TÜRKÇEDEKİ ÖN EKLER (DİLİ *
ANLAMI * ÖRNEK)
artmak, ertmek, ırtmak,
irtmek, urtmak, ürtmek : tür. * ettirgen fiil mastarı *
ağartmak, çökertmek, kanırtmak, seğirtmek, yoğurtmak, götürtmek
bam : tür.
* sıfattan sıfat türetme (pekiştirme) * bambaşka
ber :
far. * isimden sıfat türetme; gibi, ile ilgili * berkemal, bertaraf
bes, pes :
tür. * sıfattan sıfat türetme (pekiştirme) * basbayağı, besbelli, pespembe
bi :
far. * isimden sıfat türetme; yokluk anlamı * biçare, bihaber
bila : ara.
* isimden sıfat türetme; yokluk anlamı, -sız, -siz, -suz, -süz anlamı * bila
istisna (istisnasız)
çala :
tür. * isimden sıfat türetme (çabukluk, süreklilik anlamı) * çalakalem,
çalakaşık
dap :
tür. * sıfattan sıfat türetme (pekiştirme) * dapdar
der :
far. * isimden sıfat türetme; çabukluk, anilik, ivedilik, hız anlamında *
derhal, deruhte
hem :
far. * isimden sıfat türetme; birliktelik, aynılık, eşitlik, denklik anlamı *
hemşehri, hemfikir, hemzemin
kayın :
far. * isimden isim türetme; yerine geçen anlamında (Arapça “kaim” (ikame eden)
kelimesinden) * kayınbirader, kayınpeder
na :
far. * sıfattan sıfat türetme; olumsuzluk anlamı * nahoş, namevcut, namütenahi
p, m, r, s :
tür. * sıfattan sıfat türetme; pekiştirme * apaçık, kapkara, sapsarı, bembeyaz,
yemyeşil, tertemiz, pespembe, basbayağı
up :
tür. * sıfattan sıfat türetme (pekiştirme) * upuzun
TÜRKÇEDEKİ
SON EKLER (DİLİ * ANLAMI * ÖRNEK)
a, e :
tür. * yönelme durumu, yön bildirme eki * arabaya, eve
abilmek, ebilmek : tür.
* fiile becermek, imkanı olmak anlamı katan ek * yapabilmek, gelebilmek
aca, ece :
tür. * fiilden isim türetme * yanıltmaca, düzmece, aldatmaca
acak, ecek :
tür. * fiilden isim türetme * açacak, çekecek
aç, eç :
tür. * vasıta, araç, sağlayıcı, -maya yarayan * ayraç, almaç, büyüteç, belirteç
ağan, eğen :
tür. * gibi olan, ile ilgili * olağan, durağan, süreğen
aj :
fra. * fiilden isim türetme; gibi olma * kolaj, sabotaj, kamuflaj
ak, ek, ık, ik, uk, ük :
tür. * isimden, fiilden isim veya sıfat türetme; gibi olan, ile ilgili * adak,
yanak; kaçak, tarak, gözenek, elek, çıkık, aksırık, alışık, yapışık, katık,
delik, kesik, ilişik, oyuk, soluk, uçuk, donuk, uyuşuk, çürük, göçük, köpük,
körük, düşük
aki :
tür. * argo kelime türetme (Grek kökenli olup, Grekçede küçültme veya şirinlik
anlamı yüklemek için kullanılır.) * gebeşaki (aptal) (tür.)
al, el, ıl, il, ul, ül :
tür. * edilgen fiil eki (isimden veya sıfattan fiil türetme) * daralmak,
seyrelmek, kasılmak, gerilmek, durulmak, yorulmak, görülmek
al, el, ıl, il, ul, ül :
tür. * isimden, sıfattan, fiilden sıfat veya isim türetme; gibi olan, ile
ilgili * sanal, yerel, atıl, eril, tombul, çoğul; okul, kurul
alım, elim :
tür. * birinci çoğul şahıs emir kipi * yapalım, gidelim
almış, elmiş, ılmış, ilmiş,
ulmuş, üşmüş : tür. * fiilden sıfat türetme * boşalmış,
düzelmiş, dağılmış, alışılmış, ekilmiş, yamulmuş, büzülmüş
altı, elti :
tür. * fiilden isim türetme * daraltı, çözelti
altım :
tür. * fiilden isim türetme * sağaltım, azaltım, çoğaltım
am, em, ım, im, um, üm :
tür. * fiilden isim türetme * bağlam, gözlem, alım, seçim, doyum, görüm, söküm
an, en, ın, in, un, ün :
tür. * fiilden isim veya sıfat türetme * koşan, gülen, yalın, serin, suskun,
uzun, küskün, üstün, ürün
an, en, ın, in, un, ün :
tür. * edilgen fiil eki * aldanmak, yıpranmak, eğlenmek, gizlenmek, alınmak,
gerinmek, soyunmak, görünmek
an, en :
tür. * fiilden isim türetme * yapan, alan, gelen
anca, ence :
tür. * süre, periyod belirten isim yapım eki * ortanca (ortada olan), dönence
(döngü, dönme süresi), dinlence (dinlenme süresi)
anç, enç, ınç, inç, unç, ünç
:
tür. * fiilden isim türetme * kıvanç, gönenç, basınç, bilinç, sevinç, övünç
anç, enç, ınç, inç, unç, ünç
:
fiilden
sıfat türetme * kıskanç, iğrenç, tiksinç, korkunç, gülünç, ödünç
ane :
far. * isimden sıfat türetme; gibi olan, ile ilgili, ait, layık anlamı * şahane
(şaha layık), divane (deli gibi, cinli gibi)
anmak, enmek, ınmak, inmek,
unmak, ünmek : tür. * edilgen fiil eki * aldanmak, gözlenmek,
kalkınmak, gerinmek, korunmak, görünmek
antı, enti, ıntı, inti,
untu, üntü : tür. * fiilden isim türetme * bağlantı,
beklenti, kaşıntı, kuruntu, bozuntu, üzüntü
ar, er, ır, ir, ur, ür :
tür. * geniş zaman fiil eki * yapar, eder, alır, gelir, olur, görür
ar, er :
tür. * paylaştırma, üleştirme eki * dokuzar, onar, ikişer, üçer
arak, erek :
tür. * zarf fiil * yaparak, ederek
arken, erken, irken, urken :
tür. * zaman ve koşul bildirme eki (zarf fiil) * koşarken, beklerken, gelirken,
uyurken
armak, ermek :
tür. * isimden veya sıfattan fiil türetme * yaşarmak, kızarmak, yeşermek,
asa :
far. * sıfattan sıfat türetme; gibi * devasa (dev gibi)
aş, eş :
tür. * fiilden veya isimden isim türetme, fiilden veya isimden sıfat türetme *
uğraş, bulaş, adaş, özdeş, güneş
aşmak, eşmek, ışmak, işmek,
uşmak, üşmek : tür. * işteş fiil eki * dalaşmak,
bağdaşmak, üleşmek, didişmek, buluşmak, bölüşmek
aşmak, eşmek, ışmak, işmek,
uşmak, üşmek : tür. * edilgen fiil eki * kartlaşmak,
güzelleşmek, titreşmek, tutuşmak, büzüşmek
at, et, ıt, it, ut, üt :
tür. * fiilden, isimden veya sıfattan isim türetme * başat, yapıt, sarkıt,
geçit, kesit, dikit, konut, komut, umut, dölüt, gömüt, öğüt
at, et, ıt, it, ut, üt :
tür. * etken fiil eki * başlatmak, ekletmek, sarkıtmak, soğutmak, ürkütmek
at, et :
ara., tür. * fiilden, isimden veya sıfattan isim türetme; etken fiil eki *
mülakat, cemaat, cemiyet, azamet, teğer; gözetmek
aver :
far. * isimden sıfat türetme; -cı, ci, ile ilgili; taşıyan, getiren * dilaver
(yürekli, cesur), cengaver (savaşçı)
ay, ey :
tür. * fiilden sıfat türetme * yatay, dikey
ayım, eyim :
tür. * birinci tekil şahıs emir kipi * yapayım, geleyim
baç :
tür. * fiilden isim türetme * saklambaç, atlambaç
baz :
far. * isimden sıfat türetme; ile ilgili, yapan, eden * düzenbaz, hokkabaz
ber :
far. * isimden isim türetme * peygamber, rençber, seferber
bay, bey :
tür. * saygı, azizlik, muhetermlik ifadesi, kendisinden dilenen, eline bakılan;
beg, bey * atabay, albay, atabey, ağabey
bük :
tür. * çalılık yer * Karabük, Ovabük
ca, ce :
tür. * fiilden isim türetme * aldatmaca, eğlence
ca, ce, ça, çe :
tür. * dil eki * Fransızca, İngilizce, Farsça, Flemenkçe
ca, ce, ça, çe :
tür. * isim veya sıfattan sıfat türetme (gibi, ile ilgili, özgü anlamları) *
bunca, onca, kolayca, sayıca, güzelce, özgürce, görece, çokça, yavaşça, genişçe
cağız, ceğiz :
tür. * isimden isim türetme (küçültme veya acıma anlamı) * çocukcağız, köyceğiz
cak, cek, çak, çek :
tür. * isimden veya fiilden isim türetme * açacak, içecek, örümcek, alçak,
kolçak,
cak, cek :
tür. * gelecek zaman eki * alacak, gelecek
cak, cek, cık, cik, cuk, cük
:
tür. * isimden veya sıfattan isim veya sıfat türetme (küçültme, şirinleştirme,
acıma eki) * yavrucak, parçacık, ufacık, kedicik, minicik, çocuk, cücük,
küçücük, gülücük
cek :
tür. * isimden sıfat türetme (birlikte, beraber, hep beraber) * ailecek
can, cen :
tür. * isimden sıfat türetme (sevimlilik ve şefkat anlamı) * babacan, sevecen
casına, cesine :
tür. * fiilden sıfat türetme * koşarcasına, değercesine
cal, cel, cıl, cil, cul,
cül, çal, çel, çıl, çil, çul, çül : tür. * isimden sıfat
türetme (gibi olan, ile ilgili anlamı) * kılcal, güncel, öncel, evcil, öncül,
kötücül, balıkçıl, barışçıl, etçil, otçul
casına, cesine :
tür. * fiilden sıfat türetme * koşarcasına, gidercesine
cek :
tür. * ile birlikte, beraber, hep beraber * ailecek
cı, ci, cu, cü, çı, çi, çu,
çü :
tür. * isim veya fiilden sıfat türetme * yapıcı, geçici, inatçı, hizipçi
cı, ci, cu, cü, çı, çi, çu,
çü :
tür. * isimden veya fiilden isim türetme (yapan, eden eki) * tulumbacı, evci,
vurucu, gözcü, artçı, savaşçı, çiçekçi, hizmetçi, korucu, muslukçu, gözlükçü
cı, ci, cu, cü :
tür. * isimden sıfat türetme (sıra sayı sıfatı eki) * altıncı, yedinci, onuncu,
üçüncü
cık, cik, çık, çik, cuk,
cük, çuk, çük : tür. * isimden, sıfattan sıfat türetme,
isimden, sıfattan isim türetme (küçültme veya şirinleştirme eki) * ufacık,
sıcacık, kedicik, yavrucuk, küçücük, kitapçık, mehmetçik, dipçik, kurtçuk
cıl, cil, cul, cül, çıl,
çil, çul, çül : tür. * isimden veya sıfattan sıfat türetme
(gibi olan, ile ilgili eki) * insancıl, evcil, öncül, ölümcül, balıkçıl, etçil,
otçul
cılık, cilik, çılık, çilik,
culuk, çuluk, cülük, çülük : tür. * isim, sıfat veya fiilden isim
türetme (ile ilgili olma, eylem halinde olma anlamı) * ayrımcılık, denizcilik,
balıkçılık, işçilik, yolculuk, ruhçuluk, gözcülük, çöpçülük
ç :
tür. * fiilden isim veya sıfat türetme; alet, araç, yapan, eden * ayraç,
sarkaç, tıkaç, ağaç, almaç; anaç, güleç, bilgiç
ça, çe :
far. * isimden isim türetme; ile ilgili * bahçe, parça, kepçe
da, de, ta, te :
tür. * yer bildirme, bulunma durumu eki * nerede, orada, kapıda, evde, sokakta,
sepette, güneşte
da, de, ta, te :
tür. * dahi eki (ayrı yazılır) * o da, oda da, belde de, soğuk ta, güneş te
dan, den, tan, ten :
tür. * zarf eki (yer, koşul, durum, zaman, sebep eki) * odadan, evden,
doğrudan, oradan, akşamdan, ondan, geceden, çoktan, soğuktan, doğuştan,
hafiften, hepten, ateşten, gülerekten, almadan, yapmadan, gelmeden, değmeden,
hastalıktan, spordan
dan :
far. * isimden isim veya sıfat türetme; içeren, ile ilgili * buhurdan, hanedan,
cüzdan, nüktedan
dan, den, tan, ten :
tür. * isimden veya sıfattan sıfat türetme * yakından, derinden, uzaktan, esastan,
gerçekten
dar :
far. * isimden sıfat türetme; yapan, eden; tutan * hükümdar, payidar
daş, deş, taş, teş :
tür. * isimden isim veya sıfat türetme (ile ilgili ve birliktelik anlamı veren
ek) * arkadaş, paydaş, yandaş, meslektaş, özdeş, türdeş, kardeş, sesteş, işteş
dı, di, du, dü, tı, ti, tu,
tü :
tür. * geçmiş zaman fiil eki * aldı, geldi, oldu, gördü, yaptı, gitti, koptu,
söktü
dığı, diği, duğu, düğü,
tığı, tiği, tuğu, tüğü : tür. * fiilden zamir türetme * aldığı,
eğdiği, koyduğu, çözdüğü, attığı, seçtiği, tuttuğu, söktüğü
dığında, diğinde, duğunda,
düğünde, tığında, tiğinde, tuğunda, tüğünde : tür. * fiilden
koşul türetme (zarf fiil eki) * aldığında (aldığı zaman, alması halinde),
geldiğinde, olduğunda, döndüğünde, arttığında, içtiğinde, tuttuğunda,
tüttüğünde
dır, dir, tır, tir, tur, tür
:
tür. * ettirgen fiil eki * aldırmak, yedirmek, kaptırmak, sektirmek, sokturmak,
söktürmek
dız :
far. * isimden veya fiilden isim türetme; ile ilgili * baldız, yaldız, yıldız,
çuvaldız
dik, dük :
tür. * fiilden sıfat veya isim türetme * beklenmedik, sidik (simek (işemek)
fiilinden), düdük
durmak :
tür. * fiilden fiil türetme (devamlılık, süreklilik anlamı) * yapadurmak
ej :
fra. * gibi olma * kortej
en :
ara. * gibi olarak, ile ilgili olarak * esasen, hakikaten, alenen
engiz :
far. * isimden sıfat türetme; -lı, -li, -lu, -lü, ile ilgili, sahibi *
esrarengiz
enk :
far. * isimden veya fiilden isim türetme * ahenk, çelenk, pezevenk
esine :
tür. * edat pekiştirme eki; gibi olarak, ile ilgili olarak * öylesine, böylesine
etmek :
tür. * isimden fiil türetme * rahat etmek, iflas etmek, ikaz etmek
fobi :
gre. * korku anlamı veren son ek * agorafobi (açık alan korkusu), araknofobi
(örümcek korkusu)
füruş :
far. * gibi algılatan, gibi gösteren, satan * malumatfüruş
ga, ğa, ka, ge, ğe, ke, gı,
ğı, kı, gi, ği, ki, gu, ku, gü, kü : tür. * fiilden veya
isimden isim türetme * dalga, duyarga, önerge, gösterge, belge, yerleşke,
yargı, bukağı, yapağı, atkı, yergi, dergi, bileği, keski, kurgu, dolgu, korku,
kuşku, uyku, görgü, büzgü, öykü
gaç, kaç, geç, gıç, giç,
guç, güç : tür. * fiilden isim veya sıfat türetme; alet, araç
anlamı * solungaç, burgaç, sarkaç; utangaç, süzgeç, yüzgeç, dalgıç, başlangıç,
delgiç, sorguç, hörgüç
gah :
far. * isimden isim türeteme; yer bildirme * karargah, nişangah
gı, gi, gu, gü :
tür. * fiilden isim türetme * yargı, ezgi, kurgu, örgü
gan, ğan, kan, gen, ğen,
ken, gın, ğın, kın, gin, ğin, kin, gun, ğun, kun, gün, ğün, kün :
tür. * fiilden sıfat veya isim türetme * doğurgan, ısırgan, durağan, olağan,
yapışkan, vuruşkan, kemirgen, süreğen, girişken, erken, dargın, kırgın, yığın,
aşkın, taşkın, ergin, gergin, pişkin, seçkin, durgun, solgun, yoğun, suskun,
özgün, düzgün, düşkün
gil, giller :
tür. * aidiyet eki (aile, familya, soy, döl anlamı katar) * erguvangil,
ballıbabagiller
gir, kir :
far. * isimden sıfat türetme; taşıyan anlamı * beygir, peşkir, cihangir
güzar :
far. * isimden isim türetme; yürüten, eda eden, yapan anlamı * işgüzar,
bergüzar, maslahatgüzar
hane :
far. * isimden isim türetme; yer anlamı * çamaşırhane, hastane, hapishane,
meyhane
ı, i, u, ü :
tür. * fiilden isim türetme * anı, kanı, yapı, koşu, konu, gömü
ı, i, u, ü :
tür. * iyelik eki * kitabı, defteri, okulu, gözlüğü
ıç, iç, uç, üç :
tür. * fiilden isim veya sıfat türetme * yargıç, bilgiç, hörgüç
ılan, ilen, ulan, ülen :
tür. * fiilden isim türetme * yapılan, gidilen, yamulan, bükülen
ılmak, ilmek, ulmak, ülmek :
tür. * edilgen fiil eki * kırılmak, ezilmek, burkulmak, bükülmek
ılmaz, ilmez, ulmaz, ülmez :
tür. * sıfat yapım eki (kırılmaz, kaçınılmaz, kesilmez, bozulmaz, tükenmez,
bükülmez)
ım, im :
tür. * fiilden isim türetme * yapım, satım, gerilim, izlenim
ımsamak, imsemek :
tür. * sıfattan fiil türetme * azımsamak, küçümsemek
ın :
tür. * zaman eki (isimden zarf türetme) * yazın, kışın
ımsı, imsi, umsu, ümsü :
tür. * isimden veya sıfattan sıfat türetme (benzerlik, gibi olma anlamı) *
insanımsı, beyazımsı, ekşimsi, borumsu, gümüşümsü
ınca, ince, unca, ünce :
tür. * fiilden zarf türetme; zaman veya koşul belirteci * yapınca (yaptığı
zaman, yapması halinde), gelince, olunca, görünce
ınca, ince, unca, ünce :
tür. * fiilden isim türetme * karınca, düşünce
ıncı, inci, uncu, üncü :
tür. * sıra belirten sıfat * altıncı, yedinci, onuncu, üçüncü
ında, inde, unda, ünde :
tür. * zarf fiil (koşul bildirme) * aldığında, yaptığında, defasında,
geldiğinde, gelişinde, olduğunda, oluşunda gördüğünde, görüşünde
i :
ara. * sıfat yapım eki, gibi olma, ilgili olma * asabi, şeytani, insani
istan :
far. * isimden isim türetme; yer, ülke anlamı * Türkmenistan, Hindistan
ış, iş, uş, üş :
tür. * fiilden isim türetme * alış, yapış, aksayış, geliş, gelmeyiş, oluş,
görüş
ış, iş, uş, üş :
tür. * işteşlik fiil eki * çarpışmak, sevişmek, vuruşmak, gülüşmek
aşma, eşme, ışma, işme,
uşma, üşme : tür. * fiilden isim türetme * uğraşma,
iyileşme, dayanışma, derişme, uyuşma, üşüşme
ız, iz, uz :
tür. * isimden, sıfattan veya fiilden sıfat türetme * anız, yalnız, yağız,
cengiz, topuz, dokuz
ız, iz, üz :
tür. * adet * altız (altı tane bir arada), ikiz, üçüz
i :
ara. * isimden veya fiilden sıfat türetme * yabani, hayvani, insani, hayali
if :
fra. * fiilden veya isimden sıfat türetme * motif, aperetif, objektif
ik :
gre. * isimden sıfat türetme; ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) *
elektronik, mekanik
ir :
tür. * fiilden isim türetme * gelir
ist :
fra. * fiilden sıfat türetme * piyanist, komünist
istan :
tür. * isimden veya sıfattan isim türetme; yer ve mekan * Kırgızistan,
Hindistan
iye : ara.
* isimden, sıfattan, fiilden isim türetme * şemsiye, kırtasiye, dahiliye
izm :
gre., lat. * ismos (gre.); ismus (lat.); sıfattan, isimden isim türetme; isim
yapım ve durum eki * kapitalizm, sosyalizm
jen :
gre., lat. * isimden sıfat türetme * homojen, hidrojen
kam :
far. * sıfattan sıfat türetme * diğerkam (başkalarını önceliklendiren,
özverili), hodkam (kendini önceliklendiren, bencil)
kâr :
far. * isimden isim türetme; gibi olan, ile ilgili * hilekâr, sahtekâr,
hizmetkâr
kem :
tür. * fiilden isim türetme * görkem
kı, ki, ku, kü :
tür. * fiilden isim türetme * atkı, etki, uyku, öykü
ki :
tür. * bağlaç (ayrı yazılır) * öyle şaşırdı ki ne yapacağını bilemedi
ki, kü :
tür. * iyelik zamiri * onunki, Ahmet'inki, önceki, deminki, şimdiki, bununki,
yarınki, bugünkü
l :
tür. * edilgen fiil eki * kurulmak, övülmek, üzülmek
la :
tür. * fiilden isim türetme * yayla, çağla
la, le, lu :
tür. * fiil bağlaç eki * bağlamak, uğurlamak, ellemek, ulumak
lak, lek :
tür. * isimden, fiilden sıfat veya isim türetme * cırlak, patlak, pörtlek,
götlek, ödlek, bellek
lam, lem, lum :
tür. * isimden, fiilden isim veya sıfat türetme * boylam, bağlam, sağlam,
gözlem, düzlem, oylum
lama, leme :
tür. * isim veya sıfattan isim yapım eki (kalaylama, dolaylama, güncelleme,
etkileme)
lamak, lemek :
tür. * etken fiil eki (gibi yapmak, ile ilgili hale getirmek); isimden veya
sıfattan fiil türetme * kollamak, saplamak, boylamak, gözlemek, elleme,
asfaltlamak
lanmak, lenmek :
tür. * edilgen fiil eki * heyecanlanmak, toplanmak, gözlenmek, eğlenmek,
ateşlenmek
landırmak, lendirmek :
tür. * etken fiil eki * heyecanlandırmak, sallandırmak, eğlendirmek,
ilişkilendirmek
larca, lerce :
tür. * çokluk belirten sıfat eki (isimden sıdat türetme) * asırlarca, onlarca,
sayfalarca, yüzlerce
ları, leri : tür.
* zaman eki * kışları, yazları, akşamları, güzleri, gündüzleri, geceleri
laşmak, leşmek :
tür. * işteş fiil eki; dönüşüm bildiren ek, isimden veya sıfattan fiil türetme
(gibi olmak, dönüşmek) * mektuplaşmak, haberleşmek; kabuklaşmak, tortulaşmak,
yoğunlaşmak, kesifleşmek, sakinleşmek
laştırmak, leştirmek :
tür. * gibi oldurmak, dönüştürmek (isimden veya sıfattan fiil türetme) *
kabuklaştırmak, yoğunlaştırmak, kesifleştirmek, sakinleştirmek
layıcı, leyici :
tür. * fiilden sıfat türetme * yağlayıcı, denetleyici
leyin :
tür. * zaman zarfı * sabahleyin, akşamleyin
lı, li, lu, lü :
tür. * isimden sıfat türetme * yağlı, kıllı, sinirli, eğitimli, pullu, sulu,
uğurlu, süslü
lık, lik, luk, lük :
tür. * isimden veya sıfattan isim türetme (gibi olma, ile ilgili olma) *
yakalık, bağlılık, delilik, iplik, güzellik, üyelik, çocukluk, sorumluluk,
küçüklük, sözlük, çözünürlük
lış, liş, luş, lüş :
tür. * edilgen fiilden isim türetme * ayrılış, diriliş, kuruluş, dürülüş
loji :
gre. * isimden isim türetme * psikoloji, jeoloji
lojik :
gre. * isimden sıfat türetme * psikolojik, jeolojik
lt :
tür. * etken fiil eki (sıfattan fiil türetme) * diriltmek, yamultmak
m :
tür. * fiilden isim türetme; birinci tekil şahıs iyelik zamiri * bağlam, anlam,
yaşam, özlem, düzlem, istem, çekim, dikim, izlenim, iletişim, bilim, olum,
dolum, solunum, kurum, durum, söküm, döküm, dönüm, ölüm; benim
ma, me :
tür. * fiilden isim türetme * çıkartma, soluma, yeme, süzme
ma, me : tür.
* fiil olumsuzluk eki * yapma, gelme
maca, mece :
tür. * fiilden isim türetme * kapmaca, aldatmaca, bilmece, çekmece
maç, meç :
tür. * fiilden isim türetme * almaç, yırtmaç, bulamaç, demeç, dönemeç
madık, medik :
tür. * fiilden sıfat türetme * olmadık, duyulmadık, beklenmedik
mak, mek :
tür. * fiil mastar eki * yapmak, gelmek
malı, meli :
tür. * fiil gereklilik kipi * yapmalı, gelmeli
man, men :
tür. * fiilden veya sıfattan sıfat türetme * azman, kocaman, şişman, danışman,
gözetmen, eğitmen
masına, mesine :
tür. * fiilden sıfat türetme * boylamasına, enlemesine
mayan, meyen :
tür. * fiilin olumsuz halinden türeme zamir eki * almayan, gelmeyen
maz, mez :
tür. * fiilin olumsuz halinden türeme zamir eki * açmaz, çekilmez
mazlık, mezlik :
tür. * olumsuz fiilden türeme isim * anlaşmazlık, yetmezlik
mı, mi, mu, mü:
tür. * soru eki * aldı mı?, yedi mi?, oldu mu?, gördü mü?
mık, mik, muk, mük :
tür. * fiilden isim türetme * kıymık, atmık, emik, çitmik, kusmuk, gömük
mız, miz, muz, müz :
tür. * birinci çoğul şahıs iyelik zamiri * yakınımız, evimiz, yerimiz,
okulumuz, gözümüz
mtırak :
tür. * sıfattan sıfat türetme * mavimtırak
n :
tür. * fiilden isim veya sıfat türetme * sehven, manen, alenen; yalan, oğlan,
ekin, ödün, öğün, sorun; çağlayan, yapan, alan, insan, şeytan, eden, giden,
çirkin
n :
tür. * ikinci tekil şahıs iyelik zamiri * senin, evin, yerin
na, ne :
tür. * isimden veya sıfattan zarf türetme, yönelme eki * yoluna, aksine
name :
far. * isimden isim türetme (yazılı belge anlamında) * beyanname, vekaletname
naz :
tür. * fiilden sıfat türetme (gibi olan, ile ilgili anlamı) * kurnaz, bağnaz
ncı, nci, ncu, ncü :
tür. * isimden sıfat türetme (sıra sayı sıfatı eki) * altıncı, yedinci, onuncu,
üçüncü
nış, niş, nuş, nüş, tış,
tiş, tuş, tüş, yış, yiş, yuş, yüş : tür. * fiilden isim
türetme * aldanış, serzeniş, görünüş, aldatış, bekletiş, anlayış, özleyiş,
okuyuş, yürüyüş
niz :
tür. * ikinci çoğul şahıs iyelik zamiri * yeriniz, eviniz
nomi :
gre. * isimden isim türetme; isim, kural anlamı * astronomi, fizyonomi
ör :
fra. * fiilden sıfat türetme * diktatör, akümülatör
para :
far. * isimden sıfat türetme (“bare”, düşkük, tutkun anlamında) * zampara
(kadın düşkünü), kulampara (oğlancı, oğlan düşükünü)
perest :
far. * isimden sıfat türetme; gibi, ile ilgili * putperest, maceraperest,
hayalperest
perver :
far. * isimden sıfat türetme (parvar, perver (besleyen, büyüten, yetiştiren,
koruyan, seven); ile ilgili * misafirperver
ran :
far. * fiilden sıfat türetme (-cı, yapan, eden) * hükümran
rt :
tür. * sıfattan etken fiil türetme * karatmak, sarartmak, delirtmek, yeşertmek
sa, se :
tür. * fiilden zarf türetme (koşul bildirme) * olursa, alırsa, gelirse, isterse
sa, se :
tür. * fiil dilek şart kipi * yapsa, etse
sa, se :
tür. * fiil yapım eki * azımsamak, özümsemek
sal, sel :
tür. * isimden sıfat türetme * onursal, duygusal, işlevsel, cinsel
samak, semek :
tür. * fiil yapım eki * kanıksamak, özümsemek
sar, ser :
tür. * sıfat yapım eki * duyumsar, iyimser, gülümser, çekimser
sı, si :
tür. * fiilden sıfat türetme * yapılası, öpülesi
sı, si, su, sü :
tür. * isimden veya sıfattan sıfat türetme (benzerlik, gibi oma anlamı) *
insansı, küremsi, yosunsu, sümüksü
sı, si, su, sü :
tür. * fiilden isim türetme * giysi, tütsü
sıca, sice :
tür. * fiilden sıfat türetme * batasıca, geberesice
sız, siz, suz, süz :
tür. * isimden sıfat türetme (yokluk ve olumsuzluk anlamı) * arsız, duyarsız,
bilgisiz, çizgisiz, uykusuz, duygusuz, görgüsüz, çözümsüz
şar, şer :
tür. * üleştirme eki * altışar, yedişer
şım, şim :
tür. * fiilden isim türetme * başkalaşım, iletişim
şor, şör :
far. * isimden isim türetme; ile ilgili * silahşor, silahşör
t :
tür. * sıfattan etken veya edilgen fiil türetme (gibi yapma, haline getirme) *
kurutmak, yalıtmak, sapıtmak
tay :
tür. * fiilden isim türetme * danıştay, yargıtay, kurultay
teç :
tür. * vasıta, araç, sağlayıcı, -maya yarayan * büyüteç, belirteç
tı, ti, tu, tü :
tür. * fiilden isim türetme * saplantı, çıkıntı, girinti, eklenti, uğultu,
bozuntu, üzüntü, gürültü
tır, tir, tur, tür :
tür. * etken fiil eki * saptırmak, diktirmek, susturmak, döktürmek
u :
tür. * fiilden isim türetme * koku
uç :
tür. * isimden isim türetme * sonuç
van :
far. * isimden veya fiilden sıfat türetme * pehlivan, şadırvan, hayvan, ünvan
vari :
far. * sıfat yapım eki (benzerlik, gibi olma eki) * hocavari, Amerikanvari
yet :
ara. * sıfattan isim türetme * insaniyet, hakkaniyet, masumiyet
yla, yle :
tür. * “ile” bağlacının kelimeye ulanmış halde yazılması * amacıyla, haliyle
yıcı, yici, yucu, yücü :
tür. * fiilden sıfat türetme * açıklayıcı, etkileyici, koruyucu, bürüyücü
zade :
ara. * isimden veya sıfattan isim türetme; oğlu, soyundan anlamı * şehzade,
asilzade
zar :
far. * isimden isim türetme; yer belirtme * lalezar (lale bahçesi)
zen :
far. * isimden isim türetme; yapan, eden, icra ve ifa eden anlamında * semazen,
neyzen
YUNANCADAKİ
ÖN EKLER
a, an :
gre. * yokluk, olumsuzluk, -sızlık * atypikos (alışılmadık), anarchia (anarşi)
acro :
gre. * uç, tepe, baş, yüksek * akrobatos (akrobat), akronymon (baş harflerden
oluşan kelime)
aero :
gre. * hava * aeronautika (havacılık)
amphi :
gre. * her iki taraf, çevre * amphitheatron (amfitiyatro), amphibios (iki
yaşamlı)
ana :
gre. * yukarı, tekrar * anaerobikos (oksijensiz), analysis (analiz)
anti :
gre. * zıt, karşıt, karşı, ters, aksi * antibiotikos (antibiyotik)
apo :
gre. * uzağa, ayırma * apokalypsis (kıyamet), apogeion (en uzak nokta)
arch :
gre. * baş, öncü * architektos (mimar)
auto :
gre. * kendi * autobiographia (otobiyografi)
bio :
gre. * yaşam * biologia (biyoloji)
cata :
gre. * aşağı, tamamen * katastrophe (felaket)
chronos :
gre. * zaman * chronologia (kronoloji)
cino, cine :
gre. * hareket * kinema (sinema)
de, des :
gre. * tersine, kaldırma * dekodo (çözmek)
dia :
gre. * arasından, boyunca, vasıtasıyla * diametros (çap)
dys :
gre. * zıtlık, terslik, kötü, zorluk * dysfunction (işlev bozukluğu)
ec, ex :
gre. * dış, dışarı * exodos (çıkış)
eco, oeco :
gre. * çevre, ev * oikos (ev, çevre)
ecto, exo :
gre. * dışarı * exoskeleton (dış iskelet)
en :
gre. * içinde * energia (enerji)
endo : gre.
* içinde * endoskopos (endoskop)
epi :
gre. * üzerine * epidermis (üst deri)
eu :
gre. * iyi, güzel * euphoria (coşku, keyif)
geo :
gre. * yeryüzü * geologia (jeoloji)
hemi :
gre. * yarı * hemicyklos (yarım daire)
hetero :
gre. * farklı * heterogenes (heterojen)
homo, homeo :
gre. * aynı, benzer * homogeneis (homojen)
hyper :
gre. * aşırı, üst * hyperaktivos (hiperaktif)
hypo :
gre. * altında, eksik * hypodermikos (derialtı)
iso :
gre. * eşit * isotopos (izotop)
macro :
gre. * büyük * makroskopikos (makroskopik)
mega, megalo :
gre. * büyük * megaphonos (megafon)
meta :
gre. * öte, sonrası * metabolismos (metabolizma)
micro :
gre. * küçük * mikroskopios (mikroskop)
mono :
gre. * tek * monologos (monolog)
neo :
gre. * yeni * neolithikos (yeni taş çağı), neoklassikos (yeniklasik)
ortho :
gre. * doğru, dik * orthodontistes (diş teli uzmanı)
pan :
gre. * her, tüm * pandemikos (pandemi)
para :
gre. * yanında, öte; zıt, karşıt * parallilos (paralel), paradoxon (çelişki),
paratonares (şimşek tutucu)
peri : gre.
* çevresinde * perimetros (çevre)
philo :
gre. * sevgi, ilgi * philosophia (felsefe)
photo, phos :
gre. * ışık * photographia (fotoğrafçılık)
physio :
gre. * doğa, beden * physika (fizik)
pico :
gre. * çok küçük * pikometros (pikometre)
poly :
gre. * çok * polygonon (çokgen)
pros :
gre. * yönelme, ek * prosthesis (protez)
proto :
gre. * ilk, birinci, ön, önde * prototypon (öncü model, prototip)
pseudo :
gre. * sahte * pseudonymon (takma ad)
retro :
gre. * geriye * retrograde (geriye hareket eden)
syn, sym :
gre. * birlikte, beraber, ile * symphonia (senfoni)
tachys :
gre. * çabuk, hızlı * tachycardia (taşikardi, hızlı kalp atışı)
tele :
gre. * uzak * telephonos (telefon)
theo :
gre. * tanrı * theologia (tanrıbilim, teoloji)
thermos :
gre. * ısı, sıcaklık * thermometer (termometre)
YUNANCADAKİ
SON EKLER
ad :
gre. * birim veya set * monas (birim)
adenia :
gre. * bez ile ilgili durum * adenos, aden (bez, beze; gudde)
adikos :
gre. * ile ilgili * monadikos (tek birime ait)
aimia :
gre. * kan durumu * anaimia (kansızlık)
algia :
gre. * ağrı * nostalgia (özlem, acı)
arkh :
gre. * hükmeden, lider * monarkh (monark, hükümdar)
arkhi :
gre. * yönetim veya iktidar * monarkhia (monarşi)
asmos :
gre. * etkinlik * enthousiasmos (coşku, şevk)
aste :
gre. * form, tip, ajan * ikonoklastes (ikon kırıcı)
athlon, athlon :
gre. * yarışma * triathlon (üçlü yarış)
biotikos :
gre. * yaşam ile ilgili * symbiotikos (simbiotik)
blastos :
gre. * olgunlaşmamış hücre * fibroblastos (bağ doku hücresi)
daktiloa :
gre. * parmak * pterodaktylos (kanatlı parmak)
derm, derma :
gre. * deri * epidermis (üst deri)
desis :
gre. * bağlama * arthrodesis (eklem sabitleme)
dipsia :
gre. * susuzluk * polydipsia (aşırı susuzluk)
dromia :
gre. * koşu yolu * hippodromos (hipodrom, at yarışı pisti)
dromos :
gre. * koşan * velodromos (bisiklet yarışı pisti)
ean :
gre. * isimlerden türetilmiş sıfat * pythagoreos (Pisagorcu)
eia :
gre. * durum eki * aboulia (irade zayıflığı)
ektomia :
gre. * cerrahi çıkarma * appendektomia (apendiks ameliyatı)
eme : gre.
* ayırt edici birim * phoneme (ses birimi)
emia :
gre. * kan * leukemia (kan hastalığı)
en :
gre. * kimyasal hidrokarbon * benzen (benzen)
en :
gre. * kimyasal son ek * asetilen (asetilen)
ergia :
gre. * iş, çalışma * energia (enerji)
ess :
gre. * dişi form * thea (tanrıça)
gamia :
gre. * evlilik * polygamia (çok eşlilik)
genes :
gre. * üreten * oxygenos (oksijen)
genesis :
gre. * yaratılış, oluşum, köken * neurogenesis (sinir oluşumu)
genia :
gre. * üretim * lithogenesis (taş oluşumu)
genikos :
gre. * tarafından üretilen * photogenikos (fotojenik)
glossia :
gre. * dil durumu * glossitis (dil iltihabı)
gon :
gre. * açı, kenar, gen * hexagon (altıgen)
gonia :
gre. * nesil, oluşum * kosmogonia (evrenin oluşumu)
gramma :
gre. * yazılmış şey * gramma (program)
graphia :
gre. * yazma alanı * biographia (biyografi)
graphos :
gre. * yazma, çizme * graphos (fotoğraf)
hedra :
gre. * çokyüzlü yüzü * polyhedra (çok yüzlü)
iatria :
gre. * tıbbi tedavi * psychiatria (psikiyatri)
iatrikos :
gre. * tıbbi * paidiatrikos (çocuk sağlığı)
iatriks :
gre. * tıbbi bakım * geriatrikos (yaşlı bakımı)
id :
gre. * form, şekil, biçim, durum, hal * hydroxide (hidroksit)
ikos :
gre. * ile ilgili, -a ait * neurotikos (sinirsel)
iks :
gre. * sanat/bilim dalı * physikos (doğaya ait, doğal, tabiatla ilgili, fizik)
karp :
gre. * meyve * perikarpion (meyve kabuğu)
kata:
gre. * aşağı, aşağıya doğru, boyunca, tamamen * katabasis (yukarıdan aşağıya
doğru iniş)
kefali :
gre. * baş * mikrokephalia (küçük baş)
kentesis :
gre. * delme, ponksiyon * amniokentesis (amniyosentez)
kentrikos :
gre. * merkez ile ilgili * ethnokentrikos (etnosantrik)
khor :
gre. * hareket etmek * choreographia (koreografi)
khoron :
gre. * alan, boşluk * achoron (boşluk)
kin :
gre. * yeni * Miosen (Miyosen dönemi)
klase : gre.
* kırmak * ikonoklase (ikon kırıcı)
klast :
gre. * kırılmış * ikonoklastes (ikona karşı olan)
koel :
gre. * boşluk * koelom (vücut boşluğu)
kokkos :
gre. * tohum, çekirdek, tanecik, yuvarlak * staphylokokkos (stafilokok)
krasia :
gre. * karışım * idiosynkrasia (kişisel özellik, tuhaflık)
kratia :
gre. * kuvvet, kudret, güç, iktidar * teknokratia (teknokrasi)
kratos :
gre. * kuvvetli, kudretli, güçlü; yönetici * teknokrates (teknokrat)
kytos :
gre. * hücre * lymfocytos (lenf hücresi)
logia :
gre. * çalışma alanı * biologia (biyoloji)
logos :
gre. * kelime, bilgi, bilim * biologos (biyolog)
nomia :
gre. * yasa sistemi * astronomia (astronomi)
nym :
gre. * isim * synomos (eşanlamlı)
oesis :
gre. * durum, hal * diagnosis (tanı)
oid :
gre. * benzer * asteroid (asteroit)
oma :
gre. * tümör * karcinoma (karsinom)
ose :
gre. * şeker türü * glukose (glikoz)
pathia :
gre. * hastalık, sorun * neuropathia (sinir hastalığı)
pathos :
gre. * acı, hasta * sociopathos (sosyopat)
pause :
gre. * duraklama * dyspause (duraklama)
pedia :
gre. * eğitim * encyklopedia (ansiklopedi)
peksia :
gre. * sabitleme * gastropeksia (mide sabitleme)
penia :
gre. * eksiklik * leukopenia (akyuvar eksikliği)
phagia :
gre. * yeme * makrofagos (büyük yutucu hücre)
phasia :
gre. * konuşma * afasia (konuşma bozukluğu)
philia :
gre. * sevgi, ilgi * bibliophilia (kitap sevgisi)
philos :
gre. * seven * bibliophilos (kitap sever)
phobe, phobos :
gre. * korku * akrofobos (yükseklik korkusu)
phobia :
gre. * korku durumu * akrofobia (yükseklik korkusu)
phore :
gre. * taşıyan * metaphoros (metafor)
phoresis :
gre. * taşıma * elektroforesis (elektroforez)
phrenia :
gre. * zihin * schizophreneia (şizofreni)
phylon :
gre. * yaprak * chlorophyllon (klorofil)
phylos :
gre. * yapraklı * sklerophyllos (sert yapraklı)
phyton :
gre. * bitki * neophyton (yeni bitki)
plasia :
gre. * oluşum * hyperplasia (hücre artışı)
plegia :
gre. * felç * tetraplegia (dört uzuv felci)
pod :
gre. * ayak * gastropodos (ayaklı yumuşakça)
ptera :
gre. * kanat * helicopteron (helikopter)
rama :
gre. * gösteri * panorama (panorama)
raphia :
gre. * dikme, dikiş * myorrhaphia (kas dikimi)
rhagia :
gre. * akma, dökülme, patlama, taşma * haimorrhagia (kanama)
rhea :
gre. * akış * diarrhea (ishal)
saurus :
gre. * kertenkele * dinosauros, stegosauros (dinozor, stegozor)
sis :
gre. * eylem, durum, sonuç * analysis (çözümleme, analiz)
skopia :
gre. * görüntüleme * mikroskopia (mikroskopi)
skopos :
gre. * görüş, gözlem, bakma, inceleme * mikroskopos (mikroskop)
stil :
gre. * sütun, sütun başı * peristylos (peristil)
stomia :
gre. * ağız * gastrostomion (ağız, açıklık)
tene :
gre. * şerit, bant * tapetion (bant)
termos :
gre. * ısı, sıcaklık * isothermon (eş sıcaklık)
tome :
gre. * kesik * epitomon (örnek, kısa özet)
tomia :
gre. * kesme * anatomia (anatomi)
tope :
gre. * yer * epitopion (yer, bağlanma bölgesi)
trophia :
gre. * beslenme; dönüş * dystrophia (bozulma, beslenme bozukluğu)
LATİNCEDEKİ
ÖN EKLER
ab :
lat. * uzağa, -den * abesse (yok olmak), abducere (kaçırmak)
ad :
lat. * -e doğru, yönelme * adire (yaklaşmak), adhaerere (yapışmak)
ambi :
lat. * her iki * ambidexter (iki eli de kullanabilen)
ante :
lat. * önce * antecedere (önce gelmek)
anti :
lat. * karşı * antidotum (karşı ilaç, zehir karşıtı, panzehir)
apo :
lat. * uzağa, dışarı * apogium (en uzak nokta)
bene :
lat. * iyi, faydalı * beneficium (yararlı iş)
bi :
lat. * iki * bipes (iki ayaklı)
bis :
lat. * iki kez * bis (iki kez)
cent, centi :
lat. * yüz, yüzde bir * centum (yüz), centesimus (yüzde bir)
circum :
lat. * etraf * circumferentia (çevre)
cis :
lat. * karşı tarafında * cislunar (Ay tarafında)
co, com, con, cor, col :
lat. * birlikte, beraber * coniungere (bağlamak), componere (oluşturmak)
contra, counter :
lat. * karşıt, zıt * contradicere (karşı çıkmak)
de :
lat. * aşağı, azalma, kaldırma * detrahere (ayırmak), descendere (inmek)
dec, deci :
lat. * on, onda bir * decem (on), decimus (onda bir)
dis, di, dif :
lat. * ayrı, ters, olumsuz * disiungere (ayırmak), differre (fark göstermek)
e, ex :
lat. * dışarı, çıkış * exire (çıkmak), extrahere (çekmek, cezbetmek,
sürüklemek; götürmek)
en, em :
lat. * içine, içine koyma * inire (girmek), immersare (batırmak)
equ, equi :
lat. * eşit * aequus (eşit), aequalis (eşit)
extra, extro :
lat. * ötesi, ilave * extra (öte), extollere (yükseltmek)
femto :
lat. * çok küçük (trilyonda bir) * femtosecondum (femtosan)
hemi :
lat. * yarı * hemicyclus (yarım daire)
hyper :
lat. * aşırı (bazı teknik kullanımlar) * hypertonia (yüksek tansiyon)
in, im, il, ir :
lat. * içinde; olumsuz * inactivus (etkisiz), illicitus (yasadışı)
infra :
lat. * altında * infrastructura (altyapı)
inter :
lat. * arasında * inter (arasında), interregnum (ara dönem)
intra :
lat. * içinde * intrare (girmek), intranetum (iç ağ)
juxta :
lat. * yanında * juxta (yan yana), juxtapositio (yan yana koyma)
liber :
lat. * serbest * liber (özgür), libertas (özgürlük)
mal :
lat. * kötü, yanlış * malus (kötü), maleficium (kötü iş)
medi :
lat. * ortalama, orta * medius (orta), mediocritas (ortalama durum)
mega :
lat. * büyük * magnum (büyük), megastructura (büyük yapı)
micro :
lat. * küçük * microscopium (mikroskop), microsecondum (mikrosaniye)
mill, milli :
lat. * bin * mille (bin, binlik birim), millesimus (binde bir)
multi :
lat. * çok * multus (çok), multitudo (çokluk)
nano :
lat. * çok küçük * nanometrium (nanometre)
non :
lat. * değil * non (değil), nonexistens (var olmayan)
ob, op :
lat. * karşı, engelleme * obstruere (engel olmak), opponere (karşı koymak)
per :
lat. * tamamen, aracılığıyla * perficere (tamamlamak), percurrere (boyunca
koşmak)
post :
lat. * sonra * post (sonra), posterius (sonraki)
pre, prae :
lat. * önce * prae (ön, önce, evvel), praeparare (ön hazırlık yapmak)
pro :
lat. * ileri, lehine * promovere (ilerletmek), prodesse (yarar sağlamak)
quadri, quadr :
lat. * dört * quadrum (dörtgen), quadratus (kare)
quin, quint :
lat. * beş * quinque (beş), quintus (beşinci)
re :
lat. * tekrar, geri dönüş * renovare (yeniden yapmak), reverti (geri dönmek)
retro :
lat. * geriye * retro (geriye), retrogradus (geriye doğru)
se :
lat. * ayırma * separare (ayırmak), secare (kesmek)
semi :
lat. * yarım * semis (yarım), semicirculus (yarım daire)
sub :
lat. * altında * sub (alt, alta, altından, aşağı, aşağıda, aşağıdan, aşağıya;
altından, aşağıdan yukarıya doğru) , submergere (batırmak)
super, supra :
lat. * üst, öte * super (üzerinde, yukarıda, üstte, üstünde, üstün, yüksek),
superare (üzerinde, yukarıda, üstte, üstünde, üstün, yüksek olmak)
trans :
lat. * aracılığıyla, ötesine * transferre (taşımak), transire (geçmek)
ultra :
lat. * aşırı, öte * ultra (öte), ultranaturalis (doğaüstü)
uni :
lat. * bir * unus (bir), unificare (birleştirmek)
vice :
lat. * yerine * vice (yerine), vicarius (vekil)
LATİNCEDEKİ
SON EKLER
abilis :
lat. * -abilir, -abilen (yetenek) * admirabilis (hayranlık uyandıran),
flexibilis (esnek)
acitas :
lat. * -lik, -lık (durum) * accuratia (doğruluk), audacitas (cesaret)
age :
lat. * durum, eylem, sonuç * donatio (bağış), servitium (hizmet)
alis :
lat. * ile ilgili, -a ait, gibi * normalis (normal), verbalis (sözel)
antia :
lat. * eylem, durum * tolerantia (hoşgörü), patientia (sabır)
ant, ans :
lat. * yapan, eden kişi, ilgili * assistens (yardımcı), occupant (oturan)
ate, atus :
lat. * sahip olma, yapan * activatus (etkinleştirilmiş), validatus (doğrulmuş)
ation, atio :
lat. * eylem, süreç, durum * creatio (yaratma), narratio (anlatım)
ator :
lat. * yapan kişi * creator (yaratıcı), imperator (komutan)
cidium :
lat. * öldüren * homicidium (cinayet), suicidium (intihar)
cia :
lat. * durum, hal * privatia (mahremiyet), vigilantia (dikkat)
dominus :
lat. * durum, alan * regnum (krallık), libertas (özgürlük)
ens :
lat. * durum, eylem * differentia (fark), confidentia (güven)
entia :
lat. * durum, etkinlik * dependentia (bağımlılık), regentia (veliahtlık)
or :
lat. * yapan kişi * actor (oyuncu), doctor (öğretmen)
etta :
lat. * küçültme, küçük şekil * casetta (küçük ev), filietta (küçük kız)
icus :
lat. * - ile ilgili * historicus (tarihi), oeconomicus (ekonomik)
io :
lat. * eylem, sonuç * actio (eylem), creatio (yaratma)
ismus :
lat. * öğreti, sistem * stoicismum (stoacılık), optimismum (iyimserlik)
ista :
lat. * yapan, uzman * pianistus (piyanist), sculptorista (heykeltıraş)
itas :
lat. * durum, nitelik * puritas (saflık), complexitas (karmaşıklık)
ite :
lat. * element, kayaç ve mineral eki) * antrasit (bir tür taşkömürü)
ivus :
lat. * eğilimli * creativus (yaratıcı), passivus (etkisiz)
izare :
lat. * -leştirmek, dönüştürmek, yapmak * organizare (düzenlemek), realizare
(gerçekleştirmek)
mentum :
lat. * isim yapım ve durum eki, eylem, sonuç * gubernamentum (yönetim),
documentum (belge)
oides :
lat. * benzer * humanoides (insansı), avioides (kuşumsu)
logia :
gre. * bilim, çalışma alanı * biologia (biyoloji), psychologia (psikoloji)
osus :
lat. * dolu, şeker (teknik) * saccharosus (şekerli), vinosus (şaraplı)
osus :
lat. * ile ilgili, -a ait, benzer, gibi * generosus (cömert), curiosus
(meraklı)
scipe, scipium :
lat. * durum, statü * domuscipium (ev hizmetlisi), conscripta (kayıtlar)
sio, tio :
lat. * isim yapım ve durum eki, eylem, sonuç * expansio (genişleme), natio
(ülke)
stria :
lat. * sanat, meslek * chirurgia (cerrahlık), dentistria (dişçilik)
ura :
lat. * isim yapım ve durum eki, eylem, süreç * cultura (kültür), clausura
(kapanış)
ius :
lat. * ile ilgili, -a ait, benzer, gibi * nebulosus (bulutlu), salsus (tuzlu)
İNGİLİZCEDEKİ ÖN EKLER (DİLİ
* ANLAMI * ÖRNEK)
ab :
lat. * uzak, yoksun, eksik * abnormal (anormal, normal dışı)
ad :
lat. * -a doğru * adjourn (ertelemek)
amphi :
gre. * güçlendirme * amphitheatre
ana : gre.
* yukarı, geri, yeniden, tekrar * anabiyotik (canlandırıcı), anajenez (doku
yenilenmesi)
ante :
lat. * önce * antecedent (önceki, öncesi)
anti :
gre. * zıt, karşıt * antioxydant (oksidayon önleyici)
anthropos :
gre. * insan * anthropomorphic (antropomorfik, insan biçimli, insan şekilli)
aqua :
lat. * su * aquarium (akvaryum)
astro :
gre. * yıldızsal, uzaysal * astronomy (uzaybilim)
aud :
ing. * duymak * auditorium (konferans salonu)
auto :
lat. * kendiliğinden * autocracy (otokrasi)
bene :
lat. * iyi * benevolent (hayırlı, iyi kalpli)
bi :
lat. * iki, ikili * binomial (binom)
bio :
gre. * hayat, yaşam * biology (biyoloji, yaşambilim)
brady :
gre. * bradus (yavaş) * bradycardia (bradikardi, hızlı kalp atışı)
cent :
lat. * yüz * century (yüzyıl, asır)
chrono :
gre. * zaman * chronology (kronoloji)
circum :
lat. * yuvarlak, dairesel * circumstance (koşul, çevresel durum)
co, con, com :
lat. * beraber, birlikte, ile * contemporary (çağdaş), compound (bileşen)
counter, contra :
against, opposite counteract, contrary
cred :
lat. * inanmak * credible
de :
lat. * -den * defend (savunmak)
de :
lat. * olumsuzluk, karşıtlık, zıtlık * decompose (ayrışmak)
dec :
gre. * on * decathlon (dekatlon, on aşamadan oluşan koşu)
demi :
gre. * yarım * demi close (yarı kapalı)
di :
gre. * iki * diphthong (iki sesli)
dia :
gre. * arasından, aracılığıyla, vasıtasıyla * diarrhoea (ishal)
dis, dys :
lat. * -sız, yokluk, olumsuzluk, uzaklık * dislocation (çıkık, yerinden çıkma),
dystrophy (zayıflama)
du, duo :
lat. * iki , ikili * duality (ikilik)
en, em :
ing. * sebep olmak * encourage (cesaretlendirmek), empower (güçlendirmek,
kuvvetlendirmek)
endo :
gre. * iç, iç ile ilgili, içeri * endothermic (ısı alan)
epi :
gre. * üstünde, üzerinde, tepede * epiderm (üst deri)
ex :
lat. * hariç, dış * excommunicate (aforoz etmek)
exeligmos :
gre. * ex (dış, dışında, dışarıda, hariç, haricinde, ötesinde) + elissomai,
elygmein (dönmek, bükülmek, dolanmak, spiral yapmak), elygmos (dönme, tekrar) *
astronomide Saros döngüsünün üç katı süren ve tutulmaların yaklaşık aynı
coğrafi bölgede tekrar görülmesini sağlayan, yaklaşık 54 yıl 34 gün süren ve 8
saatlik Saros fazlalığını dengeleyen uzun dönemli döngü
exo :
gre. * dış, dış ile ilgili, dışarı * exosphere (egzosfer)
extra :
lat. * ilave, ek, fazla, aşırı, uç * extrapolate (sonuç çıkarmak)
fore :
ing. * ön, önceden * foresee (öngörmek)
foto, photo :
gre. * ışık ile ilgili * photocell (üzerine düşen ışığın şiddetiyle orantılı
olarak voltaj üreten ışık algılayıcısı)
geo :
gre. * yer, yeryüzü, toprak * geology (yerbilim)
hect :
gre. * yüz * hectometer (hektometre, yüz metrelik ölçü birimi)
hemi :
gre. * yarım * hemisphere (yarıküre)
hetero :
gre. * başka, değişik * heterogenous (heterojen)
hex :
gre. * altı * hexadecimal (onaltılık)
hidra, hydra :
gre. * su ile ilgili * hydration (sulanma, su emme), hydrolysis (çözülmüş
bileşiğin elementlerine su ilave edilmesi)
homo :
gre. * aynı, tıpkısı, benzer * homogenous (homojen)
hydro :
gre. * su * hydrogen (hidrojen)
hyper :
gre. * yüksek, aşırı, fazla * hypertension (yüksek tansiyon)
hypo :
gre. * alt, aşağı, azalması * hypotension (düşük tansiyon)
im, in, il, ir :
lat. * olumsuzluk, yokluk * impossible (imkansız), incredible (inanılmaz),
illicit (yasa dışı, kanunsuz), irrational (mantıksız)
in, im :
lat. * iç, içeri, içinde, içine * include (kapsamak, içermek), implant (içine
ekmek)
infra :
lat. * alt * infrastructure (alt yapı)
inter :
lat. * arası, arasında * international (uluslararası)
intra :
lat. * iç, içeri, içinde, içte * intraparietal (boş organın duvarları içinde
bulunan)
iso :
gre. * isimden sıfat türetme; eşitlik, denklik, özdeşlik, eşdeğer anlamı *
isotonic (izotonik, eşyoğunluklu), isomer (izomer, özdeş oranlarda bileşmiş
özdeş elementlerden oluşan)
kata :
gre. * aşağı, aşağıya * catabolism (katabolizm)
kilo :
gre. * bin birimlik ölçü * kilobyte (kilobayt, bin bayt)
leuk, leuko :
gre. * beyaz * leukocyte (lökosit, akyuvar)
litho :
gre. * taş * lithosphere (litosfer)
macro :
gre. * büyük * macroeconomy (makroekonomi)
mega :
gre. * büyük * megaphone (ses yükseltici)
meta :
gre. * ardı, arkası, ötesi anlamı * metamorphose (dönüşüm, değişim, şekil
değişimi)
mid :
lat. * orta * midnight (geceyarısı)
micro :
gre. * küçük * microeconomy (mikroekonomi)
mil :
lat. * bin * millennium (bin yıllık dönem)
min : lat.
* küçük, az * minimum (en az)
mis :
lat. * yanlış, hatalı, yanlış olarak * mislead (yanlış yönlendirmek)
mono :
gre. * tek, bir * monogamy (tek eşlilik)
mort :
lat. * ölü, ölüm * mortal (ölümlü, ölümcül)
multi :
lat. * çok, fazla * multiply (çarpmak)
neo :
gre. * yeni * neolithic (neolitik)
non :
lat. * -sız, yok, değil, olmaz, hayır, karşıt, zıt * noncorrodible (paslanmaz)
nov :
lat. * dokuz * november (kasım, dokuzuncu sırada olan)
oct :
gre. * sekiz * octagonal (sekizgen)
ortho :
gre. * doğru, düz * orthopedics (ortopedi)
oto :
gre. * kendi, kendiliğinden * otography (otografi)
over :
alm. * üst, yukarıda, fazla, aşırı * overtrain (aşırı çalışma)
pan :
gre. * tüm, bütün, hepsi, tamamı, tamamen * panislamism (tüm islam ülkelerini
birleştirme ideali, tüm islam alemiyle ilgili), paneuropean (tüm Avrupa ile
ilgili)
para, pare :
lat. * karşı, zıt, engelleyici * paranormal (paranormal, normal dışı)
ped, pede :
lat. * ayak * pedal (pedal)
penta :
gre. * beş * pentagram (beş köşeli yıldız)
peri :
gre. * çevresi * periscope (periskop)
philo :
gre. * sevgi, dost * philosophy (felsefe, filozofi)
physio :
gre. * fiziksel * physiology (fizyoloji)
phono :
gre. * ses * phonograph (fonograf)
photo :
gre. * ışık * photosynthesis (fotosentez)
poli, poly :
gre. * çok, fazla * polysemous (çok anlamlı)
port :
lat. * taşımak * portable (taşınabilir)
post :
lat. * sonra, ileri, ileride, ötede * postpone (ertelemek)
pre :
lat. * ön, önce * prejudgement (ön yargı)
pro :
lat. * ön, ileri * prolapse (anüsten dışarı bağırsak çıkması)
pseudo :
gre. * yanlış, hatalı, aldatıcı * pseudonym (mahlas, ön ad, takma ad)
psycho :
gre. * zihin, bellek, ruh * psychology (psikoloji)
quadri :
lat. * dört, dörtlü * quadrilateral (dörtgen)
quint :
lat. * beş, beşinci * quintet (beşli)
re : lat.
* tekrar, yeniden * restore (yeniden düzenlemek, tekrar eski haline getirmek)
retro :
gre. * geri, geriye * retrofit (güçlendirmek, gerisini sağlama almak)
rupt :
lat. * kırılmak, kesilmek, bölünmek, kopmak * rupture (kopma)
scrib, script :
lat. * yazmak, yazı * scribble (çiziktirmek, karalamak)
semi :
lat. * yarı, yarım * semi-conductor (yarı iletken)
sept :
lat. * yedi * septet (yedili)
sex :
lat. * altı * sexagenarian (altmış yıllık)
spect :
lat. * görmek, bakış, bakmak * spectator (seyirci), spectrum (spektrum,
seslerin, elektromanyetik dalgaların sonsuz değişim döngüsü)
struct :
lat. * yapılandırmak, inşa etmek, oluşturmak * structure (yapı)
sub :
lat. * alt * subconscious (ast, bilinçaltı), submarine (denizaltı)
super :
lat. * üst, üstün, üzerinde, yukarıda * supernova (büyük yıldız patlaması)
supra :
lat. * üst, üstte, üzerinde, yukarıda * supremacy (üstünlük)
syn, sym :
gre. * ile, beraber * synchronize (eş zamanlı olmak, senkronize olmak),
symmetry (eş ölçü), symbiotic (birlikte yaşayan)
tachys :
gre. * tachus (hızlı) * tachycardia (taşikardi, hızlı kalp atışı)
tele :
gre. * uzakta, uzak * television (televizyon)
tetra :
gre. * dört, dörtlü * tetragon (dörtgen)
tract :
lat. * çekmek * tractor (traktör, çekici)
trans :
lat. * geçiş, geçme * transmit (aktarmak)
tri :
gre. * üç * triplet (üçlü)
ultra :
lat. * üst, üstün, ötesi, yüksek, yüce * ultrasound (ses ötesi)
un :
ing. * -sız, -siz, olumsuzluk, yokluk, karşıtlık, zıtlık * unconscious
(bilinçsiz)
under :
alm. * altında, alt * undertake (kalkışmak, üstlenmek, girişmek), underestimate
(hafife almak)
uni :
lat. * bir, tek * universe (tek düzen, evren)
xeno :
gre. * yabancı, konuk * xenophobia (zenofobi, yabancı korkusu)
İNGİLİZCEDEKİ
SON EKLER (DİLİ * ANLAMI * ÖRNEK)
able, ible :
lat. * gibi olan, yetisi olan -yapabilir * flammable (yanıcı), edible
(yenebilir)
al, ial :
lat. * gibi olan, ile ilgili * rational (mantıklı, akla yatkın, makul),
congenial (cana yakın)
ance, ancy :
lat. * gibi olma, ile ilgili * fragrance (güzel koku), pregnancy (hamilelik)
ar, er, or :
lat. * yapan, eden, -cı, -ci, -cu, -cü * sonar (bir nesnenin yerini ve durumunu
ses dalgalarıyla saptayan sistem), player (oyuncu), actor (aktör)
bility :
lat. * olabilirlik, yapabilirlik * probability (olasılık, ihtimal)
cede, ceed :
lat. * gitmek * procede (ilerlemek), exceed (aşmak, sınırın ötesine gitmek)
cept :
lat. * almak * accept (kabul etmek)
cogni :
lat. * tanımak, bilmek * recognition (tanınma)
cle, cule :
lat. * küçültme * clavicle (küçük anahtar), minuscule (küçük harf)
dic, dict :
lat. * konuşmak, söylemek * predict (öngörmek, tahmin etmek, önceden söylemek),
dictionary (sözlük)
duct :
lat. * yönlendirmek, liderlik etmek * conduct (yönetmek)
ed :
ing. * geçmiş zaman fiil eki * hurried (acele etmiş, acele içinde)
en : ing.
* sıfattan fiil türetme * darken (karartmak)
ence, ency :
lat. * gibi olma, ile ilgili * pertinence (uygunluk), efficiency (yeterlik)
ent :
lat. * -cı, -ci, -cu, -cü, gibi olan, ile ilgili * apparent, solvent
er, or :
lat. * yapan, eden anlamı veren son ek * runner (koşucu), creator (yaratıcı)
er :
ing. * niteleme sıfatı * greater (daha yüce, daha büyük)
est :
ing. * en fazla, en * earliest (en erken)
ey :
fra. * durum ve zaman, uzantı * journey (yolculuk, gün boyu dolaşma), journée
(bütün gün) (fra.)
ful :
ing. * gibi olan, ile ilgili * awful (berbat)
gamy :
gre. * evlilik * polygamy (çok eşlilik)
gram :
gre. * gram * gram (kilogramın binde biri)
graph :
gre. * yazmak * photograph (fotograf), telegraph (telgraf)
graphy :
gre. * yazma * photography (fotografçılık), telegraphy (telgrafçılık)
gress :
lat. * gitmek * transgress (geçip gitmek)
ia :
gre. * durum, hastalık durumu, sorun * bulimia (şiddetli açlık), bacteria
(bakteri)
ic :
gre. * isimden sıfat türetme; ikos (ile ilgili, gibi, -a ait, benzer) *
fantastic (fantastik, hayali)
ific :
gre. * -sal, -sel, gibi olan, ile ilgili * scientific (bilimsel)
ing :
ing. * fiilden isim türetme * sailing (yelkencilik)
ion, tion, ation, ition :
lat. * isim yapım eki * imagination (hayal gücü, hayal etme)
ish : ing.
* gibi olan, -ca, -ça, -ce, -çe, -sı, -si, -su, -sü * sluggish (sümsük,
sünepe), childish (çocukça, çocuksu)
ist :
lat. * yapan, eden, kişi * therapist (terapist, psikiyatr)
ite, itis :
gre. * hastalık, sorun, durum belirtir * laryngitis (larenjit, gırtlak
iltihabı)
ive, ative, tive :
lat. * creative (yaratıcı), talkative (konuşkan, geveze), incentive (teşvik)
ity, ty :
lat. * -lık, -lik, -luk, -lük * rationality (rasyonellik, mantıksallık)
ium :
lat. * olma durumu, oluşum bildirme, yer bildirme * crematorium, collesium
ize :
lat. * -laştırmak, -leştirmek, dönüştürmek, gibi yapmak, gibi olmak *
standardize (standartlaştırmak)
ject :
lat. * atmak * project (yansıtmak, ileriye atmak)
less :
ing. * az daha az, eksik * homeless (evsiz)
ly :
alm. * gibi olan, ile ilgili * regularly (düzenli)
logy :
gre. * bilim, bilgi, kelime * sociology (sosyoloji)
ment :
lat. * fiilden isim türetme * enlargement (genişleme)
meter :
gre. * ölçmek * thermometer (termometre, ısıölçer)
mis, mit :
lat. * göndermek * transmit (iletmek, aktarmak), dismiss (kovmak)
morphe :
gre. * şekilli, biçimli * anthropomorphic (insan biçimli)
ness :
ing. * gibi olma, ile ilgili olma durumu * happiness (mutluluk)
ole :
lat. * ile ilgili * vacuole (koful)
ous, eous, ious :
lat. * gibi olan * continuous (devamlı), indigenous (yerli), instantaneous
(ani), conscious (bilinçli)
path :
gre. * acı çekme, ıstırap, his, duygu * psychopath (psikopat)
ped, pede :
lat. * ayak * centipede (kırkayak)
phobia :
gre. * korku * arachnophobia (örümcek korkusu)
phon :
gre. * ses * telephone (telefon)
port :
lat. * taşımak * transport (nakliye, bir yerden bir yere taşıma)
rium :
lat. * durumu, yeri * equilibrium (denge, ağırlıkların eşitlenmesi)
rupt :
lat. * kırılmak, kesilmek, bölünmek, kopmak * interrupt (kesmek, bölmek)
ry :
lat. * gibi olan * imaginary (hayali)
s, es :
ing. * çoğul eki * boxes (kutular)
scope :
gre. * görüş * microscope (mikroskop)
scrib, script :
lat. * yazmak, yazı * describe (tasvir etmek, tanımlayıcı yazı yazmak),
inscription (yazıt)
spect :
lat. * görmek, bakış, bakmak, gözlemlemek, gözetlemek * respect (saygı
göstermek)
struct :
lat. * yapılandırmak, inşa etmek, oluşturmak * construct (tesis etmek, inşa
etmek, kurmak)
tive :
lat. * fiilden sıfat türetme * constructive (yapıcı), decorative (dekoratif)
tract :
lat. * çekmek * extract (çıkarmak)
tude, itude :
lat. * -lık, -lik, -luk, -lük, gibi olma * exactitude (kesinlik)
ure :
lat. * fiilden isim türetme * structure (yapı), creature (yaratık)
vers :
lat. * dönmek, düzen * universe (evren, tek düzen), inverse (ters, terse dönük)
y :
ing. * -lı, -li, -lu, -lü, gibi * sunny (güneşli)
FRANSIZCADAKİ ÖN EKLER (DİLİ
* ANLAMI * ÖRNEK)
a :
lat. * -a, -e * aplanir (düzeltmek)
a-, an :
gre., lat. * yok, değil, zıt, karşıt, olumsuzluk * anormal (anormal),
anachronique (anakronik, zamanına uyumsuz)
aéro :
gre. * hava * aérodrome (havaalanı)
allo :
gre. * diğer, başka, öbür * allotrope (farklı moleküler yapıya sahip olan
herhangi bir element formu)
ana :
gre. * yukarı, geri, yeniden, tekrar * anabiyotik (canlandırıcı), anajenez
(doku yenilenmesi)
anté :
lat. * önce, ön, öndeki * antérieur (önceki, ön)
anti :
gre. * zıt, karşıt * antibiotique (antibiyotik)
anthropos :
gre. * insan * anthropomorphique (antropomorfik, insan biçimli, insan şekilli)
archi :
lat. * ilk, baş, şef * archiduc (arşidük)
auto :
gre. * kendiliğinden * autocratie (otokrasi)
bi :
lat. * iki, ikili * binôme (binom)
bio :
gre. * yaşam * biologique (biyolojik, yaşambilimsel)
brady :
gre. * bradus (yavaş) * bradycardie (bradikardi, hızlı kalp atışı)
chrono :
gre. * zaman, saat * chronologie (kronoloji)
circum :
lat. * çevre, halka, çember * circonférence (çevre)
co, col :
lat. * birlikte, beraber * colaboration (işbirliği)
com :
lat. * birlikte, beraber, ile * communiquer (haberleşmek)
con :
lat. * bir araya gelmiş, beraber, birlikte, birleşmiş * confédération
(konfederasyon)
contre :
lat. * karşı, tersine, zıt, karşıt * contraceptifs (gebelik önleyiciler)
cosmo :
gre. * düzen, evren * cosmologie
dé(s) :
lat. * olumsuzluk, yok, değil * découvrir (keşfetmek)
demi, mi, semi :
lat. * yarım, yarı * demi-lune (yarım ay)
di :
gre. * iki * diphtongue (iki sesli)
dia :
gre. * iki, ikiye bölmek, baştan sona ilerlemek * diable (şeytan, ikiye ayıran,
bölen), diamètre (çap)
dis :
lat. * ayrı, ayırma, olumsuzluk * distraire (oyalamak)
du, duo :
lat. * iki , ikili * dualité (ikilik), duodénal (onikiparmak bağırsağı ile
ilgili)
dys :
gre. * zorluk, engel, kötü, sorunlu * dystrophie (gelişim bozukluğu, beslenme
bozukluğu)
em :
fra. * iç, içe * embaumer (mumyalamak, içini balsamlamak)
em :
far. * üstüne gelme, kaplama, kuşatma * empièter (örtüşmek)
en :
fra. * -lamak, içine * encaisser (tahsil etmek, kasaya koymak)
en :
fra. * gibi olma * enrouler (sarmak, sargı gibi yapmak)
endo :
gre. * iç, iç ile ilgili, içeri * endothermic (ısı alan)
entre :
lat. * arası, arasında * entreprendre (kalkışmak, üstlenmek, girişmek)
épi :
gre. * üstünde, üzerinde, tepede * épiderme (üst deri)
équi :
lat. * eşit * équilatéral (eşkenar)
eu :
gre. * iyi, doğru * éloge (methiye)
ex :
lat. * dış, fazla, çok * externe (dışla ilgili, dışsal)
exo :
gre. * dış, dış ile ilgili, dışarı * exosphère (egzosfer)
extra :
lat. * ilave, ek, fazladan * extrasystole (ekstrasistol, ritmik olmayan kalp
atışı, ilave kal atışları)
géo :
gre. * yer, yeryüzü, toprak * géographie (coğrafya)
héli :
gre. * spiral, helezonik, helix * hélicoptère (helikopter)
hélio :
gre. * güneş * héliocentrique (güneş merkezcil)
hémi :
gre. * yarım * hémisphère (yarıküre)
hétéro :
gre. * diğer, öbürü, başka * hétéromorphe (heteromorf, normalin, standardın
dışında olan)
holo :
gre. * hepsi, tüm * holocauste (toplu yakma)
homo :
gre. * aynı, tıpkısı, benzer * homogène (aynı cinsten, homojen)
hydro :
gre. * su * hydrogène (hidrojen)
hyper :
gre. * yüksek, aşırı, fazla * hypertension (yüksek tansiyon)
hypo :
gre. * alt, aşağı, azalması * hypotension (düşük tansiyon)
il, ir :
lat. * değil, yok * illégitime (usülsüz, yasa dışı), irrationnel (mantıksız,
aklı dışı)
im, in :
lat. * içine * impression (izlenim, içine basma), incarner (etlenme,
bedenlenme)
im, in :
lat. * değil yok * impossible (imkansız), inévitable (kaçınılmaz)
infra :
lat. * alt * infrastructure (alt yapı)
inter :
lat. * arası, arasında * international (uluslararası)
intra :
lat. * iç, içeri, içinde, içte * intrapariétal (boş organın duvarları içinde
bulunan)
kil :
gre. * bin birimlik ölçü * kilogramme (kilogram, bin gram)
leuk, leuko :
gre. * beyaz * leucocyte (lökosit, akyuvar)
litho :
gre. * taş * lithosphère (litosfer)
macro :
gre. * büyük * macroéconomie (makroekonomi)
mal, mé(s) :
fra. * malmener (hırpalamak, tartaklamak), mésestimer (hafife almak)
micro :
gre. * küçük * microscope (mikroskop, küçükleri kapsayan)
mono :
gre. * monogamie (tek eşlilik)
multi :
lat. * çok, fazla * multiplier (çarpmak)
néo :
gre. * yeni * néolithique (neolitik)
non :
lat. * yok, değil, olmaz, hayır, -sız * non-corrodable (paslanmaz)
ortho :
gre. * doğru, düz * orthopédie (ortopedi)
oto :
gre. * kendi, kendiliğinden * otographie (otografi)
para, pare :
lat. * karşı, zıt, engelleyici * paratonnerre (paratoner)
péri :
gre. * çevresi * périscope (periskop)
philo :
gre. * sevgi * philosophie (felsefe, filozofi)
physio :
gre. * fiziksel * physiologie (fizyoloji)
phono :
gre. * ses * phonographe (fonograf)
photo :
gre. * ışık * photosynthèse (fotosentez)
poly :
gre. * çok, fazla * polythéism (çoktanrıcılık)
post :
lat. * ileri * postmoderne (modernizmin ilerisi, sonrası, ötesi)
pré :
lat. * ön, önce, evvelden * prévoir (öngörmek)
pro :
lat. * öne, ileri * prolonger (uzatmak)
pseudo :
gre. * yanlış, hatalı, aldatıcı * pseudonyme (mahlas, ön ad, takma ad)
psycho :
gre. * ruh, zihin, bilinç; hayat * psychologie (psikoloji)
quadri :
lat. * dört, dörtlü * quadrilatéral (dörtgen)
quasi :
lat. * gibi, sanki, neredeyse * quasiment (neredeyse, hemen hemen, az daha,
yakinen)
re, r(é) :
lat. * tekrar, yeniden * retrieve (yeniden bulmak)
rétro :
gre. * geri, geriye * rétrospective (geriye dönük)
semi :
lat. * yarı, yarım * semi-conducteur (yarı iletken)
sous, sub :
lat. * sous-marin (su altı), subordonné (tabi)
super :
lat. * üzerinde, üstünde * supersonique (sesten hızlı)
supra :
lat. * üst, üstte, üzerinde, yukarıda * suprématie (üstünlük)
sur :
lat. * üst, üzerine * survivre (hayatta kalmak, bir olayın üzerine hala yaşıyor
olmak)
tachy :
gre. * tachus (hızlı) * tachycardie (taşikardi, hızlı kalp atışı)
télé :
lat. * uzakta, uzak * télévision (televizyon)
tétra :
gre. * dört, dörtlü * tétraéthyle (tetraetil)
trans :
lat. * geçiş * transporter (taşımak, nakletmek)
tri :
gre. * üç * trisomie (üçlü olma; normal şartlarda iki tane olması gereken
kromozom sayısının üç olması)
ultra :
lat. * en üst seviyenin ötesinde, daha ileri, aşırı * ultraviolet (mor ötesi)
uni :
lat. * tek, bir * uniforme (üniforma; her durumda aynı kalan, tek şekilli, tek
halli)
xéno :
gre. * yabancı, konuk * xénophobie (zenofobi, yabancı korkusu)
FRANSIZCADAKİ
SON EKLER (DİLİ * ANLAMI * ÖRNEK)
able :
lat. * gibi olan * probable (olası, muhtemel)
ade :
lat. * gibi olma * promenade (mesire, gezi)
age :
fra. * fiilden isim * héritage (miras)
aie :
lat. * gibi olma * monnaie (madeni para; ay şeklinde olan)
ail :
fra. * -cı, ile ilgili * éventail (fan)
aille :
lat. * -ıntı, -inti, -untu, -üntü * trouvaille (buluntu)
ain, aine :
lat. * gibi olan, ile ilgili * contemporain (çağdaş, zamanı ile ilgili),
Romaine (dişi için Romalı, Roma ile ilgili)
aire :
lat. * gibi olan, fiilden sıfat türetme * imaginaire (hayali)
ais, aise :
lat. * ile ilgili, -e ait olan * Français, Française (Fransız)
aison :
lat. * fiilden isim türetme * livraison (dağıtım, teslimat)
al, ale :
lat. * gibi olan, ile ilgili * total, totale (toplam, tüm) (totus (tüm) + alis
(ile ilgili, gibi, -a ait, benzer)
ance :
lat. * gibi olma, olma hali * vigilance (uyanıklık)
ant, ante :
lat. * gibi olan, ile ilgili, fiilden sıfat türetme * stimulant, stimulante
(uyarıcı)
ard, arde :
fra. * -cı, -ci, -cu, -cü, yapan, eden, gibi olan * roublard (açıkgöz) (roubler
(heklemek, kesmek, aldatmak) + ard (gibi olan, -cı, -ci) )
ateur, atrice :
lat. * -cı, -ci, -cu, -cü, yapan, eden, gibi olan * régulateur (regülatör,
düzenleyici),
atif, ative :
lat. * -cı, -ci, -cu, -cü, yapan, eden, gibi olan * sédatif, sédative
(yatıştırıcı, sakinleştirici)
ation :
lat. * fiilden isim türetme * observation (gözlem)
âtre :
lat. * -ımsı, -imsi, -umsu,ümsü, ile ilgili * idolâtre (putperest, putsu),
blanchâtre (beyazımsı)
bilité :
lat. * olabilirlik, yapabilirlik * probabilité (ihtimal, olasılık)
cide :
lat. * yok etme, ortadan kaldırma * homicide (cinayet) (homo (insan) + cidium (kesme,
yarma, doğrama, vurma; öldürme) (caedere (kesmek, vurmak, çarpmak, öldürmek) +
ium (isim yapım eki) )
crate :
gre. * kuvvetli, kudretli, hakim * aristocrate (aristokrat)
cratie :
gre. * kuvvet, kudret, hakimiyet * aristocratie (aristokrasi)
cule : lat.
* küçültme * clavicule (küçük anahtar), molecule (molekül)
culture :
lat. * yetiştirme * apiculture (arıcılık)
eau :
lat. * küçültme * oiseau (kuş, küçük kuş) (aucellus (ois, auce, avis (kuş) +
eau, ellus (küçültme eki) )
ée :
fra. * -lık, lik, -luk, -lük, ile ilgili, zamanında olan * soirée (akşam, akşam
zamanında olan)
ège :
lat. * kapmak, dahil etmek * cortège (kortej)
el, elle :
lat. * gibi olan, ile ilgili * perpétuel, perpétuelle (sürekli daimi)
ence :
lat. * yapma, etme, fiilden isim türetme * référence (referans)
ent, ente :
lat. * gibi olan * permanent (sürekli, daimi)
erie :
lat. * gibi olma, ile ilgili * tromperie (hilekarlık), parfumerie (ıtriyat,
parfümeri)
esse :
lat. * sıfattan isim türetme * tendresse (şefkat, hassasiyet)
esse :
lat. * dişilik eki * duchesse (kadın dük)
et :
lat. * -lık, -lik, -luk, -lük, ile ilgili * bracelet (bilezik, bileklik)
et, ette :
lat. * küçültme * hachette (küçük balta)
ette :
lat. * ile ilgili * épaulette (omuzluk)
eur, euse, rice :
lat. * cı, -ci, -cu, -cü, yapan, eden * acteur (aktör), actrice (aktris),
maquilleur, maquilleuse (makyajcı erkek, makyajcı kadın)
eux, euse :
lat. * isimden sıfat türetme * fameux, fameuse (ünlü erkek, ünlü kadın)
fère :
lat. * gibi olan, ile ilgili * mammifère (memeli)
forme : lat.
* oluşturma, durumunda olma * conforme (mutabık)
gamie :
gre. * evlilik * polygamie (çok eşlilik)
gramme :
gre. * küçük ağırlık, ölçü * cardiogramme (kardiyogram, kalp atışı ölçümlemesi)
graphie :
gre. * yazı, yazma * démographie (demografi)
ible :
lat. * gibi olan, fiilden sıfat türetme * lisible (okunabilir)
ie :
gre. * gibi olma * apathie (ilgisizlik, hissizlik)
ien, ienne :
gre. * ile ilgili * chrétien, chrétienne (hıristiyan), magicien, magicienne
(sihirbaz, büyücü)
ier :
lat. * -cı, -ci, -cu, -cü, yapan, eden * cordonnier (kunduracı)
ier, ière :
lat. * yapan, durumunda olan, ile ilgili * prisonnier (mahkum, hapsedilmiş)
if, ive :
lat. * gibi olan * attentif, attentive (dikkatli)
ifique :
gre. * -sal, -sel, gibi olan, ile ilgili * scientifique (bilimsel)
in, ine :
lat. * gibi olan, ile ilgili * divin, divine (ilahi)
ion :
lat. * fiilden isim türetme * évasion (kaçış)
ique :
gre. * ile ilgili * dramatique (dramatik)
ise :
lat. * -lık, -lik, luk, -lük * sottise (akılsızlık, aptallık)
iser :
lat. * -laştırmak, -leştirmek, gibi yapmak, gibi olmak * standardiser
(standartlaştırmak)
isme :
gre. * ile ilgili, gibi olma * narcissisme (narsisizm)
issime :
gre. * gibi olan * rarissime (çok nadir)
iste :
gre. * gibi olan, ile ilgili olan * communiste (komünist)
ité :
lat. * ile ilgili, gibi olma * rationalité (rasyonellik)
ite :
lat. * fiilden sıfat türetme * implicite (örtülü, imalı)
logie :
gre. * bilgi, bilim * psychologie (psikoloji)
logiste :
gre. * bilimci, bilen, bilgici * écologiste (çevrebilimci)
logue :
gre. * bilimci, bilen, bilgici * gynécologue (jinekolog)
manie :
gre. * manyaklık, saplantı * mégalomanie (megalomani)
ment :
lat. * sıfattan isim türetme * firmament (gökkubbe, sağlamlaştırılmış olma)
ment :
fra. * sıfattan sıfat türetme * vigoureusement (şiddetle)
morphe :
gre. * şekilli, biçimli * anthropomorphe (insan biçimli)
ois, oise :
lat. * gibi olan * sournois, sournoise (sinsi)
ole :
lat. * ile ilgili * vacuole (koful)
on :
gre. * ile ilgili * canon (kanun, yasa)
on, onne :
lat. * gibi olan * glouton (obur, psiboğaz)
ot, ote :
gre. * gibi olan, ile ilgili * compatriote (yurttaş), jeunot (genç)
pathie :
gre. * sorun, olumsuzluk, hastalık, sıkıntı * apathie (ilgisizlik, hissizlik)
phobie :
gre. * korku * acrophobie (yükseklik korkusu)
scope : gre.
* görüş * microscope (mikroskop)
sie :
gre. * ile ilgili olma * analgésie (analjezi, ağrıyı azaltma)
son :
lat. * -ntı, ile ilgili olma * liaison (bağ, bağlantı)
té :
lat. * sıfattan isim türetme * loyauté (sadakat, bağlılık)
tie :
gre. * ile ilgili olma * acrobatie (akrobasi)
tion :
lat. * fiilden isim türetme * recognition (tanıma)
tif :
lat. * fiilden sıfat türetme * motif (uyarıcı), décoratif (süsleyen)
tude, itude :
lat. * isimden isim türetme * magnitude (şiddet)
ure :
lat. * fiilden isim türetme * structure (yapı), créature (yaratık), température
(sıcaklık, ısı) (temperare (harmanlamak, değiştirmek, dizginlemek) + ture (isim
eki) )
ALMANCADAKİ ÖN EKLER (DİLİ *
ANLAMI * ÖRNEK)
ab :
alm. * altında, altına * Abkommen (sözleşme, antlaşma, mukavele)
an :
lat. * üstüne, yanına * ankommen (nail olmak, erişmek, varmak)
auf :
alm. * üst, üstüne, üstünde * aufsehen (nezaret etmek, gözlemek, gözü üstünde
tutmak)
aus :
gre. * dışarı, hariç * ausnehmen (ayıklamak, dışarıda bırakmak, hariç tutmak)
bei :
lat. * yanında * beiseite gehen (kenara çekilmek, yana kaçmak)
ein :
lat. * iç, içe, içte * eindringen (nüfuz etmek, içine girmek duhul etmek)
empor :
lat. * yukarı, üste, yükseklik * emporbringen (yetiştirmek, yükseltmek,
kaldırmak)
ent :
alm. * olumsuzluk * entkommen (kaçmak)
er :
alm. * etken fiil eki * erheben (kaldırmak, yükseltmek)
fehl :
alm. * yanlışlık, hata * fehlgehen (yolunu şaşırmak)
fort :
alm. * ileri, öne * fortschreiten (ilerlemek, ileri gitmek)
fremd :
alm. * yabancı * Fremdsprache (yabancı dil)
ge :
alm. * geçmiş zaman * gelagert (deponlanmış)
gegen :
alm. * karşı, karşıt, zıt, karşısında * gegenseitig (karşılıklı)
grund :
alm. * temel, baz, esas * Grundbuch (tapu)
halb :
alm. * yarı, yarım * halbamtlich (yarı resmi)
herum :
alm. * çevresi, etrafı * herumgehen (dolanmak, dolaşmak)
hinab :
alm. * aşağı, aşağıya * hinabsteigen (aşağı inmek)
hinweg :
alm. * üstü, üzeri * hinweggehen (üzerinden geçmek, atlamak)
individual :
lat. * kişisel * Individualfreiheit (kişisel özgürlük)
irgend :
alm. * herhangi * irgendwo (her nerede)
Lieblings :
alm. * favori, sevilen * Lieblingsdichter (sevilen şair, favori şair)
los :
alm. * -sız, -siz, -suz, -süz, yok, değil, olumsuzluk * loslösen (sökmek)
miss :
alm. * yanlış, hatalı, eksik, noksan * misshandeln (hırpalamak)
mit :
alm. * birlikte, beraber * mitnehmen (götürmek)
nach :
alm. * -a doğru, yönelme * nachgeben (hoş görmek)
nicht :
alm. * yok, değil, hayır, olmaz * nicht abgesichert (güvensiz)
normal :
lat. * kurala uygun, norma uygun * Normalbedingung (standart koşul, normal
koşul)
ober :
alm. * üst, yukarı, fazla * oberflächlich (yüzeysel, üstünkörü)
öko :
gre. * evsel, evle ilgili * Ökonomie (ekonomi)
poly :
gre. * çok, çoklu * polyandrisch (çok kocalı)
pro :
lat. * önde, çıkık, öne çıkan * Professional (profesyonel)
rein :
alm. * temiz, saf * reinigen (temizlemek), reinrassig (safkan)
rück :
alm. * geri, arka * rückkehren (geri dönüş)
teil :
alm. * kısım, parça, bölünme, bölüm * teilnehmen (katılmak)
über :
alm. * üst, yukarı, üzeri * übertreiben (abartmak)
um :
alm. * çevresi, etrafı * umschließen (kuşatmak)
umher :
alm. * çevresi, etrafı * umherziehend (seyyar)
un :
alm. * -sız, -siz, -suz, -süz, olumsuzluk, yok, değil * unfähig (kabiliyetsiz,
yeteneksiz)
unter :
alm. * altında, alt * unternehmen (kalkışmak, üstlenmek, girişmek)
ur :
alm. * iyice, tamamen * Ursprung (kaynak)
ver :
alm. * etken fiil eki; olumsuzluk * verdienen (haketmek), verlängern (uzatmak);
verführen (tecavüz etmek), vermeiden (sakınmak, kaçınmak)
voll :
alm. * tamamen, tam, dolu * voll stopfen (doldurmak)
vorbei :
alm. * üst, geçmiş, yukarıda * vorbeikommen (uğramak, geçerken ziyaret etmek)
weg :
alm. * yol, uzağa * wegbringen (götürmek)
weiter :
alm. * geniş, devam, sürme * wietergehen (sürüp gitmek, devam etmek)
wider :
alm. * karşı, ters * widerstehen (karşı durmak, direnmek, göğüs germek)
wieder :
alm. * tekrar, yineleme * wiederbeleben (hortlamak, tekrar yaşamak)
wo :
alm. * yer * woanders (başka bir yer)
zer :
alm. * dağıtma, saçma * zertrümmern (bozguna uğratmak)
zu :
alm. * -a, -e, -a doğru, yönelme * zuschauen (seyretmek)
zurecht :
alm. * doğruya * zurechtweisen (haddini bildirmek)
zurück :
alm. * geri, arka * zurückgeben (iade etmek)
zusammen :
alm. * birlikte, beraber * zusammenkommen (toplanmak bir araya gelmek,
kavuşmak)
ALMANCADAKİ
SON EKLER (DİLİ * ANLAMI * ÖRNEK)
abel :
lat. * gibi olan, yetisi olan -yapabilir * rentabel (kazançlı, rantabl)
ähnlich :
alm. * -ımsı, -imsi, -umsu, -ümsü, benzer, andıran * menschenähnlich
(antropoit, insansı)
al :
alm. * gibi olan, ile ilgili, -sal, -sel * universal (evrensel)
artig :
alm. * gibi, ile ilgili * eigenartig (özgün, kendine mahsus)
bar :
far., alm. * gibi olan, ile ilgili * tragbar (portatif, taşınabilir)
chen :
alm. * küçültme, şirinleştirme, sevecenleştirme * Kätzchen (kedicik)
fach :
alm. * gibi olan, ile ilgili * vielfach (katmerli, katmanlı)
förmig :
lat. * şekilli, şeklinde * kreisförmig (dairesel)
füßer :
alm. * bacaklı, ayaklı * Gliederfüßer (eklembacaklı)
gemäß :
alm. * ölçülü, düzeninde * satzungsgemäß (nizami)
haft : alm.
* -lı, -li, lu, -lü, gibi olan, ile ilgili * dauerhaft (devamlı)
heit :
alm. * -lık, -lik, luk,- lük, gibi olma, ile ilgili * Sicherheit (kesinlik,
güvenlik, sigorta)
ig :
alm. * gibi olan * schäbig (kılıksız, pasaklı)
ik :
gre. * gibi olma, ile ilgili * Mechanik (mekanik, fiziğin hareketleri inceleyen
dalı)
isch :
gre. * gibi olan * mechanisch (mekanik)
isieren :
lat. * -laştırmak, -leştirmek, gibi yapmak, gibi olmak * standardisieren
(standartlaştırmak)
keit :
alm. * gibi olma, ile ilgili olma durumu * Dankbarkeit (minnettarlık)
kunde :
alm. * bilim, sanat, zanaat * Vogelkunde (kuşbilim)
kunft :
alm. * geliş, bulunuş * Ankunft (teşrif)
lei :
alm. * -lı, li, -lu, -lü, gibi olan * allerlei (çeşitli)
lein :
alm. * gibi olan * allein (yalnız, tek başına)
ler :
alm. * ile ilgili, sahibi * Tausendfüßler (kırkayak)
lich :
alm. * -sal, -sel, gibi olan, ile ilgili * ländlich (kırsal)
ling :
alm. * ile ilgili, gibi olan * Zwilling (ikiz)
los :
ing. * -sız, yok, değil * arbeitslos (işsiz)
mal :
alm. * ile ilgili, -cı, -ci, -cu, -cü * Denkmal (abide)
mann :
alm. * adam, insan, yapan kişi * Zimmermann (doğramacı, marangoz)
maßen :
alm. * olarak, ölçüsünde * gleichermaßen (eşit olarak)
mäßig :
alm. * gibi, olarak * regelmäßig (düzenli)
mer :
alm. * birinci çoğul şahıs öznesi * glaubemer (glauben wir)
nik :
alm. * gibi olan, ilgili * Bionik (biyonik)
nis :
alm. * isimden isim türetme * Verstandnis (anlayış)
oid :
gre. * -msı, -msi, -msu, -msü, benzeyen, gibi * humanoid (insansı)
rei :
alm. * fiilden isim türetme * angeberei (gösteriş, caka, çalım, fiyaka,
palavra)
reich :
alm. * alem, ortam, gibi olan, -lı, -li, -lu, -lü, -lak, -lek * wasserreich
(sulu, sulak), Kaiserreich (imparatorluk)
sam :
alm. * gibi olan, -gan, -gen, -gın, -gin, -gun- gün, -kan, -ken, -kın, -kin,
-kun, -kün * arbeitsam (çalışkan)
schaft :
alm. * gibi olma, -lık, -lik, -luk, -lük * Freundschaft (arkadaşlık)
schenklig :
alm. * kenar * gleichschenklig (ikizkenar)
seits :
alm. * taraf, yan * andererseits (öte yandan)
sichtig :
alm. * gösteren, görme, görüş * durchsichtig (şeffaf)
sprachlich :
alm. * dil ile ilgili * umgangssprachlich (konuşma diliyle ilgili)
stimmig :
alm. * birliktelik, birlik * einstimmig (mutabakatlı, anlaşmalı)
strophig :
gre. * dönüşlü, darbeli * einstrophig (tek vuruşlu)
stück : alm.
* parça * Frühstück (kahvaltı)
süchtig :
alm. * tiryaki, tutkun, istekli * eifersüchtig (kıskanç)
teils :
alm. * durum eki * Gegenteils (zıt)
tum :
alm. * -lık, -lik, -luk, -lük, gibi olma, ile ilgili olma * Eigentum (iyelik,
sahip olma, mülkiyet)
ung :
alm. * fiilden isim türetme * Einbildung (kuruntu)
wärts :
alm. * -a doğru, -e doğru, yönelme * vorwärts (öne, ileriye)
wegen :
alm. * yoluyla, nedeniyle, sebebiyle * deswegen (dolayısıyla, bu nedenle, sonuç
itibarıyla)
weise :
alm. * -lı olarak, ile * zwangsweise (zorla, cebirle)
wert :
alm. * değerli, değer * beachtenswert (hatırı sayılır)
wesen :
alm. * oluş * verwesen (kokuşmak, çürütmek)
willig :
alm. * istekli, gönüllü * freiwillig (gönüllü, istekli, istemli), böswillig
(kötü istekli)
wöchig : alm.
* hafta adedi bazında süreç bildirme * zweiwöchig (iki haftalık)
zeug :
alm. * alet, araç * Motorfahrzeug (motorlu araç, motorlu taşıt)
TIP TERİMLERİ ÖN EKLERİ
(DİLİ * ANLAMI * ÖRNEK)
a-, an :
gre. * -sız, -siz, -suz, -süz, yok, değil, karşıt, zıt, olumsuzluk * apatheia
(ilgisizlik, duygusuzluk), anorexia (iştahsızlık)
ab :
lat. * uzak, ayrı * abortion (düşük yapma)
ad :
lat. * -a, doğru * adduction (bir organın vücudun orta hattına yaklaşması)
ante :
lat. * önce, önde, evvel * antepyretic (ateş yükselmesinden önce)
anti :
gre. * zıt, karşıt * antianemic (anemi önleyici)
bi, bin :
lat. * iki, ikili * bicephalus (tek gövdede iki baş olma sendromu)
brady :
gre. * yavaş * bradycardia (yavaş kalp atışı)
de :
lat. * -dan, -den, uzak, ayrı * decalcification (kireşsizlesme, kalsiyum
eksikliği, yokluğu)
dia :
gre. * ayrı, ayrı olarak; vasıtasıyla, yoluyla, içinden, arasından * diaclasis
(kemiği kırma, ayırma)
dys :
gre. * yok, değil, zıt, karşıt * dysarthria (konuşna bozukluğu, konuşamama)
endo :
gre. * iç, içeri, içinde, içinde * endocrine (iç salgı)
epi :
gre. * üst, üzeri, üstünde, yukarı * epicranium (kafatası kemiklerinin üzerini
örten deri)
eu :
gre. * iyi, normal * eugenics (iyi nesil bilimi, iyi gen bilimi)
hemi :
gre. * yarım * hemisphaerium (beyin yarım küresi)
hyper :
gre. * üst, yukarı, yüksek, aşırı * hypertension (yüksek tansiyon)
hypo :
gre. * alt, alçak, düşük, aşağı * hypotension (düşük tansiyon)
inter :
lat . * arası, arasında * interatrial (kalp kulakçıkları arası)
intra :
lat. * iç, içinde, içeri * intraparietal (organın duvarı içinde)
macro :
gre. * geniş, uzun, büyük * macrolabia (büyük dudaklılık)
meta :
gre. * sonra, öte, ötesi; değişim * metamorphosis (şekil değişimi)
micro :
gre. * küçük * microcyst (çok küçük kist)
mid :
ing. * orta, ortası * midclavicular (köprücük kemiğinin ortasından geçen hayali
eksen)
multi :
lat. * çok * multifidus (çok yarıklı)
neo :
gre. * yeni * neoblastic (yeni dokudan kaynak alan)
nulli :
lat. * yok, hiç, sıfır * nulliparity (hiç çocuk doğurmamış olma durumu)
pachy :
gre. * kalın, kalınlaşma * pachyderm (kalın derili)
pan :
gre. * tüm, toplam, bütün * panareteritis (tüm arterlerin iltihabı)
para :
gre. * arasından, boyunca, yanında, vasıtasıyla, sayesinde; zıt, karşıt, engel,
farklı, ayrı * parageusia (tat alma duyusunda anormallik)
per :
lat. * vasıtasıyla, yoluylaarasından * peranum (anüs yoluyla)
peri :
gre. * çevresinde, çevreleyen * pericranial (kafatası çevresiyle ilgili)
poly :
gre. * çok, fazla * polycystic (çok kistli)
post :
lat. * sonra * postcibal (yemekten sonra)
pre :
lat. * önce, evvel * prenatal (doğum öncesi)
pro :
gre. * önce, evvel * progeria (erken yaşlanma)
sub :
lat. * alt, aşağı * subdural (dura mater altında olan)
supra :
lat. * yukarı, üst, yüksek * suprahepatic (karaciğer üstünde)
sym, syn :
gre. * birlikte, beraber * symbiosis (birbirine benzemeyen iki organizmanın bir
arada yaşamaları durumu)
tachys :
gre. * çabuk, hızlı * tachycardia (hızlı kalp atışı)
trans :
lat. * vasıtasıyla, yoluylayoluyla, aracılıgıyla; geçiş; öte, ötesi * transdermal
(deri içinden, deri yoluyla)
tri :
lat. * üç, üçlü * trisomy (kromozom çifti yerine kromozom üçlüsü olma durumu)
uni :
lat. * bir, tekil * unifocal (tek odaklı)
TIP
TERİMLERİ SON EKLERİ (DİLİ * ANLAMI * ÖRNEK)
a :
gre. * anlamsız son ek * derma (deri, cilt, ten)
ac :
gre. * ile ilgili * cardiac (kalp ile ilgili)
ad :
lat. * -a doğru, yönünde, karşı * dorsad (sırta doğru)
agogue :
gre. * agogos (akış sağlayan, harekete geçiren, taşıyan, yönelten, götüren,
getiren; başlatıcı, uyarıcı) * galactagogue (laktasyon indükleyici veya süt
güçlendirici madde, süt salgılatıcı)
agra :
gre. * nöbet, kriz, ağrı, kramp, sızı * podagra (gut hastalığının özellikle
ayak başparmağında görülmesi)
algia :
gre. * acı, ıstırap * analgia (ağrısızlık, ağrı hissi olmaması)
amnios :
gre. * döl kesesi, amniyotik kese * oligohydramnios (amnios sıvısının az
miktarda olması)
apheresis :
gre. * giderme, ortadan kaldırma * plasmapheresis (plazma proteinlerinin
elektroforez yoluyla birbirlerinden ayrılması)
ar :
lat. * ait olan, ile ilgili * ventricular (karıncıkla ilgili)
ary :
lat. * ait olan, ile ilgili * pulmonary (akciğerle ilgili)
ase :
gre. * enzim belirtme eki (-asis) * amylase (amilaz), diastase (diyastaz),
polimerase (polimeraz)
asis :
gre. * hal, durum, vaziyet * hemostasis (kan akışının durması), epistaxis
(burun kanaması)
asthenia :
gre. * zayıflık * neurasthenia (heyecandan doğan sinir zayıflığı)
blast :
gre. * blastos (tohum, tomurcuk, filiz, sürgün, germ hücresi, ilk evre hücre,
embriyonik hücre) * filiz, tomurcuk, genç sürgün; oluşum halindeki
olgunlaşmamış hücre, genç hücre (fibroblast (lif hücresi, bağ doku hücresi) )
carcinoma :
gre. * kanserli tümör * papillary carcinoma (bir tiroud kanseri türü)
cardia :
gre. * kalp, kalple ilgili veya mide kapakçığı (gastroözofageal birleşim)
bölgesi * tachycardia (taşikardi, kalbin normalden hızlı atması)
cele :
gre. * fıtık, çıkıntı, çıkma, ur, tümör * varicocele (testis damarı varisi)
centesis :
gre. * dikmek, delmek, sıvı boşaltımıniçin cerrahi yol ile vücutta delik açma *
amniocentesis (amniotik sıvı boşaltımı)
cleisis :
gre. * kapama, mühürleme, kilitleme; vücuttaki doğal açıklıkların veya cerrahi
yolların kapatılması * colpocleisis (vajinanın cerrahi olarak kapatılması
işlemi)
clysis :
gre. * dışarıdan sıvı verilmesi, yıkama, enfüzyon * enemaclysis (rektum yoluyla
sıvı verilmesi işlemi, lavman veya rektal sıvı uygulaması
crine :
gre. * salgılamak, serpmek, elemek * endocrine (iç salgı)
cyesis :
gre. * hamilelik * pseudocyesis (yalancı gebelik)
cyte :
gre. * hücre, göze * erythrocyte (alyuvar)
desis :
gre. * tutturmak, bir araya getirmek, birbirine bağlamak * arthrodesis (bir
eklemdeki iki kemiği kalıcı olarak birbirine kaynatma işlemi)
didymus :
gre. * ikiz, çift; ikiz yapıda organlar veya çift oluşumlar * epididymus (erkek
üreme sisteminde, testisin arka tarafında bulunan ve spermlerin olgunlaştığı,
depolandığı uzun kıvrımlı tübüler yapı)
drome :
gre. * koşma, koşmak * syndrome (hastalık belirtisi)
dynia :
gre. * ağrı, acı * mastodynia (meme bölgesinde ağrı)
e : lat.
* anlamsız son ek * plate (yassılaştırılmış çıkıntı)
eal :
lat. * ait, ile ilgili * laryngeal (gırtlakla ilgili , gırtlağa ait)
ectasia :
gre. * genişleme, genişletilmiş durum, yayılma * bronchiectasia (bronşların
kalıcı olarak genişlemesi durumu)
ectasis :
gre. * germe, genişleme, genleşme * atelectasis (akciğer alveollerinin
genişleyememesi durumu)
ectomy :
gre. * kesip çıkarma, cerrahi çıkarma * hysterectomy (üterüsün cerrahi yolla
alınması)
emesis :
gre. * kusma * hematemesis (kanlı kusma)
emia : gre.
* kan ile ilgili olma * ischemia (bölgesel kansızlık (anemi) )
esis :
gre. * durum * karyokinesis (hücre bölünmesi)
ferent :
lat. * taşıyan, götüren (nöronlar, damarlar veya kanalların taşıma/iletme
işlevini belirtir.) * afferent (bir uyarıyı veya bilgiyi bir merkeze taşıyan)
ferous :
lat. * demir içeren, demirli
form :
lat. * şekilli, biçimli, formunda * fungiform (mantar şekilli, mantar
biçiminde)
fuge :
lat. * kaçıran, uzaklaştıran, iten * centrifuge (dönme hareketindeki merkezkaç
kuvvetiyle maddeleri ayıran cihaz)
gen :
gre. * üreten veya neden olan madde veya etken * pathogen (hastalık oluşturan)
genesis :
gre. * oluşum, yaratılış, doğuş, üretim * osteogenesis (kemik dokusunun oluşumu
veya gelişimi)
genic :
gre. * üreten, oluşturan, kaynak olan * osteogenic (kemik oluşumu ile ilgili)
genous :
gre. * kökenli, oluşumlu, ile ilişkili * endogenous (vücut veya organizma
tarafından üretilmiş olan, içten kaynaklanan)
geny :
gre. * doğum, üretim, köken, meydana gelme, soylanma * progeny (nesil, yavru,
soy)
gram :
gre. * yazı, çizim, çizgi, hat, çizelge; harf, yazım, kayıt, yazı ve grafik
oluşturma cihazı * hemogram (kan sayımı)
graph :
gre. * çizim, yazı; kayıt * enterograph (bağırsak görüntüsü)
graphy :
gre. * çizme, yazma, kayıtlama * ultrasonography (ses dalgaları ile organ
görüntüleme)
ia :
gre. * durum, hastalık durumu, sorun * bulimia (şiddetli açlık)
iasis :
gre. * durum, hastalık durumu, sorun * elephantiasis (aşırı organ büyümesi)
iatrist :
gre. * iyileştirici * psychiatrist (psikiyatr)
iatry :
gre. * iyileştirme * psychiatry (psikiyatri)
ic :
gre. * ait, ile ilgili * psychedelic (hayal gördüreb, sanrı yaratan,
halüsinojen)
ictal :
lat. * atak, nöbet, kriz * postictal (aniden gelişen şiddetli nöbet)
ior :
lat. * ait, ile ilgili * posterior (arka, arkada, geride)
ism :
gre. * durum, ile ilgili olma * somnambulism (uyurgezerlik)
itis :
gre. * iltihap, enfeksiyon * adenitis (salgı bezlerinin iltihabı)
kinesis :
gre. * hareket, hareket etme yeteneği veya durumu * bradykinesis (hareketlerin
normalden yavaş olması durumu)
logist :
gre. * uzman * radiologist (radyoloji uzmanı)
logy :
gre. * bilim, bilgi * psychology (psikoloji, ruhbilim)
lysis :
gre. * ayrılma, gevşeme, çözünme, yıkım * thrombolysis (kan damarlarında oluşan
kan pıhtılarının ilaç kullanılarak parçalanması)
malacia :
gre. * yumuşaklık, yumuşama, yumuşatma * chondromalacia (kıkırdak dokusunun
yumuşaması)
mania :
gre. * aşırı düşkünlük, takıntı, çılgınca tutku veya anormal coşku *
kleptomania (maddi ihtiyaç olmamasına rağmen, kontrol edilemeyen hırsızlık
yapma isteği)
megaly :
gre. * genişleme, büyüme * acromegaly (hipofiz bezinin çok fazla büyüme hormonu
salgılaması nedeniyle el, ayak, yüz gibi organlarda aşırı büyüme, irileşme ve
kabalaşma
meter :
gre. * ölçme cihazı * hemocytometer (kan hücresi sayım cihazı)
metry :
gre. * ölçme, ölçüm * stoichiometry (bir kimyasal reaksiyondaki maddelerin
miktarsal ilişkisi)
myces :
gre. * mantar, fungus * candida myces (maya mantarları sınıfına giren,
özellikle insanlarda enfeksiyon (ör. kandidiyaz) yapabilen mikroskobik mantar
türleri)
oid :
gre. * benzer, gibi olan, ile ilgili olan * schizoid (sosyal ilişki kopukluğu
olan)
ology :
gre. * bilim, ...bilimi * dermatology (cildiye, cilt hastalıkları bilimi)
oma :
gre. * tümör, kabarma, şişme; kanser eki * melanoma (cilde rengini veren
melanin maddesini üreten hücreler olan melanositlerden kaynaklanan malign bir
kanser türü, melanom)
opia :
gre. * görme, görüm, görüş * amblyopia (buğulu görme durumu)
opsy :
gre. * görme, görüntüleme * biopsy (mikroskop altında incelenmek üzere canlıdan
belirli bir doku parçasının çıkarılması)
osis :
gre. * sorun durum, hastalık * dacryostenosis (gözyaşı kanallarının daralması)
ostomy :
gre. * cerrahi olarak delik açma, dışa açma, kanal oluşturma * colostomy (kalın
bağırsağın (kolon) bir bölümünün cerrahi olarak karın duvarına ağızlaştırılması
işlemi)
otomy :
gre. * kesme, açma, insizyon yapma * tracheotomy (Nefes yolunu açmak için
trakeaya cerrahi kesi yapılması işlemi)
ous :
lat. * ait, ile ilgili * intravenous (damar içi ile ilgili)
pagus :
gre. * birleşik, yapışık, sabit * sympagus (doğuştan iki organ veya yapının
anormal şekilde birleşmesi durumu)
paresis :
gre. * hafif felç veya kas hareket etkinliğinin tamamen kaybolması *
hemiparesis (vücudun yarısını etkileyen parezi)
pathy :
gre. * hastalık * cardiomyopathy (kalp kası hareket düzensizliği)
penia :
gre. * anormal sayısal azalma * erythrocytopenia (alyuvar sayısında azalma)
pepsia :
gre. * hazım, sindirim * dyspepsia (hazımsızlık)
pexy :
gre. * cerrahi sabitleme * colpopexy (kadınlarda pelvik organ sarkmasını
(vajinal sarkma) düzeltmek için yapılan cerrahi işlem)
phage :
gre. * yiyen, yiyen hücre veya organizma * bacteriophage (bakteri yiyen)
phagia :
gre. * yutma, yeme * dysphagia (yutma güçlüğü, yutamama, yiyememe)
phagy :
gre. * yeme eylemi, yeme alışkanlığı veya yutma * autophagy (hücrenin kendi
yapısını veya artıklarını yemesi, sindirmesi ve geri dönüştürmesi süreci)
phasia :
gre. * konuşma yetisi, konuşma * aphasia (konuşamama, konuşma bozukluğu)
phile :
gre. * seven, sever, ilgilenen, tutkun olan, eğilimli * hydrophile (su seven;
uyla etkileşime girebilen madde veya yüzey; su ile kolayca etkileşen veya suyu
çeken molekül veya madde)
philia :
gre. * sevgi, sevme, dostluk * ailurophilia (kediseverlik)
phobia :
gre. * korku * arachnophibia (örümcek korkusu)
phore :
gre. * taşıyan, getiren * chromophore (ışığı emip renk oluşturan moleküler
grup, renk taşıyan)
phoresis :
gre. * taşınma, götürülme * electrophoresis (DNA gibi yüklü molekülleri
boyutlarına göre ayırmak için laboratuvarda kullanılan bir teknik)
phoria :
gre. * saoma, yönelme, taşıma, dönme, çekme; gözün görme ekseninde sapma *
dysphoria (derin bir huzursuzluk veya memnuniyetsizlik hali)
physis :
gre. * büyüme * symphysis (iki farklı yapının birlikte büyümesi, birden fazla
yapının anormal şekilde kaynaşması)
plasia :
gre. * oluşum, şekillenme, biçimlenme * dysplasia (bir doku veya organda
anormal tipte hücrelerin bulunması ve anormal hücre büyümesi)
plasm :
gre. * büyüme, cevher, şekillenme, oluşum * cytoplasm (hücre zarı ile çekirdek
arasındaki sıvı bölüm)
plasty :
gre. * kalıplama, şekillerndirme; cerrahi onarım * aqueductoplasty (izole
dördüncü ventrikül tedavisi için stentleme prosedürü)
plegia : gre. * vuruş, darbe; felç, inme *
ophthalmoplegia (göz kaslarının felci veya zayıflığı)
pnea :
gre. * nefes alma, soluklanma * dyspnea (zor veya zahmetli nefes alma)
poiesis :
gre. * oluşum* erythropoiesis (kan oluşturan dokuda kırmızı kan hücrelerinin
oluşumu)
ptosis :
gre. * sarkma * nephroptosis (ayağa kalkıldığında böbreğin leğen kemiğine
sarkması durumu)
rrhage :
gre. * aşırı kanama * hemorrhage (yırtılmış bir kan damarından aşırı kan
akması)
rrhagia :
gre. * aşırı kanama durumu * rhinorrhagia (aşırı burun kanaması)
rrhaphy :
gre. * onarım, dikiş * cholecystorrhaphy (safra kesesinin dikilerek onarılması)
rrhea :
gre. * boşaltım, akış, dökülme * diarrhea (ishal)
rrhexis :
gre. * yırtılma * amniorrhexis (amnios kesesi yırtılması)
salpinx :
gre. * fallop tübü, rahim tübü * pyosalpinx (irin birikmesi ile sonuçlanan
fallop tüp tıkanması)
sarcoma :
gre. * etli fazlalık veya madde; kötü huylu tümör * leiomyosarcoma (düz
kaslarda gelişen nadir bir kanser türü)
schisis :
gre. * yarılma, çatlak * retinoschisis (görsel sinyalleri optik sinire ve beyne
ileten, gözün arka iç kısmını kaplayan doku olan retinanın bir alanının iki
katmana ayrıldığı bir durum)
sclerosis :
gre. * sertleşme, kireçlenme * arteriosclerosis (damar setliği)
scope :
gre. * hedef, gözetme, gözleme; görsel incelemede kullanılan cihaz * bronchoscope
(trakea, bronşlar ve akciğerlerin içini incelemek için kullanılan cihaz)
scopic :
gre. * gözlemsel, göemeye ilişkin, görsel inceleme ile ilgili * colposcopic
(rahim ağzı, vajina ve vulvanın incelendiği prosedür olan kolposkopi ile
ilgili)
scopy : gre.
* gözleme, görsel inceleme prosedürü * endoscopy (iç organları, ince bir tüp
vasıtasıyla, görsel olarak inceleme işlemi)
sis :
gre. * durum, süreç, eylem, sonuç * thrombosis (kan damarları içinde pıhtı
oluşumu durumu)
spasm :
gre. * kasılma * blepharospasm (kontrol edilemeyen göz kırpma veya seğirme gibi
diğer göz kapağı hareketleri)
spermia :
gre. * meni, tohum, spermle ilgili durum * oligospermia (menide normalden daha
az sayıda sperm bulunması durumu)
stasis :
gre. * durma, sabitlenme, kontrol * hemostasis (kanamayı durduran fizyolojik
süreç)
sthenia :
gre. * güç, kuvvet, dayanıklılık * asthenia (genel güçsüzlük veya kaslarda
enerji eksikliği durumu)
stenosis :
gre. * daralma * dacryostenosis (konjenital lakrimal kanal tıkanıklığı)
stomy :
gre. * ağız açma, yapay bir delik açma * ileostomy (ince bağırsağın son bölümü
olan ileumdan hasarlı bir parçanın çıkarıldığı ve kesilen ucun karın
duvarındaki yapay bir açıklığa yönlendirildiği bir cerrahi operasyon)
thermia :
gre. * ısı, sıcaklık, ısı üretimi veya düzenlenme * hypothermia (vücu ısısı
düşüklüğü)
thorax :
gre. * göğüs boşluğu * hemothorax (göğüs duvarı ile akciğer arasındaki boşlukta
(plevral kavite) kan toplanması)
thrix :
gre. * kıl, saç, tüy* trichothrix (saç veya kıl ile ilgili yapı)
thymia :
gre. * duygudurum, ruh hali, mizac * euthymia (iyi ruh hali, duygusal denge)
tinib :
gre. * tirozin kinaz inhibitörü olan farmasötik ilaç * afatinib
tion :
lat. * eylem, süreç, durum, sonuç * lactation (süt verme, süt salgılama)
tocia :
gre. * doğum * dystocia (doğum güçlüğü)
tome :
gre. * kesme, kesme aleti * dermatome (tek bir omurilik sinirinin dorsal (arka)
kökü tarafından innerve (sinir sağlama) edilen deri alanı)
tomy :
gre. * kesme * endarterectomy (daralmış veya tıkanmış arterlerden plağı
çıkarmak için yapılan ameliyat)
tripsy :
gre. * cerrahi kırma işlemi * cholecystolithotripsy (safra taşının ultrason
yoluyla parçalanması)
trophic :
gre. * beslenme, besinle ilgili, büyümeyi sağlayan * neurotrophic (sinirlerin
beslenmesini veya gelişmesini destekleyen)
trophy :
gre. * besleme, gelişme * hypertrophy (bir organın veya vüvut bölümünün aşırı
gelişimi)
tropic :
gre. * yönelme, etki etme, bir şeye karşı eğilim veya tepki gösterme *
gonadotropic (gonadları (yumurtalıklar veya testisler) uyaran (hormon veya
etkili madde)
tropism :
gre. * yönelme, belirli bir uyarana karşı yön değiştirme veya tepki verme
hareketi * phototropism (canlı organizmaların veya hücrelerin ışığa doğru
yönelmesi veya tepki vermesi durumu, ışığa yönelim)
um :
lat. * anlamsız son ek * endocardium (kalp odacıklarının iç astarı)
uria :
gre. * idrar, idrar yapma * anuria (eksik idrar üretimi)
us :
gre., lat. * anlamsız son ek * enkephalos, encephalus (ensefalon, beyin)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder