos (angelos (melek, müjde) + ikos (-sel, ile ilgili) )
(gre.) + anos, anus (gibi, ile ilgili, gibi olan) (gre., lat.) * İngiltere'nin
resmi kilisesi olan İngiltere Kilisesi'ne has
anglikanizm :
gre., lat. * anglikanos + ismos (isim yapım, durum, akım, öğreti, doktrin eki)
(gre.) * İngiltere'nin resmi kilisesi olan İngiltere Kilisesi'ne has ilke,
doktrin ve kurumları temsil eden kavram
anglofil :
gre. * angelos, angli, (ingiliz; melek) + philein (sevmek), philos (seven,
sever, sevici) (philein (sevmek) + os (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) ) *
İngiliz sever, İngiliz hayranı
anglofobi :
gre. * angelos, angli (ingiliz; melek) + phobia (korkma, korkulu olma) (phobos
(korku) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * İngilizlere veya İngiliz
kültürüne karşı korku, nefret, düşmanlık duygusu, İngiliz korkusu
anglosakson :
lat. * angelos, anglo (ingiliz; melek) + saxon (bıçak, kısa kılıç, hançer) *
Britanya adasını ele geçirerek oraya yerleşen Cermen soyundan oymaklar
angola :
gre. * angelos (melek) * Afrika kıtasının güneybatı bölümünde yer alan, batıda
Atlantik Okyanusu, kuzeyde Kongo ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, doğuda
Zambiya, güneydoğuda Namibya ile çevrili olan bir ülke
angström :
isv. * angström (İsveçli fizikçi Anders Jonas Ångström’ün soyadından) (ange
(kasaba) + ström (akım, akıntı, dere) ) * metrenin on milyarda biri değerine
eşit olan ışık dalgalarını ölçme birimi
angudi :
tür. * angıt, angut (kiremit rengi tüyleri olan bir tür yaban ördeği) + i (ile
ilgili, gibi, -a ait, benzer) * kiremitrengi, soluk kırmızı, angut rengi
anguidae :
lat. * anguis (yılan) + eidos (görünüş, şekil, biçim, form) (gre.); idae
(-giller, zoolojik familya eki) * çoğunlukla bacaksız veya çok küçük bacaklı,
yılanı andıran gövdeli kertenkeleleri kapsayan kör kertenkelegiller familyası
anguilla :
lat. * anguis (yılan) + illa (küçültme eki) * Birleşik Krallık’a bağlı
Karayipler’de bir ada
angıillidae :
lat. * anguis (yılan) + illa (küçültme eki) + idae (-giller, hayvan familyası)
* tatlı su yılan balığı türlerini içeren hayvab familyası
anguilliformes :
lat. * anguis (yılan) + illa (küçültme eki) + formis (şekilli, biçimli) (forma
(şekil, biçim, kalıp) + is (ile ilgili, -a ait) ) * yılan balıklarını ve
mürenleri kapsayan, yılanı andıran vücut yapıları ve göğüs yüzgeçleri dışındaki
yüzgeçleri birleşerek tek bir şerit halinde kuyruğa kadar uzanan, uzun,
silindirik ve yırtıcı balıklardan oluşan ışın yüzgeçli balık takımı
angulus :
gre., lat. * ankylos (eğilmiş, eğri) (gre.); anguere (boğmak, boğazlamak) +
ulus (isim yapım eki) (lat.) * köşe, açı; bir cismin köşeli kısmı veya açısı
angustifolia :
lat. * angustus (dar) + folius (yaprak) * sivri meyveli dişbudak, Oleaceae
(zeytingiller) familyasından anavatanı Orta ve Güney Avrupa ile Kuzey Afrika ve
Güneybatı Asya olan bir dişbudak türü
angut :
tür. * angıt (ördeğe benzeyen kızıl renkli bir kuş) * ördekgiller
familyasından, kiremit rengi tüylere sahip, eşine olan aşırı sadakati ve o
öldüğünde başında bön bön yas tutmasıyla bilinen bir yaban kuşu, kiremit rengi
yaban ördeği; bu kuşun bakışlarından mülhem, laftan anlamayan, boş ve aval
bakan, ahmak ya da kaba saba kimse
angülasyon :
gre., lat. * ankylos (eğilmiş, eğri) (gre.); angulus (anguere (boğmak,
boğazlamak) + ulus (son ek) ) + tio (isim yapım eki) (lat.) * köşe oluşturma,
açı oluşturma, açısal ölçüm
angüler :
lat. * angulus (köşe, açı; girinti noktası) + aris (ile ilgili, -a ait) (lat.);
angulaire (fra.) * açı ile ilgili olan, açıya ilişkin veya açısal nitelik
taşıyan, açısal
anğ :
tür. * an (ayıran, ayıraç, ayrım) * don, pantolon ve buna benzer giysilerde iki
bacak arasında kalan kısımın birbirine tutturulduğu yer; bağ, bahçe, tarla gibi
gayrı menkullerin kısımlandırılmasını, birbirlerinden ayrılmasını ve böylelikle
mülkiyet sınırlarının belirlenmesini sağlayan sınır çizgileri
anha :
ara. * an (-a, hakkında, üstüne, üzerine) + ha (o dişil) * ona, onun hakkında,
onun üstüne
anha minha :
ara. * an (-a, hakkında, üstüne, üzerine) + ha (o dişil) + min (-den) + ha (o
dişil) * şundan bundan, şöyle böyle ederek, şu bu, öteberi
anhedoni :
gre. * anhedonia (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hedone (haz,
zevk) + ia (isim yapım eki) ) (gre.); haz (alım, pay, tutma; zevk hissi) (ara.,
tür.) * mutlu olamama, haz duyamama sendromu
anhidrasyon :
gre., lat. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hydratio (hydrare
(su ile birleşmek, su eklenmesi yoluyla oluşmak) (hudros, hydros (su, sıvı)
(gre.) + are (fiil mastar eki) ) + tio (isim yapım eki) (lat.) ) * bir maddenin
yapısındaki suyun uzaklaştırılması veya su kaybetmesi işlemi; susuzlaştırma
anhidraz :
gre., lat. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hydor, hudros,
hydro (su, sıvı) (gre.) + ase (enzim belirtme eki) (lat.) * kimyasal bir
bileşikten bir su molekülünün uzaklaştırılmasını katalize eden bir enzim (CO2 +
H2O ↔ H2CO3 (karbonik anhidraz için) )
anhidre :
gre., ara. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hydratus (hydrare
(su ile birleşmek, su eklenmesi yoluyla oluşmak) (hudros, hydros (su, sıvı)
(gre.); hıdr (yeşil) (ara.) + are (fiil mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve
sıfat yapım eki) ) (lat.) * su içermeyen, susuz
anhidrit :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hudros, hydros (su,
sıvı) + ites (element, kayaç ve mineral eki) * su içermeyen veya suyu alınmış
tuz veya mineral, susuz kalsiyum sülfat minerali (CaSO4)
anhidroz :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hudros, hydros (su,
sıvı) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * vücudun bir veya daha
fazla bölgesinde normal şekilde terleyememe durumu, ter bezlerinin işlevini
yerine getirememesi durumu
anhidrozis :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hudros, hydros (su,
sıvı) + osis (isim yapım, durum, sorun, hastalık eki) * ter bezlerinin hiç veya
yeterince ter üretememesiyle ortaya çıkan, terlemenin yokluğu veya belirgin
azalması durumu
anhidröz :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + hudros, hydros (su,
sıvı) + osus (ile ilgili, gibi, -a ait) * su içermeyen, susuz
anhü :
ara. * an (-a, hakkında, üstüne, üzerine) + hu, ha (o eril, o dişil) * ondan
anhüm :
ara. * an (-a, hakkında, üstüne, üzerine) + hum (onlar) * onlardan
anı :
tür. * an (hatırlamak, aklına getirmek, yad etmek) + ı (isim yapım eki) *
geçmişte yaşanmış olay veya deneyimin hatırlanan bölümü; hatıra
anık :
tür. * an (hatırlamak, aklına getirmek, yad etmek) + ık (ile ilgili, gibi, -a
ait, benzer) ("zaten hatırlıyor" anlamı bağlamında) * bir iş yapmak
için gereken her şeyi tamamlamış olan; doğuştan yetenekli
anıl :
tür. * an (hatırlamak, yad etmek) + ıl (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) *
hatırlanan, anımsanan, yad edilen, akla gelen; erkek veya kadın ismi
anımsamak :
tür. * an (hatırlamak, yad etmek) + ım (edilgen fiil eki) + sa (etken fiil eki)
+ mak (fiil mastar eki) * geçmişteki bir olguyu veya olayı aklına getirmek,
hatırlamak, aklına getirmek
anırmak :
süm., gre. * anse (eşek) (süm.), onos (gre.); âne (fra.) + ır (edilgen fiil
eki) + mak (fiil mastar eki) * eşek veya benzeri hayvan gibi uzun ve yüksek ses
çıkarmak
anıştırmak :
tür. * an (hatırlamak, yad etmek) + ış (edilgen fiil eki) + tır (etken fiil
eki) + mak (fiil mastar eki) * bir şeyi üstü kapalı bir biçimde anlatmak,
dolaylı olarak anımsatmak, düşündürmek; açıkça anlatmayıp sezdirmek
anıt :
tür. * an (hatırlamak, yad etmek, öncesini düşünmek) + ıt (isim yapım eki) *
bir olayı, kişiyi veya dönemi hatırlatmak amacıyla yapılan kalıcı eser, yapı
veya heykel
anıtkabir :
tür. * an (hatırlamak, yad etmek, öncesini düşünmek) + ıt (isim yapım eki) +
kabir, kabr (gömme; çukur, mezar, hazne) * tarihe geçmiş kişilerin gömütü
olarak yapılan, anıtsal değer taşıyan görkemli yapı, anıtgömüt
anız :
tür. * an (hatırlamak, öncesini düşünmek) + gız, ız (isim yapım eki) * ekinin,
biçildikten sonra toprakta kalan köklü sapı (hatırlanan, geriye kalan anlamı bağlamında)
ani :
ara. * an (en kısa süre) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * birdenbire,
ansızın, bir anda, anlık
anid :
ara. * anada (inat etmek, ısrar etmek, direnmek, diretmek, üstelemek, karşı
çıkmak, ısrarla reddetmek), inad (direnme, diretme, karşı çıkma, yapmayı
reddetme, redde ısrar etme, üsteleme) * inatçı, direnen, direten
aniden :
ara. * an (en kısa süre) + i (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) + den (olarak,
itibarıyla) * birdenbire, ansızın, bir anda, anlık olarak
anidulafungin :
lat. * ani (ön ek) + dula (kimyasal ara kök) + fungin (mantar ile ilgili)
(fungus (mantar) + ine (organik bileşik/alkaloid türevi eki) ) * enfeksiyonlara
neden olan mantarları, hücre duvarının sentezini engelleyerek yok eden veya
büyümesini durduran yarı sentetik antifungal ilaç etkin maddesi (C58H73N7O17)
anif :
ara. * anif (sert, kaba, haşin) * hoşgörüden uzak, sert, kaba, kırıcı, haşin,
hiddetli
anif :
ara. * na'afa (yeniden başlamak, baştan almak, tekrar etmek), istinaf (yeniden
başlama, baştan alma) * yakın geçmişte, geçenlerde, önce, önde, baş, başta, az
önce, demin
anifen :
ara. * anif (yakın geçmişte, geçenlerde, önce, önde, baş, başta, az önce,
demin) + en (gibi, olarak) * yukarıda; az önce, biraz evvel, demin
anigozanthos :
gre. * anisos (eşitsiz) + anthos (çiçek) * çiçek parçaları düzensiz ve tüylü
olan, Avustralya kökenli süs bitkilerini kapsayan bitki cinsi
aniklonik :
gre. * an (yokluk, eksiklik, zıtlık, olumsuzluk eki) + klinein (eğilmek, yana
yatmak, eğim vermek, eğim yapmak, meyletmek, meyil vermek, katmanlamak) + ikos
(ile ilgili, -a ait, gibi) * eğimi olmayan, eğimsiz; özellikle meteoroloji ve
coğrafyada basınç veya yüzey eğiminin bulunmadığı veya çok az olduğu durumla
ilgili
anilin :
gre. * an (-den, öncesi, öndeki) + neilos, nila (koyu mavi, çivit boyası) + ine
(organik bileşik eki) * benzenden türeyen ve tekstil boyalarında kullanılan
aromatik amin (C6H5NH2)
anilingus :
lat. * anus (anüs, makat) + lingua, lingus (dil) * anüs yalama eylemi
anima :
gre., lat. * anemos (anemos (rüzgar) ) (gre.); anima (zihin, ruh, nefes, yaşam
gücü; canlılık, bilinç; rüzgar, hava üfleme) (lat.); enam (canlı mahlukat,
yaratıklar) (ara.) * erkeğin bilinç dışı kadın tarafı
animasyon :
gre., lat. * anemos (anemos (rüzgar) ) (gre.); animatio (animare (diriltmek, yaşatmak,
canlandırmak, hayat vermek, hareketlendirmek) (anima (zihin, ruh, nefes, yaşam
gücü; canlılık, bilinç; rüzgar, hava üfleme) + are (fiil mastar eki) ) + tio
(isim yapım eki) (lat.) * hareket ettirme, canlandırma (Arapça’daki “Ruh”
kelimesinin de “Rih” (Rüzgar) kelimesiyle fonetik ve semantik ortaklığı
bulunmaktadır.)
animato :
lat., ita. * animatus (yaşam verilmiş, canlanmış, diriltilmiş, hayat bulmuş)
(animare (diriltmek, yaşatmak, canlandırmak, hayat vermek, hareketlendirmek)
(anima (zihin, ruh, nefes, yaşam gücü; canlılık, bilinç; rüzgar, hava üfleme) +
are (fiil mastar eki) ) + tus (geçmiş zaman ve sifat yapım eki) (lat.); ato
(ita.) * canlı, heyecanlı, hareketli şekilde çalınan müzik türü
animizm :
gre. * animismos (anemos (anemos (rüzgar) + ismos (isim yapım, durum, akım,
öğreti, doktrin eki) ) * doğada insandaki gibi başka ruhların da varolduğunu
kabul eden inanç sistemi, canlıcılık, canlandırmacılık
animus :
gre., lat. * anemos (anemos (rüzgar) ) (gre.); anima (zihin, ruh, nefes, yaşam
gücü; canlılık, bilinç; rüzgar, hava üfleme) (lat.); enam (canlı mahlukat,
yaratıklar) (ara.) * kadının bilinç dışı erkek tarafı
anionik :
gre. * anion (aninein, anineai (yukarı gitmek, yükselmek, yükseğe çıkmak) (ana
(tekrar, yeniden, yukarı doğru, yukarıya, yükseğe, üste, geri, arkaya, baş,
önce, evvel) + ineai, inein (gitmek, ilerlemek) ) + on (isim yapım eki) ) +
ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * anyonlarla ilgili olan; negatif
elektrik yükü taşıyan iyonlara ait veya onları içeren
anise :
ara. * unsa (kadın, kız, dişi) * cana yakın kız veya kadın
anisocoma :
gre. * anisos (eşitsiz) + koma (tüylü tepe) * tohumlarında eşitsiz tüylü
çıkıntılar bulunan otsu bitkileri kapsayan bitki cinsi
anisokori :
gre. * anisocoria (anisos (eşit olmayan) (an (-sız, yokluk, zıtlık ve
olumsuzluk ön eki) + isos, iso (eşit, denk) ) + kore (gözbebeği) + eia (isim
yapım, yer ve durum eki) * göz bebeklerinin farklı büyüklüklerde olması; biri
diğerinden farklı boyutta olan pupilla
anisophylleaceae :
gre. * anisos (eşit olmayan) (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) +
isos, iso (eşit, denk) ) + phyllon (yaprak) (gre.) + aceae (-giller, botanik
familya eki) (lat.) * tropikal bölgelerde yayılış gösteren ağaç ve çalılardan
oluşan, başlıca Anisophyllea cinsini içeren çiçekli bitkiler familyası
anisoplia :
gre. * anisos (eşit olmayan) (an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) +
isos, iso (eşit, denk) ) + plia (fazlalık, çokluk) * kurtçuk evresinde
ekinlerin kökünü, ergin evrede başakları kemiren, Anisoplia, Coleoptera
(böcekler) takımı içinde Scarabaeidae familyasına ait, kahverengi, kın kanatlı
böcek, Anisoplia austriaca, bambu ergini
anisositoz :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + iso, isos (eş, eşit,
denk) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk, oyuk, kap) + osis (isim yapım,
durum, sorun, hastalık eki) * kırmızı kan hücrelerinin (alyuvarlarının) eşit
büyüklükte olmaması sendromu
anistreplaz :
lat. * anis (anason) + strept (Streptococcus bakterisi) + ase (enzim eki) *
trombolitik etkisi olan ve pıhtı çözme amacıyla kullanılan, Streptococcus
kaynaklı enzim türevi ilacın etken maddesi (C2569H3928N746O781S40)
anizindion :
lat. * anisol (anason türevi aromatik grup) (anisum (anason) + ol (hidroksil,
alkol grubu OH) ) + indan (aromatik halka (C6H4) ile siklopentan halkasının
birleşimi) + one (oksijenli bileşik, keton grubu (C=O) ) * kan pıhtılaşmasını
önleyici özellik taşıyan, oral anticoagulant olarak kullanılan sentetik bileşik
(C16H12O3)
anizokori :
gre. * anisocoria (anisos (eşit olmayan) (an (-sız, yokluk, zıtlık ve
olumsuzluk ön eki) + isos, iso (eşit, denk) ) + kore (gözbebeği) + eia (isim
yapım, yer ve durum eki) * göz bebeklerinin farklı büyüklüklerde olması; biri
diğerinden farklı boyutta olan pupilla
anizomeri :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + isos, iso (eş, eşit,
aynı, denk, benzer) + meros (parça, bölüm, kısım, segment) + eia (isim yapım,
yer ve durum eki) * bir organizmada veya yapıda parçaların, organların veya
bölümlerin büyüklük, biçim veya sayıca birbirine eşit olmaması durumu; parça
eşitsizliği
anizometropi :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + iso, isos (eş, eşit,
denk) + metros (ölçme, ölçü) + ops, opsis (göz, görme, görünüş, görünüm, yüz) +
eia (isim yapım, yer ve durum eki) * iki gözün farklı bir kırılma gücüne
(gözlük numarasına) sahip olması, yani gözlük olmadan iki göz arasında eşit
olmayan bir odak olması durumu
anizomisin :
lat., gre. * anisol (anason türevi aromatik grup) (anisum (anason) + ol
(hidroksil, alkol grubu OH) + mycin (mantarsal veya mikrobiyal kaynaklı
antibiyotik) (mykes (fungus, mantar, mikrobiyal organizma) (gre.) + ine
(organik bileşik/alkaloid türevi eki) (lat.) ) * protein sentezini inhibe eden
ve bazı bakterilere karşı etkili olan antibiyotik özellik taşıyan doğal
kaynaklı bileşik (C14H19NO4)
anizositoz :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + iso, isos (eş, eşit,
denk) + kytos (hücre, göze, odacık, boşluk, oyuk, kap) + osis (isim yapım,
durum, sorun, hastalık eki) * kırmızı kan hücrelerinin (alyuvarlarının) eşit
büyüklükte olmaması sendromu
anizotomi :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + iso, isos (eş, eşit,
denk) + temnein (kesmek), tomia (kesim, kesme) (tome (kesik, kesme, kesit,
dilim) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * eşit olmayan bölünme veya
kesilme; özellikle biyolojide bir hücre veya yapının eşit büyüklükte olmayan
iki parçaya ayrılması; bir bitkinin gövde veya dallarının ikiye ayrıldığında
(dallandığında), bu iki dalın çaplarının veya uzunluklarının birbirinden farklı
olması durumu
anizotropi :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + iso, isos (eş, eşit,
denk) + tropia (dönüş durumu, dönme durumu, değişim durumu, yönelme durumu)
(trepein (çevirmek, döndürmek, dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek,
değiştirmek), tropos (dönüş, dönme, çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil;
yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir kenara çevrilebilir) + eia (isim yapım,
yer ve durum eki) ) * maddelerin fiziksel veya mekanik özelliklerinin, yöne
bağlı olarak değişmesi (izotropinin tersi)
anizotropik :
gre. * an (-sız, yokluk, zıtlık ve olumsuzluk ön eki) + tropia (dönüş durumu,
dönme durumu, değişim durumu, yönelme durumu) (trepein (çevirmek, döndürmek,
dönmek, yönlendirmek, yön değiştirmek, değiştirmek), tropos (dönüş, dönme,
çevrilme, değişim, tepki; biçim, şekil; yanıt; yönelen, etki eden; esnek, bir
kenara çevrilebilir) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) + ikos (ile ilgili,
gibi, -a ait, benzer) * anizotropi ile ilgili
anjambman :
fra. * enjambement (en (iç, içeri, içinde, içinde, içine) + jambe (bacak) + er
(fiil mastar eki) + ment (isim yapım eki) ) * şiir cümlelerinin bir mısra veya
beyitte tamamlanmayıp diğer mısra ve beyitlere hatta bendlere uzaması, ulantı
anjin :
gre., lat. * ankhone (ankhon (boğmak, boğazlamak) + ne (isim yapım eki), angein
(daraltmak, sıkmak) (gre.); angere (sıkmak, daraltmak, boğmak) + ina (isim
yapım eki) (lat.) * tonsilla palatina olarak adlandırılan boğaz bademciklerinin
ve boğaz mukozasının akut enfeksiyöz iltihabı, tonsilit, farenjit
anjina pektoris :
gre., lat. * ankhone (ankhon (boğmak, boğazlamak) + ne (isim yapım eki), angein
(daraltmak, sıkmak) (gre.) + pectus (göğüs) + aris (ile ilgili, -a ait) (lat.)
* kardiyak arterlerdeki ateroskleroz nedeniyle kalp kasında oluşan iskemi veya
koroner arter spazmına bağlı göğüs ağrısı, sıkışma ve baskı hissi
anjiyektaz :
gre. * angiectasis (angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + ekteinein
(uzamak, gerilmek, genişlemek, esnemek, açılmak), ektasis (esneme, genişleme,
genişletme, uzama, gerilme, açılma, kendi dışına çıkma, aşma) * damarların
anormal veya kalıcı olarak genişlemesi durumu
anjiyo :
gre. * angiographia (angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + graphein
(yazmak, çizmek, işaretlemek, kaydetmek), graphia (yazı yazma, işaretleme,
çizme) (graphos (yazı, yazım, çizim, kayıt, işaret) + eia (isim yapım, yer ve
durum eki) ) * damar içine X ışınlarını geçirmeyen bir madde verildikten sonra
damarların filminin alınması
anjiyodisplazi :
gre. * angiectasis (angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + dis, dys
(ayrı, uzak; yokluk, bozukluk ve olumsuzluk öneki) + plassein (şekillendirmek,
biçimlendirmek, oluşturmak, kalıp dökmek), plasis (şekillenme, şekil verme,
biçimlenme, oluşma, büyüme) * damarların yapısal olarak anormal gelişimi veya
bozuk oluşumu durumu; gastrointestinal kanal mukozasında ve submukozasında
belirgin olarak dilate izlenen damarsal lezyonlar, vasküler ektazi,
arteriovenöz malformasyon
anjiyogenez :
gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + genesis (yaratılış,
oluşum) (genes (doğuran, ortaya çıkaran, yaratan, üreten, meydana getiren,
oluşturan, kaynaklanan) + isis (isim yapım eki) ) * mevcut damarlardan
tomurcuklanma yolu ile yeni damarların oluşması, gelişmesi
anjiyografi :
gre. * angiographia (angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + graphein
(yazmak, çizmek, işaretlemek, kaydetmek), graphia (yazı yazma, işaretleme,
çizme) (graphos (yazı, yazım, çizim, kayıt, işaret) + eia (isim yapım, yer ve
durum eki) ) * damar içine X ışınlarını geçirmeyen bir madde verildikten sonra
damarların filminin alınması
anjiyoket :
gre. * angiokath (angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + kathinai
(göndermek, bırakmak), katheter (gönderici, bırakıcı) * sık tekrarlanan kan
alma ve serum bağlama işlemlerinde, damarı tekrar tekrar delmeye ihtiyaç
duyulmadan aynı yerden serum bağlama veya tekrar kan alma işlemlerinin
yapılmasını sağlayan tüp şeklindeki aparat, anjiyokat
anjiyoloji :
gre. * angiologia (angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + logia
(bilim, bilme; söz, anlatı, söylem) (logos (kelime, bilgi, söylem, söz, akıl) +
eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * damarbilim
anjiyoma :
gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + oma (tümör, kabarma,
şişme, şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) * ciltte veya vücudun içinde
oluşabilen küçük, genişlemiş kan damarlarından oluşan iyi huylu tümör türü
anjiyomatoid :
gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + oma (tümör, kabarma,
şişme, şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) + oeides (gibi, ile ilgili,
benzer, şekilli, biçimli) * damar tümörü durumu
anjiyomatozis :
gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + oma (tümör, kabarma,
şişme, şişlik, ur; kanser; toplanma, oluşum) + osis (isim yapım, durum, sorun,
hastalık eki) * benign (iyicil, iyi huylu) tümör kaynaklı vasküler (damarsal)
çoğalma
anjiyomiyolipom :
gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + myelo (ilik, kemik
iliği) + lipo (yağ) + oma (tümör, kabarma, şişme, şişiklik; kanser) * böbreklerde
gelişen malign (kötücül, kötü huylu) olmayan tümör türü
anjiyonörotik :
gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + neuron (sinir, lif,
kiriş, tel, tendon, ip, bağ) + tikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) * damar
ve sinirlerle ilgili
anjiyoödem :
gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + oidein (şişmek),
oidema (şişme) * deride ve deri altındaki doku katmanlarında, organlarda,
yüzde, bağırsak sisteminde ve solunum yolunda şişlik oluşumu
anjiyopati :
gre. * angeion, angio (kasa, kap, hazne, damar, kanal) + patheia (sorunlu,
sıkıntılı, hastalıklı, acılı olma durumu) (pathos (sorun, sıkıntı, hastalık,
acı, ıstırap; duygu, his) + eia (isim yapım, yer ve durum eki) ) * damar
hastalıkları
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder